Yahudiler Lanetlenmiş midir?

"haTTat"

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
18 Tem 2006
Mesajlar
356
Puanları
0
İsrail devletinin 40 yıla aşkın bir süredir Filistini işgal etmesi ve burada yaptığı zulüm devam ederken, son günlerde Lübnan’da giriştiği katliamlar, tüm dünyada ve özellikle de İslam dünyasında son derece tepki doğurdu. İnsani kaygılarla bir çok köşe yazarı gazetelerinde bu anlamsız ve acımasız saldırıyı kınayan yazılar yazdılar.
Bu tepkiler içinde bir köşe yazarı Yahudi ırkına İslami persfektiften nasıl bakılması gerektiğini sorgulayıp, Kuran’da Yahudi ırkının lanetlenip lanetlenmediğini sormuş ve Kuran’ın ırkçı bir kitap olup olmadığına cevap aramış.

Kuran’da bazı ayetler de Yahudilerin seçilmiş olduğundan söz ederken bazı ayetler de ise lanetlendiklerinden söz etmektedir. İlk bakışta bu iki anlatım arasında bir çelişki olduğu düşünülebilir. Zaten bir çok ateizm propagandası yapan sitede de bu ayetler arasında bir çelişki olduğu iddia edilip Kuran’a eleştiri getirilmeye çalışılmaktadır.
Bazı Hıristiyan ve Yahudi çevreler de bu ayetlerdeki ifadeleri kendi amaçları doğrultusunda yanlış yorumlayarak Kuran’ın ırkçı bir yaklaşımı olduğunu iddia etmektedirler.
Fakat konu ile ilgili ayetler incelendiğinde hem Kuran’da Yahudilere nasıl anlatıldığı daha iyi anlaşılacaktır, hem de ayetler arasında bir çelişkinin olmadığı görülecektir.
Kuran’da temel olarak sadece ırka dayalı değil, cinsiyete dayalı da bir üstünlüğün olamayacağı açıkça belirtilmektedir:

Ey insanlar, gerçekten, Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır. ( 49 Hucurat Suresi, 13)

Allah katında ölçü insanların ırkı yada cinsiyeti değildir. Doğuştan sahip olunan özellikler bir üstünlük vesilesi olamaz. Allah Tekasür suresinde kendi soyuyla ve çokluklarıyla insanların övünmesini açıkça eleştirmektedir:

Çoklukla övünmek, sizi ‘tutkuyla oyalayıp, kendinizden geçirdi.’ “Öyle ki (bu,) mezarı ziyaretinize (kabre gidişinize, ölümünüze) kadar sürdü.” Hayır; ileride bileceksiniz. ( 102 Tekasür Suresi, 1-3)

Yüce Rabbimiz Kuran’da insanların peygamber soyunda bile gelse doğuştan bir üstünlüğünün olamayacağın İbrahim kıssasında şöyle vurgulamaktadır:

Hani Rabbi, İbrahim’i birtakım kelimelerle denemişti. O da (istenenleri) tam olarak yerine getirmişti. (O zaman Allah İbrahim’e): “Seni şüphesiz insanlara imam kılacağım” dedi. (İbrahim) “Ya soyumdan olanlar?” deyince (Allah “Zalimler Benim ahdime erişemez” dedi. ( 2 Bakara Suresi, 124)

Bir insan peygamber soyunda bile gelse, sonuçta zalimlerden olabilir. İnsanlar ister farklı bir ırktan gelsin, isterse de Rabbimizin seçtiği bir peygamberin soyunda gelsin, Kuran’a göre doğuştan hiç bir üstünlüğü olmadığı açıktır. Peygamberin soyundan gelmiş olmak hiç bir şey ifade etmez. Bu soydan gelip cehennem de insan çok rahatlıkla gidebilir.
Bu durumda Yahudilerle ilgili Kuran’daki ayetleri nasıl anlamamız gerekir?
Musa kıssasında Yahudilerle bahseden bir ayetlerde onların neden lanetlendiği şöyle anlatılmaktadır:

Andolsun, Biz Musa’ya kitabı verdik ve ardından peş peşe elçiler gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya da apaçık belgeler verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs’le teyid ettik. Demek, size ne zaman bir elçi nefsinizin hoşlanmayacağı bir şeyle gelse, büyüklük taslayarak bir kısmınız onu yalanlayacak, bir kısmınız da onu öldürecek misiniz? Dediler ki: “Bizim kalplerimiz örtülüdür.” Hayır; Allah, inkarlarından dolayı onları lanetlemiştir. Bundan dolayı pek azı iman eder. Allah Katından yanlarında olan (Tevrat)ı doğrulayan bir kitap geldiği zaman, -ki bundan önce inkar edenlere karşı fetih istiyorlardı- işte bilip-tanıdıkları gelince, onu inkar ettiler. Artık Allah’ın laneti kafirlerin üzerinedir. ( 2 Bakara Suresi, 87-89)

Bakara suresindeki bu ayetler dikkatli okunduğunda lanetlenen insanların tüm Yahudi ırkı olmadığı anlaşılmaktadır. Burada lanetlenen Musa’ya, ondan sonra gelen bir çok peygambere ve İsa’ya iman etmeyen, yalanlayan ve öldürmeye kalkan kişilerdir. Tüm ırkı kapsayan bir durum olmadığı gibi o dönemde yaşayan Yahudilerin tamamını da kapsamaz. Sadece o dönemde yaşayan ve inkarcı olan Yahudileri kapsamaktadır. Bu insanların lanetlenmesinin nedeni Musevi dinine tabi oldukları için değil, aksine gerektiği gibi bu dine uymadıkları içindir. Tevrat’a uyan iyi birer Yahudi olmadıkları için Allah bu kişileri eleştirmiştir.
Ayetlerde lanetlenen ayrıca sadece Yahudi ırkında gelen inkarcılar da değildir. Allah tüm inkar edenleri lanetlediğini Ali İmran suresinde şöyle açıklamaktadır:

Kendilerine apaçık belgeler geldiği ve elçinin hak olduğuna şahid oldukları halde, imanlarından sonra küfre sapan bir kavmi Allah nasıl hidayete erdirir? Allah, zulmeden bir kavmi hidayete erdirmez. İşte bunların cezası, Allah’ın meleklerin ve bütün insanların lanetlerinin üzerine olmasıdır. ( 3 Ali İmran Suresi, 86-87)

Ayrıca Yahudiler kendilerine gönderilen elçilere uyduklarında, Allah onları üstün kılmıştır:

Ey İsrailoğulları, size bağışladığım nimetimi ve sizi (bir dönem) alemlere üstün kıldığımı hatırlayın. ( 2 Bakara Suresi, 47)

Kendilerine verdiğimiz Kitabı gereği gibi okuyanlar, işte ona iman edenler bunlardır. Kim de onu inkar ederse, artık onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir. Ey İsrailoğulları, size bağışladığım nimetimi ve sizi (bir dönem) alemlere muhakkak üstün kıldığımı hatırlayın. ( 2 Bakara Suresi, 121-122)

Burada unutulmaması gereken bir diğer noktada da Musa, İsa gibi peygamberlerin de Yahudi soyundan olduğudur. Kuran’da adı geçen 25 peygamberden 23’ü Yahudi ırkındandır. Bunlar Yahudilerin olduğu kadar Müslümanların da peygamberidir. Hepsi de Allah’ın elçisidir ve bizler için örnek insanlardır. Sadece Peygamberler değil Hz. İsa’nın Annesi Hz. Meryem annemiz de Yahudi ırkındandır ve Allah onu takvasından dolayı ( ırkından dolayı değil), tüm kadınlardan üstün kılmıştır:

Hani melekler: “Meryem, şüphesiz Allah seni seçti, seni arındırdı ve alemlerin kadınlarına üstün kıldı,” demişti. ( 3 Ali İmran Suresi, 42)

Ayetlerden de anlaşılacağı gibi Kuranı kendisine ölçü alan bir kişi lanetlenmiş bir ırktan söz etmesi söz konusu olamaz. Bundan söz eden kişi İslami bir bakış açısıyla değil sadece ırkçı bir bakış açısıyla konuyu değerlendirmiş olur.
Buradan yola çıkarak İsrail’in değerlendirirken de toptancı bir yaklaşımdan sakınmak gerektiğini düşünüyorum. Şu anda Lübnan ve Filistin’de katliamlara imza atan Seküler yönleri ağır basan Siyonist ırkçı Yahudilerdir. Yahudi devleti kurulduğundan beri bu ideoloji tüm İsrail de hakim olmuştur. Bu ırkçı zalim yönetimin yanında uygulamaları kabul etmeyen, karşı çıkan, bu kişileri Tevrat’a uymaya çağıran yada insani değerler saygı göstermelerini isteyen başka Yahudiler de İsrail’de yaşamakta ve yapılanları eleştirmektedir.
Şu anda yönetimde bulunan hükümetin büyük ortağı olan Kadima partisi de seçimleri barış getirecekleri vaadiyle propaganda yapmış ve bu ılımlı yaklaşımıyla seçimleri kazanmıştır. Fakat seçimlerden sonra tüm vaatlerinin tersine savaşı ve zulmü seçmiştir.
Kuran’a göre insanlar yaptıkları zulüm ve haksızlıktan dolayı lanetlenirler. Bu açıdan acımasızca insanları bombalayan; kadın, yaşlı, çocuk demeden hedef gözetmeksizin insanları öldüren, kendisi üstün bir ırk zannederek başkalarının topraklarına el koyma hakkının olduğunu düşünen ve savunmasız insanları yurtlarından çıkaranları lanetliyorum. Buradaki ölçümüz ırk temelinde değil, insanı değerler temelindedir. Allah’ın ve tüm insanların laneti bu zalimlerin üstüne olsun.
Başka bir siteden alıntı yaptığım bu yazı hakkındaki görüşlerinizi bekliyorum. Özellikle kırmızı olarak alınıladığım bölüm üzerindeki görüşlerinizi, zira zaten birçoğumuz Kur'an da ismi geçen peygamberlerin büyük çoğunluğunun (sayıları mühim değil) İsrailoğullarına gönderildiğini biliyoruz. Allah'ü Teâlâ birçok nebîsi olmasına rağmen özellikle bu kavme gönderdiklerinden bahsetmekte. Kıyamete yakın bütün Yahudilerin öldürüleceğine dair Hadîs-i Şeriflerin perspektifinden de bakarsak İsrailoğulları ya da daha kesin bir ifadeyle Yahudiler (Musevîler değil) hakkında neler söyleyebiliriz?

Not: Konunun Peygamberler Tarihiyle yakından alâkalı olduğu zannıyla buraya açılmıştır.
 
M

Murat Sâki

Misafir
Peygamberlerin büyük bölümünün Yahudi Kökenli yada yahudilere gönderilmiş olması bu halkın siyerde en çok zulum'e haksızlığa uğramış halklardan biri olması bunun yarı sıra aynı zamanda en sapkın halkar arasındada gösterilmekte siyer hatta bası kaynaklarda peygamber Katili olarakta hitab edilir yahudiler için bu yüzden bir lanetlenme söz konusu ama kesinde her yahudi lanetlidir demek yanlış diye düşünüyorum çünki yahudilerden de müslümanlığı benimsemiş kişiler var.
 

mustafa

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
8 Haz 2006
Mesajlar
1,972
Puanları
0
tam olarak lanetmiş olduklarına neye göre karar vereceğiz onu anlamadım? yada biz yani lanetlendi oldu bitti mi diyeceğiz?
 

AdımcA

Akşam ... Yine Akşam ...
İhvan Üyesi
Katılım
9 Haz 2006
Mesajlar
2,420
Puanları
0
Kur'an da yahudilerle ilgili bölümler var yanlış hatırlamıyorsam.
bi araştırayım , ondan sonra buraya aktarırım inşaallah. :)
 

ebumusab

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Eki 2006
Mesajlar
165
Puanları
28
selamun aleyküm
lanetli kavim yoktur lanetli mantık vardır
tasavvur bozukluğu devam edince akibette aynen devam etmektedir
bildiğiniz üzere kuran-ı azimüşan eskilerin mesellerini anlatmak sureti ile tasavvuru inşaa etmiş ve istikameti ortaya koymuştur.
burada güzel efendimizden bir rivayeti nakletmek istiyorum;
sizler yahudi ve hıristiyanları adım adım takip edeceksiniz keler deliğinden girseler sizde gireceksiniz deyince sahabe ya rasulullah biz kuran okuyoruz deyince güzel efendimiz sav onlar incil ve tevrat okumuyorlarmıydı diye buyurmuş.
fi emnillah
 

gumus_Tesbih

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
8 Eki 2006
Mesajlar
382
Puanları
0
Yaş
41
yahudilik ve islam

Kur'an-ı Kerim'de Yahudilik ve İsrailoğulları



Semavi üç büyük dinden biri olan Musevilik; sonradan tahrif edilen şekliyle Yahudilik, Hz. Musa'ya Tevratla gönderilen dindir. Bu dinin mensuplarına Yahudi denilmektedir ve ilk müntesipleri İsrailoğulları kavmidir.

Yahudi kavramı, kelime itibariyle "tevbe etti" manasında, İsrail ise Yakup Aleyhisselamın ünvanı olup, "Allah'ın kulu" manasında kullanılmıştır. Tevrat'a göre Yakub'un (as) soyundan gelenler anlamında Yahudiler, Mısır'da ve Filistin'de, Kenan diyarında İsrailoğulları diye anılmıştır.

Kur'an-ı Kerim'de Hz. Musa'nın peygamber olarak gönderildiği topluluk olan Yahudiler'den, Musa Aleyhisselam anlatılırken ve helâk edilen milletlerin vasıfları sıralanırken bahsedilmektedir.

Yakub'un sülalesinden gelen İsrailoğulları, Hz. Yusuf zamanında Mısır'da yerleşerek çoğalmışlar ve daha sonraki firavunlar tarafından köleleştirilmişler; ağır işlerde çalıştırılırken zulüm ve işkencelere maruz kalmışlardır.

Firavun, bir gece rüyasında Beytü'l-Makdis tarafından gelen bir ateşin, kendi kavmi olan Kıbtîleri tamamen yakıp, kül ettiğini ve bu ateşin İsrailoğullarına dokunmadığını görmüştür. Kahinler rüyayı "İsrailoğulların'dan bir erkek çocuğun dünyaya geleceği ve Firavun'un saltanatını yıkacağı" şeklinde tabir etmişlerdir. Bunun üzerine Firavun, hem İsrailoğulları'nın neslinin çoğalmasına mani olmak, hem de kendisi için tehlike teşkil edecek olan çocuğu ortadan kaldırmak için İsrailoğulları'nın yeni doğan bütün erkek çocuklarını öldürtmüştür.

Hz. Musa'nın risaletinden sonra firavunla mücadelesi İsrailoğulları'na da cesaret vermesi ile birlikte işkenceler bir derece daha artmıştır. Kur'an'da 'Hatırlayın ki, sizi, Firavun taraftarlarından kurtardık. Çünkü o*nlar size azabın en kötüsünü reva görüyorlar, yeni doğan erkek çocuklarınızı kesiyorlar, (fenalık için) kızlarınızı hayatta bırakıyorlardı. Aslında o size reva görülenlerde Rabbinizden büyük bir imtihan vardı.'(Bakara, 49) (A'raf 126; Mü'min 25)ayetiyle Beni İsrail'e yapılan zulümler hatırlatılmakta ve kurtulmalarının bir ihsan olduğu belirtilmektedir.

Mısır'da yaşayan İsrailoğulları, zamanla, Mısırlıların hayat tarzından etkilenerek sosyal ve kültürel kimliklerini yitirmeye başlamışlar; dini ve itikadi açıdan büyük bir değişim içine girmişlerdir. O dönemde İsrailoğulları firavunu ilah kabul etmiyor, fakat Hz. İbrahim'in dinine de lakayd kalıyorlardı. Zaman geçtikçe Mısırlıların âdetlerinden olan bakar-perestlik (sığıra tapma) İsrailoğullarını da etkilemiştir. o*nlar da altından yapılma bir buzağı heykelini ilah olarak kabul etmekte, yörede yaygın olan sığır-tanrı Apis'e tapınma törenleri düzenlemekte idiler. Bu törenler sırasında hak dinin emir ve yasakları ayaklar altına alınıyor, insanlık harici ahlaksızlıklar irtikap ediliyordu. Kur'an-ı Kerim'de o*nların buzağıya tapmakla kendilerine kötülük ettikleri ve zalimler güruhundan oldukları, bunun inkardan, dalaletten başka bir şey olmadığı ve bu yaptıklarından dolayı Allah'a tevbe edip ancak O'na kullukta bulunmaları gerektiği (Bakara 51, 54, 92, 93) vurgulanmıştır.

Firavun ve taraftarlarına defalarca hakikatı anlatmaya, hidayeti ve insanlığı göstermeye teşebbüs eden Hz. Musa, Cenab-ı Hakkın vahiyle emri üzerine kavmiyle birlikte bir gece Mısır'dan yola çıktı. Bu haberi alan Firavun Hz. Musa ve kavmini takibe başladı. Kızıldeniz sahilinde Firavun o*nları yakalamak üzere iken, Cenab-ı Hakk'ın keremiyle Hz. Musa, asasını denize vurdu ve deniz ikiye ayrılarak o*nlara yol verdi. İsrailoğulları bu yoldan Kızıldeniz'in karşı kıyısına geçmiş, Firavun ise daha geçemeden Kızıldenizdeki koridorun kapanmasıyla maiyeti ve askerlerinin büyük bir kısmıyla boğulmuştu. Kur'an'da bu kıssa "Andolsun ki, Musa'ya şöyle vahyetmiştik: Kullarımı geceleyin (Mısır'dan) yola çıkar; size yetişilmesinden korkmadan ve boğulmaktan endişe etmeden, denizde o*nlara kuru bir yol (açmak) için (asân ile denize) vur. (Taha; 77) şeklinde geçmektedir.

Kur'an'da Yahudilerin Vasıfları

Kur'an-ı Kerim'in çok yerlerinde Yahudiler'in karakterleri ve vasıfları zikredilerek, bu kötülüklerinden dolayı tehdit edilmekte, azarlanmakta ve tahkir edilmektedirler. Mesela kendilerine verilen nimetlerin karşılığında şükürsüzlüklerinden, Allah'a şirk koştuklarından, kendilerini yeryüzünde üstün ırk olarak gördükleri için gurur sahibi olduklarından, mezmum hasletler olan hırs ve tamâ ile zillet içinde kaldıklarından bahsedilmektedir.

Tevrat'ta ise İsrailoğulları bir taraftan "Tanrı'nın (seçkin) kavmi", "mukaddes millet" olarak takdim edilirken; diğer taraftan kötü davranışları sebebiyle de tenkit edilmektedirler. Çünkü o*nlar Musa ve Hârun'a karşı gelmiş, Rabb'in gözünde kötü olanı yapmış, Baal ve Molok (ilahlaştırılan hükümdarların putları) gibi ilahlara ve altın buzağıya tapmışlardır. Böylece Allah'a verdikleri sözü tutmamış, ahidlerini bozmuş, ahlaksızlık, zina etmiş, ibadethaneleri yıkmış, peygamberlerini öldürmeye çalışmışlardır. Allah'ın şeriatını bırakıp diğer milletlerin kanunlarını benimsemişlerdir. Yahudilerin kutsal kitabı; İsrailoğullarının doğru yoldan sapmaları ve başka ilahlara kulluk etmeleri sebebiyle peygamberleri tarafından kınandıkları ve azapla tehdit edildiklerini gösteren örneklerle doludur.

Kur'an-ı Kerim'de ise Yahudilerin sahip oldukları vasıflar öz olarak zikredildikten sonra, kötü yanlarının o*nları hangi felaketlere sürükledikleri nazara verilirken aslında bütün insanlıkta nefs-i emmareye tabi olmanın sonuçları külli düsturlar şeklinde ortaya konmaktadır. Hüda yerine hevaya tabi olmanın bütün müşahhas neticeleri İsrailoğulları aynasında nazara verilmiş, insanoğlunun yeryüzünde tabi tutulduğu imtihanın şiddeti ortaya konulmuştur. Kur'an-ı Kerim'in tehditleri ve hiddeti, yapılan yanlışlıkların ve işlenen cinayetlerin büyüklüğünü nazara vermesi açısından önem taşımaktadır.

İnsanlık tarihinde mal sevgisiyle şöhret bulmuş ve malı elde etmek için çok fazla çaba sarfedip, hırs gösteren millet Yahudiler olmuştur. o*nların bu tavırlarındaki en büyük etken, dünyaya tapar derecede bağlanmalarıdır. Nitekim o*nların akidelerine göre cennete girecek olan tek kavim kendileridir. Dolayısıyla bu şekilde bir ahiret anlayışına sahip olan bir toplum için dünyadaki emellerine ulaşmada bütün yollar meşrû olmaktadır. Kur'an-ı Kerim'de o*nların dünyaya taptıkları, çok yaşamak istedikleri, mal-mülk elde etmek için her yolu meşru gördüklerinden dolayı alçaltıcı bir azaba müstehak oldukları zikredilmektedir. Yine Kur'an'da Yahudiler'in maddeyi elde etme hususunda çok aşırıya gitmelerinden dolayı o*nlara önceden helal olan şeylerin, sonradan haram kılındığı ifade edilmektedir. (Nisa, 160-161) Bediüzzaman Yahudi milletinin hubb-u hayat ve dünyaperestlikte ifrat ettiklerinden dolayı zillet ve meskenet tokadı yediğini belirtmektedir.

Kur'an-ı Kerim'de Yahudiler'in sözünde durmamak ve anlaşmaları bozmak gibi kötü bir adetlerinin de olduğu, "Ne zaman o*nlar bir antlaşma yaptılarsa, yine kendilerinden bir gurup o*nu bozmadı mı? Zaten o*nların çoğu iman etmez." (Bakara ,100) ayetiyle anlatılmaktadır. Yine Kur'an'da, o*nların Allah'ın emirlerine karşı geldikleri ve meleklere, peygamberlere düşman olduklarından dolayı inkarcı bir topluluk olduğu ifade edilmekte ve Allah'ın o*nlara şiddetli azabının olduğu ve o*nların varacağı yerin Cehennem ateşi olduğu zikredilmektedir. Hz. Peygamber döneminde de Yahudiler O'na sorular sormakta ve iman edeceklerin söylemekte idiler. Fakat kendi anlayışlarına ve nefislerine muhalif cevaplar aldıklarında ise Peygamber'i inkar etmekte idiler.

Yahudiler'in şiddetli bir düşmanlıkla hareket ettikleri ve kalpleri katı olduğu için nasihatlerin ve ibretlerin o*nlara ulaşamayacağı da o*nların diğer vasıfları arasında zikredilmektedir.

Kur'an'da Hz. Musa'nın kavmi olan İsrailoğulları'nın alemlere üstün kılındığını ve o*nlara imtiyazlar verildiği, hiçbir kavme verilmediği kadar nimet verildiği ve o*nlara peygamberler ve hükümdarlar gönderildiği anlatılmaktadır. Ancak Kur'an'da geçen üstünlüğün yalnız Allah'a itaat edildiği dönemlerde olduğu da zikredilmekte; Allah'a şirk koştuklarında ve O'nun itaatinden çıktıkları dönemlerde ise Allah'ın, nimetlerine nankörlükten dolayı o*nları lanetlediğini ve rahmetinin artık o*nlara ulaşmayacağını ifade edilmektedir. Dolayısıyla o*nların üstünlüğü ancak takva derecesi ile ilgilidir. Nitekim Kur'anî bir düstur olan "üstünlüğün ancak takvada" olması, kavmî bir üstünlüğün söz konusu olamayacağını göstermektedir.

Yahudiler'in bir diğer özelliği de Allah'ı uygunsuz vasıflarla tavsif etmeleridir. Yahudiler Allah'ın oğulları olduklarını iddia etmişler, Allah'ı eli sıkı ve fakir gibi vasıflarla tavsif etmişlerdir. Buna karşılık Kur'an o*nlara yakıcı bir azabın olduğunu, bu ifadelerin o*nların küfürlerini artıracağını, bu şirklerinden dolayı o*nların kıyamete kadar aralarında düşmanlık ve kin sokulduğunu ve o*nların artık ebediyen lanetlenmiş bir millet olduğu (Maide 18, 64) zikredilmektedir.

Yahudilerin Kur'an'da zikredilen diğer özelliklerinden biri de fitne ve fesat çıkaran bir millet olduklarıdır. (Maide, 64) o*nların fesatlarının altında yatan şey, bütün beşeriyete duydukları kin ve şahsî menfaatleri doğrultusunda hareket etmeleridir. Öncelikle toplumları ahlaken çökertmekte, birbirine düşürmekte ve menfaatlerine göre hareket etmektedirler. Bu durumda o*nların hileli yollarla ulaşmak istediği emellerine Allah'tan o*nlara hiçbir zafer gelmeyeceği bildirilmiştir.

Yahudilerin nankörlüklerine bir örnek de Peygamberlerini ve cemiyetleri içinde adaletli olan kimseleri öldürmüş olmalarıdır. Kin ve düşmanlıkta yarışan Yahudiler'in bu hareketlerinden dolayı acı bir azaba müstehak olacakları Kur'an'da bildirilen hususlardandır.

Kur'an Yahudileri lanetlenmiş bir millet olarak zikretmekle beraber, o*nlara Allah'a ve ahiret gününe inandıkları ve iyiliği emredip, kötülüğü nehyettikleri takdirde müjdelerin olduğunu beyan etmiştir. Kur'an'da geçen, "Onlar (Yahudiler) nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'ın ahdine ve insanların (müminlerin) himayesine sığınmadıkça, kendilerine zillet (damgası) vurulmuştur; Allah'ın hışmına uğramışlar ve miskinliğe mahkum edilmişlerdir. Çünkü o*nlar, Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Bu da, o*nların isyan etmiş ve haddi aşmış bulunmalarındandır. Hepsi bir değildir; ehl-i kitap içinde istikamet sahibi bir topluluk vardır ki, gece saatlerinde secdeye kapanarak Allah'ın âyetlerini okurlar." (Al-i İmran; 112-113) ayetleri, o*nların hepsinin bir olmadığını, lanetlenenlerin sözlerinde durmamalarından, şirklerinden ve amellerinin kötü olmasından dolayı; müjde verilenlerin de Allah'a şirk koşmadan o*na kul olarak istikametli bir yol takip etmelerinden dolayı müjdelendiklerini göstermektedir.Ehl-i Kitap'tan olup, iyi amel işleyenler anlatılırken; o*nlara yüklerle mal bıraksan noksansız iade edeceklerini, Kur'an'ın indirilmesine sevindikleri, tam bir samimiyetle Allah'a boyun eğerek iman ettikleri zikredilmektedir.

Sonuç

Kur'an-ı Kerimde İsrailoğulları örneğinden hareketle insanın yeryüzündeki varoluş gayesine uymayan davranışlar sayılarak belirginleştirilmekte, bir topluluğun lanetlenmesine yol açan dalaletlerin ve kötü hasletlerin haritası çıkarılmaktadır. İnsanların arasında yaşayan ve insanlığın nefs-i emmaresi sayılabilecek kadar her türlü kötülüğe kaynaklık emiş bir kavmin Allah katındaki durumu ve o*nu bekleyen neticeler anlatılırken beşerin dünyadaki imtihanının nasıl cereyan ettiği gözler önüne serilmektedir. Kur'ani metod olarak bir insan topluluğunun yaşadıkları ile külli düsturlar nazara verilmekte; insanlığı lanete, zillete, meskenete, azaba ve şekavete götüren kötü hasletlerden ancak Hüdaya tabi olmakla kurtulmanın mümkün olduğu vurgulanmaktadır. İsrailoğullarının düçar oldukları azab, meşakkat ve lanet mensup oldukları etnik köken yüzünden değil, saplantıları ve kötü hasletleri yüzündendir.

Kur'an'da Yahudi milletinin seciyelerinde ve mukadderatında münderic olan desatir içindir ki; Kur'an o*nlara karşı pek şiddetli davranıyor. (Sözler; s. 367) Dolayısıyla Yahudi milletinde ekseriyet itibariyle bu vasıflar yoğun bir biçimde bulunduğu içindir ki; Kur'an o*nları lanetlemiştir. Bir bakıma lanetlenen Yahudi milleti değil, o*nların ekserisinin sahip olduğu kötü vasıflardır. Bu duruma yol açan fiillerin başkaları tarafından yapılması halinde o*nların da aynı gruba dahil olmaları ve aynı sonuçlarla karşılaşmaları söz konusudur.

Daha önce de bahsedildiği gibi İsrailoğulları'na Hz Musa ile Firavunun zulmünden ve denizde boğulmaktan kurtulmak, çölde kendilerine gönderilen yiyeceklerle doyurulmak, susuzluklarını gidermek için kayadan su çıkarmak gibi nimetler verilmiş ve azaptan korunmuşlardır. Buna mukabil o*nlar verdikleri sözü tutmamışlar, daha sonraları bazı peygamberlerini öldürmüşler, Allah'ı unutup puta tapmaya başlamışlar, yeryüzünde bozgunculuk çıkarmışlardır. o*nlar, verilen nimetlere karşı nankörlük etmeleri, zulme sapmaları, hile, fesad ve fitne dolaplarını çevirmeleri, gurur, inat ve taassupları, haris bir şekilde mala ve dünyaya tapmaları neticesinde Allah tarafından lanetlenmişlerdir. Fakat bu lanetlenmenin sadece ırkî bağlamda ele alınması yanlış olur. Çünkü o*nlar içinde de hak ve hakikati teslim eden, iyiliği emredip, kötülüğü nehyeden kimselerin olduğu gerçektir. Nitekim Hz. Peygamber döneminde Yahudi alimlerinden olan Abdullah b. Selam kitaplarında Hz. Peygamber'in vasıflarını okumuş ve Peygamber'i görür görmez "bu yüzde yalan yoktur" diyerek hemen iman etmiştir.

Hiç kimse milliyetinden ve ırkından dolayı şekavete mahkum olmadığı gibi, saadete nail olmayacağı, üstünlüğün ancak takvada olduğu, kim zerre kadar hayır işlerse veya zerre kadar kötülük yaparsa muhakkak karşılığının verildiği hakikati mutlak Adaletin iktizasıdır.
 

Tuncay ÖZ

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
3 Kas 2006
Mesajlar
2,566
Puanları
0
s.a kardes ben öle zannediyordum yahudiler lanetli olduguna dair oysa bir hocamla konustuktan sonra bu görüşüm biraz değişdi lakin yinede benım kuskum var acaba lanetli mi? yoksa lanetli değil mi?
 

mavera_agd

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ağu 2009
Mesajlar
734
Puanları
0
ya ALLAH onları lanetlemiş söylenecek söz varmı???

***Kimi Yahudiler, kelimeleri 'konuldukları yerlerden' saptırırlar ve dillerini eğip bükerek ve dine bir kin ve hınç besleyerek: "Dinledik ve karşı geldik İşit, -işitmez olası- ve 'Raina' bizi güt, bize bak" derler Eğer onlar: "İşittik ve itaat ettik, sen de işit ve 'Bizi gözet' deselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu Fakat Allah, onları küfürleri dolayısıyla lanetlemiştir Böylece onlar, az bir bölümü dışında, inanmazlar

(4/46)

yahudilerin lanetlenmiş olduğunu biliyoruz RABBİMiz bize diyor..açıkcası böyle bir konuyu çok saçma buldum..bunlar tartışma konusu olamaz!!!
 
K

Kaçak

Misafir
Lanetli kavim yoktur olamaz ...
Kuran mantıgı buna terstir ...
Çunkü kimse kimsenin günahını üstlenmez Kuran mantıgına göre ...
Lanetli zihniyet vardır ..
Kuranda lanetlenmiş - gazaba ugramış - kavimlerden bahseder ..
Fakat bu gazap veya lanet o yaşayan kısım için söz konusudur ...
O neslin devamı için bu yargı devam etmez ...
Şu anda yeryüzünde yaşayan ve doguştan laneti üzerinde bulunduran kimse yoktur ...
Fakat Kuranın lanetli olarak anlattıgı zihniyete sahip her kişi - hangi kavme mensup olursa olsun- lanetlidir diyebiliriz ...
 

fakiri

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ocak 2007
Mesajlar
15,969
Puanları
0
Lanetli kavim yoktur olamaz ...
Kuran mantıgı buna terstir ...
Çunkü kimse kimsenin günahını üstlenmez Kuran mantıgına göre ...
Lanetli zihniyet vardır ..
Kuranda lanetlenmiş - gazaba ugramış - kavimlerden bahseder ..
Fakat bu gazap veya lanet o yaşayan kısım için söz konusudur ...
O neslin devamı için bu yargı devam etmez ...
Şu anda yeryüzünde yaşayan ve doguştan laneti üzerinde bulunduran kimse yoktur ...
Fakat Kuranın lanetli olarak anlattıgı zihniyete sahip her kişi - hangi kavme mensup olursa olsun- lanetlidir diyebiliriz ...
Bu yorum çok yanış bir değerlendirmedir. Çünkü, Cebnab-ı hakk Kuranı Kerimin Mâide Sûreis 78. ayetinde "Benî İsrail'den kâfir olanlar Hz. Dâvûd ve Meryem'in oğlu İsa (A.S.)'ın lisanları üzerine lanet oldular ve bu lanetin sebebi onların isyan edip haddini tecavüz etmeleridir " buyurarakaçık ve seçik olarak Yahudilerin iman etmeyenlerinin lanetlenmiş olduğunu bildirmektedir.
Yehûd kavmi enbiya neslinden olmakla iftihar etmelerine bedel Cenab-ı Hak enbiya lisanıyla lanet olunduklarını beyan etmiştir ki, enbiya-yı ızâm neslinden olmakta fayda olmadığını bilsinler ve babalarının şerefinden kendilerine bir menfaat olmadığını anlasınlar.
(لاَيَتَنَاهَوْنَ) Onları bazıları bazılarına münkerâtla emir ve günâhlarından vazgeçirmemeyi birbirlerine tavsiye ettiklerine işaret için iki kimse arasında iştirake delâlet eden tefâul babından varid olmuştur. Yani; «onlar günâhlarını terketmemeyi birbirine tavsiye eder ve günâhtan vazgeçmezler» demektir. Kıyamete yakın bütün Yahudilerin öldürüleceğine dair Hadîs-i Şeriflerin perspektifinden de bakarsak İsrailoğulları ya da daha kesin bir ifadeyle Yahudiler hakkında daha ne söyleyebiliriz ki ?
Kaldı ki, Kuran-ı Kerimde lânetlenmiş olanlar sadece Yahudiler değil, iman etmeyen her topluluk ve bütün müşrikler lanetlenmiştir ve zemmedilmiştir.
Ve mümineler bizim bildiğimiz kadara asla zalimlere ve müşriklere kokant gerip meyletmezler ve onların lanetliliği ve mücazatı için üzülmezler ve göz yaşı dökemezler.
 
K

Kaçak

Misafir
Sizinde verdiginiz gibi ayette yahudi ırkına bir lanet söz konusu degil ...
Irka has bir lanet söz konusu degil ...
Kafir olanlar önkoşulu var ...
Küfürde bir ırk sorunu degil bir zihniyet sorunudur ...
Evet bugun yahudi ırkından olsun veya olmasın , Kuranın tasvir ettigi yahudi anlayışıyla hareket eden tüm ırklara mensup kişiler lanetlidir ...
Ayette buna işaret ediyor zaten ...
Yoksa sahabe içindeki yüzlerce yahudi asıllı müslümanı koyacak yerimiz olmazdı ...
Aynı şeyden bahsediyoruz aslında ama sanırım yanlış anlaşılıyoruz ..
Yoksa Kuranı ırkçılıgımıza alet etmeye çalışmıyoruz sanırım ...
 

fakiri

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ocak 2007
Mesajlar
15,969
Puanları
0
Sizinde verdiginiz gibi ayette yahudi ırkına bir lanet söz konusu degil ...
Irka has bir lanet söz konusu degil ...
Kafir olanlar önkoşulu var ...
Küfürde bir ırk sorunu degil bir zihniyet sorunudur ...
Evet bugun yahudi ırkından olsun veya olmasın , Kuranın tasvir ettigi yahudi anlayışıyla hareket eden tüm ırklara mensup kişiler lanetlidir ...
Ayette buna işaret ediyor zaten ...
Yoksa sahabe içindeki yüzlerce yahudi asıllı müslümanı koyacak yerimiz olmazdı ...
Aynı şeyden bahsediyoruz aslında ama sanırım yanlış anlaşılıyoruz ..
Yoksa Kuranı ırkçılıgımıza alet etmeye çalışmıyoruz sanırım ...
İstisnalar kaideyi bozmaz ahbab ! Elbetteki bir ırkın iman edenleri lanet edilecek değildir. Ama, hükümlerin ekseriyete göre verildiği bilinmektedir. Kaşımızda acımasızca insanları bombalayan; kadın, yaşlı, çocuk demeden hedef gözetmeksizin insanları öldüren, kendisi üstün bir ırk zannederek başkalarının topraklarına el koyma hakkının olduğunu düşünen ve savunmasız insanları yurtlarından çıkaran bir kavim var !
Siz başka ne anlatmaya çalışıyorsunuz ?
 

.::zeynep::.

{MİLLİ GÖRÜŞ}
İhvan Üyesi
Katılım
25 Eyl 2009
Mesajlar
711
Puanları
0
Sizinde verdiginiz gibi ayette yahudi ırkına bir lanet söz konusu degil ...
Irka has bir lanet söz konusu degil ...
Kafir olanlar önkoşulu var ...
Küfürde bir ırk sorunu degil bir zihniyet sorunudur ...
Evet bugun yahudi ırkından olsun veya olmasın , Kuranın tasvir ettigi yahudi anlayışıyla hareket eden tüm ırklara mensup kişiler lanetlidir ...
Ayette buna işaret ediyor zaten ...
Yoksa sahabe içindeki yüzlerce yahudi asıllı müslümanı koyacak yerimiz olmazdı ...
Aynı şeyden bahsediyoruz aslında ama sanırım yanlış anlaşılıyoruz ..
Yoksa Kuranı ırkçılıgımıza alet etmeye çalışmıyoruz sanırım ...

Kur'an'ın ayetleri çok açık halbuki :)

Yahudiler Kur’an-ı kerim’de “Lânetlenmiş kavim” olarak beşeriyete tanıtılmaktadır.

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde buyurur ki:
“Bunlar Allah’ın lânetlediği kimselerdir. Allah’ın rahmetinden uzaklaştırdığı (lânetli) kimseye gerçek bir yardımcı bulamazsın.” (Nisâ: 52)

İsrâiloğulları Cumartesi günü, tezgâhlarının başında bulunmaları, alış-veriş yapmaları, çalışmaları, balıkçılık ve ziraatla uğraşmaları kesinlikle haram kılındığı halde, onlar bu emre uymayıp sınırı aştılar. Yasaklara uymadılar, Allah-u Teâlâ’nın nimetlerini unutup nankörlük ettiler.
Sonunda Davut Aleyhisselâm onlara beddua etti.
İsrâiloğulları üç peygamber diliyle lânetlenmişlerdir.
Âyet-i kerime’lerde şöyle buyurulmaktadır:
“İsrâiloğullarından küfre sapanlar hem Davut’un hem de Meryem oğlu İsâ’nın diliyle lânetlenmişlerdir.
Çünkü onlar isyan etmişler, sınırı aşmışlardı.
Onlar birbirlerini yaptıkları kötülüklerden vazgeçirmeye çalışmazlardı.
Yapageldikleri şey ne kötü idi!”
(Mâide: 78-79)
“(Musa dedi ki:) Aramızdaki beyinsizlerin yaptıklarından ötürü bizi helâk eder misin Allah’ım?” (A’raf: 155)

Yahudiler mukaddes bir istirahat günü istemişlerdi. Allah-u Teâlâ bunun üzerine haftanın altı gününü iş günü, yedinci cumartesi gününü de sadece din işleri ile uğraşmaları ve gönüllerinde dini şuuru sağlamlaştırmaları için mukaddes bir tatil günü yaptı. O gün çalışmak, balık avlamak ve yemek yasaktı.
Bu husus Kur’an-ı kerim’de şu şekilde açıklanmaktadır:
“Hani onlar cumartesi yasaklarına saygısızlık edip ilâhi sınırı aşıyorlardı. Cumartesi tatili yaptıkları gün, balıklar meydana çıkarak sürü halinde akın akın yanlarına geliyordu. Diğer günler ise gelmiyorlardı.
Biz onları yoldan çıkmaları sebebiyle böylece imtihan ediyorduk.”
(A’raf: 163)
Allah-u Teâlâ bu günahkâr yahudileri itaatsizlikleri sebebiyle maymun şekline çevirmiştir:
“İçinizden cumartesi günü azgınlık edip haddi aşanları elbette biliyorsunuz. Biz onlara ‘Aşagilik maymunlar olunuz!’ demiştik.” (Bakara: 65)
Bir Âyet-i kerime’de de bu husus yeniden hatırlatılıyor. Bu cezanın sadece maymunlaşma ile değil, domuzlaşma ile de ilgili olduğu belirtiliyor:
“De ki: Allah katında bundan daha kötü bir cezanın bulunduğunu size haber vereyim mi?
Onlar Allah’ın lânetlediği, gazap ettiği, içlerinden maymunlar ve domuzlar yaptığı kimselerle tağuta tapanlardır.
İşte onlar mevki bakımından daha kötü olanlar ve doğru yoldan daha çok sapmış bulunanlardır.”
(Mâide: 60)
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz ise Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyuruyorlar:
“İsrâiloğullarından bir ümmet kayboldu, hayvan sûretine çevrildi. Bilinmez ki o topluluk ne fenalık işlemiştir. Fareyi bunlardan sanıyorum. Çünkü o deve sütü konunca içmez, koyun sütünü içer.” (Buharî Tecrid-i sarih: 1364)
İsrâiloğullarına devenin eti ve sütü haram kılınmıştı.
Çünkü onlar haram olan bazı şeyleri helâl sayıyorlardı. Bu yüzden Allah-u Teâlâ ceza olarak onlara helâl olan şeyleri bile haram kılmıştır.
Âyet-i kerime’lerde buyuruluyor:
“Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram kılmıştık. Onlara bir de sığırın ve koyunun sırtlarında bağırsakları üzerinde ve kemiğe karışan yağlar dışında iç yağlarını yasaklamıştık.
Azgınlıkları yüzünden onları bu şekilde cezalandırdık. Şüphe yok ki biz doğru sözlüyüzdür.”
(En’**: 146)
“Yahudilerin yaptıkları zulümden, birçok kimseleri Allah yolundan çevirmelerinden, menedildikleri halde fâiz almalarından ve haksız yere insanların mallarını yemelerinden dolayı kendilerine helâl kılınan temiz şeyleri onlara haram kıldık. İçlerinden inkâr edenlere de elem verici bir azap hazırladık.” (Nisâ: 160-161)
“Biz onlara zulmetmedik, onlar kendilerine zulmediyorlardı.” (Nahl: 118)
Yahudilerin hak ettikleri bu cezaların bir ibret ve öğüt kılındığı beyan buyurulmaktadır:
“İşte biz bu (maymunlaşma cezasını), kendi devirlerinde yaşayıp hadiseyi bizzat görenlere ve sonradan gelecek olanlara bir ibret dersi, takvâ sahibi müminlere de bir öğüt yaptık.” (Bakara: 66)
Âyet-i kerime’lerden açıkça anlaşılıyor ki, Allah-u Teâlâ’nın lânet ve gazabına uğrayan yahudiler, hayvan şekline dönüştürülmüşlerdir.
Yahudiler tarihte “Peygamberlerini öldüren kavim” olarak tanınmaktadır.
Nitekim Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’lerinde buyurur ki:
“Allah’ın âyetlerini inkâr edenlere, haksız yere peygamberlerini öldürenlere ve insanlardan adâleti emredenleri öldürenlere elem verici bir azabı müjdele!
Onların yaptıkları dünyada da ahirette de boşa gitmiştir. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.”
(Âl-i imran: 21-22)
Diğer bir Âyet-i kerime’sinde ise şöyle buyuruyor:
“Her ne zaman onlara hoşlarına gitmeyen hükümlerle bir peygamber gelmişse; bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler.” (Mâide: 70)
Yahudiler peygamberlerini böylece haksız yere öldürdükleri gibi, bu zamanın kâfirleri de Allah-u Teâlâ’nın seçkin âlimlerini, nur saçan kandillerini, peygamber vekillerini öldürdüler. Yahudiler peygamberlerini öldürüyorlardı amma peygamber vekillerini de kâfirler öldürdü.
Gayeleri din-i İslâm’ı yıkmak ve yok etmekti.





 
K

Kaçak

Misafir
İstisnalar kaideyi bozmaz ahbab ! Elbetteki bir ırkın iman edenleri lanet edilecek değildir. Ama, hükümlerin ekseriyete göre verildiği bilinmektedir. Kaşımızda acımasızca insanları bombalayan; kadın, yaşlı, çocuk demeden hedef gözetmeksizin insanları öldüren, kendisi üstün bir ırk zannederek başkalarının topraklarına el koyma hakkının olduğunu düşünen ve savunmasız insanları yurtlarından çıkaran bir kavim var !
Siz başka ne anlatmaya çalışıyorsunuz ?

Hz İsa da yahudi ırkına mensuptur ..
İstisna dedigimiz kesim oldukca genişliyor ...
Eğer bu ırka bir lanet söz konusu olsa idi ...
Bir peygamber nasıl çıkardı ?
Gelelim bu zihniyetin yaptıgı zülümlere ..
Bugün Amerika aynısını ırakta afganistanda yapmıyormu ?
Ruslar , Çinliler , Sırplar vs ...
Bunların herbirini tek tek ismenmi zikredilmesi lazım ?
Yoksa bu zihniyete örnek olarak sunulan yahudi zihniyeti ile örtüştüğü için tüm bu ırklarda bu kapsama girermi diyecegiz ?
Veya söz konusu ayetler sadece yahudilere inmiştirmi diyecegiz ?
Lut kavmi , Semud kavmi yok oldugu için onların yaptıgı azgınlıkların artık hükmü yokturmu diyecegiz ?
 

fakiri

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ocak 2007
Mesajlar
15,969
Puanları
0
Hz İsa da yahudi ırkına mensuptur ..
İstisna dedigimiz kesim oldukca genişliyor ...
Eğer bu ırka bir lanet söz konusu olsa idi ...
Bir peygamber nasıl çıkardı ?
Gelelim bu zihniyetin yaptıgı zülümlere ..
Bugün Amerika aynısını ırakta afganistanda yapmıyormu ?
Ruslar , Çinliler , Sırplar vs ...
Bunların herbirini tek tek ismenmi zikredilmesi lazım ?
Yoksa bu zihniyete örnek olarak sunulan yahudi zihniyeti ile örtüştüğü için tüm bu ırklarda bu kapsama girermi diyecegiz ?
Veya söz konusu ayetler sadece yahudilere inmiştirmi diyecegiz ?
Lut kavmi , Semud kavmi yok oldugu için onların yaptıgı azgınlıkların artık hükmü yokturmu diyecegiz ?
Önceki mesajımızda ne dedik ? Dedik ki, müşrik ve kafirlerin bilâistisna hepsi zemmedilmiş ve lanetlenmişlerdir. Ancak Yahudi ırkı Mâide Sûresi 78. ayette "Benî İsrail'den kâfir olanlar Hz. Dâvûd ve Meryem'in oğlu İsa (A.S.)'ın lisanları üzerine lanet oldular ve bu lanetin sebebi onların isyan edip haddini tecavüz etmeleridir " geçtiği gibi özel olarak zikredilmiştir.
Sen bu ayete iman ediyon mu, etmiyon mu ? Onu söyle !
Lafı dolandırmana hiç gerek yok !
 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,943
Puanları
113
Lânetli kavimdir kendileri....

Şahsım adına her aklıma estikçe (hemen hergün) bir kaç kez Lânetlemekteyim onları :crying:
 
K

Kaçak

Misafir
Zannedersem derdimiz üzüm yemek degil ...
Ayette geçen Beni İsrailden Kafir olanlar ın lanetli olduguna kimsenin itirazı yok ...
Peki siz ayette geçmeyen Beni İsrailden Kafir olmayanlara lanetlidirlermi diyorsunuz ?
Ayet Beni İsrailin tamamını ele almıyor ...
Beni İsrailin kafirlerinden bahsediyor ...
Bunu anlamak bu kadar zormudur ?
 

.::zeynep::.

{MİLLİ GÖRÜŞ}
İhvan Üyesi
Katılım
25 Eyl 2009
Mesajlar
711
Puanları
0
Zannedersem derdimiz üzüm yemek degil ...
Ayette geçen Beni İsrailden Kafir olanlar ın lanetli olduguna kimsenin itirazı yok ...
Peki siz ayette geçmeyen Beni İsrailden Kafir olmayanlara lanetlidirlermi diyorsunuz ?
Ayet Beni İsrailin tamamını ele almıyor ...
Beni İsrailin kafirlerinden bahsediyor ...
Bunu anlamak bu kadar zormudur ?

akrabalarınız var galiba israiloğularından,ayettte bi kısmı lanetlenmiştir falan dememiş,fazla zorlamayın bence ayetleri tartışmak tehlikelidir...
 

fakiri

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ocak 2007
Mesajlar
15,969
Puanları
0
Zannedersem derdimiz üzüm yemek degil ...
Ayette geçen Beni İsrailden Kafir olanlar ın lanetli olduguna kimsenin itirazı yok ...
Peki siz ayette geçmeyen Beni İsrailden Kafir olmayanlara lanetlidirlermi diyorsunuz ?
Ayet Beni İsrailin tamamını ele almıyor ...
Beni İsrailin kafirlerinden bahsediyor ...
Bunu anlamak bu kadar zormudur ?
:confused1::blink:

Yani şimdi biz, Yakub, Yusuf, Davud, Musa ve Harun, İsa Aleyhisselâma mı -haşa- lanetliler kervanındadırlar dedik ?
Üzüm böyle bir herze ile mi yeniyor ?

 
K

Kaçak

Misafir
akrabalarınız var galiba israiloğularından,ayettte bi kısmı lanetlenmiştir falan dememiş,fazla zorlamayın bence ayetleri tartışmak tehlikelidir...
Ne kadar çirkin bir itham akrabalarımı savunuyor olmam ...
Ayeti zorlayan sizlersiniz ...
Ayet açık ve seçik bir şekilde Beni İsrailden kafir olanlar derken ..
Sizler Beni İsrailin tamamı anlamı çıkartmaya çalışıyorsunuz ...
Evet ayet bir kısmı demiştir o kısmıda kafir olanlar olarak nitelemiştir ...
Haklısınız ayetleri bu şekilde tartışmak bencede sakıncalı ...
Kısa kesiyorum o yüzden ...

:confused1::blink:

Yani şimdi biz, Yakub, Yusuf, Davud, Musa ve Harun, İsa Aleyhisselâma mı -haşa- lanetliler kervanındadırlar dedik ?
Üzüm böyle bir herze ile mi yeniyor ?
Beni İsrailin tamamı lanetlidir derseniz ...
Beni İsrail ırkına mensup herkesi dahil edersiniz ...
Beni İsrailin kafirleri derseniz ...
Beni İsrailin kafirlerini dahil etmiş olursunuz ...
Herzeyi siz ayıklayıp bulun lütfen ...
 
Üst