• Reklamsız versiyon için ÜYE OL

Mevdudi

Zeynep Özmen

Kevok_84
İhvan Üyesi
Katılım
7 Haz 2006
Mesajlar
3,306
Beğeniler
11
Puanları
0
#1
Üstad Mevdudi, 25 Eylül 1903 tarihinde Haydarabat vilayetine bagli Örnekabad'da dünyaya geldi. Ailesi ilme ve dine olan hizmetiyle meshurdur.
Mevdudi'nin soyu Seyh Kutbuddin Mevdudi'ye uzanir. Bu zat hicri altinci yüzyilda Hindistanda yasamis ve Çestiye tarikati seyhidir..
Mevdudi'nin babasi kültürlü bir savci idi. Asirdaslarindan bir çogunu aldatân bati medeniyeti onu da rahatsiz etmistir.

Onun için oglunu ingiliz okullarina göndermeyip evinde okutmustur.
Fakat bu genç baba oglunun egitiminde fazla zaman ayiramadan vefat etti.
Mevdudi onalti yaslarindan itibaren ev sorumluluklarini yüklenmek zorunda kaldi. Buna ragmen Islâmi ilimleri ögrenmekten de bir an geri kalmadi.Bu ilimleri bir tarafdan asil kaynaklarindan ögrenirken, diger taraftan çaginin olaylarini gerçek yönleriyle takip ediyordu. Böylece hem Islâmi alanda ve hem de zamaninin problemlerine karsi kendini hazirliyordu. Üstadin yetismesine bu iki açidan bakmaliyiz.

GAZETECI MEVDUDI
Üstad Mevdudi ilk çalisma hayatina gazeteci olarak baslamistir. Bir ara Hindistan'da yayinlanan meshur "Müslim" ve "Taç" adli gazeteler ile Delhi'de çikan. "Cemiyet" gazetelerinde yazi isleri müdürlügü yapti.
Bu gazeteler o zaman müslümanlarin hak ve menfaatlerini savunuyorlardi. Bundan sonra ise Ustad 1923 yilinda "Tercüman-i Kur'an" adli aylik dergiyi çikartti. Hindistan yarimadasindaki Islâmi harekete bu derginin çok önemli katkilari olmustur.
Üstad Mevdudi kendisini lekelemek için Gandi'nin ortaya attigi iftiralara karsi büyük mücadeleler vermistir. Gandi bu iftiralariyla Islâma karsi süpheler uyandirmayi hedeflemisti.
Ancak Mevdudi "Islâmda Cedel" adiyla yazdigi meshur kitabinda bu iftiralarin tamamen asilsiz oldugunu ortaya koydu. Üstad Batinin kültür emperyalizmine karsi büyük mücadeleler vermistir. Ilmiyle ve güçlü imaniyla bu direnisini sürdürmüstür.
Ömrünün tamamini Islâmi ilimleri ögrenmeye ve problemleri çözümlemeye harcamistir. Siyasi, iktisadi ve sosyal konularin halledilmesi için zamanini hep bu yolda kullanmistir.
Bir taraf Islâm düsmanlarina, sapik fikirli gruplara ve Kadiyanilik diye bilinen gruba karsi ciddi bir mücadele verip, onlarin batilligini ve tutarsizliklarini ortaya koymus, müslüman alimlerin pasifliklerini tenkid ederek onlari uyarmistir.
1938 tarihinde Sair Muhammed Ikbal Lahor kentine gelerek Mevdudi ile Islâmi hayata hakim kilma yolunda yardimlasmada anlastilar. Fakat bu çalisma son seklini almadan önce Ikbal vefat etti.

MEVDUDI ve PAKISTANIN KURULMASI
Üstad Mevdudi Hindistanli müslümanlari ikna etmek için çok gayretler sarfetmistir. Onlarin Hindistan'dan apayri bir ümmet oldugunu vurgulamis ve müstakil bir devletlerinin gerekliligini defalarca söylemistir. Hindularin müslümanlara karsi sürdürdükleri zulümlerini önlemek için kendi devletlerini kurmalarinin kaçinilmaz oldugunu vurgulamistir. Onun bu sekilde konusmalari müslümanlar tarafindan büyük bir kabul görmüstür.
Pakistan, Hindistan'dan ayrilip müstakil bir devlet olunca Mevdudi de Pakistan sinirlarinda kalan Lahor kentine hicret etmistir. Bu tarihten sonra da Pakistan anayasasinin Islâmi esaslara dayanmasi ve hayatin her alaninda Islâmi hükümlerin hakim olmasi yolunda tüm gayretlerini harcamistir. Böyle Islâmi bir programi olusturmak için ülkeyi bastan basa gezmeye bâsladi. Bu gezileri Pakistan'in diger ileri gelenleri tarafindan bozgunculukla suçlandi ve üstad 1948 de hapse atildi. Idareciler üstadi hapse atmayi basardilar ancak Pakistan halkinin arzularina uyarak Pakistan'da Allah'in hükmünden baska hiç kimsenin hükmedemiyecegini ilan etmeye mecbur oldular. Çünkü Pakistanin Hindistan'dan ayrilarak müstakil bir devlet olmasinin esas nedeni zaten bu idi. Daha sonra 1950 lerde üstad serbest birakildi.

KADIYANILIGE KARSI MÜCADELESI VE IDAMLA YARGILANMASI
Hapishanede kalmis olmasi Mevdudi'nin azminden bir sey kiramamistir. Aksine daha güçlü bir iman ve kararlilikla disariya çikmistir. Arkasindan da Pakistan'da Islâmi anayasanin yürürlüge konulmasini isteyen hareket olusturmustur. Halk da bu hareketin yaninda yer almistir. O günlerde Pencap eyaletinde halkin çogunlugu Kadiyaniligin Islâm ümmetinden ayri bir azinlik oldugunun ilan edilmesini istiyordu. Fakat askeri idare bu istegin iptalini taleb etti. Iste tam bu esnada Mevdudi "Kadiyanilik Meselesi" adli kitabini yazdi.
Kitapta askeriyenin bu ibtal talebini reddediyor ve hükümetin bu konudaki siyasetini kiniyordu. Bundan dolayi 1953 de tekrar tutuklandi. Arkasindan da idama mahkum edildi.
Üstad bu idam kararini büyük bir iman olgunlugu ve yüksek bir cesaretle karsiladi. Onun bu konudaki konusmasi söyledir.

"Eger bu, Allah'in bir iradesiyse büyük bir mutlulukla karsiliyorum. Bu bizim kavusmayi ârzuladigimiz sehadettir. Ölüm su anda benim için yazilmamis ise hiç endise etmiyorum. Çünkü onlarin bu gayretleri beni hiç ilgilendirmiyor. Onlar bana en küçük bir zarar dahi veremezler."
Hükümetin bu zalimce karari Islâm aleminden büyük bir tepkiyle karsilandi. Bunun üzerine hükümet yetkilileri Mevdudinin idami kararini agir islerde çalistirilmak üzere müebbet hapse çevirmek zorunda kaldilar.

Daha sonra askeri kanunlarin yürürlükten kalkmasiyla birlikte Mevdudi de serbest birakildi. Üstad disari çikinca Islâmi mücadelesini ayni hizla devam ettirdi. 1958 yilindan itibaren Pakistan'da Eyyüp Han'in devri basladi. Eyyüp Han tekrar askeri yönetimi yürürlüge getirmesiyle beraber bütün siyasi parti ve cemaatler de kapanmis oldu. Bu gelismeler Mevdudi'nin azmini kiramamisti. Ne pahasina olursa olsun Islâmin yüce sanini her tarafa duyurmaliydi. "Cemaat-i Islâmi"yi tekrar kurmaya karar verdi.
"Cemaat-i Islâmi" çalismalarini her gün biraz daha hizlandiriyordu. 1964 te ise bu çalismalar adeta doruk noktasina ulasmisti. Bunun üzerine hükümet yetkilileri cemaatin ileri gelenlerini tutukladi. Ama halkin büyük tepkisi karsisinda tutuklamalardan vazgeçti.

MEVDUDI VE PAKISTAN-HINDISTAN ARASINDAKI MÜCADELE
Mevdudi bir taraftan da Hindistan'in Pakistan üzerindeki kötü emellerine karsi koyuyordu.
1965 te Hindistan Pakistan'a saldirdi. Bu esnada Mevdudi Pakistan'in savunmasinin tüm müslümanlara farz-i ayin oldugunu ifade etti. Ülke müdafasinda düsmani engellemek için yardimci olan herkesin de mücahid oldugunu ilan etti.
Hindistan'in Kesmir'e saldirmasinda da Mevdudi ayni keskin tavrini muhafaza etti. Cemaati Islâmi'yi bu zor sartlarda yöneten Mevdudi etrafindakilere iman ve cesaret asiliyordu.
Mevdudi'nin Cemaattaki liderligi araliksiz olarak 1972'ye kadar devam etti. Bu tarihlerde sihhi durumunun elverissiz olmasindan dolayi görevi Üstad Muhammed Tufeyl'e teslim etti. Ama Cemaati Islâmi için sürekli müracaat edilen bir lider olmayi sürdürdü. Bu mücadelesini de 22 Eylül 1979 da vefat edinceye kadar devam ettirdi.

MEVDUDI'NIN PAKISTAN DISI ÇALISMALARI
Mevdudinin çalismalari sadece Pakistan'la sinirli kalmamistir. Aksine bütün Islâm alemine yayilmistir. Mevdudi, Filistini, Arap yarimadasi ve Misir'i da ziyaret ederek oralardaki Islâmi çalismalar hakkinda bilgiler almis ve onlara bilgiler vermistir.
1961 yilinda Medine-i Münevvere de Islâm Cemaatinin kurulusu için kâmil bir program hazirlamistir. Sonra kendi sahsi gücünü ve cemaatinin gücünü Filistin'in kurtulusu için harcamistir.

1966 da ise Mekke'de yapilan Islâm ülkeleri toplantisinda bu müessesenin bir kurucusu olarak büyük çalismalar yapmistir. Bu toplantilarda yaptigi konusmalarda tüm Islâm topraklarinin askeri çalismalarla kurtarilmasi gerektigini defalarca vurgulamistir.

MEVDUDI'NIN ESERLERI.
Mevdudi çok büyük bir ilmi serveti de arkasinda birakarak aramizdan ayrilmistir. Onun eserlerinden bazilari sunlardir.
1- Islâmin esaslari
2- Kur'ana göre dört terim.
3- Islâmin yaratilis nazariyesi
4- Islâmi hareketin ahlaki esaslari
5- Hicap
6- Nur suresinin tefsiri
7- Dini ihya ve tecdid tarihinin özeti
8- Müslümanlarin bugünkü durumu ve onlari harekete getirme yollari.
9- Allah yolunda cihad
10- Islâm ve cahiliye
11- Hakkin sahitligi
12- Dogru din
13- Talim ve terbiyede yeni program
14- Iktisadin esaslari
15- Islâmda iktisadi problemler ve çözümü
16- Araziye sahip olma meselesi
17- Islâmi kanun
18- Islâmda hayat nizami
19- Tefhimül Kur'an ( Tefsir)
20- Kadiyanilik meselesi
21- Islâm inkilabi
22- Biz ve bati medeniyeti.
 

Zeynep Özmen

Kevok_84
İhvan Üyesi
Katılım
7 Haz 2006
Mesajlar
3,306
Beğeniler
11
Puanları
0
#2
Ebu'l Ala El Mevdudi

Üstad Mevdudi, 25 Eylül 1903 tarihinde Haydarabat vilayetine bagli Örnekabad'da dünyaya geldi. Ailesi ilme ve dine olan hizmetiyle meshurdur.
Mevdudi'nin soyu Seyh Kutbuddin Mevdudi'ye uzanir. Bu zat hicri altinci yüzyilda Hindistanda yasamis ve Çestiye tarikati seyhidir..
Mevdudi'nin babasi kültürlü bir savci idi. Asirdaslarindan bir çogunu aldatân bati medeniyeti onu da rahatsiz etmistir.

Onun için oglunu ingiliz okullarina göndermeyip evinde okutmustur.
Fakat bu genç baba oglunun egitiminde fazla zaman ayiramadan vefat etti.
Mevdudi onalti yaslarindan itibaren ev sorumluluklarini yüklenmek zorunda kaldi. Buna ragmen Islâmi ilimleri ögrenmekten de bir an geri kalmadi.Bu ilimleri bir tarafdan asil kaynaklarindan ögrenirken, diger taraftan çaginin olaylarini gerçek yönleriyle takip ediyordu. Böylece hem Islâmi alanda ve hem de zamaninin problemlerine karsi kendini hazirliyordu. Üstadin yetismesine bu iki açidan bakmaliyiz.

GAZETECI MEVDUDI
Üstad Mevdudi ilk çalisma hayatina gazeteci olarak baslamistir. Bir ara Hindistan'da yayinlanan meshur "Müslim" ve "Taç" adli gazeteler ile Delhi'de çikan. "Cemiyet" gazetelerinde yazi isleri müdürlügü yapti.
Bu gazeteler o zaman müslümanlarin hak ve menfaatlerini savunuyorlardi. Bundan sonra ise Ustad 1923 yilinda "Tercüman-i Kur'an" adli aylik dergiyi çikartti. Hindistan yarimadasindaki Islâmi harekete bu derginin çok önemli katkilari olmustur.
Üstad Mevdudi kendisini lekelemek için Gandi'nin ortaya attigi iftiralara karsi büyük mücadeleler vermistir. Gandi bu iftiralariyla Islâma karsi süpheler uyandirmayi hedeflemisti.
Ancak Mevdudi "Islâmda Cedel" adiyla yazdigi meshur kitabinda bu iftiralarin tamamen asilsiz oldugunu ortaya koydu. Üstad Batinin kültür emperyalizmine karsi büyük mücadeleler vermistir. Ilmiyle ve güçlü imaniyla bu direnisini sürdürmüstür.
Ömrünün tamamini Islâmi ilimleri ögrenmeye ve problemleri çözümlemeye harcamistir. Siyasi, iktisadi ve sosyal konularin halledilmesi için zamanini hep bu yolda kullanmistir.
Bir taraf Islâm düsmanlarina, sapik fikirli gruplara ve Kadiyanilik diye bilinen gruba karsi ciddi bir mücadele verip, onlarin batilligini ve tutarsizliklarini ortaya koymus, müslüman alimlerin pasifliklerini tenkid ederek onlari uyarmistir.
1938 tarihinde Sair Muhammed Ikbal Lahor kentine gelerek Mevdudi ile Islâmi hayata hakim kilma yolunda yardimlasmada anlastilar. Fakat bu çalisma son seklini almadan önce Ikbal vefat etti.

MEVDUDI ve PAKISTANIN KURULMASI
Üstad Mevdudi Hindistanli müslümanlari ikna etmek için çok gayretler sarfetmistir. Onlarin Hindistan'dan apayri bir ümmet oldugunu vurgulamis ve müstakil bir devletlerinin gerekliligini defalarca söylemistir. Hindularin müslümanlara karsi sürdürdükleri zulümlerini önlemek için kendi devletlerini kurmalarinin kaçinilmaz oldugunu vurgulamistir. Onun bu sekilde konusmalari müslümanlar tarafindan büyük bir kabul görmüstür.
Pakistan, Hindistan'dan ayrilip müstakil bir devlet olunca Mevdudi de Pakistan sinirlarinda kalan Lahor kentine hicret etmistir. Bu tarihten sonra da Pakistan anayasasinin Islâmi esaslara dayanmasi ve hayatin her alaninda Islâmi hükümlerin hakim olmasi yolunda tüm gayretlerini harcamistir. Böyle Islâmi bir programi olusturmak için ülkeyi bastan basa gezmeye bâsladi. Bu gezileri Pakistan'in diger ileri gelenleri tarafindan bozgunculukla suçlandi ve üstad 1948 de hapse atildi. Idareciler üstadi hapse atmayi basardilar ancak Pakistan halkinin arzularina uyarak Pakistan'da Allah'in hükmünden baska hiç kimsenin hükmedemiyecegini ilan etmeye mecbur oldular. Çünkü Pakistanin Hindistan'dan ayrilarak müstakil bir devlet olmasinin esas nedeni zaten bu idi. Daha sonra 1950 lerde üstad serbest birakildi.

KADIYANILIGE KARSI MÜCADELESI VE IDAMLA YARGILANMASI
Hapishanede kalmis olmasi Mevdudi'nin azminden bir sey kiramamistir. Aksine daha güçlü bir iman ve kararlilikla disariya çikmistir. Arkasindan da Pakistan'da Islâmi anayasanin yürürlüge konulmasini isteyen hareket olusturmustur. Halk da bu hareketin yaninda yer almistir. O günlerde Pencap eyaletinde halkin çogunlugu Kadiyaniligin Islâm ümmetinden ayri bir azinlik oldugunun ilan edilmesini istiyordu. Fakat askeri idare bu istegin iptalini taleb etti. Iste tam bu esnada Mevdudi "Kadiyanilik Meselesi" adli kitabini yazdi.
Kitapta askeriyenin bu ibtal talebini reddediyor ve hükümetin bu konudaki siyasetini kiniyordu. Bundan dolayi 1953 de tekrar tutuklandi. Arkasindan da idama mahkum edildi.
Üstad bu idam kararini büyük bir iman olgunlugu ve yüksek bir cesaretle karsiladi. Onun bu konudaki konusmasi söyledir.

"Eger bu, Allah'in bir iradesiyse büyük bir mutlulukla karsiliyorum. Bu bizim kavusmayi ârzuladigimiz sehadettir. Ölüm su anda benim için yazilmamis ise hiç endise etmiyorum. Çünkü onlarin bu gayretleri beni hiç ilgilendirmiyor. Onlar bana en küçük bir zarar dahi veremezler."
Hükümetin bu zalimce karari Islâm aleminden büyük bir tepkiyle karsilandi. Bunun üzerine hükümet yetkilileri Mevdudinin idami kararini agir islerde çalistirilmak üzere müebbet hapse çevirmek zorunda kaldilar.

Daha sonra askeri kanunlarin yürürlükten kalkmasiyla birlikte Mevdudi de serbest birakildi. Üstad disari çikinca Islâmi mücadelesini ayni hizla devam ettirdi. 1958 yilindan itibaren Pakistan'da Eyyüp Han'in devri basladi. Eyyüp Han tekrar askeri yönetimi yürürlüge getirmesiyle beraber bütün siyasi parti ve cemaatler de kapanmis oldu. Bu gelismeler Mevdudi'nin azmini kiramamisti. Ne pahasina olursa olsun Islâmin yüce sanini her tarafa duyurmaliydi. "Cemaat-i Islâmi"yi tekrar kurmaya karar verdi.
"Cemaat-i Islâmi" çalismalarini her gün biraz daha hizlandiriyordu. 1964 te ise bu çalismalar adeta doruk noktasina ulasmisti. Bunun üzerine hükümet yetkilileri cemaatin ileri gelenlerini tutukladi. Ama halkin büyük tepkisi karsisinda tutuklamalardan vazgeçti.

MEVDUDI VE PAKISTAN-HINDISTAN ARASINDAKI MÜCADELE
Mevdudi bir taraftan da Hindistan'in Pakistan üzerindeki kötü emellerine karsi koyuyordu.
1965 te Hindistan Pakistan'a saldirdi. Bu esnada Mevdudi Pakistan'in savunmasinin tüm müslümanlara farz-i ayin oldugunu ifade etti. Ülke müdafasinda düsmani engellemek için yardimci olan herkesin de mücahid oldugunu ilan etti.
Hindistan'in Kesmir'e saldirmasinda da Mevdudi ayni keskin tavrini muhafaza etti. Cemaati Islâmi'yi bu zor sartlarda yöneten Mevdudi etrafindakilere iman ve cesaret asiliyordu.
Mevdudi'nin Cemaattaki liderligi araliksiz olarak 1972'ye kadar devam etti. Bu tarihlerde sihhi durumunun elverissiz olmasindan dolayi görevi Üstad Muhammed Tufeyl'e teslim etti. Ama Cemaati Islâmi için sürekli müracaat edilen bir lider olmayi sürdürdü. Bu mücadelesini de 22 Eylül 1979 da vefat edinceye kadar devam ettirdi.

MEVDUDI'NIN PAKISTAN DISI ÇALISMALARI
Mevdudinin çalismalari sadece Pakistan'la sinirli kalmamistir. Aksine bütün Islâm alemine yayilmistir. Mevdudi, Filistini, Arap yarimadasi ve Misir'i da ziyaret ederek oralardaki Islâmi çalismalar hakkinda bilgiler almis ve onlara bilgiler vermistir.
1961 yilinda Medine-i Münevvere de Islâm Cemaatinin kurulusu için kâmil bir program hazirlamistir. Sonra kendi sahsi gücünü ve cemaatinin gücünü Filistin'in kurtulusu için harcamistir.

1966 da ise Mekke'de yapilan Islâm ülkeleri toplantisinda bu müessesenin bir kurucusu olarak büyük çalismalar yapmistir. Bu toplantilarda yaptigi konusmalarda tüm Islâm topraklarinin askeri çalismalarla kurtarilmasi gerektigini defalarca vurgulamistir.

MEVDUDI'NIN ESERLERI.
Mevdudi çok büyük bir ilmi serveti de arkasinda birakarak aramizdan ayrilmistir. Onun eserlerinden bazilari sunlardir.
1- Islâmin esaslari
2- Kur'ana göre dört terim.
3- Islâmin yaratilis nazariyesi
4- Islâmi hareketin ahlaki esaslari
5- Hicap
6- Nur suresinin tefsiri
7- Dini ihya ve tecdid tarihinin özeti
8- Müslümanlarin bugünkü durumu ve onlari harekete getirme yollari.
9- Allah yolunda cihad
10- Islâm ve cahiliye
11- Hakkin sahitligi
12- Dogru din
13- Talim ve terbiyede yeni program
14- Iktisadin esaslari
15- Islâmda iktisadi problemler ve çözümü
16- Araziye sahip olma meselesi
17- Islâmi kanun
18- Islâmda hayat nizami
19- Tefhimül Kur'an ( Tefsir)
20- Kadiyanilik meselesi
21- Islâm inkilabi
22- Biz ve bati medeniyeti.

 

fisebilillah

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
15 Tem 2006
Mesajlar
148
Beğeniler
0
Puanları
0
#3
teşekkürler bilgiler içiN-, mevdudi Allah ondan razı olsun..özellikle hicab isimli kitabını okumANIZI TAVSİYE EDERİM.
 
S

SaLtan

Misafir
#4
Ebul Ala El Mevdudi

25 Eylül 1903’de Haydarabad-Deccan’daki Avrangabad’da doğdu. Babası onu ingiliz sömürge okullarına göndermeyerek, onun evlerinde Arapça, Farsça, Urduca ve İngilizce dersleri almasını sağladı. Mevdudi, 16 yaşında babasını kaybedince 1920'lerde hayatını gazeteci olarak kazanmaya başlayacaktı. 1927 yılına kadar değişik gazetelerde editörlük ve muhabirlik görevlerini yerine getirdi.

1927 yılında Tercüman-ul Kur’an’ın yayınına başladı. Ocak 1938’de Muhammed İkbal’in daveti üzerine İslam hukukunun diriltilmesi konusunda çalışmak için Pencap’a giderek, bir cami, ve birkaç evden oluşan Gurdaspur yöresinde yerleşti. Daha sonra bu binalar Dar-us Selam Akademisi oldu. Nisan ayında İkbal vefat etti; Mevlana Mevdudi Aralık’ta Lahor’a giderek İslam Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde ücret almadan dekan olarak çalıştı. Ama görüşlerini anlatma konusunda hiçbir sınırlamayı kabul etmediğinden bu görevden ayrılarak Dar-us Selam Akademisine geri döndü. 1941 de ise Cemaat-i İslami’yi kurdu.

O sıralarda Pakistan, Hindistan'dan ayrılıp müstakil bir devletleşme sürecine girmişti. Pakistan’ın ayrı bir devlet olmasını Hindistan’daki Hindu zulmünden bıkmış olan Müslüman kitle istiyordu. Fakat bu Müslümanların çoğunluğunun etrafında toplanmış olduğu Müslim League’in yönetim kadrosu, İslam devleti kurmaktan aciz insanlardan oluşuyordu.

Bu olayların geliştiği sıralarda mevdudi Cemaat-i İslami’yi kurdu. Mevdudi bu aşamayı şöyle anlatıyor: ”Taraftarı olduğum görüşlerin çoğunluğun hoşuna gitmemesine ve kimlerince suiistimal edilmesine rağmen, bana katılan küçük bir grup vardı. Ve Cemaat-i İslami’nin ortaya çıkması da bu grubun yardımıyla oldu. Bu cemaatin, İslam’a sebatla inanan ve diğerlerine güven veren , itimat edilir karaktere sahip böyle kimselerden oluşması gerektiğini, gerçek kuvvetin sayılarda değil karakterde yattığını, ve cemaatin sayıları ne kadar az olursa olsun, kesinlikle itimat edilir bir karaktere sahip, amelleriyle güven telkin eden ve Müslüman’ların itimat edebilecekleri böyle insanları bağrına basması gerektiğini düşünüyordum.”

Kıtanın 14 Ağustos 1947’de taksiminden (Pakistan’ın Hindistan’dan ayrılması) sonra ise Mevdudi tüm çabalarını Pakistan'da İslami bir hayat tarzının tesisine adadı. Bu amaç için ülkeyi baştan başa dolaştı, konferanslar düzenledi. Ülke için gerçek İslami anayasa istediğinde, bu istekten rahatsız olan çevreler tarafından 4 Ekim 1498-28 Mayıs 1950 yılları arasında hapsedildi. Mamafih İslami anayasa elde etme çabaları Ulusal Anayasa Meclis, taleplerini içeren “kararlar” ı kabul ettiğinde, meyvesini vermiş oldu.

Yüzyıllar boyunca ilk kez, Pakistan’da , Duyubendi, Barelvi, Ehl-i Hadis ve Şia düşünce ekollerini temsil eden 31 ulema, Mevdudi’nin ikna etmesiyle, 21-24 Ocak 1951’de Karaçi’de bir konferans düzenledi ve yeni anayasaya katılmak üzere İslam devleti için elzem olan 22 prensibi mutlak ittifakla kabul ettiler.

28 Mart 1953 yılında, yazmış olduğu Kadiyanilik problemi adlı bir broşür nedeniyle mahkemeye çıkarılmadan mahkum edildi. Sıkıyönetim mahkemesi onun idamına kara verdiğinde o şunları söyledi:”Eğer Allah böyle dilediyse bu akıbeti memnunlukla kabul ediyorum, ama eğer O’nun iradesi değilse, ne yaparlarsa yapsınlar bana en küçük zarar bile veremezler.”

Müslüman dünyasında ona verilen ölüm cezasına karşı tepkiler o kadar büyük oldu ki , yetkililer cezasını 14 yıla indirmek zorunda kaldılar.

25 Mayıs 1952de, Yüksek Mahkemenin yayınladığı bir emirle Mevlana Mevdudi serbest bırakıldı.

2 Mart 1961’de Pakistan Kadınlar Birliği kendi hazırladığı ve açıkça İslam’a aykırı olan Medeni Kanunu hükümetin yürürlüğe koyması için yaptığı baskıda başarılı olunca, Mevdudi ve ülkenin her yanından 209 ulema kanunu protesto etti ve kanunun geri alınması ya da en azından değiştirilmesini talep etti. Bu bildiriye sert ve baskıcı önlemler geldi, bildiriyi dağıtanlar ve basanlar hapse atıldı.

25-28 Ekim1963’de toplanan Cemaat-i İslami’nin yıllık kongresini sabote etme girişimleri sonuçsuz kaldı. Ve tüm engellemelere rağmen, kongre 10,000 kişinin katılımıyla gerçekleşti. Polis korumasındaki sokak serserileri Mevdudi’yi öldürmek istedilerse de başarılı olamadılar.

Bundan rahatsız olan çevreler tarafından 6 Ocak 1964de, cemaatin önde gelen tüm liderleriyle birlikte, mahkemeye çıkarılmadan hapse atıldı.

Hapisten çıktıktan 15 gün sonra 25 Ekim 1964’de, ulusal Başkanlık seçimleri sırasında, Mevlana Mevdudi, Lahor’da büyük bir kalabalık önünde rejimin meşruluğunu tehdit eder mahiyette, 2 saatlik bir konuşma yaptı.

Yaşamı boyunca Mevdudi, yönetimde bulunanların kötülüklerini kendi emniyetini hiç dikkate almadan korkusuzca eleştirmiştir.

1970 seçimleri sırasında kişisel güvenliğinin tehlike altında olduğu söylendiğinde şöyle cevap verdi:”Yüce Allah’a güven duyan herhangi bir kişinin, O’nun koruması ve rızası altında olduğuna inanırım.”

22 Eylül 1979 günü, 77 yaşında iken bütün İslam alemini üzüntüye boğarak bu fani alemden göçtü. Allah ona rahmet eylesin. Amin.
 

The İmam

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
29 Kas 2006
Mesajlar
283
Beğeniler
2
Puanları
0
Yaş
33
Web sitesi
theimamnbahesi.blogspot.com
#5
Allah razı olsun kardeşim böyle bir zatı tanımamak ayıp olurdu onun bu zorlu yaşam sürecinde allahtan başka sığınağı yoktu o dava adamıydı bizlere örnek oldu :D :friends:
 

buharaA

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
11 Ara 2006
Mesajlar
163
Beğeniler
0
Puanları
0
Yaş
45
#8
yani mezhebsizdi:)) zaten mezhebsizler ehli sunnete dairesinden ayriliyorlar elbette onemlidir mezheb tanimayan bir insanin muhakkaki buyuk asrin imami niteligini tasiyan alimleride saldirisi olmustur muhakkakitir ayni ibni teymiye gibi yani


lütfen yazdıklarımıza dikkat edelim azzz....
 

yenibeyin

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
7 Eki 2006
Mesajlar
712
Beğeniler
0
Puanları
0
Web sitesi
www.yenibeyin.com
#9
buhara sen kim oluyorsun hakkında bişey bilmediğin kişi için böyle kelimeler diyebiliyorsun

yapmış olduğun çok ama çok ayıp lütfen kelimelerine dikkat et! :angry[1]:
 

doğuhan

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
13 Ara 2006
Mesajlar
1,425
Beğeniler
1
Puanları
0
Yaş
32
#10
yani mezhebsizdi:)) zaten mezhebsizler ehli sunnete dairesinden ayriliyorlar elbette onemlidir mezheb tanimayan bir insanin muhakkaki buyuk asrin imami niteligini tasiyan alimleride saldirisi olmustur muhakkakitir ayni ibni teymiye gibi yani sapiklardandi zaten islam alimlerinin gorusune gore okumanizi tavsiye ederim dogrulari ama sadece>>>:)
ben forumda yeniyim,kimseyle tartışma gibi falan bir niyetim yok hiçde sevmem.Ama kendimi sana cevap yazmak zorunda hissettim.Ben fazla okumam ama Yukarıda ismi geçen yazarın ''gelin müslüman olalım''diye bir kitabını okudum ve beni çok etkiledi.Sanada tavsiye ederim oku .Eleştirmek kolay,yıkmak ,yermek,kırmak,dökmek kolay yapmak çok zor.SEn zora talip ol daha çok kazanırsın derim.Hakkını helal et..
 

yenibeyin

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
7 Eki 2006
Mesajlar
712
Beğeniler
0
Puanları
0
Web sitesi
www.yenibeyin.com
#12
eserleri

Tefhimu'l Kur'an / Kur'an'ın Anlamı ve Tefsiri / 7 Cilt (2000)


İnsan Yayınları
Ebu'l-A'la el-MEVDUDİ Kaynak Eserler Dizisi
Kur'an-ı Kerim'in tercüme ve tefsiri ile ilgili olarak dilimizde yeterince eser verilmiş olduğundan, bu sahada sırf sevap kazanmak gayesiyle yeni bir meal ve tefsir çalışmasına girilmesi, vakti doğru değerlendirmemek olur. Ancak bu sahada mutlaka bir çalışma yapılması gerekiyorsa, yapılacak çalışma daha önceki tercüme ve tefsirlerin eksik yönlerini tamamlamalı ve öncekilerin ele almadığı yönleri açıklamalıdır ki böylece Kur'an Talipleri Kur'an'ı anlamak isteyenler bu çalışmadan yararlanabilsinler.



Hicab (2004)


Ağaç Yayınları
Ebu'l-A'la el-MEVDUDİ Düşünce Dizisi
Nerede bir ahlaki çöküş, heva ve heveslerin peşinden gidiş, şehevi arzulara tapınış olursa, oradan toplum ya da millet gerçekten korkunç bir tehlikeye varmış demektir. Evet, bir toplumun kadınıyla erkeğiyle, yaşlısı ve genciyle durumları bu olur ve hayvani arzularına esir olurlarsa, böylesi bir çirkefe bulanırlarsa; bu cinsel aşırılık onları ister istemez öylesine bir uçuruma yuvarlar ki, sonuçta doğal olarak o toplum ya da millet içinde helâkin, yok oluşun ve ortadan kalkışın tüm nedenleri de var olur. İşte şu yok olmaya yüz tutan ileri toplumlar... Kendileri bir ateş çukurunun kenarında bek ...



Kur'an'a Göre Dört Terim (2000)


Beyan Yayınları
Ebu'l-A'la el-MEVDUDİ Kur'an Araştırmaları Dizisi
İnsan, İlah'ın ne olduğunu, Rabb'ın ne anlama geldiğini, İbadetin neden ibaret olduğunu, Dinin neye dendiğini anlamazsa, şüphesiz, Kur'an-ı Kerim'in tamamı onun gözleri önünden manasından hiçbir şey anlaşılmayan, gelişi güzel bir söz yığını gibi geçer gider. Bu durumda da Tevhid'in hakikatini bilemez; şirkin mahiyetini kavrayamaz. İbadetini Allah'a tahsis etmeye gücü yetmediği gibi, dininde de ihlasla Allah'a yönelemez. Bu dört terimin ifade etmek istediği mana, şahsın zihninde kapalı, karışık kalırsa ve onların manaları hakkında insanın bilgisi noksan olursa, tabi ki ona Kur'an-ı Kerim'in hid ...




ve diğerleri

ÖNE ÇIKANLAR


Kuran'ın Dört Temel Terimi İlah / Rab / Din / İba..
Cihad İslam'da Savaş Hukuku
Meseleler ve Çözümleri (7 cilt) İtikad İbadet Fı..
Fetvalar İtikadi, İktisadi, Sosyal, Siyasal ve Fı..
Gelin Bu Dünyayı Değiştirelim
İslamın Geleceği ve Öğrenciler
Sünnetin Anayasal Niteliği
Gelin Bu Dünyayı Değiştirelim
 

Hikem

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
31 Ağu 2009
Mesajlar
6,073
Beğeniler
700
Puanları
0
#15
'Babam Mevdudi'



Eser Adı: Babam Mevdudi
Yazar: Hamira Mevdudi
Tercüme: Hülya Afacan
Yayınevi: Mana Yayınları
Basım Tarihi: 2011 / Şubat
ISBN No: 978-605-5793-44-9



İslam dünyasının tanınmış Pakistanlı alimlerinden Ebul A’la Mevdudi’nin hayatı kızının dilinden Türkçe’ye aktarıldı. Kızının kaleme aldığı “Babam Mevdudi” kitabı, Hind alt kıtasının yetiştirmiş olduğu bu alimi evinin içinden tanımanızı sağlıyor. Kalemiyle ve nefesiyle İslam ümmeti için gecesini gündüzüne katan ünlü İslam alimi Mevdudi, annesi, eşi ve çocuklarıyla olan ilişkileriyle de herkesi duygulandıracak.

Mevdudi’nin kıza Hamira "Babam Mevdudi" kitabının girişinde babasıyla ilgili olarak şunları kaydediyor: “Anlatacaklarım gün gelip esen rüzgârlarla nisyan duvarları ardında silinip gidecek öylesine hatıralar değildir. İslam Şehidi Seyyid Kutub’un “Fi Zılali’l Kur’an” da “Büyük Müslüman” olarak nitelediği cesur bir kahramanın hayat hikâyesidir. Büyük bir anne-baba ve oğulları tarafından hayatın sayfalarına nakşedilen bir sabır ve sebat öyküsüdür. Çağdaş İslam uyanışının şafağı, dokuz çocuk ve yaşlı ninelerinin yaşadığı bir evden yükselmişti. Evin hasta hanımı nefes darlığından muzdaripti. Acaba bu geminin yolcuları hayata nasıl devam edeceklerdi? Daha en başta sabır ipine sarılmaktan vazgeçip yılacaklar mıydı? Yoksa bugün şahit olduklarımızı görelim diye olabildiğince yelkenlinin ipine mi asılacaklardı?”

Babasının cezaevi notlarına da yer veren Hamira Mevdudi, uzun yıllar hapishanelerde kalan ve kitaplarının birçoğunu, ki bunların başında meşhur Kur'an-ı Kerim tefsiri “Tefhimu’l Kur’an” da bulunuyor, zindan köşelerinde yazan babası Mevdudi ile ilgili anektotta şunlara değiniyor; “Kendisini hapseden ve işkence edenleri dahi gönül rahatlığıyla karşılardı. Hapishanede dine karşı işlemiş oldukları suçları ve yaptıkları işkenceleri dile getirmek şöyle dursun ima bile etmezdi. Bir gün bir adam gelerek babamdan kendisine referans vermesini istedi. Zor durumda fakir bir adamdı. Babam da ona gittiğinde rahatça iyi bir iş bulmasını sağlayacak özel bir referans yazdı. Bu adam kimdi biliyor musunuz? Askeri mahkeme günlerinde babamın idamına hükmeden hakim. Babamdan başka kim ölümüne hükmeden kişiye özel referans yazabilir ki? Hey gidi babacığım, sen ne büyük bir adamsın!”

Hamira Mevdudi ayrıca, “Babam bütün hayatını diliyle, kalemiyle, ilmi ve fikriyle –ahirette karşılığını almak üzere- görevini yerine getirmeye adadı. Çünkü kendisi kullukta kusur etmemeye çalışan Allah’ın bir işçisi gibi görüyordu. İnsanların onun yaşaması için haykırmasını istemediği gibi, ölümünü haykırmalarından da korkmazdı. O bambaşkaydı.

Onun lügatında “ben”, “benim ihtiyaçlarım”, “benim çocuklarım”, “geleceğim” gibi kelimelere yer yoktu. Allah da şahittir ki kendisini ümmete bu derece adamış bir başka insan daha tanımadım” diyor.
Okumaya başladığınızdan andan itibaren sizi içine çekecek olan “Babam Mevdudi” kitabını bir solukta okuyacağınızı düşünüyoruz.

Mana Yayınlarının Türkçe’ye kazandırdığı kitap, akıcı ve aynı zamanda sürükleyici bir eser niteliğinde… Öte yandan, kitapta mevdudinin bilinmeyen resimleriden de bir albüm bulunuyor…


'Babam Mevdudi' kitabı sizi çok etkileyecek




 
K

Kaçak

Misafir
#17
Okuyan birisi harbiden değerlendirsin rica ediyorum ...
Reklam kurbanı olmak istemiyorum ..
yeter bu konuda yediğim goller ...
Okumuş ve beğenmiş bir arkadaş açıklamalı izah ederse çok bahtiyar olurum ...
 

|SEÇKiN|

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
25 May 2010
Mesajlar
808
Beğeniler
124
Puanları
0
#18
kitabı bir insan olarak okursanız güzel ve faydalı olduğunda kuşku yok. nihayetinde onu canından, kanından olan biri yazıyor... babasını çok seven bir evlâdın gözüyle okuduğunuzda ideal bir babayı, fikirleriyle yuğrulmuş bir hayranı gözüyle de aynı sonuç çıkacaktır karşımıza; da...

benim asıl merak ettiğim -bu konudaki cehaletimi mazur görürseniz eğer- ona muarız olanların gözüyle -kitapla alakası yok- kendilerinin ve bu saygın islam aliminin durduğu yeri kritize etmeleri...
mesela üstad necip fazıl yıllar önce okuduğum bir kitabında onun için "merdudi" demişti... bildiğim kadarıyla merhum mevdudi'nin tasavvufi ekol ile bir sorunu vardı... lakin, dışında kaldığm, fakat hep merakımı mucip konulardan biridir bu...
 
K

Kaçak

Misafir
#19
Nereden baktığına bağlı derim abi ...
Meşrebin ona buna takke giydirmeye izin veriyor ise , Mevdudininde Takkeli Köyün kavalcısı olması içten değil ..
Kaldıki Necip Fazıl ilim ehli değildir , kalem ehlidir ...
Mevdudi ise , ciddi bir ilmi alt yapı ile gelen birisidir ve geleneksel bir eğitim sistemi içnden gelir ...
Bunun anlamı Necip Fazıl Mevdudinin sıkleti olamaz değildir elbet ...
Lakin getirdiği antitezler birkaç tasavvufi slogana karşıdır ...
Sıkıntı tasavvuf değerlerine bakışı ...
Ki zaten şahsı Fıhki alanda at koşturduğundan anlayacagınız üzere tasavvuf ile çatışmaları oalağan ...
Benim gözümdeki en büyük özelliği ise , zamanı itibariyle çoğu şeyi ilk kez dillendirmesi, teorisini oluşturması ....
Bugün çoğunluğumuzun söyledigi/inandıgı /yaşadığı çoğu söylemin altında Mevdudinin fikir dünyasını görmek mevcut ...
Hatta günümüz yazar çizer alim aydın saygın sınıfından pek çok insanı karşılaştırmalı okursanız aslında Mevdudinin söylemlerinin güncellenmişini bulmanız içten bile değildir ...
Özellikle siyasal/sosyal alanda modern çağa söylem geliştirme yeteneğinin kazanılmasında emeği çoktur sanırım ...
Tüm bunlara rağmen Mevdudi kusursuz değildir elbette , tasavvufcu arkadaşlar yeteri kadar açığını faş edeceklerdir ....
Tefsiri el altı kitaplarındandır bence ...
Severim yahu :)
 

|SEÇKiN|

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
25 May 2010
Mesajlar
808
Beğeniler
124
Puanları
0
#20
Ki zaten şahsı Fıhki alanda at koşturduğundan anlayacagınız üzere tasavvuf ile çatışmaları oalağan ...
ben tasavvufun içinde değilim. Allah ve Resulu haricinde herhangi bir yere bağlılığım yok.
lakin, tasavvufu severim ve bu ülke için varlığına inananlardanım. tasavvufu islam'ın bir terbiye okulu, nezaket ve zerafet kolu olarak gördüm hep.
osmanlıyı tarihin altın sayfalarına yazdıran, ve hatta en idealize bir toplum modeli olmasını sağlayan amil muhakkak ki tasavvuftur...
tekkeleriyle, zaviyeleriyle toplumun en kılcal dokularına kadar nüfuz etmiş bir müessese olarak kabul etmeli ki insani ve medeni standartların çıtasının en yükseklere çıkmasındaki rolü asla inkâr edilemez.

Ancak!

evet ancak, fıkıh ile olan çelişkileri noktasında tasavvufun yanında hiç kimse duramaz, durmamalı da zaten.
sanırım imam-ı Rabbani hz.leri'nin olucak, bi sözü vardı: "şeriate(fıkha) uymayan tasavvuf, tasavvuf değildir" demişti...
osmanlının son asırlarına denk gelen "tasavvufu şeriat dairesinin dışına çıkarma" işleminden soradır ki, hem osmanlının dengeleri bozuldu, hem de tasavvuf tasavvuf olmaktan çıktı, çıkarıldı.
yunuslar, mevlanalar, hacı bektaşi veliler şeriatın içindeki tasavvuf ekolundan yetişip gelmiş insanlardı.
bunun içindir ki, şeyh uçuran, -haşa- Allah ve Resulunden daha ziyade şeyh bağımlısı haline gelen tasavvuf anlayışı ümmetin yıkımı haline geldi bu yüzden.
Abdulhakim arvasi hazretleri şu görüşü ileri sürmüştü: "şeyh, müridi Allaha ulaşmada yola koyan kişidir. onu yola sokunca aradan çekilir" demişti.
buydu işte, benim için gerçek tasavvuf!

sanırım mevdudi'nin karşı çıkmak durumunda olduğu da bu anlayış olsa gerek...

bizi cehaletle itham edecek olan arkadaşlara itiraz hakkım olmayacak...
peşinen söylemiş olayım...
atış serbest! :)
 
Üst