Kadın kendini nasıl Mutsuz Eder? | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Kadın kendini nasıl Mutsuz Eder?

ihvanistanbul

AkhenAton
İhvan Üyesi
Katılım
4 Eki 2009
Mesajlar
6,984
Puanları
113
Mutluluk ya da ‘mutsuzluk’ kişinin bizatihi kendi içinde cere-yan eden duygularla gerçekleşeceğine göre, bir anlamda kadınmutlu olup olmayacağı sahip olduğu duygu ve davranışlarını ta-nıması ve kontrol etmesini bilmelidir.
Kadınların yarısından çok fazlası mutsuzluktan şikâyet ediyorve bunu genellikle erkeğe bağlıyorlarsa burada bir problem vardemektir. Kadınların çoğunun ifade ettiği şekilde problemi ta-mamen erkeğe bağlamak hem doğru olmaz, hem de bizi çözümegötürmez.
Evlilikte mutsuzluğun iki anlamı var; ya bu ülkenin insanlarıevliliğe uygun değil, ya da evlilik onları beklentilerine cevap ve-recek şey değil.
Bu toplum evliliğe taraftar. Hatta evlenmemeyi dışlayıcı bir an-layışa sahip. Taraflar, kadın ve erkek olarak bu işe istekli, amamutsuz.
Eğer mutsuzluk varsa ‘başarı’ yok demektir. Başarı yoksa iki ta-rafı da sorgulamalı. Öncelikle de en çok şikâyetçi olan üzerinde,yani kadın üzerinde yoğunlaşmalı. Kadının evlilikle ilgili beklen-tileri ve evlilikteki tavırlarını gözden geçirmeli.
Kadınların yüzde 80’inin, belki daha fazlasının şikâyetçi olduk-ları evliliğe ve evlilik içinde erkeğe nasıl baktıklarını görebilirve kendilerine gösterebilirsek, mutsuzluğu mutluluğa çevirecekipuçlarına ulaşabiliriz.
Kadın Kendini Nasıl Mutsuz Eder?
Kadının, bir anlamda kendi kendini mutsuz eden evlilik içi dav-ranış ve düşüncelerini şöylece sıralamak mümkün;
1- Erkeğin hayatını kontrol altında tutmaya çalışmak
Pek çok kadın, evli olduğu erkeği kontrolü altında tutmaya ça-lışır. Buna mecbur olduğunu, başarılı bir evliliğin böyle olacağınısanır.
Bunun için de, sürekli olarak erkeği ‘denetleme’, ‘sorgulama’,‘yargılama’ davranışı gösterir. Sonucun, elbette hem kendisi içinyorucu ve huzursuzluk verici, hem de erkek için itici ve soğu-tucu olması kaçınılmazdır. Sonra arkasından gelsin, karşılıklışikâyetler. Hâlbuki kadının buna ne gücü ne de imkânları yeter.Güç yettiremeyeceği için de yıpranması doğaldır. Bu bir yanıl-gıdır. Başarılı bir evlilik için erkeğin kontrol altında tutulmasıgerekmez. Hatta bunun tam tersi doğrudur. Onu rahat bırakma-mak, öncelikle güvensizliği ifade eder. İşe güvensizlikle başla-mak ise oyunu baştan kaybetmektir. O kendisine güvenmediği-nizi anlamayacak mı? Bundan rahatsızlık duymaz mı? Kendisisizden yana rahat olmayan birinden size rahatlık, mutluluk yan-sıyabilir mi?
Öyleyse kadın mutlu olmak için erkeğini kontrol etmeyi değil,

ona güvenmeyi başarmalıdır. Ancak böylece mutluluğa kapı açı-labilecektir.
2- Evliliğin erkeği (ruhuyla, bedeniyle, duyguları ile) satın aldı-ğını zannetmek
Kadınlar, evlendikleri erkekle ilgili olarak, onun üzerinde ‘sa-hiplik’ duygusu geliştirirler. Bazıları bunu o kadar ileri götürürki, ruhuyla, bedeniyle, duyguları ile erkeği satın almış gibi davra-nırlar. Bedeni ile, malı mülkü ile, tüm duyguları ve hatta ruhuylakendisinin sahiplenildiğini gören erkeğin huzursuz olmamasınasıl mümkün olsun ki!
Bu derece sahiplik yerine onu kendisi için ve kendisini de onuniçin hayatı kolaylaştırma vasıtası olarak görmeyi başarabilmekevlilikte sağlıklı iletişimi kuracak olan anlayış olmalıdır.
Bunun tam tersi de olmamalı. Yani kadın, evlenmiş olmakla,kendisini erkeğin ‘azat kabul etmez’ kölesi gibi de görmemeli.Bu da mutluluğa gidecek kapıların kapanmasına sebep olacak biranlayıştır.
3- Erkeği ailesi ile eşi arasında tercih yapmaya zorlamak
Erkeğin annesi, oğlunun evliliği ile yakından ilgilenmek ister.Onun gözünde gelin tecrübesizdir. Ona yol göstermek lazımdır.Kendisi de bir zamanlar yeni gelindi. Tecrübesizdi. Şimdi ise ara-dan yıllar geçmiş ve tecrübe sahibi olmuştu.
Bu psikoloji içinde olan kaynanalar gelinlerinin kendileri-ni dinlemesini, onların dediklerini yapmalarını arzu ederler.Hâlbuki yeni evlenen kızlar ise işlerine karışılmamasını, kocalarıile yalnız bırakılmalarını beklerler. Özellikle kocalarının annele-ri tarafından yönlendirilmesinden rahatsız olurlar.
Kaynana ile gelin arasında oluşan sürtüşmeler, çatışmalar er-keği çok rahatsız eder. Hiçbir erkek eşi ile annesi arasında ter-cih yapmaya zorlanmak istemez. Bu durumda kaynananın geriçekilmesi, oğullarını el kızına bırakmak olarak algılanacağı içinzordur. Eğer evliliğin ilk yıllarında kaynana ile didişmeme konu-sunda başarı sağlanabilirse evliliğin selameti açısından büyük birengel aşılmış olur.
Genç bayanlar evlilikteki başarıyı kaynanalarına karşı verileceksavaşta görürler. Hâlbuki bu savaş asla zaferle bitmez. Kayınva-lideye karşı verilecek savaş başarılsa bile bundan evlilik için birhayır gelmez.
Erkeğin annesi ile geçinemeyen bir hanımın sıkıntı verici görü-nümüne karşılık, annesi ve ailesi ile uyumlu bir eş imajı verme-nin avantajı çok daha büyük olacaktır. Bu, erkek için çok mut-luluk verici olduğu gibi kadına da erkekten ve ailesinden yanaiyilikler sağlayacak bir yöntem olacaktır.
Aksi halde, annesi ile eşi geçinemeyen, kavga eden bir erkek,‘eş bulunur, ama ana bulunmaz’ diyebilir. Siz oğlunu evlendirmişbir anne olsanız ne derdiniz acaba?
4- Eşi ile dost-arkadaş olmayı başaramamak
Evlilikte mutlu olmak sadece ‘eş’ olmakla gerçekleşmez..
 

ihvanistanbul

AkhenAton
İhvan Üyesi
Katılım
4 Eki 2009
Mesajlar
6,984
Puanları
113
Eşinizle ‘arkadaş’ olmanız gerekir. İnsani ilişkiler içinde enuzun süren, en çok aranan ve değer verilen ‘arkadaş’ça olan iliş-kilerdir. Evlilik birlikteliği de ‘dostluk-arkadaşlık’ formatındasürdürülebilirse tatlıdır. Aksi halde mutluluk beklerken acı bileverebilir. Burada genellikle kadınlar ‘Neden ben?’ diye akılla-rından geçirebilirler. Yani, ‘Neden ben arkadaş gibi davranmakzorundayım’ diyebilir. Aslında böyle bir sorunun akla gelmesiiki açıdan yanlıştır. Bir; bu bir zorlama değildir. Arkadaş olmakfedakârlık değil, daha çok kazançlı olmak içindir. İkincisi; değileşinizle, hiç kimseyle kendinizi zorlayarak arkadaş olamazsınız.Eşinizle arkadaş olmak içinizden gelmiyorsa işiniz zor demektir.
Bu bir anlamda eşinizle barışık olmak, onu kabullenmektir. Ki-şilik olarak, kişiliğiniz ‘barışçı’ bir kişilik ise bunu başarmamanıziçin bir sebep yok demektir. Barışçı bir ruh haline sahip olmanıziçin önce kendi kendinizle barışık olmanız gerekir. Kendini ka-bullenememiş, bahtsız, şanssız biri olarak görüyorsanız boşunauğraşmayın, siz ne arkadaş olabilirsiniz, ne de sizden bir arkadaşolur!
Kendi kendisi ile barışık olmayan kişi, kendine karşı haşin, in-safsız ve anlayışsız demektir. Yani kendini sevmiyordur. Kendinianlamayandan, başkasını anlaması nasıl beklenebilir?
 

spesifik

آزادی قید و بند
Yönetici
Süper Moderatör
İhvan Üyesi
Katılım
18 Ağu 2007
Mesajlar
24,414
Puanları
113
İnsan acayip yaratılmış bazen kendini fil kadar güçlü hissediyorsun
Bazen de bir kelebek kadar zayıf...

Denge her iki durumda bünyeye zarar vermeden, muhafaza ederek teneffüs etmek...
İmtihan şuuru ilacı diyebiliriz...
 

Tahsin EMİN

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
7 Şub 2012
Mesajlar
11,751
Puanları
83
"Denge", erkeğe de kadına da gerekli...

"Sizleri "vasat" bir ümmet kıldık..."
 

abdullah birisi

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
12 Mar 2013
Mesajlar
10,283
Puanları
83
Eşinizle ‘arkadaş’ olmanız gerekir. İnsani ilişkiler içinde enuzun süren, en çok aranan ve değer verilen ‘arkadaş’ça olan iliş-kilerdir. Evlilik birlikteliği de ‘dostluk-arkadaşlık’ formatındasürdürülebilirse tatlıdır. Aksi halde mutluluk beklerken acı bileverebilir. Burada genellikle kadınlar ‘Neden ben?’ diye akılla-rından geçirebilirler. Yani, ‘Neden ben arkadaş gibi davranmakzorundayım’ diyebilir. Aslında böyle bir sorunun akla gelmesiiki açıdan yanlıştır. Bir; bu bir zorlama değildir. Arkadaş olmakfedakârlık değil, daha çok kazançlı olmak içindir. İkincisi; değileşinizle, hiç kimseyle kendinizi zorlayarak arkadaş olamazsınız.Eşinizle arkadaş olmak içinizden gelmiyorsa işiniz zor demektir.
Bu bir anlamda eşinizle barışık olmak, onu kabullenmektir. Ki-şilik olarak, kişiliğiniz ‘barışçı’ bir kişilik ise bunu başarmamanıziçin bir sebep yok demektir. Barışçı bir ruh haline sahip olmanıziçin önce kendi kendinizle barışık olmanız gerekir. Kendini ka-bullenememiş, bahtsız, şanssız biri olarak görüyorsanız boşunauğraşmayın, siz ne arkadaş olabilirsiniz, ne de sizden bir arkadaşolur!
Kendi kendisi ile barışık olmayan kişi, kendine karşı haşin, in-safsız ve anlayışsız demektir. Yani kendini sevmiyordur. Kendinianlamayandan, başkasını anlaması nasıl beklenebilir?
kadının kocasını arkadaş görmesi, kocasına olan saygısını azaltır diye düşünüyorum....insan arkadaşına yeri gelir, istediği şekil hitab edebilir, kadın kocasına böyle hitab edebilirmi.....
 

Mugalata

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
10 Mar 2014
Mesajlar
4,252
Puanları
63
kadının kocasını arkadaş görmesi, kocasına olan saygısını azaltır diye düşünüyorum....insan arkadaşına yeri gelir, istediği şekil hitab edebilir, kadın kocasına böyle hitab edebilirmi.....
Eh yani... Bu konuda görüşünü böyle açık biçimde ortaya koyduğun için teşekkür mü etmeliyim, kararsız kaldım şimdi. Kadına ve erkeğin kadın üzerindeki hâkimiyetine nasıl yaklaştığını güzel ortaya koymuşsun. Da, bu yaklaşımın hiç doğru değil.

Evet, kadınla erkek sadece karı koca değil, aynı zamanda arkadaş olabilmelidir. Bu da, dediğin türden bir "saygı"yı, yani aradaki mesafeyi kaldırır. İki arkadaş, iki eşit insan demektir. Bu da senin düşüncene ters, değil mi?

Senin erkek arkadaşların var, değil mi? Onlarla arkadaşça ilişkiyi sürdürürsün; bu senin onlara, onların da sana saygısını azaltıyor mu?

Peki hanımların kocalarına saygısını neden azaltsın? Bunun cevabı, senin "saygı" kavramını nasıl anladığında yatıyor.

Sen "saygı" derken, erkeğin üstünlüğüne dayanan rolünü kastediyorsun. "İstediği şekil hitab edebilir" derken de bunu gösteriyorsun. Tabii ki istediği şekilde hitab edecek. Ya ne yapacaktı? "Devletlum efendim, bir emr-i âliniz var mıydı kulunuzdan?" diye mi hitab etmeliydi? :)
 

Mugalata

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
10 Mar 2014
Mesajlar
4,252
Puanları
63


Ayaktaki ressam, oturan kör ressama bakmak için başını döndürmüş. Boynu olmasa döndüremezmiş. :D
 

lafons7275

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Şub 2013
Mesajlar
21,533
Puanları
83


Hatunlara karşı katı kuralları var. Enseye vurduracak biri deil..masaya yumruk vuracaklardan :)
Bir sefer çay içtim onunla, hoş çayı da masaya döktü ya neyse.

Ama cübbelinin sattığı kefeni gözü kapalı alacak tek üyedir abdullah abi.

Anla ne kadar saf ve temiz bir insan olduğunu. Herkesi kendi gibi görür.
 

spesifik

آزادی قید و بند
Yönetici
Süper Moderatör
İhvan Üyesi
Katılım
18 Ağu 2007
Mesajlar
24,414
Puanları
113
Herkesi kendi gibi gördüğünü sanmıyorum
evet o kefeni sülalesine alaca kadar gözü kapalı...
 

abdullah birisi

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
12 Mar 2013
Mesajlar
10,283
Puanları
83
Eh yani... Bu konuda görüşünü böyle açık biçimde ortaya koyduğun için teşekkür mü etmeliyim, kararsız kaldım şimdi. Kadına ve erkeğin kadın üzerindeki hâkimiyetine nasıl yaklaştığını güzel ortaya koymuşsun. Da, bu yaklaşımın hiç doğru değil.

Evet, kadınla erkek sadece karı koca değil, aynı zamanda arkadaş olabilmelidir. Bu da, dediğin türden bir "saygı"yı, yani aradaki mesafeyi kaldırır. İki arkadaş, iki eşit insan demektir. Bu da senin düşüncene ters, değil mi?

Senin erkek arkadaşların var, değil mi? Onlarla arkadaşça ilişkiyi sürdürürsün; bu senin onlara, onların da sana saygısını azaltıyor mu?

Peki hanımların kocalarına saygısını neden azaltsın? Bunun cevabı, senin "saygı" kavramını nasıl anladığında yatıyor.

Sen "saygı" derken, erkeğin üstünlüğüne dayanan rolünü kastediyorsun. "İstediği şekil hitab edebilir" derken de bunu gösteriyorsun. Tabii ki istediği şekilde hitab edecek. Ya ne yapacaktı? "Devletlum efendim, bir emr-i âliniz var mıydı kulunuzdan?" diye mi hitab etmeliydi? :)
aynı dünyanın lakin farklı inançların insanları olduğumuz için, bu tür konularda sana göre ve bana göre dir.. bana görei kadının kocasına ismi ile hitab etmesi edepsizlik sana göre ise medeniliktir... şimdi sana nasıl anlatayım aradaki farkı...
 

abdullah birisi

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
12 Mar 2013
Mesajlar
10,283
Puanları
83


Hatunlara karşı katı kuralları var. Enseye vurduracak biri deil..masaya yumruk vuracaklardan :)
olmazsa olmaz kurallarım var tabiki,, mesela, dünya yıkılsa, tek başına bir yere göndermem....kıskançlıkta üst seviye sınırlarım var...bu katı kural mı şimdi......lakin, evin zerre ihtiyacı olsa, gidip alanda ben, ekmeğinden sütüne.... bakkalından, manavına veya kasabına.... market çırağına sipariş verir gibi mesaj çekilir telefonuma, ve her istediği alınır... bundan ala memleketmi var....

evin içerisine karışmam,,,geneldede suskunumdur evde....daha ne olsun beya...sert bakışlı, yufka yürekli,,, türk filmi gibi oldu..:)
 

abdullah birisi

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
12 Mar 2013
Mesajlar
10,283
Puanları
83
Bir sefer çay içtim onunla, hoş çayı da masaya döktü ya neyse.

Ama cübbelinin sattığı kefeni gözü kapalı alacak tek üyedir abdullah abi.

Anla ne kadar saf ve temiz bir insan olduğunu. Herkesi kendi gibi görür.
Allah Razı olsun, hüsnüzannın için.... Rabbim beni, senin beni gördüğün gibi yapsın..
 

lafons7275

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Şub 2013
Mesajlar
21,533
Puanları
83
olmazsa olmaz kurallarım var tabiki,, mesela, dünya yıkılsa, tek başına bir yere göndermem....kıskançlıkta üst seviye sınırlarım var...bu katı kural mı şimdi......lakin, evin zerre ihtiyacı olsa, gidip alanda ben, ekmeğinden sütüne.... bakkalından, manavına veya kasabına.... market çırağına sipariş verir gibi mesaj çekilir telefonuma, ve her istediği alınır... bundan ala memleketmi var....

evin içerisine karışmam,,,geneldede suskunumdur evde....daha ne olsun beya...sert bakışlı, yufka yürekli,,, türk filmi gibi oldu..:)
 
Üst