Sevmeyi sevebilmek... / Markar Esayan | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!
Altın Burada

Sevmeyi sevebilmek... / Markar Esayan

spesifik

آزادی قید و بند
İhvan Üyesi
Katılım
18 Ağu 2007
Mesajlar
24,753
Puanları
113
Sevgi konusu çok ortalıkta ve herkesin ağzında. Binlerce yıldır, herhalde insanın yaratıldığı ilk andan beri zihnimizi ve hayatımızı kontrol eden bir ihtiyaç. Böyle olunca sevgi olgusunun içinin boşalması da söz konusu. Ama yine de öneminden hiçbir şey kaybetmiyor. Demek ki güçlü bir kaynaktan besleniyor. O güçlü kaynak insan ve insanın sevmeye sevilmeye dönük önlenemez ihtiyacı.

Sevgi acıkmak gibi doğal bir ihtiyaç mı? Bence öyle. Peki kötü veya iyi beslenme gibi, değişik biçimlerde tatmin edilmeye çalışılabilir mi? Sanırım o da öyle. Kötü veya yanlış sevme, sevilme biçimleri yok mu? Evet, var ve sorun genelde burada.
Sevmenin tek bir biçimi yok. Genellikle üçe ayrılıyor. Eros sevgisi, akıl sevgisi ve kendini adayan sevgi.

İnsanların birbirlerine kavuşmak için yanıp tutuştukları halde evlendikten altı ay sonra düşmanlaşarak ayrıldıklarını gördüğümüzde neden böyle oldu diye şaşırırız. Muhtemelen sadece Eros sevgisi üzerinden gelişmiş, ama akıl uyumu ve birbirine adanma türünde kavruk kalmış bir bedensel sevgiden söz edilebilir böyle durumlarda.

Akıl sevgisi, düşünmekten, okumaktan, seyretmek veya yapmaktan doğal olarak hoşlandığımız şeylere duyduğumuz doğal eğilimdir. A kişisi ile zaman durur saniyeler geçmezken, B kişisi ile çok lezzetli dostluk kurabiliriz. Bunun nedeni akıllarımızın dünyayı benzer şekilde algılaması ve uyuşmasıdır.
Kendini adayan sevgi ise, bedensel veya akılsal çekime bağlı olmayan, yani içimizdeki kodların bizi yönlendirmediği, bizim irademizle seçtiğimiz sevgi türüdür.

Annenin çocuğuna duyduğu bağlılık dahi Eros sevgisine girer, çünkü çok güçlü dürtülerle desteklenmiştir. Ama kendini adayan sevgi, dürtülerden bağımsız gelişir ve kişinin serbest iradesi ile oluşur.

İnsanların ne Eros ne de akıl sevgisiyle bağlı olmadıkları, hatta hiç tanımadıkları insanlar için canlarını verdikleri örnekler çoktur. Kişi hayatını verdiğine göre herhangi bir menfaatten de bahsedilemez.
İnsanlaşmamız için Eros ve akıl sevgisini kontrol edebilmeli, kendimizi adanmış sevgiye de açabilmeliyiz. Merak etmeyin, her zaman ölmemiz veya büyük fedakarlıklar yapmamız gerekmiyor.

Geçen gün Bayrampaşa Belediyesi'nin 11 yıldır düzenlediği “Sevgi sınır tanımaz” projesi kapsamında Balkanlara yola çıkacak Bereket ve Ramazan Konvoyu'nu uğurlamaya gittik. Bayrampaşa Belediye Başkanı Atilla Aydıner konuşmasında 100 kişinin Ramazan ayında bu projede gönüllü çalışmak için Balkanlarda olacağını söyledi. Bu arada eski belediye başkanı, milletvekilimiz Hüseyin Bürge ve ilçe başkanlarını da anmadan geçmeyelim.
Bir insanı ailesinden, çocuklarından, ülkesinden uzak tutan, bir ay boyunca ağır çalışma şartlarında, hiçbir karşılık beklemeden yollara düşüren şey, işte adanmış sevgidir.

İlk iki sevgi türünün bizi bencillikten koruma gücü yoktur. Bedenin ve aklın isteklerinin peşinden koşmak, bizi hayvanlardan bir tık ayırır ama olgun, tamamlanmış bir insan yapmaya yetmez. İlk ikisi bedenin ve aklın taleplerini karşılamaya dönüktür ve bizi diğer insanlara açmaz. Hatta aşık olduğumuz o özel kişiye bile açmaz.

Babam iyileşemeyecek kadar ağır bir felç geçirdiğinde, annemin babama gösterdiği sevgide bunu çok yakından gözlemlemiştim. Ona olan saygısı ve sevgisinde hiçbir eksilme olmamış, hiç şikayet etmeden ona ölene kadar en iyi şekilde bakmış, sevmeye ve hürmet göstermeye devam etmişti.

Geriye doğru hayatımızı gözden geçirdiğimde, o zaman anne ve babamın onca zorluklara sevgilerinin nasıl dayandığını anlamış oldum. Çünkü her ikisi birbirlerine ve bizlere karşı görevlerini yaparken, hiç zorunda olmadıkları fedakarlıkları başkaları için de göstermişlerdi.

Mutluluk ve huzurun da bu üç sevgi türünde başarılı olmanın sırrında saklı olduğunu düşünüyorum.
Bencilleştikçe, kendimize sakladıkça, içimize kapandıkça mutsuz oluyoruz, çoraklaşıyoruz. Hem maddi hem de manevi anlamda... Bencillik yaşam zincirinden kopmak, kanserleşmek demek. Zor olsa da, kendi iyiliğimiz için de doğru olan bu.
Ve bu kural, hayatın hangi formülüne uyarlarsanız uyarlayın kendisini sürekli kanıtlıyor
 
Üst