Mustafa İslâmoğlu | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Mustafa İslâmoğlu

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

HaZiRuN

Revizyonda
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2010
Mesajlar
2,591
Puanları
0
Mustafa İslâmoğlu

28 Ekim 1960 Develide doğdu. İlk ve orta eğitimini doğduğu ilçede yaptı. Aynı dönemde babasından klasik usulde Sarf-Nahiv okudu. Yüksek İslam Enstütüsünde başladığı yüksek öğrenimini Ezher Üniversitesi Şeria İslamiyye Fakültesinde sürdürdü.

Edebi ürünlerini Mavera (1980) ve Aylık Dergi (1982-1989) ve Dergahta yayımladı. İlk makaleleri Milli Gazete (1980) ve Yeni Devirde (1982-83) çıktı. Üniversiteler arası şiir yarışması 1. ve 2.lik ödüllerini aldı.

Şiirlerinden oluşan ilk kitabı Heyelan, Aylık Dergi Yayınları arasından 1987de çıktı. Değişik coğrafyalardan İslami hareket önderleriyle yaptığı söyleşiler Eksen Yayınları tarafından Öncülerle Konuşmalar adıyla kitaplaştırıldı (1989).

Kahirede eğitim için bulunduğu yıllarda bir yandan İslami araştırmalarda bulundu, bir yandan da dersler verdi. İlk araştırma ürünü olan İmamlar ve Sultanlar isimli çalışmasını burada kaleme aldı (1990). Yine ilk deneme eseri Yürek Devleti de bu dönemde yayımlandı. Aynı dönemde Safinaz Kazımın fî Mesetis-Süfur vel-Hicab adlı eserini Kadının Özgürlüğü adıyla Türkçeye kazandırdı (1990). İlk cildini Kahirede diğer ciltlerini döndükten sonra Türkiyede kaleme aldığı Anadolu İslami Hareketleri (şimdiki adı: İslami Hareketler ve Kıyamlar Tarihi) serisini peşi peşine yayımladı (1991-1993). Bu serinin ilk cildini Hasan Ali Beyyumi ile birlikte Arapçaya çevirdi. Bu çeviri Daruz-Zehra tarafından Cuzurul-Hareketil-İslamiyye fi Türkiye adıyla yayımlandı (Kahire-1994).

Bir araştırma eseri olan Yahudileşme Temayülü adlı eseri 1994te okuruyla buluştu. Seminer notlarından oluşan Tavsiyeler I-II adlı eserler de bu yıllarda yayımlandı (1995, 1998).

Kahire-Mekke hattında yazdığı şiirleri Ya-sîn adıyla yayımladı (1991). Daha sonra tüm şiirlerini Divan adlı kitabında topladı (1996). Kahirede verdiği tefsir derslerini, bir konulu tefsir örneği olan Adayış Risalesinde bir araya getirdi (1992).

1992 yılının Ekim ayında Kahire dönüşü başlattığı tefsir dersleri 15 yıldan beri devam etmektedir. Aynı dersler
http://www.tefsirdersi.com adlı siteden canlı olarak yayımlanmaktadır. Yine 1998 yılında başlayan Tefsirul-Kuran Tevilul-furkan adlı görüntülü ve sesli (DVD, Video, Audio) tefsir projesinde bugüne kadar 170 ders yayımlandı. Proje, 200 derste Kuranın tamamının görüntülü olarak tefsirini hedeflemekte ve 2008 yılında tamamlanması öngörülmektedir.

Görüntülü tefsir projesi ile başlayan Gerekçeli Meal adı verilen Kuranın Türkçe tercüme çalışması da yukarıdaki projeyle eş zamanlı olarak yürümekte ve birlikte tamamlanması öngörülmektedir.

Yazar, kimilerinde halen yazmaya devam ettiği Yeni Şafak, Anadoluda Vakit, Akit, Selam, Aylık Dergi, Ribat, Meydan gibi gazete ve dergilerde yayımlanan makalelerini Makalat, Şafak Yazıları, Dağarcık, Yokluğunda Düşülmüş Notlar, Savaş Kesmeyen Sözler, Sözün Gücü mü, Gücün Sözü mü, Yerliler ve Yersizler, Ayetlerin Işığında isimleriyle kitaplaştı. Kendisiyle yapılan söyleşiler Söyleşiler I ve Bir Yaradan Kurşun Çıkarır Gibi adlarıyla yayımlandı.

Hükümlü olarak bulunduğu Gölcük ve Ankara cezaevlerinde çok zor şartlar altında Yahudi asıllı oryantalist Ignaz Goldziherin De Richtungen der İslamichen Koranauslegung adlı eserini, Arapça tercümesinden Türkçeye çevirdi. 1997 yılında Human Rights Watch Helmann-Hammet 1997 ödülünü aldı.

II. Uluslararası Fetih Sempozyumunda sunduğu tebliğ Yürek Fethi adıyla kitaplaştı (1997). Mekkede kaleme aldığı Hac Risalesi 1998de yayımlandı. Aralık 2000 tarihinde dini çevrelerde hayli ses getiren eseri Üç Muhammedi yayımladı. Amerika/Atlantada verdiği seminerler Hayatın Yeniden İnşası İçin (2001) adıyla yayımlandı. Bunu Ne Yapmalı-Nasıl Yapmalı-Kiminle Yapmalı (2002) adlı eseri takip etti. Yazar, 1983 yılında kaleme aldığı Seyrani adlı ilk edebi kitap çalışmasını 2002de yayımladı. Allah: Tanımak-Bilmek-Anlamak adlı eser, yazarın yayımlanmış son kitabıdır.

Ayrıca yazarın konferans, seminer, hutbe ve konuşmalarından oluşan onlarca görüntülü eseri bulunmaktadır.

Kitaplarından bazıları Arapça, Almanca, İngilizce, Kürtçe, Romanca, Bulgarca, Arnavutçaya çevrilip yayımlanmıştır.

Yazar evli ve beş çocuk babasıdır.
 

HaZiRuN

Revizyonda
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2010
Mesajlar
2,591
Puanları
0
Mustafa İSLAMOĞLU'nun dilinden

Bismillahirrahmanirrahim

1960 Kayseri, Develi dogumluyum..


Kökeni, alim yetistiren bir aileye mensubum Babam aynı zamanda hocamdır İlk arapça egitimimi ve islami ilimler egitimimi babamdan aldim



Yüksek öğrenimimi Kayseri, Yüksek Islam Enstitüsü, sonradan ilahiyat, daha sonra Kahire el-Ezher universitesi Islam Hukuku Fakültesinde yaptim.








1979'da yazmaya basladim Demek ki yazi hayatim 20 yil olmus Edebiyatla basladim Ilk yazdigim gazete, Milli Gazete idi Daha sonra Yeni Devir'de yazdim. Daha sonra farkli yayin organlarinda yazihayatim devam etti. Ilk kitabim, Heyelan 1987'de çikti... Ondan sonra, Dünya Islami Hareketlerinin -simdi bir çogu merhum olmus- liderleriyle yaptigim söylesiler Oncülerle Konusmalar adi altinda yayimlandi 89 da Imamlar ve Sultanlar isimli Islam tarihinin ilk yüzelli yilini ele alan elestirel bir tarih eseri yazdim 90 da Yürek Devleti isimli Hareket Elestirisini de içeren bir deneme kaleme aldim Yine 90'da ilk tercümem olan Misirli yazar Safinaz Kazim'in fi Mez'eleti's-Sufur vel Hicab isimli eserini Kadinin Ozgürlügü ismiyle tercüme ederek yayimladim 1992-95 yillari arasinda 8 ciltlik Anadolu Islami Hareketler serisini Anadolu-Kahire hattinda mekik dokuyarak kaleme aldim 1993'de iman isimli kitabimi yayimladim 1994'de çapli bir elestiri olan Yahudilesme Temayülü'nü yayimladim Kahire'de verdigim Tefsir derslerinden olusan kimi ayetlerin tefsirini Adayis Risalesi basligi altinda kitaplastirdim 1995'de yaklasik 2 yil önce 1 gazetede yazdigim bir makale yüzünden 1 yil hapse, Ankara'da bir forumda sundugum Kürt Sorununa Islami Çözüm baslikli tebligimden dolayi 1,5 yil olmak üzere toplam 2,5 yil tutan mahkumiyetim dolayisiyla Gölcük Cezaevine girdim Mahkumiyetimi Ankara Ulucanlar Yariaçik Cezaevi'nde tamamladim Cezaevinde yatarken cezaevinin olaganüstü mahrumiyet sartlari içerisinde Macar Oryantalist Ignas Goldziher'in Islam Tefsir Ekollerini Türkçeye çevirdim Uluslararasi Fetih Sempozyumu'nda sundugum tebligi detaylandirarak Yürek Fethi adiyla kitaplastirdim 1992 yilinda Akabe Kültür Egitim Vakfi'nda baslattigim tefsir dersi 7 yildir sürmekte Ayrica Islami Ilimler Akademisi'nde Tefsir Usulü dersleri vermekteyim. Yeni Safak ve Akit Gazetelerinde Köse Yazarligi yapiyorum Evli ve 5 çocuk babasiyim...
 

Verda

Gales
İhvan Üyesi
Katılım
9 Nis 2010
Mesajlar
10,917
Puanları
113

Sevgili Hazirun açmış zaten bu da video versiyonu..=)
 

Ahmet

Çöl Aslanı
İhvan Üyesi
Katılım
26 Ağu 2006
Mesajlar
2,764
Puanları
0
Yaş
36
Arkadaşlar! Bu bir biyografi konusudur. Eleştirilerinizi ayrı bir konu açarak yapabilirsiniz. Konu dışı mesajlar silinmiştir. Bilginize..
 

dostluk

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 Haz 2007
Mesajlar
5,663
Puanları
83
Yaş
48
eleştiri için sormuyorum şimdi..

yazarın 2 biyografisi paylaşılmış ayyrı mesajlarda birinde 4 çocuk birinde 5 çocuğu var yazıyor..hangisi doğru..

bize göre birine değer verip biografi paylaşılırsa ciddiyeten dikkatli doğru bilgilerle paylaşım yapılmalı ,okunmadan kopy paste olmamalı..

sizce?
 

HaZiRuN

Revizyonda
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2010
Mesajlar
2,591
Puanları
0
hocamız 5 çocuk babasıdır.gözden kaçmış yönetici arkadaşlardan biri düzeltirse sevinirim
 

zebih

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Ara 2006
Mesajlar
4,033
Puanları
63
1992 yilinda Akabe Kültür Egitim Vakfi'nda baslattigim tefsir dersi 7 yildir sürmekte Ayrica Islami Ilimler Akademisi'nde Tefsir Usulü dersleri vermekteyim. Yeni Safak ve Akit Gazetelerinde Köse Yazarligi yapiyorum Evli ve 5 çocuk babasiyim...
Titiz olmak güzeldir; fakat iyiniyet ve dürüstlük çok daha güzeldir. Alttaki söyleşide, 1992 yılında başladığı tefsir dersinin yedi yıl sürdüğünü söylüyor... Yani bu söyleşinin tarihi 1999!

1999 yılında İslamoğlu'nun dört çocuk babası olduğunu anlıyoruz. Daha sonraki yıllarda yapılan bir söyleşide 5. çocuğunun doğmuş olmasına istinaden onun beş çocuk babası olduğunu söylemesi gayet tabiidir...

Niye yazdım ki bu kadar kelimeyi?

Düzeltme yaptığınızda yanlış yapmış olduğunuzu ifade için...

Yani yanlış ne?

İslamoğlu'nun 1999'da beş çocuğu yoktu...

Bu çok mu önemli de?

Asla... Hiçbir önemi yok; sadece nice çevirmenin, böylesi tashihat yapacağım derken nice eseri anlam bulamacına çevirmesine güzel örnek olmuş oldu...
 

Ebu Computer

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Haz 2013
Mesajlar
22,829
Puanları
113
Sayın zebih

Yazdıklarınızı okudum.

Hakikaten enteresan bir durum.

Yazı 99 da yazıldı ise bu yazıyı değiştirmek ile yazının aslı tahrif tahrif edilmiş olacak.

Diğer yandan düzeltme yapılmasa yanlış bilgi verilmiş olacak.

Hakikaten enteresan bir durum.

Belki bu yazı şu sene yazılmıştır, bu tarihten sonra bir çocuğu daha olmuştur deyip işin içinden çıkılabilirdi.

Bilemiyorum...

 

Verda

Gales
İhvan Üyesi
Katılım
9 Nis 2010
Mesajlar
10,917
Puanları
113
 

ömerusta

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
16 Ocak 2012
Mesajlar
6,911
Puanları
63
evet hocadan ALLAH c.c. razı olsun güzel açıklamış sizinde emeğinize bereket verdanaz kardeşim
 

fakiri

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ocak 2007
Mesajlar
15,969
Puanları
83
Peygamberimize hakaret üstüne hakaret eden "ekşi sözlük" sitesinin üzerine toz kondurmadığı bir isim !
Bu kankalıktan sonra,söylenebilecek tek kelime şu kalıyor:
Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyliyeyim...
 

lafons7275

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Şub 2013
Mesajlar
21,533
Puanları
83
Bu yazılanları, dikkatle dinleyip anlamak gerek.


Resulullah (sav) Efendimiz şöyle buyurdu:


"Hırsızların en kötüsü, o kimsedir ki; kıldığı namazından çalar."


Şöyle sordular:


-Ya Resulallah, o kimse, kıldığı namazından nasıl çalabilir?


Buna cevap olarak, Resulullah (sav) Efendimiz şöyle buyurdu:


"Rükûunu ve secdelerini tamam etmemek sureti ile."


Resulullah (sav) Efendimiz, bir başka hadis-i şerifinde ise, şöyle buyurdu:


"Rükû ile secdeleri arasında belini düzeltmeyen kimsenin namazına Allah nazar etmez."


Resulullah (sav) Efendimiz, secdeleri ve rükûunu. tam yapmayan bir kimseyi gördü ve şöyle buyurdu:


"Sen hiç korkmaz mısın? Eğer bu halinde ölecek olsan, Muhammed Dini'nden başka bir din üzerine ölürsün."


Resulullah (sav) Efendimiz bir başka hadis-i şerifinde şöyle buyurdu: "Sizden hiçbirinizin namazı tamam olmaz; taa rükûdan tamamen kalkıp belini de doğrulttuktan sonra her uzuv yerine gelinceye kadar."


Resulullah (sav) Efendimi şöyle buyurdu:


"Bir kimse, iki secde arasında oturmadıkça, belini doğrultup onu sabit tutmadıkça namazı tamam olmaz."


Resulullah (sav) Efendimiz, bir gün namaz kılan birinin yanından geçti; gördü ki, rükûunu ve secdesini, oturmasını, kalkmasını, hulasa namaz erkhanını tamam etmiyor. Şöyle buyurdu:


"Eğer bu halinde ölecek olsan, kıyamet günü benim ümmetimden olduğun söylenemez."


Bir başka yerde ise, şöyle buyurduğu anlatılmıştır:


"Bu durumda ölecek olsan, Muhammed Dini'nden başka bir din üzere ölmüş olursun."


Ebu Hüreyre (ra) şöyle anlattı:


-Bir şahıs altmış sene namaz kılar; amma, onun bu namazlarından bir tanesi dahi kabul edilmez. Bu o kimsedir ki, rükûunu ve secdelerini tamamlamaz.


Şöyle anlatıldı:


-Zeyd b.Vehb birinin namaz kıldığını gördü; amma rükûunu ve secdelerini tam yapmıyordu. Onu çağırdı ve sordu:


-Kaç senedir böyle namaz kılarsın?


O kimse, şu cevabı verdi:


-Kırk senedir.


Bunun üzerine, Zeyd b.Vehb şöyle dedi:


-Bu kırk sene içinde hiç namaz kılmamış oluyorsun. Bu halinde ölsen, Muhammed (sav) sünnetinden başka bir yolda ölürsün.


Şöyle anlatıldı:


-Mü'min bir kul namazını kıldığı zaman, rükûunu ve secdelerini de güzel eda ederse, onun namazında bir güzellik ve nur olur. Melekler onu, semaya çıkarırlar. O namaz dahi, namaz kılan için dua edip şöyle der:


-Sen beni koruduğun gibi, Allahu Teala dahi seni korusun.


Şayet o kimse, namazı güzel kılmaz ise, o namaz zulmetli olur. Melekler dahi onu istemezler semaya da çıkarmazlar. O namaz dahi, kılana şerli beddua edip şöyle der:


-Sen beni nasıl zay ettinse, Allah da seni zay etsin.


Namazın edası dam olarak yapılmalıdır. Tadil-i erkâna tam riayet edilmelidir. Oturmalara ve kalkmalara dahi riayet gerekir.
 

lafons7275

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Şub 2013
Mesajlar
21,533
Puanları
83
İmam-ı Rabbani hazretleri yine buyuruyor ki:
(İnsanların kötüsü, kötü âlimlerdir. Bunlar, din, iman hırsızlarıdır. Kur’an-ı kerimde mealen, (Onlar kendilerini müslüman sanıyor. Onlar son derece yalancıdır, şeytan onlara musallat olmuştur. Allahü teâlâyı hatırlamaz ve ismini ağızlarına almazlar, şeytana uymuşlar, şeytan olmuşlardır. Biliniz ki, şeytana uyanlar ziyan etti, ebedi saadeti bırakıp, sonsuz azaba atıldı) buyuruluyor.
 

AlpBilge

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
1 Şub 2015
Mesajlar
706
Puanları
0
 

AlpBilge

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
1 Şub 2015
Mesajlar
706
Puanları
0
 

çelebiler

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
4 Ocak 2013
Mesajlar
7,457
Puanları
63
Bu yazılanları, dikkatle dinleyip anlamak gerek.


Resulullah (sav) Efendimiz şöyle buyurdu:


"Hırsızların en kötüsü, o kimsedir ki; kıldığı namazından çalar."


Şöyle sordular:


-Ya Resulallah, o kimse, kıldığı namazından nasıl çalabilir?


Buna cevap olarak, Resulullah (sav) Efendimiz şöyle buyurdu:


"Rükûunu ve secdelerini tamam etmemek sureti ile."


Resulullah (sav) Efendimiz, bir başka hadis-i şerifinde ise, şöyle buyurdu:


"Rükû ile secdeleri arasında belini düzeltmeyen kimsenin namazına Allah nazar etmez."


Resulullah (sav) Efendimiz, secdeleri ve rükûunu. tam yapmayan bir kimseyi gördü ve şöyle buyurdu:


"Sen hiç korkmaz mısın? Eğer bu halinde ölecek olsan, Muhammed Dini'nden başka bir din üzerine ölürsün."


Resulullah (sav) Efendimiz bir başka hadis-i şerifinde şöyle buyurdu: "Sizden hiçbirinizin namazı tamam olmaz; taa rükûdan tamamen kalkıp belini de doğrulttuktan sonra her uzuv yerine gelinceye kadar."


Resulullah (sav) Efendimi şöyle buyurdu:


"Bir kimse, iki secde arasında oturmadıkça, belini doğrultup onu sabit tutmadıkça namazı tamam olmaz."


Resulullah (sav) Efendimiz, bir gün namaz kılan birinin yanından geçti; gördü ki, rükûunu ve secdesini, oturmasını, kalkmasını, hulasa namaz erkhanını tamam etmiyor. Şöyle buyurdu:


"Eğer bu halinde ölecek olsan, kıyamet günü benim ümmetimden olduğun söylenemez."


Bir başka yerde ise, şöyle buyurduğu anlatılmıştır:


"Bu durumda ölecek olsan, Muhammed Dini'nden başka bir din üzere ölmüş olursun."


Ebu Hüreyre (ra) şöyle anlattı:


-Bir şahıs altmış sene namaz kılar; amma, onun bu namazlarından bir tanesi dahi kabul edilmez. Bu o kimsedir ki, rükûunu ve secdelerini tamamlamaz.


Şöyle anlatıldı:


-Zeyd b.Vehb birinin namaz kıldığını gördü; amma rükûunu ve secdelerini tam yapmıyordu. Onu çağırdı ve sordu:


-Kaç senedir böyle namaz kılarsın?


O kimse, şu cevabı verdi:


-Kırk senedir.


Bunun üzerine, Zeyd b.Vehb şöyle dedi:


-Bu kırk sene içinde hiç namaz kılmamış oluyorsun. Bu halinde ölsen, Muhammed (sav) sünnetinden başka bir yolda ölürsün.


Şöyle anlatıldı:


-Mü'min bir kul namazını kıldığı zaman, rükûunu ve secdelerini de güzel eda ederse, onun namazında bir güzellik ve nur olur. Melekler onu, semaya çıkarırlar. O namaz dahi, namaz kılan için dua edip şöyle der:


-Sen beni koruduğun gibi, Allahu Teala dahi seni korusun.


Şayet o kimse, namazı güzel kılmaz ise, o namaz zulmetli olur. Melekler dahi onu istemezler semaya da çıkarmazlar. O namaz dahi, kılana şerli beddua edip şöyle der:


-Sen beni nasıl zay ettinse, Allah da seni zay etsin.


Namazın edası dam olarak yapılmalıdır. Tadil-i erkâna tam riayet edilmelidir. Oturmalara ve kalkmalara dahi riayet gerekir.
İmam-ı Rabbani hazretleri yine buyuruyor ki:
(İnsanların kötüsü, kötü âlimlerdir. Bunlar, din, iman hırsızlarıdır. Kur’an-ı kerimde mealen, (Onlar kendilerini müslüman sanıyor. Onlar son derece yalancıdır, şeytan onlara musallat olmuştur. Allahü teâlâyı hatırlamaz ve ismini ağızlarına almazlar, şeytana uymuşlar, şeytan olmuşlardır. Biliniz ki, şeytana uyanlar ziyan etti, ebedi saadeti bırakıp, sonsuz azaba atıldı) buyuruluyor.
Etrafına yalanlardan bir duvar örmüşsün,beyin fırtınalarının içindepolyanna gibi mutluluk oyunu oynuyorsun. :)

Ne zaman gerçek dünyaya,hakikatler bahçesine adım atmaya cesaret edeceksin?

İçindeki putlarını yıkacak İbrahim'i nereye kadar susturabilirsin?
 

çelebiler

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
4 Ocak 2013
Mesajlar
7,457
Puanları
63
 

Tahsin EMİN

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
7 Şub 2012
Mesajlar
11,751
Puanları
83
İmam-ı Rabbani hazretleri yine buyuruyor ki:
(İnsanların kötüsü, kötü âlimlerdir. Bunlar, din, iman hırsızlarıdır. Kur’an-ı kerimde mealen, (Onlar kendilerini müslüman sanıyor. Onlar son derece yalancıdır, şeytan onlara musallat olmuştur. Allahü teâlâyı hatırlamaz ve ismini ağızlarına almazlar, şeytana uymuşlar, şeytan olmuşlardır. Biliniz ki, şeytana uyanlar ziyan etti, ebedi saadeti bırakıp, sonsuz azaba atıldı) buyuruluyor.
Bunun muhatabı kimdir? Yakin bir bilgi var mı bu konuda? Söz doğru olabilir, bu sözü biri falan tarikat şeyhi için de düşünebilir.

Falan da İslamoğlu için düşünebilir.
 

AlpBilge

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
1 Şub 2015
Mesajlar
706
Puanları
0
"Dinde Allah’ın kutsamadığı hiçbir şey kutsal değildir. Allah’ın kutsamadığına kutsiyet atfeden haddini aşmış olur." (Mustafa İslamoğlu)
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Üst