şeyh said (r.a) | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

şeyh said (r.a)

amedli

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
31 Eki 2006
Mesajlar
2
Puanları
0
ŞEYH SAİD



Şeyh Said 1865 yılında Erzurum’un ilçesi Hınıs’a bağlı Kolhisar Köyü’nde dünyaya geldi. Babasının adı Şeyh Mahmut Fevzi’dir. Şeyh Said’in ailesi köklü ve büyük ailelerdendir. Ailesi daha Osmanlı Padişahı 4. Murat döneminde, düşman saldırılarıyla karşılaşır. Sultan 1639’da Şeyh Said’in dedesi Seyyid Haşim’i katleder. Olabilir ki Seyyid Haşim de bu duruma karşı çıktığı için şehit edilmiştir.

Şeyh Said’in dedeleri şu silsileyle geliyor: Mele Haydar, Mele Kasım, Şeyh Ali Septi Amedi, Şeyh Mahmut Fevzi. Şeyh Mahmut Fevzi Palu’dan Hınıs’a gidip Hınıs’ın köyü Kolhisar’ı satın alır ve orada yerleşir. Şeyh Mehmûd Fevzi’nin yedi oğlu olur. Bunlar; Şeyh Said, Şeyh Bahaddin, Şeyh Diyaeddin, Şeyh Necmeddin, Şeyh Tahir, Şeyh Mehdi ve Şeyh Abdurrahim’dir.

Babasının ölümünden sonra bu büyük ailenin bütün sorumluluğu Şeyh Said’in üzerine kalır. Şeyh Said’in ailesi çok zengindi. Sürüleri vardı ve bu sürülerini Erzurum’dan ta Halep’e, Musul’a, Şam’a kadar götürüyordu. Şeyh Said bu arada hem ticaret yapıyor hem de gittiği yerlerde insanlarla ilişki geliştiriyordu. Bundan dolayı onu tanıyanlar ve sevenler çoktu. Birinci Dünya Savaşı sırasında bir çok Kürt yerinden yurdundan göç ettirilir. Bu dönemlerde Osmanlı, onu ve ailesini de sürmek isterler ama dönemin kaymakamını Şeyh Said tehdit eder ve ondan çekindikleri için Ona ve ailesine karışamazlar.


Şeyh Said'din Eğitimi

Şeyh Said ilim öğrenmek için medreseye başlar. Muş, Malazgirt, Hınıs ve Palu’da eğitimini tamamlar. Şeyh Said bilinçli ve akıllı bir insandı. Köy köy gezip İslami ve ulusal mücadele bilincini insanlara vermeye çalışır. Kürdistan Teali Cemiyeti’ne üye olur. Osmanlı’nın yıkılıp Cumhuriyetin kurulmasıyla beraber Cumhuriyetin kurucuları gerçek yüzlerini göstererek İslam ve Kürt karşıtlığına dayalı politikalarını gün yüzüne çıkarırlar. Bu da Şeyh Said’in çabalarını artırır. O, bu durumda artık yerinde duramazdı. Gün çalışma günüydü.

Rêxistina Azadî, 1921’de Kürdistan Teali Cemiyeti’nin kapatılması üzerine açılır. Cemiyetin başkanı Cibranlı Albay Halit Bey idi. O, Şeyh Said’in kayın biraderiydi. Cibranlı Halit, ikinci Abdulhamit’in açtığı Aşiret Mektepleri’nde okumuştu ve iyi bir askerdi. Bu cemiyete daha sonra Hacı Musa Bey, Cibranlı Halit Bey, Hasenanlı Halit ve başkaları da katıldılar. Bitlis mebusu Yusuf Ziya 1923 yılının yaz mevsimi sonunda Şeyh Sait ile görüştü ve görüşmede bir Kürt ayaklanması örgütlemek ve bu amaçla örgütlenmeye hız vermek istediklerini belirtirler. Şeyh Sait Rêxistina Azadî’ye davet edilir.

Rêxistina Azadi’ye üye olduktan sonra çalışmalarını daha bir ilerletir. Köy köy gezer, tanıdığı ve sevdiği insanlara mektup göndererek mücadele bilicini insanlara ulaştırmaya çalışır.


Büyük bir kıyam hazırlığına başlarlar.

Cemiyetin üyeleri kendi aralarında hepsinin bildiği bir şifre diliyle iletişim kuruyorlardı. Bu şifrelerle yaptıkları görüşmelerden birinde şifre yanlış anlaşılır ve ayaklanma hazırlığı Mustafa Kemal tarafından duyulur ve Rêxistina Azadî’nin başkanı Cibranlı Halit Bey ve Yusuf Ziya 1924 yılının Ekim ayında tutuklanırlar. Bu olay üzerine başkanlık görevi Şeyh Said’e kalır.


Şeyh Said'din hanımıyla son konuşması

Şeyh Said hazırlığını yapar ve evden çıkacağı zaman hanımı ona şöyle der:

“Sen bizi kime bırakıp gidiyorsun”. Bu soru karşısında Şeyh Said tarihi cevabını şöyle verir:

- Eğer ben ve bu bastonum yalnız da kalsak ben yine bu kafirlere karşı çıkacağım. Ne ben Hz. Hüseyin’den daha değerliyim ne de benim ailem onun ailesinden daha kıymetlidir. Eğer ben bu kafirlere karşı çıkmazsam zebaniler sarığımdan tutup beni cehenneme atarlar, siz o zaman bana yardım edebilecek misiniz? Onlar bana demezler mi; “Ey Said Allah o kadar mal mülk verdi sana. Sen Allah için ne yaptın? Bunlar Allah’ın emirlerini ayaklar altına almışlar.

Evet ben cihada başladım ve korkanlar, cihat edemeyecekler, hastalar gelmesinler. Bu yol korkakların yolu değildir!

Kardeşi Bahaddin ise O’na şöyle der: “Abi sen biliyorsun Kürt halkı bilgi yönünden pek gelişkin değil. Sen başaramazsın.”

Şeyh Said’in cevabı takdire şayandır.

- Bahaddin, Bahaddin! Hiç merak etme ben Amed’de asılacağım, sen de Kur’an’ın üzerinde şehit düşeceksin.


ALLAH Û EKBER, ALLAH Û EKBER,
ALLAH Û EKBER WE LÎLLAHÎL HEMD


Hz. Hüseyin de nerede şehit düşeceğini bilmiyordu. Ama onlar için her şeyden önemlisi Rablerine olan sevgiydi.

Bu arada Türk Hükümeti yetkilileri Şeyh Sait'e haber gönderip ifadesini almak istediklerini bildirdiler. Şeyh Sait ifade vermeye gitmeyip 27 Aralık günü Hınıs'tan ayrılıp Çapakçur'a doğru yola çıktı. 4 Ocak 1925 günü Şeyh Sait ve çok sayıda Kürt ileri geleni Kırkan köyünde bir toplantı yaptılar. Bu toplantıda Şeyh Said’in fetvası şuydu: “Bizler ve Türkleri bağlayan sadece din kalmıştı, Türk Hükümeti dini de kaldırdı ve artık bizi birbirimize bağlayan hiçbir şey kalmadı.”

Bu toplantıda alınan birinci karar şuydu: Şeyh Said; Amed, Ergani, Lice, Farqin, Darahini, ve Hani’nin ileri gelenleriyle görüşecek. Ardından Çevlik’e gelecekler ve orda kıyama başlanılacak.

Şeyh Sait 12 Ocak'ta Çapakçur'da, 15 Ocak'ta Daraheni'de, 21 Ocak'ta Lice'de ve 25 Ocak'ta Hani'de idi. Şeyh Sait buralarda halk ile ve bazı Kürt önderleri ile toplantılar yaptı. Şeyh Sait Piran'da kardeşi Abdurrahim'in evinde iken, Türk askerleri evi basıp, Şeyh Abdurrahim'e sığınmış bazı Kürtleri almak istediler. Şeyh Abdurrahim, kendisine sığınmış bu insanları, Şeyh Sait orada iken vermeyi reddettiğinden, askerler bu kişilere saldırdılar. Bunun neticesi olarak askerler ile Kürtler arasında çatışma çıktı. Böyle bir provokasyon sonucu, hareket beklenmedik bir şekilde, planlanmış zamandan önce, 8 Şubat 1925'de başladı.


Isyanın başlamasi ve yayılması

Kıyam 1925 yılının Şubat başında başladı.

Hasanan aşireti reisi Albay Halit Bey derhal Muş'u kuşattı. Cibran Aşireti'nden Hasan Bey, çarpışmalardan sonra Hınıs'ı, Şeyh Abdullah ise Varto'yu zaptettiler. Birkaç küçük çarpışmadan sonra Ergani ve Maden de zaptedildi. Şeyh Sait, 7000 kıyamcı ile birlikte Kiği, Eğil üstüne yürüdü. Hani, Lice ve Piran'ı zaptederek 14 Şubat günü Darahini'yi tamamen ele geçirdi ve buraya Modan'lı Feqi Hesen'i vali olarak tayin etti. Darahini geçiçi başkent ilan edildi. Toplanan vergiler ve tutsak alınanlar Darahini'ye gönderilmeye başlandı. Çapakçur da ele geçirildikten sonra, bütün Harput ele geçirildi. Kısa bir süre sonra da çevre aşiretlerden yardımcı kuvvetler alınarak derhal Amed üstüne yüründü.

Hükümet endişeye kapılarak derhal Sarıkamış'taki 9., Erzurum'daki 8., Amed'deki 7. tümenleri ve Mardin´deki 1., Urfa'daki 14.Süvari alaylarını, Van'daki 1. Süvari tümenini ve hudut birliklerini harekete geçirdiler.

Silvan, Beşiri bölgeleri Türk Hükümetinden alındı ve sonra kuzeye, Palu istikametine yönelinerek Malazgirt, Piran, Bulanık ele geçirildi. Daha sonra kıyamcılar; Malatya vilayeti istikametinde ilerleyip, Pötürge'yi de kurtararak Çemişgezek'i aldılar. Öte yandan da Siverek istikametinde ilerlediler.

Kıyam güçleri hemen ardından, Amed’e doğru ilerleyerek, hem kuzeyden hem de güneyden taarruza geçtiler. Her iki taaruz da başarılı oldu ve Mardin kapısının yeraltı geçidinden şehre girildi. Sürpriz ile karşılaşan Türk Hükümet birlikleri kaçarak İç kaleye sığındılar. Kürtler orada bulunan silah ve cephane depolarını zaptederek, silahların bir kısmını orada çarpışan Kürtlere, diğerlerini ise dışarıya yolladılar.

Türk Hükümetinin askerleri Amed’in etrafında başarı elde edilmemişti, her taraf kıyamcılar tarafından kapatılmıştı bu durum karşısında çoğu zaman kaybetmişlerdi. Fransızlar, Türk Hükümeti askerlerine güneyden girebilmeleri için yol açmışlardı. Bundan dolayı yollar Mücahitlere kapatılmıştı. Bazı aşiretler hükümet askerlerinin yanına gittiler. Şeyh Said çaresizce geri çekildi. Hükümet onların her anından haberdardı. Şeyh Said ve arkadaşları İran’a çekilmeye karar verdiler.

Şeyh Sait'in kuvvetleri Genç'in kuzeyinde zor durumdaydılar. İran’a çekilmek için şiddetli çarpışmalar yaşayarak, Türk Hükümetinin birliklerinin cephesini yarıp Varto yakınlarına varabildiler. Bu olaydan sonra çeşitli kollar halinde ve çeşitli istikametlerden çok sayıda Türk Hükümeti kuvvetleri ilerleyip Şeyh Sait'i tekrar muhasara altına aldılar. Birçok kanlı çarpışmalardan sonra Şeyh Sait yeni bir taarruz yaparak Türk kuvvetlerinden kurtulmak istediyse de başarılı olamadı. 15 Nisan'da Şeyh Sait Bacanağı Binbaşı Kasım'ın ihbarı üzerine, Muş ve Varto arasındaki Abdurrahman Köprüsünde, büyük bir kısmı yaralı olan diğer liderlerle birlikte Türk Hükümetinin eline esir düştü ve hep beraber Amed'e gönderildiler.

Bu arada Cibranlı Halit Bey ve Yusuf Ziya asılmışlardı. Bu durum savaşçıların moralini bozmuştu.

Daha sonra anlaşıldı ki devlete ajanlık yapan kişi tam da yanlarındaydı. Bu kişi Şeyh Said’in bacanağı Kaso’ydu.

Şeyh Said’i arkadaşlarıyla beraber 5 Mayıs günü Amed’e getirirler. Yargılandıkları zaman karar zaten belliydi. 28 Haziran’da Şeyh Said ile beraber 46 arkadaşı idam edildi.


şeyh said'din son sözleri

Asılacağı sırada bir kağıdın üzerine Arapça şöyle yazıyor: “ Değersiz dallarda beni asmanıza pervam yoktur. Muhakkak ki ölümüm Allah ve İslâm içindir."



İlmik boynuna geçirildikten sonra, Kürtçe söylediği son söz ise; "Şu anda fani hayata veda etmek üzereyim. Halkım için feda olduğuma pişman değilim. Yeter ki torunlarım düşmanlarıma karşı beni mahcup etmesinler."



Onların şehadeti yıllardır Kürtlerin maruz kaldığı zulmün katmerleşerek artmasına sebep oldu.


Kıyamda şehid sayısı

Bu kıyamın sonucunda 14 şehir, 700 köy, 9000’e yakın ev harabeye döndü. 50.000 kişi göç ettiriliyor, yaklaşık 7.500 kişi zindanlara atılıyor 660 kişi idam ediliyor. 80.000 Kürt öldürülüyor.



Mücahidler ve Türk Hükümeti

Türk Hükümeti kuvvetlerinin sayısı yaklaşık 200.000’di. Şeyh Said’in ordusu ise yaklaşık 20.000 idi. Bu zulüm 1927’ye kadar devam ediyor. Bir çok yerde insanlar ahırlarda toplu bir şekilde yakılıyorlar. Zalimler için çocuk, ihtiyar, kadın veya hayvan hiç fark etmiyor. Hepsi birlikte yakılıyorlardı.


Kıyam sırasında onlara destek veren insanlar da zulümden kurtulamadılar. Sistem bu şekilde kendilerini garantiye alıyordu.
 

mir

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Kas 2006
Mesajlar
2
Puanları
0
Yaş
37
islam ile yoğrulan kur an ile doğrulan şeyh said askerleirne selam olsun
 

zelal

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
13 Haz 2006
Mesajlar
970
Puanları
0
Allah ondan razı olsun
 

Genc-HizbuLLaH

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
30 Eki 2006
Mesajlar
34
Puanları
0
Evet Bende metinde Adi gecen Seyh Ali Septi nin memleketindeyim vaktim oldukca turbesine gidiyorum.
Elazig/Palu
 

EGELI EFE

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
12 Haz 2006
Mesajlar
1,390
Puanları
0
Said Nursinin, Şeyh Saide söylediği bu sözler yeter sanırım bu konu hakkındaki düşüncelerime...

"Türk Milleti, asırlardan beri islamiyetin bayraktarlığını yapmıştır. Çok veliler yetiştirmiş ve şehitler vermiştir. Böyle bir milletin torunlarına kılıç çekilmez. Biz müslümanız, onlarla kardeşiz, kardeşi kardeşle çarpıştırmayınız. Bu şer’an câiz değildir. Kılıç, haricî düşmana karşı çekilir. Dâhilde kılıç kullanılmaz. Bu zamanda yegâne kurtuluş çaremiz, Kur’an ve iman hakikatlarıyla tenvir ve irşâd etmektir. En büyük düşmanımız olan cehaleti izale etmektir. Teşebbüsünüzden vazgeçiniz. Zira akîm kalır. Bir kaç cani yüzünden binlerce kadın ve erkekler telef olabilir".
 

kemalali

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
18 Ağu 2006
Mesajlar
1,560
Puanları
0
Şeyh Said Efendi adına yalan uydurulundugunu düşünüyorum.
 

kıtmir-i kadiri

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
6 Kas 2006
Mesajlar
64
Puanları
0
Yaş
32
Şeyh Said e karşı gönlümden accayip derecede bir muhabbet var...
Bediüzzaman hz.leri ile arasındaki geçen bir konuşma..
-Seyda isyan edecez?
-İsyan mı edeceksiniz önce şunu bana söylemen gerek Hüyesin paşa Niçin isyan ediceksiniz?
-Ruslar vurdu öldürdü perişan etti.Malımız canımız telef oldu. Fakat din ve namusumuza birşey olmadı. Şimdi DİN VE NAMUS gidiyor. Bize izin ver. Piyade ve Süvarı hazır bekliyor.(Şeyh Sait Mustafa Kemalle savaşcağını söylüyor.)
......
işte böyle ALLAH'ına kurban Şeyh Said
 

islamveinsan

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
28 Eyl 2006
Mesajlar
1,360
Puanları
0
Allah; Allah ın davasını kendine dava edinenlere yardim etsin razı olsun rahmet etsin...
Allah; Allah ın davasını dava edenlere...
....
cehennemi hazir işte ... yaşasın cehennem.... yansın cehennem
...
 

kemalali

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
18 Ağu 2006
Mesajlar
1,560
Puanları
0
Uydurulan Kürdistan haritasında Türkiyenin bir kımıda var.Sultan 4.Muratı ve bütün Osmanlı padişahlarını severim. Dogruyu söyleyince bozuk plak olmakla suçlanıyorum. Halbuki geçekler günyüzü gibi meydanda. Iraka ve Türkiyeye ihanettir. Şeyh Saidle bu işin ilgisi olduguna inanmıyorum. Böyle meşajları yazanlar uyarılmıyor. Provakasyon yapmakla şuçlandım. :clap2: :clap2: :clap2:
 

MUSAB21

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
11 Kas 2006
Mesajlar
314
Puanları
0
Yaş
33
Web sitesi
www.huzuriklimi.com
€G€Lİ_€F€;61260' Alıntı:
Said Nursinin, Şeyh Saide söylediği bu sözler yeter sanırım bu konu hakkındaki düşüncelerime...

"Türk Milleti, asırlardan beri islamiyetin bayraktarlığını yapmıştır. Çok veliler yetiştirmiş ve şehitler vermiştir. Böyle bir milletin torunlarına kılıç çekilmez. Biz müslümanız, onlarla kardeşiz, kardeşi kardeşle çarpıştırmayınız. Bu şer’an câiz değildir. Kılıç, haricî düşmana karşı çekilir. Dâhilde kılıç kullanılmaz. Bu zamanda yegâne kurtuluş çaremiz, Kur’an ve iman hakikatlarıyla tenvir ve irşâd etmektir. En büyük düşmanımız olan cehaleti izale etmektir. Teşebbüsünüzden vazgeçiniz. Zira akîm kalır. Bir kaç cani yüzünden binlerce kadın ve erkekler telef olabilir".

kardeş sen bu olayı bilmiyorsun okumamışsın senin kafanı kim nasıl doldurmuşsa sana yanlış yansıtmış... bu olayı bediüzzaman bitlis vakası için yazmıştır.... eğer biraz tarih okursan ve senden hakkı saklayan o abilerine söylersen sana bunun ne zaman yazıldığını söyler....

bunun için sana bir kaynaktan alıntı yapıyorum git oku... okuki senin aklını nasıl boşa harcamışlar gör...

mustafa islamoğlu: islami hareketler ve kıyamlar tarihi 2. cilt sayfa:253

kısa metnini yazıyorum...

bu sözlerle şeyh said ayaklanması arasında bağ kurulması için ya çok geniş bir muhayyileye yada telefisi imkansız bir anlama problemine mübtela olmak gerekir.. açıktırki bu sözler osmanlı ordusu için söylenmiştir ve seyh sait hareketi ile hiçbir ilgisi yoktur.. çünkü saidi nursi burada bitlis hadisesinden söz etmekte ve açıkça harbi umumi yani 1. dünya savaşından bahsetmektedir... doğrusuda budur ve bitlis ayaklanması 1913 te gerçekleşmiştir.....

ALLAH insanı kör etmesin...

ya RABBi sen bize hakkı hak olarak gösterip hakka tabi olmayı batılı batıl olarak gösterip batıldan men etmeyi nasip eyle......
 

MUSAB21

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
11 Kas 2006
Mesajlar
314
Puanları
0
Yaş
33
Web sitesi
www.huzuriklimi.com
kaynakğından uzak bir anlayış batmaya mahkumdur....
 

BERXUDANZLN

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
8 Ocak 2007
Mesajlar
4
Puanları
0
Yaş
39
ya hewal amedli allah senden razı olsun o paylaşımı yazan ellerinden öperim şeyhim r.a bahs etmişsin vallh o kadar sevndimki .ben onu çok severim .allh nasip etsede onun davası yolunda ölsem inşaalh rabbim bunu dua niyetine kabul buyurur.inş yalnış bilenler mahkeme-i kübraya çıkmadan burda öğrenirler deo zat hakkında yalnış söylemlerden dolayı mesul olmazlar...ayrıca ihtilaflı bir mesele olan üstad r.a seyhim arasındaki mesele için de 1956 yılında üstad r.a ile sehmin torunu abdulmelik fırat allah ondan arzı olsun inş..görüşmesini okurlarsa ki üstadın ona kapıda nasıl mukabele ettiği ve abilern buna nasıl şahit oldukalrı ...aayrıca üstadın ilk sürgün yerleyle seyhimn mubarek ailesinn yerleri aynıdır ve orda üstadla şeyhimn torunu muhammed ki ailenn en buyk erkeği yaşca diğerleri şehit olmuşlar gecen konuşma üstadın şeyhimn ailesini daima sorması sürgünden sonra özellikelş aramsı ki bizzatihi kendisi aramışltır.ayrıca ailesine iki altınından birini gndermesi ve de :'' ŞEYH SAİD VE RÜFEKASI HAKİKİ ŞEHİTTİRLER BUYURMASI''ÜSTAIN R.A SON olarakta kemalist sistemin bir tezahürü olarak sanki said nursi .r.a laik t.c i istiyormuş ve onun için çalşimş casına fikr sahbi olaninsanların nasıl olur said nursi hz. nasıl kürdistanı ister nasıl şeyh saidi savunur.e onları savunmıcak o zamn kim var ortada bir t.cmi var var olan deccalin bir devleti bayrağğı ve vatanı .ben bu devlet ve bayrak unsurunu kabullenmem aslıma dinime imam hüseyne ihanettir.r.a zira islamiyetle yoğrulmamış bir memlekktte şafii mezhebine göre ne yapılması gerek mezhebler kısmında ilmihalde darül harp bahsinde bulabilrsiniz...neyse hewal desite sağbe inş tekrar .es-selamun aleykum verrahmetullah
 
Üst