tasavvuf | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

tasavvuf

mirdir

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
20 Kas 2009
Mesajlar
7
Puanları
0
Yaş
42
selamun aleykum nasilsiniz müskilatimizi bu bölümde sorabilirmiyiz yada arsive kaldiriliyor
 

hirahos

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Kas 2006
Mesajlar
35,948
Puanları
83
Yaş
52
Ve aleykum selam ve rahmetullahi ve berakatuh.

Bugüne kadar soruların yönetimce engellendiğini görmedim. Yönetici kardeşlerimiz size yine de cevap vereceklerdir.
 

mirdir

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
20 Kas 2009
Mesajlar
7
Puanları
0
Yaş
42
> yolumuzun büyüklerine sorularim olacakti birnoktadan ve
> cokbüyükevliyaullahdan mana nedir ve bu konuyla ilgili basimdan gecen bazi
> olaylar var onuda size arz ediyom insallah tavsiyelerinizle bizi mutmain
> ederseniz insallah rahat ve huzur buluruz kendi sahsima ait olaylar veya
> haller yasadim Tekrar selamun aleyküm
> kusura bakmayın başınızı ağrıttığım için bilgim yok
> ismim hacı mahmut kendim bayburtluyum şuan almanyada oturuyom
> kendi en büyük dedemizde yanlış anlamayın çok büyük bir evliya 150 yıl
> olmuş vefat edeli bayburtun ermene köyünde
> anlatmak istediğim konusu kendimde Abdurrahim Reyhan efendiden dersliydim
> vefat edeli en az 10 yıl oldu
> sağlığında şöyle haller yaşadım: bir gün ders almaya gittim ders verirken
> göğsün içinde iki meme arası olan yere birşey oldu ve eve gittim ellerim
> birbirine geçti ve birden başladım cezbeyle estağfurullah çekmeye ellerim
> ayrılmaya başladı
> neyse yanımdaki ailem korktular müdahale etmeye çalıştılar ama
> başaramadılar ve böyle 5 veya 6 ay gezdik
> bursada oturuyordum o zaman ve bir gece Abdurrahim efendim bana diyor ki
> “vuslat elbisen geliyor almanyadaki kardeşlerimizden” ve sabah
> uyandım evden dışarı çıktım bir ihvan abi rasgeldi “efemdim vefat
> etti geliyonmu erzincana” “geliyom” dedik ve gittik orda
> bir himmet oldu vuslat elbisesini bir şekilde giydirdiler ve cenazeden
> sonra bursaya döndük
> 4 ay sonra efendim beyaz elbiseler içinde sakalı yüzü nuralanur karşıma
> durdu ve bu olay zuhurat olarak geldi bana diyor ki “bir noktada
> kaldın ilerde çok büyük evliyaullah olacaksan” söyledi bende öyle
> Allah diye bağırdım ve kaybuldu gitti
> o gün bu gün hiçbir değişiklik yok anlıyacağınız
> adım attırmıyorlar bir noktadan öteye yani
> almayaya evlilik yoluyla geldik akraba burdada onlar karşı bu yollara
> niye diyeceksiniz bilirsiniz kafayı oynatan oldu burda onun için aile
> şeyleri çıkmasın diye çalışıyom resturantta mutfakta
> boş saatlerimde tasviye edilen kitaplardan okuyom
> inşallah sorum anlaşılmıştır
> ha diyecekseniz ki halife bırakmadı mı kendi gözelerimle görmedim ve
> duymadım çokları çıktı kimyese gitmedim cevabınızı beklerim
> birde mübarek vefat etmeden çok öncede vekiliyle o zaman köydeydik o köyde
> çok sevdiğim ihvanım var ona çok selam söyleyin diyor yolumuzun
> büyüklerine
> sorum bunlar inşallah iyi olur hepinize teşekkür ederim
> yolunuz ve yolumuz açık olsun esen kalın mutlu kalın yasim 32 evliyaullah
> olmak tabiki yasada sakalada insanin zahiri altadabilir insallah allahda
> bizi manada diriltir birde bu konunun Bir de velilerin nebilerin kırk
> yaşında baliğ olmaları var. onlara nübüvvet 40 yaşında gelmiş. velilere de
> 40 yaşında velayet verilmiş 40 yaşından evvel olmuyor,olmaz.”
> acizane ben bu kelamın bir işaret olduğunu düşünüyorum
> Bir noktada pinhan imiş
> Gör neyledi bu derd bana
> Ol can içinde can imiş
> Gör neyledi bu derd bana
> Oldu bu derd devlet bana
 

hirahos

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Kas 2006
Mesajlar
35,948
Puanları
83
Yaş
52
Abdurrahim efendiden sohbettir:

* Bir mürid; hali, fiili, ameli ile terakki eder. Fiiliyatı müridin iradesine bağlanmış. Hal ise iradenin dışında kalmış. Onun için “halinizi düşünmeyin, fiilinizi düşünün” buyuruyor büyüklerimiz.

* Eğer yasak olan şeyleri yaparsak, bu masum kalbe hakaret etmiş oluyoruz. Zulmetmiş oluyoruz. Onun için insanlar, hali, fiili, ameli ile terakki ederler. Vücut aslında fiilinden ve amelinden mesuldür. Halinden mesul değildir. Halinden olan mesuliyeti şu kadar ki: Gönlüne gelen kötü bir niyeti varsa onu atması lazım. Atarsa mesul değil. Atmazsa mesuldür. Atmazsa eğer, o kötü şey onda büyür, çoğalır.

* Geniş zamanımızda Allah ile beraber olalım ki dar halimizde o bizi bilsin. Her halimizde Azimüşşan’la beraber olalım. “Her halinizde bana sığının” diyor. İnsanların iyi günleri olur. Dar günleri, hasta günleri olur. Her halimizde biz Azimüşşan’a sığınalım. İyi günlerde de sığınalım, dar günlerde de. Sığınmak zikirle oluyor. Geniş günde sığınınca, dar günümüzde de O bizi bilir.

* Sonra tasavvufa gelince kabız hali, basıt hali vardır. Kabz hali sıkıcıdır. Kalbi daralır. Bast halinde genişler, rahatlar. Kabz halinde cihad edeceğiz ki onu kalbimizden atalım. Eğer kalbinden atmak için uğraşmazsa kabz orda kalır ve büyür. Bast halinde de çok şükredeceğiz. Bast halini çoğaltmak için de yalvaracağız. Onu kaybetmemek için de manevi cihad edeceğiz. İnsanların kalbinde tecelli eden haller var. Halbuki hali, fiili, ameli ile terakki eder insanlar. Kimler? Müslümanlar. Hali, fiili, amelleri ile cemaat gelişir. Ameli, ibadeti. Ameli, tarikattan almış olduğu hizmetleri. Fiiliyatı da tatbikatı, hareketi, sözleri ve işlemleri. Bunları da mademki tarikatı varsa ona göre işleyecek. Fakat hal deyince; hal iradenin dışındadır. Yani verilen verilmiştir.

* Bakın şimdi, amelimizde bir eksiklik bırakmayacağız. Bırakacak olursak eğer, hatamız olur, noksanımız olur. Fiiliyatımızda da eksiklik bırakmayacağız. Halimizi de cihadla tebdil edeceğiz. Çalışmakla, sa'yla tebdil edeceğiz.

* Allah bizi Müslüman halk etmiş. Allah bizi sevgilisine ümmet etmiş. Allah bizi Peygamber varislerine tanıtmış. Bundan ziyade nimet olur mu? Allah ahiretimize hayır getirsin. Tarik-i müstakimden kaydırmasın Cenab-ı Hakk. Bizim de irademiz var. Onu kullanmak, sa'yımızı kullanmak farzdır.

* Çok azimli olacağız. Fiiliyatımız, yaşantımız, sözlerimiz, oturmamız kalkmamız, giyinmemiz, kazanmamız, harcamamız... Bunlar da şeriatımıza, tarikatımıza uygun olacak.

* Ben anladım işim bitmez sana yalvarmaktan gayrı... Affet Ya Rabbi!

* Muhabbetullah çok sefalıdır. Muhabbete doyum olmaz. Yaklaştıkça yakar seni muhabbet. Muhabbetten mana Cenab-ı Allah’ın azametidir. Veya velayetidir. Bu mürid Allah’a vasıl olmak için evvela Fenafi’ş Şeyh olacak. Sonra Fenafi’r Resul olacak. Sonra Fenafi’llah olacak. Demek ki yardan mana bu müptedi aleminde rabıtadır. Sonra Nübüvvettir. Sonra Allah’ın zatıdır. Ama müntehi alemine nasıl geçer mürid? Velayetsiz geçemez. Mürşidsiz geçemez. Yaklaşmak için rabıta şarttır. Velayete yaklaştıkça şiddet çoğalıyor. Ama velayetin içine girdi mi? Tamam hiddet de bitti. Şiddet de bitti. Hepsi biter.

* Müridin en çetin hali levvamededir. Çünkü küfüre (nefsin inkar ve nankörlüğüne) yakınlığı var. Emmareye yakınlığı vardır, levvameden mülhimeye doğru küfürden uzaklaşıyor. Fakat mülhimede tamamen noksan sıfattan kurtulamamıştır. Beraat etmemiştir. Taki nefsi mutmayinliğe geçinceye kadar. İnsanlar meşayihsiz (Mürşid-i Kamilsiz), tarikatsız nefs-i mutmayinneliğe geçemez.
 
Üst