Türkiye de Kazanıp ABD de yemek Helal mi Haram mı ? | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Türkiye de Kazanıp ABD de yemek Helal mi Haram mı ?

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

amca

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
13 Ara 2006
Mesajlar
751
Puanları
0
Arkadaşlar Allah a şükür Genç emekli biriyim maddi bir sıkıntım yok :) Kitaplarım falanda var oradan gelen telif hakları falan. Türkiyede çok dostum var istediğim kadar bana para gönderebilirler.

Sorum şu ?

Ben bir çiftlik alıp ABD ye yerleşmek istiyorum.

Şimdi kafama takılan bir kaç şey var.

Burada ki arkadaşlar Devletin bana verdiği emekli maaşını Amerikan Dolarına çevirip bana gönderse bende orada yaşasam bu İslam edebine aykırımıdır?

Ha tabi telif haklarım falanda var onlarıda Dolara çevirip Bana gönderseler Bir mahsuru varmı ?

Buradaki dostlarımdan bazıları çok tutucu ya beni sinir ediyorlar yok buradaki paralarla orada yaşamam paramı transfer etmekmiş? Haramın küçüğü büyüğü olmazmış ?

Yok bu haller edebe uymazmış ?

Yok ben Türkiyeden kazandığım paraları nasıl ABD de harcarmışım ? Ya çok gerici insanlar var bu ülkede...

Sizlerde bana yol gösterirseniz sevinirim.

Ama yol gösterirken Lütfen Şeriat , Hakikat , Tarikat Usulleri ile verirseniz sevinirim.

Allah Cümlenizden Razı olsun.
 

Zeynep Özmen

Kevok_84
İhvan Üyesi
Katılım
7 Haz 2006
Mesajlar
3,306
Puanları
0
Bir hristiyan ülkesinde yaşamayı zaruriret olmadıkca doğru bulmuyorum ben.
 

yenibeyin

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
7 Eki 2006
Mesajlar
712
Puanları
0
Web sitesi
www.yenibeyin.com
amcam benim ben de tersini merak ettim o nasıl oluyor :D
 
H

hiç

Misafir
niye ki amca türkiye'nin suyu mu çıktı...:O ne işin var amerikalarda..?:blink: yaw giden gidene zalimin kucagına :D
gel sen buradan çiflik al tavuklar benden....:O
 

amca

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
13 Ara 2006
Mesajlar
751
Puanları
0
niye ki amca türkiye'nin suyu mu çıktı...:O ne işin var amerikalarda..?:blink: yaw giden gidene zalimin kucagına :D
gel sen buradan çiflik al tavuklar benden....:O
Öncelikle Sağlık problemlerim var :)

Sonrasında Türkiyede Müslümanım diye Hapse girme riskim var.

Bunlar geçerli neden değilmi ya...???
 

Tarık

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ara 2006
Mesajlar
66
Puanları
0
Ne o amca mercedesi sattın mı...?

Yoksa mercedesi satarak hasır üstünde yatanları örnek almaya mı başladın.?
 

amca

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
13 Ara 2006
Mesajlar
751
Puanları
0
Ne o amca mercedesi sattın mı...?

Yoksa mercedesi satarak hasır üstünde yatanları örnek almaya mı başladın.?
TARIK benim Mercedes varken sen üye değildin.

E eskiden kimdin ?

Söylede ona göre diyelim sana ?
 

Tarık

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ara 2006
Mesajlar
66
Puanları
0
Az önce mesajlarına göz gezdirdim ve ne kadar mal düşkünü olduğunu gördüm...
 

yenibeyin

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
7 Eki 2006
Mesajlar
712
Puanları
0
Web sitesi
www.yenibeyin.com
arkadaşlar sanırım amca kendi şahsında konuyu öğrenmek istiyor. Öyleyse konu için cevap verelim ama ne desem bilen yok mu bu konuyu...

tarık kardeş amcayı tanıyor olsa gerek imalı bişeyler kokuyor ama :O
 

yenibeyin

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
7 Eki 2006
Mesajlar
712
Puanları
0
Web sitesi
www.yenibeyin.com
halla halla amca soru sordu tarık geldi ahiret sorularına girdi cevap ne ya onu bilen yok mu
 

ORHANCAN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
2,536
Puanları
0
valla şartlara göre bakılır, eğer sizlerin yapması gerekenler yani hizmetleriniz burada bittiyse ve sevk-i ilahi istedi ise kılınızı bile kıpırdatmadan oarada bulursunuz kendinizi.
 

5. Barut Hakkı

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Ara 2006
Mesajlar
79
Puanları
0
Arkadaşlar Allah a şükür Genç emekli biriyim maddi bir sıkıntım yok :) Kitaplarım falanda var oradan gelen telif hakları falan. Türkiyede çok dostum var istediğim kadar bana para gönderebilirler.

Sorum şu ?

Ben bir çiftlik alıp ABD ye yerleşmek istiyorum.

Şimdi kafama takılan bir kaç şey var.

Burada ki arkadaşlar Devletin bana verdiği emekli maaşını Amerikan Dolarına çevirip bana gönderse bende orada yaşasam bu İslam edebine aykırımıdır?

Ha tabi telif haklarım falanda var onlarıda Dolara çevirip Bana gönderseler Bir mahsuru varmı ?

Buradaki dostlarımdan bazıları çok tutucu ya beni sinir ediyorlar yok buradaki paralarla orada yaşamam paramı transfer etmekmiş? Haramın küçüğü büyüğü olmazmış ?

Yok bu haller edebe uymazmış ?

Yok ben Türkiyeden kazandığım paraları nasıl ABD de harcarmışım ? Ya çok gerici insanlar var bu ülkede...

Sizlerde bana yol gösterirseniz sevinirim.

Ama yol gösterirken Lütfen Şeriat , Hakikat , Tarikat Usulleri ile verirseniz sevinirim.

Allah Cümlenizden Razı olsun.
Teşbih-i beliğ olmuş.
 

Tarık

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ara 2006
Mesajlar
66
Puanları
0
Ben amcayı tanımıyorum...
Mesajlarına bakarak ne olduğu anlamaya çalışıyorum
Dünde hizmete ait bir okulun 22 milyar yıllık ücreti hakkında laf atmıştı...
 

amca

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
13 Ara 2006
Mesajlar
751
Puanları
0
Az önce mesajlarına göz gezdirdim ve ne kadar mal düşkünü olduğunu gördüm...
Benim değerli tek şey Akıldır YALANCININ bile Aptalını sevmem.

Konu bu değil.

Konuya gel.
 

ORHANCAN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
2,536
Puanları
0
hele bir misyonunuz varsa ve peşinizde tikko - pkk - dhkpc ve mitin ve jitemin ve batı çalışma gruplarının tehdidi ile daima suikastler hazırlanırken.. ve iki yüzlü münafık köşe yazarlarının arasındaysan ve 68 ler kuşağının hedefindeysen işin kötü amca....

Üsatad (RA) hazretlerini 30 yıl hiç ceza bile vermeden hapis hapis dolaştıran, 18-20 kez zehirleyen o insanların yani 300 kişilk şer komitenin hedefindeysen, sağlık problemlerin de varsa ve yeğenin abd de i,se gidersin oraya...sen gitmesen de amcanın oğlunu avustralyaya gönderdikleri gibi seni de gönderirler fizana...
 

ORHANCAN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
2,536
Puanları
0
Risale-i nurlara esas alarak dünyayı tanıtmak için 185 ülkeye ulaştırark dünyanın istifadesini sunmak amacıyla her ülkede kolej dil kursu - üniversite vb. gibi müessese açarak NAM-I CELİL-İ MUHAMMEDİYİ Yİ ulaştırmak istersen değil abd kuzey kutbuna dahi gidersin..

bu bir aşk dır , bu bir sevdadır, bu bir Üstadın (RA) verdiği hedeflere ulaşmak arzusudur...sen öyle bu aşdan şevkden, sevdadan anlasan gözlerin çağlar gözlerin önü çöker, teheccütlerinde namazlan ıslanır ve alemi manada durumunu gözlemlerdin kardeşim..

Türklük adına bir damla yaş akıtmayan gözler, milletini sevmeyen eşkiyalar gibi kendi değerlerimizi düşman olur.

GELİN BİRLİK OLALIM Gelin birlik olalım yarın çok geç olmadan,Gelin dirlik bulalım vazgeçin öç almadan! Nefreti yok edelim, gel sen de katıl bize,İntikam eşkıyası sevgiyle gelir dize. Yedi düvel elinden kim kurtardı bu yurdu?Mehmetçik değil miydi Lazı, Çerkezi, Kürdü? Hangimizin ecdadı feda olmadı yurda?Hangi bahçeden bir gül solmadı bu uğurda? Düne kadar Bosna’da kırılırken soydaşın,Sana senden başka dost çıktı mı, düşün taşın! Asırlardır dinmedi bir bölücü ninnisi,Aynı dinden değil mi Alevi’si, Sünni’si? Bin kere lanet olsun Yezit denen deliye!Muhabbetle bağlıyız Muhammed’e Ali’ye! Duyulmuş mu dünyada böyle oyun havası?Bize mi kalmalıydı komşunun kan davası? Siyah-beyaz kavgası nasıl ilginç değil mi?Bizim mezhep kavgamız daha gülünç değil mi? Geçin o sınıfları, geçin kardeşim geçin!Barışta buluşalım mutlu Türkiye için! Düşman sevindirmenin ne alemi var şimdi?Milletçe kenetlenip sarılmamız kar şimdi! Bir başka ulus var mı böyle temiz böyle saf?İnsaf edelim dostlar, insaf edelim insaf! Cemal SAFİ

 

ORHANCAN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
2,536
Puanları
0
"Eğer düşmanlık etmek istersen; kafirler, zındıklar çoktur; onlara adavet et. Evet, nasıl ki muhabbet sıfatı, muhabbete layıktır; öyle de; Adavet hasleti, herşeyden evvel kendisi adavete layıktır. Eğer hasmını mağlup etmek istersen, fenalığa karşı iyilik ile mukabele et. Çünkü eğer fenalıkla mukabele edersen, husumet tezayüd eder. Zahiren mağlup bile olsa, kalben kin bağlar, adaveti idame eder. Eğer iyilikle mukabele etsen, nedamet eder; sana dost olur."
(Bediüzzaman Said NURSİ)


Ya Rabbî ve ya Rabb-es Semavati Ve-l Aradîn! Ya Hâlıkî ve ya Hâlık-ı Külli Şey! Gökleri yıldızlarıyla, zemini müştemilâtıyla ve bütün mahlukatı bütün keyfiyatıyla teshir eden kudretinin ve iradetinin ve hikmetinin ve hâkimiyetinin ve rahmetinin hakkı için BİRLİĞİMİZİ VE DİRLİĞİMİZİ BOZMAK İSTEYENLERE FIRSAT VERME..AMİN.

Hazret-i Musa Aleyhisselâm'a denizi ve Hazret-i İbrahim Aleyhisselâm'a ateşi ve Hazret-i Davud Aleyhisselâm'a dağı, demiri ve Hazret-i Süleyman Aleyhisselâm'a cinni ve insi ve Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'a Şems ve Kamer'i teshir ettiğin gibi, TÜM ÜMMET-İ MUHAMMEDİ (sav) nefis ve şeytanın şerrinden ve kabir azabından ve Cehennem ateşinden muhafaza eyle ve Cennet-ül Firdevs'te mes'ud kıl....AMİN.
 

ORHANCAN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
2,536
Puanları
0
“Saldırıp iftira ettikleri şahsiyet kaç defa “Eğer biz zararlı şeyler yapıyorsak Allah bizi silip süpürüp götürsün.” mealinde sözler söyledi ve bunları yazdı. Eğer (ona karşı çıkanlar) kendilerinin yalancı ve iftiracı olmadıklarını iddia ediyorlarsa, aynı şekilde kendileri “Eğer biz yalan söyleyip iftira atıyorsak, Allah bizi silip süpürüp götürsün.” veya Allah’ın lâneti üzerlerine olacak şekilde, şart cümlesinin sonunu samimi olarak tamamlasınlar. Bunu yazı ile de söz ile de herkese ilân etsinler. Aynen mağdur, mazlum ve iftiraya uğrayan zatın yaptığı gibi... Evet eğer kendilerine güveniyorlarsa...”
Söylediğimiz her sözün, attığımızın her adımın, hattâ aldığımız her nefesin hesabını vereceğiz. Kur’an-ı Kerim, pek çok âyetinde genelde insanların, özelde mü’minlerin birbirlerine karşı nasıl davranmaları gerektiği üzerinde çok önemli düsturlar ortaya koyar ve bu çerçevede ciddi tehditlerde bulunur. Meselâ, mü’minlere hak etmedikleri eza ve cefada bulunanların kalblerinin ancak haram kazandığını buyurur. Sadece mü’minlere değil, bütün insanlara karşı bile onların hoşlanacağı dilde hitap edilmesi gerektiğini, hattâ onları hoşlanmadıkları lâkaplarla bile çağırmanın fasıklık olduğunu vurgular. O kadar ki, müşriklerin bile putlarına hakaret edilmemesi gerektiğini; çünkü böyle bir hakaretin onları Allah’a hakaret etmeye sevk edeceği ikazını yapar. Habil ve Kabil kıssasında, bir kardeş diğerini öldürmeye teşebbüs ettiğinde bile, karşıdakine düşenin aynı şekilde davranmamak, onu öldürmek için harekete geçmemek, elini kaldırmamak gerektiğini öğretir. Yine Kur’an, mutlak doğru bilgiye dayalı olarak davranmak gerektiği; çünkü üzerine hüküm bina edilen her malûmattan kulak, kalb ve gözün sorumlu olduğu ve sorguya çekileceği uyarısında bulunur.
Tabiî, bütün bunlar bütün insanlar için geçerli olsa da, öncelikle Kur’an’a inanan mü’minler için geçerlidir. Şu anda Türkiye’de birtakım Müslüman bildiklerimiz veya İslâm’la hiç alâkası olmamış, olmayan, hattâ ona karşı birtakım gruplar el ele, İslâm ve Türkiye’nin çıkarları adına hoşgörü ve diyaloga önem verenlere ve bilhassa bu konudaki faaliyetlerin başlatıcısı gördükleri zata karşı, âdeta varlık sebebi haline getirdikleri bir mücadele ve kampanya yürütmektedirler. İçlerinde, söz konusu zat aleyhinde her türlü fırtınayı koparıp komployu düzenleyenlerin bile, “Karakterinde kullanılabilecek bir boşluk yok” dedikleri zat hakkında tarihte şeytanın bile yapamayacağı, yapmaktan ürkeceği en şenî iftiraları hem de yazabilenler var.
Esasen bütün bunları, bu grupları fikir seviyesinde muhatap almanın bir işe yaramayacağı ortada. Çünkü, her fikrî müzakere, fikrinde, davasında samimi insanlarla yapılır. Dolayısıyla, hoşgörü ve diyalog münasebetiyle veya daha başka hizmet ve faaliyetleri sebebiyle söz konusu zâta olmadık suçlamalarda bulunan, iftiralar atan, İslâm adına ve ülke çıkarları adına hareket ettikleri iddiasıyla onun aleyhinde bulunan istisnasız herkese sesleniyorum. Abdullah Aymaz hocamızın yazdığı gibi, o zât defalarca, “Eğer niyetimizde dine zıt bir şey varsa ve dine zararlı şeyler yapıyorsak, Allah şimdi canımızı alsın!” demiş, böyle konuşmuş, böyle yazmıştır. Şimdi, bütün diğerleri de, “Eğer o zatın tenkit ettiğimiz faaliyetlerine karşı çıkışta İslâm adına, İslâm’ın ve Türkiye’nin hayrına olarak davranmıyorsak, yaptıklarımızla İslâm’a ve Türkiye’ye zarar veriyorsak, o zat hakkında herhangi bir iftirada bulunmuşsak, yalan söyleyip iftira atıyorsak, Allah da bizi mahvetsin ve lâneti üzerimize olsun!” desinler ve yazsınlar. Eğer onlar dese veya diyemese de, İslâm’ın ve ülkemizin hayrına olarak düşünen herkes, burada 500.000 tirajlı bir gazetede yaptığım şu duayı yapsın: “Rabb’im, kim İslâm adına ve Türkiye’nin çıkarları için diyerek; ama kin, garaz, şahsî çıkar gibi sebeplerle başkasına iftira atıyorsa, yalan söylüyor ve yalan yazıyorsa Rabb’im onu Sana havale ediyoruz!” Onlar da iddialarında samimi iseler, en azından bu duaya âmin desinler!
14.03.2005

http://www.zaman.com.tr/?bl=yazarlar&trh=20050713&hn=152446
 

ORHANCAN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
2,536
Puanları
0
Allah’ı inkâr büyük bir günah olduğu için onun mahkemesi dünyada değil âhrette görülecek. İnkârcılar, zâlim olmadıkları müddetçe ekseriyetle dünyada karşılık görmeyebilirler. Ama iman sahibi kişiler, başkalarına yaptıkları zulümlerin ve iftiraların cezasını çoğu kere dünyada çekerler...
Gizlilerin ve derinlerin bir araya getirdiği birtakım şucu bucu anlayışlara, belki ibret ve ders olur düşüncesiyle, sırf ikaz için, gerçekten şahit olduğum veya birinci ağızdan haberdar olduğum birkaç olay anlatmak istiyorum... Öğrencilik yıllarımda bir yurtta kalıyorduk. Müdürümüz de sırf Hak rızası için yediğine içtiğine son derece dikkat ediyordu. Bilhassa etlerin besmeleli olup olmadığına... Her ne duygu ile yaptığını veya kimlerin kışkırttığını bilemediğim bir imam, yurdumuza yakın bir câmi kürsüsünden alenen saldırıya geçti. Bizler çok üzüldük. Hele ehl-i takvadan olan Hafız İbrahim hocamız yerinde duramıyordu: “Ben buna ‘Tebbet ve Kul yâ eyyühel...’ sûrelerini okuyacağım. Allah şerrinden emin eylesin.” dedi. Birkaç hafta sonra bu müfteri saldırganın Allah dilini dolaştırdı ve olmayacak yerlere çatmaya başladı. Bunun üzerine onu İzmir’den alıp Ödemiş’e tayin ettiler. Orada da bir yanlışlık yaptı, bu sefer bir köye naklettiler. Orada her ne yaptı ise köylülerden adamakıllı bir dayak yedi ve istifa ederek dönüp geldi...
Bir zamanlar Diyanet İşleri Başkanlığı’nda mühim yerlere kadar yükselebilmiş bir vâiz, İzmir davasında müzisyen R. Şardağ ile beraber menfi bir rapor hazırladılar ve bazı insanların 163. maddeden mahkûmiyetine sebep oldular. Daha sonra bu vâiz (din bilgisi öğretmenliği de yaptı) öldürücü bir hastalığa yakalandı. İşte o zaman Mesut Erişen vasıtasıyla mağdur ve mazlumlardan hasta yatağında haklarını helâl etmelerini istedi... Öksüz bir öğrenci vardı. Bir arkadaşımız ilgilendi; ders çalıştırdı, altı-yedi zayıfını kurtardı. Sonra ona burs ve kalacak yer temin etti. Fakat onu birileri satın almış ve kendi emellerinde kullanmışlar. Sonradan fark edilince, ayrılmak zorunda kaldı. Bir gün kansere yakalandığını duyduk, tabii çok üzüldük. Bir gün bana bir telefon geldi. Sesinden tanıdım; Ali idi... Haklarımızı helal etmemizi istiyordu. Gelmesini istedim; “Artık gelemem.” dedi. Vefat ettikten sonra öğrendik ki, hep “Haklarını helâl etsinler.” diye diye sayıklayıp durmuş. Kur’an-ı Kerim’de bir mübâhele meselesi vardır. Hicretin 9. yılında Necran Hıristiyanlarını temsilen 70 kişilik heyet, başlarında dinî ve dünyevî liderleri olarak Medine’ye gelip Efendimiz’le (sas) Hz. İsa (as) hakkında tartışmışlardı. Bunun üzerine “Artık sana bu ilim geldikten sonra, kim seninle İsa hakkında tartışmaya girerse de ki: ‘Haydi gelin oğullarımızı ve oğullarınızı, hanımlarımızı ve hanımlarınızı ve bizzat kendimizi ve kendinizi çağırıp, sonra da gönülden Allah’a yalvaralım da bu konuda kim yalancı ise Allah’ın lânetinin onların üzerine inmesini dileyelim.’ (Âl-i İmran Sûresi, 61) ayeti indi. İşte mübâhale “Hangi taraf yalancı ise Allah’ın ona lânet etmesini bütün kalbiyle istemek” demektir...
Saldırıp iftira ettikleri şahsiyet kaç defa “Eğer biz zararlı şeyler yapıyorsak Allah bizi silip süpürüp götürsün.” mealindeki sözler söyledi ve bunları yazdı. Eğer kendilerinin yalancı ve iftiracı olmadıklarını iddia ediyorlarsa, aynı şekilde kendileri “Eğer biz yalan söyleyip iftira atıyorsak, Allah bizi silip süpürüp götürsün.” veya Allah’ın lâneti üzerlerine olacak şekilde, şart cümlesinin sonunu samimi olarak tamamlasınlar. Bunu yazı ile de söz ile de herkese ilân etsinler. Aynen mağdur, mazlum ve iftiraya uğrayan zatın yaptığı gibi... Evet eğer kendilerine güveniyorlarsa...
13.03.2005

http://www.zaman.com.tr/?bl=yazarlar&alt=&trh=20050313&hn=152054&yn=2
http://www.zaman.com.tr/?bl=yazarlar&trh=20050713&hn=152446

 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst