siyah ve beyaz... | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

siyah ve beyaz...

  • Konbuyu başlatan KeKe
  • Başlangıç tarihi
K

KeKe

Misafir
Hayatımızın her aşamasında, yaşadığımız her durumda, ilişkilerimizde ve iletişimimizde hep beyaz ve siyah vardır. Bakış açımız, düşünce yapımız, kişiliğimiz, yaklaşımlarımız, terbiyemiz, eğitimimiz ve vicdanımız bizi yönlendirir. Ya beyazı seçeriz ya da siyahı. Bazen bilerek ve isteyerek, bazen de bilmeden, farkına varmadan, istemeden, bir sonuca götürür bizi. Bu sonuç tuttuğumuz yolun sonudur. Sonuca göre getiriler veya kayıplar oluşur. Gri de vardır. Siyah ve beyazın arasıdır. Ama arada kalmak, ne beyaz ne siyah olmaktır. Ortada kalmaktır. Kişilik problemidir. Taraf olamamaktır. Ne sevindirir ne üzer. Coşkulu bir hayat yaşatmaz. Tek düze ve heyecansızdır. Beyaz aydınlığı, saflığı, temizliği, doğruluğu, iyiyi simgeler. Güven verir. Siyah ise tersidir. Karanlıktır. Korku verir.

Yaşanan günlerin sonuna gelindiğinde görülmek istenen hep beyazlıklardır. Beyaz çoğunluktaysa küçük siyahlıkların üstü kapanır. Beyaz boya dolu bir kovaya birkaç damla istemeden karışan boya yok olur ama siyah boya dolu bir kovaya damlayan beyaz damlacıklar kararır gider. Beyaz daha affedicidir. Diğer renkleri açar. Siyah ise her rengi koyulaştırır. Tabii ki siyaha da ihtiyaç duyulan anlar vardır ama yine de bir beyaza ulaşmak için kullanılması kaydıyla.

Savaş siyahtır. Her ne amaca hizmet ederse etsin siyahtır. Kan kırmızısıyla karışmış kirli bir siyahtır. Acı verir. Kayıp verir. İnançları yıkar. Duyguları yaralar. Sonunda kazanan taraf bile aslında kaybedendir. Kayıp varsa kazanç nerededir? Tüm emeği geçenlere Allah'tan beyazla siyahı ayırt etme gücü diliyorum.

İyilik ve kötülük veya beyaz ve siyah bir öğretiye şöyle yansıtılmış:

Yaşlı kızılderili reisi kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbiriyle boğuşup duran iki köpeği izliyorlardı. Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı ve oniki yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde boğuşup duruyorlardı. Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri köpekti bunlar. Çocuk, kulübeyi korumak için biri yeterli gözükürken niye ötekinin de olduğunu, hem niye renklerinin illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık. O merakla sordu dedesine. Yaşlı reis, bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı. "Onlar benim için iki simgedir evlat" dedi. "Neyin simgesi?" diye sordu çocuk. "İyilik ile kötülüğün simgesi. Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur. Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm. Onun için yanımda tutarım onları." Çocuk, sözün burasında, mücadele varsa, kaz***** da olmalı diye düşündü ve her çocuğa has bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi:

"Peki, sence hangisi kazanır bu mücadeleyi?"

Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa:

"Hangisi mi evlat? Ben hangisini daha iyi beslersem!"
 
Üst