İbni Teymiyye'nin Ehli Sünnete aykırı görüşleri | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

İbni Teymiyye'nin Ehli Sünnete aykırı görüşleri

menzil5453

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
11 Eyl 2014
Mesajlar
579
Puanları
0
Birinci Mesele

-Bazı yaratıkların başlangıcının olmadığını, yani Allâh ile birlikte ezelde var olduklarını iddia etmesidir.


Bu görüşü şu kitaplarda geçmektedir.

1- Muvafakat Sarihil Ma’kul Lisahihil Menkul

2- Minhac es-Sünne e-Nebeviyye

3- Şerh Hadis-i Nüzul

4- Şerh Hadis İmran b. Husayn

5- Nakd Meratibul İcma’

6- Fetaval Kübra

7- Altı Sürenin Tefsir Mecmuası


“Muvafakat Sarihil Ma’kul Lisahihil Menkul” adlı kitabında diyor ki ; “Hadis ehlinin çoğu ve onlara tabi olanlar yaratılmışların aslının yaratılmış olduğunu demiyorlar ancak ezeli olduğunu söylüyorlar.”


“Minhac es-Sünne e-Nebeviyye” adlı kitabında diyor ki; “Bu alemin içindekilerin kendisi ezeli olması imkansızdır ancak bu yaratılmışların aslı ezelidir..”


İmam El Celal ed-Devveni, “Şerhil Adydiyye” adlı kitabında diyor ki: “İbni Teymiyye, bazı kitaplarında Arş’ın ezeli olduğunu yazdığını gördüm.”

İkinci Mesele

-Allâh’ın sıfatlarında sonradan yaratılmış sıfatlar olduğunu iddia etmesidir.


Bu görüşü şu kitaplarda geçmektedir.

1- Muvafakat Sarihil Ma’kul Lisahihil Menkul

2- Minhac es-Sünne e-Nebeviyye

3- Fetaval Kübra

4- Altı Sürenin Tefsir Mecmuası


“Minhac es-Sünne e-Nebeviyye” adlı kitabında diyor ki: “Allâh’ın hareket eder ve Allâh’ın zatında yaratılmış ve araz olan sıfatlarının da olduğunu söylüyoruz. Bunun batıl olduğunu delil nedir? ”

Üçüncü Mesele

-Temiyye'nin Allâh’ın “cisim olduğunu” iddia etmesi.


Bu görüşü şu kitaplarda geçmektedir.

1-Şerh Hadis-i Nüzul

2-Fetaval Kübra

3-Beyan Telbis el-Cehmiyye


“Şerh Hadis-i Nüzul” adlı kitabında diyor ki : “Şeraite göre bir peygamberden, bir sahabeden, bir tabi’den veya bir seleften Allâh’ın cisim olup olmadığını bildiren bir nakil yoktur. Ancak ispatlamak veya inkâr etmek bu şeraitte bir bid’attir.”


“Fetave İbni Teymiyye” adlı kitabında da diyor ki: “Tecsim kelimesi, yani Allâh’ın cisim olduğunu ne inkâr etmek ne de ispatlamak niyetiyle hiçbir Selefin görüşünde geçmiş değildir. O zaman Ehli Selef cismi reddettiler veya ispatladılar denemez.”


“Beyan Telbis el-Cehmiyye” adlı kitabında şöyle diyor: “Kesinlikle Allâh’ın kitabında, Resulün Sünnetinde, Ehli Selefin sözlerinde, Allâh’ın cisim olmadığı konusunda kesinlikle bir nas yoktur ve Allâh’ın sıfatlarının cisim ve araz olmadığı konusunda da bir nas yoktur.”


Dördüncü Mesele


-Allâh’ın harf ve ses ile tekellüm ettiğini ve dilediği vakitte konuşup dilediği vakitte sustuğunu iddia etmesidir.


Bu görüşü şu kitaplarda geçmektedir

1- Muvafakat Sarihil Ma’kul Lisahihil Menkul

2- Minhac es-Sünne e-Nebeviyye

3- Fetaval Kübra

4- Altı Surenin Tefsir Mecmuası

5- Sıfatı Kelam


“Fetaval Kübra” adlı kitabında şöyle diyor: ”Müslümanların cumhuru şöyle diyorlar: ‘Arapça olan Kur’an Allâh’ın kelamıdır. Allâh harf ve sesle onunla tekellüm eder.”

Beşinci Mesele

-Allâh’ın bir yerden bir yere göç ettiğini, hareket ettiğini ve göğe indiğini iddia etmesidir

Bu görüşü şu kitaplarda geçmektedir:
1-Muvafakat Sarihil Ma’kul Lisahihil Menkul
2-Minhac es-Sünne e-Nebeviyye
3-Şerh Hadis-i Nüzul

“Minhac es-Sünne e-Nebeviyye” adlı kitabında diyor ki : “Biz Allâh hakkında hareket eder ve Yaratılmış sıfatlar ve arazlar onun zatında olur deriz”

“Muvafakat Sarihil Ma’kul Lisahihil Menkul” adlı kitabında onun gibi ‘Mücessim’ olan Daremi’nin sözünü onaylayarak diyor ki: ”Hay ve Kayyum dilediğini yapar, dilerse hareket eder, dilerse aşağı iner ve yukarı çıkar, dilerse tutar ve bırakır, dilerse kalkar ve oturur. Çünkü Hay ile ölünün arasında fark hareket etmesidir”

Altıncı Mesele

-Allâh’ın sınırlı olduğunu iddia etmesidir

Bu görüşü şu kitaplarda geçmektedir
1- Muvafakat Sarihil Ma’kul Lisahihil Menkul
2- Beyan Telbis el-Cehmiyye

“Muvafakat Sarihil Ma’kul Lisahihil Menkul” adlı kitabında diyor ki: “Müslümanlar ve kâfirler Allâh’ın göklerde ve sınırlı olduğuna ittifak etmişlerdir”

Yine aynı kitapta diyor ki: “Allâh’ın bir sınırı var ancak bu sınırı Allâh’tan başka kimse bilemez

Yine aynı kitapta diyor ki: “Her kim Allâh hakkında sınırlı olduğunu itiraf etmezse küfre girmiş olur ve Allâh’ın ayetlerini inkâr etmiş olur”

“Beyan Telbis el-Cehmiyye” adlı kitabında diyor ki: “Kitap ve Sünnete göre Allâh’ın yaratılmışlardan ayrı olması için sınırı vardır”

Yine aynı kitapta diyor ki; “Allâh’ın sınırı var ve bu sınırı Allâh’tan başka kimse bilemez”

Yedinci Mesele

-Allâh’a yön veya mekân nispet etmesidir

Bu görüşü şu kitaplarda geçmektedir
1-Er-Risele et-Tedmuriyye
2-Minhac es-Sünne e-Nebeviyye
3-Beyan Telbis el-Cehmiyye

“Minhac es-Sünne en-Nebeviyye” adlı kitabında diyor ki: “Ehli Halefin Cumhuru, Allâh, âlemin üzerinde olduğunu söylemeleri velev ki, dilleri ile söylemeseler bile kalplerinde bu şekilde itikad ederler”

“Er-Risele et-Tedmuriyye” adlı kitabında diyor ki: “Şüphe yoktur ki, Allâh bu âlemin üzerindedir”

“Beyan Telbis el-Cehmiyye ” adlı kitabında diyor ki: “Allâh, Kur’an’da Firavun hakkında Musâ’nın Allâh’ını görmesi için göklere çıkacağını nakletmiştir*Yani İbni Teymiyye diyor ki: “Musâ Peygamber, Firavun’a, Allâh’ın yukarıda olduğunu söylemiş olsaydı Firavun bu şekilde yapmayacaktı”

Sekizinci Mesele

-Allâh hakkında “Allâh Oturuyor” iddiasıdır

Bu görüşü şu kitaplarda geçmektedir
1-Fetaval Kübra
2-Minhac es-Sünne e-Nebeviyye
3-Şerh Hadis-i Nüzul
4-Fetaval Hamviyyel Kübra
5-Altı Surenin Tefsir Mecmuası

“Feteve İbni Teymiyye” adlı kitabında “Büyük âlimler ve evliyalar Allâh-u Teâlâ’nın Muhammed’i, Arş’ta kendisinin yanına oturtacaktır demişlerdir” şeklinde demiştir

Yine “Fetaval Hamviyyel Kübra” adlı kitabında Allâh hakkında “Hakikaten Allâh-u Teâlâ bizimledir ve Arş’ın üzerindedir” demektedir

İmam Müfessir Ebu Hayyen El-Endelusi “En-Nehrul Med” adlı tefsirinde şöyle diyor: ”Bizim zamanımızda yaşayan Ahmet İbn Teymiyye kendi eliyle yazmış olduğu “El-Arş” adlı kitabında, ‘Allâh-u Teâlâ, Kürsü’ye oturmuş ve oturması için Muhammed’e yer ayırmıştır’ şeklinde yazıldığını gördüm”

İmam Ebul Kasın el-Kuşeyri “Er-Risele el-Kuşeyriyye” ve İmam Ahmed er-Rifai “El-Burahan el-Mu’eyyed” adlı kitaplarında naklettiklerine göre İmam Cafer es-Sadık şöyle buyurdu: ”Her kim Allâh’ın bir şeyin içinde, bir şeyin üstünde veya bir şeyden gelme olduğunu iddia ederse müşrik olur*Çünkü bir şeyin içinde olursa kuşattırılmış olur, bir şeyin üstünde olursa taşınmış olur ve bir şeyden gelmiş olursa yaratılmış olur”

Dokuzuncu Mesele:

-Cehennemin fani olacağına ve Cehennemin içerisindeki kâfirlerin azabının sona ereceğini iddia etmesidir

Bu görüşü şu kitaplarda geçmektedir:
1- Er-Redu Ala Men Kale Bifene’in Nar
2-İbni Kayyımın “ Hadil Ervah”

İbni Kayyum Ec Cevziyye “Hadil Ervah” adlı kitabında bunu İbni Teymiyye’den nakledip onaylıyor

“Er-Reddu Ala Men Kale Bifene’in Nar” adlı kitabında diyor ki: “Cehennem fani olacak iddiasına Kur’an’dan, sünnetten ve sahabelerin sözlerinden deliller alınır*Ancak Cehennem kalıcıdır diyen kişilerin elinde ne Kur’an’dan ne hadislerden ne de âlimlerin sözlerinden delil bulunmaktadır”

Onuncu Mesele:

Te’vili reddetmesi ve Ehlisünnetten hiç biri tevil yaptığını inkâr etmesinin meselesi

Bu görüşü şu kitapta geçmektedir:
1- Mecmu Fetave İbni Teymiyye

“Mecmu Fetave İbni Teymiyye” adlı kitabında diyor ki: “Bugüne kadar kesinlikle sahabelerden hiçbirinin sıfat ayetlerini veya sıfat hadislerini tevil ettiğini görmüş değilim”

Onbirinci Mesele:

-Peygamberlerle, Salih kullarla tevessül etmenin, onlarla teberrük etmenin, eserleri ile teberrük etmenin haram olduğunu iddia etmesi

Bu görüşü şu kitaplarda geçmektedir:
1-Er-Redu Alal Mantıkiyyin
2-Et-Tevessül vel Vesile
3-El-Feteval Kübra

“Et-Tevessül vel Vesile” adlı kitabında “ancak bidat olan ziyaret, yani haram olan ziyaret o da ölüden dua veya şefaat istemek veya onun kabrinin yanında (dua kabul olunur diye) dua etmek, bu tür ziyaretler kesinlikle peygamber efendimiz ona izin vermemiştir*Sahabelerde bunu yapmamıştır*Bu davranış ve fiiller şirkin türündendir ve şirkin sebeplerindendir

Onikinci Mesele:

-Peygamber Efendimizin kabrini ziyaret etme niyetiyle yolculuk etmek haramdır ve bu yolculuk esnasında namazları kısaltamaz iddiası

Bu görüşü şu kitaplarda geçmektedir:

1-Mecmu Feteva İbni Teymiyye
2-Er-Red Alal Ehne’i
3-El-Feteval Kübra

“Mevmu Feteve İbni Teymiyye” adlı kitabında diyor ki: “Her hangi bir kabri ziyaret etmek için yolculuğa çıkmak âlimlerin cumhuruna göre yasaklanmıştır*Bu yolculuk haram olduğundan dolayı namazlarda kısaltma yapılamaz”

“El Feteva Kübra” adlı kitabında diyor ki: “Peygamberlerin ve evliyaların kabirlerini ziyarete gitmek bid’attir*Sahabelerden ve tabilerden hiçbiri bunu yapmamıştır*Hatta Peygamber Efendimizde bunu emretmemiştir*Hiçbir imam da bunun müstahap olduğunu görmemiştir*Her kim bunun ibadet olduğuna inanıp yaparsa o kişi sünnete ve âlimlerin icmaına muhalif olmuştur”

Onüçüncü Mesele:

-İbni Teymiyye’nin, Hz Ali’ye karşı gelmesi

Bu görüşü şu kitaplarda geçmektedir:

1-Mihac es-Sünne en-Nebeviyye
2-Nakd Meratibul İcma

“Mihac es-Sünne en-Nebeviyye” adlı kitabında Hz*Ali hakkında diyor ki: “Din için değil koltuk için savaşa girmiştir”

Aynı kitabında diyor ki: “Hz*Ali kötü bir halde olmasaydı birçok sahabe, birçok tabi ona küfretmez ve ondan nefret etmezlerdi”

Aynı kitabında da diyor ki: ”Bilindiği gibi birçok sahabe HzAli’yi eleştirmişlerdir”

Yine aynı kitapta diyor ki: “Ali Beni Muggayire’den bir kız isteyip evlenmesinin nedeni Fatıma’ya zarar verme niyetindendir”

Aynı kitapta adlı kitabında diyor ki: “Ali namazı kıldırırken ayetleri karıştırdığı için Allâh-u Teâlâ, “En-Nisâ’” suresinin 43ayetini onun hakkında, yani Hz Ali hakkında indirmiştir”Ayette şöyle geçmektedir: “Ey iman edenler! Sarhoş iseniz namaza yaklaşmayınız” demiştir”

Ondördüncü Mesele

-Sadece Allah’ın ismi ile zikir çekmenin bid’at olduğunu iddia etmesi meselesi

Bu görüşü şu kitapta geçmektedir:

1- Er-Red Alal Mantıkiyyin

“Er-Red Alal Mantıkiyyin” adlı kitabında “Allah’ın ismi tek başına olduğu zaman ne yeryüzü ehline nede gökyüzü ehline faydası vardır” demiştir
Aynı kitapta diyor ki: “Bazı zahitleri Allah’ın ismini çekerek zikir yapmak bi’atlardan sayılır”
 

kilicarslan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Mar 2013
Mesajlar
4,054
Puanları
48
okuğunuzu doğru anladığınızdan eminmisinız, İbn Temiyye biraz karışık kuruşuk yazar insan okuduğunu anlamakta zorlanıyor bazen! İbn Temiyye şirk konusunda çok titizdir .
 

Ahter

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eki 2009
Mesajlar
5,252
Puanları
0
“Mihac es-Sünne en-Nebeviyye” adlı kitabında Hz*Ali hakkında diyor ki: “Din için değil koltuk için savaşa girmiştir”

Aynı kitabında diyor ki: “Hz*Ali kötü bir halde olmasaydı birçok sahabe, birçok tabi ona küfretmez ve ondan nefret etmezlerdi”

Aynı kitabında da diyor ki: ”Bilindiği gibi birçok sahabe HzAli’yi eleştirmişlerdir”


Aynı kitapta adlı kitabında diyor ki: “Ali namazı kıldırırken ayetleri karıştırdığı için Allâh-u Teâlâ, “En-Nisâ’” suresinin 43ayetini onun hakkında, yani Hz Ali hakkında indirmiştir”Ayette şöyle geçmektedir: “Ey iman edenler! Sarhoş iseniz namaza yaklaşmayınız” demiştir”

@menzil5453, kimden nakil yapıyorsan bilki, iftiraya ortaksın , yalana iştirak ediyorsun.
takıyuddin İbnu teymiye Minhacus sünne , 2/185, 3/225 de, İlim ehli kişiler bilmelidirlerki, ilk başta Talha ile Zübeyr hazreti Ali ile savaşmayı düşünmedikleri gibi Haz. Alide onlarla savaşmayı düşünmedi Ne varki, Cemal vakası hem haz. Ali hemde onların iradesi dışında gerçekleşmiştir.''

menzil5423 yazdığın/kopyaladığın sözlerin aslını getirmekle yükümlüsün.Yoksa sen müfterisin..İbn teymiyenin görüşleri tenkid edilebilir , edilmiştirde, ama bu sana iftira atmayı gerektirmez..Haddini bil.


 

Murat Yazıcı

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
10 Nis 2007
Mesajlar
2,230
Puanları
48
Birinci Mesele

-Bazı yaratıkların başlangıcının olmadığını, yani Allâh ile birlikte ezelde var olduklarını iddia etmesidir.


Bu sapık görüşü şu kitaplarda geçmektedir.

1- Muvafakat Sarihil Ma’kul Lisahihil Menkul

2- Minhac es-Sünne e-Nebeviyye

3- Şerh Hadis-i Nüzul

4- Şerh Hadis İmran b. Husayn

5- Nakd Meratibul İcma’

6- Fetaval Kübra

7- Altı Sürenin Tefsir Mecmuası


“Muvafakat Sarihil Ma’kul Lisahihil Menkul” adlı kitabında diyor ki ; “Hadis ehlinin çoğu ve onlara tabi olanlar yaratılmışların aslının yaratılmış olduğunu demiyorlar ancak ezeli olduğunu söylüyorlar.”


“Minhac es-Sünne e-Nebeviyye” adlı kitabında diyor ki; “Bu alemin içindekilerin kendisi ezeli olması imkansızdır ancak bu yaratılmışların aslı ezelidir..”


İmam El Celal ed-Devveni, “Şerhil Adydiyye” adlı kitabında diyor ki: “İbni Teymiyye, bazı kitaplarında Arş’ın ezeli olduğunu yazdığını gördüm.”


Bu yazıların Şeyh Abdullah el-Hararî'nin kitaplarından tercüme edildiğini sanıyorum. İbni Teymiyye'nin kitaplarını iyice tedkik ve kuvvetle tenkid etmiş bir âlim olduğu bilinir. Talebeleri onun hadis hâfızı olduğunu söylerler. Yanlış hatırlamıyorsam, el-Arnaut ondan icâzet almıştır. İlim sahibi bir din adamı olduğunda şübhe yoktur. Ancak, Eshab-ı kiram aleyhimürrıdvan hakkında hataya düşmüştür. Onun görüşlerine cevap olarak derlediğim bilgileri şuradaki yazıma ilave ettim:

http://muratyazici.blogspot.com.tr/2007/06/eshb-kirmn-fazileti-ve-hazret-i-muviye.html

Vehhabîler ve İbni Teymiyye hakkındaki tenkidlerinin ise genellikle isabetli olduğu kanaatindeyim. Bu "birinci mesele" ile ilgili olarak son senelerde bazı Türkçe kaynaklarda da açıklamalar gördük:

Abdurrahman Güzel şu bilgileri veriyor:

"Bazı felsefeciler ile İbn-i Teymiyye ve gölgeleri İbn-i Kayyım ve diğerleri, "bazı hâdislerin/sonradan yaratılan eşyânın/varlıkların aynı zamanda Kadîm/ezelî olduğunu", yani onların hem “yaratılmış” hem de “kadîm” ve “ezelî” olduğunu iddia etmişlerdir. Allah celle celâlühû’yu hâşâ hiçbir zaman koltuksuz bırakmamak için Arş'ın aynı zamanda hem mahlûk yani yaratılmış hem de kadîm olduğunu iddia etmişlerdir. Bir yandan felsefecilere karşı nasslardan yana mücâdele ettiklerini iddia edip mü’minleri yanıltırlarken diğer yanda felsefecilerin kuyruklarına takılmışlardır. Halbuki böyle bir iddia saçma bir iddiadır. Bir şeyin, hem “hâdis” olması hem de “evveli olmayan”/“Kadîm” olması İmkânsızdır. Geniş bilgi için, İmâm Sübkî'nin "es-Seyfu’s-Sakîl”ine ve ona İmâm Kevserî tarafından yazılan hâşiyesi “Tebdîdü’z-Zalâmi’l-Muhayyim”e bakılsın." (Guraba Dergisi, 5. sayı)

Bu konuyu daha iyi anlamak için, Dr. Ebubekir Sifil'in açıklamalarını nakletmek faydalı olacaktır. İbni Teymiyye diyor ki:

"Arş'ı istiva, keyfiyetsiz bir şekilde Allahü teâlânın bir sıfatıdır. Kişinin buna iman etmesi ve bunun bilgisini Allah'a havale etmesi gerekir." (Mecmu'u'l-Fetava, XVI, 400)

İbni Teymiyye'nin kitaplarını tedkik edenler, mesela Dr. Ebubekir Sifil diyor ki:

"İbni Teymiyye sözü bu noktada bırakmış ve tevile sapmamış olsaydı, hem kendisiyle çelişmemiş olur, hem de itiraza muhatab olmaktan kurtulurdu. Ne var ki böyle yapmamış ve tevile bizzat kendisi başvurmuştur." (İslam ve Modern Çağ, Kayıhan Yayınları, c.1, s. 74)

Mesela, istiva konusunu işlediği yerlerden birisinde, bu kelimenin ["istevâ alâ" ifadesinin] bir tek mânâsı bulunduğunu söyler ve şöyle der:

"Hz. Peygamber [aleyhisselam], üzerine binmek için hayvanın yanına geldi; ayağını üzengiye koyduğu zaman 'Bismillah' dedi. Hayvanın sırtına oturduğu ["istevâ alâ zahrinâ"] zaman 'Elhamdülillah' dedi. İbni Ömer de şöyle demiştir: Resulullah [aleyhisselam] bineğine bindiği zaman... ["istevâ alâ ba'îrihî] Bu mânâ, iki hususu ihtiva eder: İstiva edenin, istiva ettiği şeyden yüksekte olması ve onunla aynı seviyede olması. Bir şeyden aşağı seviyede olanın durumu hakkında 'istevâ aleyhi' denmez." (Mecmu'u'l-Fetava, XVII, 375)

İbni Teymiyye'ye göre, Allahü teâlânın Arş'ı istivası onun üzerinde bulunması mânâsında olduğunu göre, burada şöyle bir problem ortaya çıkmaktadır: Allahü teâlânın varlığı ezelî olduğuna göre, Arş'ı yaratmadan önce Allahü teâlâ neredeydi?

İmam-ı a'zam Ebû Hanîfe (rahmetullahi teâlâ aleyh) bu konuda şunları söylemektedir:

"Allahü teâlâ, kendisi için bir ihtiyaç ve (Arş'ın üzerine) istikrar (yerleşme, mekân tutma) olmaksızın Arş'a istiva etmiştir. O, Arş'ı da diğer mahlukatı da korumaktadır. Eğer (Arş'a ve bir yerde yerleşip mekân tutmaya) muhtaç olsaydı, tıpkı mahluklar gibi alemi yoktan var etmeye ve idareye muktedir olamazdı. (Bir mekânda) oturmaya ve karar kılmaya muhtaç olsaydı, Arş'ı yaratmadan önce Allahü teâlâ nerede idi? Yüce Allah bundan münezzehtir." (İmam Ebû Hanîfe, el-Vasıyye, 73.)

"Arş'ı yaratmadan önce Allahü teâlâ neredeydi?" sorusuna İbni Teymiyye'nin bulduğu cevabın "Arş'ın nev'î kıdemi" olduğunu görüyoruz:

Selefî ekol, Allahü Teâlâ'nın (Arş, sema vb.) belli bir mekânda ve dolayısıyla (uluvv/yükseklik, yukarıdalık gibi) belli bir "yönde" bulunduğunu söyler. Bu bağlamda genel muhtevalı eserler yanında İbn Teymiyye'nin "Kitâbu'l-Arş"ı, İbn Kudâme'nin "İsbâtu Sıfeti'l-Uluvv"u ve ez-Zehebî'nin "el-Uluvv li'l-Aliyyi'l-Azîm"i gibi monografiler de mevcuttur. Allahü Teâlâ'ya mekân izafesi, tabiatı gereği müstakil bir mesele olmayıp, beraberinde başka problemleri de getiren son derece temel bir tartışmadır. Arş'ı da, semayı da, diğer mekânları da yaratan Allahü Teâlâ olduğuna ve O'nun istivasının "mekân tutmak" anlamına geldiği iddia edildiğine göre, İmam Ebû Hanîfe'nin de dile getirdiği "Allahü Teâlâ bu mekânları yaratmadan önce neredeydi?" sorusuna İbn Teymiyye'nin bulduğu cevap, "Arş'ın nev'î kıdemi"dir. Bu, şu demektir: Allahü Teâlâ ezelden beri üzerine istiva ettiği Arşlar yaratmaktadır. Yenisini yarattığında bir öncekini yok etmektedir ve bu, ezelden beri böyle devam edegelmektedir. Bu izah tarzının ne kadar problemli olduğu ise açıktır. Zira Allahü Teâlâ dışında varlığı ezelî olan bir başka varlık tasavvur edildiğinde, zorunlu olarak o varlığın mevcudiyetinin bir yaratıcının varlığına mütevakkıf bulunmadığını, varlığının zorunlu ("vâcibu'l-vücud") olduğunu söylemiş olursunuz. Bunun ne anlama geldiği ise açıktır...(Dr. E. Sifil, Milli Gazete, 7 Ağustos 2004)

"Muhammed Abduh da bu ifade üzerine yazdığı ta'likte şunları söyler: (Bunun sebebi İbni Teymiyye'nin, ayet ve hadislerin zahiri ifadelerini esas alan ve Allahü Teâlânın Arş'a oturmak suretiyle istiva ettiğini söyleyen Hanbelilerden olmasıdır. Kendisine, Allahü Teâlâ ezeli olduğu için O'nun mekanının da ezeli olması gerektiği için bu görüşün Arş'ın ezeli olmasını icabettirdiği, Arş'ın ezeli olmasının ise onun görüşüne aykırı olduğu söylenerek itiraz edilince, "Arş nev' olarak kadimdir" demiştir. Bu şu demektir: Allahü Teâlâ, ezelden ebede kadar bir Arş'ı yok ederken diğerini yaratır ki, Allahü Teâlânın istivası ezeli ve ebedi olsun....)" (İslam ve Modern Çağ, Kayıhan Yayınları, c.1, s. 76.)

İbni Teymiyye'nin talebesi İbn-i Kayyım şöyle der: "Cehm ve taraftarları Allah’ın muattal olduğuna, sonradan değişikliğe uğrayarak, Deyyân (Allah) ile kaim bir emir olmaksızın Allah’ın kâdir olduğu şey haline geldiğine hükmettiler." (Kasîde-i Nûniyye) Bunun hakkında İmam-ı Sübkî diyor ki: "Maksadı “Allah’ın ezelden beri bir iş yapmakta olduğu”dur. Bu, “âlemin kadîm ve ezelî” olduğunu lazım getirir. Bu ise küfürdür."(es-Seyfü’-Sakîl) Hüseyin Avni Kansızoğlu şu açıklamayı yapıyor: "Yani, insanın Allah’ın “ezelden beri iş yapmakta, yani yaratmakta olduğu”na inanması “yaratılanların kadim olduğu”nu açıkça vasıtasız lazım getirir. “Alemin kadîm olması” inancı “Allah’ın ezelde yaratması” inancından ayrılmayacak bir inançtır. Akıllılarca “Allah’ın ezelde yaratması”na inanıp ta “alemin kadîm olduğu”na inanmamak olacak şey değildir. Bir görüşün bir başka görüşe lüzûmu, yani yapışıp ondan ayrılmaması, bazen “açık” yani vasıtasız olur. Meselâ siz, bir varlık için, “ezelîdir” derseniz, onun için “kadîmdir” demeniz, açık, olarak “lâzım” olur. Bir yanda, bir şey için “ezelde yaratıldı” deyip de öte yanda, “Kadîm değildir” diyemezsiniz. Kezâ, “Allah’ın uzuv manasında eli var” diyen, öte tarafta “Allah cisim değildir” diyemez. Çünki, “Uzuv olmak”, “cisim olmayı” vâsıtasız ve açık olarak lâzım getirir..." (İnkişaf Dergisi, No: 7)

Muhammed Önder diyor ki:

"İbn Kudâme haberi sıfatların manalarının bilinemeyeceğini, bununla uğraşılmaması gerektiğini, bu tavrın Kitap, Sünnet ve İcma ile sabit ve Selef’in tavrı olduğunu söylemektedir. Bu tesbit Mâtürîdîler ve Eş’arîlerin Selef’in mezhebi hakkındaki tesbitinin aynısıdır. İbn Kudâme eğer Hanbelîleri temsil yetki ve otoritesinde bir ilim adamıysa, söyledikleri, İbn Teymiyye ve talebelerinin Selef-i sâlihîne nisbet ettikleri haberi sıfatların manaları bilinir, Selef de biliyordu; tezlerinin hatalı olduğunu göstermede önemli bir rol oynayacaktır. Halbuki İbn Teymiyye ve onun görüşlerini benimseyenler, haberi sıfatların manalarının bilineceği anlayışının Selef’in mezhebi olduğunu savunagelmişlerdir. İbn Teymiyye’yi, Allah vardı Allah’la birlikte hiçbir varlık yoktu, rivayetini inkara götüren, Allah’la birlikte (havadis la evvele leha, yani) ezelden beri hâdis/sonradan olma varlıklar vardı, dedirten, Allah arşa hakîkaten (mekân tutma manasında) istiva etmiştir, “Allah, kesintisiz yaratmanın halk sıfatında kemal olması boyutuyla muhtar değildir, sürekli yaratmaktadır,” anlayışına sürükleyen, Allah’ın varlığının isbatında kullanılan hûdus delilini inkar ettiren, Allah’ın muhalefetün lil havadis diye bir sıfatı olamaz noktasına getiren ve neticede defalarca küfürden tevbe ettirilmesine zemin hazırlayan, müminlerin arasında hak kasdıyla da olsa fitne çıkarma durumunda bırakan bu yanlışıdır. O’na Mâtürîdîler ve Eş'arîleri ehli sünnet dışı ilan ettiren ve günümüzde Ehl-i Sünnet Müslümanları arasındaki ihtilafa en temel sebep teşkil eden, onun açtığı bu hatalı çığırdır." (Guraba Dergisi, Sayı: 2)
 

Murat Yazıcı

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
10 Nis 2007
Mesajlar
2,230
Puanları
48
İkinci Mesele

-Allâh’ın sıfatlarında sonradan yaratılmış sıfatlar olduğunu iddia etmesidir.

“Minhac es-Sünne e-Nebeviyye” adlı kitabında diyor ki: “Allâh’ın hareket eder ve Allâh’ın zatında yaratılmış ve araz olan sıfatlarının da olduğunu söylüyoruz. Bunun batıl olduğunu delil nedir? ”

Üçüncü Mesele

-Temiyye'nin Allâh’ın “cisim olduğunu” iddia etmesi.

“Beyan Telbis el-Cehmiyye” adlı kitabında şöyle diyor: “Kesinlikle Allâh’ın kitabında, Resulün Sünnetinde, Ehli Selefin sözlerinde, Allâh’ın cisim olmadığı konusunda kesinlikle bir nas yoktur ve Allâh’ın sıfatlarının cisim ve araz olmadığı konusunda da bir nas yoktur.”

Beşinci Mesele

-Allâh’ın bir yerden bir yere göç ettiğini, hareket ettiğini ve göğe indiğini iddia etmesidir

“Muvafakat Sarihil Ma’kul Lisahihil Menkul” adlı kitabında onun gibi ‘Mücessim’ olan Daremi’nin sözünü onaylayarak diyor ki: ”Hay ve Kayyum dilediğini yapar, dilerse hareket eder, dilerse aşağı iner ve yukarı çıkar, dilerse tutar ve bırakır, dilerse kalkar ve oturur. Çünkü Hay ile ölünün arasında fark hareket etmesidir”

Altıncı Mesele

-Allâh’ın sınırlı olduğunu iddia etmesidir

Yine aynı kitapta diyor ki: “Allâh’ın bir sınırı var ancak bu sınırı Allâh’tan başka kimse bilemez

Yine aynı kitapta diyor ki: “Her kim Allâh hakkında sınırlı olduğunu itiraf etmezse küfre girmiş olur ve Allâh’ın ayetlerini inkâr etmiş olur”

“Beyan Telbis el-Cehmiyye” adlı kitabında diyor ki: “Kitap ve Sünnete göre Allâh’ın yaratılmışlardan ayrı olması için sınırı vardır”

Yine aynı kitapta diyor ki; “Allâh’ın sınırı var ve bu sınırı Allâh’tan başka kimse bilemez”

Yedinci Mesele

-Allâh’a yön veya mekân nispet etmesidir

“Beyan Telbis el-Cehmiyye ” adlı kitabında diyor ki: “Allâh, Kur’an’da Firavun hakkında Musâ’nın Allâh’ını görmesi için göklere çıkacağını nakletmiştir*Yani İbni Teymiyye diyor ki: “Musâ Peygamber, Firavun’a, Allâh’ın yukarıda olduğunu söylemiş olsaydı Firavun bu şekilde yapmayacaktı”

Sekizinci Mesele

-Allâh hakkında “Allâh Oturuyor” iddiasıdır

“Feteve İbni Teymiyye” adlı kitabında “Büyük âlimler ve evliyalar Allâh-u Teâlâ’nın Muhammed’i, Arş’ta kendisinin yanına oturtacaktır demişlerdir” şeklinde demiştir

Yine “Fetaval Hamviyyel Kübra” adlı kitabında Allâh hakkında “Hakikaten Allâh-u Teâlâ bizimledir ve Arş’ın üzerindedir” demektedir

İmam Müfessir Ebu Hayyen El-Endelusi “En-Nehrul Med” adlı tefsirinde şöyle diyor: ”Bizim zamanımızda yaşayan Ahmet İbn Teymiyye kendi eliyle yazmış olduğu “El-Arş” adlı kitabında, ‘Allâh-u Teâlâ, Kürsü’ye oturmuş ve oturması için Muhammed’e yer ayırmıştır’ şeklinde yazıldığını gördüm”

İmam Ebul Kasın el-Kuşeyri “Er-Risele el-Kuşeyriyye” ve İmam Ahmed er-Rifai “El-Burahan el-Mu’eyyed” adlı kitaplarında naklettiklerine göre İmam Cafer es-Sadık şöyle buyurdu: ”Her kim Allâh’ın bir şeyin içinde, bir şeyin üstünde veya bir şeyden gelme olduğunu iddia ederse müşrik olur*Çünkü bir şeyin içinde olursa kuşattırılmış olur, bir şeyin üstünde olursa taşınmış olur ve bir şeyden gelmiş olursa yaratılmış olur”
Bu konular, yani 2., 3., 5., 6., 7. ve 8. meselelerle ilgili verilen bilgiler hakkında da teyid edici vesikalar bolca mevcuttur.

Ebu Hamid bin Merzuk rahimehullah diyor ki:

Vehhabilerin bastığı kitaplardan biri de Osman bin Said el-Dârimî el-Secezî'nin (vefatı h. 280) [el-Siczî] Nakdu alâ Bişri'l-Merîsî isimli eseridir.

OSMAN BİN SAİD ED-DARİMİ ES-SECEZİ'NİN KİTABINDA ALLAH'A CİSİM İSNAD ETTİĞİNE DELALET EDEN BAZI TABİRLER

1 - Kitabın 4'üncü sayfasında, "Bir insan vahid (bir) olan Allah'ın yerini bilmediği halde, tevhide (Allah'ın bir olduğu inancına) nasıl hidayetlenir?" denilmiş.

2 - Sayfa 20: Hayy (sürekli diri) olan ve kainatı idare eden zat, istediğini yapar, istediği vakit hareket eder. İstediği zaman iner, yükselir. İstediği zaman ruhları kabzeder, rızıkları genişletir. Bazılarının ömrünü uzatır, rızıklarını çok verir, kalkıp oturur. Çünkü diri ile ölü arasındaki fark, harekettir. Şüphesiz bütün diriler hareket eder, bütün ölüler hareketsizdir.

3 - Sayfa 23: Allahü teâlâ için bir sınır olup mekânı için de bir sınır vardır. Göklerinin üstünde, Arş'ının üzerinde bulunmaktadır. İşte bunlar iki sınırdır.

4 - Sayfa 25: Herkes Allah'ı ve Allah'ın mekânını Cehmiye taifesinden (*) daha iyi bilir. Kendisi bizzat eliyle Adem'i yaratmıştır.

5 - Sayfa 29: Dediğim gibi, Allah onlarla Adem'i yarattığı iki eli olmasaydı, Kur'an-ı Kerim'de mealen, "Bütün hayırlar ancak senin (Allah'ın) elindedir" denilmesi caiz olmayacaktı.

6 - Sayfa 48: Resulullah'ın (sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem), "Şüphesiz tek gözlü değildir" sözünün te'vili, "Allah iki gözlüdür" demektir.

7 - Sayfa 74: Allah, Kürsü üzerinde oturur da, Kürsü'den ancak dört parmak kadar boş yer artar.

8 - Sayfa 85: Şüphesiz Allah arzu ederse, kudret ve rububiyetinin lütfu ile bir sivrisinek sırtının üzerinde de kalabilir. Koca Arş üzerinde nasıl durmasın?

9 - Sayfa 100: Hiç şüphe yok ki, dağın zirvesi, alt kısmından göğe daha yakındır. Minarenin tepesi de, tabanından Allah'a daha yakındır.

10 - Sayfa 121: Mef'ulatın mutlaka mahluk oldukları şeklindeki iddiayı, kabul etmiyoruz. Hareket, iniş, yürümek, koşmak (**), Arş ve gök üzerinde istivanın kadim olduklarına ittifak etmişizdir.

(*) Bu kitabın ikinci cildinin Arapça aslının 72'inci sayfasınden anlaşıldığına göre, burada geçen Cehmiye tabirinden maksadı Eş'ariyye taifesidir.
(**) Bu tabir şu hadis-i şerif mealinden alınmıştır: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Rabbinden şöyle rivayet etmiştir: Allahü teâlâ şöyle buyuruyor: "Kul, bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. Yürüyerek bana gelirse, koşarak ona gelirim." (Buhari, Enes'ten rivayet ediyor). [el-Darimî yaklaşma, yürüme, koşma kelimelerini yanlış anlamıştır].

Bkz. Ebu Hamid bin Merzuk, Bera'atü'l-Eş'ariyyin, Bedir Yayınevi, 1994; s.34. Tercüme: Emekli Müftü Hasib Seven.

Burada bahis konusu olan, Osman bin Said el-Dârimî el-Secezî (vefatı h. 280) isimli şahıstır. Meşhur hadis alimi Abdullah bin Abdurrahmân hâfız Ebû Muhammed el-Dârimî (vefatı h.255) ile karıştırılmamalıdır.

Dr. Cibril Fuad Haddad diyor ki:

İbni Kayyım Îctimau'l-Cuyuş isimli eserinde (s. 88 = s. 143) der ki, İbni Teymiyye "el-Dârimî'nin iki kitabını [Nakd el-cehmiyye ve el-Red alâ Bişr el-Merîsî] çok hararetle över ve tavsiye ederdi."

Bkz. Dr. G. F. Haddad, The Refutation of Him Who Attributes Direction to Allah, Aqsa Publications, Birmingham, UK, 2008, s. 83, dipnot no. 134.

Dr. Haddad'ın naklettiğine göre, İbni Teymiyye Beyan Telbis el-Cehmiyye isimli eserinde el-Dârimî'nin bozuk sözlerini benimsemiş ve müdafaa etmiştir. İbni Teymiyye'nin el-Dârimî'den alıp tekrar ettiği sözlere yukarıda naklettiğim -haşa- "Allahü teâlânın sivrisinek sırtının üzerinde istikrar edebileceği" şeklindeki çirkin ifade de dahildir. İşte İbni Teymiyye'nin sözü:

ولو قد شاء لاستقر على ظهر بعوضة فاستقلت به بقدرته ولطف ربوبيته

Beyan Telbis el-Cehmiyye, 1/568.

Dr. Ebubekir Sifil de bu konuda benzer bilgiler vermektedir:

İbn Teymiyye ve İbnû'l Kayyım, içinde, Allahü tealâ hakkında inanılması caiz olmayan bir sürü tezvirat bulunan bu kitabı şiddet ve hararetle tavsiye ederken bu kitapta yer alan hususlara birer Akaid ilkesi olarak inandıklarını açık bir şekilde ortaya koymuşlardır. Nitekim İbn Teymiyye, "Şerhû'l Akîdeti'l Esfehâniyye" isimli eserinde, mezkûr ed-Dârimî'nin bu eserinden, kendi görüşlerini desteklemek amacıyla pek çok nakillerde bulunmuştur...

E. Sifil, "Allahü teâlâ mahlukatına benzer mi?" başlıklı makale, Beyan Dergisi.

Osman bin Said ed-Darimi diyor ki: "Minarenin tepesindeki bir insan Allah’a, zemin seviyesindekinden daha yakındır. Dağın tepesindeki, dağın eteğindekinden daha yakındır. Allahü teâlâ dilerse bir sivrisineğin üstüne yerleşir, oturur ve o sivrisinek Allah’ın kudretiyle havalanır Allah’ı götürür. Allah’ın kudretine aykırı mıdır?” Oysa hâşâ ve kellâ nasslarda böyle bir şey yer almaz.

E. Sifil, "Araştırmacı Yazar Ebubekir Sifil İle" başlıklı sohbet, Gureba - Mart 2008
 

Murat Yazıcı

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
10 Nis 2007
Mesajlar
2,230
Puanları
48
Dokuzuncu Mesele:

-Cehennemin fani olacağına ve Cehennemin içerisindeki kâfirlerin azabının sona ereceğini iddia etmesidir

Bu sapık görüşü şu kitaplarda geçmektedir:
1- Er-Redu Ala Men Kale Bifene’in Nar
2-İbni Kayyımın “ Hadil Ervah”

Bu, İbni Teymiyye’nin en büyük sapıklıklarındandır

İbni Kayyum Ec Cevziyye “Hadil Ervah” adlı kitabında bunu İbni Teymiyye’den nakledip onaylıyor

“Er-Reddu Ala Men Kale Bifene’in Nar” adlı kitabında diyor ki: “Cehennem fani olacak iddiasına Kur’an’dan, sünnetten ve sahabelerin sözlerinden deliller alınır*Ancak Cehennem kalıcıdır diyen kişilerin elinde ne Kur’an’dan ne hadislerden ne de âlimlerin sözlerinden delil bulunmaktadır”
İbni Kayyım bu görüşü bir değil, üç ayrı kitabında müdafaa etmiştir.

Gerçekten İbni Teymiyye, er-Redd alâ Men Kâle bi Fenâi'l-Cenneti ve'n-Nâr ve Beyânu'l-Akvâl fî Zâlik (Muhammed b. Abdillah es-Semherî tahkikiyle, Dâru Belensiye, Riyad-1415/1995) isimli risalesinde kâfirlerin Cehennemde sonsuz kalacaklarını inkâr etmiştir. Bu kitabın Arabî orijinali webde Word dosyası olarak bulunabilmektedir. Meselâ, diyor ki:

ﻟﻴﺲ ﻣﻌﻬﻢ ﻛﺘﺎﺏ، ﻭﻻ ﺳﻨﺔ ﻭﻻ ﺃﻗﻮﺍﻝ ﺍﻟﺼﺤﺎﺑﺔ -. ﺃﻫــــ ﻭﺣﻴﻨﺌﺬ ﻓﻴﺤﺘﺞ ﻋﻠﻰ ﻓﻨﺎﺋﻬﺎ ﺑﺎﻟﻜﺘﺎﺏ ﻭﺍﻟﺴﻨﺔ، ﻭﺃﻗﻮﺍﻝ ﺍﻟﺼﺤﺎﺑﺔ – ﻣﻊ ﺃﻥ ﺍﻟﻘﺎﺋﻠﻴﻦﺑﺒﻘﺎﺋﻬﺎ

"Şu halde Cehennem'in son bulacağına Kitap, Sünnet ve Sahabe akvaliyle ihticac edil(ebil)irken, Cehennem'in baki olacağını söyleyenlerin elinde ne Kitap, ne Sünnet, ne de Sahabe akvalinden bir delil vardır!"

Halbuki "Onların azâbları hafîfletilmiyecek, onlara hiç yardım olunmayacakdır" meâlindeki âyet-i kerîme meşhûrdur. Pek çok âlim tarafından müctehid olduğu söylenen Takiyyüddin es-Sübkî rahimehullah, el-İ'tibâr bi Bekâi'l-Cenneti ve'n-Nâr adlı eserinde İbni Teymiyye’nin sözlerinin bozukluğunu ortaya koymuştur. İmam-ı Şaranî rahimehullah diyor ki:

"Her kim (Cehennem fani olacak) derse, o kimse sahih senedle nakledilen hadisin iktiza ettiği ma'nânın dışına çıkmıştır ve Peygamberin (aleyhisselam) getirdiği ayet-i kerimeler ile Ehl-i sünnetin, âdil imamların ittifak ettikleri şeye muhalefet etmiştir. (Resule karşı gelip, mü'minlerin yolundan başka bir yola gideni, o yönde bırakır ve Cehennem'e sokarız; orası ne kötü bir yerdir.) [Nisa 115]" (Muhtasaru Tezkiretil Kurtubi, Bedir Yay., s. 302)
 

menzil5453

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
11 Eyl 2014
Mesajlar
579
Puanları
0
“Mihac es-Sünne en-Nebeviyye” adlı kitabında Hz*Ali hakkında diyor ki: “Din için değil koltuk için savaşa girmiştir”

Aynı kitabında diyor ki: “Hz*Ali kötü bir halde olmasaydı birçok sahabe, birçok tabi ona küfretmez ve ondan nefret etmezlerdi”

Aynı kitabında da diyor ki: ”Bilindiği gibi birçok sahabe HzAli’yi eleştirmişlerdir”


Aynı kitapta adlı kitabında diyor ki: “Ali namazı kıldırırken ayetleri karıştırdığı için Allâh-u Teâlâ, “En-Nisâ’” suresinin 43ayetini onun hakkında, yani Hz Ali hakkında indirmiştir”Ayette şöyle geçmektedir: “Ey iman edenler! Sarhoş iseniz namaza yaklaşmayınız” demiştir”

@menzil5453, kimden nakil yapıyorsan bilki, iftiraya ortaksın , yalana iştirak ediyorsun.
takıyuddin İbnu teymiye Minhacus sünne , 2/185, 3/225 de, İlim ehli kişiler bilmelidirlerki, ilk başta Talha ile Zübeyr hazreti Ali ile savaşmayı düşünmedikleri gibi Haz. Alide onlarla savaşmayı düşünmedi Ne varki, Cemal vakası hem haz. Ali hemde onların iradesi dışında gerçekleşmiştir.''

menzil5423 yazdığın/kopyaladığın sözlerin aslını getirmekle yükümlüsün.Yoksa sen müfterisin..İbn teymiyenin görüşleri tenkid edilebilir , edilmiştirde, ama bu sana iftira atmayı gerektirmez..Haddini bil.


Ben haddimi biliyorum da sen haddini öğrenemişşin sanırım. Bu yazılanları ben uydurmuyorum. Kitaplarından alınan sözler.

Discovery cihazımdan Tapatalk 2 ile gönderildi
 

çağatay

Kısıtlı Erişim
İhvan Üyesi
Katılım
11 Ocak 2015
Mesajlar
95
Puanları
0
kitaplarında Arş’ın ezeli olduğunu yazdığını gördüm.”



Bu adamın namaz kılma anındaki görüntüsünü neden veriyorsunuzki?

ibniteymiye'ye daha ihlaslı tekfir etsin diyemi?
 

Tahsin EMİN

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
7 Şub 2012
Mesajlar
11,751
Puanları
83
teymiye.
hatadan, kusurdan ve gunahlardan masum ve munezzeh bir seyh degildir,
onun yuzune Allah tecelli etmemis ve onun yuzune bakinca Allah'in yuzu gozukmez
onun kendisine rabita edilmez
o allah ile muslumanlar arasinda araci degildir
Allah ona sefaat hakkini vermemistir bir beyan yoktur
onun duasinin kabul edildigini Allah belirtmemistir
o kendi halinde bir alim ve insandir
ucamaz kacamaz kalpleri okuyamaz
dunyayu yonetmek ucin allahla irtak calismaz

dolayisiyla hatasi vardir kusuru vardir gunahi vardir

lakin onu sapik kilanlardan yolca ve yonce cok daha dogru bir yol uzerindedir ve dogru bir inanac eksenlidir

onu saoik kilanlar sapiktirlar hem de katmerlisinden

duyururum
 

Ahter

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eki 2009
Mesajlar
5,252
Puanları
0
ben haddimi biliyorum da sen haddini öğrenemişşin sanırım. Bu yazılanları ben uydurmuyorum. Kitaplarından alınan sözler.

Discovery cihazımdan tapatalk 2 ile gönderildi

yalan söylüyorsun..ispatla!!!!!!kitablarin orijinalinden buraya aktar! Namusluysan yap..
@menzil5453 in şu alıntısı tamamen uydurma ve iftiradır..


''
Onüçüncü Mesele:

-İbni Teymiyye’nin, Hz Ali’ye karşı gelmesi

Bu sapık görüşü şu kitaplarda geçmektedir:

1-Mihac es-Sünne en-Nebeviyye
2-Nakd Meratibul İcma

“Mihac es-Sünne en-Nebeviyye” adlı kitabında Hz*Ali hakkında diyor ki: “Din için değil koltuk için savaşa girmiştir”

Aynı kitabında diyor ki: “Hz*Ali kötü bir halde olmasaydı birçok sahabe, birçok tabi ona küfretmez ve ondan nefret etmezlerdi”

Aynı kitabında da diyor ki: ”Bilindiği gibi birçok sahabe HzAli’yi eleştirmişlerdir”

Yine aynı kitapta diyor ki: “Ali Beni Muggayire’den bir kız isteyip evlenmesinin nedeni Fatıma’ya zarar verme niyetindendir”

Aynı kitapta adlı kitabında diyor ki: “Ali namazı kıldırırken ayetleri karıştırdığı için Allâh-u Teâlâ, “En-Nisâ’” suresinin 43ayetini onun hakkında, yani Hz Ali hakkında indirmiştir”Ayette şöyle geçmektedir: “Ey iman edenler! Sarhoş iseniz namaza yaklaşmayınız” demiştir”
 

Murat Yazıcı

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
10 Nis 2007
Mesajlar
2,230
Puanları
48
“Şerh Hadis-i Nüzul” adlı kitabında diyor ki : “Şeraite göre bir peygamberden, bir sahabeden, bir tabi’den veya bir seleften Allâh’ın cisim olup olmadığını bildiren bir nakil yoktur. Ancak ispatlamak veya inkâr etmek bu şeraitte bir bid’attir.”


“Fetave İbni Teymiyye” adlı kitabında da diyor ki: “Tecsim kelimesi, yani Allâh’ın cisim olduğunu ne inkâr etmek ne de ispatlamak niyetiyle hiçbir Selefin görüşünde geçmiş değildir. O zaman Ehli Selef cismi reddettiler veya ispatladılar denemez.”


“Beyan Telbis el-Cehmiyye” adlı kitabında şöyle diyor: “Kesinlikle Allâh’ın kitabında, Resulün Sünnetinde, Ehli Selefin sözlerinde, Allâh’ın cisim olmadığı konusunda kesinlikle bir nas yoktur ve Allâh’ın sıfatlarının cisim ve araz olmadığı konusunda da bir nas yoktur.”
Bu husus hakkında daha evvel şu yazıları nakletmiştim:

İbni Teymiyye, İmam Razi'ye reddiye olarak yazdığı kitapda şöyle der: "İyi bilinir ki, Kitab'ta, Sünnet'te ve İcma'da bütün cisimlerin yaratılmış olduğuna veya Allahü teâlânın cisim olmadığına dair bir ifade yoktur. Müslümanların imamlarından hiç biri böyle bir şey söylememiştir. Öyleyse, ben de böyle söylememeyi tercih edersem ["Allah cisim değildir" demezsem], bu beni dinden çıkarmaz." [Halbuki, İmam el-Eşarî rahimehullah tam zıddını söylemektedir: "Ehl-i sünnet ve hadis ehli (Allahü teâlâ cisim değildir) demişlerdir." (Makâlatü’l-İslâmiyyin, s. 211)]. İbni Teymiyye'nin bu sözlerine karşı İmam Muhammed Zâhidü’l Kevserî rahimehullah der ki:

"Böyle söylemesi tam arsızlıktır. Allahü teâlânın asla hiç bir şeye benzemediğini ifade eden ayet-i kerimeleri ne yaptı? Her ahmağın aklına gelebilecek her saçmalığın tek tek reddedilmesini mi bekliyor? Allahü teâlânın meâlen (O'nun misli (O'na benzer) hiç bir şey yoktur.) (42:11) buyurması yetmiyor mu? Yoksa, hiç bir rivayet zıddını bildirmediği için birilerinin "Allah şunu yer, şunu çiğner, şunun tadına bakar..." gibi şeyler söylemesini caiz mi görüyor? Bu açığa çıkmış bir küfür ve katıksız tecsimdir." (Makâlatü’l-Kevserî, s.350-353)
 

İlim Talebesi

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
18 Ağu 2014
Mesajlar
1,630
Puanları
0


''
Onüçüncü Mesele:

-İbni Teymiyye’nin, Hz Ali’ye karşı gelmesi

Bu sapık görüşü şu kitaplarda geçmektedir:

1-Mihac es-Sünne en-Nebeviyye
2-Nakd Meratibul İcma

“Mihac es-Sünne en-Nebeviyye” adlı kitabında Hz*Ali hakkında diyor ki: “Din için değil koltuk için savaşa girmiştir”


İbn Teymiyye'nin -Arapça kitaplarına bir bakalım.Ben bulursam haber veririm.
 

Ahter

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eki 2009
Mesajlar
5,252
Puanları
0


İbn Teymiyye'nin -Arapça kitaplarına bir bakalım.Ben bulursam haber veririm.
Sen bu işten anlamadığını daha işe girerken belli ettin. Ara , daha çok ararsın..İbnu Teymiyenin hazreti Aliye hakaret ettiği gerçek olsaydı,kendisini münekkidi ehli sünnet ulema ve şia bunu çoktan faş ederdi.
@menzil5453 bu iftiradan dolayı bu sitenin müdavimlerinden özür dilemeni bekliyorum..Burası senin aklının estiğini yazıp, tatmin olacağın yer değil..Bunu başka kapılarda yap.
 

İlim Talebesi

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
18 Ağu 2014
Mesajlar
1,630
Puanları
0
Sen bu işten anlamadığını daha işe girerken belli ettin. Ara , daha çok ararsın..İbnu Teymiyenin hazreti Aliye hakaret ettiği gerçek olsaydı,kendisini münekkidi ehli sünnet ulema ve şia bunu çoktan faş ederdi..
İbn Teymiyye bunu aks görüşleri naklederken vermiş olabilir.Kendisi bu sözü söylemez bencede.

Bu arada biraz sakin olalım :)
 

menzil5453

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
11 Eyl 2014
Mesajlar
579
Puanları
0
Sen bu işten anlamadığını daha işe girerken belli ettin. Ara , daha çok ararsın..İbnu Teymiyenin hazreti Aliye hakaret ettiği gerçek olsaydı,kendisini münekkidi ehli sünnet ulema ve şia bunu çoktan faş ederdi.
@menzil5453 bu iftiradan dolayı bu sitenin müdavimlerinden özür dilemeni bekliyorum..Burası senin aklının estiğini yazıp, tatmin olacağın yer değil..Bunu başka kapılarda yap.
Oku.. Bir şii sitesi. Burda ezbere konuşan sensin. Ben kimseye iftira etmem. Bu ibni teymiyye olsa dahi.

https://velayet.wordpress.com/2013/12/23/ibni-teymiyyenin-iddasina-cevap/


Discovery cihazımdan Tapatalk 2 ile gönderildi
 

Ahter

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eki 2009
Mesajlar
5,252
Puanları
0

Şia sitelerini delil kabul etmiyorum..Şimdi anlaşıldı bu iftirayı nerden aldığın.İlk hadis uyduranların şia olduğunu hatırlatayım, sana..Sen ibnu teymiyeyi bu sitelerden öğrenemezsin..Ben senden orijinal delil istedim sen yalancı/kezzab şiadan delil getiriyorsun.
 

menzil5453

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
11 Eyl 2014
Mesajlar
579
Puanları
0
Sen bu işten anlamadığını daha işe girerken belli ettin. Ara , daha çok ararsın..İbnu Teymiyenin hazreti Aliye hakaret ettiği gerçek olsaydı,kendisini münekkidi ehli sünnet ulema ve şia bunu çoktan faş ederdi.
@menzil5453 bu iftiradan dolayı bu sitenin müdavimlerinden özür dilemeni bekliyorum..Burası senin aklının estiğini yazıp, tatmin olacağın yer değil..Bunu başka kapılarda yap.
Şii görüşlü bir siteden alıntı..

"ibni Teymiyye rafizinin sözünü redd etmede öyle mubalağa etmiştir ki,*bu onu Ali r.a’ı tenikd etmeğe sürüklemiştir."

Kaynağı bir önceki mesajda verdim. Demek ki kitaplarında tenkit var.

Ayrıca..

https://islamkalesi.wordpress.com/2012/12/23/ibni-teymiye-hakkinda-hadis-hafizi-ibni-hacer-el-askalaniden-degerlendirmeler/
Discovery cihazımdan Tapatalk 2 ile gönderildi
 

Ahter

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eki 2009
Mesajlar
5,252
Puanları
0
@menzil5453, sende yalancı şia gibi yalancılıkta onlara ortaksın..Şu alıntına hala delil bekliyorum, yoksa seni kezzab ilan edecem.

Mihac es-Sünne en-Nebeviyye” adlı kitabında Hz*Ali hakkında diyor ki: “Din için değil koltuk için savaşa girmiştir”

Aynı kitabında diyor ki: “Hz*Ali kötü bir halde olmasaydı birçok sahabe, birçok tabi ona küfretmez ve ondan nefret etmezlerdi”

Aynı kitabında da diyor ki: ”Bilindiği gibi birçok sahabe HzAli’yi eleştirmişlerdir”


Aynı kitapta adlı kitabında diyor ki: “Ali namazı kıldırırken ayetleri karıştırdığı için Allâh-u Teâlâ, “En-Nisâ’” suresinin 43ayetini onun hakkında, yani Hz Ali hakkında indirmiştir”Ayette şöyle geçmektedir: “Ey iman edenler! Sarhoş iseniz namaza yaklaşmayınız” demiştir”

Hadi ara bul hafız ibnu teymiyenin minhacından buraya getir.
 

İlim Talebesi

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
18 Ağu 2014
Mesajlar
1,630
Puanları
0
يوسف والد الحسن بن يوسف بن علي بن المطهر الحلي الرافضي المشهور وكان رأس الشيعة الإمامية في زمانه وله معرفة بالعلوم العقلية شرح مختصر بن الحاجب الموصلي شرحا جيد بالنسبة إلى حل الفاظة وتوضيحه وصنف كتابا في فضائل علي رضي الله عنه نقضه الشيخ تقي الدين بن تيمية في كتاب كبير وقد أشار الشيخ تقي الدين السبكي إلى ذلك في أبياته المشهورة حيث قال وابن المطهر لم يظهر خلافه ولابن تيمية رد عليه أي الرد واستيفاء أجوبة لكنا نذكر بقية الأبيات في ما يعاب به بن تيمية من العقيدة طالعت الرد المذكور فوجدته كما قال السبكي في الاستيفاء لكن وجدته كثير التحامل إلى الغاية في رد الأحاديث التي يوردها بن المطهر وان كان معظم ذلك من الموضوعات والواهيات لكنه رد في رده كثيرا من الأحاديث الجياد التي لم يستحضر حالة التصنيف مظانها لأنه كان لاتساعه في الحفظ يتكل على ما في صدره والإنسان عامد للنسيان وكم من مبالغة لتوهين كلام الرافضي ادته أحيانا إلى تنقيص علي رضي الله عنه وهذه الترجمة لا تحتمل أيضاح ذلك وإيراد امثلته وكان بن المطهر مقيما وقد بلغه تصنيف بن تيمية فكاتبه بأبيات يقول فيها

İbn Hacer El Askalani'nin Lisanul Mizanındaki kısım


 
Üst