itikat risalesi | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

itikat risalesi

_ikLiL_

VUSLATA HASRET.....
İhvan Üyesi
Katılım
24 May 2010
Mesajlar
2,117
Puanları
0
Yaş
28
i’TiKAT RiSALESi

Ahmet Mahmut ÜNLÜ
(Cübbeli Hocaefendi)

Süphesiz ki iste bu, benim dosdogru yolumdur. Buna uyun. (Baska) yollara
uymayın. Çünkü O yollar sizi onun (Allah’ın) yolundan ayırır. ste sakınmanız için
(Allah) size bunları vasiyet (emr) etti.”(En’** Suresi:153)

MÜELLF DERK:

s
te bu risalede açıklanan inançlar, bes vakit namazın her rekatında kavusmak için dua
ettigimiz ve uymak- la emredildigimiz “Sırat-ı Müstekim” ehli olan ‘Ehli Sünnet ve’1 cemaat’
in dosdogru görüsleridir.






MUKADD
ME
ÖNSÖZ

S
üphesiz bu dünyaya gelen her insan için ilk olarak elde etmesi gereken en önemli sey
imandır. Dünya ve Ahiret saadeti bu imanla yasayıp bu imanla ölmeye baglıdır.
Ameller hususunda müsamaha varsa da itikat hususunda hiç bir yanılmanın ve eksikligin affı
yoktur.
Bundan dolayı sirkin dısındaki günahlar hakkında Allah’ın dilemesine baglı olarak affı
magfiret sözü varsa da sirk üzere ölenin asla affedilmeyecegi, Cennet yüzü görmeyip
Cehennemden çıkamayacagı kesindir.
Öyleyse ebedi kurtulus arayan herkesin her seyden evvel iman konusu üzerinde durarak Allah
indinde yüzünü ak edecek saglam bir inanca sahip olması gerekir.
Ancak su var ki her: “nandım” diyenin imanı Allah katında muteber degildir.


Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de ar kasından ümmetinin yetmi​
s üç fırkaya
ayrılacagını, bunlardan yetmis ikisinin dalalette kalıp “Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat” tan ibaret
olan tek bir fırkanın kurtulacagını defaatla açıklamıstır.​

s​
te elinizdeki bu kitap sizlere bu Fırkay-ı Naciye (kurtulacak fırka) nın neye nasıl
inandıklarını ve bu cemaatten olabilmek için inanılması gereken sartları, anlayacagınız bir
dilde madde madde beyan etmektedir.
Bu kitapta zikredilen hususları bilip bellemeden ve böylece inanmadan aklı, zekası ve rütbesi
ne olursa olsun hiç bir ferdin ahirette kurtulması mümkün degildir.
0 halde Allah ve Resulü tarafından bize sarkıtılan bu ipe sımsıkı tutunarak istenilen saglam
inanca sahip olmalı ve bu marifetlerden mahrum olan insanlara ulasıp bu eseri acilen
ulastırmalıyız ki, belki de bu sayede bir insan daha Ehl-i Sünnet inancıyla ölme nimetine
mazhar olarak ebedi azaptan kurtulur.
Bu risalemizdeki ilimleri halka ulastırmak günümüzün en önemli meselesidir.
Zira bugün insanlar neye nasıl inanacaklarım sasırmıs bir sekilde bocalamaktadırlar. ste bu
gibi insanlara bu eseri ulastırmak onlara yapılacak en büyük hayırdır.
Bu konuda daha önce bir çok kitap yazılmıssa da kimisi kısalıgından yeterli olmamakta kimisi
de dilinin agırlıgı ve uzunlugundan dolayı istifadeyi azaltmaktadır.
Ama, bu kitap her kesim insana hitap edecek ve ikna edecek niteliktedir.
Allah-u Tealâ’dan niyazımız, insanlara acı ***** imanla ölmelerini temin etmek için kaleme
aldıgımız bu risalemizi bize de acıyarak imanla çene kapamamıza vesile kılmasıdır.​

S​
üphesiz duaları hakkıyla isiten ve kabul eden ancak Odur.​

Ahmed Mahmud ÜNLÜ​
(Cübbeli Hoca) 1998​

 

_ikLiL_

VUSLATA HASRET.....
İhvan Üyesi
Katılım
24 May 2010
Mesajlar
2,117
Puanları
0
Yaş
28

iTiKAT
(i


NANÇ)
DiN: Allah-u Teala tarafından konulan bir kanundur ki, insanlara yaratılıslarındaki gaye ve
hedefi, Allah-u Teala’ya ne suretle ibadet yapılacagını bildirir.
Din insanları, güzel olanı seçmeleriyle, hayırlı olan seylere götürür.
Bu ilahi kanunu Peygamberler vahiy suretiyle Cenab-ı Haktan ögrenerek insanlara
ulastırmıslardır.


iMAN: Allah-u Teala’ya ve Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in Allah-u
Teala tarafından getirdigi Ahkam-ı lahiyye” ( lahi hükümler) in tamamına inanmak ve
kabullenmekten ibarettir.


iSLAM: manla aynı manadadır. Dolayısıyla her mümin, müslim; her müslim de mümindir.
Gerçi lügat itibarıyla iman, inanmak; islam ise teslimiyet ve boyun egmek anlamlarına
gelmekteyse de din açısından ikisinin de hükmü birdir.


iMAN SARTLARI:
(Amentübillahi ve melaiketihi ve kütübihi ve rusülihi velyevmil ahiri ve bilkaderi hayrihi ve


serrihi minallahi
teala velba’sü ba’delmevti hakkun eshedüenla ilahe illallah ve eshedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü)
( Manası )
“Ben, Allah-u Teala’ya, meleklerine, kitaplarına, Resul (Peygamber) lerine, Ahiret gününe,
kader (takdir edilen seyler) in hayırlısı ve serlisi (yaratılmak yönünden) Allah-ü Teala’dan
olduguna inandım.
Öldükten sonra dirilmek de haktır. Ben sehadet ederim ki Allah-u Teala dan baska hiçbir ilah
yoktur. Ve yine sehadet ederim ki, Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Allah (-u
Tealan) in kulu ve resulüdür.”
Bilindigi üzere iman sartları altıdır.​

 

_ikLiL_

VUSLATA HASRET.....
İhvan Üyesi
Katılım
24 May 2010
Mesajlar
2,117
Puanları
0
Yaş
28
1- ALLAH’A i
NANMAK.
Tabiki Allah’a inanmak için evvela onu tanımak lazımdır. Yahudi ve Hıristiyanlar da Allah
inandıklarını söylemektelerse de; “Allah’ın oglu ve hanımı var” seklindeki sapık
inançlarından dolayı Allah’a inanmaları muteber sayılmamıstır.
Dolayısıyla Allah’a inanmak, onun: “Varlıgına, birligine, dogmadıgına, dogurmadıgına, oglu
kızı ve hanımı bulunmadıgına, esi dengi olmadıgına, bütün kemal sıfatlarla muttasıf olup,
bütün noksan sıfatlardan münezzeh olduguna” inanmak demektir ki bu hususta daha genis
malümat ileride görülecektir.
O Halde Allah-u Teal hakkında suna inanmalıyız ki, “Allah-u Teala varlıgı vacip olan,
yoklugu düsünülemeyen ve varlıgı zatından olup hiçbir kimseye muhtaç olmayan bir zattır.”
Allah-u Teala, tektir. Zatında da sıfatlarında da hiç bir ortagı yoktur.
Allah-u Teala, bütün kemal sıfatlarla mevsuf (üstün sıfatlara sahip) olup, noksan sıfatların
tümünden münezzeh (son derece uzak) tır.
Allah-ii Teala hiç bir icap (kimsenin zor laması) olmaksızın diledigini yapan, hiç süphesiz
mahlukatı yaratan ve her yaptıgını bir hikmete dayalı olarak yerli yerinde yapandır




devamı gelecek inşallah

 

_ikLiL_

VUSLATA HASRET.....
İhvan Üyesi
Katılım
24 May 2010
Mesajlar
2,117
Puanları
0
Yaş
28
2- MELEKLERE i
NANMAK.
Melekler, degisik sekillerde görülebilen, zor islere Allah’ın izniyle güçleri yeten latif
cisimler (nurani varlıklar) dır.

Melekler, erkeklikten, di
silikten, yemekten içmekten, abdest bozmaktan, dogmaktan,
dogurmaktan münezzehtirler.
Gece gündüz hiç durmadan tesbih ederler. Allah’a isyan etmezler, emrolunanı yaparlar.
Onlardan bazısı Rabbisinin emriyle isleri tedbir etmekte (yönetmekte) dir. Onlardan kimisi
semavi (gök ehli), kimisi de erazi (yer ehli) dir.
Meleklere disi isimleri takıp böylece resimlerini yapmak, insanı kafir edecek sapık bir
inançtır.
Meleklerin Peygamberleri (büyükleri) baslıca dört tane olup, bunlardan Cebrail
(Aleyhisselam), Peygamberlere vahiy getirmek, harp ve zelzele gibi afet1eri yönetmekle,
Mikail (Aleyhisselam ), rızıkları takip etmekle, srafil (Aleyhisselam) amellerini kontrol ile,
Azrail (Aleyhisselam) ise ruhları almakla görevlidirler.
Melekler Allah-u Teala’dan izinsiz hiç bir seyi kendiliklerinden yapamadıkları için her hangi
bir nedenle onlar hakkında kötü konusmak ve onlara düsman olmak, gerçekte Allah’a
smanlık sayıldıgından insanı dinden çıkarır.
Bu husus Yahudilerin Cebrail (Aleyhisselam) a düsmanlıgı ile ilgili olarak Bakara suresinin
97- 98. ayet-i kerimelerinde zikredilmistir.

 

_ikLiL_

VUSLATA HASRET.....
İhvan Üyesi
Katılım
24 May 2010
Mesajlar
2,117
Puanları
0
Yaş
28
3- Ki
TAPLARA iNANMAK.

Allah-u Teala yüzdört kitap indirmi
s olup bunların dördü büyük kitap yüzü ise sahifelerden
ibarettir.
Bu kitaplarda Allah-u Teala’nın emir ve nehileri (yasakları) vaad ve vaidi (müjde ve
tehditleri) mevcut olup, hepsi Allah-u Teala’nın kelamıdır.
Bu kitaplara karsı vazifemiz, onların Allah-ü Teala’dan geldigine inanıp, Kuran-ı Kerim
gelmekle digerlerinin okunmalarının, yazılmalarının ve bazı hükümlerinin neshedilmis (geçer
siz kılınmıs) oldugunu bilmemizdir.
Bugün okuyup amel etmekle emrolundugumuz tek ilahi kitap, Kur’an-ı Hakimdir ve onun
hükmü kıyamete kadar geçerlidir.
Dört büyük kitaptan Tevrat, Musa (Aleyhisselam) a, Zebur, Davud (Aleyhisselam) a, ncil, sa
(Aleyhisselam) a, Kuran-ı Kerim de Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) e
indirilmistir.
Kur’an-ı Kerimin bütün ayetlerine inanmak gereklidir. Bir ayetini inkar, tümünü inkar sayılır.
Dolayısıyla namaz, abdest ayetlerine inanıp da, faizin haramiyeti gibi, muamelatla, hırsızın
kolunun kesilmesi gibi, ukûbat (cezalar) la ilgili ayetleri inkar etmek, insanı kıpkızıl kafir
eder.
Çünkü faizin yasaklıgı, Bakara suresinin 275. ayetinde, kol kesme cezası da Maide suresinin
38. ayetinde zikredilmektedir.


slam dini ve Allah’ın yolu anlamına gelen “Seriat” ı inkar etmek de kafirliktir. Zira Seriat’a
uymak, Casiye suresinin 18. ayeti kerimesinde Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
e, dolayısıyla bütün ümmetine Allah-u Teala’nın en büyük emirlerinden biridir.

 

_ikLiL_

VUSLATA HASRET.....
İhvan Üyesi
Katılım
24 May 2010
Mesajlar
2,117
Puanları
0
Yaş
28
4- PEYGAMBERLERE i
NANMAK.

Allah-u Teala’nın resüllerine iman, onların “Allah-u Teal tarafından kullarını müjdeleyici ve
korkutucu, onlara din ve dünya i
slerinde muhtaç oldukları bilgileri açıklayıcı olarak
gönderilmis kullar” olduklarına inanmaktır.

PEYGAMBERDE ARANAN
SARTLAR

1 - Erkeklik, 2- Hür olmak, 3- Do
gruluk, 4 - Emanet (güvenilirlik), 5- Adalet,
6 -Teblig (kimseden çekinmeden hakkı duyurma) 7 - Akıl, zeka, fetanet ve görüs gücünün
zirvesine ulasmak.

PEYGAMBERDE OLMAMASI GEREKEN VASIFLAR
1-Ana - babasının zinaya bula
sması,
2- Katılık, kabalık, sertlik gibi kötü huylar,
3 - Alaca ve cüzzam gibi insanları nefret ettiren ayıplar,
4 - Yol üzerinde yemek yemek gibi mürüeti ihlal eden (kisilige zarar veren) isler,
5 - Hacamat (kan almak) gibi düsük mesleklerle istigal,
6 - Ümmetin kabulünü engelleyecek her türlü amel ve vasıf.

S
u bilinmelidir ki peygamberler genel manada küfrün ve yalanın bütün çesitlerinden büyük
günahlardan ve bir lokma çalmak gibi insanları nefret ettiren küçük günahlardan ve diger
küçük günahları kasten islemekten müberra (uzak) tırlar.
Peygamberlerin ilki Adem (Aleyhisselam) olup, sonuncusu Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem) dir.
Bu ikisi arasında bir rivayet: “Yüz yirmi dört bin,” bir rivayet: “ki yüz yirmi dört bin”

Peygamber geçmi
stir.
Sayıları hakkında kesin bir rakam vermeyip, “Allah tarafından gönderilen bütün
Peygamberlere inandım.” demek daha uygundur.
Bu Peygamberlerin hepsine inanmak gerekli olup birini inkâr hepsini inkar sayılır. Bu
Peygamberlerin Allah (Celle Celalühü) tarafından getirdikleri ayetlere inanmak gereklidir.
Dolayısıyla Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in buyurdugu kesinlikle bilinen saglam
senetli hadisleri inkar etmek, Kur’an ayetlerini inkar gibi insanı kafir eder.
Peygamberlerden üç yüz onüç tanesi hem Resul hem de Nebi olup digerleri sadece Nebi’dir.

Resul
: “Kendisine yeni bir kitap veya degisik bir hüküm vahyedilen zat,”

Nebi
ise: “Kendinden evvelki Peygamberin Seriatına uymakla emrolunan kimsedir.”
Kur’an-ı Kerim’de isimleriyle anılan ve nübüvvetleri hususunda ittifak bulunan peygamberler
yirmi bes tanedir. Bunlar:
1- Adem (Aleyhisselam), 2- Nuh (Aleyhisselam), 3- Hud (Aleyhisselam) 4- dris
(Aleyhisselam), 5 - Salih (Aleyhisselam), 6- brahim (Aleyhisselam), 7- smail
(Aleyhisselam), 8- shak (Aleyhisselam), 9- Yakup (Aleyhisselam), 10- Yusuf
(Aleyhisselam), 11 - Musa (Aleyhisselam), 12- Harun (Aleyhisselam), 13 - Suayb
(Aleyhisselam), 14- Zekeriya (Aleyhisselam), 15 - Yahya (Aleyhisselam), 16-Isa
(Aleyhisselam), 17- Davud (Aleyhisselam), 18- Süleyman (Aleyhisselam), 19-lyas
(Aleyhisselam), 20- Elyesa’ (Aleyhisselam), 21 - Zülkifl (Aleyhisselam), 22- Eyyüb
(Aleyhisselam), 23- Yunus (Aleyhisselam), 24 - Lut (Aleyhisselam). 25- Muhammed
(Aleyhisselam)
Salavatullahi alâ nebiyyina ve aleyhim ecmain.
Resullerden bes tanesi, “Ülü’l-Azm” olup bunlar da Nuh, brahim, Musa, sa ve Muhammed
Mustafa (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dir.

Bunların en üstünü, kainatın efendisi sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa’dır.
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)

 

_ikLiL_

VUSLATA HASRET.....
İhvan Üyesi
Katılım
24 May 2010
Mesajlar
2,117
Puanları
0
Yaş
28
5 - AHi
RET GÜNÜNE iNANMAK.

Öldükten sonra dirilip Allah-ü Teala’nın huzurunda hesaba çekilerek, herkesin yaptı
gının
karsılıgını bulacagı ahiret alemine inanmak, Allah-ü Teala’ya inanmak gibi zaruri bir
meseledir.
Maalesef günümüzde müslüman olduklarını söyledikleri halde öldükten sonra dirilmek
hakkında süphesi olanlar vardır. Halbuki bu husus süphe kaldırmayan iman esaslarından biri
olarak “Amentü” de yer almıstır.
Nitekim altı esas sayıldıktan sonra okunan “Ölümden sonra dirilmek haktır.” cümlesi de
ahirete imanın önemine dikkat çekmektedir.

6-KADERE, HAYIR VE
SERRN YARATILMAK BAKIMINDAN ALLAH-U
TEALLA’DAN OLDUGUNA NANMAK.

Kader, Allah’ın sırlarından bir sır olup, bu hususta çok konu
sup yorum yapmaya müsait
degildir.
Ancak her müslümanın suna inanması gerekmektedir ki, Alemlerin yaratılmasından sonsuza
kadar olup bitecek hiç bir sey rasgele olmayıp, her sey Allah-ü Teala’ın kaderiyle, tak diriyle,
ayarlamasıyla, düzenlemesiyle, iradesiyle ve kudretiyle meydana gelmektedir.
Dolayısıyla yaratılmak bakımından hayır da ser de, iyi de kötü de, sevap da günah da Allah
tarafındandır.
Ancak Allah-ü Teala kulun yaptıgı hayırdan razı olup serre rıza göstermemektedir.
Böyleyken de imtihan olsun için kulun yapmak istedigi ve gücünü kullandıgı kötülükleri
yaratmaktadır.
Mevla Teala, kulunu günah islemeye zorlamayıp, serleri kulunun irade ve kudretini (istek ve
gücünü) kötüye kullanması neticesinde yarattıgından, hiç bir sekilde mesul degildir. Kullar ise
yaptıklarından sorumlu olacaklardır.


 

_ikLiL_

VUSLATA HASRET.....
İhvan Üyesi
Katılım
24 May 2010
Mesajlar
2,117
Puanları
0
Yaş
28
iTiKADi MEZHEPLER

SORU
: itikadi mezhepler kaç kısımdır?
CEVAP: iki kısımdır. “Ehl-i Sünnet”, “Ehl-i Bid’at

SORU
: Ehl-i Sünnet ne demektir?
CEVAP: Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve ashabının gittigi yoldan
gidenlerdir.
Zira Avf ibn-i Malik (Radiyallahu Anh) dan rivayet edilen bir hadis-i serifte Resulullah
(Sallallahu Aleyhi Ve Sellem ) söyle buyurmustur :

“Yahudiler yetmi
sbir fırkaya ayrıldılar. (Bunlardan) biri Cennette, yetmisi atestedir.
Hıristiyanlar da yetmis iki fırkaya ayrılmıstır. (Onlardan da) yetmisbir fırka ateste, biri
cennettedir.
Muhammed’in canı (kudret) elinde bulunan (Allah-u Teal’âya) yemin ederim ki elbette
benim ümmetim yetmis üç fırkaya ayrılacaktır. Bir fırka Cennette yetmis iki fırka
atestedir.

Bunun üzerine: “Ya Resulullah! Cennette olan fırka kimlerdir?” diye soruldu
gunda,
Resulullah: (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) “(Ehl-i Sünnet Ve’l) Cemaattir.” diye cevap verdi.
(lbn-i Mace, Fiten:17 No: 3992 2/1322 Ebu Davud, Sünnet: 1 Na: 4596 2/608 Ahme4 Fbn-i
Hanbel, Müsned Na: 8404 3/229)
Abdullah bn-i Amr (Radiyallahu Anh) dan rivayet edilen diger bir hadis-i serifte de
Resulullah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) söyle buyurmustur:

“Yakında benim Ümmetim yetmi
s üç fırkaya bölünecektir ki, bunların biri dısında
hepsi atestedir”

0 zaman: “0 bir hangisidir?” diye sorulunca, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
“Bugün, benim ve ashabımın, üzerinde bulundu
gu (yoldan gidenler) dir.” buyurdu.
SORU: Ehl-i Sünnet kaç kısımdır?
CEVAP: Üç kısımdır.

SORU
: Selefiyye kimlerdir?
CEVAP: Ashab-ı Kiram ve tabiin’in mezhebini kendilerine mezheb edinmis fakihler (fıkıh
alimleri) ve mahaddisler (hadis alimleri) dir.
Bunlar, Allah-u Teala Hazretlerinin isimlerini ve sıfatlarının ayet ve hadislerde beyan edildigi
üzere Allah-u Teala’nın sanına uygun bir sekilde ispat edip, te’vile (yorum yapmaya)
kalkısmayanlardır.
Mesela: Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) in rivayet ettigi bir hadis-i serifte Peygamber
Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) söyle buyurmustur:

“Gecenin son üçte biri kaldı
gı zaman (imsak vaktinden önceki vakitlerde) Ulu ve Yüce
olan Rabbimiz her gece dünya semasına (sekilden münezzeh oldugu halde) iner ve:
‘Bana kim dua eder ki, onun duasına icabet edeyim! Benden kim hacet (dilek) ister ki,
ona (dilegini) vereyim! Benden kim magfiret diler ki, onu magfiret edeyim!’ buyurur.”

Selefiyye mezhebi bu hadis-i
serifte geçen “Rabbimiz iner.” sözünü hakiki manasından
baska bir mana ile tevil etmeyip, “Rabbimiz, keyfiyetini (seklini) bilmedigimiz bir halde
iner,” diyerek bu inisi Allah-u Teala’nın sanına yakısır bir sekilde ifade etmislerdir.
Yine böylece ayet ve hadislerde Allah-u Teala’ya isnad edilen el, yüz, ayak gibi ifadeler de bu
kabildendir.

SORU : Ebû Mansur-u Matüridi kimdir?
CEVAP
: mam Ebü Mansur-u Matüridinin adı Muhammed’dir. Hicretin 280. yılında, Buhara
ilçelerinden bir ilçe olan Maturid’de dogmustur. Ve bu köye nisbet edilerek kendi sine:
“Matüridi” denilmistir.
Ehl-i Sünnet itikadını müdafaa etmekte ve batıl inançları akli ve nakli deliller getirerek
reddetmekte büyük çaba göstermis ve bu hususta önemli kitaplar yazmıstır. Bu itibarla
Maveraü’n-Nehr’de Hanefilerin imamı olmustur.
Binaenaleyh Hanefi mezhebinde bulunan müslümanların çogunlugu inanç ve itikatta Ebü
Mansur-u Maturidi’ye baglıdırlar.
Hicri 333 yılında Semer kant’ta vefat etmis . Üstadımız Hacı Mahmud efendi Hazretleri ile
birlikte kabri serifini ziyaret etmek bu fakire nasip olmustur.

SORU
: mam-ı Es’ari kimdir?
CEVAP: mam-ı Es’ari’nin ismi Ali, baba sının adı da smail’dir. Hicretin 260. yılında
Basra’da dogmus, 324. yılında Bagdat’da ansızın vefat etmistir.
Kendisi S** mezhebine baglı idi. Maliki ve Safii mezhebine baglı olanların hemen hemen
hepsi, Hanefi’lerin bir kısmı ve Hanbelilerin bazı ileri gelenleri itikat konularında mam
Ebu’l-Hasen El-Es’ariye uyarlar.

SORU
: Es’ariler kimlerdir?
CEVAP : Ebu’l-Hasen El-Es’ari’yi itikat hususunda imam kabul eden kisilerdir.

SORU
: Matüridi mezhebi ile Es’ari mezhebi arasındaki ihtilaflar nasıl
yorumlanmalıdır?
CEVAP : Bu iki mezheb arasında temel prensiplerde ayrılık yoktur. Ancak; ikinci derecede
bulunan bazı meselelerde görünüsteki ifade degisikligine dayanan ayrılıklar var ise de, her iki
mezhebin hedefleri birdir.

SORU
: Ehl-i Bid’at kimlerdir?
CEVAP : Asr-ı saadetten sonra ortaya çıkmıs, Ser’i bir delile dayanmayan bazı inanç ve
davranısları benimseyen gruplardır.
Diger bir ifade ile Sünni kelamcılara göre:
Allah-u Teala’yı bir seye benzetme veya Allah-u Teala’yı cisim olarak kabul etme gibi asırı
görüslere sapmayan Selef alimleri ile Matüri diye ve Es’ariye dısında kalan fırkaların tamamı
Ehl-i Bid’at’dır.

SORU
: Ehl-i Bid’at’ı EhI-i Sünnet’ten ayıran temel özellikler nelerdir?
CEVAP : Bu özellikleri asagıdaki ana noktalarda toplamak mümkündür:

1-
Nasların (ayet ve hadislerin) ruhuna ve slam’ın temel yönelislerine vakıf olmamak.
Nitekim Mutezile’nin, mürtekib-i kebire (büyük günah isleyen bir kimse) yi ne mümin
ne de kafir saymaları bu kabildendir.
Halbuki bir çok ayet-i kerime ve hadis-i seriflerde hiç bir günahın insanı dinden
çıkartmayacagı açıkça belirtilmistir.

2-
Yabancı kültürlerin etkisi altında kalıp ayet ve hadisleri uzak yorumlarla te’vil etmek.
Sapık Mutezile fırkasının:

“0 gün bir takım yüzler aydındır. Rabbisine bakıcıdır.”
(Kıyamet Suresi: 22-23)
Ayet-i kerimelerini: “Rablerinin emrini bekleyicidirler.” diye te’vil etmeleri son derece
yanlıstır ve uzak bir yorumdur.

3-
Kur-an’ın kendisine has üslûp ve Arap dilinin ifade özelliklerine bakmaksızın bazı
ayetlerin ve hadislerin zahirine takılıp kalmak.
Yine aynı fırkanın:

“Gözler O’nu idrak edemez.”
(En’** suresi:103 den)
Ayet-i kerimesini: “Gözler Allah-u Teala’yı göremez’ diye tefsir etmeleri, Arap dilinin
özelliklerini göz ardı etmelerindendir.
Zira idrak, anlamak ve kavramak manalarına gelmektedir ki, burada, Allah-u Teala’nın öz
zatının kimse tarafından idrak edilemeyecegi, tam manasıyla anlasılamayacagı, gören göz
tarafından kusatılamayacagı açıklanmak istenmistir.
Yoksa sekilsiz, örneksiz ve idraksiz bir görme reddedilmemistir. Aksine bir çok ayet ve
hadislerde bu husus ispat edilmistir.

4-
Ayet ve hadislerin yorumlanmasında pesin ve indî görüsleri, ayet ve hadislerin murat
(kastedilen) manalarına hakim kılmak.


bn-i Teymiye ve sapık yandaslarının:

“Rahman ar
sın üzerine istiva etti.” (Taha Suresi: 5)
Ayet-i celilesine: “Rahman arsın üzerine oturdu.” diye mana vermeleri ve bir çok hadis-i

s
eriflerde:
“Allah-ii Teala’nın nüzûlü” ile ilgili geçen ifadeleri, bildigimiz manada inmekle tefsir
etmeleri, ayet ve hadislerden kastedilen manaları anlamamazlıktan gelmektir.
Zira burada anlatılmak istenen, Allah-u Teala’nın, zatına layık bir istiva ile arsa
hükmetmesidir.
Oturmak, kalkmak, inmek, çıkmak gibi isler ise sonradan yaratılanlara mahsus oldugundan:

“O’nun (Allah-u Teala’nın) benzeri hiç bir
sey yoktur.”(Sura Suresi:11) ayet-i kerimesiyle
Allah-u Teala’dan uzak tutulmustur.
Yine böylece zamanımızda bulunan bazı kimselerin, Mehdi ve Deccal ile ilgili hadis-i serifleri
kendi görüslerine göre yorumlamaları, gerçek Mehdi ile hiç alakası olmayan kimseleri Mehdi
ilan edip, hakiki Deccal’dan çok uzak olanları Deccallıkla vasıflamaları, Ehl-i Sünnetin
görüslerine hiç uymamaktadır.
Evet! Hazreti Mehdi’den evvel onun öncüsü olmak üzere bir takım Mehdi denebilecek
alimler, Deccal’dan önce de onun hazırlıkçısı olan Deccalların çıkacagı hadis-i seriflerde
zikredilmistir.
Fakat gerçek Mehdi’nin kıyamete yakın çıkacagı, hakiki Deccal ile savasacagı ve sa
(Aleyhisselam) in ona yardım etmek üzere gökten inecegi hakkında, inkarı insanı kafir edecek
derecede kati ve mütevatir hadis-i serifler bulunmaktadır ki biz bunların bir kısmını “Nüzü’l-i
Mesih” isimli (5 numaralı) risalemizde açıklamısızdır.
Bu sapıkların iddiasına göre ise Mehdi de Deccal da gelmis geçmis fakat ne sa
(Aleyhisselam) inmis ne de kıyamet kopmustur.

5-
slam’ın ilk neslini olusturan ve onu her yönüyle sonraki nesillere aktaran Ashab-ı Kiram
(Radiyallahu Anhüm) a karsı iyi niyetli olmamak.
Onların, özellikle dini ilgilendiren rivayet, anlayıs ve uygulamalarına deger vermeyip, kendi
indî yorumlarını onların üstünde tutmak.
Nitekim Sia fırkasının Ebubekir, Ömer ve Osman (Radiyallahu Anhüm) hazaratını
sevmemeleri, Hazreti Muaviye ve onunla birlikte bulunan on bin sahabiyi kafir saymaları ve
onların dini hükümlerle ilgili rivayetlerini reddetmeleri bu maddenin en güzel örnegidir.
Yine aynı fırkanın, çıplak ayaga meshetmeyi ve Müt’a nikahım kabul etmeleri, Sahabenin
nakil ve tatbiklerine itibar etmeyip kendi yorumların onlara tercih ettiklerinin göstergesidir.

6 -
Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in Kavli, Fiili ve Takriri sünnetine
karsı menfi (olumsuz) bir tavır takınmak.

 
Üst