Şeyh Said Ve Kıyamı (yazı Dizisi) | Sayfa 3 | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Şeyh Said Ve Kıyamı (yazı Dizisi)

kemalali

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
18 Ağu 2006
Mesajlar
1,560
Puanları
0
TARİHİN GİZLEDİĞİ "ÇILSITUN QATLİÂMI"

Yıl 1640...

Yer Amed (Diyarbakır)'e bağlı Bismil ( Bısmıl ) ilçesinin Çılsıtun ( Kırksütun ) köyü...

Topyekûn bir halkın, şeyh ve mollaların önderliğinde başlattığı İslâmî direniş dalgasını kırmak için IV. Murad'ın verdiği emir ( ferman ) yerine getirilir ve Çılsıtun başta olmak üzere Bismil'in köyleri katliâma uğrar. Canını kurtarabilen birkaç çocuk ve kadından başka, herkesin canına kastedilir. Köyler boşaltılıp yıkılır ve köy halkından sağ kalanlar sürgün edilir. Suçları (!) saltanatı kabul etmemek, saltanata ve saraya değil, Qûr'n ve Sünnet'e dayalı bir İslâmî yönetim istemek, kendi topraklarında, kendilerine yapılan zulmü onaylamamak ve İslâm dışı kültürü özümseyememek. Bunun cezası da katliâm ve sürgün, kann ve şehâdet...

Şeyh Sâîd'in şeceresinin, Molla Heyder'in dedesi ve Seyyîd Hûseyn el- Hûseynî'nin babası Seyyîd Hâşimî'den itibaren "sır" olması, bu katliâm sebebiyledir. Çünkü bu olay sırasında her yer ateşe verildiği için, Şeyh Sâîd'in soy kütüğü ile ilgili mâlumat da yanar, kül olur.

Katliâma sebep olan bu direnişin –önderi Şeyh Qasım-ê Hâşimî'nin hânımı, çocuk yaştaki oğlu Ali Septî ( Şeyh Ali Septî Amedî = Şeyh Sâîd'in dedesi – İ. S. ) ile beraber Meledî ( Malatya )'ye hîcret eder. Mümtaz bir âîlenin çocuğu olan Ali Septî, burada tedrisat görmeye devam eder. Daha sonra, Bağdad'da bulunan Mewlâna Xâlid-ê Bağdadî'nin bir yakını tarafından oraya çağrılır; hânımına, "ben Mewlâna Xâlid'in yanına gideceğim, istersen beni bekle, istersen seni boşayayım!" dediğinde, hânımı Bağdad'a gitmesine razı olmayınca, ondan boşanıp Mewlâna Xâlid'in yanına, Bağdad'a gider.

Ülkede içki içilmesini yasaklayan IV. Murad, içkiden ölür. Tahta Sultan İbrahim geçer.

Uzun bir süre Mewlâna Xâlid'in yanında kalan Şeyh Ali Septî Efendi, daha sonra Mewlâna Xâlid'in vâsiyeti üzerine O'nun bir hâlifesi olarak Kürdistan'a geri döner.
Şeyh Mevlana Hali Bagdadi Hz. konuyla ne alakası var. Şeyh Saidin adını kullanıyor. Böyle bir ayaklanma yokki. Olmayan bir şey olmuş gibi gösterilmeye çalışıyor. Kürdistan diye bir ülke yokki. Kardeşlige dinamitten başka birşey degil. Yazıklar olsun site yönetimine. Şiddetle kınıyorum. :rtfm: :kahretsin:
 

kemalali

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
18 Ağu 2006
Mesajlar
1,560
Puanları
0
ALLAH RAHMET EYLESİN...

YALNIZ SON ZAMANLAR RAHMETLİ EŞYH SAİDİ KÖTÜ OYUNLARINA ALET ETMEK İSTİYE TERÖR ÖRGÜTÜ PKK'LI AHMAKLAR ŞEYH SAİD RESİMLERİ AÇARAK DİNİ İSTİSMAR EDİYORLAR...

ALLAH İSLAH ETSİN DİYORUM...
Benzer mesajı bende yazmıştım. İnsan bu kadar ahmakmı olur, bebek, yaşlı, kadın demeden savunmasız kardeşlerimizi katledenlere sempati duyuyorlar.
 

PUTYIKAN

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
24 Şub 2007
Mesajlar
175
Puanları
0
Osmanlı Devleti tamâmen mânevî temeller üzerine kurulmuş, özü İslâm ve îman hamuruyla yoğrulmuş, İslâm târihi’nin en güçlü ve en muazzam devletlerinden biriydi. Bu muazzam devleti kudretli elleriyle çekip çeviren Osmanlı pâdişahları’nın da her biri; îmân, iz’an ve şecaat sâhibi, Allah-u Teâlâ’nın velî kullarına karşı son derece hürmetkâr ve itaatkâr kimselerdi. Allah-u Teâlâ’nın kuvvet ve kudret bahşettiği, yaptığı hamlelerle dünyânın seyrini değiştiren her büyük pâdişâhın arkasında mutlakâ büyük bir velînin desteği vardır.
Onlar Osmanlı Devleti’nin mânevî pâdişahlarıdır.
Altı asır boyunca cihâna hükmeden Osmanlı hükümdarları, Allah-u Teâlâ’nın dostlarına değer verdikleri sürece dâimâ muzaffer olmuşlar, onlardan yüz çevirdikleri zaman ise büyük felâketlere uğramışlardır.
Ey ecdad düşmanı cahil zavallılar aşağıdaki yazıyı okuyunda tövbe edin edepsizler.Dördüncü Murat kimmiş öğrenin cahiller.
Genç Osman’ın Yersiz Karârı
ve Azîz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri’nin Uyarısı:
Şimdi size Osmanlı târihi’nin ana kaynaklarına dayanarak, geçmişte yaşamış olan çok büyük bir “Şeyh”in, Azîz Mahmûd Hüdâyî -kuddise sırruh- Hazretleri’nin, Genç Osman ve Dördüncü Murâd dönemindeki fiillerinden ve bunların yol açtığı netîcelerden sözedeceğiz. Bu satırları, geçmişten günümüze intikâl etmiş bir ibret vesîkası olarak okumanızı tavsiye ediyoruz.
Genç Osman henüz on sekiz yaşlarında iken tahta çıktığında, tıpkı bugün olduğu gibi, din ve devlet işlerinde bir “kaht-ı ricâl”; yâni “adam yokluğu” dönemi yaşanıyor; içte ve dışta bir fitne ve kargaşadır almış başını gidiyordu.
Pâdişah toyluğunun ve tecrübesizliğinin tesiriyle peşpeşe yanlış işler yapıp, halkla ve orduyla arasını iyice açtığı için kendisine hiç kimse güvenmiyor, aldığı her karar askerler arasında kuşkuyla karşılanıyordu.
İşte böyle tehlikeli ve karmaşık bir zamanda, geride devleti emânet edecek tek bir fert bulunmadığı hâlde, Genç Osman’ın aklına Hacc’a gitme fikri düştü. Halbuki ilâhî hüküm pâdişahların Hacc’a gitmelerini “nizâm-ı âlem” adına tehlikeli buluyor, bu yüzden de yerlerinde oturup adâletle hükmetmelerini öngörüyordu.
Şu kadar var ki, ona bu ilâhî hükmü hatırlatıp da yol gösterecek, zamânın “Şeyh”i Azîz Mahmûd Hüdâyî Efendi’den ve ona inanan birkaç kişiden başka hiç kimse yoktu. Hoca Ömer Efendi ve Dârüssaâde Ağası’nın başını çektikleri bir kısım câhil, ona yerine vekil göndermesini telkin edecekleri yerde, arzu ettiği her şeye bir kılıf uydurup gönlünü hoş etmeye çalışıyorlardı. Câhil cühelânın kol gezdiği böyle bir ortamda, Hüdâyî Hazretleri genç pâdişâha “nasîhat ve pend edüb”, ona çevresindeki “sahte” din adamlarının, kendi isteğine uygun, fakat ilâhî hükme aykırı olan fetvâlarından sakınmasını tavsiye ederek; “Pâdişahlara Hacc eylemek lâzım değildür, yeründe oturub adâlet eylemek evlâdur! Mümkün ki bir fitne zuhûr eyleye!’ deyû” öğüt veriyor,(1) ilâhî hükme muhâlefet ettiği taktirde başına çok kötü hâller geleceğini hatırlatarak onu îkâz ediyordu. Fakat “Şeyh”in verdiği bunca öğüde ve yaptığı bunca uyarıya rağmen, Genç Osman Hacc’a gitme arzusundan vazgeçmedi. “Gerçek” bir İslâm âlimi olan Şeyhülislâm Es’ad Efendi de, kendisinden bu hususta fetvâ isteyen pâdişâha “Şeyh” Hazretleri’nin verdiği fetvânın sûretini gönderince, Sultan Osman “gazâba gelüb” “Şeyh”in fetvâsı ile “amel eylemedi.”(2)

Genç Osman’ın Gördüğü
Tüyler Ürpertici Rüyâ:
Osmanlı tarihçisi Na’îmâ’nın ifâdesine göre; önce Hacc’a gideceğim diye tutturan, ancak daha sonra askerlerin şüphelenip ayaklanması ve “içerü ve taşra halkınun ihtilâfı” nedeniyle korku ve telâşa kapılan Genç Osman, Hacc’a “gitmek emründe tereddüd üzere” iken, “bir gice Hazret-i Fahr-i Âlem -sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem-i rüyâda görür.” Rüyâsında “kendü taht üzerinde” oturup, Kur’an-ı kerîm “tilâvet iderken,” Resulullah Aleyhisselâm birdenbire “elünden mushâfı ve sırtından cübbe ve cevşeni alub,” pâdişahın yüzüne “bir sille ururlar.” Bu sille ile “tahtundan yıkılub” yere düşen pâdişah, bir müddet sonra yerden “kalkub, mübârek kâdem-i şerîf’üne yüz sürmeğe” çalışırsa da bu bir türlü “müyesser olmaz.”(3)
Padişah bu rüyâsını önce, sözüne ve fetvâsına çok güvendiği, lâlası Hoca Ömer Efendi’ye tâbir ettirmek istemişti. Ancak ilâhî hükümler pâdişahların Hacc’a gitmeyip devletin başında durmasını daha uygun bulunduğu halde, Hoca Ömer Efendi rüyâyı hünkârın arzusu doğrultusunda “ta’bîr idüb”, onu ısrarla Hacc’a gitmeye teşvik etti. Hattâ gördüğü rüyânın “Hacc-ı şerîf’üne olan niyyetünde tereddüdü terk içün tenbîh” olduğunu söyleyip,(4) pâdişâha bu konudaki ilâhî hükme değil de, içindeki arzuya uygun olan bir fetvâ vererek; “Ru’yâda ayağına yüz sürmek müyesser olmadı ise, inşâallah-u Teâlâ kabr-i şerîf’lerüne yüz sürersiz!”(5) demekten çekinmedi.
Hoca Ömer Efendi’nin elindeki mevkiiye güvenerek verdiği bu fetvaya ve yaptığı bu tâbire rağmen içi bir türlü tatmin olmayan Genç Osman, rüyâsını bir de büyük dedesi Üçüncü Murad Hân’dan beri, atalarının çok büyük bir bağlılık ve sadâkat gösterdiği, dönemin en büyük “Şeyh”i olan “vaktin Azîz’i Üsküdârî Mahmud Efendi”ye tâbir ettirmek istedi.(6)
“Şeyh” Hazretleri, ilâhî hükmü defâlarca kere kendisine hatırlatmasına rağmen, bunu kendi lâfı zannedip de umursamayan Genç Osman’a, gönderdiği mektupta bu rüyânın ilâhî bir îkâz olduğunu haber vererek, yumuşak bir dille son kez şunları söyledi:
“Okuduğunuz Kelâm-ı izzet Rabbânî hükümdür ve âna imtisâl (uymak) lâzımdur. Ve oturdukları taht cübbe-i vücûd’dur (vücud elbisesidir). Bu rü’yâ ziyâde korkulu ve tehlükelidür. Allah bilür bu korkulu vak’a yakın günlerde olur. Tevbe ve istiğfâr üzere, Hakk Sübhânehû ve Teâlâ’nın evliyâ kulları kabr-i şerîf’leründen istimdâd talep buyurun ki, belâlar def’ ola!..”(7)
Rüyânın verdiği korkuyla bir müddet “Şeyh” Hazretleri’nin sözünü dinleyen ve tavsiyelerini yerine getiren Genç Osman, aradan biraz zaman geçtikten sonra tekrar eski yanlış karârına dönmekte gecikmedi. İç ve dış tehditlerin had safhaya ulaştığı böyle kritik bir zamanda, pâdişâhın böyle tuhaf bir karar almasının altında başka maksatlar arayan askerler, Sultân’ın gittiği yerde yeni bir ordu toplayıp Yeniçeri Ocağı’nı kaldıracağını sandılar. Pâdişahtan önce davranmak niyetiyle saraya baskın düzenleyip, Genç Osman’ı yakaladılar ve yerine amcası Sultan Mustafa’yı pâdişah yaptılar.
Sultan Osman zorbalara ne kadar yalvarıp yakardıysa da, hiçbiri gözünün yaşına bakmadı. Artık gemi azıya almış olan zorbaların, kan bürüyen gözleri hiçbir şeyi görmüyordu.
Kendilerini yatıştırmak için karşılarına çıkıp; “Ağalar, yoldaşlar! Sultan Osman ocağınıza düşdi, kapuya geldi, size sığındı!” diyerek, pâdişâhın özür dileğini iletmek isteyen yeniçeri ağasını: “Urun! Söyletmen!..” diyerek parça parça eden âsîler,(8) aynı taleple yanlarına giden Hüseyin Efendi’yi de hemen katlederek, cesedini yolun kenarına attılar.(9)
Bir müddet sonra o mevkiiden geçerken, yol kenarında Hüseyin Efendi’nin cesediyle karşılaşan Genç Osman, gördüğü korkunç manzara karşısında gözyaşlarını tutamayarak; “Eğer ânın sözüyle hareket etseydim başıma bu hâl gelmezdi! Beni izlâl eden (engelleyen) hoca ile dârüssaade ağası oldu!” deyip ağlamaya başladı.(10) Onları böyle katleden zorbalar, şimdi kendisine neler yapmazdı?
Sonunda Genç Osman, o âna kadar kendisine ilâhî hükmü hatırlatan ve buna muhâlefet etmekten şiddetle sakındıran Azîz “Şeyh”in ne demek istediğini anlamış, fakat anlayıncaya kadar da ok yaydan çıkmıştı. Nihâyet bir süre sonra âsîler, kendisini ilâhî hükümle uyaran “Şeyh”e kulak asmayıp cehâletinin ve tecrübesizliğinin kurbânı olan Sultan Osman’ı, binbir alay ve hakâretlerle Yedikule zindanına götürerek orada fecî şekilde katlettiler!..

Sultan Murad, Genç Osman’ın Düştüğü Hatâya Düşmedi:
Genç Osman’ın katlinden sonra tahta amcası Sultan Mustafa geçmiş, ancak aklî dengesinin bozukluğu nedeniyle, kısa bir süre sonra yerine Şehzâde Murad geçirilmişti. Küçük Murad tahta çıktığı sırada, ağabeyi Genç Osman döneminde pâdişâha kafa tutmaya alışan askerler, sarayda türlü entrikalar çeviren annesi Kösem Sultan’ın ve Topal Receb Paşa’nın da tahrikiyle tamâmen başlarına buyruk olarak hareket ediyorlar, çıkardıkları fitne ve fesadlarla ülkeyi hızla yıkıma sürüklüyorlardı.
Büyük bir sıkıntı ve bunalım içine düşen Sultan Murad, etrâfında güvenilir tek bir kimse olmadığını anlayarak, çâreyi Hüdâyî Hazretleri’nin yardım ve desteğinde sığınmakta aradı. O zamanlar iyice yaşlanmış olan Hüdâyî Hazretleri’nin verdiği taktik ve tâlimatlarla büyük bir güç kazanan Dördüncü Murad, o âna kadar el altından askerleri kışkırtan Receb Paşa’yı; “Gel beru topal zorbabaşı!”(11) diyerek yanına çağırdı ve “Bre kâfir abdest al!”(12) diyerek, zülüflü baltacılara güzelce boğdurtup canını cehenneme yolladı. Annesini de, yine Hüdâyî Hazretleri’nin emriyle saraya kapattı. Böylelikle, bu “Şeyh-i Azîz”in sözlerine verdiği değer sâyesinde, kısa zamanda hem içteki, hem de dıştaki hâinlerin hakkından gelmeyi başardı.
Dördüncü Murad, Şeyh Hüdâyî -kuddise sırruh- Hazretleri’ne hürmet ve tâzimde o kadar ileri gitmişti ki; bir defâsında lâlasıyla birlikte huzûruna varmış, kapının tokmağını hafifçe tıklatmış, içeriden bir derviş “Kim o?” deyince lâlası acele davranıp, “Yedi iklim pâdişâhı es-Sultân ibnü’s-Sultân Murâd Hân-ı râbi’ Efendimüz teşrîf eyledüler! Tiz Şeyh Hazretleri’ne bildirüle!” diyerek öne atılmıştı. Bunun üzerine Sultan Murad, lâlasına mânidar bir bakışla bakıp, “Lâla! Bu kapı kulluk ve gönül kapısıdur!” diyerek, tekrar dergâhın tokmağını tıklatmış ve bu kez lâlasına fırsat vermeyerek, “Şeyh Hazretleri’ne Murâd kulunuz geldü deyiniz!” diyerek hürmetle içeriye girmiştir.(13)
Sultan Murad’ın bu tazim ve hürmetinden fevkalâde hoşnud olan “Şeyh” Hazretleri; hayâtında olduğu gibi, ölümünden sonra da onu dâimâ desteklemiş ve üzerindeki tasarrufunu devâm ettirmiştir.

Şeyh Hüdâyî -kuddise sırruh- Hazretleri’nin,
Dördüncü Murad’ın Üzerindeki Mânevî Desteği​
“1638’de Bağdad önlerine gelen Dördüncü Murad’ın dirayetini bilen Safevi hükümdarı, şehri mutlak surette kaybedeceğini bildiğinden, Sultan’ı bir suikastle ortadan kaldırmak için yetiştirdiği üç hususi casusu Osmanlı ordusuna gönderdi. Bunlar bir gece içinde sekiz kadar nöbetçiyi aşarak, Sultan’ın yanına kadar girmeyi başardılar. Hemen hançerlerini çekip yatağın başına yaklaştılar. O ana kadar uyumakta olan Sultan, o anda bir rüyâ görmeye başladı.
Rüyâsında çok sevdiği rahmetli üstadı Azîz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri kendisine misafir olmuştu, birlikte oturuyorlardı. Ancak o esnada, Hazret-i Pir’in o vakte kadar görülmedik bir süratle ayağa kalkmasıyla:
“Oğlum Murad! Ayağa kalk!..” diye haykırması bir oldu.
Zaten Şeyhi daha ayağa kalkarken, edeben ayağa kalkmaya davranan Dördüncü Murad Han, gelen emirle daha da bir hızla yerinden doğruldu. Rüyâda gerçekleşen bu doğruluşla birlikte gerçekte de uyanarak yatağından kalkıverdi ve başında bulunan eli hançerli üç şahsı farketti. Derhal üzerlerine yorganını fırlattı ve başı ucunda duran yaklaşık üç yüz kiloluk topuzuyla vurduğu gibi üçünü de yere serdi. Böylece Şeyhi Hüdâyî Hazretleri’nin tasarrufuyla, mutlak bir suikastten kurtulmuş oldu.”
(“Âbide Şahsiyetleri ve Müesseseleriyle Osmanlı”, s. 283. bas.: İstanbul, 1999.)

(1) Na’îmâ, “Târîh-i Na’îmâ”, c. 2, s. 212.
(2) Hüseyin Tûğî, “İbretnümâ”; Belleten, sayı: 43, s. 492.
(3-6) Na’îmâ, a.g.e., c. 2, s. 211-212
(7) Hüseyin Tûğî, a.g.e., Belleten, sayı: 43, s. 494.
(8-10) Na’îmâ, a.g.e., c. 2, s. 223-226.
(11-12) Na’îmâ, a.g.e., c. 3, s, 92-93.
(13) O. Nuri Topbaş, “Âbide Şahsiyetleri ve Müesseseleriyle Osmanlı”, s. 276-277. bas.: İstanbul, 1999.
 

zebih

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Ara 2006
Mesajlar
4,033
Puanları
63
şeyh said'e sahte şeyh denilmesi bizi yaralar...

şeyh said'in şeyhliğine dair söz söylemede cüretli olmamak lazım...

bir nakıs kıyam içine girdi, sonu ölüm oldu.

neticede son nefesini verirken 'dinim için' diyen bir insana yüklenmek yerine, onun ismini ırkçı menfeaatler için kullananlara 'yanlış yapıyorsunuz' demek daha sağlıklı olur.

selametle
 
M

Murat Sâki

Misafir
Konu Tüm ecdadımız.siz azınlık milliyetçileri bir sahte şeyh ortaya atarak tüm ecdadı itham ediyorsunuz.Bizim için ha dördüncü Murat hada Abdulhamit han fark etmez ikiside bizim ecdadımız.Osmanlı hanedanlığının İslama yapmış oldukları hizmetleri ancak senin gibi gözünü kin bürümüş azınlık milliyetçileri göremez,görürde görmezden gelir.Aşağıdaki mesajımı okuda Osmanlının ne olduğunu gör.
İlk olarak şuna değineyimki madem bir şeyler hakkında fikir belirtmek ve başkalarının düşüncelerini eğriden,doğruya çıkartmak istiyorsunuz,buraya kopyaladığınız yazıları öncelikle kendiniz okuyun ve hap şeklinde anladığınızı bize sunun.Kopya yazılarınızın okunmadığının farkındasınızdır umarım.

Ayrıca şeyh Sâid hakkında ne kadar az bilgiye sahip olduğunuz bellidir.IV.Murat'a konu nerden geldi buda ayrı bir tartışma size tavsiyem ilk olarak Şeyh Sâid'ın hayatını ve idam edilme nedenini detaylı bir şekilde okumanız.

Salisen,lütfen karşınızdakine gözünü kin bürümüş,azgın milliyet-çi tamlaması ile fişlemeyin,ricamdır.Saygılarımla...
 

PUTYIKAN

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
24 Şub 2007
Mesajlar
175
Puanları
0
İlk olarak şuna değineyimki madem bir şeyler hakkında fikir belirtmek ve başkalarının düşüncelerini eğriden,doğruya çıkartmak istiyorsunuz,buraya kopyaladığınız yazıları öncelikle kendiniz okuyun ve hap şeklinde anladığınızı bize sunun.Kopya yazılarınızın okunmadığının farkındasınızdır umarım.

Ayrıca şeyh Sâid hakkında ne kadar az bilgiye sahip olduğunuz bellidir.IV.Murat'a konu nerden geldi buda ayrı bir tartışma size tavsiyem ilk olarak Şeyh Sâid'ın hayatını ve idam edilme nedenini detaylı bir şekilde okumanız.

Salisen,lütfen karşınızdakine gözünü kin bürümüş,azgın milliyet-çi tamlaması ile fişlemeyin,ricamdır.Saygılarımla...
Kardeşler siz bu konunun ilk yazısını okumadınızmı?Orada kime hakaret ediliyor görmüyormusunuz?Yoksa görmezdenmi geliyorsunuz?Dördüncü Murat Aziz Mahmut Hüdayi hazretlerinin manevi tasarruflarında hareket eden bir mücahit padişah idi.Ancak bu azınlık milliyetçileri şeyh saidin büyük dedesi olduğunu iddia ettikleri bir kişiyi ve aşiretini zulüm yaparak ortadan kaldırdığını iddia ediyorlar,buna niçin seyirci kalıyorsunuz.Elbetteki Aziz Mahmut Hüdayi hazretlerinin desteklediğini desteklemeyenler sahte şeyhlerdir.Bizim ecdadımıza kimse küfür edemez edenlerin karşısında har zaman olacağız,bundan kimsenin kuşkusu olmasın,bu kadar izahat yaptık şimdi Dördüncü Muratı zalim,katil,sapkın ilan idenler hala daha tövbe etmeyeceklermi?
 
M

Murat Sâki

Misafir
Kardeşler siz bu konunun ilk yazısını okumadınızmı?Orada kime hakaret ediliyor görmüyormusunuz?Yoksa görmezdenmi geliyorsunuz?Dördüncü Murat Aziz Mahmut Hüdayi hazretlerinin manevi tasarruflarında hareket eden bir mücahit padişah idi.Ancak bu azınlık milliyetçileri şeyh saidin büyük dedesi olduğunu iddia ettikleri bir kişiyi ve aşiretini zulüm yaparak ortadan kaldırdığını iddia ediyorlar,buna niçin seyirci kalıyorsunuz.Elbetteki Aziz Mahmut Hüdayi hazretlerinin desteklediğini desteklemeyenler sahte şeyhlerdir.Bizim ecdadımıza kimse küfür edemez edenlerin karşısında har zaman olacağız,bundan kimsenin kuşkusu olmasın,bu kadar izahat yaptık şimdi Dördüncü Muratı zalim,katil,sapkın ilan idenler hala daha tövbe etmeyeceklermi?
Merhaba,

Yazı da konu da herhangi bir hakaret vb. bir cümle bulamadım ben IV. Murat hakkın da bahsedilen tespitler doğrudur.Tarih okuyan herkes IV. Murat'ın Otoriter olduğu kadar da zâlim olduğunu bilir.Ayrıca nurfer kardeşimiz bu konuyu okuyorsa yazdıklarının kaynağını verirse daha sağlıklı yorumlar yapabiliriz.

Benim fark edemeyip sizin dikkatinizi çeken bir hakaret vb. söz var ise konuyu derhal kaldıracağım.Osmanlıya hakaret edilmesine tahammül etememiz mümkün değil.Emin olun sizin kadar hassasız bu konuda.

Tabi şöyle bir durumda var Osmanlı zamanında bizim şu anda Şark olarak nitelendirdiğimiz bölgeye Kürdistan denirdi.Bunun sebebi ise Osmanlının eyalet sistemi ile yönetilmesinden geliyor.Hakeza kitaplarda da bu şekilde geçer.

Ayrıca eleştirilmekten korkmamalıyız.IV. Murat eleştirilmeyecek diye bir şey yok.Bu raddede kabulcü olmamak daha güzel.Zira tarihi anlamak için bir şeyleri tenkit etmemiz gerekebilir bazen.
 

PUTYIKAN

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
24 Şub 2007
Mesajlar
175
Puanları
0
şeyh said'e sahte şeyh denilmesi bizi yaralar...

şeyh said'in şeyhliğine dair söz söylemede cüretli olmamak lazım...

bir nakıs kıyam içine girdi, sonu ölüm oldu.

neticede son nefesini verirken 'dinim için' diyen bir insana yüklenmek yerine, onun ismini ırkçı menfeaatler için kullananlara 'yanlış yapıyorsunuz' demek daha sağlıklı olur.

selametle
Peki ,Aziz Mahmut Hüdayi hazretlerinin tasarrufunda olan dördüncü Murat hana katil ,zalim,sapkın suçlaması yapılıyor bu seni yaralamıyormu?
Dikkat edersen dördüncü Murat Hana isyan edeninde şayh saidin büyük dedesi olduğu iddia ediliyor,demekki bunlar ailece eşkiya,şimdi diyecenki bunlara eşkiya deme bizi yaralıyor,bende derimki az bile söylüyoruz.Hadi diyelimki T.C laikti şeyh said bunun için isyan etti,Peki Osmanlı ne idi?Dördüncü Murat İslam Halifesi değilmiydi?Peki Halifeye isyan eden bir kişiye Müslüman şeyhi denirmi?
Dense dense sahte şeyh denir.
 

zebih

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Ara 2006
Mesajlar
4,033
Puanları
63
Peki ,Aziz Mahmut Hüdayi hazretlerinin tasarrufunda olan dördüncü Murat hana katil ,zalim,sapkın suçlaması yapılıyor bu seni yaralamıyormu?
Dikkat edersen dördüncü Murat Hana isyan edeninde şayh saidin büyük dedesi olduğu iddia ediliyor,demekki bunlar ailece eşkiya,şimdi diyecenki bunlara eşkiya deme bizi yaralıyor,bende derimki az bile söylüyoruz.Hadi diyelimki T.C laikti şeyh said bunun için isyan etti,Peki Osmanlı ne idi?Dördüncü Murat İslam Halifesi değilmiydi?Peki Halifeye isyan eden bir kişiye Müslüman şeyhi denirmi?
Dense dense sahte şeyh denir.
manupule ediliyor mevzular...

hatları karıştırmayalım kardeşim.

4.murat tıpkı şeyh said gibi la yusel değildir. mesela onun zamanında malum bir kahve ve tütün yasağı söz konusuydu. o devrin büyük alimlerinden abdulğani en nablusi de bu mevzuda onu eleştirmiştir.

tarihteki hadiseleri değerlendirmek külfetli iştir.

biz bugün ne gibi bir oyuna muhatabız ona bakalım...
 

PUTYIKAN

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
24 Şub 2007
Mesajlar
175
Puanları
0
TARİHİN GİZLEDİĞİ "ÇILSITUN QATLİÂMI"

Yıl 1640...

Yer Amed (Diyarbakır)'e bağlı Bismil ( Bısmıl ) ilçesinin Çılsıtun ( Kırksütun ) köyü...

Topyekûn bir halkın, şeyh ve mollaların önderliğinde başlattığı İslâmî direniş dalgasını kırmak için IV. Murad'ın verdiği emir ( ferman ) yerine getirilir ve Çılsıtun başta olmak üzere Bismil'in köyleri katliâma uğrar. Canını kurtarabilen birkaç çocuk ve kadından başka, herkesin canına kastedilir. Köyler boşaltılıp yıkılır ve köy halkından sağ kalanlar sürgün edilir. Suçları (!) saltanatı kabul etmemek, saltanata ve saraya değil, Qûr'n ve Sünnet'e dayalı bir İslâmî yönetim istemek, kendi topraklarında, kendilerine yapılan zulmü onaylamamak ve İslâm dışı kültürü özümseyememek. Bunun cezası da katliâm ve sürgün, kann ve şehâdet...
Zınar kardeş ,herşeyden önce konunun kapatılmasını istemiyorum,kapatmayınki herkes doğruları görsün.
Sonra yukarıdaki yazı Osmanlıya ve tüm ecdada yapılan bir hakaret değilmidir,Osmanlı devlet yönetimi Kurana ve sünnete dayanmıyormuydu,Kültürü islam kültürü değilmi idi?Eğer Osmanlı İslam değilse kim islami?Nurferin alıntı yaptığı yazıları tamen okusanız sadece Dördüncü Murat kötülenmiyor nerdeyse tüm Osmanlı padişahları ve yönetimi kötüleniyor.
Kardeş bu yazılar İran yanlıları tarafından yazılmış yazılar herşey ortada ,Yaptıkları isyana dini alet ediyorlar ,ancak huzuru ilahide bunun hesabını verirler hiç kimsenin kuşkusu olmasın.
 

fakiri

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ocak 2007
Mesajlar
15,969
Puanları
83
Şia'nın siyaseti !

İran tarihin bütün dönemlerinde temellerini sadece ve sadece siyaset üzerine atan bir devlettir. Onların İslâm'ın takva ve fazilet yönüyle bir işi yoktur. Varsa-yoksa işleri güçleri siyasettir. Bu ülkede Mollalar diye tabir edilen zümrenin kafa yapılarında binlerce siyasi hinlikler mevcuttur. Kadim Osmalı Düşmanlıkları da buradan ve Şah İsmail dönemlerinden bu yana gelmektedir.
Dikkat edelim ki, İran'in mustekbirlere ve emperyalistlere karşı duruşunda yanında yer almamız lâzım gelen bir ülkedir; Lâkin, hiçbir zaman bu demek değildir ki, bunlar her zaman ve her halükârda bizlerin hayrını düşünürler . Zinhar böyle bir düşünceye kapılmayalım.
 

PUTYIKAN

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
24 Şub 2007
Mesajlar
175
Puanları
0
manupule ediliyor mevzular...

hatları karıştırmayalım kardeşim.

4.murat tıpkı şeyh said gibi la yusel değildir. mesela onun zamanında malum bir kahve ve tütün yasağı söz konusuydu. o devrin büyük alimlerinden abdulğani en nablusi de bu mevzuda onu eleştirmiştir.

tarihteki hadiseleri değerlendirmek külfetli iştir.

biz bugün ne gibi bir oyuna muhatabız ona bakalım...
Bugün,sigaranın insan sağlığına zararlarını kafir ülkeleri dahi kabul etti,sigara paketlerinin üzerinde sağlığa zararlıdır öldürür ibareleri yazılması kanuni bir zorunluluk olmuştur.Demek ki dördüncü Murat hanın o yasakları haklı yere imiş.Sonra daha öncede yazdık dördüncü Murat Han Aziz Mahmut Hüdai Hazretlerine bağlı idi onun dediklerini yapıyordu,muhtemelen tütün yasağınıda bu şekilde koymuştur.Allahu Teala ikisinden de razı olsun.
 

Hudalfa

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
8 Ocak 2007
Mesajlar
206
Puanları
0
Yaş
42
Peki ,Aziz Mahmut Hüdayi hazretlerinin tasarrufunda olan dördüncü Murat hana katil ,zalim,sapkın suçlaması yapılıyor bu seni yaralamıyormu?
Dikkat edersen dördüncü Murat Hana isyan edeninde şayh saidin büyük dedesi olduğu iddia ediliyor,demekki bunlar ailece eşkiya,şimdi diyecenki bunlara eşkiya deme bizi yaralıyor,bende derimki az bile söylüyoruz.Hadi diyelimki T.C laikti şeyh said bunun için isyan etti,Peki Osmanlı ne idi?Dördüncü Murat İslam Halifesi değilmiydi?Peki Halifeye isyan eden bir kişiye Müslüman şeyhi denirmi?
Dense dense sahte şeyh denir.
mahmut hudayinin tasarrufunda olduda haşa bu adam. murad peygembermi oldu. çevremizdekilere saygıyla bakmıyor, hür düşüncelere saygı göstermiyoz, bilinçaltlarımızda varsyadığımız ölülerden medet umuyoruz.
emevinin başındakilerde halifeydi. emevi halifelerinin ölmüş mezarını kazıyıp onların cesedlerini (muaviyede dahil) çarmıha gerip yakanlarda ahlifeydi. yine her iki dönemde saltanat kavgasında kaç milyon isnsan öldü.. kaç alim öldürüldü, suikasta kurban gitti. hz alinin torunlarına neler yapıldı. neredeyse nesebi kurutuldu emevi ve abbasilerde her iki devlette müslümanlara kan kusturdu... niçin islam adınaymış efendim. ulul emre itaatmış. devletin bekasıymış..
 

Satuk Buğra

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
22 Ara 2006
Mesajlar
1,121
Puanları
0
Yaş
50
Şeyh Said r. a. davam Kuran olduktan sonra, idam sehpalarından pervam yoktur. Oun kıyamı İslam içindi.
 

NehiR

mütebessim :)
İhvan Üyesi
Katılım
16 Haz 2006
Mesajlar
2,708
Puanları
0
Yaş
38
temizlendi :)
 
Üst