Sûfî Mücahid...Ömer Muhtar | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Sûfî Mücahid...Ömer Muhtar

ukubat

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
9 May 2007
Mesajlar
1,926
Puanları
48
Web sitesi
www.ismailaga.org.tr


Biz asla teslim olmayız. Ya kazanırız, ya ölürüz. Bizden sonraki nesillerle de savaşacaksınız. Bana gelince, ben cellâtlarımdan daha uzun yaşayacağım. ” Şehid Ömer Muhtar (Rahmetullâhi Aleyh)
Osmanlı hâkimiyetinden çıktıktan sonra, İtalyan zulmü ve sultası altında inleyen Libya’da, Cihad ve vatan müdâfâsı meşalesini yakan büyük derviş ve mücahid, Ömer Muhtar (Rahmetullâhi Aleyh)in büyük mücadelesi ve zaferleri, senelerce süren savaşlar sonunda, bir ihanet sebebiyle, esir düşmek ile noktalanmıştı.
Şeyhinin Hakkındaki Sözü
Bu büyük derviş ve mücahid, Senûsî Tarîkatine intisaplı idi. Ders aldığı Şeyh Efendi olan Seyyid Muhammed el-Mehdî onu şu sözlerle tarif ve taltif etmiştir: “Ömer Muhtar gibi on adama sahip olsaydık, başka bir şeye ihtiyaç hissetmezdik.”
Mısırlı âlim merhum Ahmed Şerbâsî‘nin hakkındaki ifadeleri ise: “İnsanlar arasındaki anlaşmazlıkları dâhiyane ve ustaca çözümleme hususunda Allah vergisi bir yeteneği vardı. ”
İlmi tahsilinin yanında çeşitli sanat dallarında da kendisini yetiştirdi. Marangozluk, demircilik, ziraatçılık, duvar ustalığı gibi el becerilerini elde etti. Aynı zamanda usta bir binici olarak ün saldı.
Direnişin Son Kalesi
Ömer Muhtar (Rahmetullâhi Aleyh) ve emrindeki mücahidlerin elinde, İtalyanların giremediği tek toprak parçası olan, Kufra bulunuyordu. Libya’yı tamamen köleleştirme vazifesi ile emrolunan İtalyan Komutan Graziani, bu yeri işgal için 1930 yılında harekete geçti. 1931 yılında çöl aşıldı ve Kufra düştü.
İtalyanların burada yaptığı katliam, işkence ve tecavüzler korkunçtu. Graziani teslim olan halkın gözleri önünde Kur’ân-ı Kerîm’i paramparça edip, ayaklarının altında çiğneyerek: “Haydi, çağırın da (hâşâ) bedevi peygamberiniz yardımınıza gelsin” demiş, ertesi günü şehrin ileri gelen uleması uçaklardan atılmış, vahadaki bütün hurma ağaçları kesilmiş, kuyular yakılmış, Mehdî Senûsî’ye ait tarihî kütüphane alevlere teslim edilmiş ve insanların namusları kirletilmişti.
Çöl Aslanı Düşüyor
11 Eylül günü içinde bulundukları vadiyi her yönden saran ve 5000 İtalyan piyade ve süvarinin oluşturduğu çemberi yarmanın imkânı yoktu. Zırhlı araçlar ve üç uçağa karşı mücahidler son nefeslerine kadar çarpıştılar. Elliye yakın atlı şehid düştü.
Saat 08.00’de Ömer Muhtar (Rahmetullâhi Aleyh)in atı vurulup yıkıldı ve onu yere düşürdü. Ama bu yetmişini geçkin ihtiyar aslan yılmadı, kendini toparlayıp tüfeğini ateşlemeye devam etti. Elinden yaralanınca, tüfeği diğer eline aldı. Artık yapacak bir şey kalmayınca, askerler üzerine çullandılar ve onu esir ettiler.
Neden Savaşıyorsun?
Esir edilen Çöl Aslanı, General Graziani’nin yanına getirildiğinde, aralarında şu konuşmalar geçer; General ona, “İtalyanlara neden böyle şiddetle karşı koyuyorsun ?” dediğinde o, “İnancım için!” diye karşılık vermiştir. General devam ederek: “Bu kadarlık gücünle bizi Trablusgarb’tan atabileceğini mi sanıyorsun?” dediği zaman o, “Hayır!” diye karşılık verir. General devam eder, “Öyle ise ne yapmak istiyordun? ” deyince Çöl aslanı, İtalyan Generali’ne karşı şu asil cevabı verir: “Hiçbir şey. Ben yalnız inancım için dövüşüyordum ve bu benim için yeter. Geri kalan Allahu Te’âlâ’nın elindedir. ”
Mahkeme ve Şehâdet
15 Eylül 1931 günü, İtalyan sıkıyönetim mahkemesi tarafından göstermelik bir duruşmaya çıkarıldı ve idama mahkum edildi. Mahkemede verdiği ifadeler şunlar idi: “Ben isyana yaklaşık on yıldır liderlik yaptım. Bana bireysel icraatları sormanız bir işe yaramaz. Ben faaliyetlere şahsen katılmasam bile, İtalya’ya ve İtalyanlara karşı son on yılda ne yapıldıysa, benim isteğim doğrultusunda ve benim iznim dahilinde yapılmıştır.”
Ertesi gün sabah saat 08.30’da Saluk’ta, toplama kamplarından getirilen 20 bin Libyalının gözleri önünde gayet sakin ve korkusuzca idam sehpasına çıktı. Fecr suresinin son ayetlerinden “Ey huzura ermiş nefis! Razı edici ve razı edilmiş olarak Rabbine dön!” âyetlerini dilinde tekrarlıyordu. Özgürlüğü için her şeyi göze aldığı, yeşil dağlarına son bir kere daha baktı ve bir milleti yetim bırakarak ebed âlemine doğru kanatlandı. Yer Saluk çarşısı idi… Allah (Celle Celâluhû) rahmet eylesin!

 

kebîkec

Paylaşımcı Üye
İhvan Üyesi
Katılım
21 Eyl 2007
Mesajlar
7,798
Puanları
113
Rahmetullahi aleyh.
 
Üst