Aşk Ustam | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Aşk Ustam

eylül

Veled-i kalbî
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
5,223
Puanları
0
Fatma Zehra Merinos'un kaleminden... Uzun zamandır kalemi kendime yasakladığımdan beri. Hiç bu kadar yazmayı istememiştim. Ama bu yazı beni teskin etti. Eylül yazmış kadar oldu.​




a-

Yollara aşk yazgılı bir düş bıraktım. Aşkı sardım elem kokulu sabahlardan ödünç alarak. Bedeli ruhumun yağmuruydu belki, yine de hiçbiri benim kazancım değil! Bu gece Konya’da Aşk Ustam’ın mahallesindeyim, bu davete inan artık gözlerim. Çağırmadığını almıyormuş yanına. Yüreğim; kon bu bahçenin baharı çiçeğe durmuş dallarına. Meyvelerin özüne geç. Konuşurken dalma sulara, hazır bulun aşka ki; semt-i yârin arzındasın. Hiç belli olmaz ansızın yakalanırsın.

Kıvrıldı sesim, katlandı incelerek. Derdim, akın etti yamaçlarımdan. Döküldü yarım tasım, saçıldı her tarafa. Sustum, içim boşaldı:

Ustam! Aşk, kızıl gerçeğimdi benim! Bunu gözyaşlarımdan mürekkep bir hasretin kaynamaktan buharlaşmış ve sonunda hiçbir suyu kalmamış edasından biliyorum. Hırpalanmış gençliğim var avuçlarında. Ustam! Aşk kokularını çok uzaklardayken almıştım da, gecelerim gece olmuştu hani o zaman. Yemen’de bile olsam yakındım hani dergâha. Ey Aşk Ustam; verâ kucağında uyutur musun bizi? Aşkını terennüm ederken sever misin? Ya da kardeş rüyalardan çıkarak sarılır mısın câna ve ağlayabilir miyim doya doya Şems’in gittiği yollara bakarak…

Ruhumun ruhundaki can! Tut, büyüt, al beni. Yüreğim de inansın buralara geldiğine. Aşk susuşlarını dinlesin. Uzaklığın cümlesinden geçsin de, payına düşenle yetinsin. Aşk yetişsin ehil olana. Ehil değilim! Ehil olmak için bizzat aşk ehliyeti almak isterim. Aşk, kaydına alır mı? Ana adım, baba adım: Aşk. Doğum yerim, medenî hâlim: Aşk. Hangi merkeze kayıtlıyım; tabiî ki Aşk’a.

Ustam! Olmayan kimliğimin yerine geçecek ve beni her ortamdan geçirtecek bir bilgi gerek. Aşk, bilgilerin efendisi. Aşk istiyorum kararmış kalın duygularımın enkazında, açılmayan göğün katranında bir şûle, bir umut aşk/ istiyorum…
 

eylül

Veled-i kalbî
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
5,223
Puanları
0



b-

Damdan atıldım Aşk Ustam. Bir kelimenin uçurumundan düştüm yere. Harf harf çıkmıştım ıstırap katlarını. Kahkahadan değil, ağlamaktan katılamıştım. Yalnızdım Aşk Ustam, şehir suçlusu duygularımın harcadığı bozuk paraydım. Karambole dağıtılmadım, düpedüz çemberimdeydi aşk. Vezinsiz mevzunsuz bıraktı gidişi. Alâmeti şiirsizliğimdi, anlatamadım. Fâil-i meçhul cinayetten yargılandım. Hâlbuki yanıktım Aşk Ustam; çıralarımı sen toplamamış mıydın?

Ateş başındaki âşıkların gönül mahallesinde, geceye konan bir zincirle bağladın başımı. Mesnevî ile geldin, derslerin şefkatli bir baba sesiydi. Divân-ı Kebîr oldu leylin sürmesi. Ne zaman boğazıma gelse canım; koştum açtım. Gazellerinden kurulu bir dünya buldum kendime. Şükür şerbetiyle serinledim. Kalem, feryadını yazdı; kâğıt, bekleyişini aradı. Geçen yıllar senden şehrime sevda taşıdı. Kordan, buzdan ayrı bilemediğim hâllerde sallandım. Bin bir çile günlerini aşmalıydım. Kelimeler yolumu kesti, damarlarımdan sıkılan acılarla gün yüzüm gecikti.

Gece bitmedi, ben sana gelememişken daha yapacak tek şey kalbimden geçti: Yazdım. Kendime söylendim ve savurdum içimi dergâh eşiğine.
 

eylül

Veled-i kalbî
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
5,223
Puanları
0


c-

Seni hangi gergefin arasında unuttum, kumsal rüzgârı umutlarının dağınık rehgüzârında...

Kıymık acısı göz yorgunluğun, anımsaması güç bir verdâ. Yıkıntılarıma çok sözlü bir suskunluk bıraktım, ellerin uzak kılmışken okyanus sularını. Bırakılmaz hüzünler iliştirdim sepetime. Daldan atlayan dal-budağım oldun. Göçebe geçitlerin çevrilmez pedalında kramp girdi canıma. Dönmez şafaklarda kızdın dalga dalga. Yetişmek olanaksızdı, her hasretin ağırladığı bir ölüm vardı. Şehrin uzağında el sallarken, çiçekler üşür oldu mevsimsiz yamaçlarda. Fonda çalan zil sesi, bir haber verişti. Gelmek fiilinin zamansız çekimlerinde, iteklendik bir aşkın zill’den ırak lâline. Savmı niyet-i kerbela… Kurbunda korunduysak, bilinsin içindi; mânevî perde tek renkti, aşk…

Seni bir köy fırtınasında ekmişti Hakk! Çadırların, çatı katlarının, çarşı pazarın hallaç pamuğu gibi savrulduğu hengâmda, ne olduğunu anlamadım, sen mi düştün ben mi yuvarlandım çölüne. Dibimde üç noktaları hazır olmuş buldum, bulundum. Kem gözlerin zifiri sözlerinden ayıklandım. Karama ne olmuştu ki, şehr-i beyzâ her tanesi bir melek. Değildim lâyık sana; kaçmak elzemdi, elyaktı, elhaktı. Yaktı…

Buz uygulaması, nâmütenâhi vücubu leyl-i seher… Zâhirî bâtın anonimi. Fehme keder nişânesi intizar. Kıl kararını; kıldan ince bergüzâr. Bitti say bu sayıyı! Ben sana bittim say! Ay dolanıp gelsin Şems yalnızlığını! Erimek, ay’ın içini boşaltmak demek. Kime doldum, çıktı içim? Hayy…

Yâ Hayy!

Beni hangi serçenin kanadında uyuttun, ince mavi nehârın derli şafağında…

Katar katar kervanları salma peşime. Dertpîşe bağrım ki, zilzâl tefekküründe. Titremenin de zamanı var elbet! Sarmaşık sıradanlığında yok bir hayatım. Yokum, hayatım/da sen. Bilmesen nice ters döner yönü dağ soluğunun. Bilmesen, ovadaki kayalar ağlar, canını hatırlayıp canından öte. Niye sustun, zeytin dalına ne derim? U dönüşü vakitlerimden sonra, her sonrada, son adada… Kaçıp kaçıp gelmişken yoksulluğuma, çuvalında un olayım aşkın U yokuşlarında.


Aşk Ustam! Usumu aşkla!



Fâtıma Zehra MERİNOS
 
Üst