En son okuduğunuz Kitap hangisidir? | Sayfa 6 | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

En son okuduğunuz Kitap hangisidir?

Kaptan

Mecra Yazarı
İhvan Üyesi
Katılım
9 Ocak 2012
Mesajlar
15,445
Puanları
113
Hakikaten ufkumu açtı, tavsiye ederim.

2386

Bu kitapta, bilgi objesi olarak:

- Kur’an’daki kuşatıcılık
- Kur’an ve değişim
- Kur’an tasavvuru sorunu
- Kur’an’ı anlamda dil sorunu
- Kur’an’ı anlamada bağlam sorunu
- Kur’an’ı anlamada mantık sorunu
- Bir anlama sorunu olarak Kur’an yorumlarında rasyonalizasyon
- Kur’an’ı anlamada inanılan ve yaşanan gerçeklil sorunu
- Tenzil yönetiminin tarihselliği sorunu
 

Kaptan

Mecra Yazarı
İhvan Üyesi
Katılım
9 Ocak 2012
Mesajlar
15,445
Puanları
113
Ekli dosyayı görüntüle 2324

2. Baskı Aralık 1990

Kısaca Kur'an'ın anlattığı tarihsel değişim süreci, şu aşamalardan meydana gelir. Bir insan toplumu kendi başına buyruk olur ve peygamberler aracılığı ile vahyedilen Allah'ın Kanunu'na teslimiyeti reddeder veya sahte bir sadakat gösterisiyle bunları pratikte ihlal eder. Bu genellikle ''dinsizliğin'' veya temelinden bozulmuş bir dinin sonucudur. Böyle bir otorite, pratikte baskıcıdır ve toplumun belirli kesimlerini aşağılamaya eğilimlidir. Böylelikle, büyük adaletsizlikler yaratılır ve insanlar birbirlerine yaklaştırılacağı yerde yapay ayrımlarla bölünürler. Allah yarattıklarının dostça yaşamalarını, bir kardeşlik anlayışını Karşılıklı sevgi ve saygıyı geliştirmelerini ister. Ama tarihin akıntısı tersine dönmeye başlar. Bu noktada Allah, iktidarı üzerinde ahlaki ve dini sınırlamaları kabullenmek istemeyen bir Otoritenin adaletsizlik yönetimi ile bozulan dengeyi düzeltmek amacıyla bazı güçleri yaratarak tarihe müdahale müdahale eder. Genellikle halkın içinden büyük bir manevi ve ahlaki güce sahip bir Önder çıkar ve mevcut düzenin (Otoritenin) çok büyük ekonomik ve siyasal gücüne rağmen buyruğundaki manevi güçlerin üstünlüğü sayesinde muhaliflerine karşı kesin bir zafer kazanmıştır. (Sf 114 den)
Hoca kitabı aradım bulamadım.
Tavsiye edersen bulurum
 

kebîkec

Paylaşımcı Üye
İhvan Üyesi
Katılım
21 Eyl 2007
Mesajlar
7,784
Puanları
113
Hoca kitabı aradım bulamadım.
Tavsiye edersen bulurum
Tercümesi kötü. Metodoloji önerisi biraz zayıf . Üç dört tefsirden yorum getirerek bir şeyler söylüyor. O tefsirleri okumuşsun sende aynı şeyleri söyleyebilirsin.
Suyuti, ibni kesir, Alusi , zemahseri, fahrettin razı tefsirlerin ve diğer eserlerinden istifade etmiş. Yahudi ve Hristiyan tarihiyle ilgili , Hz. İSA ile ilgili değerlendirmeler var. Bunun yanında Toynbe gibi tarihçi sosyolog karışımı bazılarının kısa tanıtımı ile bitiyor. Takdir senin. Okunmuş okunmuştur. 😊 Süleyman Kalkan tercüme etmiş. Başka tercümesi varsa onu al. Derim😊
Ibnikesir
 

uzAyli

Paylaşımcı Üye
İhvan Üyesi
Katılım
23 Ağu 2006
Mesajlar
7,826
Puanları
113
Yaş
121
2389

Başladığım gibi bıraktım o zehiri nasıl içiyorsunuz yae iğrenç öğğ :D çok ağır bi kitap henüz bitmedi spoiler veremem alın okuyun :)
 

kebîkec

Paylaşımcı Üye
İhvan Üyesi
Katılım
21 Eyl 2007
Mesajlar
7,784
Puanları
113
2403


İsmail KARA nın iki ciltlik İslamcılık düşüncesine girmeden önce özet ve nisbeten daha güncel bir kitap okumak lazım diye düşündüm. Yaklaşık 650 sayfa ve büyük küçük her yapılanmaya girmiş. Ruşen ÇAKIR ın Ayet ve Sloganından sonra ilk defa böyle bir kitap okuyorum. Yaklaşık 30 yıl geçmiş. Batı cephesinde çok şey değişmiş. :)
 

ihvanistanbul

AkhenAton
İhvan Üyesi
Katılım
4 Eki 2009
Mesajlar
7,065
Puanları
113
2441

yüzyıllardır hiç mi bir şey değişmez...
 

uzAyli

Paylaşımcı Üye
İhvan Üyesi
Katılım
23 Ağu 2006
Mesajlar
7,826
Puanları
113
Yaş
121
2444

2445

Inanmazsin yeni bitirdim:D çok ağırdı bi daha okumam lâzım sanırsam. Bir kaçta söz not etmişim onlarda şöyle ; ussallığın üstünlük kazanması insanin hatalarının düzeltilmesinin olanaklı oluşundan kaynaklanıyor! Bir düşüncenin doğruluğu onun yararlılığının parçasıdır. Insanlar kötülüğü arzuları güçlü olduğundan değil vicdanları zayıf olduğundan dolayı yapar ( en çok bu sözü beğendim) varolusculukla bi ilgisi var mı bilmiyom :)
 

uzAyli

Paylaşımcı Üye
İhvan Üyesi
Katılım
23 Ağu 2006
Mesajlar
7,826
Puanları
113
Yaş
121
Hâlâ enkazı altındayım bi güzellik yapıp okusan nasıl olur, bu bir ilâhi mesaj olabilir mi ,bence kitabı okumalısın :) Yalniz pahalı ben 12 tl ye Aldım
 

uzAyli

Paylaşımcı Üye
İhvan Üyesi
Katılım
23 Ağu 2006
Mesajlar
7,826
Puanları
113
Yaş
121
Ve Kuran Mesajı yine yeniden biter ...
 

uzAyli

Paylaşımcı Üye
İhvan Üyesi
Katılım
23 Ağu 2006
Mesajlar
7,826
Puanları
113
Yaş
121
Suç ve ceza. Dostoyevski
 

Enes

Paylaşımcı Üye
İhvan Üyesi
Katılım
6 Haz 2006
Mesajlar
14,099
Puanları
113
Şuan ciltli olarak
Bülbülü öldürmek
2486

Telefondan ise Kemal Tahir Esir şehrin insanları
 
Son düzenleme:

kebîkec

Paylaşımcı Üye
İhvan Üyesi
Katılım
21 Eyl 2007
Mesajlar
7,784
Puanları
113
2524

MOĞOL İSTİLASI

Moğollar Çinin pekin şehrini dahi işgal ettikten sonra İslam dünyasına yönelirler ve Bağdat dahil başkentleri sırasıyla işgal eder, yakar, yıkar, yok edip bitirirler.

Moğolların İslam Dünyasını işgal etmelerinin 4 sebebi vardır :

1- Seçilmiş Millet Olduklarına İnanmaları
2- Dünya Devleti Fikri Taşımaları
3- İslam Aleminin Zenginliği

4- İslam devletlerinin hem kendi içlerinde hem birbirleriyle çatışmaları.

Birlikte rahmet ayrılıkta azap vardır. Tarih tekerrürden ibarettir... Ülkelerin ismi değişse de yaklaşımlar ve ihmaller hep aynı...
 
Son düzenleme:

kebîkec

Paylaşımcı Üye
İhvan Üyesi
Katılım
21 Eyl 2007
Mesajlar
7,784
Puanları
113
2776

Mim Kemal ÖKE Vamberynin gönderdiği raporlardan hareketle Sultan Abdulhamite ve dönemine dair fikir vermeye çalışıyor...
 

kebîkec

Paylaşımcı Üye
İhvan Üyesi
Katılım
21 Eyl 2007
Mesajlar
7,784
Puanları
113
iki ay geçmiş kitap bitirmeyeli... Sebep olanlar utansın ne diyeyim :) Yeni bir kitaba başladım. Akademisyen siyasetçilerden ilk önce sayın Ahmet DAVUTOĞLU nun stratejik derinlik kitabını almıştım. Şimdi Sayın İbrahim KALIN Bey'in kitabını aldım. İnşallah sayın Numan KURTULMUŞ Bey'in kitabını da alacağım.

Görelim bakalım kim barbar, kim modern kim medeni ?

3328
 

kebîkec

Paylaşımcı Üye
İhvan Üyesi
Katılım
21 Eyl 2007
Mesajlar
7,784
Puanları
113
3380


Biz Hangi Dünyada Yaşıyoruz*

Abdülkerim Süruş, İran’ın önemli düşünürlerinden ve reformcularındandır. Son asırda görüşleriyle İslam dünyasını etkileyen entelektüel şahsiyetlerdendir. Felsefe profesörüdür. Halen Maryland Üniversitesi’nde (ABD) misafir akademisyendir.

Dört konuşmadan oluşan bu kitabında kâinat, cihan, âlem de dediğimiz evrenin tek olduğu yanılgısına dikkat çekiyor. Alışılagelen düşünceye göre tek bir evren vardır. O da belli bir coğrafyası, belli bir tarihi olan Dünya’dır ve hepimiz bu Dünya’da yaşamaktayız. Yazar bu düşünceye hepimizin aynı evrende yaşamadığını, insan sayısınca evren olduğunu, hepimizin evren tarihi ile Dünya tarihinin özdeş olmadığını, bazı insanların evreni yaşadıkları mahalleyi geçmezken bazılarının evreninin çok zengin olduğunu belirterek karşı çıkar. Bu minvalde diri olmak ile yaşamak eş anlamlı olmadığı gibi ömrün nicelik açısından eşitliği de nitelik açısından eşitliğini gerektirmez. Herkesin evreninin boyutları onun yaşantısının boyutlarına eşittir. Yeryüzünün bir noktasında bir olay oluyor da bizim hayatımızda etkisi görülmüyorsa bu olayın bizim evrenimizde vuku bulduğunu söyleyemeyiz. Dış evrenin boyutlarını kendi evrenimizle eşit sayamayız. Çünkü “gerçek” evrenimiz seyircisi olduğumuz evren değil, oyuncusu olduğumuz evrendir, der.

Max Weber’den de destek alan yazarımız hiçbir bireysel ve toplumsal sorunun seyirci kalınarak çözülemeyeceğini, incelenemeyeceğini ifade eder. Olaylara seyirci gibi değil onlardan biri gibi girerek, dünyalarına nüfuz ederek etkili olunabilir. Herkesin evreninin özel bir dili ve ekseni vardır. Aynı dili konuşanlar dildaş, aynı coğrafyada yaşayanlar evrendaş değildir. Evrenimizin eksenine neyi koyarsak o evrendeyizdir ve o evrendekilerle dildaş olabiliriz. Asırlar önce yaşayan, İranlı olan, Farsça konuşan Hafız’la aynı evrende yaşarken aynı çağda ve coğrafyada yaşadığımız, aynı dili konuştuğumuz biri bize asırlarca uzak gelebilir, anlamakta zorlanabiliriz. Dinlerin hedefi de işte dindar bir insanın içinde yaşaması gereken evreni ve bu evrenin eksenini belirlemektir. Dinlerin tanıttığı evren, Tanrı merkezli evrendir. İnsan merkezli, ben merkezli, sınıf merkezli, tarih merkezli değil. Tanrı merkezli evren, bütün görüngülerin nihai yorumunun Allah’ın varlığına dayanan bir yorum olduğu evrendir. Her şey Allah rızası için yapılır. Sadece Allah’a hesap verilir. Bu da düşüncede, günlük hayatta bir bütünlük, uyum ve huzur getirir.

Tek evrende yaşadığımız yanılgısı kadar kendini bilmemekten kaynaklanan hangi evrende yaşadığını bilmemek veya yaşadığını sandığı evrende yaşamamak da büyük bir sorundur. Yani yazar, yaşadığımız evrenin oyuncusu olmamızı, hangi evrende yaşadığımızı ve olmamız gereken evrende yaşayıp yaşamadığımızı sorgulamamızı istemektedir.

Yazar hangi evrende yaşadığımızı tespit için önce benimizi, gerçek değerimizi bilmemiz gerektiğini belirtir. Yoksa gerçek benimiz yerine sahte bir ben koyar ve bir ömür gaflet içinde kalırız. Ya da bir ömür kendimizden kaçarak başka evrenlerde heder oluruz. Kişi özünün değerini takdir edemezse bağımsızlığını yitirir, köksüz kalır. Kendine ve başkalarına tahammülü kalmaz. Kendine yabancılaşır, kendinden kaçar. Ve özü yerine “ulu olan” yerine değersiz olan ile oyalanır. TV, sosyal medya, moda, eğlence ve benzeri ile beninden kaçar, benine yabancılaşır. Kendini unutur. Sadece bu sayılan şeyler değil kendine yabancılaşma sonucunda öz benliği yerine sınıf, ırk, tarih, maddi beden gibi birtakım “-izm’ler” koyabilir. Bunları evreninin merkezine koyar.

Evrenimizin eksenine, merkezine, Allah’ı koymadığımızda, nice sahte Tanrı’lar, putlar yontmak zorunda kalırız. Merkeze nefsi, insanı, ırkı koyabiliriz. İnsanı merkeze koyduğumuzda, maddi beden tek değerimiz olur. İçimizi beslemek, özümüzü güzelleştirmek yerine dışımızı süsleriz. Moda tek uğraşımız olur. Kendi içimize bakmayız. Büyük cihat olan nefis terbiyesinden kaçarız. Hâlbuki evrenimizin merkezinde Allah varsa nurun merkezine ulaştığımız için, dış güzellikten çok iç güzelliğe önem veririz. Bu iç güzelliği; dışımızı, halimizi, tavrımızı güzelleştirir. Allah’ı merkez alan benlik, Allah’a karşı sorumluluğunun sürekli ve kaçınılmaz bir sorumluluk olduğunu bilir. Kendini yeryüzünde başıboş ve fırlatılmış olarak görmez. Boşluk hissetmez. Dayanaksız ve sığınaksız değildir. Bir geçmişi, geleceği ve görevi vardır. Allah’ı evreninin merkezine alma, kuru bir iman sözü ve yapmacık ibadet değildir. Allah’a teslim olmak, O’nun uğruna çalışıp çabalamak, içten Allah’a yönelmektir. O’nun rızasını, sevgisini, başka varlıkların rızasına, sevgisine tercih etmektir. Birtakım varlıkları, düşünceleri Allah’a rakip olarak alırsak evrenimizin ekseni değişmiş olur. Yazarımız buna tarihperestliği örnek verir.

Alman filozof Hegel’in düşüncesinin, evreninin ekseni tarihtir. Hegel’e göre varlık başıboş bir Ruh’tur. Evrende bırakılmıştır, zatındaki bir eğilim onu hür olmaya, aslına dönmeye çekmektedir. (Hegel’in öğrencilerinden bazıları, başta Marx, bunu tersine çevirdiler. Evrende özgür ve bırakılmış olan gerçek varlık maddeden ibarettir, dediler.) Hegel’in dediği saf ve özgür düşünce, ileri aşamalara vardıkça, yüzünü geleceğe döndükçe, özüne yaklaşmakta, “iyi”leşmektedir. Bu sebeple gelecek, geçmişten daha iyidir. Bu kültür geleceğe tapmayı, görünüşe tapmayı öğretir. Ona göre tarih, geçmiş değildir. Tarih insanların tutumunu, gidişini değerlendiren mahkemedir. Tarihin yargısı, tarihin akışıdır. Tarih herkes hakkında hakemlik eder, hükmünü verir. Kimini mağlup, kimini muzaffer eder. Övgü, yergi, hüküm makamı tarihtir. Tarihin gazap ve rahmeti, Allah’ın gazap ve rahmetine eşit kılınmıştır. Hegel, “Tarih Tanrı’sı, tanrıların en katı yüreklisidir. Yalnızca savaşta değil, barış sırasında da zafer arabasını cesetlerin üzerinden ileriye sürer.” der. Tanrı merkezli evrende bütün varlıklar varlıklarını ondan alırken, değerler de ondan kaynaklanır. Tarihperestlerin evreninde ise bütün olayları vücuda getiren tarihtir. Bütün olaylar, tarihi zorunluluktan, tarihi koşullardan dolayı vücuda gelmiştir. Ve tarih tanrısı iyi sandıklarını mükâfatlandırmakta, zafer vaat etmekte, gericileri ise mahkûm etmekte, ezilmekle tehdit etmektedir. Yani bizim için değer yaratmaktadır.

Allah’ı merkeze alan bir evren için evrenimizdeki bütün putları kırmamız gerekir. Nefsimizde, evrenimizde İbrahimi bir harekete ihtiyacımız var. Yazar bu eseriyle hangi evrende yaşadığımızı buldurmak isterken aslında kendimizi bulmaya, kendimizi bilmeye davet etmektedir. Kendini bilen evrenini bilir, evreninde nelerin olması ve nelerin olmaması gerektiğini bilir. Ve ancak böyle bir bireyin kendine ve topluma yararı olur.

*Abdülkerim Süruş, Biz Hangi Dünyada Yaşıyoruz, Seçkin Yayıncılık,1986, İstanbul

Not: Bu yazı Abdülkerim Süruş’un “Biz Hangi Dünyada Yaşıyoruz” adlı kitabının özeti ve değerlendirmesidir.
 

kebîkec

Paylaşımcı Üye
İhvan Üyesi
Katılım
21 Eyl 2007
Mesajlar
7,784
Puanları
113
3398

İster mermi kullansın, ister oy pusulası, insan iyi nişan almalı. Kuklayı değil,kuklacıyı vurmalı...
 
Üst