Dünya düz mü?

adams77

Kanalizasyoncu
Katılım
14 Haz 2013
Mesajlar
25,995
Tepkime puanı
2,088
Puanları
113
Konum
Mars
gaybı bilmiyorum doğru
ama bilen var ve onun indirdiği vahiy var
buna iman ediyorum
buna inandığım için robot değilim
cahil bir kul olduğum için iman edip doğru yolu ondan (ALLAH cc) istiyorum

sen kendi karanlığında kalabilirsin

Senin bilmediğini başkası nasıl bilebilir!!
gayb dediğin şey zaten seninle alakalı olan ve senin algına kapalı ve algılayamadığın ve bilmediğin bir bilgi ve biliştir.
gayb geleceği bilmek yada olacakları bilmek değildir.

arapça lisana göre değil arabi olan öze dayalı sistem dili önemlidir.

karanlıkta kalmak güzeldir çünkü ne kadar karanlıkta kalırsan o derece aydınlık gelir.
 

adams77

Kanalizasyoncu
Katılım
14 Haz 2013
Mesajlar
25,995
Tepkime puanı
2,088
Puanları
113
Konum
Mars
Eyvallah, inceliğiniz içinde ayrıca teşekkür ederim sayın adams77 ...

Gerek insan kavramı üzerine düşünceleriniz ve gerekse de çocuk misalinizi hoş buldum, maşallah ...



Acaba yaratışa dair bir bilgimiz olması gerekli midir ? bunu bilebilir miyiz ? :)



Aynen, evet elbette bir ağaç misali kökü sabit, dalları gökte olan ve her an rabbinin izniyle meyvesini veren bir insan olur .... Ne batıda ne de doğuda olmayan bir ağaçta var ki kim bilir, neye misal olur :)

Muhterem kardeşim,

Kişi kendi özüne bakmalı, ağaç nasıl tohumuna bakıyor ve gerekli olan yazılımı okuyarak olması gerekeni oluyor.
Bizler bir şekilde bilgi havuzu içine düşüyoruz ve okuduğumuz bizim oluşturduğumuz bilgimi yoksa özümüzdeki havuzmu önemli bizi biz yapacak olan bize verilmiş olan özdeki hakikattir ve onu açığa çıkarmak gerekiyor. Aynen ağacı oluşturan tohumdaki gibi özündeki bilgiyi yarıp dışarı çıkıp varlığını varoluşunu tamamlar. Bunların hepsi misallerdir. Seni sana anlatmanın başka yolu varmıdır neden aynalara bakmıyoruz ama bizler görsellerde takılıp kalıyorz önemli olan görsel değil görselin arkasında anlatılandır aynen lisani dil gibi karakterler değil karaktere yüklenmiş olan sesin bizdeki açılımıdır.

Bizim kendi tanımlarımız bir şey ifade etmez, lisanı arapçaya göre insan yazılıyor fakat arabi olarak bunun açılımı, kaynağında bağlı olarak çalışan yazılımdır. Bu manada bizler kendimizi insan olarak niteleyemeyiz.

Nisa suresi 3. ayet o kadar yanlış çevriliyor ki bu lisanı arapça ile algılar ve yol haritası şaşıyor.
Nisa = kadın demek değildir. kavramları lisanı arapça ile okuduğunda sorunlar çözülmez bir hal alır. bu ayetin devamı zaten içler acısı ne yetim kız var nede evlenmek var.

İşte bu ayetleri doğru manada okuyanların yaratılışa dair bilgisi olması gerektiğini ve o bilgi çerçevesinde kendini yapılandırması kolaylaşıyor.

misalleri okumak batınilik yada duburculuk değildir. Fizik yasası olarak maddenin arkasındaki sırrı çözmek bir bilimdir. Aynen varlığın ardındaki manayı kavramak gibi

Kendini bulmak ve kendini onarmak
 

Yüzde bir

Doçent
Katılım
18 Haz 2011
Mesajlar
725
Tepkime puanı
358
Puanları
63
Muhterem kardeşim,

Kişi kendi özüne bakmalı, ağaç nasıl tohumuna bakıyor ve gerekli olan yazılımı okuyarak olması gerekeni oluyor.
Bizler bir şekilde bilgi havuzu içine düşüyoruz ve okuduğumuz bizim oluşturduğumuz bilgimi yoksa özümüzdeki havuzmu önemli bizi biz yapacak olan bize verilmiş olan özdeki hakikattir ve onu açığa çıkarmak gerekiyor. Aynen ağacı oluşturan tohumdaki gibi özündeki bilgiyi yarıp dışarı çıkıp varlığını varoluşunu tamamlar. Bunların hepsi misallerdir. Seni sana anlatmanın başka yolu varmıdır neden aynalara bakmıyoruz ama bizler görsellerde takılıp kalıyorz önemli olan görsel değil görselin arkasında anlatılandır aynen lisani dil gibi karakterler değil karaktere yüklenmiş olan sesin bizdeki açılımıdır.

Bizim kendi tanımlarımız bir şey ifade etmez, lisanı arapçaya göre insan yazılıyor fakat arabi olarak bunun açılımı, kaynağında bağlı olarak çalışan yazılımdır. Bu manada bizler kendimizi insan olarak niteleyemeyiz.

Nisa suresi 3. ayet o kadar yanlış çevriliyor ki bu lisanı arapça ile algılar ve yol haritası şaşıyor.
Nisa = kadın demek değildir. kavramları lisanı arapça ile okuduğunda sorunlar çözülmez bir hal alır. bu ayetin devamı zaten içler acısı ne yetim kız var nede evlenmek var.

İşte bu ayetleri doğru manada okuyanların yaratılışa dair bilgisi olması gerektiğini ve o bilgi çerçevesinde kendini yapılandırması kolaylaşıyor.

misalleri okumak batınilik yada duburculuk değildir. Fizik yasası olarak maddenin arkasındaki sırrı çözmek bir bilimdir. Aynen varlığın ardındaki manayı kavramak gibi

Kendini bulmak ve kendini onarmak

Eyvallah, derunisin be güzel, meramınızı gayet güzel anlattınız, anladım … “Bize verilmiş olan özdeki hakikattir ve onu açığa çıkarmak gerekiyor.” diye yaptığınız paylaşımda belirttiğiniz bize verilen özdeki hakikat, bizim mi olmuştur? Eğer bizim olmuşsa biz, hakikat benim diye gezen zalimlerden mi olmuşuzdur ?.. Yada açığa çıkardığımızda mı bu hakikat, bizim mi olmuştur? Yoksa açığa çıkan hakikat ile kişi abdullah mı olmuştur ..? Bir de özdeki hakikatin açığa çıkmaması durumu olabilir mi ?.. Eğer hakikatin açığa çıkmama gibi bir durumu yok ise ifade ettiğiniz hakikati açığa çıkarmak gerekliliği neden lazım oluyor ?..

Sözde İnsan teriminin arabi olarak yaptığınız tarifini hoş buldum, maşallah … İlaveten arabi ifadesi ile neyi kast ettiğinizi anlamadım, anlamama yardımcı olursanız sevinirim … Eyvallah, bizler kendimizi insan olarak niteleyemeyiz … Acaba dünya da hiç mi insan yok ?... Peki ama be güzel biz insanı görecek/bilecek/tanıyacak istidada sahip değil miyiz ?.. Görmeden, bilmeden, tanımadan nasıl insan olacağız, yada olmamıza gerek yok mu ?..

“Kendini bulmak ve kendini onarmak” şeklinde ifade ettiğiniz cümlenizdeki "kendi" zamiri kime ait acaba ?.. Misal İnsan’a mı ?.. Kaynağında bağlı olarak çalışan yazılım şeklinde tarif ettiğiniz İnsan’ın, daha önce zikrettiğiniz zahir sistem ile de bir bağı olması kaçınılmazdır … Önceki paylaşımlarınızda, yanılmıyorsam sistemin kendini bir şekilde onardığını yada düzelttiğini ifade etmiştiniz … Bu husus eğer kast olunan insan ise insanın kendini bulması ve kendini onarması ile sistemin düzelmesi arasında bir ilişki var mıdır ?..

Ayrıca şunu da ifade edeyim ki, “Kendini bulmak ve kendini onarmak” ifadeniz çok hoş, müsaadeniz ile bu cümle "Kendini bulmak ve kendini gaybetmek" şeklinde ifade edilse kullandığınız bağlamda tezat teşkil eder mi ?..

Paylaşımlara cevap ettiğiniz ve samimiyetle gösterdiğiniz incelik ve nezaketten ötürü teşekkür ederim ...
 

adams77

Kanalizasyoncu
Katılım
14 Haz 2013
Mesajlar
25,995
Tepkime puanı
2,088
Puanları
113
Konum
Mars
Eyvallah, derunisin be güzel, meramınızı gayet güzel anlattınız, anladım … “Bize verilmiş olan özdeki hakikattir ve onu açığa çıkarmak gerekiyor.” diye yaptığınız paylaşımda belirttiğiniz bize verilen özdeki hakikat, bizim mi olmuştur? Eğer bizim olmuşsa biz, hakikat benim diye gezen zalimlerden mi olmuşuzdur ?.. Yada açığa çıkardığımızda mı bu hakikat, bizim mi olmuştur? Yoksa açığa çıkan hakikat ile kişi abdullah mı olmuştur ..? Bir de özdeki hakikatin açığa çıkmaması durumu olabilir mi ?.. Eğer hakikatin açığa çıkmama gibi bir durumu yok ise ifade ettiğiniz hakikati açığa çıkarmak gerekliliği neden lazım oluyor ?..

Sözde İnsan teriminin arabi olarak yaptığınız tarifini hoş buldum, maşallah … İlaveten arabi ifadesi ile neyi kast ettiğinizi anlamadım, anlamama yardımcı olursanız sevinirim … Eyvallah, bizler kendimizi insan olarak niteleyemeyiz … Acaba dünya da hiç mi insan yok ?... Peki ama be güzel biz insanı görecek/bilecek/tanıyacak istidada sahip değil miyiz ?.. Görmeden, bilmeden, tanımadan nasıl insan olacağız, yada olmamıza gerek yok mu ?..

“Kendini bulmak ve kendini onarmak” şeklinde ifade ettiğiniz cümlenizdeki "kendi" zamiri kime ait acaba ?.. Misal İnsan’a mı ?.. Kaynağında bağlı olarak çalışan yazılım şeklinde tarif ettiğiniz İnsan’ın, daha önce zikrettiğiniz zahir sistem ile de bir bağı olması kaçınılmazdır … Önceki paylaşımlarınızda, yanılmıyorsam sistemin kendini bir şekilde onardığını yada düzelttiğini ifade etmiştiniz … Bu husus eğer kast olunan insan ise insanın kendini bulması ve kendini onarması ile sistemin düzelmesi arasında bir ilişki var mıdır ?..

Ayrıca şunu da ifade edeyim ki, “Kendini bulmak ve kendini onarmak” ifadeniz çok hoş, müsaadeniz ile bu cümle "Kendini bulmak ve kendini gaybetmek" şeklinde ifade edilse kullandığınız bağlamda tezat teşkil eder mi ?..

Paylaşımlara cevap ettiğiniz ve samimiyetle gösterdiğiniz incelik ve nezaketten ötürü teşekkür ederim ...

arabi demek; ahkaf suresi 12. ayette lisanen ise ilginin çalışması ile yazılandır.
özündeki şeyin algında aydınlatılmasıdır.
Bunun bağlantısı tarık suresinde açıklanmaktadır.
Tarık, tarak ; özünzdeki bilgiyi bilincine ulaştırıp, bilişin ortaya çıkmasını sağlamaktır.

Yani ortada bir program vardır tekamül sürecinde ihtiyacın olan görseli ve bilgi birikimini sana sunan bir sistem vardır.
İnsanın gören ve işiten olduğunu biliyoruz. semian yani görmek diye tabir edilen kavram yine bu arabi sistemin bize sunduğu bilginin çalışması ile yazılmış olandır. Basiran yani işiten ise özündeki yazılanın çalışıp aydınlatılmasıdır.

İnsan kendini tanıdığı zaman yani kullanmakta olduğu elbisenin özelliklerini niteliklerini bildiğinde onu nasıl kullanabileceğini öğrenir. Misal bir otomobil kullanmak için teknik özellikleri içindeki araç ve gereçlerin ne işe yaradığını vs vs öğrendiğinde otomobili kullanıma açılır.
 

adams77

Kanalizasyoncu
Katılım
14 Haz 2013
Mesajlar
25,995
Tepkime puanı
2,088
Puanları
113
Konum
Mars
Eyvallah, derunisin be güzel, meramınızı gayet güzel anlattınız, anladım … “Bize verilmiş olan özdeki hakikattir ve onu açığa çıkarmak gerekiyor.” diye yaptığınız paylaşımda belirttiğiniz bize verilen özdeki hakikat, bizim mi olmuştur? Eğer bizim olmuşsa biz, hakikat benim diye gezen zalimlerden mi olmuşuzdur ?.. Yada açığa çıkardığımızda mı bu hakikat, bizim mi olmuştur? Yoksa açığa çıkan hakikat ile kişi abdullah mı olmuştur ..? Bir de özdeki hakikatin açığa çıkmaması durumu olabilir mi ?.. Eğer hakikatin açığa çıkmama gibi bir durumu yok ise ifade ettiğiniz hakikati açığa çıkarmak gerekliliği neden lazım oluyor ?..
Misal bir tohum, kendini yarıp açığa çıkmak için tüm gereksinimleri sistem tarafından karşılanmaktadır. ışık, yağmur, toprak vs vs
tohum yapması gereken şey bu gereksinleri kendi özündeki ilgisi ile birleştirip kendi hakikatindeki yazılıma uygun olarak olması gerekeni olmak.

İbrahim peygamber ne diyor rabbül alemine teslim oldum. Rab, özünü ilgisi ile aydınlatan demektir. Alemlerde ne varsa herşeyi aydınlatmak açığa çıkarmaktır. Yani hakikati ortaya çıkaran teslim oluyor.

Teslimiyet hakikatine teslim olmaktır. Abdullah dediğin ise kaynağın özündeki korunmuş ilgisine göre açılımın sağlanmasıdır. Eğer kendi hakikatini bulursan otomatik olarak abdullah olursun.

Hakikati bir süreçtir bir nevi tekamül süreci gibi önce temeli oluşturursun sonrasında ise bir oluşum sürecinde olmak istediğini olursun. Bunlar bir nevi görev yada kendini bulma çalışması gibi düşünülebilir.
 

adams77

Kanalizasyoncu
Katılım
14 Haz 2013
Mesajlar
25,995
Tepkime puanı
2,088
Puanları
113
Konum
Mars
“Kendini bulmak ve kendini onarmak” şeklinde ifade ettiğiniz cümlenizdeki "kendi" zamiri kime ait acaba ?.. Misal İnsan’a mı ?.. Kaynağında bağlı olarak çalışan yazılım şeklinde tarif ettiğiniz İnsan’ın, daha önce zikrettiğiniz zahir sistem ile de bir bağı olması kaçınılmazdır … Önceki paylaşımlarınızda, yanılmıyorsam sistemin kendini bir şekilde onardığını yada düzelttiğini ifade etmiştiniz … Bu husus eğer kast olunan insan ise insanın kendini bulması ve kendini onarması ile sistemin düzelmesi arasında bir ilişki var mıdır ?..
Bazı şeyleri erken düşünmek yada karar vermek mantıklı değildir. Önce öğrenmemiz gereken çok şey vardır. Kendini bilmeyen hiç bir şeyi bilemeyeceği gibi önce bizim kendimizi bulmamız gerekiyor bu yüzden algımız ve bilincimizin ulaşabileceği şeylerin üzerine çalışmak gerekiyor. Bir kapıyı açmadan ardında ne olduğunu ancak tahmin edebiliriz iyi bir tahmin yapmak içinse içinde bulunduğumuz odadaki bilgilerin doğru okunması gerekiyor.

Yaratılış bizi bir robot gibi yaratmıyor, tercihler ve seçimler üzerine görevler veriyor ve tekamül sürecimizi ona göre ayarlıyor. Sonuç olarak insan kaynağa bağlı olarak yazdığı bir çalışma var ve bu çalışma üzerine sürecini devam ettiriyor. Şekiller yada görseller üzerinden değerlendirme yapmak mantıklı değildir çünkü ardındaki çalışan sistemin önemi vardır. Bu yüzden kimse kimseye üstünlük kurup kendine üstün nitelikler belirleyemez. Sistem için her varlık bir biri ile ilişki içinde bağ kuruyor çünkü her varlığın bir birine ihtiyacı vardır.

Yazılacak çok şey var ama bazıları bunları anlamayacağı gibi insanları tekfir edip daha ileri gidiyor. Kendisi gibi olmayanları kendine tehdit görüp ortadan kaldırmak yada etkisiz kılmak bu doğanın içinde sistemin tercih etmediği ama sistemin içindekilerin tercih ettiği şeyler var.
 

adams77

Kanalizasyoncu
Katılım
14 Haz 2013
Mesajlar
25,995
Tepkime puanı
2,088
Puanları
113
Konum
Mars
Ayrıca şunu da ifade edeyim ki, “Kendini bulmak ve kendini onarmak” ifadeniz çok hoş, müsaadeniz ile bu cümle "Kendini bulmak ve kendini gaybetmek" şeklinde ifade edilse kullandığınız bağlamda tezat teşkil eder mi ?..

Paylaşımlara cevap ettiğiniz ve samimiyetle gösterdiğiniz incelik ve nezaketten ötürü teşekkür ederim ...

gaybetmekten kasıtınız nedir tam olarak, kendini bulup gizlemek ise bana mantıklı gelmez.

gayb, bizim için algılayamadığımız kaynağın bize sunduğu özümüzdeki bilgi olarak bakarsanız eğer bunu açığa çıkarmak gerekir. Bunu yapınca zaten kendini bulmuş ve onarmış oluyorsun.

selametle, karmaşık yazılarıma karşılık verdiğin için tşk ler
 

adams77

Kanalizasyoncu
Katılım
14 Haz 2013
Mesajlar
25,995
Tepkime puanı
2,088
Puanları
113
Konum
Mars
Eyvallah, derunisin be güzel, meramınızı gayet güzel anlattınız, anladım … “Bize verilmiş olan özdeki hakikattir ve onu açığa çıkarmak gerekiyor.” diye yaptığınız paylaşımda belirttiğiniz bize verilen özdeki hakikat, bizim mi olmuştur? Eğer bizim olmuşsa biz, hakikat benim diye gezen zalimlerden mi olmuşuzdur ?.. Yada açığa çıkardığımızda mı bu hakikat, bizim mi olmuştur? Yoksa açığa çıkan hakikat ile kişi abdullah mı olmuştur ..? Bir de özdeki hakikatin açığa çıkmaması durumu olabilir mi ?.. Eğer hakikatin açığa çıkmama gibi bir durumu yok ise ifade ettiğiniz hakikati açığa çıkarmak gerekliliği neden lazım oluyor ?..

Sözde İnsan teriminin arabi olarak yaptığınız tarifini hoş buldum, maşallah … İlaveten arabi ifadesi ile neyi kast ettiğinizi anlamadım, anlamama yardımcı olursanız sevinirim … Eyvallah, bizler kendimizi insan olarak niteleyemeyiz … Acaba dünya da hiç mi insan yok ?... Peki ama be güzel biz insanı görecek/bilecek/tanıyacak istidada sahip değil miyiz ?.. Görmeden, bilmeden, tanımadan nasıl insan olacağız, yada olmamıza gerek yok mu ?..

“Kendini bulmak ve kendini onarmak” şeklinde ifade ettiğiniz cümlenizdeki "kendi" zamiri kime ait acaba ?.. Misal İnsan’a mı ?.. Kaynağında bağlı olarak çalışan yazılım şeklinde tarif ettiğiniz İnsan’ın, daha önce zikrettiğiniz zahir sistem ile de bir bağı olması kaçınılmazdır … Önceki paylaşımlarınızda, yanılmıyorsam sistemin kendini bir şekilde onardığını yada düzelttiğini ifade etmiştiniz … Bu husus eğer kast olunan insan ise insanın kendini bulması ve kendini onarması ile sistemin düzelmesi arasında bir ilişki var mıdır ?..

Ayrıca şunu da ifade edeyim ki, “Kendini bulmak ve kendini onarmak” ifadeniz çok hoş, müsaadeniz ile bu cümle "Kendini bulmak ve kendini gaybetmek" şeklinde ifade edilse kullandığınız bağlamda tezat teşkil eder mi ?..

Paylaşımlara cevap ettiğiniz ve samimiyetle gösterdiğiniz incelik ve nezaketten ötürü teşekkür ederim ...
İnsan; toparlama yapayım

semian basiran

yazılmış olan bilginin çalıştırılması ile özünü aydınlatıp harekete geçirmek gibi algılanabilir.
Çünkü çevremiz varlık ile yani bilgi ile dolu bunları işleyip kendi hakikati ile birleştirip aydınlanmayı sağlamaya çalışmak gerekiyor. Buda asıl salatın ne olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.
 

Yüzde bir

Doçent
Katılım
18 Haz 2011
Mesajlar
725
Tepkime puanı
358
Puanları
63
Sayın @adams77 ...

Çocuk diyor baba bir hırsız tuttum, baba oğlum bırak gitsin diyor ... Çocuk; baba , ben onu bıraktım da o beni bırakmıyor diyor :) ... Dünya işte demek bir vakitler veya hala daha tutmuşuz tutuyoruz demek ki bizi bırakmıyor ... Öncelikle dünya meşgalesi yüzünden anca bakabildim özür dilerim ... Maşallah Halil İbrahim sofrası gibi sofra kurmuşsunuz yemeğe misafir beklemektesiniz ...

Gönül zenginliğinizi samimi ve nezaketli bir şekilde cevaben bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim ... Heyecanınız, arayışınız ve samimiyetiniz satırlarınızdan okunuyor ...

Açıklamalar konusunda ki çekimserliğinizi anladığımdan ötürü bahse konulu mevzuları daha fazla derinleştirmek istemiyorum ... Merakımı celbeden bir kaç husus oldu müsaadeniz ile onları paylaşmak isterim ...

Kendisi gibi olmayanları kendine tehdit görüp ortadan kaldırmak yada etkisiz kılmak bu doğanın içinde sistemin tercih etmediği ama sistemin içindekilerin tercih ettiği şeyler var.

Sistemin tercih etmediği, sistemin içindekilerin tercih ettiği gibi bir şey nasıl olabilir ? Sistem tabirini pek sevmedim ama tanımlarınız üzerinden anlamaya çalıştığım için acaba diyorum sistemin içindekiler, sisteme dahil değiller mi ? Bu sistemin sahibi kim ? içindekilerinde sahibi değil mi ?

Yaratılış bizi bir robot gibi yaratmıyor, tercihler ve seçimler üzerine görevler veriyor ve tekamül sürecimizi ona göre ayarlıyor. Sonuç olarak insan kaynağa bağlı olarak yazdığı bir çalışma var ve bu çalışma üzerine sürecini devam ettiriyor. Şekiller yada görseller üzerinden değerlendirme yapmak mantıklı değildir çünkü ardındaki çalışan sistemin önemi vardır. Bu yüzden kimse kimseye üstünlük kurup kendine üstün nitelikler belirleyemez. Sistem için her varlık bir biri ile ilişki içinde bağ kuruyor çünkü her varlığın bir birine ihtiyacı vardır.

Eyvallah be güzel her varlığın bir birine ihtiyacı vardır :) Dikkatinizi çekerim her birine değil bir birine :) ... Siz Arabi okuma deyiverince gerçi okuma bilmem ama böyle okuyuverdim işte lütfen kabul buyrun ...

Zamanın bahrında bir güzel, İrfan için; ehem'i mühim'e, elzemi lazım'a tercih etme sanatıdır diye bir tarif yapmıştı ... Yani demem O ki be güzel önemli olanlar lazım olanlar olacaktır eyvallah ama en önemli en lazım olan olmazsa bu levazımatın bilmem ne gereği olacaktır ... Elzem olan Ehem olan Allahu Azimuşşan dır be güzel ... Sistem dediğimizde O nun sistemi değil mi ?.. O nun da İkramı ittika sahiplerine değil midir ?.. Hem O nun nihayetsiz Cud-u Kerem'inin ne olduğunu nitelik ve niceliğinini idrak edebilme kapasitesine haiz miyiz ki biz bir nitelik belirleyelim veya belirlemeyelim ?... İttika edebilme istidadına sahip olan insandır be güzel, bu babdan amaç sureten halk olunduğumuz gibi sireten de bir insan olabilmektir ... Yok be güzel üstünlük ne kelime üstünlük hamd övünç vs. insanın ne haddine; azamet, kibriya Hakk'a yarar kul olanda bunlar ne arar ... İtibar biniciye yapılır bineğe değil ... Üstünlük de nereden çıktı dediğiniz gibi ihtiyaç be güzel ... :)

Eyvallah be güzel, insan babını da boş geçme derim naçizane, ki evlere kapılarından girmektir emir, pencere veya bacalarından değil :)

Canımsın, hususen biz kimiz ki en iyisini bilen ve işleyen O dur ... Neylerse güzel eyler ... Anlamlandırmak için sizi yorduk, lütfen sürçü lisanımızı aff buyurun ... Kendinize iyi bakın, hoşsunuz, hoş/ça kalın, selametle be güzel ...
 

adams77

Kanalizasyoncu
Katılım
14 Haz 2013
Mesajlar
25,995
Tepkime puanı
2,088
Puanları
113
Konum
Mars
Sayın @adams77 ...


Sistemin tercih etmediği, sistemin içindekilerin tercih ettiği gibi bir şey nasıl olabilir ? Sistem tabirini pek sevmedim ama tanımlarınız üzerinden anlamaya çalıştığım için acaba diyorum sistemin içindekiler, sisteme dahil değiller mi ? Bu sistemin sahibi kim ? içindekilerinde sahibi değil mi ?

Sistemi içinde sistem bulunmaktadır. Kader içinde kader gibi mesela
Henüz dediğim gibi bazı soruların cevaplarını net olarak vermek için görmemiz gereken çok şeyin olduğunu düşünüyorum.
Bu yüzden sistem diyorum ve sistemin sahibinin kim olduğu hakkında bizlere verilmiş bilgi yada bir kitap bulunmuyor. Fakat şu bir gerçek ki İbrahim peygamberin dediği gibi ben alemlerin rabbine teslim oldum.

Sistem kendi içinde katmanları ile bir yapı oluşturuyor tohum örneğini çok veriyorum ama buna çok benziyor bunun açılımı ile kendi sistemini otomatik olarak ana sisteme bağlıyor.

İbrahim peygamber ölüleri nasıl diriltildiği hakkında bir sorusu oluyor ve dört adet kuş eğitmesi isteniyor. Burada yazan bizim gördüğümüz sistemin kelimelerine bağlı bir anlatım fakat buradaki kuşun bildiğimiz kuş olmadığını verilmiş bir misal olarak algılayabiliyor.

İbrahim bildiğimiz gibi bütün semavi dinleri atası olarak biliniyor hatta hindu dinlerinde bile isim farklı olsa bile yine ortadaki ata olduğunu görebiliyoruz.

İbrahim kimdir? kaynağın, özündeki korunmuş olan bilgisi aydınlatılan veya açığa çıkarılan demektir.

بِسْمِ اللَّهِ اَلرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

arapça lisan ile yazılmış olan

Bismi(A)llâhi-rrahmâni-rrahîm(i)

bize aktarılan bilgiler ile okumaya çalıştığımızda biz, bizden öncekilerin anladığını anlayabiliriz. Bilgi havuzumuz atalarımızın bize aktardığına bağlı ama zamanla gelişen hayat şartları ile insanların bazı şeyleri sorgulayabilmesi daha kolay işte bu sorgulamalarda belli bir kalıba bağlı kalmadan sunulmuş olan varlığa bakarak okuyanların fark edebileceği gerçekler yada açığa çıkabilecek bilgiler vardır.

arapça lisan ile yazdığı fatih 1. ayette fark edilebilecek bir şey varmı? Peki bunları kim görebilir!! İbrahim olabilen
 

adams77

Kanalizasyoncu
Katılım
14 Haz 2013
Mesajlar
25,995
Tepkime puanı
2,088
Puanları
113
Konum
Mars
Sayın @adams77 ...

Çocuk diyor baba bir hırsız tuttum, baba oğlum bırak gitsin diyor ... Çocuk; baba , ben onu bıraktım da o beni bırakmıyor diyor :) ... Dünya işte demek bir vakitler veya hala daha tutmuşuz tutuyoruz demek ki bizi bırakmıyor ... Öncelikle dünya meşgalesi yüzünden anca bakabildim özür dilerim ... Maşallah Halil İbrahim sofrası gibi sofra kurmuşsunuz yemeğe misafir beklemektesiniz ...

Gönül zenginliğinizi samimi ve nezaketli bir şekilde cevaben bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim ... Heyecanınız, arayışınız ve samimiyetiniz satırlarınızdan okunuyor ...

Açıklamalar konusunda ki çekimserliğinizi anladığımdan ötürü bahse konulu mevzuları daha fazla derinleştirmek istemiyorum ... Merakımı celbeden bir kaç husus oldu müsaadeniz ile onları paylaşmak isterim ...



Sistemin tercih etmediği, sistemin içindekilerin tercih ettiği gibi bir şey nasıl olabilir ? Sistem tabirini pek sevmedim ama tanımlarınız üzerinden anlamaya çalıştığım için acaba diyorum sistemin içindekiler, sisteme dahil değiller mi ? Bu sistemin sahibi kim ? içindekilerinde sahibi değil mi ?



Eyvallah be güzel her varlığın bir birine ihtiyacı vardır :) Dikkatinizi çekerim her birine değil bir birine :) ... Siz Arabi okuma deyiverince gerçi okuma bilmem ama böyle okuyuverdim işte lütfen kabul buyrun ...

Zamanın bahrında bir güzel, İrfan için; ehem'i mühim'e, elzemi lazım'a tercih etme sanatıdır diye bir tarif yapmıştı ... Yani demem O ki be güzel önemli olanlar lazım olanlar olacaktır eyvallah ama en önemli en lazım olan olmazsa bu levazımatın bilmem ne gereği olacaktır ... Elzem olan Ehem olan Allahu Azimuşşan dır be güzel ... Sistem dediğimizde O nun sistemi değil mi ?.. O nun da İkramı ittika sahiplerine değil midir ?.. Hem O nun nihayetsiz Cud-u Kerem'inin ne olduğunu nitelik ve niceliğinini idrak edebilme kapasitesine haiz miyiz ki biz bir nitelik belirleyelim veya belirlemeyelim ?... İttika edebilme istidadına sahip olan insandır be güzel, bu babdan amaç sureten halk olunduğumuz gibi sireten de bir insan olabilmektir ... Yok be güzel üstünlük ne kelime üstünlük hamd övünç vs. insanın ne haddine; azamet, kibriya Hakk'a yarar kul olanda bunlar ne arar ... İtibar biniciye yapılır bineğe değil ... Üstünlük de nereden çıktı dediğiniz gibi ihtiyaç be güzel ... :)

Eyvallah be güzel, insan babını da boş geçme derim naçizane, ki evlere kapılarından girmektir emir, pencere veya bacalarından değil :)

Canımsın, hususen biz kimiz ki en iyisini bilen ve işleyen O dur ... Neylerse güzel eyler ... Anlamlandırmak için sizi yorduk, lütfen sürçü lisanımızı aff buyurun ... Kendinize iyi bakın, hoşsunuz, hoş/ça kalın, selametle be güzel ...

karşısındaki saygı ve seviyeli yaklaşıp yazılanı okuyup değer verip cevaplayanlar ile tam tersi davrananlar arasında çok fark olur.
Bu hayattada böyle olur.

Bizler şuan sadece bize aktarılmış olan bilgi havuzundan zaten daha önce denemiş düşünceleri tekrarlıyoruz.
Bu yüzden bazı şeyleri konuşabilmek için böyle ortamlarda karşı tarafın saygı ve seviyesi yetmiyor buradaki ortamında buna müsait olması gerekiyor.

Güzel bir atasözü vardır, vakitsiz öten horozun başını keseler. herşey vakti ile olur

hayırlısı ile beklemekteyiz
 

Darul_Beka

Profesör
Katılım
17 Kas 2013
Mesajlar
2,227
Tepkime puanı
175
Puanları
63
hocam gizem senin hayat tarzın olmuş bu bir psikoljik hastalıktır her şey göründüğü gibi değil her şeyi sadece ben görebiliyorum hastalığı
ancak
islama haksızlık ediyorsun
hak geldi batıl zail oldu
islamda boşluk yoktur gizem yoktur
islam hukuku islam iktiasadı ibadet akaid
ilimleri hiç bir dinde olmayacak şekilde açıktır
peygamber bu dini yaşamıştır o da mı senin gizemini haşa çözememiştir tam tersi dini en iyi yaşayan peygamberin yaşantısında hayatta hiç bir boşluk olmamıştır
bırak bu boş gizem ayaklarını
islam hukukunu
islam iktisadını
araştır öğren
bu psikoloji ile hiç bir yeni şey öğrenemezsin
 

Hakperest

Kıdemli Üye
Katılım
13 May 2013
Mesajlar
10,230
Tepkime puanı
3,206
Puanları
113
Konum
:::::YerKüre:::::
hocam gizem senin hayat tarzın olmuş bu bir psikoljik hastalıktır her şey göründüğü gibi değil her şeyi sadece ben görebiliyorum hastalığı
ancak
islama haksızlık ediyorsun
hak geldi batıl zail oldu
islamda boşluk yoktur gizem yoktur
islam hukuku islam iktiasadı ibadet akaid
ilimleri hiç bir dinde olmayacak şekilde açıktır
peygamber bu dini yaşamıştır o da mı senin gizemini haşa çözememiştir tam tersi dini en iyi yaşayan peygamberin yaşantısında hayatta hiç bir boşluk olmamıştır
bırak bu boş gizem ayaklarını
islam hukukunu
islam iktisadını
araştır öğren
bu psikoloji ile hiç bir yeni şey öğrenemezsin
"Benim bu sözlerimi burada bulunanlar bulunmayanlara bildirsin. Olabilir ki bildirilen kimse burada bulunandan daha iyi anlar ve itaat eder." hz. Muhammed sav
islam dinamiktir ve daima gelişir çağın gereklerine çareler üretir. hergün yeni ayetleri ve manaları ortaya çıkar.
islamı statik hale getirip imam ebu hanifeye indirgemek ile maske ardına saklanıp delilsiz islama ekleme yapmak aynı kefeye çıkar.
anlama çabaları kıyamete kadar devam edecektir. ictihat kapısını kapatanlar islamı akılsız hale getirmeye çalışmaktır.
 

adams77

Kanalizasyoncu
Katılım
14 Haz 2013
Mesajlar
25,995
Tepkime puanı
2,088
Puanları
113
Konum
Mars
hocam gizem senin hayat tarzın olmuş bu bir psikoljik hastalıktır her şey göründüğü gibi değil her şeyi sadece ben görebiliyorum hastalığı
ancak
islama haksızlık ediyorsun
hak geldi batıl zail oldu
islamda boşluk yoktur gizem yoktur
islam hukuku islam iktiasadı ibadet akaid
ilimleri hiç bir dinde olmayacak şekilde açıktır
peygamber bu dini yaşamıştır o da mı senin gizemini haşa çözememiştir tam tersi dini en iyi yaşayan peygamberin yaşantısında hayatta hiç bir boşluk olmamıştır
bırak bu boş gizem ayaklarını
islam hukukunu
islam iktisadını
araştır öğren
bu psikoloji ile hiç bir yeni şey öğrenemezsin

Mızraba değsin ateş, yansın ortam
Aleve doysun öz ay gibi gönlüm
Uzay kadar kalbim nefes kadar içten
Sular kadar berrak ceylan misli ürkek canımdan
Dünyanın bana getirdikleri de var alıp benden öteye götürdükleri de
Ben bile bana kalmıyorum hey sen sana kalır mısın?
Renkli dünyalara karşı siyah beyaz mısın?
Agâh mısın evvel?
Sonra sual edeyim hayattan
Berduş başını topla ayaklar altından
Ya da sal karıncaları ayaklarının altından
Yaşadığın kötü seni at hemen sırtından (hey)
Kaç oralardan
Görebildiklerinle yetin
İnsan oğlu cebi delik bir dilenci ne versen alır
Ne kadar koysan taşır
Haydi denizden su taşır (haydi)
Gücün yeterse benden daha uzağa bağır (hey hey)
Benim hayatım beni bağlar
Benim hayatım beni düğümler
Uzaktan konuşmak kolay
Ateş düştüğü beni yakar
Benim hayatım bir çizik ayna
Benim hayatım bir dolu şarkı
Sözümden anlamak kolay
Ateş düştüğü beni yakar

hemşerim ne güzel açıklamış herşeyi

maddenin kendisi gizem hayatın kendisi gizem ve gizem ne demek biliyormusun sahip olduğun bilgi ve birikime dair algına kapalı yada algılayamadığın bilginin kendisidir. Bu hayata bunun için geldin tüm gizemleri çözeceksin ki, kendini yukarı atabilesin.

Keşke herşey sizin söylediğiniz gibi basit ve kolay olsa idi. Bir okula başlıyorsunuz sınav olacaksınız, sınanacaksınız fakat siz diyorsunuz ki bize yardımcı kitap verildi benim çalışmama çabalamama gerek yok herşeyin cevabı burada var. Böyle bir dünya olsa herkes cennete girer :)

hayatın hiç bir alanında böyle birşey yok, bir meslek edinmek için bile üniversite okuman yetmiyor doktor olmak için kitabı okuman yetmiyor. Hayat deneyimler ve tecrübeler ile seni bilgi sahibi yapıyor. Hazır bilgi malesef yok :) herşey senin çaba ve becerine bağlı olarak sana sunulmuş ve bu sunuşta seni yanılsatacak çok şeyde oluyor.
 

adams77

Kanalizasyoncu
Katılım
14 Haz 2013
Mesajlar
25,995
Tepkime puanı
2,088
Puanları
113
Konum
Mars
"Benim bu sözlerimi burada bulunanlar bulunmayanlara bildirsin. Olabilir ki bildirilen kimse burada bulunandan daha iyi anlar ve itaat eder." hz. Muhammed sav
islam dinamiktir ve daima gelişir çağın gereklerine çareler üretir. hergün yeni ayetleri ve manaları ortaya çıkar.
islamı statik hale getirip imam ebu hanifeye indirgemek ile maske ardına saklanıp delilsiz islama ekleme yapmak aynı kefeye çıkar.
anlama çabaları kıyamete kadar devam edecektir. ictihat kapısını kapatanlar islamı akılsız hale getirmeye çalışmaktır.

Dostum sen hayata zamansal ve kişisel olarak bakıyorsun. Yani sen senden öncekilerin anlattığına dair bir çizgi üzerinden zihninde görüntü oluşturuyorsun. Elindeki kitap süreki seni uyarıyor ataların diyor sakın diyor :) bu din kulaktan kulağa değil.

Eğer öyle olsa idi sana bu dini aktaranlar siyeri oluşturanlar, peygamberin ehli beytini ve halifelerini şehit etmezlerdi. Sen önce sana bu dini nakil edenlerin yaşantılarına bak, hayatlarına bak nasıl bir yaşam içindelerdi nasıl bir saltanatlık kurup dini nasıl aktartıdığına bak.

Emevi ve abbasileri araştır tarih oku elindeki mushafın harekelenmesini araştır. Tarih üzerinde şuanki lisani arapçanın nasıl ortaya çıktığını ve nasıl kullanıldığını öğren, eski türklerin destanlarını onların yazıtlarına bak yani dünya üzerinden senden önce nice nesiller gelip geçti bunların nasıl bir hayat nasıl bir inanış içinde olduğunu sorgula

sen özel bir varlık değilsin bu dünyaya zengin bir babanın oğlu olarak gelip hayatı lüks içinde yaşayamazsın o zaman bu coğrafya dışındaki insanların suçu ne :) Senin sınavın onlardan daha zor.
 
Üst