Siyonizmin Tarihsel Kökenleri

mahmud enes

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
24 Nis 2010
Mesajlar
708
Beğeniler
42
Puanları
0
#1
Siyonizm din dışı bir ideolojidir ve zaten onu zararlı, tehlikeli, yıkıcı hale getiren asıl neden de budur. Ancak Siyonizmin bir de Yahudi inançları içinde yer alan bazı kaynakları, öncülleri vardır. Bu yazımızda Tevrat’ın nasıl tahrif edildiğini, Siyonist ideolojinini mistik boyutunu, Siyonizmin tarihsel ve siyasi kökenlerini inceleyeceğiz. Yahudilik İlahi bir dindir. Allah'ın insanlara yol gösterici olarak indirdiği Tevrat'a dayanır. Ancak, Yahudi tarihi içinde sık sık bu İlahi temelden sapmalar olmuştur. Bu sapmalar doğrudan dinden uzaklaşma şeklinde olduğu gibi, dini dejenere etme şeklinde de yaşanmıştır. Bu ikinci sapmanın en belirgin şekli, Yahudilik içinde, son derece kibirli, katı ve Yahudi olmayan insanlara karşı husumet dolu bir eğilimin gelişmesidir.
İlginçtir ki elimizdeki Yeni Ahit'in (İncil'in) içinde, Yahudilerin bu dini görünüşlü sapmasını eleştiren önemli pasajlar vardır.
Hz. İsa'nın ağzından aktarılan bu İncil pasajlarında, Yahudi toplumuna önderlik eden din adamlarından bazılarının çok kibirli, katı ve yabancılara düşman oldukları anlatılır ve samimi dindar Yahudiler bunlara karşı uyarılır.
SİYONİZMİN TARİH SAHNESİNE ÇIKIŞI
İşte bugün Siyonizm dediğimiz ve gerçekte din dışı olan ideolojinin temeli "katı kalpli", kibirli Yahudi tavrıdır. Bu tavra sahip olan Yahudiler, dine karşı temelde gösteriş amaçlı bir bağlılık göstermiş ve koyu bir bağnazlık geliştirmişlerdir.
Bu durum, Yahudilerin bir kısmının tarih boyunca Allah'ın kendilerine gönderdiği peygamberlere karşı tutumlarında da belirleyici rol oynamıştır. Batıl inançlarından kopmak istemeyen bazı Yahudiler, peygamberlere itaat etmekten ve hak dine uymaktan şiddetle kaçındıkları gibi, peygamberler ve iman edenler aleyhinde de türlü tuzaklar kurmuşlardır. Allah Kuran'da şöyle bildirmiştir:
"Andolsun, Biz İsrailoğullarından kesin söz almış (misak) ve onlara elçiler göndermiştik. Onlara ne zaman nefislerinin hoşuna gitmeyen bir şeyle bir elçi geldiyse, bir bölümünü yalanladılar, bir bölümünü de öldürdüler." (Maide Suresi, 70)
Elçilerin kendilerine tebliğ ettikleri hak din çoğu zaman bu kimselerin menfaatleri ile çatışmış, bu nedenle peygamberleri öldürmeye dahi yeltenmişlerdir.
Bu artniyetli kimselerin en belirgin özelliklerinden birisi de bir şekilde hak dini dejenere etmiş olmalarıdır. Bunun bazı örnekleri Yahudilerin kutsal kitabı olan Tevrat'ta görülür. Tevrat, Allah'ın Hz. Musa'ya vahyetmiş olduğu kutsal bir kitaptır, ancak sonradan tahrif edilmiştir. Allah Hz. Musa'ya toplumunu doğruya yöneltmesi, onlara Kendi emirlerini bildirmesi için Tevrat'ı indirmiştir. Allah Kuran'da "Gerçek şu ki, Biz Tevrat'ı, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik..." (Maide Suresi, 44) şeklinde buyurur. Hz. Musa ve onun ardından gelenler, insanlar arasında Tevrat ile hükmetmiştir.
TEVRAT NASIL TAHRİF EDİLDİ?
Ne var ki, Hz. Musa'nın ölümünün ardından, inkarda direnen bir kısım Yahudiler Tevrat'ı değiştirip bozmuşlar ve ortaya bugün Eski Ahit olarak adlandırılan Muharref Tevrat çıkmıştır. Muharref Tevrat incelendiğinde içinde Allah'ın birliği, Allah korkusu, adil olmak, tevazulu davranmak, hırsızlık yapmamak, zinadan sakınmak, hile yapmamak, masum insanların canına kastetmemek gibi hak dinin izlerini taşıyan pek çok hükümle karşılaşılacaktır. Öte yandan, yine aynı kitabın içinde dejenere olduğu açıkça anlaşılan pek çok batıl efsane ve hüküm de yer almaktadır. Söz konusu efsaneler ve hükümler incelendiğinde ise ortaya çarpıcı bir gerçek çıkar: Bunlar Yahudi halkının çoğunlukla pagan kültürlerden etkilenerek kapıldıkları yanılgılardır. Ve Yahudiler içinde paganizme bağlı kalmakta direnen bir grup insan tarafından nesilden nesile aktarılarak neredeyse ilk hali ile muhafaza edilmiştir.
Bu durum, Yahudiliğin ana unsurlarının nesiller boyunca aktarılan efsaneler, mitolojik kavramlar, egzotik sembollerden oluşan bir felsefe haline gelmesine neden olmuştur.
Gerçekten de mitolojik kavramlar ve semboller, özellikle eski Mısır efsaneleri ve bu efsanelerde yer alan sözde kutsal kavramlar, Yahudi felsefesinde önemli bir yer tutar. Yahudi felsefesinin temel taşlarını ise Kabala ve Talmud oluşturur.
TALMUD’UN YAHUDİ OLMAYANLARA KARŞI KÖRÜKLEDİĞİ NEFRET
Yahudilerin hayatında geleneklerin yeri büyüktür. Bir Yahudi dini sorumluluklarının ne olduğunu, kimle evlenebileceğini, kime karşı nasıl tavır takınacağını, nelerin yasak nelerin yasak olmadığını 'Halakha' adı verilen dini kaynaktan öğrenir. "Yahudi şeriatı"nın temel kaynağı olan Halakha, hahamların "Bir Yahudi nasıl yaşamalı?" sorusunun cevabını en ayrıntılı biçimde vermek için hazırladıkları ve asırlar boyu yeni eklemelerle genişlemiş yazılı bir dini kaynaktır. Klasik Yahudiliğe göre, bir Yahudi günlük hayatını nasıl geçirmesi gerektiğini öğrenmek için Muharref Tevrat'a ya da Eski Ahit'in öteki kitaplarına bakmamalıdır. Bunların, sıradan insanlar tarafından anlaşılamayacakları düşünülür. Bunların anlamını sadece hahamların kavrabildiğine ve Yahudi toplumunun da dini onlardan öğreneceğine inanılır. Halakha, hahamların Yahudi toplumuna verdiği bu eğitimin toplandığı kaynaktır. Halakha'nın en önemli kaynağı ise, 'Talmud' adı verilen çok ciltli bir kitaptır.
Talmud'un pek çok pasajında, Muharref Tevrat'ta yer alan ve hak dinin etkilerini taşıyan açıklamalar göz ardı edilir ve başta belirttiğimiz gibi kibirli ve katı kalpli bir tutuculuk emredilir. Allah'ın emrettiği ahlak ile hiçbir şekilde bağdaşmayan saldırgan, bencil ve ırkçı bir modelin telkini yapılır. Tarihte çeşitli radikal Yahudi fraksiyonların ve günümüzde de Siyonist ideolojinin söylemlerinde göze çarpan kinin, öfkenin ve çatışmacılığın kökeninde Talmud'un "katı kalpli" öğretilerinin etkisi vardır.
Bugün liberal görüşü benimseyen pek çok Yahudi tarihçi ve akademisyen de İsrail'in şovenist uygulamalarının söz konusu katı Yahudi ideolojisinden kaynak bulduğunu ifade etmektedirler. Ünlü İsrailli akademisyen Israel Shahak bu gerçeğe dikkat çeken önemli isimlerdendir. Shahak, kimi Yahudilerin Tevrat'ı tamamen göz ardı edişlerini şu sözleri ile ifade etmektedir:
“En radikal Yahudiler, kutsal kitabın büyük bir bölümüne kayıtsızdırlar ve kalan bazı bölümleri konusunda da, anlamları çarpıtılmış tefsirler aracılığı ile fikir sahibirdirler.”
Talmud'un öngördüğü 'ideal Yahudi' modeli kısaca incelendiğinde, kastedilen daha net anlaşılacaktır.
Talmud'un büyük bölümü, -hak dinde temel kavramlar olan uzlaşma, anlayış, sevgi, merhamet gibi kavramların tam tersine- Yahudi-olmayanlara karşı kin beslemeyi ve imkan buldukça da bu kini eyleme dönüştürmeyi emretmektedir.
Öncelikle, diğer iki İlahi dine karşı son derece saldırgan bir tutum göze çarpar. Talmud yazarlarının tüm yeryüzünde en çok karşı oldukları insan Hz. İsa'dır. Oysa Hz. İsa, Allah'ın seçtiği ve dini insanlara tebliğ etmesi için gönderdiği mübarek bir insandır. İman edenler Allah'ın gönderdiği tüm elçilere gönülden itaat ederler ve onlara derin bir saygı duyar, içli bir sevgi ile elçileri severler. Talmud'a göre ise, Yahudiler ellerine geçen İncil'leri, eğer şartlar uygunsa, yakmakla yükümlüdürler.
SİYONİZMİN KÖKENİ IRKÇILIKTIR
Talmud'un Yahudi-olmayanlar hakkında verdiği diğer bazı ilginç hükümler şöyledir:
• Bir Yahudi bir mezarlığın yanından geçerken, eğer o yer bir Yahudi mezarlığı ise orada yatanları takdis eden kısa bir dua okumalı, ancak mezarlık Yahudi-olmayanlara ait ise orada yatanların annelerine lanet etmelidir. Talmud kaynaklı bir başka geleneğe göre de, dindar bir Yahudi, bir kilise ya da Hz. İsa tasviri gördüğünde üç kere yere tükürmekle yükümlüdür.
• Talmud yazarlarının en bilinenlerinden olan Maimonides, bir Yahudi-olmayanın hayatının kurtarılması konusunda da sapkın hükümler vermiştir. Bu hükümlerin biri şöyledir:
Kendileriyle savaş halinde olmadığımız Yahudi-olmayanlara gelince, ölümlerine doğrudan sebebiyet vermek yanlıştır, fakat eğer ölüm anındaysalar onların hayatlarını kurtarmak yasaklanmıştır. Örneğin bir Yahudi-olmayanın denize düştüğü görülürse, boğulmaktan kurtarılmamalıdır.
Maimonides'e göre, bir Yahudi doktorun bir Yahudi-olmayanı iyileştirmesi de, karşılığında para kazanılsa dahi, yasaktır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir noktaya değinir: "Eğer Yahudi bir doktorun bir Yahudi-olmayanı iyileştirmekten kaçınması, Yahudiler'e karşı toplumsal bir tepki gelişmesine neden olacaksa, o halde yasak ortadan kalkar ve hastanın iyileştirilmesi gerekir."
TALMUD’A GÖRE TÜRKLER MAYMUNA BENZİYOR
• Talmud'un en büyük yazarlarından biri olan Maimonides'in ırkçı fikirleri de oldukça ilginçtir. Bir yerde şöyle yazar:
Türklerin bir kısmı ve kuzeydeki göçebeler ve zenciler ve güneydeki göçebeler ve bizim coğrafyamızda yaşayıp da onlara benzeyenler; bunların tabiatı daha çok düşük sesli bazı hayvanların tabiatına benzer. Benim düşünceme göre, bunlar insan seviyesinde değildirler. Seviyeleri bir insan ile bir maymunun seviyeleri arasında bir yerdedir. Çünkü görünüşleri maymundan daha çok insana benzemektedir.
• Haham Sofer, Responsum adlı Talmudik çalışmasında, Osmanlı İmparatorluğu içindeki Müslümanlar ve Hıristiyanlar hakkında ilginç yorumlar yapar. Bu sapkın yorumlara göre, bu insanlar, "başka ilahlara tapan putperestlerdir ve dolayısıyla dolaylı yoldan öldürülmeleri doğrudur". Dahası, Sofer bu iki grubu, Eski Ahit'te adı geçen Amalek kabilesine benzetir. Eski Ahit'te Amalekler hakkında verilen hüküm ise şöyledir:
Orduların Rabbi şöyle diyor: Amalek'in İsrail'e yaptığını, Mısır'dan çıktığı zaman yolda ona karşı nasıl durduğunu arayacağım. Şimdi git, Amaleki vur ve onların herşeylerini tamamen yok et ve onları esirgeme ve erkekten kadına, çocuktan emzikte olana, öküzden koyuna, deveden eşeğe kadar hepsini öldür.
Günümüzde de pek çok radikal İsraillinin Filistin halkını Amalek kabilesi olarak değerlendiriyor olmaları kuşkusuz dikkat çekici bir durumdur.
• Talmud'un cinsel suçlar (zina) hakkında verdiği hükümler de ilginçtir. Eğer bir Yahudi erkek bir Yahudi kadınla evlilik dışı bir cinsel ilişkiye girerse, her ikisinin de öldürülmesi gerekir. Oysa eğer kadın bir Yahudi-olmayan ise, bu kez erkek sadece dayak yer; kadın ise yine ölüm cezasına çarptırılır. Aynı hüküm, Yahudi bir erkeğin Yahudi-olmayan bir kadına tecavüz etmesi durumunda da geçerlidir. Bunun arkasında yatan mantık ise, Yahudi-olmayan kadının her durumda "baştan çıkarıcı" sayılmasıdır. Kadın, "bir Yahudiyi günaha sokmuş" olduğu için ne olursa olsun birinci dereceden suçlu sayılmaktadır.10 Nitekim Maimonides, Yahudi-olmayan tüm kadınlar için "N.Sh.G.Z." kısaltmasını kullanır. Bunlar, İbranice'deki "niddah, shifhah, goyah, zonah" kelimelerinin baş harfleridir. Kelimelerin anlamı ise şudur: "Kirli, köle, Yahudi-olmayan, ******".
• Yahudiler ile Yahudi-olmayanlar arasındaki mal-mülk ilişkileri hakkında da Talmud'un ilginç hükümleri vardır. Eğer bir Yahudi kayıp bir eşya bulur da onun sahibinin bir Yahudi olduğunu fark ederse bunu sahibine geri vermekle yükümlüdür. Fakat eğer malı yitiren kişi bir Yahudi-olmayan ise, malın ona geri verilmemesi emredilir. Bir Yahudi-olmayana hediye vermek ise kesin biçimde yasaklanmıştır. (Ancak hahamlar, bir sonraki aşamada Yahudilere maddi kar getirebilecek hediyelere -bir başka deyişle rüşvetlere- izin verirler.) Alış veriş sırasında Yahudi-olmayanlara hile yapmak ise, eğer "dolaylı" yoldan olursa, meşru sayılır. Örneğin bir Yahudi, karşısındaki müşterinin kendisine yanlışlıkla fazla para verdiğini fark ederse, "senin yaptığın hesaba güvendim, benim saymama gerek yok" demelidir. Böylece eğer karşı taraf durumu sonradan fark ederse, suçlu duruma düşmez.
Bu saydıklarımız, Talmud'un Yahudi-olmayanlara yönelik düşmanca hükümlerine yalnızca bir kaç örnektir. Yahudi geleneğinin bu geleneksel "şeriat kitabı" araştırıldığında, buna benzer daha pek çok hükme rastlamak mümkündür. Ancak bu bir kaç örnek bile, Yahudi ideolojisinin içeriği hakkında fikir sahibi olmak için yeterlidir.
Dikkat edilirse, bu hükümlerin bir kısmı Muharref Tevrat ve Eski Ahit'in belli bölümleriyle dahi çelişkilidir. Bunun nedeni, Yahudi ideolojisinin, Muharref Tevrat'ın ve Eski Ahit'in diğer kitaplarının hükümlerini de kendi düşüncesine göre yorumlayıp çarpıtmakta bir sakınca görmemesidir. Örneğin Hz. Musa'ya verilen "On Emir"den sekizincisi olan "Çalmayacaksın" (Çıkış, 20:15) hükmü, "bir Yahudiyi çalmamak" (yani kaçırmamak ya da rehin almamak) konusunda konulmuş bir yasak olarak açıklanır. Hükmün mal değil de insan "çalmak" şeklinde yorumlanmasının nedeni, "On Emir"in yalnızca ölümcül suçları içerdiğine dair Talmud yazarlarınca yapılmış bir kabuldür. Öte yandan, Yahudi-olmayanların rehin alınması zaten Talmud tarafından izin verilen bir eylemdir.
"Kardeşini kendin gibi seveceksin" (Levililer, 19:11) hükmünün yorumlanması da aynı şekildedir; "kardeşler" yalnızca Yahudilerdir. Nitekim bir Yahudi genel olarak Talmud tarafından bir Yahudi-olmayanın hayatını kurtarmaktan alıkonur, açıklaması da şöyle yapılır; "çünkü o senin kardeşin değildir".
SİYONİST İDEOLOJİNİN MİSTİK BOYUTU: KABALA
Yahudilikte meydana getirilen dejenerasyonun "yasa" yönünü Talmud'da görmek mümkünken, mistik yöndeki dejenerasyonu da Kabala'da görmek mümkündür.
Kabala İbranice'de 'gelenek' anlamına gelir. Yahudi ruhbanlarının asırlardır birbirlerine aktardıkları ve Eski Ahit'in gizli anlamları ile ilgilenen bir tür okültizm ve mistisizm yöntemidir. Kara büyü ile yakından ilişkili olan Kabala, Yahudi felsefesinden derinden etkilenen masonluk gibi pek çok örgüt ve tarikat tarafından da benimsenmiştir.
Kabala, özellikle Ortaçağ'dan başlayarak 17. yüzyılın sonuna kadar devam eden süreç içinde çok gündemdeydi ve dönemin toplumları üzerinde büyük etkisi vardı. Bu dönemde, Hıristiyan toplumu içinde de bazı gruplar Kabala ile yakından ilgilenmişlerdir. Bunun en önemli nedenlerinden birisi, Kabala'nın içinde saklı olduğuna inanılan sırlar ve mistik öğretilerdir.
Yahudiler, Kabala'da saklı olan ilmin ancak çok az insan tarafından kavranabileceğine inanırlar. Eski Ahit'te pek çok insanın farkına varamayacağı veya anlayamayacağı sırların, Kabala'ya vakıf olan kişi tarafından çözüleceği düşünülür. Kabala metinleri, bilinen kitaplardan farklı olarak, çok az kimsenin anlayabileceği şekilde yazılmıştır. Kitapta anlamsız gibi görünen çok sayıda sembol vardır. Bazı metinlerde yazı kimsenin anlayamaması için şifrelenmiştir. Bu yüzden Kabala'yı tamamen anlamak mümkün değildir. Gerçek manasını Yahudi olmayanın (ve Yahudilerin büyük bir kısmının da) tam bilmediği Kabala, ancak hakkında yazılmış olan kitaplar ile tanınabilir.
Bu konudaki sorun ise şudur: Aslında Kabala, Yahudilik dışı bir kaynaktan, Eski Mısır'ın ve Mezopotamya'nın bazı putperest toplumlarının pagan öğretilerinden kaynak bulmaktadır. Bu öğretilerin temel bir unsuru olan "büyü", bu nedenle Kabala'nın da önemli bir parçasıdır.
Kabalist öğreti, evrendeki metafizik dengeler, şeytani güçler ve bilinçaltı dünyasıyla yakından ilgilenir ve bunları büyü yöntemleri ile etkilemeyi amaçlar. Ünlü Yahudi araştırmacı Shimon Halevi, Kabala, Tradition of Hidden Knowledge (Kabala ve Gizli Sırlar Geleneği) adlı kitabında Kabala'yı şöyle tanımlamaktadır:
“Pratikte Kabala, kötülüklerle ilgilenmenin yolu ve semboller yoluyla psikolojik dünya üzerinde güç kazanmanın tehlikeli bir sanatı ve büyüye dayalı bir formudur.”
Kabala'nın en önemli özelliği, büyü ile yakından ilgili olmasıdır. Kabala'yı tanıtan en tanınmış kitaplardan biri Die Kabala (Von Papus)'da, Kabala-büyü ilişkisi şöyle vurgulanır:
“Kabala'nın teorisi, büyünün genel teorisine bağlanır.”
Kabala çalışmalarına özellikle Ortaçağ'da kimi Yahudiler tarafından öncelik verilmiştir. Ortaçağ Avrupası'nın skolastik yapısı, Yahudiler üzerinde çeşitli kısıtlamalara ve baskılara neden olmuş, bu dönemde, Kabala'da yer alan gizli öğretilerin hayata geçirilmesi ile Yahudi toplumunun kurtuluşa ereceği düşüncesi yaygınlaşmıştır. Kabala'da belirtilen çeşitli egzotik ritüellerle, tüm Yahudileri içinde bulundukları durumdan kurtarıp, onları 'dünyanın efendileri' yapacağına inanılan Mesih'in yeryüzüne gelişinin hızlandırılacağına inanılmıştır. Kabalist hahamlar bunun için kişisel yoğunlaşma, derin konsatrasyon ve çile egzersizleri ile garip ritüeller yapmışlar, birtakım ayin ve trans yöntemleri kullanmışlardır.
Bu batıl inanış ve uygulamalar, 13. yüzyılda Granadalı haham Moses de Leon tarafından yazılan Zohar kitabı ile doruğa ulaşmıştır.
KABALA’NIN SIRLARI; ZOHER VE SEFİROT
Zohar her ne kadar 13. yüzyılın sonunda yazılmış olsa da içerdiği bilgilerin geçmişinin 2. yüzyıla kadar dayandığı kabul edilir. İçinde antik dünyanın farklı ilimlerinin bulunduğuna inanılan Zohar'da en çok üzerinde durulması gereken, 'Sefirot' kavramıdır.
Sefirot aslında bir tür şemadır. Kabalacılar, Sefirot'un Allah'ın evreni yaratışının bir tür temsili ve yansıma şekli olduğunu iddia ederler. Bu mistik doktrine göre, evrendeki tüm olaylar Sefirot'a göre şekillenmektedir. İnsanın ruhundan evrenin yapısına kadar herşey Sefirot şeması ile uyumludur. Tüm varlıklar Sefirot'a göre konumlanır, yaşam Sefirot'a göre şekillenir. Dolayısıyla çeşitli ritüeller ile Sefirot üzerinde yapılacak oynamaların, olayların gidişatını kişinin istediği yönde değiştirebileceğine inanılır. Bu sapkın inanışa göre, bunu herkes yapamaz, bunun için Kabala başta olmak üzere tüm mistik bilgilere sahip olmak gerekir.
Kısaca, Kabalacıların Sefirot'a önem vermelerinin temelinde bu yolla 'tarihe yön verebileceklerine' inanıyor olmaları vardır.
"Hiç şüphesiz, Biz herşeyi kader ile yarattık" (Kamer Suresi, 49) ayetinde de buyurulduğu gibi, Allah tüm evreni ve insanlığı belirlenmiş bir kader ile yaratmıştır ve hiçbir varlığın, Allah'ın dilemesi dışında, bu kaderin dışına çıkması mümkün değildir.
Yahudi yazar Eli Barnavi, Kabala'yı ve Sefirot'un Kabalacılar için taşıdığı önemi şöyle anlatır:
“Kabala, Ortaçağ'daki ilk ortaya çıkışını 12. yüzyılda Güney Fransa'daki Provins'de yaptı. Bununla birlikte asıl doruk noktasına 13. yüzyılda Sefer ha-Zohar'ın yazılımıyla birlikte İspanya'da ulaştı... Burada geliştirilen Kabala teorisine göre kutsallık, kendisini, Allah ve yaratılış arasındaki ilişkiyi açıklayan on Sefirot ile açıklıyordu. Bu Sefirotlar, Tanrısal aklı temsil ettiklerine göre, bütün varlıklar da bunlara göre konumlanabilirdi. Bu durumda insan, bazı ritüelleri uygulayarak, bu Sefirotları etkileyebilir ve dolayısıyla dünyanın gelişimine yön verebilirdi. Bu Sefirot teorisi, İspanya'daki Kabalacı öğretinin temel noktası haline geldi.”
Hatta Zohar kitabında insanın davranışlarının İlahi dünya üzerinde etkileri olacağı gibi bir sapkınlığa da kapsamlı olarak yer verilmektedir. Ancak tüm bunlar, hak din ile çelişen çok batıl inanışlardır. Zaten gerek Kabala'da, gerek Sefirot şemasında gerekse bu ritüellerde kullanılan semboller ve tanımlar da bu inanışın hak din öncesi putperest dönemden geldiğini göstermektedir. Eski Mısır yazıtları üzerindeki semboller dikkatli bir gözle incelendiğinde Kabalistik semboller ile benzerlikleri dikkati çekmektedir.
Unutmamak gerekir ki, egzotik ve mistik inanç ve uygulamalarla dünya üzerinde etki oluşturabileceğine inanmak çok büyük bir sapkınlıktır. Dünya üzerinde gelişen her olay Allah'ın bilgisi ve izni ile gerçekleşir. Allah ayetlerde şu şekilde bildirmiştir:
“Onların işlemiş oldukları herşey kitaplarda (yazılı)dır. Küçük, büyük herşey satır satır (yazılı)dır.” (Kamer Suresi, 52-53)
Dolayısıyla, Kabalistler en gizemli ritüelleri yaptıklarını sandıkları ve tarihe yön verdikleri yanılgısına kapıldıkları anda da aslında Allah'ın kendileri için dilemiş olduğu kaderi yaşamaktadırlar. "Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) olmasın" (Neml Suresi, 75) ayetinde de bildirildiği gibi, yeryüzünde olan ve biten herşey Allah Katındaki kitapta bellidir. Kimsenin bunun dışında bir yaşam sürebilmesi ya da buna müdahalede bulunabilmesi kesin olarak mümkün değildir. Böyle batıl inançlara kapılanlar, ciddi bir aldanış içindedirler.
Kabala'nın günümüz Yahudiliğine ve Siyonizme olan en büyük (ve negatif) mirası ise, söz konusu "tarihin değiştirilebileceği" yanılgısı olmuştur. Bu nedenledir ki, din dışı bir hareket olan Siyonizm ortaya çıktığında ve Yahudiler için dini bir umut olan "Kudüs'e dönüş" ülküsünü din dışı ve siyasi bir hedef haline getirdiğinde, Kabalacı hahamlar bu projeye destek vermişlerdir. Siyonizme destek veren az sayıdaki dini liderden biri olan Haham Avraham Yitzhak Hacohen Kook, ünlü bir Kalabacı'dır ve Siyonizmi Mesih'in gelişinin insan eliyle hızlandırılması olarak tanımlamıştır. (Buna karşılık pek çok Yahudi ise bunu bir "sekülerleşme" olarak görmüşlerdir ve bunda haklıdırlar. Bu gün de Siyonizme karşı çıkan dindar Yahudiler, söz konusu "sekülerleşmeyi" reddedenlerdir.)
 

giriftar

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
1 Ocak 2012
Mesajlar
2,599
Beğeniler
59
Puanları
0
#2
Ahirzaman Peygamberi buyuruyor:

“Müslümanlar, Yahudilerle harp etmedikçe kıyamet kopmayacak. Harp olacak ve Müslümanlar onları yenip öldürecekler. Öyle ki, Yahudiler ağaç ve taşların arkasına saklanacaklar, o ağaç ve taşlar konuşarak, “Ey Müslüman, ey Allah’ın kulu, arkamda bir Yahudi var, gel onu öldür,” diyecek. Sadece ⁄arkad ağacı haber vermeyecek, çünkü bu ağaç, onların ağacıdır.”
(Ennihaye, cilt 1, shf. 87, 103, 104, 117, İbni Mace, cild: 2, shf: 1363; Müslim, cild: 4 Shf: 2239)
 

agbi

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
2 Kas 2006
Mesajlar
26
Beğeniler
382
Puanları
0
#3
SİYONİZM ile ilgili ALINTI getirenler çok.

Karşılığında AYET veya HADİS getiren lerde çok.

Fakat Bir Allah kulu üye BUNLARI SİYONİZMİ Pasifize etmek için İŞTE FİKİR & İŞTE ANALİZLER neden DEMEZ.
 

giriftar

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
1 Ocak 2012
Mesajlar
2,599
Beğeniler
59
Puanları
0
#4
SİYONİZM ile ilgili ALINTI getirenler çok.

Karşılığında AYET veya HADİS getiren lerde çok.

Fakat Bir Allah kulu üye BUNLARI SİYONİZMİ Pasifize etmek için İŞTE FİKİR & İŞTE ANALİZLER neden DEMEZ.
İŞTE FİKİR
Gemilerde FEDA EYLEMİ Gerçekleşmiştir.

Olay son derece açıktır.Yahudi tarihi kinini ve intikamını Türkiye'den alma adına yola çıkmış ve Müslüman Anadolu İnsanının tam kalbine o lanetli hançerini saplamıştır.

Biz halk olarak sadece hükümet yetkililerinin kınama,ıkınma protesto etme gibi laflarına alışık olduğumuzdan bu hadiseyi'de unutma ve ya unutturma operasyonlarına alışığız.Bir nevi bağışıklık kazandık!
Batıcı hayat tarzı aslında bizlere karşı koyma ve dik durma hissini kaybettirdi.


İhh gemileri İNSANİ YARDIM amacı ile yola çıkarken karşılarında İNSANLIK DÜŞMANI ve doğal olarakta bütün halkların düşmanı olan bir kavimle karşılaşacaklarını biliyorlardı.Nitekim gemilerde ki görüntüleri izledik hepimiz imanlarından aldıkları bir öfke ile 60 70 yaşında olan İnsanlık kahramanı yiğitlerin o eli kana alışmış ******** silahlı askerlere direndiklerine şahit olduk.Bu iş böyledir.

Tarihi olarak ta böyle olmuştur.Yahudi Osmanlı Devletinin yıkılışında ki en önemli aktörlerdendir.Hatta başrol oyuncusudur.Osmanlı Devleti bu alçak soysuzlara Abdülhamid han ile tokat üstüne tokat indirirken bugünlere uzayan sürecin de tohumlarını atmıştır.

İHH yardım gemilerinde en büyüğü 65 yaşında olan ve onlarla ifade edilen Türk şehid kanlarını Filistin için akıtmış ve Tarihe resmen büyük bir miras bırakmışlardır.Tıpkı Yahudiye fırsat vermİyen şanlı atamız Abdülhamid Han gibi onlarda adeta ZAFER'lerini ilan ederek FEDA eylemlerini gerçekleştirmişlerdir.Evet o gemiye binerken bu insanlar İsrail Askerleri ile karşılaşacaklarını biliyorlardı.Yani bir nevi canlarını feda ettiler.Ve dünyada eşine raslanmaz bir şehadete kavuştular.


Ne diyor du üstad Necip Fazıl:

" Can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nispette usule, stratejiye uygun bir gençlik"

Bu şehidlerimiz ileri ki zamanlarda Müslüman Anadolu genci'nin Şehid önderleri olarak anılacak ve Tarihe birer birer isimleri kazınacaktır.canlarını feda eden ve en büyüğü 65 yaşında olan bu ruhu genç delikanlılara selam olsun......

Yolu yolumuz davalarınıda davamız biliyoruz.



- Buralardan çok kez yetkili mercilere yönelik bir kaç ikaz ve uyarılarımız ve seslenmelerimiz oldu.

***
Bir kez daha Sesleniyoruz.!


Yetkili kim ise ,Hükümet Mİ?,Ordu MU?,her kimsen şayet sesimize kulak ver.


BU İŞ SADECE KINAMAKLA,PROTESTO ETMEKLE TEHTİD ETMEK VEYA BÜYÜKELÇİYİ GERİ ÇAĞIRMAKLA OLMAZ.TERÖRİST ŞEBEKE İSRAİL BİZE AİT OLAN BİR GEMİYE EL KOYARAK TÜRKİYEYE SAVAŞ İLAN ETMİŞTİR.AÇIN OKUYUN TSK SİTESİNDEN BU İHLALİN MADDESİNİ?

BU OLAY TOPRAK İŞGALİ İLE EŞTİR.


TÜRKİYE İSRAİL'İ DEVLET OLRAK TANIYAN İLK DEVLET OLMA UTANCINDAN ARINMALIDIR.BU ŞEBEKE İLE BÜTÜN İLİŞKİLER DERHAL KESİLMELİ ,ASKERİ,SİYASİ VE ADINA MÜTTEFİKLİK DENİLEN SAHTE OYUNLAR SONA ERDİRİLEREK,


İSRAİL DİYE BİR DEVLET MUHATAP KABUL EDİLMEMELİDİR.



ANADOLU'NUN BİR PARÇASI ŞU AN İSRAİL'İN ELİNDEDİR.ŞEHİTLERİN İNTİKAMI ALINMADAN BU KINAMA ,IKINMA,AÇIKLAMA,SLOGAN VS ŞEYLER İŞE YARAMAZ.TSK VE İSRAİL ORDUSU ARASINDA İMZALANMIŞ BÜTÜN ASKERİ ANLAŞMALAR İPTAL EDİLSİN.

BÜLENT ARINÇ"KİMSE BİZDEN SAVAŞ İLANI BEKLEMESİN" DİYE AÇIKLAMA YAPIYOR !
PEKİ ORDUMUZ HANGİ GÜNLER İÇİN ANADOLU EVLADINI SİLAH ALTINA ALMIŞTIR.SAVAŞ NEDENİ İSE BU GEMİ SALDIRISI O HALDE TÜRKİYE İSRAİL'İN TEK TARAFLI SALDIRISINA NEDEN BU KADAR CILIZ TEPKİ VERİYOR?

HERON MERON ADI HER NE İSE İPTAL EDİLEMİYORMUŞ !



NİYE SAYIN MİLLİ SAVUNMA BAKANI? NİYE?

BİZ HERONLARDAN GEÇTİK İSRAİL'İ NERON GİBİ YAKMAYA GELİYORUZ!
 

giriftar

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
1 Ocak 2012
Mesajlar
2,599
Beğeniler
59
Puanları
0
#5
“İNSAN OLMAK” YAHUT “HAYAT HAKKINA PAYDOS DEMEK”!
Gülçin Şenel

Lânetli kavim Yahudiler (Allah’ın gazabı üzerlerine olsun), Müslüman Gazze halkını katletmeye devam eder ve bütün dünya seyrederken, en çok şu sözleri duyuyoruz; “insanlık ayıbı”, “insanlığımızdan utanıyoruz”, “bu nasıl insanlık?” vesaire… Bu sözlerin muhatabı olan Yahudiler aslında “insan” falan değil, onlara “insanlık” atfederek yormayalım bu yüzden kendimizi.
Peki, bizim “insanlığımız” ne durumda? İşte bu sual, toplum olarak “hâlâ” adam olamayışımızın belki başlıca sebebi olarak, sürmekte olan savaş ve katliamların sorumluluğunu da öyle etrafta filan değil, kendimizde aramamız gerektiğini bize ihtar ediyor. Kâfir kâfirliğini yapacak! Peki “Müslüman-insan”, Müslümanlığını-insanlığını yapıyor mu?
İBDA Mimarı Salih Mirzabeyoğlu’nun son kitabı “İNSAN -Erkek ve Kadın-”, tam da bu suale cevablarla dolu bir eser. Mütefekkir, meseleyi dünya görüşümüz (Büyük Doğu-İBDA) merkezinde ele alırken, psikolojiden felsefeye tüm Batı tecrübesini de süzgeçten geçiriyor ve pırıl pırıl ölçülerle başbaşa bırakıyor okuyucusunu-muhatabını. Kitabtaki “insanlık” süzgecinden geçmeyi başaramayan tortularda, sanki günümüz insanlığını seyrediyoruz; başıboş, ruhsuz ve muhtevasız et-beden yığınlarını…
Şöyle diyor Mütefekkir: “İnsanlık, Allah’a halife olma mertebesidir. Allah’ın halifesi olan herkes, bu mertebeyi ve ismi hak eder… HALİFE, HALİFESİ OLDUĞU KİMSENİN ÖZELLİKLERİYLE GÖZÜKÜR; BU SEBEBLE BEŞER TÜRÜNÜN HER FERDİ HALİFE OLMADIĞI GİBİ, ŞEKİL YÖNÜYLE İNSAN DESEK DE, İNSANLIK MERTEBESİNİ HAK ETMİŞ BİR İNSAN DA DEĞİLDİR. Böyle bir insan, hayvan insandır.” (1)
Diğer taraftan insanın hayatındaki mânâ arayışına, Batıda ortaya çıkan bir “psikolojik yaklaşım”dan bahsediliyor eserde. İnsanın kendi varoluşunun mânâsını arayış tecrübesinin üzerinde yoğunlaşan “Logoterapi”dir kendisinden sözedilen:
“İnsanın anlam arayışı, içgüdülerin “tali-ikinci derecede, sonradan gelen” bir akıllaşması değil, hayatındaki temel bir güdüdür. Bu anlam, sadece kişinin kendisi tarafından bulunabilir oluşuyla ve böyle olması gereğiyle, eşsiz ve özel yapıdadır; ancak o zaman bu, kişinin kendi anlam talebini doyuran bir önem kazanabilmektedir. Bazı otoritelere göre anlamlar ve değerler, “savunma mekanizmalarından, tepki oluşumlarından ve yüceltmelerden öte bir şey değildir”. Ama bana göre, ben sadece “savunma mekanizmalarım” uğruna yaşamak istemeyeceğim gibi, sadece “tepki oluşumlarım” uğruna ölmeye hazır da olmam. Öte yandan insan, kendi idealleri ve değerleri için yaşayabilme, hatta ölme kabiliyetine sahibtir.” (2)
Günümüzdeyse, yaşadığımız toplumda, bu mânâ arayışının yerine, makam, mevkî, hedonizm ve servet ikâme ediliyor besbelli. Gençler apolitikleştirilmiştir, hayatlarına mânâ verecek yüksek bir hedef ve soylu bir dâvâ yoktur. Bu sebeble “kariyer”de de başarılı olamamaktadırlar. Geçenlerde bir tiyatroda oynanan “Sokrat’ın Son Gecesi” isimli oyunu, “günümüze hitab etmiyor” diye eleştiren “ünlü” tiyatrocu, bilmeden bir doğruya parmak basıyor aslında. Çünkü günümüzde, Sokrat’ın insan hayatındaki mânâ arayışına karşılık verecek “ıstırablı” insan zümresi yok da ondan.
Sadece adı Müslüman, fakat kendisinin ne olduğunu ve niçin varolduğunu bilmeyen, aramayan, sormayan; etiketlerden sıyrılıp, hakiki insana, yani müslümana ulaşamayan “ıstırabsız” insan… Bütün İslâm coğrafyasında yaşanmakta olan bu savaşlar, bu katliamlar, işte biz “insan olamadığımız” için sürüyor. Bunu anlamak ve Üstad Necib Fazıl’ın diliyle “Ya Herrû Ya Merrû” demek çok mu zor? Şöyle haykırıyor Üstad:

“YA HERRÛ YA MERRÛ!
GÖZÜKARA İsrail komandolarının Beyrut Hava Alanında gösterdikleri marifet malûm... “Marifet” kelimesini alay mânâsında kullandığımı sanmayınız! Hâdiseden Arap âlemi ve onun arkasında İslâm dünyası o kadar hicap duymak mevkiindedir ki, eğer elinden hiçbir şey gelemeyecekse, şu acı, yakıcı, eritici itirafta bulunsa yeridir:
Yahudiler, baş düşmanı oldukları İslâm dininin hamle ve hareket icaplarına, bugün, müslümanlardan veya müslüman geçinenlerden daha yakın bulunuyorlar!
Birkaç gözükara, helikopterle havadan iniyor, sivil hava meydanındaki uçakları yakıyor, ortalığı talan ediyor, sonra basıp gidiyor da, ne orada, ne de sonra kendi topraklarında bir mukabele görebiliyor. Araplar, yahudileri, bir nevi teşkilâtından başka bir şey olmayan bir (konsey)e şikayet etmekle kalıyor; ve bu küstahların küstahı harekete karşı biricik tepki, gülünç bir teessüf edasiyle birkaç kuruşluk sadaka hakkının tasdikinden ileriye geçemiyor.
Koca Arap, hatta İslâm âleminde birkaç fedaî yok mudur ki, içi dinamit dolu bir uçakla (pike) şeklinde İsrail’in başlıca hava üssüne çivi gibi saplansın ve yalınız oradaki uçakları değil, yüzlerce insanı da kendileriyle beraber havaya uçursun?
Ya herrû, ya merrû!
Ya gerçek müslüman olmayı bilmek, yahut hayat hakkına paydos demek...” (3)



1) Salih Mirzabeyoğlu, İnsan –Erkek ve Kadın-, İBDA Yayınları 2008, s. 26
2) A.g.e., s. 332
3) Necib Fazıl Kısakürek, 1001 Çerçeve-4, Toker Yay., 1969, s. 93
Baran Dergisi, 16 Ocak 2009
 

giriftar

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
1 Ocak 2012
Mesajlar
2,599
Beğeniler
59
Puanları
0
#6
Allahım helal etmiyorum!

Şahsımı değil, milletimi bu hale getirenlere, hakkımı helal etmiyorum!

Beni, benim için lif lif yolsalar, cımbız cımbız zerrelerimi koparsalar, sarayımı yaksalar, hanümanımı, hanedanımı söndürseler, çoluğumu gözümün önünde parçalasalar helal ederdim de Sevgili’nin (Salallahu Aleyhi ve Sellem) yolunda yürüdüğüm için beni bu hale getiren ve milletimi ateşe atan insanlara hakkımı helal etmem..

Allahım!
Mukaddes isimlerine kurban olduğum Allahım!

Ya Âdil!

Bana “Kızıl Sultan” adını takan ve devrilmem için ellerinden geleni yapan Ermenileri, şimdi beni devirenlere parçalatıyorsun! Bu cellatları da, kim bilir, kimlere parçalatacaksın?..

Fakat Yâ Rahman!..

Adaletinle tecelli edersen hepimiz kül oluruz! Bize acı! Resûlünün, Sevgilinin, Kainatın Efendisinin nurunu kaydeder gibi olduğu için bu hale gelen millete, rahmetinle, fazlınla, lütfunla tecelli et!

Yâ Kâdir!

Kundaktaki yavruyu gagasına almış, kaçıran leş kuşunu düşürüp çocuğu kurtarmak ancak senin kudretine sığabilir. Leş kuşlarının gagasında kundak çocuğuna dönen milletimi kurtar Allahım!

Ya Ma’bud !..

Ömrümde tek vakit farz namazı kaçırdığımı hatırlamıyorum! Ama tek vakit namazım olduğunu iddiaya da nefsimde kuvvet bulamıyorum!.. Huzurunda eğileceğime kaskatı kalıyorum ve duada ruh teslim edeceğime yatağımda kıvranıyorum! Sana kulluk gösteremeyen bu kulunu affet Allahım!

Eğer, yılları tesbih dizisince süren hükümdarlığımda Seni bir kere anabildim, Resûlüne bir an bağlanabildimse, duamı, o bir kere ve bir an yüzü suyu hürmetine kabul et!

Yâ Sübhan!

Şu titrek elleri, Kıyamet gününde sana “Ümmetim, ümmetim!” diye yalvaracak olan Habibinin eteğinde, şimdi “Milletim, milletim!”diye dilenen bu ihtiyarın duasını geri çevirme! Milletimi evvelâ “Ba’sü ba’de’l-mevtsiz” bir ölümle yok etmeye götüren sahte kurtarıcılar ve sahta kurtuluşlardan kurtar; ve ona bir gün gelecek kurtarıcıları, gerçek kurtuluşu nasib eyle!..

Benim artık bu dünya gözüyle görebileceğim hiçbir saadet ümidim kalmadı. Bari felâketi olsun bana daha fazla gösterme Allahım!

Ayakta duramaz, haldeyim! Vadem ne gün dolacak Allahım?.. “


Ulu Hakan ABDÜLHAMİD(Radıyallahü Anh)
 

agbi

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
2 Kas 2006
Mesajlar
26
Beğeniler
382
Puanları
0
#7
BEN NE DİYORUM SİZ NE DİYORSUNUZ?

MAVİ MARMARA olayı alternatif fikirmi yaa mavi marmara gemisinin içinde bulunduğu KONVOY un fikir babaları YAHUDİ HİRİSTİYAN.
 

giriftar

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
1 Ocak 2012
Mesajlar
2,599
Beğeniler
59
Puanları
0
#8
BEN NE DİYORUM SİZ NE DİYORSUNUZ?

MAVİ MARMARA olayı alternatif fikirmi yaa mavi marmara gemisinin içinde bulunduğu KONVOY un fikir babaları YAHUDİ HİRİSTİYAN.
Yok ya,

SENDE AGBİ DEĞİLSİN HERHALDE.

Otoritemiz ALLAHTIR.




GİDEN SENSİN GELEN BİZİZ AMERİKA !






Ey Amerika !



Yıkılacaksın,!....Yokolacaksın,.....!


Tıpkı taaaaa okyanus ötesinden gelip işgal ettiğin ,yokettiğin ve çocuk,kadın,genç ve yaşlılardan oluşan bir ailenin evini bombalarınla başına yıktığın gibi......


Sende tadacaksın o acıyı elbet ! O tattırdığın acıyı......Iraklı ve Afganlı ve dahi tüm ezilmiş halkların tattıkları o dehşetengiz acıyı....


Hemde beklemediğin bir zamanda ,ansızın kapını çalacak olan bir isyanla ,benim coğrafyamdan ,benim aslımdan türemiş gözü kara bir isyan ile .....
Bana ait olan topraklarda eline cetvel alarak çizdiğin o haritanın "Bop" adını verdiğin İslam Ülkelerini terbiye edip köleleştirme hamlesinin son demlerindesin ve girdiğin bu dem evet son demdir ........



Dem bu demdir Katil amerika !



Son demlerini yaşayan aslında senin adına Demokrasi,Özgürlük dediğin ve senin elinle dünyaya yayılan ahlaksız değerlerindir....

Kardeş medeniyetin Batı ile ortaklaşa estirdiğiniz haçlı terörü ve Siyonistlerle yaptığınız anlaşma protokollerinin ışığında İslam topraklarını paylaşma ve kendi egemenliğinizi sağlama girişimlerinizin farkında olan Büyük Doğu Coğrafyasının fedakar, Gerçek Vatansever unsurları ,sana yaranmış işbirlikçileriniz gibi değil bunu biliyorsun .....





Onlar kuşandıkları Fikirleri ve Tarihlerinden aldıkları güç ile direniyorlar senin ordularına... Senin uçaklara doldurup cesetlerini ailelerine teslim ettiğin askerlerin her daim onları hatırlatıyor olmalı sana ...

Iraklı Direnen Vatansever Kardeşim,Afganlı mücahidler,Somalideki kurtuluş savaşçıları seni hüsrana uğrattı hemde, ELİNDEKİ TÜM ÜSTÜNLÜĞE RAĞMEN ...


Sen ne bilirsin Kurtulma Mücadelesini.....


Kurtuluş Savaşı yeni değil bu topraklarda devam ediyor 1 asrı gecen süredir...Ve Kurtulana kadar sürecek ...Tek nefer kalıncaya, Vatan Kurtuluncaya ,Emperyalizmin bayrakları yakılıncaya dek......SÜRECEK BU İSYAN...

İngilizlerin dölleri ile kurduğun ve Amerika Kıtasını işgal ederek oraların asıl sahipleri olan yerlileri katlettiğin gibi bu coğrafyayı da mı eline geçireceğini zannettin kolaycana ?



İzin vermezler, vermeyecekler emin ol !
Bak somalide,ırak'ta,Afganistan ve bütün İşgal beldelerinde Kurtuluş Savaşları yayılmakta ..İnsiyatif Benim mensubu olduğum Büyük Doğu halklarının elinde ......Uhud,Hendek,Mekkenin Fethini gerçekleştiren Asil ve Soylu ve Kutlu bir yolun ve İstanbulu fetheden şanlı ecdadın torunlarıdır onlar....
Yeniden Kurtuluş Savaşı Verenler işte onlar...
Kurtuluşa ayarlı tüm yürekleri benim Halkımın... Anadolunun ,ve bağlı olduğu Büyük Doğu Medeniyetinin tam bağımsızlığı uğruna kurtulma mücadelesi YİNE YENİDEN BAŞLADI coğrafyamda...



Bu toprakların asil evlatları kadını,cocuğu ve yaşlısı ile savaşır senin gibi kahbece değil....Eline kazma- kürek alır ,tenceresini alır,tarlasındaki işini bırakıp orakları ile seni defetmek için savaşa koşar senin gibi kahbece değil... Kurtuluş için kahramanca ölmek için.....

İşe onlar Geliyorlar...
Korkusuzca ve tüm inançları ile ölüme yürüyenler ...Seni ve O yalancıktan kurduğun işbirlikçi düzenlerini tarumar ederek geliyorlar ....


"Gözleri kara, alınları fikir çizgili, kalbleri ceylân, iradeleri çelik, imanları volkan, irfanları tarla, idrakleri bıçak, edâları şiir, diyalektikleri ipekten örgü, geliyorlar!.. "


GİDEN SENSİN GELEN BİZİZ AMERİKA !!
 

agbi

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
2 Kas 2006
Mesajlar
26
Beğeniler
382
Puanları
0
#9
Yok ya,

SENDE AGBİ DEĞİLSİN HERHALDE.

Otoritemiz ALLAHTIR.




GİDEN SENSİN GELEN BİZİZ AMERİKA !






Ey Amerika !



Yıkılacaksın,!....Yokolacaksın,.....!


Tıpkı taaaaa okyanus ötesinden gelip işgal ettiğin ,yokettiğin ve çocuk,kadın,genç ve yaşlılardan oluşan bir ailenin evini bombalarınla başına yıktığın gibi......


Sende tadacaksın o acıyı elbet ! O tattırdığın acıyı......Iraklı ve Afganlı ve dahi tüm ezilmiş halkların tattıkları o dehşetengiz acıyı....


Hemde beklemediğin bir zamanda ,ansızın kapını çalacak olan bir isyanla ,benim coğrafyamdan ,benim aslımdan türemiş gözü kara bir isyan ile .....
Bana ait olan topraklarda eline cetvel alarak çizdiğin o haritanın "Bop" adını verdiğin İslam Ülkelerini terbiye edip köleleştirme hamlesinin son demlerindesin ve girdiğin bu dem evet son demdir ........



Dem bu demdir Katil amerika !



Son demlerini yaşayan aslında senin adına Demokrasi,Özgürlük dediğin ve senin elinle dünyaya yayılan ahlaksız değerlerindir....

Kardeş medeniyetin Batı ile ortaklaşa estirdiğiniz haçlı terörü ve Siyonistlerle yaptığınız anlaşma protokollerinin ışığında İslam topraklarını paylaşma ve kendi egemenliğinizi sağlama girişimlerinizin farkında olan Büyük Doğu Coğrafyasının fedakar, Gerçek Vatansever unsurları ,sana yaranmış işbirlikçileriniz gibi değil bunu biliyorsun .....





Onlar kuşandıkları Fikirleri ve Tarihlerinden aldıkları güç ile direniyorlar senin ordularına... Senin uçaklara doldurup cesetlerini ailelerine teslim ettiğin askerlerin her daim onları hatırlatıyor olmalı sana ...

Iraklı Direnen Vatansever Kardeşim,Afganlı mücahidler,Somalideki kurtuluş savaşçıları seni hüsrana uğrattı hemde, ELİNDEKİ TÜM ÜSTÜNLÜĞE RAĞMEN ...


Sen ne bilirsin Kurtulma Mücadelesini.....


Kurtuluş Savaşı yeni değil bu topraklarda devam ediyor 1 asrı gecen süredir...Ve Kurtulana kadar sürecek ...Tek nefer kalıncaya, Vatan Kurtuluncaya ,Emperyalizmin bayrakları yakılıncaya dek......SÜRECEK BU İSYAN...

İngilizlerin dölleri ile kurduğun ve Amerika Kıtasını işgal ederek oraların asıl sahipleri olan yerlileri katlettiğin gibi bu coğrafyayı da mı eline geçireceğini zannettin kolaycana ?



İzin vermezler, vermeyecekler emin ol !
Bak somalide,ırak'ta,Afganistan ve bütün İşgal beldelerinde Kurtuluş Savaşları yayılmakta ..İnsiyatif Benim mensubu olduğum Büyük Doğu halklarının elinde ......Uhud,Hendek,Mekkenin Fethini gerçekleştiren Asil ve Soylu ve Kutlu bir yolun ve İstanbulu fetheden şanlı ecdadın torunlarıdır onlar....
Yeniden Kurtuluş Savaşı Verenler işte onlar...
Kurtuluşa ayarlı tüm yürekleri benim Halkımın... Anadolunun ,ve bağlı olduğu Büyük Doğu Medeniyetinin tam bağımsızlığı uğruna kurtulma mücadelesi YİNE YENİDEN BAŞLADI coğrafyamda...



Bu toprakların asil evlatları kadını,cocuğu ve yaşlısı ile savaşır senin gibi kahbece değil....Eline kazma- kürek alır ,tenceresini alır,tarlasındaki işini bırakıp orakları ile seni defetmek için savaşa koşar senin gibi kahbece değil... Kurtuluş için kahramanca ölmek için.....

İşe onlar Geliyorlar...
Korkusuzca ve tüm inançları ile ölüme yürüyenler ...Seni ve O yalancıktan kurduğun işbirlikçi düzenlerini tarumar ederek geliyorlar ....


"Gözleri kara, alınları fikir çizgili, kalbleri ceylân, iradeleri çelik, imanları volkan, irfanları tarla, idrakleri bıçak, edâları şiir, diyalektikleri ipekten örgü, geliyorlar!.. "


GİDEN SENSİN GELEN BİZİZ AMERİKA !!
Forum SANAL Sanal forum da KİM SENİ TUTARRRRR

Otoritemiz ALLAHTIR

Haşa tersini kim söylemişş? SÖTLE de bilelim TEPKİMİZİ gösterelim

DÜNYEVİ GERÇEKLERİ göremeyenler GERÇEKLER karşısında ERİR GİDERLER.

HEYYT İhvan forum üyeleri

Ben Agbi

DÜNYA AĞIR SİKLET ŞANPİONUNU İLK RAUNT TA NAKAVT ederim.
 

giriftar

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
1 Ocak 2012
Mesajlar
2,599
Beğeniler
59
Puanları
0
#10
Forum SANAL Sanal forum da KİM SENİ TUTARRRRR

Otoritemiz ALLAHTIR

Haşa tersini kim söylemişş? SÖTLE de bilelim TEPKİMİZİ gösterelim

DÜNYEVİ GERÇEKLERİ göremeyenler GERÇEKLER karşısında ERİR GİDERLER.

HEYYT İhvan forum üyeleri

Ben Agbi

DÜNYA AĞIR SİKLET ŞANPİONUNU İLK RAUNT TA NAKAVT ederim.
Hani vardırya Agbi,
Kalbimizde iman.
Yüreğimizde iman cesareti,
Hatta senin gibi agbilerimiz de varya,
ABD ye kök söktüren taliban,el kaide,şeyh şamilin torunları,fatih sultan mehmedin torunları,çanakkalede şehid olanların evlatları.
Hani varya ALLAH DEMENİN YASAK OLDUĞU ZAMANDA YAŞASIN ZALİMLER İÇİN CEHENNEM DİYE HAYKIRAN MÜCAHİD SAİD-İ NURSİ HAZRETLERİ,
KELLE KOLTUKTA KURAN ÖĞRETEN SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN HAZRETLERİ,
HERŞEYİNİ DAVASINA HARCAMIŞ KAHRAMAN NECİP FAZIL ÜSTAD.
ŞERİAT İÇİN İDAMLARA,MÜEBBEDLERE MAHKUM SALİH MİRZABEYOĞLU,
BAŞÖRTÜSÜ DİRENİŞİNDE YILMAYAN MÜCAHİDLER,
VS VS.
BU RUHA GÜVENİMDİRKİ BENİ KONUŞTURUR,SENİ ALAYA ALDIRIR,
HÜRMETLERİMLE,BEN DE SENİ SEVİYORUM AGBİ.
Selametle.
 

giriftar

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
1 Ocak 2012
Mesajlar
2,599
Beğeniler
59
Puanları
0
#11
DÜNYEVİ GERÇEKLERİ göremeyenler GERÇEKLER karşısında ERİR GİDERLER.
Dünyasını ahirete göre ayarlamayanlar kaybetmiştir.
BİZ KASKATI DÜNYAYA DEĞİL,GÖNÜLDEKİ AHİRETE İMAN ETMİŞİZ.
İMKANIN İHANETİ BİZİ YILDIRMAMALI.
İMKANSIZ GİBİ GÖRÜNEN ŞEYLER,İNANANLAR İÇİN MÜNKÜNDÜR.
BİZ REELE DEĞİL,HAKİKATE İMAN ETMİŞİZ.

TEK KALSANDA KÜFRÜN ÜZERİNE YÜRÜYECEKSİN.
HZ ÖMER RA
 

agbi

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
2 Kas 2006
Mesajlar
26
Beğeniler
382
Puanları
0
#12
Hani vardırya Agbi,
Kalbimizde iman.
Yüreğimizde iman cesareti,
Hatta senin gibi agbilerimiz de varya,
ABD ye kök söktüren taliban,el kaide,şeyh şamilin torunları,fatih sultan mehmedin torunları,çanakkalede şehid olanların evlatları.
Hani varya ALLAH DEMENİN YASAK OLDUĞU ZAMANDA YAŞASIN ZALİMLER İÇİN CEHENNEM DİYE HAYKIRAN MÜCAHİD SAİD-İ NURSİ HAZRETLERİ,
KELLE KOLTUKTA KURAN ÖĞRETEN SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN HAZRETLERİ,
HERŞEYİNİ DAVASINA HARCAMIŞ KAHRAMAN NECİP FAZIL ÜSTAD.
ŞERİAT İÇİN İDAMLARA,MÜEBBEDLERE MAHKUM SALİH MİRZABEYOĞLU,
BAŞÖRTÜSÜ DİRENİŞİNDE YILMAYAN MÜCAHİDLER,
VS VS.
BU RUHA GÜVENİMDİRKİ BENİ KONUŞTURUR,SENİ ALAYA ALDIRIR,
HÜRMETLERİMLE,BEN DE SENİ SEVİYORUM AGBİ.
Selametle.
17 Yaşında ki halim i gördüm siz de

YALNIZ ca konuşur tenkit eder yargılayan Bir düşünce evet bunları yaptıran ruhum dur bu doğru YANLIŞ OLAN OLGUNLAŞMAMIŞ bir ruh.

Halk deyimi Ben HATİCA ye değil NETİCE ye bakarım.

RUHUM nerede olgunlaştı biliyormusun Besmeledeki ALLAH cc RAHMAN sıfatı ile RAHİM sıfatını öğrendikten sonra.

TALİBAN ne yaptı Ek kaide ne yaptı SADDAM ın başlatığı eylemlere katkı yapıp ABD nin IRAK a girme bahanesini var etti.

BUGÜN İSLAMİ ÜLKELERDE İÇ KARIŞIKLIK VAR İSE inan bu oluşumların etkisi çok büyüktür.

ŞEH ŞAMİL den bahsetme TÜRK DEVLETLERİNDE YASEVİ Hz leri ile vesile olduğu Sünniliğin gelişmesini durdurmak Şia nın yayılması na çalışan İRAN ile mücadelemiş ettin sen.

ALLAH DEMENİN YASAK OLDUĞU ZAMANDA YAŞASIN ZALİMLER İÇİN CEHENNEM DİYE HAYKIRAN MÜCAHİD SAİD-İ NURSİ HAZRETLERİ,
KELLE KOLTUKTA KURAN ÖĞRETEN SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN HAZRETLERİ,
HERŞEYİNİ DAVASINA HARCAMIŞ KAHRAMAN NECİP FAZIL ÜSTAD.
ŞERİAT İÇİN İDAMLARA,MÜEBBEDLERE MAHKUM SALİH MİRZABEYOĞLU,
BAŞÖRTÜSÜ DİRENİŞİNDE YILMAYAN MÜCAHİDLER


ALLAH hepsinden ebeden razı olsun FAKAT ALLAH demeyi yasaklatan Kuran okunurken Üç kişinin birlikte olmayı suç sayan son zamanlarda ki ALLAH a şükür kalktı Kuran öğrenme yaşını yükselten KİŞİLER le Hukuk bazında akıl yolu ile nasıl mücadele ediyorsun ANLAT BANA

Ben seni ALAY a almıyorum hatta dedimki sizde 17 yaşımı gördüm diye AMA OKUDUKLARINI ANLAMAMIŞSINKİ ?
 

agbi

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
2 Kas 2006
Mesajlar
26
Beğeniler
382
Puanları
0
#13
Dünyasını ahirete göre ayarlamayanlar kaybetmiştir.
BİZ KASKATI DÜNYAYA DEĞİL,GÖNÜLDEKİ AHİRETE İMAN ETMİŞİZ.
İMKANIN İHANETİ BİZİ YILDIRMAMALI.
İMKANSIZ GİBİ GÖRÜNEN ŞEYLER,İNANANLAR İÇİN MÜNKÜNDÜR.
BİZ REELE DEĞİL,HAKİKATE İMAN ETMİŞİZ.

TEK KALSANDA KÜFRÜN ÜZERİNE YÜRÜYECEKSİN.
HZ ÖMER RA
İYİCE SAÇMALAMAYA BAŞLADIN yaaaa

KÜFRÜN ÜZERİNE SANAL Forumda Sohbetlerde konuşmakla YÜRÜNMEZZZZZZZZZZ
 

giriftar

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
1 Ocak 2012
Mesajlar
2,599
Beğeniler
59
Puanları
0
#14
İYİCE SAÇMALAMAYA BAŞLADIN yaaaa

KÜFRÜN ÜZERİNE SANAL Forumda Sohbetlerde konuşmakla YÜRÜNMEZZZZZZZZZZ
Agbi, burda bir anlayış meselesi ortaya konulmaya çalışılıyor.
STATİKOCUMUSUN,İNKILAPÇIMI.
İşte düğümün ucu burda.
Birer Müslüman olarak dünyaya statükonun devamı gözüylemi bakacağız.
Yoksa statüko ve statükocu anlayışı yıkıp,İSLAM DEVRİMCİSİ ANLAYIŞIYLAMI VE İSLAM DEVRİMİ FAALİYETİYLE YÜRÜYECEĞİZ.
Herşey yerli yerinde olabilir,inkılapçı anlayış yoksa,bütün faaliyetler boş.
Peygamberimiz İSLAMI ZAMANA VE MEKANA HAKİM KILIN BUYURUYOR.
İşte bu anlayış kafalarde terennüm ettiği andan itibaren ki işler kolay.
FİKİR,FİKİR,FİKİR.
Önce fikir ve fikrin aksiyonu.
Sanal manal değilim,etiyle kemiğiyle,canlıyım.
FİKİR MÜŞTEREKLİĞİ,İŞ MÜŞTEREKLİĞİNİ DOĞURUR.
Müslüman Siyasilerin görevi İSLAM İNKILAPÇILARININ ÖNÜNÜ AÇMAkTIR.
Bu görevi yapıyorlarsa makbul,değilse işe yaramaz.
Şuanki iktidara hüsnü zannımı kaybetmiş değilim.
Ama kendi mücadelemide onlara ısmarlayamamki.
Selametle.
 
Üst