• Reklamsız versiyon için ÜYE OL

Zina Yasası tekrar çıkarılsınmı?

Zina Yasası tekrar çıkarılsınmı?


  • Kullanılan toplam oy
    35

redyellow

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
20 Nis 2010
Mesajlar
20,768
Beğeniler
766
Puanları
113
Web sitesi
redyellow.besaba.com
#2
Kesinlikle çıkarılmalı. Allahın yasağını helal hale getirmek, suç olmaktan çıkarmak çok yanlıştır. Toplumu kökünden dinamitleyen bir melanettir zina. Kesinlikle suç olmalıdır.
 

KARAMURAT-3

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Eki 2007
Mesajlar
4,706
Beğeniler
54
Puanları
0
Web sitesi
mazlumlarvezalimler.blogcu.com
#4
TCK İtalya'dan Medeni Kanun İsviçre'den diğerleri başka ülkelerden araklama yasalar. Sömürge bir ülkeymişiz sanki. Kanunlara halkın katılımı, katkısı sağlanabilse milli vicdana uygun yasalar çıkabilir.

ALINTI.
 

manifesto

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
23 Ara 2006
Mesajlar
0
Beğeniler
334
Puanları
0
#5
Farzedin ki çıkarıldı :)
Zina yeninde suç oldu
Zina üzerine suç üstü 4 şahit nasıl olacak
Hani ille de 4 şahit isterük diyenler var ya
Onlar cevaplasın
 

veri

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
8 Kas 2010
Mesajlar
0
Beğeniler
661
Puanları
0
#7
bu anket midir
reklam sayfası mı?
 

MÜTEŞEKKÜR

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
17 Ağu 2009
Mesajlar
6,938
Beğeniler
199
Puanları
0
#8
Farzedin ki çıkarıldı :)
Zina yeninde suç oldu
Zina üzerine suç üstü 4 şahit nasıl olacak
Hani ille de 4 şahit isterük diyenler var ya
Onlar cevaplasın

Zina yasasının geri getirilmesine karşı çıkanlar Kuran'a muhalefet etmişlerdir.Devletin meşru kıldığı zina İslam'a göre haramdır.Sen islam adına bu zina yasasının geri getirmesine oy vermeliydin.Büyük ihtimal zina yasasının geri getirilmesine "hayır" oyu verdiğin bellidir.

İSTERSEN ZİNA HAKKINDA ŞAHİTLERİN DURUMU HAKKINDA SANA BİLGİ VEREYİM

NUR SURESİ-4. Namuslu kadınlara zina isnadında bulunup, sonra (bunu isbat için) dört şahit getiremeyenlere seksener sopa vurun ve artık onların şahitliğini hiçbir zaman kabul etmeyin. Onlar tamamen günahkârdırlar.
5. Ancak bundan sonra tevbe edip ıslah olanlar müstesnadır. Allah çok bağışlayıcı ve merhametlidir.
6. Eşlerine zina isnadında bulunup da kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince, onların her birinin şahitliği, kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah adına yemin ederek şahitlik etmesi, beşinci defa da, eğer yalan söyleyenlerden ise Allah'ın lânetinin kendi üzerine olmasını dilemesidir.
7. Eşlerine zina isnadında bulunup da kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince, onların her birinin şahitliği, kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah adına yemin ederek şahitlik etmesi, beşinci defa da, eğer yalan söyleyenlerden ise Allah'ın lânetinin kendi üzerine olmasını dilemesidir.

8. Kadının, kocasının yalan söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah adına yemin ve şahitlik etmesi,kendisinden cezayı kaldırır.
9.Beşinci defa da, eğer (kocası) doğru söyleyenlerden ise Allah'ın gazabının kendi üzerine olmasını diler.

TEFSİR:MERHUM ÖMER NASUHİ BİLMEN

4. Bu mübarek âyetler, namuslu olan kadınlara isnat ettikleri zina suçunu dört şahit ile isbat edemiyenlerin haklarında tatbik edilecek cezayı bildiriyor. Ve kendi eşlerine zina cinayetini isnat eden erkekler ile o cinayeti inkâr eyleyen eşlerin de ne suretle şahitlikte ve bed duada bulunacaklarını ve Cenab-ı Hak'kın lütuf ve rahmetini beyan buyurmaktadır. Şöyle ki: Muhsenata yani: (Hür, iffetli olan müslüman kadınlarına) kazfde bulunan, yani: Onlara (zina isnat eden) öyle bir kadına: "Sen zina edensin", " sen zina ettin" veya "şu kadın zina etmiştir" yahut "karnındaki çocuk zinadandır" gibi bir ifade ile gayrı meşru cinsel ilişki isnadında bulunan (sonra) bu isnatlarını isbat için (dört şahit getiremeyen kimselere) bir kazf haddi olmak üzere ey selâhiyetli olan hâkimler!. (Seksener değnek vurun) çünkü bu halde onların yalan yere zina isnadında bulunmuş oldukları ortaya çıkmış olacağı için böyle bedeni bir cezaya çarpılmaları icabeder. (ve onların şahitliklerini ebediyen) hayatta bulundukları müddetçe (kabul etmeyin) isterse, daha sonra tövbekar olsunlar. Bu da onlar için manevî bir cezadır (ve onlar ise) öyle yalan yere kazfte, zina isnadında bulunan şahıslar ise (fasık kimselerdir) çünkü, iffetli olan erkek ve kadınlara zina isnadında bulunmak, en büyük günahlardandır.
6. Ve o kimseler ki, eşlerine zîna isnat ederler ve kendileri için kendi şahıslarından başka şahitler de bulunmazsa her birinin şahitliği, Allah Teâlâ'nın ismiyle elbetteki, kendisi doğru söyleyenlerdendir diye dört defa şahitlik etmektir.

6. (ve o kimseler ki,) kendi (eşlerine) gerek mümin, hür kadınlar ve gerek kâfir veya cariye bulunsunlar (zina isnat ederler) meselâ: "Sen zina eden bir kadınsın", "sen zina ettin" derler (ve kendileri için) bu yaptıkları isnadı isbata mahsus (kendi şahıslarından başka şahitler de bulunmazsa) bu halde o isnatta bulunan kimselerden (her birinin şahitliği) iddiasının doğruluğu hakkında (Allah Teâlâ'nın ismiyle) Allah'ın adıyla şahitlik ederim ki diyerek (elbette ki, kendisi) o zina isnadında (doğru söyleyenlerdendir, diye dört defa şahitlik etmektir.) bu dört şahitlik, dört şahidin şahitliklerine karşılık demektir.


MESELE UZAYIP GİDİYOR...
 

Aşk Şairi

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Nis 2007
Mesajlar
3,286
Beğeniler
382
Puanları
0
Web sitesi
www.haksairi.com
#9
Farzedin ki çıkarıldı :)
Zina yeninde suç oldu
Zina üzerine suç üstü 4 şahit nasıl olacak
Hani ille de 4 şahit isterük diyenler var ya
Onlar cevaplasın
:)) güzel soru simdi yapan kişiye göre degişir
baykalsa gündemki
sahıde bile gerek duymazlar
kimsenin suphesi olmaz
kimse kimseyi haddinizi bilin diye uyarmaz islamdan muslumanlıktan bahsetmez

ama saydıkları sevdikleri kisi ise bırak 4 sahidi gözleriyle görseler inanmazlar
 

MÜTEŞEKKÜR

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
17 Ağu 2009
Mesajlar
6,938
Beğeniler
199
Puanları
0
#10



SAADET PARTİSİ KONYA İL TEŞKİLATI:"ZİNA TEKRAR SUÇ SAYILSIN"

ALINTI...
BU MESELEYİ TÜM SP TEŞKİLATLARINA YAYMAK LAZIMDIR.SADECE KONYA'DA OLMASI YETMEZ.

Yakın zamanda İnşaallah İstanbul teşklatlarına da imza kampanyası çalışmaları başlatılacaktır.Burada zina yasasını örtbas etmek isteyenlerin münafık olduklarını zannediyorum.Ne derse desinler Allah'ın yasak kıldığına karşı çıkanlar münafık veya kafirdirler.
 

MÜTEŞEKKÜR

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
17 Ağu 2009
Mesajlar
6,938
Beğeniler
199
Puanları
0
#11
AKP nin çıkardığı zina yasası

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Esas Sayısı : 1999/24
Karar Sayısı : 1999/30
Karar Günü : 13.7.1999
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN :
Buharkent Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU :
1.3.1926 günlü, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 6123 sayılı Yasa’nın 1. maddesiyle değiştirilen 442. maddesinin, Anayasa’nın 10. maddesine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

Eşinden ayrı yaşayan sanığın bir süredir başkasıyla birlikte olduğunun saptanması üzerine, Türk Ceza Kanunu’nun 442. maddesi uyarınca cezalandırılması için açılan davada Cumhuriyet Savcısının Anayasa’ya aykırılık savını ciddi bulan Mahkeme, Yasa hükmünün iptali için başvurmuştur.

II- İTİRAZIN GEREKÇESİ

Mahkeme kararının gerekçe bölümü şöyledir:

Türk Ceza Kanunu’nun 442. maddesinde öngörülen suç, bağımsız ceza yaptırımına bağlanmış özel nitelikli bir zina suçudur. (Yarg. 5.C.D.sinin 22.12.1993 tarih ve 4269/4668 EK.).
Türk Ceza Kanunu’nun 442. maddesi fail hakkında uygulandığı takdirde suça ortak olan, zorunlu diğer fail hakkında da uygulanmalıdır. (Yargıtay CGK.nun 5.3.1930 tarih ve 260/419 E.K. sayılı kararı).
Ayrı yaşamada haklılık olgusu incelendiğinde;
Sanık Rukiye eşi ile aralarında geçimsizlik olduğu için 5.5.1997 tarihinde Buharkent Asliye Hukuk Mahkemesinde boşanma davası açtığını ve ayrı yaşamaya başladığını daha sonra suça konu fiili işlediğini beyan etmiş, getirtilerek incelenen ve kesinleşen Buharkent Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.5.1998 tarih ve 1997/34 esas, 1998/59 karar sayılı ilamında davacı sanığın 7.5.1997 tarihli dilekçesiyle evlendiklerinden beri eşinin evliliğin kendisine yüklediği hiçbir görevi yerine getirmediğini… vs. nedenlerle boşanma talebinde bulunduğu davalı müşteki Ramazan’ın ise 21.5.1998 ve 19.6.1997 celselerde açılan davayı kabul ettiğini ve böylece tarafların boşanmalarına karar verildiği anlaşılmıştır.
Sanık Rukiye ve suç ortağı Nevzat’ın ise boşanma davası açıldıktan yaklaşık 2,5 ay sonra 20.7.1997 tarihinde davaya konu fiili gerçekleştirmişlerdir.
Görüldüğü üzere boşanma davasında davacı sanık Rukiye terkte haklı olduğunu kanıtlamıştır.
Kadının zinasını düzenleyen TCK.nın 440. maddesi Yüksek Anayasa Mahkemesince Anayasa’ya aykırı görülerek iptal edilmiştir.
Erkeğin zinasını düzenleyen TCK.nın 441. maddesi de Yüksek Anayasa Mahkemesince Anayasa’ya aykırı görülerek iptal edilmiştir.
Her iki iptal kararı da yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Buna karşılık ayrı yaşamakta haklı olan kadının yasasını düzenleyen bağımsız ceza yaptırımına bağlanmış özel nitelikli bir zina suçu niteliğindeki TCK.nun 442. maddesi ise halen yürürlüktedir.
Bu durumda kadının zinası suç olmaktan çıktığı halde ayrı yaşamakta haklı olan kadının ve ortağının zinasının suç sayılması Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesine aykırıdır.
Yukarıdan beri açıklanan nedenlerle sanıklar hakkında uygulanması istenen TCK.nın 442. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu hususundaki iddia ve savunma ciddi görülerek TCK.nın 442. maddesinin iptali istemi ile Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi gerekmiştir.”

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun itiraz konusu değişik 442. maddesi şöyledir
“Madde 442-
Yukarıdaki maddelerde yazılı cürümlerin işlendiği sırada karı ve koca biribirinden nikâh baki olduğu halde hakimin hükmü ile ayrılmış veya biri diğerini terketmiş ise herbirinin cezası üç aydan bir seneye kadar hapistir.”
B- İlgili Yasa Kuralları
Türk Ceza Kanunu’nun ilgili görülen maddeleri şunlardır :
1- “Madde 443-
Geçen maddelerde yazılı olan cürümlerden dolayı takibat icrası karı kocadan biri tarafından şahsi dâva ikamesine bağlıdır. Bu keyfiyet, cürümde şerik olanlar içinde şarttır.”
2- “Madde 444-
Dâvadan vazgeçmek, hükümden sonra dahi makbuldür. Bu halde hükmün icrasından ve cezanın neticelerinden sarfınazar olunur. Karı kocadan birinin ölümü dâvayı iskat eder.”
C- Dayanılan Anayasa Kuralı
Başvuru kararında dayanılan Anayasa kuralı şudur :
“MADDE 10.-
Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”
D- İlgili Anayasa Kuralları
İlgili görülen Anayasa kuralları şunlardır :
1- “MADDE 2.-
Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”
2
- “MADDE 38.- Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır.
Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.
Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
Ceza sorumluluğu şahsîdir.
Genel müsadere cezası verilemez.
İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.
Vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye geri verilemez.”

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince; Ahmet Necdet SEZER, Güven DİNÇER, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Mustafa BUMİN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Lütfi F. TUNCEL, Fulya KANTARCIOĞLU, Mahir Can ILICAK ve Rüştü SÖNMEZ’in katılımlarıyla 14.6.1999 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali istenilen ve ilgili görülen Yasa kuralları, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve öteki yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Zina suçuna, Türk Ceza Kanunu’nun “Adabı Umumiye ve Nizamı Aile Aleyhinde Cürümler” başlıklı sekizinci babının beşinci faslında yer verilmiştir. Evlilik birliğinin eşlere yüklediği cinsel sadakatin ihlâli olan zina, evli bir kişinin eşinden başkasıyla cinsi ilişkide bulunmasıdır.
Anayasa Mahkemesi’nin 23.9.1996 günlü, Esas: 1996/15; Karar: 1996/34 sayılı kararıyla kocanın zinasını düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun 441., 23.6.1998 günlü, Esas: 1998/3; Karar: 1998/28 sayılı kararıyla da karının zinasına ilişkin 440. maddesi iptal edilmiştir. 441. maddenin iptali sonucu oluşan hukuksal boşluğun doldurulabilmesi için iptal kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. İptal kararının 27.12.1996 günlü, 22860 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmasına ve yayımı tarihinden itibaren belirtilen sürenin geçmesine karşın yasakoyucu tarafından bugüne kadar yeni bir düzenleme yapılmamıştır. Karının zinasını düzenleyen 440. maddenin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı da 13.3.1999 günlü, 23638 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiğinden karı ve koca için zina suç olmaktan çıkmıştır.
A- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararında, Türk Ceza Kanunu’nun 440. ve 441. maddelerinin Anayasa Mahkemesi’nce iptalinden sonra karı ve koca için zinanın suç olmaktan çıkmasına karşın, 442. maddenin, ayrı yaşamakta haklı olan karının zinasını ceza yaptırımına bağlanmasının Anayasa’nın 10. maddesinde öngörülen eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında 2949 sayılı Kanun’un 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi, yasaların Anayasa’ya aykırılığı konusunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmak zorunda değildir. Taleple bağlı kalmak kaydıyla başka gerekçe ile de Anayasa’ya aykırılık kararı verebilir. Bu nedenle, konuyla yakın ilgisi gözetilerek, Anayasa’nın 2. ve 38. maddeleri yönünden de inceleme yapılması gerekli görülmüştür.
Anayasa’nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu belirtilmiştir. Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yasaların üstünde yasakoyucunun da uyması gereken temel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunduğu bilincinde olan devlettir.
Anayasa’nın 38. maddesinde, hiç kimsenin işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir eylemden dolayı cezalandırılamayacağı, ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerinin ise ancak kanunla konulacağı öngörülmektedir.
Türk Ceza Kanunu’nun sekizinci babının beşinci faslında yer alan 442. maddesinde; “Yukarıdaki maddelerde yazılı cürümlerin işlendiği sırada karı ve koca birbirinden nikah baki olduğu halde hakimin hükmü ile ayrılmış veya biri diğerini terk etmiş ise her birinin cezası üç aydan bir seneye kadar hapistir.” denilmektedir. Madde zina suçunun indirim nedenlerine ilişkin olup uygulanabilmesi için Türk Ceza Kanunu’nun 440. ve 441. maddelerinde belirtilen zina suçunun işlenmesi gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi’nce verilen iptal kararları sonucu 440. ve 441. maddelerde düzenlenen zinanın suç olmaktan çıkması nedeniyle 442. madde uygulanmaz hale gelmiştir. Bu durumda, zina suçu ve buna bağlı olarak cezası da ortadan kalkmış olması sonucu cezanın indirimini düzenleyen 442. maddenin uygulanma olanağı kalmadığından Anayasa’nın 2. ve 38. maddelerine aykırılığı nedeniyle iptali gerekir.
İtiraz konusu kuralın Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesiyle ilgisi görülmemiştir.
B- İptal Sonucu Yasa’nın Diğer Hükümlerinin Uygulama Olanağını Yitirip Yitirmediği Sorunu
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 29. maddesinin ikinci fıkrasında, “Ancak başvuru, kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veya içtüzüğün sadece belirli madde veya hükümleri aleyhine yapılmış olup da, bu belirli madde veya hükümlerin iptali kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veya içtüzüğün bazı hükümlerinin veya tamamının uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa, Anayasa Mahkemesi, keyfiyeti gerekçesinde belirtmek şartıyla, kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veya içtüzüğün bahis konusu öteki hükümlerinin veya tümünün iptaline karar verebilir” denilmektedir.
Türk Ceza Kanunu’nun 442. maddesinin iptali sonucu 443. ve 444. maddelerinin de uygulanma olanağı kalmadığından, 2949 sayılı Kanun’un 29. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca anılan maddelerin de iptali gerekir.

VI- SONUÇ

A- 1.3.1926 günlü, 765 sayılı “Türk Ceza Kanunu”nun 442. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
B- 442. maddenin iptali nedeniyle uygulanma olanağı kalmayan Yasa’nın 443. ve 444. maddelerinin de 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 29. maddesinin ikinci fıkrası gereğince İPTALLERİNE, 13.7.1999 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
 

PUTKIRAN

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
21 Eki 2009
Mesajlar
3,228
Beğeniler
186
Puanları
63
#12
Zinayı suç saymamak Allaha savaş açmak demektir,Allahın haram dediğine helal demektir.
 

MÜTEŞEKKÜR

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
17 Ağu 2009
Mesajlar
6,938
Beğeniler
199
Puanları
0
#13
Eski ceza yasasındaki 440 441 442 443 no’lu “Evli Kadın eli erkeğin zinası” nı düzenleyen maddeler yeni yasada yok.
Kendi rızası ile yaş indirildi.
Teşhiri engellendi.
Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Kanun No. 5349 Kabul Tarihi : 11.5.2005
MADDE 1. — 4.11.2004 tarihli ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasında geçen “Özel ceza kanunları ile ceza içeren” ibaresi madde metninden çıkarılmış ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
(3) Ağır para cezasından dönüştürülen adlî para cezasının ödenmemesi halinde, 13.12.2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106 ncı maddesi hükümlerine göre hapis süresinin belirlenmesinde bir gün karşılığı olarak yüzmilyon Türk Lirası esas alınır.
MADDE 2. — Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 6 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 6. — (1) Kanunlarda öngörülen “ağır hapis” cezaları, “hapis” cezasına dönüştürülmüştür.
(2) 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenmiş olan suçlarla ilgili olarak 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 13 ve 15 inci maddelerinin uygulanması zarureti bulunan hallerde;
a) Ağır hapis iken, birinci fıkra uyarınca hapse dönüştürülen cezalar, kanunlarında aksine bir hüküm yoksa alt sınır bir yıl, üst sınır yirmidört yıl olarak,
b) Hapis cezalarında kanunlarında aksine bir hüküm yoksa alt sınır yedi gün, üst sınır beş yıl olarak,
Uygulanır.
MADDE 3. — Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 7 nci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Hafif hapis ve hafif para cezalarının idari para cezasına dönüştürülmesi
Madde 7. — (1) Kanunlarda, “hafif hapis” veya “hafif para” cezası olarak öngörülen yaptırımlar, idari para cezasına dönüştürülmüştür. İdari para cezasının hesaplanmasında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 52 nci maddesi hükümleri uygulanır. İlgili kanunda “hafif hapis” cezasının üst sınırının belirtilmediği hallerde, idari para cezasının hesaplanmasında esas alınacak gün sayısının üst sınırı, yediyüzotuzdur.
(2) Kanunlarda, “hafif hapis cezası” ile “hafif para cezası”nın seçimlik olarak veya birlikte öngörüldüğü hallerde, idari para cezası yaptırımının belirlenmesinde “hafif hapis cezası” esas alınır.
(3) Kanunlarda, sadece “hafif para cezası”nın öngörüldüğü ve cezanın alt veya üst sınırının belirtilmediği hallerde, idari para cezası, yüzyirmimilyon Türk Lirasından az, onsekizmilyar Türk Lirasından fazla olamaz.
(4) Bu madde hükmüne göre idari para cezasına karar vermeye Cumhuriyet savcısı yetkilidir.
MADDE 4. — Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında geçen “1 Nisan 2005″ ibaresi “1 Haziran 2005″ olarak değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
(4) Kesin hükümle sonuçlanmış olan davalarda, sonradan yürürlüğe giren bir kanunla ilgili olarak lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması amacıyla yapılan yargılama bakımından dava zamanaşımına ilişkin hükümler uygulanmaz.
MADDE 5. — Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında geçen “1 Nisan 2005″ ibaresi “1 Haziran 2005″ olarak değiştirilmiştir.
MADDE 6. — Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
GEÇİCİ MADDE 1. — (1) Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2006 tarihine kadar uygulanır.
MADDE 7. — Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 8. — Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
17 Mayıs 2005
Belge: Resmi Gazete



AKP Zinayı Suç Kapsamından Çıkardı
 

manifesto

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
23 Ara 2006
Mesajlar
0
Beğeniler
334
Puanları
0
#14
Zina ile ilgili zina yasası ile ilgili o kadar belge koyduk.
AKP den önce Anayasa Mahkemesi zaten zinayı suç olmaktan çıkartmıştı dedik
Mahkemenin ilgili tarih ilgili yazısını de ekledik
 

KARAMURAT-3

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Eki 2007
Mesajlar
4,706
Beğeniler
54
Puanları
0
Web sitesi
mazlumlarvezalimler.blogcu.com
#17
:ZİNA VE HOMOSEKSÜELLİK(EŞ CİNSELLİK):


ZİNA: Nikahsız olan kadınla erkeğin çitleşmesi,ilişki kurması.



HOMOSEKSÜELLİK: Aynı cinsler arasındaki sapık ilşkiye denir.İki türlü eş cinsellik vardır.


1)LİVÂTA(LUTİLİK): Erkekler arasındaki sapık cinsel ilişki.
2)SAFİZM-LEZBİYENCİLİK(SEVİCİLİK): Kadınlar arasındaki sapık cinsel ilişki.



İSRÂ S. 32.AYET: “Zinaya yaklaşmayın.Çünkü o,açık bir kötülüktür,çok kötü bir yoldur”



NUR S. 3.AYET: “Zina eden erkek,zina eden veya ortak koşan kadından başkasıyla evlenmez;zina eden kadın da zina eden veya ortak koşan erkekten başkasıyla evlenmez.Böyleleriyle evlenmek müminlere haram kılınmıştır”


NUR S.4.AYET: “Namuslu kadınlara(zina suçu)atıp da sonra(bu suçlamalarını ispat için)4 şahit getirmeyenlere 80 değnek vurun ve artık onların şahitliğini asla kabul etmeyin.Onların yoldan çıkmış kimselerdir”


ARAF S.80-82.AYETLER: “Hani Lut da kavmine şöyle demişti: ‘Sizden önce alemlerden hiç kimsenin yapmadığı hayasızlığı,çirkinliği mi yapıyorsunuz?
Gerçekten siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz.
Doğrusu siz,ölçüyü aşan(azgın)bir kavimsiniz’ Kavminin cevabı: “Yurdunuzdan sürüp çıkarın bunları,çünkü bunlar çokça temizlenen insanlarmış” demekten başka olmadı”


HUD S.81.AYET: “(Elçiler-Melekler)Dediler ki: ‘Ey Lut, biz Rabbinin elçileriyiz.
Onlar sana kesin olarak ulaşamazlar.Gecenin bir parçasında ailenle birlikte yürü(yola çık).Sakın,hiçbiriniz dönüp arkasına bakmasın;fakat senin karın başka.
Çünkü onlara isabet edecek olan,ona da isabet edecektir.Onlara va’dolunan(azab) sabah vaktidir.Sabah da yakın değil mi?


HİCR S.73-76.AYETLER: “Derken,tan yerinin ağarma vaktine girdiklerinde onları (o korkunç ve dayanılmaz)çığlık yakalayıverdi.Anında(yurtlarının)üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taş yağdırdık.Elbette bunda bunda ‘derin bir kavrayışa sahip olanlar’ için gerçekten ayetler vardır.O(şehirde)
gerçekten bir yol üstünde(hâlâ) durmaktadır.


Bedensel zinanın dışında,göz,dil,kulak,el ve ayak zinaları da vardır.Gözün zinası,harama bakmaktır.Haya(utanma,edep,namus)sahibi,mümin göz zinası yapmaz.Dil zina edip fuhşiyat(ayıp,çirkin)konuşacaksa,hayasızınki “konuş”hayalınınki “konuşma”der.Kulakların zinası işitmeleri,ellerin zinası tutmaları,ayakların zinası değdirmek ve haram yola yürümeleridir.Haya sahibi,bu zinalara imkân vermez.

Bakıyye b.Velid “Sufilerin güzel ve parlak oğlanlara, delikanlılara bakmayı mekruh(yasak) saydıklarını” söyler.Atâ: “Kalbte arzu uyandıran her bakış,hayırsızdır” demiştir.

Tabiinden biri “Tevbe eden,maneviyat yoluna giren gencin,parlak oğlanlarla oturmasından korktuğum kadar,yırtıcı hayvandan korkmam” demiştir.
Tabiinden bir başka bir zat: “Lutilik 3 çeşittir.Bir çeşidi sadece bakar.Bir grubu eliyle yoklar.Bir grubu da, o çirkin fiili işler” der.


“Kadının kadına yaklaşması(ilişki kurması)zinadır”
HADİS-İ ŞERİF. (TABERÂNİ)



“Erkeğin erkeğe,kadının kadına yaklaşması zinadır”
HADİS-İ ŞERİF.(BEYHEKİ)


“Ahir zamanda eşcinsel 3 kısım olur:Bir kısmı konuşmak ve yüze bakmakla,diğeri,kucaklaşmakla yetinir.Bir kısmı da bu işi bilfiil yapar.Allah’ın laneti bunların üzerine olsun! Eğer ki tevbe ederlerse, tevbe edenin tevbesini Allahü teala kabul eder”
HADİS-İ ŞERİF.(DEYLEMİ)



“Lut kavminin amelini işleyen melundur”
HADİS-İ ŞERİF.(İ.AHMED)


“Kendi rızası ile üç defa livata yapan alışır,her zaman bu işi ister”
HADİS-İ ŞERİF.(R.Nasıhin)


“Erkek erkekle,kadın kadınla yetinmedikçe,kıyamet kopmaz”
HADİS-İ ŞERİF.(Hatib)


“Erkek erkekle,kadın kadınla yetinirse,ümmetim helâk olur”
HADİS-İ ŞERİF.(Hâkim,Beyheki)


“Erkek erkeğin,kadın kadının avret yerine bakamaz,helal değildir”
HADİS-İ ŞERİF. (Abdurezzak)


“Erkeğin kadına,kadının da ekeğe(şehvetle)bakması haramdır”
HADİS-İ ŞERİF.(Taberâni)


"Gözlerin zinası bakmaktır"
(Zina'l-uyuni en-nazar)
HADİS-İ ŞERİF


http://www.benimblog.com/merakedilen...DDK%29%3A.html
 
Üst