Ahmet Mercan / Akıl Ağrısı | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Ahmet Mercan / Akıl Ağrısı

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
42



Kasım 2010


Düşünülmeye değer, çarpıcı; ama zor, kabuğu değişik, söylenince sağlığa zarar sözlerin sahibine “deli” adı verirler. “Mutluluk” mevkiinde yolculuk etmek is*ter çünkü kalabalıklar. “Deli”lerse mutluluğun kalbini sökmeye adaydırlar. “Varol*manın dehşeti”ni göstermek için sürekli savaşırlar. Bir anlık “görme” işi gerçekleşsin diye bir ömrü “acı”nın kollarında yaşarlar. Onların varlığı; sıradanlığın ve göz, gönül, akıl tutulmalarının önüne geçme imkânıdır. Kalabalıklar onları bir araya toplayıp gözden ırak tutarak, sıradanlığa sıkı sıkı sarılmayı mutluluğun gereği sayarlar.
 

türkü

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 Tem 2007
Mesajlar
4,973
Puanları
113
fil dişi kulelerine medhiye :)
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
42
Ahmet Mercan sırrın keşfedildiği ana çağırıyor


Akıl Ağrısı’nda, güneşin doğması ve yaprakların kıpırdamaya hazırlanmasıyla “ıslık zamanı”nın geldiğini belirtiyor Ahmet Mercan.

İnsanoğlunun bu dünyada serüvenini yolcu olarak tanımlayıp, Yolcu’yu hüzünlü bir ırmağa benzeten Mercan, insanın faziletiyle ön plana çıkacağının altını çiziyor. Kimi zaman okur, kimi zaman yazar konumunda bulunarak samimi, içten ve yalın bir diyaloğa girerek okurla hasbî bir köprü kuruyor.
Şair ve yazar Ahmet Mercan’ın Nesil Yayınları’ndan “Akıl Ağrısı” isimli deneme kitabı okurla buluştu. Ahmet Mercan, yazıya genç yaşlarda başladı. Selam Dergisi yazı işleri müdürlüğü, ardından Giz Ajans Yayın Yönetmenliğinde bulundu. İnsan Hakları Araştırmaları Dergisi Yayın Yönetmenliğini yaptı. Radyofonik oyun tarzında çok sayıda oyun yazdı ve yönetti. Çocuk edebiyatıyla yakından ilgilenen Mercan’ın elliyi aşkın şiiri çeşitli sanatçılar tarafından bestelendi. Marmara FM ve Akra FM'de 'Mercan Kayalıkları' isimli kültür programları hazırladı ve sundu.


Akıl Ağrısı, kısa kısa denemelerden oluşan bir deneme kitabı. Günlük de denilebilir. Ahmet Mercan bu kitabıyla okurla sohbet ediyor, okura sorular soruyor, okurla birlikte soruların ardına düşüyor. Güneşi koklayan bir edayla, merdivensiz bir kuyu bulma aşkıyla, kalbe yağan karın coşkunluğuyla kelimelerin gizemli dünyasında aslında her şeyin bir izahının mümkün olduğunu söylüyor. Tek bir şartla: “Bakmasını bileceksin!” İnsan nasıl bakması gerektiğinin bilincindeyse, toprağa basışında bile o duyguyu hissedebilir, her şeyin kapasitesi, dengesi, ahengi ve bitmek bilmeyen gizemi karşısında O’nun sanatını temaşa edebilir. Çünkü güzellik kutsaldır ve güzelliği fark etmek, anlamak, anlamlandırmak, kavramak ve idrak etmektir. Güzel olan fark edildikçe, insan kendini bilmeye, kâinatı idrak etmeye başlar. Mercan’ın deyimiyle insanın eşref-i mahlûkat konumu da, güzelliğin görülmesine ve El Vedud isminin mahiyetini idrak edilmesine bağlıdır. Medeniyetimize göre asıl güzellik kalpte gizlidir. Manevi güzelliktir aslolan ve kaybolmayacak olan. Manevi güzelliği fark edebilenler, görenlerdir. Görenler, insanoğlunun gözlerine çekilen perdeyi aralayıp, gözlerini hakikate odaklayarak metafizik dünyayla ilişki kurabilenlerdir. Görmek, aynı zamanda farkına varmaktır, Rilke hissederek gördüğü iç dünyasının keşfini şöyle izah eder: “Görmeyi öğreniyorum. Bilmiyorum neden, her şey içimde daha derinlere işliyor, her zamankinden daha derinlere. Bir iç dünyam varmış da bilmezmişim. Her şey şimdi oraya gidiyor. Orda neler olup bittiğini bilmiyorum.”
Kâinata perdenin arkasındaki görmeye çalışarak bakmak, güzelliklerin sırlarını ortaya çıkaracak, eşyanın özgünlüğünü ve zenginliğini gösterecektir. İnsan, uhrevi hayatını anlamlaştırarak mutluluğu tadar, güzelliğin farkına varır. İnsanın simasının güzelliği, müşahhas bir güzelliktir ve bu güzellik genellikle, “cemal” kelimesiyle ifade edilir. İnsanın ahlâkî güzelliği ise mücerred bir güzelliktir ve İslam medeniyetinde “hüsün” kelimesinde ifadesini bulur. Mücerret güzellik gözle görülemez, ancak bir üstündeki anlamla tecelliyi hissettirir. Dolayısıyla kâinatı mücerret gözle temaşa etmemeli, anlamın sırrına ermeye çalışılmalıdır. O vakit Süleymaniye Camii’nin sırrı ortaya çıkacak, o vakit ağaçların sallanışı anlaşılacak, suyun gürül gürül akması, taşların aşkından dolayı yuvarlanması, güneşin secde etmeye gidişi görülecektir. Mercan, “Kalbi Koruma Kanunu” ile insanın El Vedud ile olan ilişkisinin sürekli devam edeceğini, güneşin secde etmeye gidişinin sürekli fark edilebileceğini belirtiyor.
“Anlayan için söz, ihtiyaç bahsinin dışındadır” diyor Mercan. Sözün ötesinde varlık-yokluk ilişkisinin ontolojik düzleminde, herkesin farklı olmasının herkesin özel olmasıyla ilişkili olduğunu ifade ediyor. Çünkü yine görmeyi ve fark etmeyi ön planda tutarsak, özgünlüğün de geldiği noktayı keşfe başlamış olacağız. Çünkü hakikat, bakmasını bilen için her yerdedir. İslam medeniyetinde ve tasavvufta bir ağacın rüzgârda sallanışı, bir kuşun ötüşü, bir horozun sesi ya da denizde dalgaların sesi, O’nu aramak ve hayatın sırlarına vâkıf olmak için çok önemlidir. Bu anlamda medeniyetimizin insanın kalbine açtığı sırların gözlemlendiği ve hissedildiği ulvî mekânları bakıştan bakışa göre farklılık gösterebilir. Bir ağaç, daha önce şah damarımızdan daha yakın olan El Vedud’u keşfetmemize vesile olabilir. Bir yağmur katresi, her şeyin muhteşem bir düzen içerisinde bulunduğunu fark edip, kalbimizi kâinattaki muhteşem uyumunu fark etmenin mutluluğuyla doldurabilir. İşte o an bilmenin verdiği bilinçle susmanın mükâfatını kazanır insan. Mercan, bu şekilde susmayı bilinçli bir hal olarak yorumlayıp, sözün hakikat evinden devşirildiğinde yansımasının hikmet olarak tezahür edeceğinden dolayı, insanın hikmetle karşılaşmasını her zaman sırların ifşa olunmasıyla yorumluyor. Kendi içerisinde bir rayihası olan söz, insanın hikmetle karşılaşmasıyla anlam kozasına bürünüyor ve kalbi El Vedud’a olan aşk ile büründürüyor.
Ahmet Mercan sırrın keşfedildiği ana çağırıyor bizi Akıl Ağrısı’nda, güneşin doğması ve yaprakların kıpırdamaya hazırlanmasıyla “ıslık zamanı”nın geldiğini belirtiyor. İnsanoğlunun bu dünyada serüvenini yolcu olarak tanımlayıp, Yolcu’yu hüzünlü bir ırmağa benzeten Mercan, insanın faziletiyle ön plana çıkacağının altını çiziyor. Kimi zaman okur, kimi zaman yazar konumunda bulunarak samimi, içten ve yalın bir diyaloğa girerek okurla hasbî bir köprü kuruyor.

Yunus Emre Tozal / Haber 7
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
42


ŞİMDİ OKUMA VAKTİ

Çocuklar için keyifli kitaplar var!
Okulların kapanıp evlerin her daim çocuk cıvıltısıyla dolup taştığı şu günlerde çocukların okumaları için hem keyifli hem de onları erdemli davranışlara sevk edici şeker gibi kitaplar öneriyoruz.




Merhamet yüklü hikayeler
Okul öncesi çocuklara ebeveynlerinin, okumayı henüz öğrenenlerin ise az yapraklı ve bol resimli olması sebebiyle bizzat kendilerinin zevkle okuyabilecekleri hikaye kitapları Ahmet Mercan’ın çocuk kitapları... Öyle sıcak bir dili var ki Mercan’ın, sanki okurken soba başında ninenizden masal dinler gibi bir hisse kapılıyorsunuz. Çünkü bu kitaplarda mahalledeki afacan çocukların birbirleriyle olan dayanışmaları sayesinde muhtaç bir ihtiyar için nasıl yardımlaştıklarını okuyorsunuz (Kardan Adamın Rüyası) Bir sıpanın yaşadığı köyde sahibiyle ve köy halkıyla arasında olup biten olaylara onun dilinden iştirak edip, yemyeşil ormanlara, şırıl şırıl akan derelere birlikte yol alıyor, çiçekleri kokluyor, kuş cıvıltılarını dinliyorsunuz adeta (Tomurcuk) Sonra hayvanat bahçesinden firar eden iki arkadaş fil ve zürafanın yol üstündeki bir mahallede başlarına gelen ilginç olaylar sonrası çocukların onlar için uydurduğu o çok uyumlu isimlerini okuyup tebessüm ediyoruz (Zürafil)
Daha yazmayla bu yazıya sığmayacak, bunlar gibi bir çok çocuk kitabı var Ahmet Mercan’ın. Hele en tatlısı ve her okuduğumuzda bizleri ilk defa okuyormuşçasına güldürmeyi başaran, küçük Zeynep’in Ramazan ayını nasıl yorumladığını anlatan Zeynep Ramazanı Çok Sevdi kitabı bizim için birinci sırada. Hala okumayan varsa bir an evvel okusun derim.
Mutlu sonla biten kitaplar
Mercan’ın kitaplarında çocuk ve tabiat iç içe. Aslında olması gerektiği gibi yani. Hayvanlar, ormanlar, mahallemiz, köyümüz, yaşlılarımız ve çocuklar hep bir arada özlediğimiz gibi, eskisi gibi. Elbette ardı sıra birbirimize karşı davranışlarımızda gözetmemiz gereken saygı, merhamet, şefkat, yardımseverlik ve diğergamlık öne çıkan, dile getirilen, hassasça işlenen mevzulardan. Hikayeler çocukların hep istediği gibi mutlu sonla bitiyor ve sanki sevgi ve dostluk fışkırıyor kitaplarından Mercan’ın.
Şimdi ben bu kitapları çocuklar için mi alın ve okuyun dedim, tamam itiraf ediyorum ben de okudum ne olmuş. Çaktırmadan büyüklerin de okumasında hiçbir beis yok.

F.Kebire Gündüz Karaaslan kulağında “Mercan Kayalıkları” nın sesiyle yazdı



http://www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=5390
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
42
SENİN ZİNDANINA BİR SES!

Kalbin ağrıyor mu kardeşim?
Ahmet Mercan'dan yeni bir deneme kitabı daha. Kitap Nesil yayınlarından çıktı.




Çağdaş insanın zindanına uzanan bir merdiven: Akıl Ağrısı

Gaflet güne saklanmış, gülümserken sıradanlığın mesken tuttuğu iklimlerden uzak, ağlayan bir kitap. Kimi zaman bir, kimi zaman iki ya da üç damla gözyaşı, paragraf olur dünden ziyade bugüne hitaben. Bugünden de öte sonsuzluğa uçan bir kuş gibi... Gökyüzünde seyre dalarken balıkçının oltasına takılmışlara ilişir gözleri. Sema, yağmur, zaman, deniz, akıl, ölüm… Bir anda yağmur başlayıverir az gerilerde, sis bulutu kenara çekilir ve denizin mavi boyası akar sarıdan sayfalara…
Akıl sorgulanır. Ya da insanın ona sahipliği, aklımızın tahtaları ırgalanır. Arada ayağımıza soru işaretleri takılır. Göremeyen düşer, yere kapaklanır; gören aramaya koyulur, onların ardına gizlenmiş cevapları. Cevaplar, saklambaç oynamaya meraklı... Tam da bilemem, neden böyledir diye sormuşken bu kez işaretin arkasındaki cevabı sobeliyorum. Her zihnin değerlendirme merkezi farklı. Yollar ayrıydı; ama aynı kapının önünde bekleşiyoruz şimdi. Yani kapılar her yeni sonda “tek” bir sonuca açılıyordu aslında.

Hayattan süzülmüş damlalar

Akıl Ağrısı, çağdaş insanın zindanına uzanan bir merdiven. Gerçek gündemini yitirmişlerin gündemine on ikiden atılan bir ok. Martılara uzanan sıcak bir el, şiirsel bir dil... Üç noktaların ardına sıralanmış anlam trafiği. Aralar da mola; bu kez kendi mevsimine açılmış pencereler... Kuru yaprağa benzeyen rakamlar, eklem yerinden kopmuş bakışlar, gökten düşen umutlar, kahverengi duanın iliğinden geçen gökkuşağı, ipinden yakalanan güneş, kelebek sırtında deniz… Bir rüya aleminde, elinden tutulan çocuk ve hayata örülen nağmeler, yürekten; aklı ağrıtan.
Yazmak istiyorum, her denemenin üzerine anlatmak, sözcükler kafi geldikçe. Ama Medya çağı çocukları için şansımı azaltmış olurum sanırım. En makbulu okuyanın kendini de gördüğü denemenin özüne bırakmakta sözü…
Fatma Akari Ahmet Mercan, denemeye devam etse hep, dedi

http://www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=5390
 

uykusuz

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 May 2011
Mesajlar
7,798
Puanları
0
"Sitem etmek gizli beklenti ifşasıdır." Ahmet MERCAN-Akıl Ağrısı
 

uykusuz

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 May 2011
Mesajlar
7,798
Puanları
0
"Kemali var, donma noktası yoktur sözün."
Ahmet MERCAN- Akıl ağrısı
 

uykusuz

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 May 2011
Mesajlar
7,798
Puanları
0
"Asıl vatanı insanın saf halidir. Başkenti vicdan olan." Ahmet MERCAN- Akıl Ağrısı
 

uykusuz

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 May 2011
Mesajlar
7,798
Puanları
0
"Adaletin varlığı; zulmün yokluğuyla anlaşılabilir." Ahmet Mercan- Akıl Ağrısı
 

uykusuz

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 May 2011
Mesajlar
7,798
Puanları
0
"İnsan sürekli ondalık kesirdir hayat ırmağında." Ahmet Mercan- Akıl Ağrısı
 

uykusuz

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 May 2011
Mesajlar
7,798
Puanları
0
"Açlık fikrin kamçısıdır." Ahmet Mercan- Akıl Ağrısı
 

uykusuz

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 May 2011
Mesajlar
7,798
Puanları
0
"Beklemeyi önemli kılan, beklenen; bekleneni önemli kılan, ona duyulan ihtiyaçtır."
Ahmet Mercan- Akıl Ağrısı
 
Üst