Refah Partisi gerçiği | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Refah Partisi gerçiği

korakademik

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
17 Ağu 2009
Mesajlar
2,236
Puanları
0
Disiplinsizlik ve yasalara aykırı faaliyetlerde bulundukları gerekçesiyle, bazı subay ve astsubayların orduyla ilişiklerinin kesilmesi, muhalefet dönemlerinde Refah Partisi’nin en çok tepki gösterdiği olayların başında gelmekteydi.
Milletimizin gözbebeği ordumuzun kendi iç disiplin ve güvenliğini sağlamaya çalışan uygulamalarına tepki gösteren Refah Partisi, yargı denetimine kapalı olan ve Başbakan’ın başkanlığında toplanan Yüksek Askeri Şura Kararları’nın da yargı denetimine alınması ve ordudan atılan personelin mahkemeye başvurabilmesi hakkının tanınması gerektiğini savunuyordu. Bu görüş ve politikanın sahibi olan Refah Partisi’nin iktidarındaki uygulamalar, herkes tarafından merakla beklenmeye başlanmıştı.
Refah Partisi iktidarı döneminde Başbakan Erbakan’ın karşısına çıkan ve istifa etmek veya uygulamak arasında bir seçim yapma sonucunu doğuran icraatlarda Erbakan, daima koltuğunu koruma yolunu tercih etmiş, vaatlerini bir yana bırakmış ve muhalefet döneminde ateş püskürdüğü politikaların tamamının eksiksiz uygulayıcısı haline gelmişti. Bunun en çarpıcı örneğini de 28 Şubat 1927 tarihinde toplanan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı ve ardından Hükümete bildirilen tavsiye kararları konusunda yaşadık. Milli Güvenlik Kurulu Kararları’nın tümüne katıldığını açıklayan ve imzalayan Başbakan Erbakan, ardından imza atmadığını, sadece parafe ettiğini ve bu kararları kesinlikle onaylamayacağını belirtti.
Devlet geleneği ve devlet adamlığının gerektirdiği ciddiyetten uzak bir yaklaşım sergileyen Başbakan Erbakan, imzaladığı sabit olan kararları inkar ederek, “Ben imzalamadım. Prosedürün devam etmesi için paraf attım” diyebilmişti.

Başbakan Erbakan’ın bu tutumu karşısında kamuoyu, “Hükümet yıkılıyor” beklentisine girmişti. Oysa Başbakan Erbakan kısa bir süre sonra geri adım atacak ve tabanı başta olmak üzere herkesi şaşırtacaktı. Erbakan’ın yapmak istediği, radikal tabanına mesaj göndermek ve sahte demokrasi kahramanlığına soyunmaktı. Başbakan Erbakan bu amacına ulaşamadı. Ucuz kahramanlık girişimini fark eden kamuoyu, bu konuda Erbakan’a destek vermemişti.
Başbakan Erbakan, birçok konuda olduğu gibi, bu konuda da geri adım atacaktı. Çünkü, iktidar koltuğunu kaybetme korkusu her defasında galip geliyordu. Bu gerçeği, zaman zaman kendi lisanıyla da itiraf etmişti.Refah Partisi iktidarında, Yüksek Askeri Şura Kararları sonucu ordudan atılan subay ve astsubaylarla ilgili hiçbir girişim olmadığı gibi, Refah Partisi iktidarı ordudan en çok subay ve astsubayın atıldığı bir dönem olarak yaşandı. Hepsi de Başbakan Erbakan tarafından imzalanan kararlar, Refah Partisi’nin bu konudaki maskesini düşürmüştü.Milli Güvenlik Kurulu Kararlarına karşı göstermelik direnişler sergileyerek, toplumda suni gerginliklerin yaşanmasına sebep olan Başbakan Erbakan, sonra da hiçbir şey söylememiş, hiç karşı çıkmamış gibi kararları -halk deyimiyle-kuzu kuzu imzalamıştı. İşte Başbakan Erbakan’ın imzaladığı üç gün geçtikten sonra imzasını parafa çevirdiği 28 şubat 1997 tarihli MGK Kararları ve Erbakan’ın imzası...
 

korakademik

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
17 Ağu 2009
Mesajlar
2,236
Puanları
0
Sabah 19/03/1997 ANA HATLARI Laiklik ilkesi hassasiyetle korunmalı, yasalar uygulanmalı, gerekirse yeni düzenleme yapılmalı. Tarikata bağlı özel yurt ve okullar Tevhid-i Tedrisat, Kanunu gereği Milli Eğitim Bakanlığı’na devredilmeli. Genç nesillerin körpe dimağlarının Atatürk, vatan, millet sevgisiyle bilinçlendirilmesi için; a) 8 yıllık kesintisiz eğitim uygulamaya konmalı b) Kur’an kursları Milli Eğitim Bakanlığı’na verilmeli Atatürk inkılaplarına sadık din adamları yetiştirmek için, eğitim kurumları Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun özüne uygun ihtiyaç düzeyinde tutulmalıdır. Dini tesisler Diyanet İşleri Bakanlığı’nca incelenerek gerçekleştirilmelidir. 677 sayılı yasa ile men edilmiş tarikatların faaliyetlerine son verilmelidir. İrticai faaliyetleri nedeniyle ordudan atılan personel konusu istismar ederek orduyu dine karşı gösteren medya yayınları kontrol altına alınmalıdır. İrtica nedeniyle ordudan atılan personelin diğer kamu kuruluşlarında istihdama imkan verilmemelidir. Orduya dinci kesimden sızmaları önlemek için tedbirler diğer kamu kuruluşlarında da uygulanmalı. Bu maddeyi Türkiye’nin uluslararası ilişkilerini ilgilendirdiği için yayınlamıyoruz. Aşırı dinci kesimin mezhep ayrılıklarını körükleyerek milletimizi kamplara ayıracak faaliyetlerini önlenmelidir. Belediyeler Yasası’na aykırı olarak sergilenen olayların sorumluları hakkında yasal işlem yapılmalı. Kıyafet Kanunu’na aykırı olarak ortaya çıkan uygulamalara kesinlikle mani olunmalı. Silah ruhsat işlemleri yeniden düzenlenmeli, pompalı tüfeklere olan talep dikkatle değerlendirilmelidir. Kurban derilerinin rejim aleyhtarı örgütler tarafından toplanmasına mani olunmalı. Özel üniforma giymiş korumalar ve bunun sorumluları hakkında yasal işlemler ivedilikle sonuçlandırılmalıdır. “Millet Yerine Ümmet Kavramı”nı getirmeye çalışan girişimciler yasal ve idari yollardan önlenmelidir. Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkındaki Kanun’un istismar edilmesine fırsat verilmemelidir.
 

korakademik

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
17 Ağu 2009
Mesajlar
2,236
Puanları
0
Başbakan Erbakan’ın imzaladığı Milli Güvenlik Kurulu kararlan kamuoyunca tam bir Atatürkçülük ve Laiklik Manifestosu olarak değerlendirilmişti. Aynı kararlar daha sonra Bakanlar Kurulu’nda. Refah Partililerin büyü desteğiyle Bakanlar Kurulu Kararı haline getirilmiş ve uygulama süreci başlatılmıştı. Birçok konuda olduğu gibi. devletin Milli Güvenlik Politikasın belirleyen Milli Güvenlik Kurulu kararları konusunda da gereksiz gerginlikler yaratıp, ardı dan hiçbir şey olmamış gibi davranan Erbakan. birbiri ardına sergilediği çelişkili politikalarla güvenilirliğini ve ciddiyetini tartışılır hale gelmişti. Bir hafta önceki Milli Güvenlik Kurulu toplantısı için spekülâsyonlara girmekte kaçınmayan Erbakan. asıl sürprizi Bakanlar Kurulu toplantısında yapmış herkesten daha laik ve cumhuriyetin temel ilkelerine herkesten daha çok bağlı bir politikacı oluvermişti. İşte Başbakan Erbakan’ın Başkanlığı’nda toplanan Bakanlar Kurulu toplantısındaki sözlerinden bazıları: “Mil Güvenlik Kurulu bu yönde sürekli kararlar alır. Abartılacak bir şey yok. Biz de irticanın karşısındayız. Hükümetimiz her türlü gericiliğe, irticaya yobazlığa karşı sonuna kadar savaşacaktır.” Gözlerinize inanamıyorsunuz değil mi? Ama hepsi gerçek! Bu cümlelerin tamamını bizzat Erbakan düzenlediği basın toplantısıyla kamuoyu açıklamıştı. İktidardaki Refah Partisi’nin ordudan atılan subaylar konusunda çifte standartlı tutumunu daha iyi açıklayabilmek için dikkatlerinizi, Aralık 1992 tarihli Hürriyet gazetesinde yayınlanan ve Refah Partili grup milletvekilinin, dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’e yazdıkları mektuba çevirmek istiyorum. “Refah Partisi Milletvekillerince dönemin Başbakan Süleyman Demirel’e yazılan mektup, şu ifadeleri içermekteydi: “22 Aralık tarihinde toplanacak olan Yüksek Askeri Şura’ edindiğimiz bilgilere göre, dini inançlarından dolayı, subay ve astsubaylardan bazılarının Silahlı Kuvvetlerden ilişiklerinin kesilmesinin plânlandığını öğrenmiş bulunuyoruz. Bu kabil hukuk dışı uygulamalar kamu vicdanını yaralamaktadır. Her zamankinden daha fazla birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde, böyle haksız tatbikatlar, halkımızın Silahlı Kuvvetler Yüksek Komuta Heyeti hakkındaki görüşlerini olum yönde etkilemektedir. Anayasa tarafından da teminat altına alınmış o din ve vicdan özgürlüğünün dikkate alınarak, bu kabil uygulamalara verilmesini, milletimizin temsilcileri olarak Yüksek Makamınızdan arz ve talep ederiz.” İşte muhalefet dönemindeki popülist politikaların sahiplerinin iktidarlarında yüzlerce subayı ordudan kendi imzalarıyla atmasının ibret alınacak belgeseli...
 

korakademik

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
17 Ağu 2009
Mesajlar
2,236
Puanları
0
Erbakan’ın kararları imzalayıp imzalamadığı tartışma konusu oldu...

Burada herkesin imzası var (28 Şubat’ta alınan MGK kararının belgesini gösteriyor). Kararın bir ön yazısı var. Bir de arkasında kararlar var, 1-2-3-4-5... diye. Şimdi diyor ki, “efendim imzalamadık kararları” diyor, “ama” diyor “ön yazıyı imzaladık” diyor. Olur mu? Hepsi burada...

Peki niye kararların altına imza açılmamış?

O zaten kağıt işi. Bu bunu kavrıyor zaten. Bunun içinde hepsi var.

Belge tartışmayı tamamlar

“İmzalamadığı ve o nedenle istifa etmek zorunda kaldığı” iddiası, kararların sayfasında imza olmamasından kaynaklanıyor...

Diyorum ki Erbakan bunu imzalamış, işte imzası. 14 Mart tarihli bir kağıt bu. Başbakan, Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri’ne mektup yazıyor, diyor ki, “MGK’da alınan kararları Bakanlar Kurulu’nda görüştük uygulamaya koyduk.” Zaten Anayasa da ona haiz. Erbakan bunu kabul etti-etmedi tartışmasını nasıl yapıyor insanlar bunu anlamak mümkün değil. Bu belge tartışmayı tamamlar.
 

Ercan Tekin

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
25 Eyl 2010
Mesajlar
5,631
Puanları
83
bu bilgilerin kaynağı nedir?

Üstelik imzalanmadığı belgelendiği halde halen karıştırmanın anlamı nedir anlayamadım!
 

bakış

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Kas 2009
Mesajlar
4,717
Puanları
83
Erbakan’ın kararları imzalayıp imzalamadığı tartışma konusu oldu...
Ortada tartışma konusu olacak hiç birşey yok.Herşey açık...

Oradaki olayda erbakan ve diğer yetkililerin imzaladığı belge,bakanlar kuruluna sunulması içindir.Bak alttaki belgede bakanlar kurulu diyor.

 

bakış

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Kas 2009
Mesajlar
4,717
Puanları
83
Bu belgeler sizin gözünüzü açmaz,ama yinede yapıştıralım.Bakın sabah gazetesi erbakanın direnişini nasıl kaleme almış..




6 MART 1997 PERSEMBE


Yumuşatma yok
Başbakan Necmettin Erbakan'ın "MGK kararları yumuşatılsın öyle imza atayım" önerisine askeri kanadın cevabı; kararları aynen imzalayıp köprüleri tümüyle atmak oldu.

Ankara- Milli Güvenlik Kurulu'nun 20 maddelik önlemler paketinin 6 maddesindeki uzlaşmazlıkla ortaya çıkan imza krizi nedeniyle dün de yoğun bir temas trafiği yaşandı.
Çankaya Köşkü, Meclis, Genelkurmay ve Dışişleri Konutu arasında gerçekleşen temas trafiğinin ardından kulislere "imza krizinin" Erbakan'ın metne "muhalefet şerhi" koymasıyla aşıldığı iddiaları yayıldı. Askerler, MGK kararlarının asla yumuşatılmaması, kararlardan taviz vermeyeceklerini bildirdiler.
Çiller'in bugün Bakanlar Kurulu'nun toplanacağını açıklamasının ardından, önlemler paketi için gözler Erbakan'ın başkanlığında yapılacak bu toplantıya çevrildi.
Başkent kulislerinde imza krizinin son durumuyla ilgili olarak şu yorum yapıldı:
"Erbakan, günlerdir imzalamayı kabul etmediği önlemler paketini dün muhalefet şerhi koyarak imzaladı. Böylece paket, Bakanlar Kurulu'nun önüne gelmiş oldu. Bakanlar Kurulu bugün toplanarak öncelikle MGK'nın benimsediği önlemleri değerlendirecek. Ancak Erbakan bu kez de benimsemediği konularda Bakanlar Kurulu'nun karar almasını engelleyebilir. Hükümetin DYP kanadı, şimdi bu konuda Erbakan'ı ikna etmeye çalışıyor."

Önlemler paketinin 6 maddesindeki kilitlenmeyi aşmak amacıyla ilk temas Çankaya Köşkü'nde yaşandı. Milli Savunma Bakanı Turhan Tayan saat 12.30'da Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından kabul edildi. Yaklaşık yarım saat süren görüşmenin ardından Tayan Köşk'ten ayrıldı.
Demirel-Tayan görüşmesinin ardından, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı ile MGK Genel Sekreteri Orgeneral İlhan Kılıç bir araya geldi. Genelkurmay Başkanlığı'nda gerçekleşen görüşmede, Kılıç'ın önceki gün Başbakan ve Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşmeleri aktardığı öğrenildi.
Çiller-Kılıç görüşmesi

Çiller Meclis'te kurmaylarıyla kısa bir durum değerlendirmesi yaptıktan sonra, Sanayi Bakanı Yalım Erez'le birlikte Dışişleri Konutu'na geçerek saat 16.00'da MGK Genel Sekreteri ile görüştü.
Bu arada, RP kurmaylarının Başbakan Necmettin Erbakan ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı arasında yapılacak görüşmede uzlaşma sağlanacağı beklentisi ise boş çıktı. Erbakan ve Karadayı arasında dün de bir görüşme olmadı.
5 bakan imzaladı

Milli Güvenlik Kurulu'nun askeri üyeleri yanısıra Milli Savunma Bakanı Turan Tayan da Erbakan'ın itiraz ettiği bütün noktaların aynen kaldığı MGK kararlarını imzaladı. Bu durumda kurulun 10 üyesinin 5'i kararları imzalamış oldu.
Milli Güvenlik Kurulu üyesi Milli Savunma Bakanı Turhan Tayan'ın ise kararları askerlerle birlikte imzaladığı öğrenildi. Bunun üzerine Çiller'in Tayan'a "Keşke bizi bekleseydiniz, biz birlikte imzalasaydık" dediği belirtildi.
 

bakış

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Kas 2009
Mesajlar
4,717
Puanları
83


09 MART 1997 PAZAR


Fatih Çekirge yazıyor
Üç kritik nokta
Refahyol Hükümeti'nin kuruluşuyla başlayıp, devletin tepesinde çok ciddi bir imza bunalımına kadar uzanan gerilimin üç kritik noktası dün su yüzüne çıkıyor. Bu üç hassas konu, "endişe", "kararsızlık", "cepheleşme", "bunalım", "iki yüzlülük" ve çaresizliğin kuşattığı Ankara'da kulislere yansıyor.

Evet artık kimsenin kimseye güvenmediği bir "gerilim başkenti"nde yaşıyoruz.
Dün üst düzey birkaç yetkiliyle bu "gerilim noktası"nı konuşuyoruz.
Açıkça soruyorum:
- Hükümetten istenen nedir?
Onlar da çok açık cevap veriyorlar:
"İstenen üç başlık halindedir:
- Kur'an kurslarının denetim ve gözetimi
- 8 yıllık kesintisiz temel eğitimi
- Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun uygulanması."
Yetkililer bu üç hassas konunun Cumhurbaşkanı'na iletildiğini de açıklıyorlar.
"Ne ilettiniz?" diye sorunca, başlıkların içeriğini şöyle özetliyorlar:
"Kur'an kursları bugün, milli eğitimin temel kanunlarına aykırı bir şekilde sorumsuz kimseler tarafından yürütülmektedir. Bu kurslarda küçük çocuklara laiklik ve Atatürk düşmanlığı aşılanmaktadır. Cumhuriyet aleyhine yeminler ettirilmektedir. Bu yüzden Kur'an kurslarının tamamı denetlenmeli ve yasadışı olanlar kapatılmalıdır. Bu kursların faaliyetleri de Milli Eğitim Bakanlığı'na bırakılmalıdır."
Evet, Kur'an kursları için böyle düşünülüyor.
Peki imam hatip liseleri için ne öneriliyor?
Aslında imam hatip adı geçmiyor. Ancak, 8 yıllık kesintisiz temel eğitimin, laik cumhuriyetin geleceği açısından hayati bir önem taşıdığı vurgulanınca, imam hatip liseleri de otomatik olarak gündeme geliyor. Hükümet programında 5+3 olarak belirlenen 8 yıllık temel eğitimin, son 3 yılının mesleki eğitime ayrılabilme hakkı, imam hatip liselerine olanak sağlıyor.
Şimdi istenen ise, 5+3 formülünü devredışı bırakarak, 8 yıllık temel eğitimin "kesintisiz" olması.
Sanırım bütün sıkıntı da burada ortaya çıkıyor.
Bir diğer konu ise Tevhid-i Tedrisat Kanunu.
Yetkili şöyle diyor:
"Atatürkçü kuşaklar yetiştiren Milli Eğitim Bakanlığı'nın yetkileri bazı boş sebeplerle etkisiz hale getiriliyor. Özellikle vakıflar, denetim dışı olarak irticai kesim tarafından kullanılıyor. Ve bu şekilde açılan okullarda laiklik düşmanı, Atatürk aleyhtarı öğrenciler yetiştirilmeye başlanıyor."
Evet, Cumhurbaşkanı Demirel'e bir rahatsızlık olarak anlatılan ve hükümetten istenen üç hassas konu böyle özetleniyor.
Kulislere göre, Başbakan Erbakan da bu isteklere direniyor.
Peki kriz bitti mi?
Elbette hayır.
28 Şubat'taki MGK'da ortaya çıkan gerilim, Başbakan Erbakan'ın sözlerinin aksine çok daha derinlere gidiyor.
Örneğin Erbakan'ın bu istekleri hiçbir zaman yerine getirmeyeceği biliniyor. Bu da kriz beklentilerini arttırıyor.
.
.
 

akesga

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
8 Ocak 2007
Mesajlar
205
Puanları
0
Erbakan'ın o dönem çok sıkıntılı bir dönem geçirdiğini biliyoruz. Her ne kadar imzalamış olsa da istemeden imzalamış olduğunu da kabul ederim. Hatta 'imzalamadım' demesinin bile çaresizliğinin veya pişmanlığının bir göstergesi olarak kabul edebiliriz. Ama kardeşim illaki imzalamadı diyede gözümüzün içine baka baka da konuşmayın lütfen. Olan olmuş biten bitmiş, bari tarihe müdahale etmeyin. Esas oturun, neden bu dönem yaşandı diye biraz olsun özeleştiri ile karışık olayları yorumlayın da gençlerde ders almaya baksın.
 

bakış

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Kas 2009
Mesajlar
4,717
Puanları
83
Erbakan'ın o dönem çok sıkıntılı bir dönem geçirdiğini biliyoruz. Her ne kadar imzalamış olsa da istemeden imzalamış olduğunu da kabul ederim. Hatta 'imzalamadım' demesinin bile çaresizliğinin veya pişmanlığının bir göstergesi olarak kabul edebiliriz. Ama kardeşim illaki imzalamadı diyede gözümüzün içine baka baka da konuşmayın lütfen. Olan olmuş biten bitmiş, bari tarihe müdahale etmeyin. Esas oturun, neden bu dönem yaşandı diye biraz olsun özeleştiri ile karışık olayları yorumlayın da gençlerde ders almaya baksın.
Sn akesga belge sunuyoruz foruma siz hala imzalamıştır diyorsunuz.bu teklifler uygulansın diye imzalanmamıştır,sadece bu tekliflerin milletin temsilcisi olan bakanlar kuruluna sevkedilmesi için imza atmıştır.
Yani bir imzayı nasıl böyle farklı şeylere çekersiniz anlamıyorum....
 

akesga

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
8 Ocak 2007
Mesajlar
205
Puanları
0
Sn akesga belge sunuyoruz foruma siz hala imzalamıştır diyorsunuz.bu teklifler uygulansın diye imzalanmamıştır,sadece bu tekliflerin milletin temsilcisi olan bakanlar kuruluna sevkedilmesi için imza atmıştır.
Yani bir imzayı nasıl böyle farklı şeylere çekersiniz anlamıyorum....
Emin olamıyorum yani,
Bilerek mi yapıyorsunuz yoksa hakikaten yanlış anladınız da ondan mı?
Hadi hüsnü zan yapayım da yanlış anlamışsınız kabul edeyim.
Erbakan'ın imzaladığı belgede Ek belgenin uygulanmasından bahseder. Bunda Erbakan'ın imzası var. Bunu zaten kimse reddetmiyor, kendisi dahil. Sizin imzalamadığı dediğiniz belge Ek olan belgedir ki, Ek belge zaten imzalanmaz. O belgede zaten genel sekreterin dışında kimsenin de imzası yok zaten. Yani herkes imzaladı ama Erbakan imzalamadı olayı yok çünkü esas karar metninde Ek belgeye zaten atıf yapılıyor.

Ha diyeceksiniz ki Bakanlar Kuruluna sevk edilmesi.. MGK kararları zaten yapı itibarı ile tavsiye niteliği taşır. Kime tavsiye? Hükumete ve dolayısıyle Hükumetin oluşturduğu Bakanlar Kuruluna. Yani Ek belgeyi Erbakan 50 kere imzalamış olsa bile karar tavsiye niteliğinde olacaktı. Dolayısıyle kararın tavsiye niteliğinde olmasının imza ile zaten alakası yok.

Tekrar edeyim. Erbakan imzaladı belgeyi de, şunu bunu yasakladı, işte gerçek amacıda buydu filan türü çiğ yaklaşımlarda bulunacak kadar seviyesiz değiliz çok şükür. Erbakan gerçekte neyi hedefliyordu: olayı imza ile yumuşatırız, uygulamayı zamana yayarız, bu sürede Çiller Başbakan olur, tehdit olarak değerlendirilecek bir durum kendiliğinden kalkınca zaman içinde olay soğuduğundan farklı uygulamalar olabilir diye düşünüyordu heralde. Ama olmadı o başka. Şimdi diyorum ki 40 yıldır yapmadığınızı yapın bir zahmet de camianızı da olayın içine bir nebze olsun katarak biraz özeleştiri yapsanız daha hayırlı olacak.nacizane fikrimdir.
 

bakış

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Kas 2009
Mesajlar
4,717
Puanları
83
Tekrar edeyim. Erbakan imzaladı belgeyi de, şunu bunu yasakladı, işte gerçek amacıda buydu filan türü çiğ yaklaşımlarda bulunacak kadar seviyesiz değiliz çok şükür. Erbakan gerçekte neyi hedefliyordu: olayı imza ile yumuşatırız, uygulamayı zamana yayarız, bu sürede Çiller Başbakan olur, tehdit olarak değerlendirilecek bir durum kendiliğinden kalkınca zaman içinde olay soğuduğundan farklı uygulamalar olabilir diye düşünüyordu heralde. Ama olmadı o başka. Şimdi diyorum ki 40 yıldır yapmadığınızı yapın bir zahmet de camianızı da olayın içine bir nebze olsun katarak biraz özeleştiri yapsanız daha hayırlı olacak.nacizane fikrimdir.
hayır kardeşim yanılıyorsun yine.
"yarın yaparım diyen helak olur"
Bu sözün tılsımını en iyi erbakan bilir.Olayı zamana yayacak diye bir hal almamıştır mgk'da.Öyle olsaydı mgk 9 saat sürmezdi.
erbakan 97'de askerlerle değil,amerikan ve israil servisleriyle mücadele etmiştir.Okyanus ötelerinden gelen kriptolar o 18 maddenin içeriğini oluşturmuştur.

yani "imzalarım ama bir iki tavizle işi yumuşatırım" lafını eminimki erbakan hiç düşünmemiştir.
 

akesga

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
8 Ocak 2007
Mesajlar
205
Puanları
0
E daha niye imzaladı da sonrasında Başbakanlıktan istifa etti o zaman?
 

bakış

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Kas 2009
Mesajlar
4,717
Puanları
83
E daha niye imzaladı da sonrasında Başbakanlıktan istifa etti o zaman?
Sn akesga,erbakana diş geçiremeyenler daha sonra koalisyonu istifalarla güvenoyu sınır sayısı olan 276 sayısına kadar düşürdüler.Dyp'den ayrılanlar dtp diye bir parti kurdular cindoruk liderliğinde.Çiller"Sn erbakan istifa edin,başbakanlığa ben geçeyim"erbakan:"eğer istifa edersem demirel size görevi vermez sn çiller,ben onu çok iyi tanıyorum.."dedi.çiller ise "hayır sn hocam,ben sn demirelden söz aldım ve görevi bize verecek"dedi.
dyp kanadından istifaların çoğalması zaten hükümeti zor durumda bırakacaktı,çillerin teklifi istişare sonucu kabul edildi ve hoca istifa etti.daha sonra demirel beklenildiği gibi görevi çillere vermedi ve cumhuriyet tarhinin en fazla icraat yapan hükümeti tarhin karanlıklarına doğru yol aldı.

yani 28 şubatta en çetin sınavlardan geçen hükümet iyice şer güçleri korkutmuştur.Yine bu mahvillerce yapılan anketlerde 10 sene içinde refah partisinin yüzde 65 ile iktidara geleceğini öğrenmilşlerdir.
Sormuşsunuzki neden istifa etti..Ortağının kaprisleri yüzünden ve birtakım sayısal nedenlerden dolayı bu hükümet 18 haziran 1997 de istifa etmiştir.
 

akesga

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
8 Ocak 2007
Mesajlar
205
Puanları
0
O günleri çok iyi hatırlıyorum. Allah bir daha bu Ülkeye yaşatmasın. Hatta düşmanıma bile yaşatmasın.
Fakat konuya dönecek olursak, benim dediğimi tasdik etmiş oluyoruz. Yani Erbakan imzalasa dahi aslında aklında bence herkesin bildiği başka şeyler vardı, siz buna isterseniz kendi aralarında istişare ettiler de diyebilirsiniz. Fakat Demirel'in yaptığı herkesi şok etmişti, Refah Partisi dahil. Eğer Demirel'in böyle yapacağı öngörülmüş olsaydı Erbakan istifa etmezdi sanmıyorum. Demirel öyle yapmasaydı gecesine ihtilal olurmuydu Allah bilir.
Ayrıca anketlerle 10 yıl sonra ki %65 hesaplanmaz, olayın aslı şudur: İstifadan bir süre sonra o dönemki bir Paşa 'eğer ekonomi bunların iktidarları ile iyi gitseydi %50 ile bir sonraki seçimde iktidara gelirlerdi' şeklinde açıklama yapmıştı. %50 den kasıt dyp+refahtı.
Ayrıca Çiller in kaprisi filanda yoktu. Burada yeri gelmişken Çillerinde sağ kesimde ender duruşu olduğu halde hakkı verilmemiş bir siyasetçi olduğunu da söyleyelim.
Hükumetin icraatine gelince, tamamen katılıyorum. Piyasada müthiş para sirkülasyonu vardı, abartmıyorum, millet o dönem iş beğenmiyordu. yıl olarak 1996 ya biraz olsun benzeyen yıl 2005 di. 97 şubat ayında da bütçe fazla vermişti. Uzun süre gitmezdi o şekilde ama 28 şubat olmasaydı kesinlikle 2001 krizini yaşamazdık.
 

korakademik

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
17 Ağu 2009
Mesajlar
2,236
Puanları
0
bakış kardeşim
naklettiğin yazı ve belgeyi tekrar incele

imzalandığını ve uygulandığını sen alıntılarınla ortaya koymuşsun
Allah razı olsun.
 

bakış

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Kas 2009
Mesajlar
4,717
Puanları
83
bakış kardeşim
naklettiğin yazı ve belgeyi tekrar incele

imzalandığını ve uygulandığını sen alıntılarınla ortaya koymuşsun
Allah razı olsun.
Sn korakademk hangi belgeden ne gibi malzeme elde ettin.Biraz daha açık yaz.
 
Üst