Markist Kürd'lere Cevaplar

M

Murat Sâki

Misafir
Biz kürtler....

mezapotamyanin en eski halklari olarak...
tarihimiz 6 bin yillik bir gecmise dayanir.

son imparatorluk olan "Osmanli Imparatorlugunda".....
kürdistan eyaletin..olarak,67 mebusla temsil edilirdik.

kilic zoruyla"müslüman "olmadan önce.."Zerdüs" inancina
sahipmis atalarimiz.

Zerdüstlük.kavramini olusturan inanc...enerjisini ...
toprak
ates
su...uclüsünü olusturan günes te bütünlestirir..
yani tabiatla baglantli bir inanc.

hatta..osmanliyla..inanc bazinda barisik olmayan "Alevileri"bile
biz kürtler katlettik..!

Osmanli..savasarak serhattan..iceri cekilirken..isyana kalkisan...
ermenileri bile biz kürtler hallettik..!

tarihte..elimize gecen firsatlarla..güclünün yaninda yer alip..
gücsüzü ezdik.!

cumhuriyetin kurulmasindan hemen sonra..kendini biraz ...
garantiye alan..Mustafa Kemal..biz kürtlerin üzerine beton döktü..

tek bayrak tek millet felsefesiyle...kürtlügü..suc unsuru saydi..!
cikan yasalarla...kendi kimligine sahip cikanlari..istiklal mahkemelerine
yolladi.!

dünyadaki..sosyalist..kapitalist...bloklasmasi sürecinde..ülkelerin ..
ic islerine karisilmadigindan dolayi..insan hakki ihlalleri gündemi
mesgul etmiyordu.

kücük caplarda gelisen kürt isyan hareketleri...bastirilarak 28 cisini
buluyordu..

en son isyan olarak degerlendirilen "PKK" isi ulusal uluslarasi..
boyutlara tasidi..

tek kutuplu dünyaya gecildiginde...etnik ve insan haklari adi altnda..
emperyalizm bu tür kozmopolit yapidaki ülkeleri..karistirmaya
basladi.

en son kopenhag kriterlerinin dayatmasiyla..kürt realitesi..
resmen trt de yayin yapilarak tescillendi.

Türkiyeli kimligi altinda.
Anayasal güvencede.
Cogulcu demokrasi icerisinde.
kardes kardes yasamak dilegiyle.

Yazını olduğu gibi yukarı alıp ortaya attığın iddialara açıklık getirmek istedim. Yazının başında kürtlerin Devlet-i Ali (!) Osmanlu döneminde yüksek bir rakamla Meclis’te temsil edildiklerini lakin kılınç zoruyla müslüman olduklarını iddia ediyorsun.

 
M

Murat Sâki

Misafir
İlk önce bu iddiana açıklık getirelim. Kürdistan Eyaleti Osmanlı Meclis-i Ayan’ında yüksek bir katılımla temsil edilmiştir ancak meseleyi bir küçük cümleyle geçiktirmen optimist bir tutum değildir. Kılınç zoruyla müslüman olduğunu iddia ettiğin Kürtlerin çoğunlukta olarak yaşadıkları Kürdistan çoğrafyası Meclis’te Müslüman ve gayr-i müslim azınlıkların temsilcileri ile temsil edilmiştir. Yani bugün kendine Demokratik ve çağdaş gibi iftiraları madalya yapan sözde hukuk devletinden çok daha ileridedir o zamanın koşullarındaki Meclis. Hatta çoğunluk olan kürtler azınlık olan ermenilerden nüfuslarınla oranla daha nacizane temsil hakkına sahip olmuşturlar. Yani kelimenin başında süslediğin ateist sloganların ile cümle uyuşmamaktadır. Kılınç kültürü kendi inancından olmayanları kendi Meclis’inde temsil etmiştir velakin Komunal kültür kendi ideolojisinin dışındaki herkesi KGB finolarının avı yapmıştır.

Yine Kürtlerin kılınç zoruyla müslüman oldukları iddian sadece kendi egoist duygularını tatmin etmek için ortaya attığın spekulativ bir palavradır. Eğer tarihi rasyonal bir tarz ile ele alırsak karşımıza çıkan hep Tanrı’yı arayan insanlar olacaktır. Kimileri O’nu doğada, kimileri İnsanda, kimileri canlılarda aramıştır. Bu arayışlar insanların kendi yarattıkları Tanrıcıklar (!) meydana getirmiştir. Tanrı ile doğurmamış ve Doğrulmamıştır. Her türlü sıfattan münezzehtir. Başı ve Sonu yoktur. Yaratılanların Yaratanı’dır . İlkellikten medeniliğe geçişin bir adımıda Dualist Sümer rahip kültüründen Moneteist İbrahimi çağdaş mesajı anlamaktır. Senin tutumunda gördüğümüz bilge Zerdüşt’ün tevhide yakın mesajlarını özünden uzaklaştırıp O’nun mesajlarını neolitik med-aryen kültürü ile boyalayıp dualizme yönlendirmektir ki, bu gerçekleri çarpıtmaktır. Ayrıca meseleye teolojik noktadan yaklaşırsak eğer her inanç insanları kendine davet etmiştir ve davetine şiddetle karşılık verildiğinde savunmaya geçmiştir taraftar kazanmıştır ve güçlendikçe nufüs sahası gelişmiştir. Kutsal dinimiz İslam’ı ele aldığımızda ilk direniş bizzat Hatem’ul Enbiya (s.a.v.)’nın kendi ailesi tarafından gelmiştir. Ellerinde olan Mekke rantını kaybetmemek için bizzat bırakalım kendi ırkını kendi ailesi bile direnmiştir. İslam ise kendisine gönül bağlayanlar ile direnenleri İslam’a davet etmiş, Medine’de bir medeniyet kurmuş ve Medine Vesikası ile çağdaş insan haklarının meden-i iftiharı olmuş ve sonuç olarak Cihad’lar ile medeniyetin doruğuna ulaşmıştır. Senin için bu durum Arap’ların kılınç zoruyla müslüman olmasıdır. Yine senin gibilerine göre Türk-Faris-Kürt vs. Milletler yine aynı şekilde kılınç zoruyla müslüman olmuşturlar. Halbuki sosyolojik kaynaklar hiç bir toplumun bir başka inanca kılınç zoruyla geçmediklerini insanoğluna izah etmekteler. Buna en güzel örnek islam topraklarında yaşayan gayr-i müslim azınlıklardır. Eğer inanç zor ile gelişseydi bu azınlıklar ve mensup oldukları soylar küllen müslüman olurlardı. İnançlarda iman üzerine bir bağlılık vardır ancak senin gibi iman kavramından bihaber modern Ate’ler için anlaşılması zor olan zaten budur. Dogma deyip atarsınız bu izahatı üzerinizden derinlemesine inceleyip toplumların hayatlarını yeniden düzenleyen Din gerçeğini inkar etmek sizin için en sekter çözümdür.

Zerdüşt Su- Toprak-Ateş’i ilahlaştıran ilkel bir dualist değildir. O’nu ve O’nun gösterdiği yolu bu kadar basite indirgemek başta O’nun hayatına hakaret etmektir. Zerdüşt kendisi öncesi Mecusi Aryen toplumları doğa tanrılarını bir tarafa bırakıp tek tanrı inancına çağıran bir çağrıcıdır. O’nu üstün tutan bu medeni tarafıdır. O İbrahim (a.s.)’ın çağındaki bir çağdaşıdır. O’nu savunma iddiasıyla O’nun düşüncelerini dinamitlemek O’na yapılacak en büyük ahlaksızlıktır.

Ayrıca Kürtlerin bundan yüzlerce sene evvel birçok milletten önce kürtçe mevlütler yazdıklarını, Kur’an-ı Kerim’in Kürtçe mealini yazdıklarını onlarca kitap yüzbinlerce beyit yazdıklarını düşünürsek kılınç zoruyla vucut bulmuş bir medeniyetin bu kadar yüksek noktalara gelmesi diyaletik gerçeklikle uyuşmaz. Ortada sadece sizin tarafınızdan sıkılmış serseri bir kurşun bulunmaktadır hedefini arayan biz o hedef olmayacağız.

Kürtleri Ermeni ve Alevi soykırımcılığıyla suçluyorsun. Bu yazınla siz sol-marksist çevrenin en büyük çelişkisini dışa vuruyorsun. Kürtlük adına kürtleri kötülemek ve aşağılamak. Sanırım Dünya’nın hiçbir yerinde böylesine bir Mİlliyetçilik mevzu-bahis değildir. İlk önce ne Osmanlı’lar İslamiyetin Ehl-i Sünnet anlayışının yegane temsilcileridir nede Safeviler Aleviliğin konsolosluklarıdır. Bu iki imparatorluğu iki inanc yaklaşımının elçiliği olarak görmek meseleye yüzeysel yaklaşmaktır. Konu tarihi bir vak’a dır. Kürtler Osmanlı işbirliği öncesi ilk ilişkiye geçişi Safeviler’le sağlamışlardır. İsmail Hatai’nin hükümetine adamlar yollamış işbirliği teklif etmişlerdir. Kürt Elçileri zindanlara tıkayıp tüm Kürdistan çoğrafyasına Şia-Alevi Farisi Valiler atayan Safeviler Kürtlerin düşmanlıklarını kendi ırkçı ve hoşgörüsüz tutumlarıyla kazanmışlardır. Kürtler yolladıkları elçilerine yapılan bu terbiyesizlik sonrası yan değiştirmiş ve kendi çıkarları doğrultusunda jeo-politik davranmışlardır. Dönemin şartıları göz önüne alındığında uyguladıkları konsept rasyonaldır. Zaten bu ittifak sonrası kendi bölgelerinde dönemin koşullarına göre çok büyük bir refaha kavuşmuşturlar. Tarihi olarak olaya bakarsak o zamanın koşullarında izlenen siyaset doğrudur ancak ideoloji üzerinden tarih yapanlar tabii ki diyaletiklerini akıla değil nefrete göre ayarlıyorlar. Ermeni soykırımı iddianız ise kürtlüğe kanaatimce ihanettir. Kendi halkını soykırımcı olmakla itham eden bir anlayış ölü bir ruhu temsil etmektedir. Kürtler kendi çoğrafyalarının Kuzey parçasını temsil eden bölgede yüzyıllarca ermeniler ile iç içe yaşamışlardır. Bu süreç içeresinde bazı küçük münferit vak’a lar hariç hatırlarda kazılı kötü bir geçmiş vuku bulmamıştır iki toplum arasında. Ancak ittihad-i terakki müttefiği modernist bir ermeni cephe kozları eline geçirip tüm kuzey parçasında denetimi ele geçirip yavaş yavaş kendini dayatmaya başladıkça bu despot tutuma karşı bir kıvılcım kürt milleti içinde oluşmuştur. Özellikle Komitacı Ermenilerin öldürdükleri 52000 civarındaki sivil Kürt ve hergeçen gün denetimin kürtlerin elinden kayması kürtleri bu dinler savaşında Ermenilere karşı vatanlarını müdafaaya zorlamıştır.Kürtler Ermenilere karşı savaştıkları gibi Türk-Arap-Azeri-Fars-Süryani unsurlarlada savaşmışlardır, lakin bu gayr-i islami milletlerin koruyucu melekliğine soyunmanız sadece ve sadece sizin ne kadar anti-islami bir yapıda olduğunuzu göstermektedir. Kürtler bir ulusu toptan katletmemiş aksine yok olmamak için kendi topraklarını korumuşlardır. Kürdistan ne D.Anadolu bölgesidir. Ne Batı Azerbeycan’dır,ne Süryani imparatorluğudur, ne Batı Ermenistan’dır , Ne İran’ın bir parçasıdır nede Büyük Arabistan’ın çölsüz toprakları hele İsrail’in arz-u medut toprakları hiç değildir. Bunlardan bazılarına dost olanlar olsa olsa kürtlük adına halklarına ihanet eden işbirlikçilerdir. Ayrıca Sevr anlaşmasına imza adan Şerif Paşa’nın bizzat kendisinin elim bu anlaşmayı imzaladı ancak yüreğim kann ağlıyor demesi ve kürdistan coğrafyasında ermenilerin özellikle Viyana’daki 1. Dünya kongresiyle başlayan anti-kürdist tutumları bu halkla kürtlerin arasını açmıştır. Ne öldürülen 52000 kürt ermenileri soykırımcı yapar nede öldürülen ermeniler kürtleri soykırımcı yapar. Artık sol maske ile kürtlere hakaret etmeyi ve aşağılamayı bırakın. Kürtçülük adı altında kendi halkınızı hor görmeye ve tarihsel gerçekliklerini es geçip frengleştirmekten vazgeçin.

Kürtlerin her zaman güçlünün yanında yer alıp güçsüzü ezdiğini iddia ediyorsunuz. Buna ancak azı dişleriyle gülerdim ancak Din’im bunu bana yasaklıyor. Af edersiniz ancak İngiliz uçakları 80 küsur sene evvel arapların çıkarları için kürt mücahitleri bombalarken, Fransızlar denetimlerindeki Suriye’de Demiryollarından Kemal Paşa askerlerini Şeyh Sait mücahitleri üzerine salarlarken. Kadı Muhammed’in Devletini ABD-Sovyet işbirliği yıkarken acaba aynı Kürtler neden hiç destek alamadılar. Kürtler bugün birkaç aşiretin birleşmesinden devletleşen hicaz emirliklerinin neden arkasında kaldılar. Artık bırakın şu sol şablonculuğu ve size zor olan birşeyi deneyin Dürüst olun.

Emperyalizm’in insan hakları ve demokrasi taleplerini soğuk savaş sonrası tek kutuplu dünyada kendi çıkarlarını korumak için kalkan olarak gördüğünü iddia ediyorsunuz, yani bir anlamda sizin için Kürtler büyük sömürgeci güçlerin kuklaları ve partileri büyük güçlerin piyonları. Bu lafınızı okuyunca içimden sadece suratınıza tükürmek geliyor. Bugün bu kürt-sol çevrelerinin neden bu kadar çabuk teslimeyetçi olduklarını sizin bu son yazınızdan daha iyi anlıyorum. Sizde kürtlük bir milli değil ideolojik kimlik. Siz kitaplar aracılığıyla ideolojiniz için kürt olmuşsunuz durum böyle olunca ideolojik çıkarlarınız için bir çırpıda kürtlüğünüzü ayaklarınızın altında eziyorsunuz. İşte bu yüzden siz solcular kürtlük adına işe başlayınca bir insan kazanırken on insan kaybettiriyorsunuz. ÇÜnkü bizzat kendiniz Kürtlüğünüzle çelişiyorsunuz.Sizin naylon kürtlüğünüz toplum tarafından destek görmüyor sadece duygusal bir destek alıyorsunuz ve başarıya ulaşamıyorsunuz. Çünkü sizin başarınız bu halkın başarısızlığıdır.

Kürt kimliği dayatma ile değil bu halkın yıllardır gösterdiği kahraman direnişci tavır ile kazanıldı. Bunu aklınıza artık koyun. Bu halk birilerinin uşağı değildir eğer ortada bir uşak var ise oda sizlersiniz.

Son yazdıklarınızı ise elimin tersiyle ret ediyorum


Hazırlayan: zınar

(2005 - Yaz)
 

kemalali

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
18 Ağu 2006
Mesajlar
1,560
Puanları
0
Marksist Kürtlre cevap vermeni tebrik ediyorum. Ama kürtçülük yapmanı tasvip etmiyorum. Sagcı Kürtçülügü savunuyorsun.

'' Kürdistan Eyaleti ''
daha hala utanmadan kürdistan deniyor.

'' Türk-Arap-Azeri-Fars-Süryani unsurlarlada savaşmışlardır ''

'' Af edersiniz ancak İngiliz uçakları 80 küsur sene evvel arapların çıkarları için kürt mücahitleri bombalarken ''

'' Kürt kimliği dayatma ile değil bu halkın yıllardır gösterdiği kahraman direnişci
tavır ile kazanıldı. ''

Ayrı kimlikmi varmı ki. Osmanlı ile birlikte direnmiştir. Kürtlerle Türkler etle tırnak gibiydi ama parçalanmıştır.
 
M

Murat Sâki

Misafir
Anlayışınıza hayran kalmamak elde değil. Kürt''çü'' lük demişsiniz bu sonucuda nasıl çıkardınız heyhat..

Ayrıca sağ, sol mevzusundada hiç alakam olmadığı halde alakadar(mışım) gibi kelimeler terennüm ediyorsunuz gülüyorum bunada.

Her şeye ön yargılı yaklaşıyorsunuz.
 

fatihcanery

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
24 Haz 2006
Mesajlar
72
Puanları
0
Ben Onu Bunu Bİlmem.eĞer Bİ İnsan MÜslÜman İse YaŞadiĞi TopraĞin İnsanina KurŞun Sikmaz.bu Benİm Babam Dahİ Olsa En KÖtÜ Cezayi Hak Eder.

Allah Ülkemİzİ Korusun(amİn)
Allah DÜŞmanlarimiza Firsat Vermesİn.
 

halimselim

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
27 Eki 2006
Mesajlar
378
Puanları
0
müslüman kürtler ve türkler anlaşamadığına göre, artık et tırnak olma yolu tıkanmıştır. milliyetçilik müslümanın kanına işlemiş(türkçülük veya kürtçülük).Allah basiret versin bize.
 

tebeyyün

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
1 Tem 2006
Mesajlar
548
Puanları
0
medine vesikasını koyacaktım bu konuya ratladım yeni konu açmaya lüzum görmedim...
..................................................................

Bismillâhirrahmânirrahîm.
1-)Bu kitap (yazı), Peygamber Muhammed tarafından Kureyşli ve Yesribli mü’minler ve müslümanlar ve bunlara tabi olanlarla yine onlara sonradan iltihak etmiş olanlar ve onlarla beraber cihad edenler için (olmak üzere tanzim edilmiştir.)

2-)Işte bunlar, diğer insanlardan ayrı bir ümmet (câmi'a) teşlil ederler.

3-)Kureyş'den olan Muhacirler, kendi aralarında âdet olduğu veçhile kan diyetlerini ödemeye iştirak ederler ve onlar harp esirlerinin fidyei necâtını mü'minler arasındaki iyi ve mâkul bilinen esaslara ve adâlet umdelerine göre ödemeye iştirak edeceklerdir.

4-)Benû 'Avf'lar kendi aralarında âdet olduğu vechile, evvelki şekiller altında kan diyetlerini ödemeye iştirak edeceklerdir ve (müslümanların teşkil ettiği) her zümre (taife), harp esirlerinin fidyei necâtını mü'minler arasındaki iyi ve mâkul bilinen esaslara ve adâlet umdelerine göre tediyeye iştirak edeceklerdir.

5-)Benû Hârisler, kendi aralarında âdet olduğu veçhile evvelki, şekiller altında kan diyetlerini ödemeye ve her bir zümre, harp esirlerinin fidyei necâtını, mü'minler arasında iyi ve mâ
kul bilinen esaslara ve adâlet umdelerine göre tediyeye iştirak edeceklerdir.

6-)Benû Sâide'ler, kendi aralarında âdet olduğu veçhile, evvelki esirlerinin fidyei necâtını, mü'minler arasındaki iyi ve mâkul bilinen esaslara ve adâlet umdelerine göre tediyeye iştirak edeceklerdir.

7-)Benû Cuşem'ler, kendi aralarında âdet olduğu veçhile, evvelki şekiler altında kan diyetlerini ödemeye ve her zümre, harp esirlerinin fidyei necâtını, mü'minler arasındaki iyi ve mâ
kul bilinen esaslara ve aâlet umdelerine göre tediyeye iştirak edeceklerdir.

:cool:Benû'n-Neccâr'lar kendi aralarında âdet olduğu veçhile, evvelki şekiller altında kan diyetlerini ödemeye ve her bir zümre, harp esirlerinin fidyei necâtını, mü'minler arasındaki iyi ve mâkul bilinen esaslara ve adâlet umdelerine göre tediyeye iştirak edeceklerdir.

9-)Benû 'Amr Ibn 'Avf'lar, kendi aralarında âdet olduğu veçhile, evvelki şekiller altında kan diyetlerini ödemeye ve her bir zümre, harp esirlerinin fidyei necâtını, mü'minler arasındaki iyi ve mâkul bilinen esaslara ve adâlet umdelerine göre tediyeye iştiraık edeceklerdir.

10-)Benû'n-Nebît'ler, kendi aralarında âdet olduğu veçhile, evvelki şekiller altında kan diyetlerini ödemeye ve her bir zümre, harp esirlerinin fidyei necâtını, mü'minler arasındaki iyi ve mâkul bilinen esaslara ve adâlet umdelerine göre tediyeye iştirak edeceklerdir.

11-)Benû'l-Evs'ler, kendi aralarında âdet olduğu veçhile, evvelki şekiller altında kan diyetlerini ödemeye ve her bir zümre, harp esirlerinin fidyei necâtını, mü'minler arasındaki iyi ve mâ
kul bilinen esaslara ve adâlet umdelerine göre tediyeye iştirak edeceklerdir.

12-)Mü'minler kendi aralarında ağır malî mes'uliyetler altında bulunan hiç kimsei (bu halde) bırakmayacaklar, fidyei necât veya kan diyeti gibi borçlerını iyi ve mâkul bilinen esaslara göre vereceklerdir.

12/b-)Hiçbir mü'min diğer bir mü'minin mevlâsına (kendisi ile akdî kardeşlik râbıtası kurulmuş kimse) mümâna'at edemez (diğer bir okunuşa göre:Hiçbir mü'min diğer bir mü'minin mevlâsı ile, onun aleyhine olmak üzere bir anlaşma yapamayacaktır.)

13-)Takvâ sahibi mü'minler, kendi aralarında mütecâvize ve haksız bir fiil îkaını tasarlayan yahut bir cürüm yahut bir hakka tecavüz veyahut da mü'minler arasında bir karışıklık çıkarma kasdını taşıyan kimseye karşı olacaklar ve bu kimse onlardan birinin evlâdı bile olsa, hepsinin elleri onun aleyhine kalkacaktır.

14-)Hiçbir mü'min bir kâfir için, bir mü'mini öldüremez ve bir mü'min aleyhine hiçbir kâfire yardım edemez.

15-)Allah'ın zimmeti (himaye ve teminâtı) bir tekdir; (müminlerin en ehemmiyetsizlerinden birinin tanıdığı himâye) onların hepsi için hüküm ifede eder. Zîra mü'minler, diğer insanlardan ayrıolarak birbirlerinin mevlâsı (kardeşi) durumun-dadırlar.

16-)Yahudilerden bize tâbi olanlar, zulme uğramaksızın ve onlara muârız olanlarla yardımlaşılmaksızın, yardım ve müzâheretimize hak kazanacaklardır.

17-)Sulh, mü'minler arasında bir tekdir. Hiçbir mü'min Allah yolunda girişilen bir harpde, diğer mü'minleri hâriç tutarak, bir sulh anlaşması akdedemez; bu sulh, ancak onlar (mü'minler) arasında umumiyet ve adâlet esasları üzere yapılacaktır.

1:cool:Bizimle beraber harbe iştirak eden bütün (askerî) birlikler, birbirleriyle münâvebe edecek-lerdir.

19-)Mü'minler, birbirlerinin Allah yolunda (uğrunda) akan kanlarının intikamını alacaklardır.

20-)Takvâ sahibi mü'minler, en iyi ve en doğru yol üzerinde bulunurlar.

20/b-)Hiçbir müşrik, bir Kureyşlinin mal ve canını himâyesi altına alamaz ve hiçbir mü'mine bu hususta engel olamaz (yani Kureyşliye hücûm etmesine mani olamaz.)

21-)Herhangi bir kimsenin, bir müminin ölümüne sebep olduğu katî delillerle sâbit olur da maktûlün velîsi (hakkını müdafaa eden) rızâ göstermezse, kısas hükümlerine tabî olur; bu halde bütün mü'minler ona karşı olurlar. Ancak bunlara, sadece (bu kaidenin) tatbiki için hareket etmek helâl (doğru) olur.

22-)Bu sahife (yazı)nın muhteviyatını kabul eden, Allah'a ve ahiret gününe inanan bir mü'minin bir kaatile yardım etmesi ve ona sığınacak bir yer temin etmesi helâl (doğru) değildir; ona yardım eden veya sığınacak bir yer gösteren Kıyamet günü Allah'ın lânet ve gadabına uğrayacaktır ki o zaman artık kendisinden ne bir para tediyesi ve ne de bir tavîz alınacaktır.

23-)Üzerinde ihtilafa düştüğünüz herhangi bir şey, Allah'a ve Muhammed'e götürülecektir.

24-)Yahudiler, mü'minler gibi, muharebe devam ettiği müddetçe (kendi harp) masraflarını karşılamak mecburiyetindedirler.

25-)Benû 'Avf yahudileri, mü'minlerle birlikte (Ibn Hişam'da bu, “ma'a” (=ile) olarak, Ebû Ubeyde'de ise “min” (=den) olarak zikredilir) bir ümmet :)câmi'a) teşkil ederler. Yahudilerin dinleri kendilerine, mü'minlerin dinleri kendilerinedir. Buna gerek mevlâları ve gerekse bizzat kendileri dahildirler.

25/b-)Yalnız kim ki haksız bir fiil irtikâb eder veya bir cürüm îkâ eder, o sadece kendine ve âile efradına zarar (vermiş) olacaktır.

26-)Benûn- Neccâr Yahudileri de Benû 'Avf Yahudileri gibi aynı (haklara) sahib olacaklardır.

27-)Benû’l-Haris Yahudileri de Benû 'Avf Yahudileri gibi aynı (haklara) sahib olacaklardır.
2:cool:Benû Sâ'ide Yahudileri de Benû 'Avf Yahudileri gibi aynı (haklara) sahib olacaklardır.
29-)Benû Cuşem Yahudileri de Benû 'Avf Yahudileri gibi aynı (haklara) sahip olacaklardır.
30-)Benû'l-Evs Yahudileri de Benû 'Avf Yahudileri gibi aynı (haklara) sahip olacaklardır.
31-)Benû Sa'lebe Yahudileri de Benû 'Avf Yahudileri gibi aynı (haklara) sahib olacaklardır. Yalnız kim ki haksız bir fiil irtikâb eder veya bir cürüm îka eder, o sadece kendini ve aile efradını zarardîde etmiş olacaktır.

32-)Cefne (ailesi) Sa'lebenin bir kolu (batn)dur; bu bakımdan Sa'lebe'ler gibi mülâhaza oluna-caklardır.

33-)Benû'ş-Şuteybe de Benû 'Avf Yahudileri gibi aynı (haklara) sahib olacaklardır. (kaidelere) muhakkak riayet edilecek, bunlara aykırı hareket olmayacaktır.

34-)Sa'lebe'nin mevlâları, bizzat Sa'lebeler gibi mülâhaza olunacaklardır.

35-)Yahudilere sığınmış olan kimseler (Bitâne), bizzat Yahudiler gibi mülâhaza olunacaklardır.

36-)Bunlar (yahudiler)'dan hiçbir kimse (müslümanlarla birlikte bir askerî sefere), Muham-med'in müsaadesi olmadan çıkamayacaktır.

36/b-)Bir yaralamanın intikamını almak yasak edilemeyecektir. Muhakkak ki bir kimse bir adam öldürecek olursa neticede kendini ve âile efradını mes'uliyet altına sokar; aksi halde haksızlık olacaktır (yani bu kaideye riâyet etmeyen bir kimse haksız vaziyette olacaktır.) Allah bu yazıya en iyi riâyet edenlerle beraberdir.

37-)(Bir Harp vukuunda) Yahudilerin masrafları kendi üzerine ve müslümanların masrafları kendi üzerindedir. Muhakkak ki bu sahîfede (yazıda) gösterilen kimselere harp açanlara karşı, onlar kendi aralarında yardımlaşacaklardır. Onlar arasında hayırhahlık ve iyi davranış bulunacaktır. (kaidelere) muhakkak riayet edilecek, bunlara aykırı hareketler olmayacaktır.

37/b-)Hiçbir kimse müttefikine karşı bir cürüm îka edemez:Muhakkak ki zulmedilene yardım edilecektir.

3:cool:Yahudiler müslümanlarla birlikte, beraberce harp ettikleri müddetçe masrafda bulunacaklardır.

39-)Bu sahîfenin (yazının) gösterdiği kimse lehine Yesrib vâdisi dahili (cevf), harâm (Mukaddes) bir yerdir.

40-)Himâye altındaki kimse (cârr), bizzat himaye eden kimse gibidir; ne zulmedilir ve ne de (kendisi) cürüm îka edecektir.

41-)Himâye verme hakkına sahip kimselerin izni müstesna, bir himaye hakkı verilemez.

42-)Bu sahîfede (yazıda) gösterilen kimseler arasında zuhurundan korkulan bütün öldürme yahut münâzaa vak'alarının Allah'a ve Resûlüllah Muhammed'e götürülmeleri gerekir. Allah bu sahîfeye (yazıya) en kuvvetli ve en iyi riâyet edenlerle beraberdir.

43-)Ne Kureyşliler ve ne de onlara yardım edecek olanlar, himâye altına alınmayacaklardır.

44-)Onlar (=Müslümanlar ve Yahudiler) arasında, Yesrib'e hücüm edecek kimselere karşı yardımlaşma yapılacaktır.

45-)Şayet onlar (yahudiler), (Müslümanlar tarafından) bir sulh akdetmeye veya bir sulh akdine iştirake davet olunurlarsa, bunu doğrudan doğruya akdedecekler veya ona iştirak edeceklerdir. Şayet onlar (Yahudiler), (müslümanlara) aynı şeyleri teklif edecek olursa, mü'minlere karşı aynı haklara sahip olacaklardır;din mevzuunda girişilen harp vak'aları müstesnadır.

45/b-)Her bir zümre, kendilerine ait mıntıkadan (gerek müdafaa ve gerekse sâir ihtiyaçlar hususunda) mes'üldür.

46-)Bu sahifede (yazıda) gösterilen kimseler için ihdas edilen şartlar, aynı şekilde Evs Yahudilerine, yani onların mevlâlarına ve bizzat kendi şahıslarına, bu sahifede (yazıda) gösterilen kimseler tarafından sıkı ve tam bir muhafazakarlık ile tatbik olunur. (kaidelere) mahakkak riâyet edilecek, bunlara aykırı hareket olmayacaktır. Ve haksız şekilde kazanç temin edenler, sadece kendi nefsine zarar vermişolurlar. Allah bu sahifede (yazıda) gösterilen maddelere en doğru ve en mükemmel riâyet edenlerle beraberdir.

47-)Bu kitap (yazı), bir haksız fiil îka eden veya cürüm işleyen (ile cezâ) arasında engel olarak giremz. Kim ki bir harbe çıkar, emniyette olur veya kim ki Medine'de kalırsa yine emniyet içindedir;haksız bir fiil ve cürüm îkaı hallerini, (bu sahîfeyi) tam bir sadakat ve dikkat içinde muhafaza eden kimseler üzerinde tutacaklardır.

 
Üst