Tarzı Bahar Defilesine Hilal Kaplan'dan Tepki | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Tarzı Bahar Defilesine Hilal Kaplan'dan Tepki

spesifik

آزادی قید و بند
Yönetici
Süper Moderatör
İhvan Üyesi
Katılım
18 Ağu 2007
Mesajlar
24,391
Puanları
113
Sabah Gazetesi Yazarı Hilal Kaplan, bugünkü yazısında Tarz-ı Bahar Defilesi’ne tepki gösterdi.
Kaplan’ın yazısı şöyle:
Eskiden, başörtüsü takma biçimleri tartışma konusu edildiğinde ve 'iğnesiz, çene altından bağlanır'gibi dayatmalar yapıldığında, 'babaannelerimiz gibi örtünmek zorunda mıyız?' diye haklı olarak çıkışan genç kızlar vardı.
Şimdiyse, başörtüsü yasağının büyük çoğunlukla kalktığı bir ülkede yaşayan ve binlerce dolarlık günlük kıyafetler giyip, kendilerini eleştirenlere karşı 'babaannelerimiz gibi örtünmek zorunda mıyız?' diye çıkışan genç kızlar var.
Kim derdi ki, başörtülü kadınları hayatın her alanından kovan bir yasağa karşı kurulan cümlenin aynısı, öznelliğini moda fanatiği tüketicilere indirgeyip 'hayatın her alanında' olmak isteyen başörtülü kadınlar tarafından da kurulacak?
Davet şöyleydi:

"... Cumartesi günü, abiye ve gelinlik modellerinin sunulacağı Tarz-ı Bahar Defilesi ile muhafazakâr kesimin moda tutkunları ilk kez böylesine kapsamlı bir etkinlikte buluşuyor.
Tüm gün sürecek etkinlik kapsamında, Hüsn-ü Hat Sergisi Açılışı ve Mücevher Defilesi de yer alacak." "Tarz-ı Bahar" diye Osmanlıca terkip kullanıp, araya bir de hüsnü hat sıkıştırınca, olmuş size'muhafazakâr defile'...
Geçtiğimiz yıl, 'muhafazakâr Vogue' olarak sunulan bir derginin düzenlediği benzer etkinlik tepkiler üzerine iptal edilmişti. Sanırım onları 'ele veren' Osmanlıca terkip kullanmayıp, adını dürüstçe 'fashion party/ moda partisi' koymaları olmuş. Hüsnü hattın, kadınların podyumda başkalarının göz zevki için arzı endam etmesiyle alakasını kuracak kadar da 'uyanık' olamamaları belki de...
Hayır, kimsenin kimseyi 'süslüman' diye aşağılamaya veya dindarlığını sadece israf ölçütü üzerinden tartıp ahkâm kesmeye hakkı yok. Sadece şu: "Bu benim bireysel tercihim" diyerek kendinizi kandırmayın. Moda, her şeyden evvel öznesi olunan değil, maruz kalınan bir süreçtir. Birileri, ihtiyacınız olmayan şeylere ihtiyacınız olduğu yanılgısını oluşturarak, sizi her sene belli model ve renklere yönlendirir. Gardrobunuzu doldurup doldurup boşaltmanıza sebep olur. Siz de seçeneklerden tercihinizi yapıp, kendinizi 'özne'ymiş hissedersiniz. Ancak sonuçta size sunulana maruz kalan ve kolayca güdülenen nesnelerden ibaretsinizdir. Moda, bir özneleşme biçimi değildir, asla da olmamıştır.
Ayrıca Müslümanın 'duru ve şık' görünmesinin yolu her yıl gardrobunu yenilemesinden de geçmez. Kabul etmek gerekir ki binlerce dolarlık kıyafetlerle ve artık anlaşılan ağır ağır makyajlarla sokağa çıktığınızda 'duru ve şık' göründüğünüzü size düşündürtmeleri bir başarıdır. Ancak bunun'Müslümanca' olduğuna bir dakika bile kendinizi inandırabildiğinizi sanmam.
Evet, babaanneleriniz gibi görünmek zorunda değilsiniz ama Heidi Klum gibi görünmek zorunda da değilsiniz.

Ha bu arada, 2000'lerin başından itibaren, gittikçe GQ erkeklerine benzeyen dindar erkekler de başörtülü kadınlar hakkında ağızlarını açmasalar daha isabetli olur.
 

Ebu Computer

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Haz 2013
Mesajlar
22,776
Puanları
113
Çarşaf en iyisi...

 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,943
Puanları
113
“Yaza merhaba” diyen muhafazakar kadınlar sözüm size değer mi?

İsmail Kılıçarslan'ın Cumartesi günü Suriyeli çocuklara dair yazısını okumuş, cumartesiyi pazara bağlayan gece sabaha kadar çantamdaki ahşap oyuncakları bir türlü gereken yere ulaştıramadığım rüya dehlizlerinde gezinmiş, gördüğüm rüyayı nasıl yoracağımı bilemezken, pazar sabahı İ.Kılıçarslan'ın yazısına kaldığı yerden devam eden satırlarında durmuştum bir vakit.
Bazı yazıları okuruz. Bazı yazılarda ilerleriz. Ve bazı yazılarda dururuz. Yazarından bize geçen, mıh gibi çakılıp kalma hali ile dururuz.

Bendenizi en çok durduran husus, artan zenginlik ve refaha rağmen bizi giderek eksilten nedir sorusu. Her birimiz eksile eksile yaşıyoruz.

Uzun bir süredir İstanbul'un eski Kültür Müdürü Ahmet Emre Bilgili'nin Kültürel Hayırseverlik kavramı üzerine düşünüyorum. Prof.Dr.Bilgili Kültür Müdürlüğü'nden gelen tecrübesi ile “kültürel hayırseverlik” kavramı üzerinde duruyor , “sosyal sorumluluk projesi” adı altında gerçekleştirilen bazı projelerin sıkıntılarına işaret ediyor.

Zihnimin bir tarafında Suriyeli çocuklara, çocuk ülkesinin renklerini yeterince sunamıyor olmamızın getirdiği sıkıntı, diğer tarafında Müslümanların kültür konusundaki zaafları ile nasıl başa çıkabileceğimiz sorusu...

Bazen iki olay üst üste gelince olayın vahametini daha derinden hissederiz. Bu nedir şoku ile titreriz bir müddet. Yukarıda size tasvir etmeye çalıştığım duygular eşliğinde yol almaya çalışırken, aşağıdaki cümleler e posta olarak düştü. Yıkılan dağ gibi, çöken ev gibi.

“…Mayıs Cumartesi günü, abiye ve gelinlik modellerinin sunulacağı Tarz-ı Bahar Defilesi ile muhafazakâr kesimin moda tutkunları ilk kez böylesine kapsamlı bir etkinlikte buluşuyor. Tüm gün sürecek etkinlik kapsamında, Hüsn-ü Hat Sergisi Açılışı ve Mücevher Defilesi de yer alacak.”
Sosyal medya denen şeyin bazen insanı çatlamaktan kurtardığını düşünüyorum. Bir kuyuya bağırma ihtiyacı. Bağırma ihtiyacını giderdiğimiz yer sanal alem. Bir iki cümle yazınca rahatlıyoruz. Bir yerde birilerinin bizi duyduğunu sanıp yalnız olmadığımız yanılgısını yaşıyor olmak iyi geliyor.
Nitekim ben de öyle yaptım. Duygularımı tivit cümlesi içine sığdırmaya çalışıp “Cemile Sultan'da yaza merhaba diyecek olan muhafazakar kadınlar! Her gece rüyanızı Suriyeli çocuklar beklesin!” diye yazdım sanal aleme.
Bir defile daveti niye içimi daraltıyor ki?
Birileri defile yapar bana ne. Harcadıkları paranın vebali kendi boyunlarına.“Muhafazakar kesimin moda tutkunları” ifadesinden mi yaralandım?
Hayır!
Moda konusunda konuşma yapmayı bile kabul etmiyorum. Meselenin vahametini 1990'larda sezmiş, bu konuda doktora tezi hazırlamış, üzerine iki kitap daha yazmış biri olarak, daha fazla moda konusunda konuşmayı kendimin gerisine düşmek olarak gördüğüm için hiçbir konuşma teklifini kabul etmiyorum. Oysa insanın en iyi bildiği konuda konuşmasından daha kolay daha anlamlı ne olabilir değil mi?
Tesettür modası hakkında görüş vermiyor, konuşma yapmıyorum. Tesettür defilelerine, tesettür modasına tepki göstererek kendimizi rahatlatıyoruz.

Tepkilerimiz sokağın kiri ile ilgilenmeyip sadece oturduğumuz evin pencerelerindeki kir ile ilgilenmeye benziyor.
Ok yaydan çıktı bir defa. İnstagram güzellerinin, takipçilerinin olduğu bir çağda, bazıları defile yapacak. Bazıları defileye seyirci olacak.

Yiyin için, eğlenin. Hayat size güzel. Sıratı geçen sizsiniz. Cenneti kazanan sizsiniz. Mutluluk en çok sizin hakkınız, diğerleri yani ölenler, yani savaştan kaçanlar sizin sorumluluğunuzda değil. Sosyal adalet size lazım değil. Bütün bu yaşananlardan hiç sorumluluk duymuyorsunuz. Yaşananlar mı? O ne ki? Zaten sizi mutsuz edecek hiçbir haberi okumuyor, dünyada olan bitenler ile ilgilenmiyorsunuz. Ah yanlış oldu. İlgileniyorsunuz elbet, nerede ne yenir, nerede ne giyilir ve en güzel fotoğraflar nerede çekilir biliyorsunuz.
Ve elbette nereden kazanılacağını biliyorsunuz.(Kaybetmek konusunda da kafanızı yormanız gerekmiyor mu?)

Ticaretinizi yapacaksınız. Yapın. Talep oluşturuyorsunuz, oluşturun. Birileri dünyanın en güzel gelini olacak, birileri dünyanın en pahalı gelinliğini tasarlayıp satacak. Arzı ile talebi havuz başında buluşturacaksınız. Buluşturun.
Lakin hüsnü hat sergisini rahat bırakın.

Sizi birilerinin eski kelimeler, terkipler kullanarak avlamasına razı olmayacak bir zeka ışıltısı koyun ortaya!
Bu kadarını yapın lütfen!



Fatma Barbarosoğlu
 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,943
Puanları
113

RENKLİ RAHATLIK: CHİNO PANTOLONLAR

BU FOTOĞRAFI MUHAFAZAKAR (!) ÖLÇÜLER DİYE ORTAYA SUNAN ESRA SEZİN KİĞILI YI HANGİ GÜZEL AMELLERİ KURTARACAK ?
 

Âwdil

Mim Lâmelif Vâv
İhvan Üyesi
Katılım
26 Eki 2006
Mesajlar
1,396
Puanları
83
Tesettürün bir amacı da karşı cinsin dikkatini çekmemek olsa gerek.Lakin günümüz de tesettür öyle bir hal aldı ki,bazı başörtülü bayanlar yaptıkları ağır makyaj ve vücut hatlarını belli eden dar giysiler ile,sağolsunlar tesettür anlayışına yeni bir soluk getirdi.
 

Ebu Computer

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Haz 2013
Mesajlar
22,776
Puanları
113
Sayın @adams77

Çok kaliteli adamsın.

Selam ve dua ile...
 

Âwdil

Mim Lâmelif Vâv
İhvan Üyesi
Katılım
26 Eki 2006
Mesajlar
1,396
Puanları
83
''Yeni bir soluk getirdi'' yerine tesettür anlayışını katlettiler desek daha doğru olur...

Haklısınız,sonunun nereye gideceğini tahmin edemiyorum.Zira etrafa baktığınız da mütedeyyin bayanlar,kendini dindar görmeyen bir bayanın yaptığı her şeyi yapabiliyor.Aralarındaki tek fark başörtüsü.
 
Üst