Mürşid-i Kamil'e Görev Verilişi | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Mürşid-i Kamil'e Görev Verilişi

Mevlevi

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
22 Eki 2006
Mesajlar
382
Puanları
0
Web sitesi
www.abdullahbaba.net
Üstadimiz Abdullah Baba Hazretleri buyurdular ki:

�Mürsid-i Kamil olan zâta Peygamberler (as), Piranlar ve diger Evliyaullahin huzurunda görev tevdi edilir. Bu görev �IRSAD� vazifesi hakkindadir. Bundan maksat, hepsinin bu zâti tanimasi ve bilmesidir.�

Bütün Mürsid-i Kamil zâtlar bu mana ikliminde Maneviyat ehlinin huzurunda, Rasulullah (sav)'in onayi ile bu yüce vazifeye tayin olmuslardir. Nitekim Üstadimiz dahi bu usul ile vazifelendirildigini söylerdi. Ehlullahin bu durumunu adeta tasvir eder manada buyurulan bir hadis vardir ki söyledir:

- Allah bir kulunu sevdiginde Cebrail (as)'a, söyle seslenir:

- Ben filan kulumu sevdim. Onu sen de sev!� der. Cebrail (as)'da o kimseyi sever. Ve ayni seyi Semada ilan ederek:

- Allah (cc) filan kimseyi seviyor, siz de seviniz� der. Sema ehli de onu severler. O kimsenin sevgisi, dünyada bulunanlara arz edilir. Allah bir kuluna bugz ettigi zaman da Cebrail (as)'i çagirir ve:

- Ben filan kimseye bugz ediyorum, sen de bugz et!� der. Cebrail (as)'da bugz eder. Sonra sema ehli arasinda:

- Allah filan kimseye bugz ediyor, siz de bugz ediniz!� diye çagrida bulunur. Onlar da bugz ederler. Sonra bu kisi, yeryüzündekilere bugz edilmek üzere arz olunur. ( Tacü'l-Usul)

Allah dostlarina karsi insanlarin sergiledikleri sevgi, esas olarak bu hadiste bahsi geçen noktadir. Özellikle Kamil Mürsit'lerin halk üzerindeki nüfuzlari, böyle manevi bir destek sebebi iledir. Tasavvuf ehli bu konuda bu hadisi delil getirmislerdir. Üstadimizin bahsettigi bu husus, Rasulullah (sav) Efendimizin belirttigi bu hadisin pratik bir yorumu niteligindedir.

Bundan sonra Üstadimiz Mürsid-i Kamil zâtlarin, Manevi Ameliyat oluslarindan bahsederek söyle buyurur:

�Mürsidi Kamillere görev verildigi zaman, Allah Teâlâ kendi evlatlarina olan sevgisinin bir baska boyutunu, kendisine uyan Talib ve Müridleri hakkinda kendisine verir. Böylece Taliplerini de kendi evlatlari gibi severler. Kamil-i Mürsidlik göreviyle birlikte, Taliblerine karsi cinsel bir duygu hissetmez. Kendisinden bu tür sevgiler tamamen alinir.�

Üstadimiz Abdullah Baba Hz.leri, Kamil Mürsidlerin gerçekten çok ayri bir özelligini belirtmistir. Eskiden Osmanli Devleti zamaninda, Mesihat Dairesi tarafindan bütün Seyhler teste tabi tutulur ve bu testin neticesinde O Seyh hakkinda müsbet veya menfi bir karara varilirdi. Ele alinan meselelerden biri de bu �Manevi Ameliyat� konusudur. Bu gün böyle bir müessesenin yoksuzlugu sebebi ile bu müesseseler basibos bir halde seyredip gidiyor.

Bu nokta oldukça mühim bir noktadir. Dinde kendisine güven duyulacak, yüzüne bakildigi zaman Allah ve Resulü hatirlanacak, bakislarinda ibret, halinde heybet, sözlerinde hikmet olgusu olacak kimseler, iste bunlardir. Buna da manevi bir lütuf olmazsa, insanin bu kivami elde etmesi mümkün degildir.

Her safiye makamina gelen zatlar Mürsid-i Kamil olmaz. Ancak Peygamber (sav) Efendimizin vazife verdigi kisiler müstesna. Iste nefsi safiye makamin da olup ta irsad ile görevlendirilmeyen fakat nefis meratiplerini tamamlamis zevata �Kümmeliyni Veliyullah� denir.

Bir kâmili mürside manen görev verilmesi su sekilde açiklanmistir.

Hazreti Seyyidil Enbiya aleyhisselatü vesselam Efendimiz'in izin ve icazetleri ile bütün ümmeti Muhammed'in terbiyesi hususu, kendisine Allah-u Telanin ihsani olur. Bu göreve memurlardir.

Böyle bir zâti serife, bu görev ihsan olunacagi zaman, Cenabi Zül Celal ve Tekaddes Hz.leri tarafindan Hizir Aleyhissselama isaretle:

� Falan oglu filan kuluma, ihsan eyledim. Var müjde eyle� emri ile Hz. Seyyid-il Enbiya'ya gelir:

- Ya Resulallah! Ümmetinden filan oglu filana, Allah-u Teâlâ hilafeti ihsan buyurdu. Ne emriniz olur? der.

Fahr-i Âlem (sav) Efendimiz Hz.leri, Hizir (as)'a yesil bir hilat vererek;

- Var, bu hil'ati o zâta giydir ve kendisini alip buraya getir, diye emir buyurur.

Hizir (as), hil'ati alarak o zâta götürür ve:

- Rasulullah (sav) Efendimiz size selam etti. Bu hil'ati gönderdi. Tarafi Ilahiden size hilafet ihsan olundugunun müjdesi ile geldim. Buyurun sizi bekliyorlar, der.

O zât-i Serif; �Bas üstüne� diyerek, hiç beklemeden Rasulullah'in huzuruna varir ve görür ki; bir yüce divan kurulmustur. Kalem yazmaga, dil anlatmaga kaadir olamaz Hz. Peygamber Aleyhi vesellem Efendimiz, türlü mücevherler ve kiymetli taslarla bezenmis bir yüce kürsü üzerinde oturmaktadirlar. Saglarinda ve sollarinda bütün Enbiya-i-Izam ve Resulü Kiram aleyhimüsselatü vesselam, Cihari Yâri Güzin ve bütün ashabi kiram ridvanullahi aleyhim ecmaiyn Efendilerimizle, bütün pirler, kutuplar ve Ehlullah (ks) Hz.leri, her biri mertebelerine göre gayet süslü birer kürsü üzerinde oturmaktadirlar.

O anda; Hazreti Fahri Kâinat Efendimiz, huzuru saâdetlerine getirilen zât-i serif'i bizzat karsilarina alip teveccüh buyururlar. Bu teveccühlerinde, bütün fiillerini, sözlerini ve amellerini, yani siyret-i seniyyelerinin tamamini ihsan buyururlar ve kendi hallerini bütün, bütün giydirirler.

Daha sonra, o zâta mücevherle süslü yesil bir Hilat-i serif giydirerek, mübarek baslarina yine mücevherli bir Tac-i Serif koyarlar ve üzerine bir de mücevherli sorguç takip, buyururlar ki;

� Cenabi Kadir-i Kayyum, tarafi ilahiyyesinden sana Mürsidi Kamillik ihsan buyurdular. Bizim dahi halifemizsin. Bütün ümmetimin terbiyesi, uhdene verilmis ve havale edilmistir.�

Daha sonra eline, terbiye aletlerinden bir cendere, bir kamçi, ayaktan ve boyundan baglamak için birer kement ihsan buyurur. ( Bunlar birer tabirdirler. Bunlari, dünya aletleri ile kiyaslamamalidir. Bu aletlerle terbiye edilmeleri gerekenler, batida olsalar, dogudan yetisip ayni anda icra buyurabilirler.)

O zâti serif için büyük mecliste hazirlanmis bulunan makami Mürsidi Kamil olan irsat postudur ki, ona oturmasi emrolunur ve esrefi mahlûkat (sav) Efendimiz Hz.leri, el kaldirarak bir yüce dua ederler;

Bismillahirrahmanirrahim

Allahümme yâ mâlik-er-rikab. Yâ müfettih-el-ebvâb.. Ve yâ müsebib-el-esbâb heyyi lenâ sebeben lâ nestatiy'u lehu taleben.. Allahümmec'alnâ mesguliyne bi-emrike âminiyne bi-ahdike âyisiyne min halkike ânisiyne bike müstevhisiyne an hayrike radiyne bi-kada'ike sâbiriyne alâ belâ'ike sâkiriyne le-ni'mâ'ike mütelezziziyne bi-zikrike ferihiyne bi-kitabike münâciyne bike fi ânâ'il-leyli ve etraf-in-nehâr mübgiziyne lid-dünya muhibbiynelil-âhireti müsyakiyne ilâ lika'ike müteveccihiyne ilâ cenâbike müsta'iddiyne lil-mevti.. Rabbenâ âtina mâ ve adtenâ alâ rüsûlike ve lâ tuhzinâ yevm-el-kiyameti inneke lâ tuhlif-ül-mi'âd..

Allahümmec'al tevfike refikenâ ves-sirat-el müstakime tarikenâ.. Allahümme evsilnâ ilâ makasidinâ ve tüb aleynâ inneke ent-et-tevvâb-ür-rahiym.. Allahümme bike asbahnâ ve bike emseynâ ve bike nahyâ vi bike nemûtü ve ileyk-el-masiyr.. Allahümme erinel-hakka hakkan verzuknâ ettiba'ahu ve erinel-bâtila bâtilen verzuknâ ectinâ-behu teveffenâ müzlimiyne velhiknâ bis-salihiyn.. Vedfâ'annâ serrez-zâlimiyne ve esriknâ fi dua-il-mü'miniyn.. Ve kinâ Rabbenâ serre mâ kadayte.. Allahümmagfir li-ümmeti Muhammed.. Allahümmansur ümmete Muhammed.. Allahümmerham ümmete Muhammed.. Allahüm-mahfaz ümmete Muhammed.. Allahümme ferric an ümmeti Muhammed.. Allahümme tecavez an ümmeti Muhammed.. Allahümme yâ Habib-et-tevvâbiyne tüb aleynâ ve yâ emân �el-ha'ifiyne âminnâ va yâ delil-el-mütehayyiriyne düllenâ ve yâ hâdiyeel-mudilliynehdinâ ve yâ giyas-el-tâ'recâ'enâ ve yâ râhim-el-asiyn-erhamnâ ve yâ gafir-el-münnibiyne igfir lenâ zünübenâ ve kefir annâ seyyi'atinâ ve teveffenâ mâ-al-ebrâr.. Allahümme nevir kulûbenâ.. Allahümmesrah sudurenâ.. Allahüme yessir umurenâ.. Allahümmestür uyubenâ.. Yâ hafiy-yel-eltâf neccinâ mimmâ nehaf.. Allahhemgfir lenâ ve valideynâ ve li-üstâzinâ ve li-mesâyihinâ ve li-ihvanina ve li-ashabinâ ve li- ahbabinâ ve li-asâ'irinâ ve li-kabâ'ilinâ ve limen lehu hakka aleynâ ve limen vessanâ bid-dua'il-hayri ve li-cemi-il mü'miniyne vel-mü'minât vel-müslimiyne vel-müslimât el-ahyâ'ü minhüm vel emvât.. Allahümmahvezna yâ feyyazü min cemi-il belâ'i vel-emrâz kâffeten bi-rahmetike yâ ehram-er-râhimiyn�

Efendimiz (sav) Hz.lerinin bu yapmis olduklari duaya orada bulunanlar (Âmin)diyerek ellerini yüzlerine sürüp (Fatiha) buyururlar.

Duadan sonra O zât-i serifin hilafet müddetince irsat edecegi zevattan, zamaninda ne kadari geçecekse ( Ehlullah, inabe alacak dervisleri) bu yüce mecliste Rasulullah'in huzuruna çagirilarak emir ve icazetleri ile o zâtin ellerini öperler ve kendisine biat ederler. Bu is tamamlandiktan sonra O Zât-i serife:

� Var; ümmetimi diledigin gibi terbiye ederek Hakka ulastir�, diye izin ve ruhsat verilir.

Bu suretle, Rasulullah'in icazetiyle hücrelerine gelir ve otururlar, kendilerine ismarlanan memuriyetlerinin icrasi ile mesgul olurlar.

Kendisine ihsan olunan terbiye aletlerinden cendere tabir edilen, o zât-i serifin batininda bir alet olup (zahir cenderesi gibi degildir) ; belki, Allah-ü Teâlâ'nin ihsani olan Mürsid-i Kamilligin gerektirdigi bir keyfiyettir. Terbiye edilen kimse, doguda veya batida olsa, Mürsidi Kamil nuru ile kendisinden ziyade haline vakif olur ve o anda o kimsenin batinen el ve ayaklarini baglayip bir yere götürür. Yani tespih böcegi gibi tortop edip cenderenin içine koyar. Agzini sikica baglar ve bu hal ile sikar. Bunu zahirde görmek mümkün degildir. Içerisinin yagi erir. Bazisini kamçi ile bazilarinin el ve ayaklarina kement ile bag vurur gibi, bazilari da yular gibi boyunlarindan ve agizlarindan baglanirlar. Terbiyeleri neyi gerektiriyorsa öyle yaparlar.

O zât-i serif, zerreye varincaya kadar her seyi görür. Kendisi için örtülü, kapali bir sey yoktur. Bir müridi batida, bir müridi de doguda bulunsa ve kendileri de ortada bir yerde olsalar, müritlerinin ikisine birden Emr-i Hak vaki olup son demlerinde iblis bunlara musallat olsa, hilafet nuru ile bu hali görürler ve bunlari Iblis'in serrinden kurtarirlar.

O zâta göre kendisinden gizli bir sey yoktur. Ister yakin ister uzak ister gece ister gündüz olsun O'nun için birdir. Her kisinin haline vakiftir. Kisinin kendi halini kendisinden daha iyi bilirler. Nereye uzansa yetisir, nereye dilerse yakin veya uzak ayak basarlar. Göz açip kapayinca kadar, nereye dilerse ve neyi görmek isterse görürler. Onun için gizli ve sakli bir sey olmaz. Her yerde bulur ve bilirler. Herhangi yerde olursa hazir bulunur, kusur ve tecellisine göre terbiye ederler. Dilerse; bir müridini bir bakista �VASILI ILALLAH� eder. Etmediginin, mutlaka bir illeti ve hikmeti vardir. Bazilari, tez vakitte �VASILI ILALLAH� olurlar. Bazilari ise, uzun zamanda vuslat bulurlar. Zira o Zât-i serif daima, Rasulullah'in huzurunda bulunur. Bu sebeple, her ne ki diler ve islerse, Rasulullah'in izin ve ruhsati iledir. Kendiliginden bir sey dilemez ve islemez.

Iste bu hallerle hallenmis ve sifatlanmis olan zât-i Serif; bulunabildigi takdirde, bütün cisimleri altin haline getiren �KIBRIT-I AHMER� adi verilen olagan üstü kuvveti haiz cisim nevi'dendir.
 
S

SaLtan

Misafir
aha merak ettiğim şeyde bu sahi nasıl veriliyor?
yani ben bu yazıdan bir şey anlamadım. bilen bir arkadaşım özetle tercüme edebilirmi?
 

Mevlevi

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
22 Eki 2006
Mesajlar
382
Puanları
0
Web sitesi
www.abdullahbaba.net
Açıklama

aha merak ettiğim şeyde bu sahi nasıl veriliyor?
yani ben bu yazıdan bir şey anlamadım. bilen bir arkadaşım özetle tercüme edebilirmi?
Yani kardeşim:

Divanı Salihin Peygamber Efendimizi önderliğinde toplanır... Peygamberimiz dua eder... ve ondan sonra bir nur kağıdı üzerine kişinin icazetini mühürleyip verir. O kişide Mürşidi kamil olur
 
S

SaLtan

Misafir
Yani kardeşim:

Divanı Salihin Peygamber Efendimizi önderliğinde toplanır... Peygamberimiz dua eder... ve ondan sonra bir nur kağıdı üzerine kişinin icazetini mühürleyip verir. O kişide Mürşidi kamil olur
sen bunun böyle olduğuna inanıyomusun. nerde toplanıyolar sorması ayıp. nişanemi verilior. 5. boyutta felanmı.. :blink:
 

Bedrin_Aslanı

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
20 Haz 2006
Mesajlar
1,792
Puanları
0
Allah C.C günahlarımızı affetsin. Uslubun hiç hoş değil.
Ben kardeşin yazdıklarına inanıyorum. Hatta inanmakla kalmıyorum....

İnsan bilmediğinin görmediğinin düşmanıdır.

Selametle...
 

Mevlevi

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
22 Eki 2006
Mesajlar
382
Puanları
0
Web sitesi
www.abdullahbaba.net
El-Cevap

sen bunun böyle olduğuna inanıyomusun. nerde toplanıyolar sorması ayıp. nişanemi verilior. 5. boyutta felanmı.. :blink:
senin amacın farklı gibi geldi bana... Soru 3 türlü sorulur:

1. Karşıdakini rezil etmek için,
2. Bir kişi bilmiyordur onun öğrenmesi için,
3. Öğrenmek için


Bu yazdıklarına inanıyormusun demişsin. İnanmasam niye foruma ekliyeyim... Nerde toplanıyorlar demişsin. O zaman -haşa- Allah nerde... Peygamber Efendimiz:

Abdestli salavat getirenin selamını yanından alırım buyuruyor. Ben getirdim hani nerde. Ben göremiyorum ama?.. Ancak benim görememem onun gelmediği manasına gelmez ki... Zaten herkes görseydi kimse küfre gitmezdiki. O zaman imtihan olmazdıki.

Allah-u Teala kudsi hadiste Ben bir kulumu seversem, gören gözü tutan eli, yürüyen ayağı olurum buyuruyor... Velhasıl senin inanmana bağlı değil. İnansanda inanmasanda bu gerçek... Hasbinallah ve niğmel vekil
 

talib

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Tem 2006
Mesajlar
21,906
Puanları
113
Tasavvuf konusunda ve mürşide görev verilmesi hususunda bilgi edinmek isteyenlere Muhammed Nûri Şemseddin Nakşibendi hazretlerinin Miftâh'ül Kulûb (Kalplerin Anahtarı) adlı eseri tavsiye edilir. Huzur Yayınevi'nden çıkmıştır. Kardeşimizin dediği divan toplantısı haktır.

Sami Efendinin görevi verileceği zaman, Hızır (as) Ladikli Ahmet Ağaya söyler ve beraberce bu toplantıya giderler. Anlamaya çalışmayın, inanın yeter. İnşallah mesafe katettikçe bize de anlamak, yaşamak nasip olur...
 
S

SaLtan

Misafir
Yani kardeşim:

Divanı Salihin Peygamber Efendimizi önderliğinde toplanır... Peygamberimiz dua eder... ve ondan sonra bir nur kağıdı üzerine kişinin icazetini mühürleyip verir. O kişide Mürşidi kamil olur
Bu nerde yazıyor. kuranda varmı böyle bir şey. hadis de, sünnet te, icma da kıyasta hak ve hak olmayan! mezheplerin hangisinde var.
Ben duymadım. doğru ise bile ters geliyor..
Soru sordum çünkü bu tür şeleri daha öncede duymuştum, tam emin olmak istemiştim görülüyorki tasavvufçulara inanan herkes bu kriteri! inançlarının bir köşesine yerleştirmişler.
İnsanlara Hz İdris (a.s) 'mın göğe uçtuğunu, Hz İsa'nın zamandan münezzeh olduğunu anlatmaya çalışırken. birde bilmem hangi şeyhleri, mürşidi kamilleri bu tür görüşmelere alet etmek açıkçası çok ama çok kuşku uyandırıyor..
Yani gerçekten kastedilen murşidi kamillerin bir konsensus halinde peygemberimizle görüşüp mühürlü nişane aldıklarını söylüyorsanız. ehh ben ne diyim..ayni anda birden fazla yerde bulunmak (tayyi-mekan) olayını hissel manada anlayabilirim ancak direk temsı hiçmi ama hiç kafam basmıyor..
yanılmıyorsam bazı astral seyahat teknikleriyle mümkün.. batıda eğitimi veren işletmelerde var bunun.
birde tayyi zaman vardırki tayyi mekan ile içiçedir..
tasavvufta bir kişinin yaşadığı zamanın dışına çıkarak daha önce yasanmış hadiselerin yaşandığı yere gitmesidir.. bu mümkünmü sizce. öyle ise tarikat şeyhlerimiz neden zamanı geri almıyolarda bizleri bu sefil hal'den kurtarmıyolar.. gibi mereklarada garkolur deli gönül..
 

talib

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Tem 2006
Mesajlar
21,906
Puanları
113
saltan kardeş herşeyi anladın, kainatın esrarına ortak oldun da bi bunu mu anlamadın? Sendeki anlayışı Rabbim bize de nasip etsin. Maşallah...
 
S

SaLtan

Misafir
saltan kardeş herşeyi anladın, kainatın esrarına ortak oldun da bi bunu mu anlamadın? Sendeki anlayışı Rabbim bize de nasip etsin. Maşallah...
kainatın esrarına kim ortak olmuşta ben olayım..
 

talib

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Tem 2006
Mesajlar
21,906
Puanları
113
Her şeyi anlamışında bi bunu anlamamışın gibi konuşunca sorayım dedim. Mirac'ı nasıl tevil ediyon, vahyin gelişini vs... Pek çok konu var. Her şeye gücü yeten Rabbin emin ol bunu da yapabilir...
 
S

SaLtan

Misafir
en son peygember Hz Muhammed'dir. Mireac olayı Kuran'da belirtildiği gibi gerçek bir olydır. Fakat Hz Muhammed peygember. şeyh dediklerinizde senin benim gibi insan. Tabi yaşça ve tecrübe babından bizden ileri oldukları için saygı duyulur. Şeryhin olgun özellikleri olabilir. Bilge biriside olabilir. Ya sizce peygemberlerle görüştüğü doğrumu. siz inanıyormusunuz yani?
İnanıyorsanız inanma gerekçeleriniz nelerdir.
Benim bildiğim peygember efendimizin göğe uçuşuna mirac denildiği. Arapçası mirac'ın merdiven, yukarı çıkmak, yükselmek anlamlarına geldiği. Ruhen bir yükseliş olabailir ancak direkt görüşler çok ters çok..
 

Bedrin_Aslanı

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
20 Haz 2006
Mesajlar
1,792
Puanları
0
Herkes yolculuğun yukarılara çok yukarılara olduğunu düşünür ama yolculuk aşağıya insanın kalbinedir. "Ben size şah damarınızdan da daha yakınım" ehli kişiler zamanla anlarki O bize bizden daha yakın. Gerçekten bilmediğimiz çok şey var. İnşa'Allah anlamak ve yaşamak nasip olur.
 

MuhammedMasum

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Eki 2006
Mesajlar
54
Puanları
0
Bu nerde yazıyor. kuranda varmı böyle bir şey. hadis de, sünnet te, icma da kıyasta hak ve hak olmayan! mezheplerin hangisinde var.
Ben duymadım. doğru ise bile ters geliyor..
Soru sordum çünkü bu tür şeleri daha öncede duymuştum, tam emin olmak istemiştim görülüyorki tasavvufçulara inanan herkes bu kriteri! inançlarının bir köşesine yerleştirmişler.
İnsanlara Hz İdris (a.s) 'mın göğe uçtuğunu, Hz İsa'nın zamandan münezzeh olduğunu anlatmaya çalışırken. birde bilmem hangi şeyhleri, mürşidi kamilleri bu tür görüşmelere alet etmek açıkçası çok ama çok kuşku uyandırıyor..
Yani gerçekten kastedilen murşidi kamillerin bir konsensus halinde peygemberimizle görüşüp mühürlü nişane aldıklarını söylüyorsanız. ehh ben ne diyim..ayni anda birden fazla yerde bulunmak (tayyi-mekan) olayını hissel manada anlayabilirim ancak direk temsı hiçmi ama hiç kafam basmıyor..
yanılmıyorsam bazı astral seyahat teknikleriyle mümkün.. batıda eğitimi veren işletmelerde var bunun. birde tayyi zaman vardırki tayyi mekan ile içiçedir..
tasavvufta bir kişinin yaşadığı zamanın dışına çıkarak daha önce yasanmış hadiselerin yaşandığı yere gitmesidir.. bu mümkünmü sizce. öyle ise tarikat şeyhlerimiz neden zamanı geri almıyolarda bizleri bu sefil hal'den kurtarmıyolar.. gibi mereklarada garkolur deli gönül..
yazık komedi gibisin. senin kafan basmıyo diye yanlış değil. ya o seni IQ nun düşüklüğündendir veya Kalpler Allahın elindedir evirmek çevirmek te. Belki sana Allah daha hidayeti nasip görmemiştir. Çok dua et be kardeş Tühhh . :uzgunum[1]:
.. neyse Tayyi mekan ve tayyi zamana gelelim.
Şeytan ve cinler bile tayyi mekan yapabiliyorlar. bu açık kuranda da. Allahıa düşmanlık yapan şeytan bunu yaptığına göre allahın sevdiği bir kulu neden yapmasın.?
 

MuhammedMasum

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Eki 2006
Mesajlar
54
Puanları
0
en son peygember Hz Muhammed'dir. Mireac olayı Kuran'da belirtildiği gibi gerçek bir olydır. Fakat Hz Muhammed peygember. şeyh dediklerinizde senin benim gibi insan. Tabi yaşça ve tecrübe babından bizden ileri oldukları için saygı duyulur. Şeryhin olgun özellikleri olabilir. Bilge biriside olabilir. Ya sizce peygemberlerle görüştüğü doğrumu. siz inanıyormusunuz yani?
İnanıyorsanız inanma gerekçeleriniz nelerdir.
Benim bildiğim peygember efendimizin göğe uçuşuna mirac denildiği. Arapçası mirac'ın merdiven, yukarı çıkmak, yükselmek anlamlarına geldiği. Ruhen bir yükseliş olabailir ancak direkt görüşler çok ters çok..
İman teslimiyetle bütünleşince bunu adına islam denir.Niye görüşümesin ki peygamber efendimizle.İslam teslimiyetle bütünleşirse nefiz Allaha secde eder. Onun için teslim olmak gerekir. Kafirler de peygamber efendimize miraç konusunda olmaz diyorlardı. olduran allah oldurdu. kuluyla görüştürdü. rasulullah s.a.s le görüşülmeside oldukça doğal. İnsan inanmak istesin ne kapılar açar allah. Rüya görmeyen insana nasıl rüya diye birşeyin olduğunu anlatmak zorsa teslimiyeti bilmeyene debu konuları anlatmak okadar zordur. Acaba asrı saadetrte olsaydın sen hiç görmediğin şeylere nasıl iman edecektin. bu arada miraçca nasıl inanıyosun. niye işnanıyosun. hep herşeye akıl yürütüyosun. saltan kardeş Allahı görmüyosun nasıl inanıyoısun. belki islam diye bişi yok birileri uydurdu. niye inanıyosun ki. İslam teslimiyetle müteşekkildir.ç unutma teslim ol. vesselam
 
S

SaLtan

Misafir
yazık komedi gibisin. senin kafan basmıyo diye yanlış değil. ya o seni IQ nun düşüklüğündendir veya Kalpler Allahın elindedir evirmek çevirmek te. Belki sana Allah daha hidayeti nasip görmemiştir. Çok dua et be kardeş Tühhh . :uzgunum[1]:
.. neyse Tayyi mekan ve tayyi zamana gelelim.
Şeytan ve cinler bile tayyi mekan yapabiliyorlar. bu açık kuranda da. Allahıa düşmanlık yapan şeytan bunu yaptığına göre allahın sevdiği bir kulu neden yapmasın.?
benim hakkımda istediğini düşünmekte serbestsin. hakaretler edip içinide boşalatabilirsin. düşünebilme, araştırabilme ve en önemlisi eleştirebilme özelliklerim olduğu için senden zeki olduğumu iddia! edebilirim. en azından değerleri değer gibi zannedip körü körüne bağlanmıyorum. neyse..zekiyim demiyecek kadar zekiyim..
kuranda geçen dört canlı yaratık var.. bunda mutabıkmıyız?
insanlar: beyin gücünün farkında olan memeli yaratık.. bu beyin gücü sınırlıdır zira. öyle tayyi zaman'da uçupta. görüşmeler yapıpta. el alacak yetkinlikte değil.
cinler: alemlerde yaşayan gerçek üstü varlık deniliyor bunlara.. onların kendi alemlerinde insanın hazi olamadığı güçleri var. inançlı olanıda var inançsız olanıda (biz ins ve cin'leri yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattık. demiyormu Allah kuranında )
ayrıca el-cin süresi ayet 10-12
1. (resülüm!) de ki: cinlerden bir topluluğun (benim okuduğum kur'an'ı) dinleyip de şöyle söyledikleri bana vahyolunmuştur: gerçekten biz, hârikulâde güzel bir kur'an dinledik .

2. doğru yola iletiyor, ona iman ettik. (artık) kimseyi rabbimize asla ortak koşmayacağız.

3. hakikat şu ki, rabbimizin şanı çok yücedir. o, ne eş ne de çocuk edinmiştir.

4. doğrusu bizim beyinsiz olanımız (iblis veya azgın cinler), allah hakkında pekaşırı yalanlar uyduruyormuş.

5. halbuki biz, gerek insanlar gerekse cinler allah hakkında asla yalan söylemezler, sanmıştık.

6. şu da gerçek ki, insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazı kimselere sığınırlardı da, onların taşkınlıklarını arttırırlardı.

7. onlar da sizin sandığınız gibi, allah'ın hiç kimseyi tekrar diriltmeyeceğini sanmışlardı.

8. doğrusu biz (cinler), göğü yokladık, fakat onu sert bekçilerle, alev huzmeleriyle doldurulmuş bulduk.

9. halbuki, (daha önce) biz onun bazı kısımlarında (haber) dinlemek için oturacak yerler (bulup) oturuyorduk; fakat şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir alev huzmesi buluyor.

10. bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü murat edildi, yoksa rableri onlara bir hayır mı diledi
melekler: saf enerjiye sahip, nur'dan yarılan varlıklar. cinsiyetleri yoktur. şekil ve şemellerini peygemberler dışında kimse bilmiyopr (peygemberler melekleri tasvir etmemiştir) dolayısı ile hiç bir insanda melek olamaz ancak iyilişme yolundaki yakaladığı saflık birimiyle melekleşme sıfatını (sıfat olarak) hakeder.
ve şeytanlar:insanları kötü yollara çeken soyut varlıklarada şeytan diyoruz. şeytan kendisine izin verilme (insanları yolundan alıkoyma) özelliğiyle yine zaman ve mekandan münezzehtir..
kaynagi kuran olarak ele aldığımızda : bahsi geçen şey/şeyler..
kehf suresi 50/51 - ayrıca 52- aşağıdaki gibidir :
50. hani, biz meleklere "adem'e secde edin" demiştik de iblis dışında hepsi secde etmişti. iblis, cinlerdendi. kendi rabbinin emrine ters düştü. şimdi siz, benim beri yanımdan, onu ve onun soyunu dostlar mı ediniyorsunuz? hem de onlar sizin düşmanınızken. zalimler için ne kötü bir değiştirmedir bu!
51. ben onları ne göklerle yerin yaratılmasına, hatta ne kendilerinin yaratılmasına tanık tuttum. ben, sapıp gitmişleri yardımcı edinecek değilim.
52. bir gün allah şöyle diyecektir: "o bir şey zannettiğiniz ortaklarımı çağırın!" hemen çağırdılar ama onlar kendilerine cevap vermedi. biz onların aralarına tehlikeli bir uçurum/yıkıcı bir düşmanlık koyduk.
 
S

SaLtan

Misafir
İman teslimiyetle bütünleşince bunu adına islam denir.Niye görüşümesin ki peygamber efendimizle.İslam teslimiyetle bütünleşirse nefiz Allaha secde eder. Onun için teslim olmak gerekir. Kafirler de peygamber efendimize miraç konusunda olmaz diyorlardı. olduran allah oldurdu. kuluyla görüştürdü. rasulullah s.a.s le görüşülmeside oldukça doğal. İnsan inanmak istesin ne kapılar açar allah. Rüya görmeyen insana nasıl rüya diye birşeyin olduğunu anlatmak zorsa teslimiyeti bilmeyene debu konuları anlatmak okadar zordur. Acaba asrı saadetrte olsaydın sen hiç görmediğin şeylere nasıl iman edecektin. bu arada miraçca nasıl inanıyosun. niye işnanıyosun. hep herşeye akıl yürütüyosun. saltan kardeş Allahı görmüyosun nasıl inanıyoısun. belki islam diye bişi yok birileri uydurdu. niye inanıyosun ki. İslam teslimiyetle müteşekkildir.ç unutma teslim ol. vesselam
peygemberimiz ile Allahu Teala'nın görüşmediğini söylemedim. Sanırım cümleyi ters anlamışsın. Yni mürşidi kamillerin görüşmesi ters dedim.
 

melami

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
25 Eki 2006
Mesajlar
238
Puanları
0
senin amacın farklı gibi geldi bana... Soru 3 türlü sorulur:

1. Karşıdakini rezil etmek için,
2. Bir kişi bilmiyordur onun öğrenmesi için,
3. Öğrenmek için


Bu yazdıklarına inanıyormusun demişsin. İnanmasam niye foruma ekliyeyim... Nerde toplanıyorlar demişsin. O zaman -haşa- Allah nerde... Peygamber Efendimiz:

Abdestli salavat getirenin selamını yanından alırım buyuruyor. Ben getirdim hani nerde. Ben göremiyorum ama?.. Ancak benim görememem onun gelmediği manasına gelmez ki... Zaten herkes görseydi kimse küfre gitmezdiki. O zaman imtihan olmazdıki.

Allah-u Teala kudsi hadiste Ben bir kulumu seversem, gören gözü tutan eli, yürüyen ayağı olurum buyuruyor... Velhasıl senin inanmana bağlı değil. İnansanda inanmasanda bu gerçek... Hasbinallah ve niğmel vekil
"Allahüekber"
 

Bedrin_Aslanı

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
20 Haz 2006
Mesajlar
1,792
Puanları
0
Arkadaşlar cevap verdikçe vebal alıyor. Neyin ne olduğunu bilmiyor bazı kardeşlerimiz. Rabıta denilen olay neden yapılır. Ne zaman yapılır? bunların cevaplarını bulupda gelin. Bir tarikata giren bir insan tarikata girdikten ne kadar süre sonra rabıtaya yapabilir? Bunun belli bir süresi yoktur tabiki ama kişinin maneviyatına göre uzun veya kısa sürebilir. Veya ne kadar ilerlemesi gerekir. Kaç dersi geçmesi gerekir. Bu ders denilen şeyler nelerdir? nasıl geçilir? İlkokulda ki gibi sınav mı olur yoksa başka bişeyler mi var. Şu kadarını söyleyim ders atlama konusunda: Buna şeyh kafasına göre karar vermez. Tamam sen uzun zamandır bu derstesin bi üsttekine geç demez. Belirli belirtileri vardır. Bu belirtiler çok değişiktir. Ehli olan bilir; Her makamın belli bir geçiş alameti vardır. Bunları yaşayan o makama gelmiştir ve bir üsttekine taliptir ve ona başlar. ne hikmetse herkes aynı belirtileri görür. ilk dersin belirtisi mesela atıyorum, yeşil yeşil böcekler görmektir rüyasında veya ders esnasında. Rüyayı anlatınca dersi değiştirilir ve bu herkes için aynıdır. yüzlerce binlerce kişi bunu görür ve dersi öyle değişir. Teveccühde bulunan veya rabıta yapan kişilerin 2 kaşının ortasına feyz gelir. yaşayanlar o feyzin geldiğini birebir hissediyorlar.Bu aşk gibi sevgi gibi soyut bir hissetme değil. Hepside diyorki yaparken şöyle oluyor böyle oluyor. herneyse anlayana.....


Kardeş bir tarikata girmeden bir şeyhe bağlanmadanda cennete girebilirsin.
Baazılarının uydurduğu gibi tarikata girmeyen cennete giremez gibi birşey yok.
Ama dersen ki tarikatlar (günümüz ve geçmişde ki) uydurmadır. Rabıta yapanlar şirk üzerinedir. Emin ol ki cehenneme gidersin. Bu kadar da net söylüyorum. Bunları yapan zamannından beri milyonlarca kişi oldu. hepsinin hakına girmiş oluyorsun. Sen ne kadar kanaat getirmesende ben biliyorum ki bu yol Hak yol. Ve bu kadar müslümanın tabi olduğu cemaatlere ve o kadar evliyaullah ve şeyh in bulunduğu cemaatlere laf atmak şirk üzerine dememk akıl karı bir iş değil. Benim tavsiyemi dinlemezsin biliyorum ama en azından şunu de: bunların yaptığına aklım ermiyor kafam basmıyor Allah C.C en doğrusunu bilir. de ve yoluna git....

İnşa'Allah haddimi aşan birşey yazmamışımdır.

SElametle...
 
S

SaLtan

Misafir

Kardeş bir tarikata girmeden bir şeyhe bağlanmadanda cennete girebilirsin.
Baazılarının uydurduğu gibi tarikata girmeyen cennete giremez gibi birşey yok.
Ama dersen ki tarikatlar (günümüz ve geçmişde ki) uydurmadır. Rabıta yapanlar şirk üzerinedir. Emin ol ki cehenneme gidersin. Bu kadar da net söylüyorum. Bunları yapan zamannından beri milyonlarca kişi oldu. hepsinin hakına girmiş oluyorsun. Sen ne kadar kanaat getirmesende ben biliyorum ki bu yol Hak yol. Ve bu kadar müslümanın tabi olduğu cemaatlere ve o kadar evliyaullah ve şeyh in bulunduğu cemaatlere laf atmak şirk üzerine dememk akıl karı bir iş değil. Benim tavsiyemi dinlemezsin biliyorum ama en azından şunu de: bunların yaptığına aklım ermiyor kafam basmıyor Allah C.C en doğrusunu bilir. de ve yoluna git....

İnşa'Allah haddimi aşan birşey yazmamışımdır.

SElametle...
sen ne kadar emin konuşuyosun öyle. emin ol sen yanlış yoldasın. büyü, efsun falan yapacagını ima ediyorsan. vız gelir. bir müslüman kalbinde zerre kadar imanı olan kimse cehenneme girmez. ayet ve hadislerde bu vardır. farzedelim cehenneme girdim! atalım ben cehennemlik biriyim ama kesinlikle böyle bir iddaiada bulunamazsın. çünkü ucu ağır ithamlara gidiyor. kafirler cehenneme girer çünkü.
avam tabirle cehennemlkik sensin!!
 
Üst