• Reklamsız versiyon için ÜYE OL

Kadına En Büyük Şiddet, Demokrasidir!

leylinur

ARŞ.YAZAR,RADYO PROG
İhvan Üyesi
Katılım
26 Haz 2010
Mesajlar
2,329
Beğeniler
102
Puanları
0
#1
Kadına En Büyük Şiddet, Demokrasidir!
Abdullah HAKTANKAÇMAZ / 05.03.12

Uzun solukta kadına şiddeti engellemekle alakalı konular hiç düşmüyor gündemden. 24 Şubat 2012 Cuma günü TBMM’ne “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi”ne dair kanun tasarısı sunuldu. Tasarıda birçok ilgi çekici nokta var.
Örneğin;
a) Boşanmış ve nikâhsız birlikteliği olan kadınları koruyamayan Aile Koruma Kanunu tarih oluyor.
b) Bu kanun kapsamında Kadın ve çocuklara şiddet uygulayanlar, Hâkim tarafından gerekli görülmesi halinde tedavi için hastaneye yatırılabilecek.
c) Erkekler, sadece şiddet uyguladığı kadına değil, çocuklarına, kadının tanıklarına da yaklaşmaktan men edilecek.
d) Şiddet uygulayan erkekler evlerinden olacak ve mağdur kadının rızası olmadan da kendi sahip olduğu evini satamayacak.
e) Şiddet uygulanan kadına “evine dön” denmeyecek kendisine barınacak yer tahsis edilecek.
f) Hâkimler faile yönelik tedbir ve mağdur kadına yönelik koruma kararlarını duruşmasız\muhakemesiz tamamen dosya üzerinden karara bağlayabilecek.
g) Erkeklere öfkelerini kontrol etme programları uygulanacak.
h) Televizyonlar ayda 90 dakika şiddetle alakalı filmler yayınlayacak.
İşte kanun tasarısının içeriği böyle… Yalnız, bu kanun tasarısını dikkatlice ve derinlemesine inceleyenler görürler ki; bu tasarı, kadına şiddet sorununu çözmekten çok uzaktır. Tasarı sorun ortaya çıktıktan sonraki durumla alakalı. Oysaki sorun, uzman bir doktor titizliğiyle incelenmeli, sorunun kökenine inilmeli, sorunun neden ve nasıl oluştuğu teşhis edilmeli ve böylece sorun daha ortaya çıkmadan önlenmeliydi. Sorun ortaya çıktıktan sonra onu çözmeye çalışmak, macera aramaktır başka değil.
Cumhuriyet tarihinde karşımıza çokça çıkan bu ve buna benzer kanunlar, hiçbir zaman çözüm getiremeyeceği gibi, sorunun içinden çıkılmaz bir hale dönüşmesine de sebep olacaktır. İşte bu kanunların ne kadar fasit ve kadına şiddetin engellenmesinden ne kadar uzak olduğunu ispatlayan bir örnek… Kadının kendi ağzıyla aktaralım: “Kocamdan geçim sıkıntısından dolayı bir tokat yedim, aslında kabahat benimdi. Kocam işsiz olduğundan dolayı ona çok söyleniyordum, gururuma yediremedim ve kocamı karakola şikâyet ettim. Kocamı nezarete aldılar o gece yaptığımın ne kadar yanlış olduğunu anladım, karakola gidip şikâyetimi geri aldım, kocamı mahkemeye sevk edeceklerini, artık çok geç olduğunu söylediler. Mahkeme günü çok pişman olduğumu hâkime bir bir anlattım. Hâkim ise 10 yıla hükmetti. Kocamın yüzüne bakıp hâkime şöyle dedim: İki çocuğum var, şimdi onlara kim bakacak, siz bu verdiğiniz kararla benim yuvamı dağıttınız.”
Hem bu vaka, hem de 14 yıl önce yürürlüğe konulan Aile Koruma Kanunu’nun tarih olması bizi tasdikler, doğrular nitelikte. Demokrasiyle/Laiklikle yönetilen bir ülkede sorun ortaya çıkmadan engellemek, Demokrasinin esasına ters düştüğünden yani özgürlükleri kısıtlayacağından dolayı imkânsızdır. Peki, ama bu sorunun kesinlikle bir çözümü yok mu? Var! Evet, kesinlikle var. Sadece kadına şiddetin engellenmesi sorunu değil, insanın hayatında karşılaşabileceği bütün sorunları, insanları tatmin ederek, kalplerine güven vererek ve de yaratılışlarıyla örtüşür bir şekilde çözecek olan yegâne çözüm İslam’dır; O’nun devletidir yani İslam Hilafet Devleti’dir.
Nasıl mı?
Çözümün nasıllığını izah etmeden önce, çözümün net bir şekilde anlaşılması için konumuza ışık tutacak bazı tarihî malumatlara bakalım…
Kadınların varlığı, ilk insan ve ilk nebi olan Âdem Aleyhi’s-Selam’a eş olarak yaratılan Havva validemizle başlayıp günümüze kadar gelmiştir. Bu süreç içerisinde birçok kez ve farklı farklı konumlarda karşımıza çıkmıştır, kadın... Mesela, Antik Yunan dönemlerinde bazen tanrıları memnun etmek için adak edilirlerken bazen de tanrıça olarak karşımıza çıkmaktadır. Yine 1300’lü yıllarda hüküm süren papazlar ve kardinaller, o zaman ki Hristiyanlara şöyle sesleniyorlardı; Âdem, Havva’ya aldandığından dolayı dünyaya sürgün edilmiştir, o bir kadındır ve kadınlar sizi aldatabilirler, onlar uğursuzdur. İşte sizin bu uğursuzluktan kurtulabilmeniz için, evleneceğiniz kadınların evvelce bizim gibi din adamlarının yataklarından geçmesi lazımdır ki bu uğursuzlukları ortadan kalksın. Buna itiraz eden kadınları herkesin gözü önünde aforoz etmekle tehdit ediyorlardı, Bazen bu tehditlerini fiili olarak icra da ediyorlardı, Daha sonraları 1789 Fransız ihtilalinden sonra ortaya çıkan laiklik fikrini insanlara enjekte etmek için kullanıldılar kadınlar.
Kâfir Batı’da bunlar yaşanırken, Arap Yarımadası’nda da bu gibi durumlar yaşanıyordu. Mekke müşrikleri başta olmak üzere tüm Arap Yarımadası içinde bulundukları vahşi durumdan dolayı kız çocuklarını bir utanç vesilesi olarak görüp diri diri toprağa gömüyorlardı. Çünkü o zaman ki yöneticiler, Daru’n-Nedve sakinleri, kadınları bir meta gibi görüp bu benim olacak diye sahiplenebiliyorlardı. Kadınları kendi şehvetleri için bir paçavra gibi kullanıyorlardı.
İşte Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem, kadınları ve kızları bir eşyadan farklı görmeyen böyle bir topluma geldi. Ve kadınların utanç kaynağı yada eşya olmadığını bilakis; erkeklerin eksik yanlarının olduğunu ve kadınların bu eksik yanları tamamladığını anlattı. “Kızlarınızı diri diri toprağa gömmeyin onlar size Allah’ın birer emanetidir” diyerek kadına gereken en iyi değeri başta bizzat kendisi verdi.
Hatta Medine’de İslam Devleti kurulduktan sonra Rasulullah ve Sahabeler bir seriyeden dönerlerken, Medine’de bir Yahudi, Müslüman bir kadının eteğini arkadan kaldırmış bunun üzerine bir Müslüman kardeşimiz o lanet olasıca Yahudi’yi katletmiş daha sonra bu melun Yahudi’nin akrabaları da Müslüman kardeşimizi şehit etmişlerdir. Bu haber Rasulullah’a ulaşınca, olanca heybetiyle ve ordusuyla o melun Yahudi kabilesinin üzerine yürümüş ve onları Medine’den söküp atmıştır.
İşte Rasulullah ve kadınlara verdiği değer. Allah’a iman etmiş olan bir kadın için gerekirse orduyu bile seferber edebiliyor. Bunun gibi örnekleri saymakla bitiremeyiz. Ama biz İslam’ın Demokrasi vb.den fersah fersah üstün olduğunu­ -gerek kadına verdiği değer, gerekse de diğer bütün konularda- daha iyi anlatmak için birkaç örnek daha vereceğiz.
Örnek 1) Ömer RadiyAllahu Anh halifeliği sırasında, Cuma namazı öncesi bir hutbede kadınların artan mehir taleplerine değinir. Gençlerin hak olan mehirlerin ağırlığından dolayı evlenmekte zorluk çektiklerini ve bu yüzden de kadınlardan mehirlerini çok yüksek tutmamalarını ister. Ömer RadiyAllahu Anh’in hutbesinde şöyle bir ifade de geçer: “Kadınların mehri yüz altın kadar olsun.”
İşte tam bu sırada ihtiyar bir kadın ayağa kalkıp şöyle der: “Sen kim oluyorsun ya Ömer Dilersem Allah’ın izniyle develer yüküyle alabileceğim mehri, sen nasıl yüz altın olarak belirlersin.” Ömer RadiyAllahu Anh aldığı bu tokat gibi cevabın ardından, başını önüne eğerek şöyle der; “Ömer yanıldı, kadın doğruyu söyledi.”
Sözlerin, anlatımda kifayetsiz kaldığı mükemmel bir İslamî atmosfer... İşte Ömer RadiyAllahu Anh, işte onu muhasebe eden ihtiyar kadın...
Örnek 2) İslam Devleti Halifelerinden Halife Mutasım Billah, ordusuyla birlikte Suriye’yle cihad halindedir. O sıralarda bugünkü Ankara civarında Müslüman bir kadının başörtüsüne el uzatılır. Kadın “Ya Mutasım, nerdesin? burada Müslümanların namuslarına el uzatıyorlar.” diye bağırır. Bu haber, Halife Mutasım’a ulaşır. Halife, derhal Suriye’yle cihada ara verip, Ankara üzerine yürür ve Ankara’yı fetheder. İşte benzerini ancak İslam Devleti tarihinde okuyacağımız ve hepimizin “Allah senden razı olsun, ya Mutasım!” dediğimiz müthiş bir sonuç...
Örnek 3) Bir anne, evladını Pakistan sokaklarında satmak için dolaştırıp durmaktadır. Onu görenler nefretle ve şaşkınlıkla sorarlar: “Allah tan korkmuyor musun? Niçin evladını satıyorsun?” Cevap bir o kadar hayret vericidir: “Evladımı Osmanlı için satıyorum, duydum ki Halife zordaymış, hiç param yok. Ben de evladımı satıp parasını Osmanlı’ya göndereceğim.” İşte bir anne, işte uğrunda evlatlar satılan Hilafet ve işte sözün bittiği yer: Hilafet varsa izzet, şeref, haysiyet var; sorun yok! Hilafet yoksa zillet, sefalet, rezalet var; sorun çok!
Kadınlara şiddetin önüne geçmek Hilafetle mümkündür. Çünkü Hilafet; Halkının bütün sorunlarını, Kur’an ve Sünnet’ten istinbat ettiği hükümlerle çözüme kavuşturur. Bu çözümlerde herhangi bir mütenakıslık söz konusu olmaz. Raiyeye itminan verir, güven verir. Hâsılı kadına şiddetin önlenmesi ve bütün sorunlara yegâne çözüm, İslam Hilafet Devleti’dir.
Demokrasinin kadına şiddeti engellemediğini bilakis şiddetin oluşması için bütün sebepleri içinde barındırdığını, bir kadın Yazar şöyle ifade ediyor: “Ne zaman bir fuara gitsem, bacaklarını açıp son model arabaların üstüne oturmuş mini etekli mankenleri görsem içim kalkıyor, midem bulanıyor. Ve şaşırıyorum iyi-kötü birer kişilikleri olan bu kadınlar, orada öylece oturup o arabaların birer aksesuarları gibi pazarlanmayı nasıl içlerine sindiriyorlar? Hem kadın cinsini bu kadar aşağılatan o kadınlara karşı, hem de onları oraya oturtup müşteriyi kandırarak mal satmaya çalışanlara karşı öfke doluyor içim…”
Şimdi Müslüman kadınlara sesleniyorum:
Demokrasi kadına şiddeti engellemez, daha da çoğaltır. Çünkü demokrasi bir kâfir icadıdır. Yıllar önce Irak’a “Demokrasiyi getireceğiz” diyen kâfirlerin, Müslüman kardeşlerimize yaptıkları hâlâ unutulmamıştır. Irak’ın şuan ki durumu da ortadadır. Bu kâfirler, daha geçen günlerde Afganistan’da Kur’an-ı Kerim’i yaktılar. Mısır, Tunus, Libya’nın hali ortadadır. Suriye’de zalim Esad’ın eliyle her gün onlarca Müslüman kardeşlerimizi perişan eden yine bu kâfirler ve onların satılık uşak yöneticileridir. Allahu Teâlâ, bu kâfirler ve onların satılık uşak yöneticileri hakkında şöyle buyuruyor:
“Ey iman edenler! Siz Müslümanlardan başkasını (kâfirleri) sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size şer ve fesat çıkarmada ellerinden geleni artlarına bırakmazlar. Dâima sizin sıkıntıya düşmenizi isterler. Size olan düşmanlıkları, zaten ağızlarından taşıp meydana çıkmıştır. Kalplerinin gizlediği düşmanlık ise daha fazladır.” (Âl-i İmran 118)
“…Onlar sizi sevmezler. Hem huzurunuza geldiler mi “âmenna!” biz de “inandık!” derler. Aralarında baş başa kaldıkları vakit de, size duydukları kin ve düşmanlık sebebiyle, parmaklarını ısırırlar.” (Âl-i İmran 119)
“Size bir ferahlığın, bir nimetin ulaşması onları tasalandırır. Bir fenalığın gelmesine ise, âdeta bayılırlar.” (Âl-i İmran 120)
Ey Müslüman kadınlar! Sizler, biz Müslümanların bacıları, kızları, anneleri, teyzeleri, halaları ve kardeşlerisiniz. Kâfirler ve onların satılık uşak yöneticileri sizleri ve bizleri İslam’dan uzaklaştırmak istiyorlar. Daha önce yaptıkları bütün kanunlara bakın, hiç biri size huzur getirmedi, getirmeyecek de… İslam, ona iman etmiş biz Müslümanlara, tüm şiddetlere karşı güvende olacağımızı vaat ediyor. Allahu Teâlâ’nın gönderdiği din, insanlığa huzur ve güven getirecek yegâne dindir. Ve Müslüman, bu emana ve huzura en layık olandır.
“Allah’a çağıran, salih amel işleyen ve: “Şüphesiz ben Müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kim olabilir?” (Fusillet 31)
 

CENGİZHAN

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2011
Mesajlar
4,261
Beğeniler
86
Puanları
0
#2
Çok zayıf ve sığ bir yazı....

Yazan kişi İslami devleti, şeriat devletini,hilafet devletini methedecek, öğecek ya....
Kadını koruma kanununu bahane ederek bunu yapmaya çalışmış..

Habire İslam dininin kadına verdiği önemi anlatmaya,bu konuda tarihiten uzun uzun hikayeler anlatmış...
SANKİ KİMSE BİLMİYOR DİNİMİZİN KADINA VERDİĞİ ÖNEMİ.....

Yazının güvenilir olmadığı uydurma olduğu, Kadını Koruma kanunu ile ilgili anlattığı hikayeden hemen anlaşılabilir:

“Kocamdan geçim sıkıntısından dolayı
bir tokat yedim, aslında kabahat benimdi. Kocam işsiz olduğundan dolayı ona çok
söyleniyordum, gururuma yediremedim ve kocamı karakola şikâyet ettim. Kocamı
nezarete aldılar o gece yaptığımın ne kadar yanlış olduğunu anladım, karakola
gidip şikâyetimi geri aldım, kocamı mahkemeye sevk edeceklerini, artık çok geç
olduğunu söylediler. Mahkeme günü çok pişman olduğumu hâkime bir bir anlattım.
Hâkim ise 10 yıla hükmetti. Kocamın yüzüne bakıp hâkime şöyle dedim: İki çocuğum
var, şimdi onlara kim bakacak, siz bu verdiğiniz kararla benim yuvamı
dağıttınız.”



Anlatılan bu hikaye gerçek değildir, yazanın yalanı ve uydurmasıdır.

1) Kişiye bir tokat atmak ŞİKAYETE BAĞLI BİR SUÇTUR.
2) Kişi bu suçu şikayet ederse ''SUÇ OLUR''
3) Kişi şikayet etmez ise ''SUÇ DEĞİLDİR''
4) Kişi şikayetinden vaz geçtiği anda ''SUÇ OLMAKTAN ÇIKAR''
5)Şikayetten vaz geçme durumunda:
Konu karakolda iken kapatılır.Savcıya intikal etmişse, savcılıkta kapatılır.
6) Mahkemeye intikal etmiş ise :
HAKİM DAVAYI KAPATMAK,SUÇLUYU SERBEST BIRAKMAK
MECBURİYETİNDEDİR. CEZA VEREMEZ.

7) BİR TOKAT ATMANIN CEZASI, ŞİKAYETTEN VAZ GEÇİLMESE
BİLE EN FAZLA BİR YILDIR.....

Yukarıdaki bilgileri sıradan vatandaşların çok büyük çoğunluğu bilir.Muhtemelen yazıyı yazan kişi de biliyordur.

Ancak yazısına bir gerekçe uydurabilmek adına bu yalan olayı
yazmaktan çekinmemiştir.


Bu durum değerlendirildiğinde yazını ne kadar kof bir yazı olduğu da anlaşılır ....

20-25 yıldır Şeriatla yönetilmekte olan İranda,
Hiçbir erkek kadınına bir tokat bile atmıyordur...MUTLAKA...!!!!:D
 

Büşra

'ana hura!!
Yönetici
Süper Moderatör
Katılım
18 Ağu 2007
Mesajlar
21,774
Beğeniler
2,729
Puanları
113
#3
Siz de şeriat gelince kıldığınız üç vakitten ötürü had uygulanmasından korkuyor olmayasınız @CENGİZHAN kardeş :)

yav eleştirinin bile bir dozajı vardır ne kadar aşağılayıcı ifadeler kullanıyorsunuz mubarek insan!
katılmak zorunda değilsin ki ama sığ,kof ne biliyim bu ifadelerede luzum yok sanki..
 

CENGİZHAN

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2011
Mesajlar
4,261
Beğeniler
86
Puanları
0
#4
Siz de şeriat gelince kıldığınız üç vakitten ötürü had uygulanmasından korkuyor olmayasınız @CENGİZHAN kardeş :)

yav eleştirinin bile bir dozajı vardır ne kadar aşağılayıcı ifadeler kullanıyorsunuz mubarek insan!
katılmak zorunda değilsin ki ama sığ,kof ne biliyim bu ifadelerede luzum yok sanki..


Saygıdeğer kardeş,

Kur'an namaza 3 vakit olarak işaret eder ancak, ben 3 vakit 5
vakit pek ayırım yapmam, kılabildiğim zamanlarda kılarım,
bu zamanlar 5 vakit te olabilir bazen daha fazla da....

Gelelim elşetirimin ağırlığına..
Sizin yazarlık özelliğiniz var ,benimse üzgünüm ki yok...
Yazabildiğim tarz sadece kuru ve yalın AKADEMİK tarzdır.

Yukarıda kullandığım SIĞ, KOF gibi ifadelerim çok mu ağır..??
İnanın tayin edebilecek durumda değilim.
Bu ifadeleri sadece matematiksel olarak ele alıyor ve öyle düşünebiliyorum.

Bana samimi olarak daha yumuşak ne gibi RED ifadeleri
kullanabilirdim........Anlatır ve öğretirseniz sevinirim....
 

bi husben

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
7 Mar 2007
Mesajlar
5,050
Beğeniler
126
Puanları
63
#5
[sıze="3"]



saygıdeğer kardeş,

kur'an namaza 3 vakit olarak işaret eder ancak, ben 3 vakit 5
vakit pek ayırım yapmam, kılabildiğim zamanlarda kılarım,
bu zamanlar 5 vakit te olabilir bazen daha fazla da....

Gelelim elşetirimin ağırlığına..
Sizin yazarlık özelliğiniz var ,benimse üzgünüm ki yok...
Yazabildiğim tarz sadece kuru ve yalın akademik tarzdır.

Yukarıda kullandığım sığ, kof gibi ifadelerim çok mu ağır..??
Inanın tayin edebilecek durumda değilim.
Bu ifadeleri sadece matematiksel olarak ele alıyor ve öyle düşünebiliyorum.

Bana samimi olarak daha yumuşak ne gibi red ifadeleri
kullanabilirdim........anlatır ve öğretirseniz sevinirim....[/sıze]
yahu kafaya gore namaz nasıl olurkı ıslam ummetının 1400 yıldır uzerınde ıttıfalk ettıklerı sekılde namaz kılmak duruken kafaya gore ne demek
sen kafanamı hesap vereceksın cengız yoksa allahamı
sen kafana gore takılacaksan takıl lakın bu fasıd dusuncelerını her yere kusup rezıl etme ortalıgı. Gıt ne yaparsan yap ıstersen rekat aralarında şınav mekık cek bıze ne senden kafandan
 

CENGİZHAN

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2011
Mesajlar
4,261
Beğeniler
86
Puanları
0
#6
yahu kafaya gore namaz nasıl olurkı ıslam ummetının 1400 yıldır uzerınde ıttıfalk ettıklerı sekılde namaz kılmak duruken kafaya gore ne demek
sen kafanamı hesap vereceksın cengız yoksa allahamı
sen kafana gore takılacaksan takıl lakın bu fasıd dusuncelerını her yere kusup rezıl etme ortalıgı. Gıt ne yaparsan yap ıstersen rekat aralarında şınav mekık cek bıze ne senden kafandan

Saygıdeğer husben efendi kardeş,

Peygamberimiz Mekkede, Mekkeli putperestlere iSLAMI VE KUR'ANI ilk teğliğ ettiğinde....
Mekkeli putperestler Peygamberimize ne demişlerdi...
Biliyormusun..????

-Binlerce yıldır bizim ümmetimizin,atalatımızın taptığı putları,inancı bırakıp ,senin sözlerine mi inanacağız..???

Kur'anda yüce Allahın onlara ne cevap verdiğini biliyorsundur..
Bilmiyorsan Birazcık Kur'an-ı Kerim oku...Öğren..

Husben efendi sen şimdi kalkmış bana ,Mekkeli putperestlerin
peygamberimize söylediği aynı şeyleri söylüyorsun.....!!!!!!

-ıslam ummetının 1400 yıldır uzerınde ıttıfalk ettıklerı sekılde namaz kılmak
Husben efendi.......
Ben namazımı islam ümmeti için kılmıyorum....
Ben namazımı YÜCE YARATANIM için kılıyorum...
İslam ümmetinin kulu değilim..
Yüce Allahın kuluyum..
İslam ümmetinin ne dediğine bakmam...
Yüce Allahın SÖZÜNE..KUR'ANI KERİME BAKARIM...

Ben Yüce Allahın ipine.....Kur'an-ı Kerimin İPİNE SARILIRIM...

Sen ve senin gibiler KUR'ANI bir tarafa bırakıp, ümmetinizin ,1400 yıllık atalarınızın peşinden gidebilirsiniz...
Sana hiçbir lafım olmaz..Dilediğin yola gidebilirsin..
Yapabileceğim tek şey seni KUR'AN-I KERİME davet etmek olur...

Lutfen sende Benim Yüce Allah kıldığım namazlara karışma..
Benim kıldığı namaz Allahımla benim aramdadır...
Namazlarımı senin değil, Yüce Allahım kabulüne sunuyorum...

Sen yukardaki yazınla kul hakkına girdin......
Senin affetmesi için Yüce Allah dua edeceğim...
İnşallah affolursun....
 

mahmud enes

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
24 Nis 2010
Mesajlar
708
Beğeniler
42
Puanları
0
#7
eksik ve sırası yanlış olmuş

en büyük 2 şiddetten birincisi feminizmdir. 2 . ise feministler. bunların islamla alakaları yok. öldükleri zaman vasiyetleri beni yakın olur. muhteşem rezalet dizininin senartisinnde olduğu gibi.
 

CENGİZHAN

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2011
Mesajlar
4,261
Beğeniler
86
Puanları
0
#8
Kadın haklarını korumaya, kadınların şiddet görmelerini
engelleme ekolüne feminizm denir.
Ancak bu ekol kadın haklarını koruma konusunda biraz aşırı tepkiler gösterir, amaçları için sert tedbirlere de baş vururlar...

Ancak feminist olabilmek için belirli bir üst düzey eğitime sahip olmak gerekir...

Eğitimi yetersiz ve çok kısır olan bazı erkekler feminizmi anlayabilme eğitim ve yeteneğinde olmadıkları için..
Ne yaptıklarını bile bilmeden feminizmi kotülemeye çalışırlar...
Çünkü kişi ne olduğunu bilmediği şeylerden KORKAR.....
 

mavera_agd

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ağu 2009
Mesajlar
734
Beğeniler
55
Puanları
0
#9




Saygıdeğer kardeş,

Kur'an namaza 3 vakit olarak işaret eder ancak, ben 3 vakit 5
vakit pek ayırım yapmam, kılabildiğim zamanlarda kılarım,
bu zamanlar 5 vakit te olabilir bazen daha fazla da....

Gelelim elşetirimin ağırlığına..
Sizin yazarlık özelliğiniz var ,benimse üzgünüm ki yok...
Yazabildiğim tarz sadece kuru ve yalın AKADEMİK tarzdır.

Yukarıda kullandığım SIĞ, KOF gibi ifadelerim çok mu ağır..??
İnanın tayin edebilecek durumda değilim.
Bu ifadeleri sadece matematiksel olarak ele alıyor ve öyle düşünebiliyorum.

Bana samimi olarak daha yumuşak ne gibi RED ifadeleri
kullanabilirdim........Anlatır ve öğretirseniz sevinirim....
Müctehidlere niçin atıp tuttuğunuz belli oldu...

Hadsiz... Kuranda üç vakit geçiyor diye namazını üç vaki kılıyormuş bak bak...İslamı değil, Kendi dinimi yaşıyorum desenize siz buna... Mütevatirle, rivayetlerle gelen bilgilere ata dini mi diyorsun? Yoksa işinize mi geliyor... Söylemlerinizde hiç mi samimi değilsiniz... Namaz 5 vakittir bunu bize Efendimiz öğretmiştir... ve müctehidler icmaa etmiştir.. Kitabmızda onda güzel örnek vardır der... itikatınız sakattır sizin... Hadisi müctehidleri devreden çıkaramazasınız.. ALLAHA İTAAT PEYGAMBERE İTAAT PEYGMABERE İTAAT ALLAHA İTAAT ANLATABİLDİM Mİ? KARŞI TARAF ANLIYORMU? Sizin kökleriniz "itikati" hindistandan çıkmıştır... EHLİL KURAN bunu araştırın bakalım, yada araştırmayın o ekole bağlısınız galiba... ama maalesef yanlış yoldasınız sıratı müstakim hadise imandanda geçer...Ötelerde takılırsınız... Çok iyi biliyorum diyerek, kendinizi alim sanmayınız zira sözlerinizn her birinden cehalet akmaktadır...
 

alanyali07

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 May 2008
Mesajlar
6,244
Beğeniler
461
Puanları
83
#10

CENGİZHAN

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2011
Mesajlar
4,261
Beğeniler
86
Puanları
0
#13
Müctehidlere niçin atıp tuttuğunuz belli oldu...

Hadsiz... Kuranda üç vakit geçiyor diye namazını üç vaki kılıyormuş bak bak...İslamı değil, Kendi dinimi yaşıyorum desenize siz buna... Mütevatirle, rivayetlerle gelen bilgilere ata dini mi diyorsun? Yoksa işinize mi geliyor... Söylemlerinizde hiç mi samimi değilsiniz... Namaz 5 vakittir bunu bize Efendimiz öğretmiştir... ve müctehidler icmaa etmiştir.. Kitabmızda onda güzel örnek vardır der... itikatınız sakattır sizin... Hadisi müctehidleri devreden çıkaramazasınız.. ALLAHA İTAAT PEYGAMBERE İTAAT PEYGMABERE İTAAT ALLAHA İTAAT ANLATABİLDİM Mİ? KARŞI TARAF ANLIYORMU? Sizin kökleriniz "itikati" hindistandan çıkmıştır... EHLİL KURAN bunu araştırın bakalım, yada araştırmayın o ekole bağlısınız galiba... ama maalesef yanlış yoldasınız sıratı müstakim hadise imandanda geçer...Ötelerde takılırsınız... Çok iyi biliyorum diyerek, kendinizi alim sanmayınız zira sözlerinizn her birinden cehalet akmaktadır...

Kardeş,

Senin müctehidlerinden öğrendiğin dinin sana...

Benim KUR'AN-I KERİM 'den öğrendiğim İSLAM DİNİ bana..

Hadi sana güle güle...
 

mavera_agd

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ağu 2009
Mesajlar
734
Beğeniler
55
Puanları
0
#14
Kardeş,

Senin müctehidlerinden öğrendiğin dinin sana...

Benim KUR'AN-I KERİM 'den öğrendiğim İSLAM DİNİ bana..

Hadi sana güle güle...
Benim sizin gibi bir din kardeşim YOK, peygambere itaat etmeyenle hiç bağım yoktur, Güle güle demekle iş bitmiyor sizinle sonuna kadar mücadele edeceğim, sizi hidayete erdirmek gibi bir derdim yok başkalrını zehirlemenize müsade etmeyeceğim... Tekrardan başka konularda görüşeceğiz inşALLAH
 
Üst