Said Nursi Sehadet Eylemine Cevaz Verir | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Said Nursi Sehadet Eylemine Cevaz Verir

ANTI_TAGUT

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Ara 2006
Mesajlar
66
Puanları
0
Said Nursi ve günümüz takipçilerin tezatlarına bir kanıt daha sunuyorum inşeallah .
"Kim bir mü'mini kasten öldürürse, cezası, içinde ebediyyen kalacağı cehennemdir" (Nisa Suresi, 92)

Kur’an-ı Kerim’in en esas düsturlarından birisi şudur ki Müslümanlar bunu düstur etmişlerdir. Düstur şudur:
- ("Kim bir cana kıymamış veya yeryüzünde fesat çıkarmamış birisini öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibidir." (Mâide Sûresi: 5:32.) -)

ayetin mânâ-ı işarîsiyle, bir mâsumun hakkı, bütün halk için dahi iptal edilmez. Bir fert dahi, umumun selâmeti için feda edilmez. Cenâb-ı Hakkın nazar-ı merhametinde hak haktır, küçüğüne büyüğüne bakılmaz. Küçük, büyük için iptal edilmez. Bir cemaatin selâmeti için, bir ferdin rızası bulunmadan, hayatı ve hakkı feda edilmez. Hamiyet namına, rızasıyla olsa, o başka meseledir.

Bediuzzaman pembe renklendirdiğim kısımda ; Bir devlet , topluluk veya cemaat kendilerinin selameti kurutluşuları için isterse 1 kişi olsun onun hayatını feda ederek kendi canlarını kurtaramayacaklarını bildirmektedir. Hak 1 kişi de olsa pekçok kişide olsa aynıdır demektedir. Bir topluluğu kurtarmak için 1 kişi bile olsa öldüremeyeceklerini yada öldürmesi için kafirlere teslim edemeyeceklerini söylemekte bu sözünü maide 32 ayetiyle desteklemektedir. (aynen katılıyorum)
Mavi renklendirdiğim yazısında ise bu ölüm ancak bir şartla caiz olabileceğini, onunda HAMİYET NAMINA ve KENDİ İSTAĞİYLE yapılması yani o bir kişi kendi hür (cüz-i) iradesi kimsenin baskısı ve zorlamasıyla olmadan o devleti , topluluğu yada cemaatı kurtarmak , kafir istilasından kurtarmak düşmanın defi vatanın kurtulması gibi KUTSAL AMAÇLA yapılmasının "bir kişiyi haksız yere öldürme" sınıfına girmeyeceğini , bunun istişhadi - şehadet eylemi olduğunu övmüştür.

MEKTUBAT sayfa 57

http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Kulliyat&Book=Mektubat&Page=57
 

hasandemir

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
7 Eki 2006
Mesajlar
624
Puanları
0
Bektaşi fıkrası gibi!

Said Nursi ve günümüz takipçilerin tezatlarına bir kanıt daha sunuyorum inşeallah .



Bediuzzaman pembe renklendirdiğim kısımda ; Bir devlet , topluluk veya cemaat kendilerinin selameti kurutluşuları için isterse 1 kişi olsun onun hayatını feda ederek kendi canlarını kurtaramayacaklarını bildirmektedir. Hak 1 kişi de olsa pekçok kişide olsa aynıdır demektedir. Bir topluluğu kurtarmak için 1 kişi bile olsa öldüremeyeceklerini yada öldürmesi için kafirlere teslim edemeyeceklerini söylemekte bu sözünü maide 32 ayetiyle desteklemektedir. (aynen katılıyorum)
Mavi renklendirdiğim yazısında ise bu ölüm ancak bir şartla caiz olabileceğini, onunda HAMİYET NAMINA ve KENDİ İSTAĞİYLE yapılması yani o bir kişi kendi hür (cüz-i) iradesi kimsenin baskısı ve zorlamasıyla olmadan o devleti , topluluğu yada cemaatı kurtarmak , kafir istilasından kurtarmak düşmanın defi vatanın kurtulması gibi KUTSAL AMAÇLA yapılmasının "bir kişiyi haksız yere öldürme" sınıfına girmeyeceğini , bunun istişhadi - şehadet eylemi olduğunu övmüştür.

MEKTUBAT sayfa 57

http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Kulliyat&Book=Mektubat&Page=57
Senin yaptığın alıntı bektaşinin namaz kılma fıkrası gibi bir şey.O alıntı yaptığın yerin öncesini de oku.Orada intihar eyleminden değil,adalet-i mahza ve adalet-i izafiye kavramlarından bahsediliyor.
"Bir gemide dokuz cani bir masum olsa o gemi batırılmaz." diyen bir insanın intihar eylemine cevaz verebileceğini nasıl düşünürsün?
 

manifesto

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
23 Ara 2006
Mesajlar
0
Puanları
0
Bir fert dahi, umumun selâmeti için feda edilmez. Cenâb-ı Hakkın nazar-ı merhametinde hak haktır, küçüğüne büyüğüne bakılmaz. Küçük, büyük için iptal edilmez. Bir cemaatin selâmeti için, bir ferdin rızası bulunmadan, hayatı ve hakkı feda edilmez
Yani arkadaşım yukarıdaki onca satırdaki yazıyı görmezden geliyorsun o sözlerin söylenmemiş olduğunu düşünerek mavi yazıyı nazara veriyorsun..
Bediüzzaman'ın bir kimsenin kendi vücuduna bomba sararak masum insanların bulunduğu bir müslümana zarar vermemiş kimselerin olduğu veya çocukların olduğu bir yerde otobüsde durakda kendi vücudunu havaya uçurmak suretiyle o insanların KATLİNE cevaz verebileceğini düşünme BEDİÜZZAMANI HİÇ bilmemen demekdir... Yada Ehli Sünnet itikadını..
Bu konuda Ehli Sünnet imamları içtihadçıları çarşaf çarşaf yazılar yazmışdır..
En önemlilerinden Biri Elmalılı Hamdi Yazır ın meailndeki bu konu ile ilgili yazıdır..
O dönemde bu tip eylemler ve terör hareketleri olmadığı için direk bir cevap yok ancak konu dolaylı da olsa yeterince işlenmiş..
İntihar eylemi Bir ŞEHADET eylemi değil BİR TERÖRDÜR..
ADINI islamlaştırmak onu meşru kılmaz...
Bırakın bunu Peygamberimiz SAVAŞ HALİNDE YANİ DÜŞMANIN BOĞAZLANDIĞI YERDE dahi çocukları masumları ibadet edenleri KATLETMEYİ meşru görmemiş ve YASAK etmişdir..
Önümüzde 63 yıllık BİR SİYER-İ NEBİ varken bu iddiaları dillendirmek ilimsizlik ve irfansızlıkdır..
İntihar Teröründen daha yıkıcı olanı onu meşru görmekdir..
Bu insanı O cürüme ORTAK eder..
 

ANTI_TAGUT

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Ara 2006
Mesajlar
66
Puanları
0
İntihar mı , İstişhad mı?
(şehadet operasyonları haram mı - caiz mi?)

Bilindiği üzere cihad yaşanılan dönemin şartlarına ve gereklerine göre yapılır. Nitekim Resulullah (s.a.s.) bir hadisinde: "İyi bilin ki kuvvet atmaktır" diye buyurmuştur. (Bu hadisi Müslim, İmare 168'de; Ebu Davud, Cihad 23'te; Tirmizi, Enfal suresi tefsirinde; İbnu Mace, Cihad 19'da; Darimi, Cihad, 14'te; İbnu Hanbel, 4/157'de rivayet etmiştir.)
İlim adamları bu hadisi, savaşı yaşanılan çağın gereklerine ve şartlarına göre yapmak gerektiği şeklinde yorumlamışlardır. Bu bütün cihadi ameller için geçerlidir. Bu itibarla savaşta yasaklar sınırının aşılmaması şartıyla yaşanılan çağın gereklerine göre yeni metotlar geliştirilmesi mümkündür. Dolayısıyla bir metot geliştirilirken dikkat edilmesi gereken onun yasaklar dairesine girip girmediğinin tespit edilmesidir. Eğer bir fiilin benzeri Resulullah (s.a.s.) döneminde yapılmış ve itiraz edilmemişse o fiilin yasaklar dairesine girdiği söylenemez. Ayrıca bilmek gerekir ki, burada önemli olan esasta benzerliktir. Yoksa şekilde farklılık esastaki benzerliğe dayanan kıyası geçersiz kılmaz.

Batılıların literatürlerinde "şehadet" kavramı olmadığından, Müslümanların cihad esnasında şehadeti göze alarak gerçekleştirdikleri eylemleri onlar "intihar" olarak adlandırıyorlar.
Bu isimlendirme bizim İslami yayın organlarına da aynen yansıyor ve halkın dilinde "intihar saldırısı" ismi dolaşmaya başlıyor.
Bu kez: "İntihar etmek haram olduğuna göre bu insanlar bu fiilleri neye dayanarak yapıyorlar?" sorusu akla geliyor.
Bazıları bu eylemleri zulüm karşısındaki bıkkınlığa karşı bir patlama şeklinde anlamaya çalışıyor ve: "Her ne kadar şer'an bir izahını bulamazsak da başlarındaki zulmü göze olarak bu fiillerini anlayışla karşılamak zorundayız" tarzında birtakım izahlar bulmaya çalışıyorlar.
Oysa bizim için her konuda ölçü ve terazi Allah'ın şeriatıdır.
,Allah'ın şeriatına göre izahını bulamadığımız bir ameli belli bir sebebe dayandırsak bile geçerli ve meşru göremeyiz. Bir amelin ne derece meşru olduğunu ortaya koymak için yapacağımız izahlarda önemli olan olayın sosyolojik veya psikolojik boyutlarını izah etmemiz değil şer'i yönden geçerliliğini ortaya koyabilmemizdir.

Aşağıda siretten, bir insanın cihad esnasında kesin şekilde öldürüleceğini bildiği halde, Müslüman tarafın maslahatı veya karşı tarafın zayıf düşürülmesi için bir eyleme atılmasıyla ilgili örnekler ve fıkıh alimlerimizin bu konudaki görüşlerini sıralayacağız. Bu bilgilerin derlenmesinde, Kuveyt Üniversitesi Şeriat Fakültesi öğretim görevlilerinden Prof. Dr. Abdurrezzak Halife eş-Şayci'nin haftalık el-Muctema dergisi, sayı: 1192, sh. 44-45'te yayınlanan bir araştırmasından, yine Kuveyt Üniversitesi Şeriat Fakültesi'nin dekanı Prof. Dr. Acil Casim en-Neşemi'nin el-Kabas gazetesinin 19 Mart 1996 tarihli sayısında yayınlanan fetvasından, Ezher Alimleri Cephesi'nin konuyla ilgili fetvaları hakkında eş-Şa'b gazetesinin 13 Nisan 1996 tarihli sayısında yayınlanan geniş haberden, değişik üniversitelerin Şeriat fakültelerinde görev yapan bazı öğretim görevlilerinin "Şeriat alimlerinin Filistin toprağındaki istişhadi eylemlerin meşruiyeti hakkındaki fetvaları" başlığıyla ortaklaşa yayınladıkları fetvalarından, İbrahim el-Ali'nin, Filistin el-Muslime, Ekim, Kasım ve Aralık 1995 sayılarında :

* Yüce Allah, bir ayeti kerimede şöyle buyuruyor: "Mü'minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah'a verdikleri söze sadık kaldılar. Onlardan kimi (Allah yolunda şehid edilmek suretiyle) adağını yerine getirdi, kimi de (şehid olmayı) beklemektedir. (Ahidlerinde) hiçbir değişiklik yapmamışlardır." (Ahzab, 33/23)

Bu ayetin nüzul sebebiyle ilgili olarak, Buhari, Müslim, Tirmizi ve daha başkalarının Enes ibnu Malik (r.a.)'ten rivayet ettiklerine göre, Enes ibnu Malik (r.a.)'in amcası Enes ibnu Nadr (r.a.) Bedir savaşında bulunamayınca: "Resulullah (a.s.)'ın girdiği ilk çarpışmada bulunamadım. Eğer Allah bana Resulullah (a.s.) ile birlikte bir çarpışmaya katılmak nasip ederse, mutlaka nasıl (kahramanca) hareket edeceğimi görecektir" dedi. Bu kişi Uhud savaşında şehid edildi. Bu savaşta öldürülünceye kadar kahramanca savaştı. Bedeninde kimi gürz, kimi kılıç, kimi de ok yarası olmak üzere seksen küsur yara görüldü. Bu ayeti kerime de onun hakkında indirildi.
(Bu konudaki rivayeti Buhari, Cihad, 12; Tefsir, Ahzab suresi tefsiri, 3; Tirmizi, Ahzab suresi tefsiri, 2,3'de rivayet etmiştir.)


Dikkat edilirse ayetin metninde Yüce Allah, Allah yolunda şehid oluncaya kadar çarpışmayı adayanlardan ve bu adağını yerine getirenlerden övgüyle söz etmektedir ki, bu onların intihar edenler gibi olmadıklarını gösterir.
Ayetin nüzul sebebiyle ilgili rivayet de, şehid olmayı göze alarak kahramanca çarpışmanın övgüye değer bir amel olduğunu ortaya koyuyor. Fakat bilmek gerekir ki, cihadın gayesi ölmek değildir. Ama düşmanın zayıf düşürülmesi veya İslam kuvvetlerinin bir zarardan korunması mücahitlerden birinin veya birkaçının öldürülmesiyle ancak mümkün olacaksa bundan dolayı bazılarının kendilerini şehadete atmaları intihar değil aksine büyük bir kahramanlıktır. Aşağıda vereceğimiz rivayetler de bunu ortaya koymaktadır.

* Müslim'in naklettiği bir hadise göre Enes ibnu Malik (r.a.)'in şöyle dediği rivayet edilmiştir:
"Resulullah (s.a.s.) Uhud gününde ensardan yedi ve Kureyş'ten iki kişiyle birlikte yalnız bırakıldığında, müşriklerin onun üzerine ok yağdırmaları ve kendilerine doğru yaklaşmaları üzerine: "Bunları kim bizden uzaklaştırır, onun için cennet vardır -yahut- o cennette benim arkadaşımdır" diye buyurdu. Bunun üzerine ensardan bir adam öne geçti ve öldürülünceye kadar çarpıştı. Sonra yeniden üzerine ok atmaya başladılar. Resulullah (s.a.s.) tekrar:

"Bunları kim bizden uzaklaştırır, onun için cennet vardır -yahut- o cennette benim arkadaşımdır" diye buyurdu.

Bunun üzerine ensardan bir adam öne geçti ve öldürülünceye kadar çarpıştı. Bu şekilde tam yedi kişi şehid oluncaya kadar devam etti!!!. Daha sonra Resulullah (s.a.s.) yanındaki iki sahabisine: "Arkadaşlarımıza insaf etmedik" diye buyurdu."
(İmam Nevevi, Müslim Şerhi'nde hadisin sonundaki: "Arkadaşlarımıza insaf etmedik" ibaresini şu şekilde açıklamıştır: "Yani Kureyşliler, ensara insaf etmedi. Kureyşliler çarpışmaya çıkmazken ensardan olanlar teker teker çarpışmaya çıkarak şehid edildiklerinden böyle denmiştir.")

Bu olayda dikkat edilirse yedi sahabi Resulullah (s.a.s.)'a zarar gelmesini önlemek için müşriklerin üzerine atılmış ve geleceği kesin olan bir ölüme kendilerini atarak müşriklerin Resulullah (s.a.s.)'a yaklaşmalarını engellemişlerdir. Kurtubi, Tefsir'inde bu olaydan, cesaretli bir kimsenin yalnız başına da olsa ölümü göze alarak kalabalık bir düşman grubunun arasına dalıp onlara zarar vermesinin caiz olduğu hükmünü çıkarmıştır.


* Enes ibnu Malik (r.a.)'ten rivayet edildiğine göre Bedir'de müşrikler Müslümanlara yaklaşınca Resulullah (s.a.s.):
"Genişliği göklerle yer kadar olan cennet için kalkın" diye buyurdu. Ensardan Umeyr ibnu'l-Humam: "Genişliği göklerle yer kadar olan bir cennet mi ey Resulullah?" dedi. Resulullah (s.a.s.): "Evet" dedi. O da: "Tamam, tamam" dedi. Bunun üzerine Resulullah (s.a.s.): "Seni "tamam, tamam" demeye yönelten ne oldu?" diye sordu. O da: "Vallahi, oranın (o cennetin) ehlinden olma arzusundan başka bir şey değil, ey Resulullah!" dedi. Resulullah (s.a.s.): "Sen oranın ehlindensin!" diye buyurdu. (Umeyr) sonra heybesinden birkaç hurma çıkardı ve onları yemeye başladı. Sonra: "Ben eğer bu hurmaları yiyinceye kadar yaşarsam bu uzun bir hayat olur" dedi ve yanındaki hurmaları attı. Sonra öldürülünceye kadar onlarla çarpıştı.!!!"
(Bunu Müslim, İmare, 145'te rivayet etmiştir.)
İmam Nevevi, Müslim Şerhi'nde bu hadisle ilgili açıklamasında şöyle der: "Buradan bir kişinin kafirlerin birliklerinin arasına dalmasının ve kendisini şehadete atmasının caiz olduğu anlaşılmaktadır. Bu hareket ilim adamlarının büyük çoğunluğuna göre caizdir ve hiçbir keraheti yoktur."

* Taberi Tefsiri'nde rivayet edildiğine göre Ebu İshak, Bera ibnu Azib (r.a.)'e:
"Bir adam yalnız başına düşmandan bin kişilik bir grubun içine dalarsa, Yüce Allah'ın: "Kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın" derken kastettiği kimselerden olur mu?" diye sordu.
Bera (r.a.) da şöyle cevap verdi: "Olmaz. Öldürülünceye kadar çarpışsın. Allah, peygamberine: "Allah yolunda savaş. Sen sadece kendinden sorumlusun." (Nisa, 4/84) diye buyurdu."

Burada Bera (r.a.), söz konusu ayeti fetvasına delil gösterirken şunu demek istemiştir: "Allah, peygamberine: "Sen sadece kendinden sorumlusun" diyerek yalnız başına bile kalsa Allah yolunda çarpışması gerektiğini ona bildirmiştir." Ayrıca rivayetten şunu anlıyoruz: "Bir kişi yalnız başına kalabalık bir düşman grubunun içine daldığında onlarda bir şaşkınlık ve dağınıklık meydana getireceğini, bu arada içlerinden birkaç kişiyi öldürebileceğini ve böylece düşman tarafına zarar verebileceğini ama buna rağmen öldürüleceğini biliyorsa bu eylemi yapabilir."
İşte bu bir istişhadi eylem yani şehadeti göze alarak gerçekleştirilen eylemdir. Geçmişte bu tür eylemler bir mücahidin kılıcını alarak düşman kuvvetlerinin arasına dalması suretiyle gerçekleştiriliyordu. Bugün de vücuduna bomba bağlayarak veya arabasına bomba yerleştirerek düşman kuvvetlerinin arasında patlatması suretiyle yapılıyor. Esasta benzerlik, şekilde ise farklılık söz konusu. Şekilde farklılığın kıyasın geçerliliğini ortadan kaldırmayacağını çünkü çağın şartlarına ve gereklerine göre şekilde farklılık olabileceğini daha önce söylemiştik. Eğer cihad uygulamalarında sadece esasta değil şekilde de aynılık ararsak bugün toplarla, otomatik tüfeklerle ve benzeri savaş aletleriyle cihad etmeyi caiz görmememiz gerekir.


* Ebu Davud, Nesai, Tirmizi, İbnu Hibban ve Hakim'in rivayet ettiğine göre Eslem ibnu Yezid şöyle demiştir:
"İstanbul'daydık. Birden karşımıza Bizans kuvvetlerinden büyük bir asker birliği çıktı. Bu arada bir mücahit Bizans güçlerinin arasına daldı. Ta ortalarına kadar girdi. Sonra aralarından sıyrılıp çıktı. İnsanlar bunu görünce: "Subhanallah! Bu adam kendini tehlikeye atıyor" dediler. Bunun üzerine Ebu Eyyub el-Ensari (r.a.) şöyle dedi: "Ey insanlar! Siz bu ayeti (yani "kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın" (Bakara, 2/195) ayetini) böyle mi yorumluyorsunuz. Bu ayeti kerime biz ensar topluluğu hakkında inmiştir. Allah İslam'ı kuvvetlendirince ve destekçileri de çoğalınca biz kendi aramızda gizlice: "Mallarımız zayi oldu. Yüce Allah da zaten İslam'a güç kazandırdı. Artık mallarımızın başında durup da onlardan zayi olanları düzeltsek" dedik. Bunun üzerine Yüce Allah bize cevap olarak bu ayeti kerimeyi indirdi. Burada tehlike ile kastedilen savaştan geri kalarak malların başında durup onları düzeltmeye çalışmaktır."

İlim adamları bu rivayetten yola çıkarak bir kişinin öldürüleceğini bilse bile düşman birliklerine zarar vermek için onların saflarına dalmasının caiz olduğunu söylemişlerdir.

İlim adamları bu hadisin şerhinde şöyle demişlerdir: "Şayet bir kişinin hücumu son derece cesaretinden doğuyorsa ve bununla düşmanı korkutacağını yahut Müslümanları düşmanlara karşı teşvik edeceğini veya buna benzer sahih bir maksat umuyorsa bütün alimlerce bunun iyi bir şey olduğu tasrih edilmiştir." (Bkz. Nimeti İslam'ın İslam mecmuası tarafından yapılan baskısına konulan "Cihad bölümü" ilavesi, sh. 948)



* Bir rivayette bildirildiğine göre, Müslümanlar İran tarafına doğru sefere çıktıklarında Müslümanların atları İranlıların fillerinden ürktü. Bunun üzerine Müslümanlardan bir mücahit, çamurdan bir fil yaptı. Sonra kendi atını o file alıştırdı. Daha sonra atıyla İranlıların fillerine doğru saldırıda bulundu. Etrafındakiler: "Onlar seni öldürürler" dediler. O da: "Müslümanlar fetih gerçekleştirecek olduktan sonra benim öldürülmem önemli değil" dedi. Bu olayda da dikkat edilirse bir mücahit, İslam ordularının önündeki önemli bir engeli ortadan kaldırmak için kendini şehadete atıyor. İşte bu da bir istişhadi eylemdir.

* Yemame olayında, Hanife oğulları kaleye sığınınca Bera ibnu Malik (r.a.) arkadaşlarından kendisini bir tulum içine koyarak kalenin duvarından içeri bırakmalarını istedi. Onlar da öyle yaptılar ve tek başına kalenin içine girip düşman kuvvetleriyle çarpışarak içerden kale kapısını açmayı başardı ve böylece Müslümanlar kaleye girdiler. Bu olayda da Bera ibnu Malik (r.a.)'in Müslümanların kaleye girmelerini sağlamak için şehadeti göze alarak bir eylem yaptığı görülüyor.

Sireti ve genelde İslam tarihini incelediğimizde bu olayların benzeri birçok şehadet eylemi gerçekleştirildiğini görürüz. Ulubatlı Hasan'ın yaptığı da bir istişhadi eylem değil midir?
Ulubatlı Hasan sırf Osmanlı bayrağını düşman surlarına asabilmek için kendini şehadete atmıştır.!! Onu bu eyleminden dolayı sürekli övgüyle anıyor, yaptığı eylemi büyük bir kahramanlık olarak zikrediyoruz da, Filistinli bir mücahidin daha büyük gayeler için gerçekleştirdiği benzer bir eylem karşısında neden: "Öyle şey mi olur, bu bir intihardır" diyoruz. Lütfen sürekli başkalarını çifte standartçılıkla suçlarken kendi değerlendirmelerimizde aynı hataya düşmeyelim. Aslında İslam tarihinden, istişhadi eylemlere daha pek çok örnek gösterebiliriz. Ama sözü bu rivayetlerle uzatmak istemiyoruz. Meselenin anlaşılması ve yapılanın delilsiz olmadığının bilinmesi için bu kadarının yeterli olacağını sanıyoruz.
Şimdi ilim adamlarının konuyla ilgili görüşlerine ve fetvalarına bakalım:

* İbnu Arabi (Muhyiddin İbnu Arabi değil fıkıh alimi İbnu Arabi) bir kişinin kalabalık bir düşman grubuna saldırıda bulunması hakkında şöyle demiştir:
"Bana göre doğru olan bunun caiz olduğudur. Çünkü bunda dört husus vardır:
Birincisi: Şehadeti istemek.
İkincisi: Düşmana zarar vermek.
Üçüncüsü: Müslümanları onlara karşı cesaretlendirmek.
Dördüncüsü: Düşmanları moral yönünden zayıflatmak. Çünkü onlar: "Bu bir kişi böyle yaparsa hepsi birden neler yaparlar!" diye düşüneceklerdir."

Bir kişinin kalabalık bir düşman topluluğuna saldırıda bulunması demek İbnu Arabi'nin yukarıda zikrettiği gayeleri ve İslam kuvvetlerinin yararına düşman kuvvetlerinin zararına olacak daha başka gayeleri gerçekleştirmek için kendini şehadete atması demektir. Çünkü bir kişinin kalabalık bir gruba saldırıda bulunmasının sonucunun o bir kişinin öldürülmesi olacağı kesindir. Yukarıda da zikrettiğimiz gibi geçmişte bu tür şehadet eylemlerinin kılıçla gerçekleştirilmesi bugün bombayla veya benzeri şeylerle gerçekleştirilemeyeceğini göstermez.

* Maliki mezhebi alimlerinden Kasım ibnu Muhaymere, Kasım ibnu Muhammed ve daha başka fakihler, Allah için halis niyetle olması ve kişinin kendinde bir güç olduğunu hissetmesi halinde bir kişinin kalabalık bir düşman birliğine saldırmasının sakıncalı olmadığını söylemişlerdir.

* Şevkani de Neylu'l-Evtar'da düşmana esir olmak istemeyen bir Müslümanın öldürülünceye kadar çarpışmasının caiz olduğunu söylemiştir. Bazı ilim adamları da düşmana esir olduğu takdirde kendisine işkence edileceğinden dolayısıyla bu işkence altında Müslümanların sırlarını verebileceğinden endişe duyan bir kişinin kendini ölüme atmasının intihar sayılamayacağını ifade etmişlerdir. Bu yöndeki fetvalar kişinin kendini ölüme atmasının her zaman intihar hükmünde olmadığını, bu konuda niyet ve gayeye bakılması gerektiğini göstermektedir.

* Ünlü tefsir alimi Cassas'ın Ahkamu'l-Kur'an, C.1, sh. 309'da naklettiğine göre hanefi alimlerinden Muhammed ibnu Hasan eş-Şeybani şöyle demiştir:
"Eğer sonuçta kurtulabileceğini veya öldürülse de düşmana zarar verebileceğini tahmin ediyorsa bir kişinin bin kişiye karşı saldırı gerçekleştirmesinde sakınca yoktur... Sonuçta kurtulamayacağını hatta düşmana da bir zarar veremeyeceğini ama Müslümanlara cesaret kazandıracağını, böylece onların kendisini örnek alarak düşman karşısında aynı cesaretle çarpışacaklarını hesap ediyorsa yine de saldırıda bulunmasında bir sakınca yoktur. Allah'ın izniyle bu hareketinden dolayı sevap alacağını umarım."


* Ebu Hamid el-Gazali, İhya'da, bir Müslümanın öldürüleceğini bile bile bir düşman birliğine saldırmasının caiz olduğunda ihtilaf olmadığını bildirmiştir.

* Beyhaki de Sünen'inde, Avf ibnu Afra ile Umeyr ibnu Humam'ın Bedir'de, Enes ibnu Nadr'ın Uhud'da ve Bera ibnu Malik'in Yemame'de yaptığı hareketleri delil göstererek bir kimsenin kendini şehadete atmasının veya şehadeti göze alarak bir eylem düzenlemesinin caiz olduğunu bildirmiştir.

* İmam Nevevi de cihad esnasında belli bir gaye için kişinin kendini tehlikeye atmasının caiz olduğunu söylemiştir. Nevevi'nin şehadet eylemleriyle ilgili açıklamasını yukarıda vermiştik.

* Kurtubi, Tefsir'inde, Yüce Allah'ın: "İnsanlardan öyleleri de vardır ki, canlarını Allah'ın rızasını kazanma yolunda feda ederler" (Bakara, 2/207) ayetini bir kimsenin düşmana zarar vermek veya Müslümanlara güç kazandırmak amacıyla şehadete atmasının caiz olduğuna delil göstermiştir. (Bkz. Kurtubi Tefsiri, C. 3, sh. 21)

* Maliki alimlerinden Ebu Abdillah Muhammed ibnu Ahmed bir kimsenin kalabalık bir düşman topluluğuna veya saldırgan grubuna yahut isyancılara karşı eylem düzenlemesi hakkında şöyle demiştir:
"Saldırıda bulunacağı kimseleri öldürüp de kurtulacağına kanaat ederse bu hareketi yapması iyidir. Öldürüleceğine ancak yine de karşı tarafa zarar vereceğine yahut Müslümanların yararına olacak bir etki yapacağına kanaat ederse o zaman yine caizdir." Ebu Abdillah bu görüşüne Bera ibnu Malik'in Yemame'deki hareketini delil göstermiştir.

* Yine Maliki alimlerinden İbnu Huveyz Mikdad şöyle demiştir: "Bir kişinin bir gruba yahut kalabalık bir asker topluluğuna saldırması konusuna gelince:
Bu kişi eğer kendisinin öldürüleceği ama bununla birlikte düşmana zarar verebileceği veya başarılı çarpışma yapabileceği ya da Müslümanların yararına olacak bir etki yapabileceği kanaatini taşıyorsa bu hareketi caiz olur."
İbnu Huveyz, bu görüşüne, bizim yukarıda verdiğimiz ve İranlıların fillerine karşı bir Müslüman mücahidin atını alıştırması ve tek başına bir orduya saldırması olayını delil göstermiştir. Bu aktardıklarımız Allah yolunda, düşmana zarar vermek veya Müslümanların yararına olacak bir etki bırakmak için kendini şehadete atmanın caiz olduğu konusunda söylenenlerin sadece bir kısmı.

Sonuç itibariyle, İslam fıkhına göre intihar genellikle, bir insanın dünya sıkıntılarından bıkarak ölümü tercih etmesi ve herhangi bir yolla kendi kendini öldürmesidir. Bir tek ilim adamı bile cihad esnasında düşmana zarar vermek yahut Müslümanlara cesaret kazandırmak amacıyla kendini ölüme atmanın intihar sayılacağını söylememiştir. Sadece ölümü göze alarak gerçekleştirilecek eylemlerde gözetilmesi gereken birtakım kurallar belirlemişlerdir.

Çağımızın ileri gelen alimleri de aynı şeyi vurgulamaktadırlar. İşte Prof. Dr. Yusuf el-Kardavi'nin konuyla ilgili hutbesinden birkaç cümle:
"Ne yazık ki HAMAS'taki kardeşlerimiz yoğun bir baskıya maruz kalınca bütün herkes bıçaklarını onlara doğru çevirdi. Böylece herkes onlara sövmeye, ağır tenkitler ve lanetler yağdırmaya başladı... Böylece suçlular ve terör hamlesi başlatan teröristler topluluğu haline geldiler. Oysa daha düne kadar intifadanın fedaileri, kendilerini şehadete atan büyük kahramanlardı. Bu hareketin geçmişte kahramanca eylemler olarak nitelenen eylemleri nasıl oldu da birden bire "intihar saldırıları" haline geldi? Bunun tek sebebi Arap toplumlarının kafalarının yahudileştirilmesidir. İsrail zihinleri yahudileştirdi. Medya, Rabbimizin merhamet ettiklerinin dışında kalanların kafalarını yahudileştirdi. Rabbimizin koruduklarının -ki onların sayıları da azdır- dışında kalan politikacıları yahudileştirdi. Böylece kahramanları teröristler, onların eylemlerini de cinayet eylemleri olarak adlandırmaya başladık..."

Kuveyt Üniversitesi Şeriat Fakültesi dekanı Prof. Acil Casim en-Neşemi de, Kuveyt'te çıkan el-Kabes gazetesinin 19 Mart 1996 tarihli sayısında yayınlanan konuyla ilgili fetvasında özetle şu bilgileri veriyor:
"Üzerine bomba bağlayarak veya arabasına bomba koyarak düşmanların arasına dalan bir genç bu hareketiyle düşman tarafında ölüme yol açmayı ve düşmana herhangi bir şekilde zarar vermeyi amaçlıyorsa bu hareketinden dolayı intihar etmiş sayılamaz. Fakat bunun belli şartları var:
Birinci olarak: Bu hareketiyle Allah'ın kelimesini yüceltmeyi (i'layi kelimetillah), Allah yolunda ölümü ve Allah'ın dininin yücelmesini amaçlamış olmalı.
İkinci olarak: Düşmana zarar vermek için başka bir seçeneğin bulunmadığı yahut bu seçeneğin diğer seçeneklerden daha çok düşman üzerinde etki yapacağı bilinmeli.
Üçüncü olarak: Bu tür bir eylemin fert üzerindeki etkisine değil cemaat üzerindeki etkisine itibar edilmeli, böyle bir eylemin nasıl bir sonuç getireceği cemaat açısından değerlendirilmelidir. Böyle bir eylemin ne gibi sonuçlar getireceği üzerinde araştırma yapılmadan ferdi olarak bu tür bir eyleme girişilmesi ise caiz olmaz."
Prof. en-Neşemi bunlara dikkat çektikten sonra ilim adamlarının istişhadi eylemlerin cevazıyla ilgili görüşlerini ve bu konuda dayandıkları delilleri sıralıyor. Biz bunların çoğunu yukarıda verdiğimizden burada tekrar etmeye gerek görmüyoruz. Ancak şunu belirtelim ki, en-Neşemi, ilim adamlarının bir kişinin kalabalık bir düşman topluluğuna, düşmana zarar vermek yahut Müslümanlara cesaret kazandırmak amacıyla saldırıda bulunmasının cevazına delil olarak gösterdikleri rivayetlerin Filistin cihadı esnasında gerçekleştirilen istişhadi eylemler için de delil sayılacağını ifade etmektedir. Ezher Alimleri Cephesi de, Filistinli mücahitlerin eylemlerine yöneltilen tenkitler üzerine yayınladığı fetvada bu eylemlerde şehid olanların şehitlerin üstünleri arasında yer almalarının umulduğunu dile getirdi.

Ezher Alimleri Cephesi'nin fetvasında da bizim yukarıda sıraladığımız rivayetler ve görüşler delil olarak gösterilmekte, ardından da şöyle denmektedir:
"Bu itibarla, Filistin'de ve daha başka yerlerde, Allah'ın kendi üzerindeki hakkını ve Müslümanların haklarını düşünerek kendilerini ölüme atanlar, Allah'ın izniyle, şehadet sevabından mahrum olmayacaklardır... Filistin toprağı canların ve malların uğrunda feda edilmesine en layık topraklardandır. Dolayısıyla, orası için şehid olanlar inşallah şehitlerin en üstünlerinden olacaklardır.

Ahmed ibnu Hanbel, Müsned'inde Ebu Umame'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Resulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: "Ümmetimden bir grup sürekli hak üzere hareket edecek, düşmanlarına üstün geleceklerdir. Allah'ın emri gelinceye kadar (onların bu cihadları devam eder), kendilerine muhalefet edenlerin muhalefetleri onlara bir zarar vermez." "Onlar nerededirler ey Resulullah?" diye soruldu. O da şöyle buyurdu: "Beyti Makdis'de (Kudüs'te) ve Beyti Makdis'in (Kudüs'ün) çevresindeki bölgelerde."...
Burada şunu ifade etmeliyiz ki, gasp edici gaspını sürdürdüğü sürece onun gözetilmesi gereken hiçbir mahremiyeti yoktur. Kanının ve canının da dokunulmazlık hakkı (ismeti) kalmaz."

Prof. Dr. Hemmam Said, Prof. Dr. Yasin Deradine, Prof. Dr. Muhammed Amr, Prof. Salah Abdulfettah el-Halidi, Prof. Dr. Muhammed Uveyde, Prof. Dr. Mahmud Salih Cabir, Prof. Dr. Rasih el-Kurdi gibi tanınmış ilim adamları başta olmak üzere şeriat ilimlerinde otorite sayılan onlarca ilim adamının imzasını taşıyan, "Şeriat alimlerinin Filistin toprağındaki istişhadi eylemlerin meşruiyeti hakkındaki fetvaları" başlıklı bir fetvada da şöyle denmektedir:
"İlim adamlarının ileri gelenleri tefsir, hadis ve fıkıh kitaplarında bir kişinin şehid olmayı göze alarak kalabalık bir düşman kitlesine saldırmasının caiz olduğuna ve bu eylemiyle Allah'ın rızasını, düşmana zarar vermeyi gaye edinmesi, niyetini de halis tutması halinde eylem esnasında şehid olmasının saygın bir şehadet olduğuna hükmetmişlerdir."
Fetvada daha sonra konuyla ilgili rivayetler ve görüşler naklediliyor. Sonuçta da şu ifadelere yer veriliyor:
"Sonuç itibariyle bilinmelidir ki intihar şer'an reddedilen bir harekettir. İntihar, intihar eden kişinin Allah'ın rahmetinden ümit kestiğine, O'nun kaderine rıza göstermediğine, kaza ve imtihanına sabretmediğine delalet eder... Allah'a olan bağlılığı, O'nun dininin yücelmesi, Peygamberinin isra ve mirac topraklarının işgalden kurtarılması için cihad ettiği, düşmana karşı verdiği cihadda ve düşmana zarar verme konusunda bağlı kalmak zorunda olduğu şeriatın kendini ne ile yükümlü kıldığının bilincinde olduğu bilinen, kendisi Allah'a gönülden boyun eğmiş ve yalnız Allah'ın rızasını gözeterek Müslümanların zaferi için kendini şehadete atan bir genç için aynı şeylerin söylenmesi mümkün müdür? Bu durumdaki kişi Yüce Allah'ın şu ayetinde kastettikleri arasına girer: "İnsanlardan öyleleri de vardır ki, canlarını Allah'ın rızasını kazanma yolunda feda ederler" (Bakara, 2/207)

İlim ehli böyle konuşurken ilimden nasipleri olmayanlar ne yazık ki, Filistin'deki , Irakta , cecenya , Afganistan ve müslümanların coğrafyalarında fedakar kardeşlerimizin, kutsal Filistin ve müslüman topraklarını siyonizm ve bilumum kafir kirinden temizlemek için cesaretle gerçekleştirdikleri eylemler hakkında ulu orta konuşuyorlar. Düşünmüyorlar ki, İslam adabı insanın bilmeden konuşmamasını, bilmediği bir konuda en azından susmayı tercih etmesini gerektirir. Düşünmüyorlar ki, intihar Allah'ın haram kıldığı bir şeydir ve bu insanlar Allah yolunda canlarını feda ediyorlar. İşin şer'i delillerini bulmadan böyle bir hareketi yapacak, dolayısıyla hem dünya hem de ahiret hayatlarını mahvedecek kadar aptal değiller. Ne yazık ki son zamanlarda, Batı'dan geçme o "bana göre, bence..." ibaresiyle başlayan ve hiç sevmediğim "ben" merkezli anlayış iyice moda oldu. Artık İslami anlayış sahiplerinin bile çoğunun, bir konuda Allah'ın hükümlerini, ilim ehlinin açıklamalarını araştırma zahmetine katlanmadan: "Bana göre, bence..." ibaresiyle başlayan uzun yorumlar yaptıklarını görüyor ve ciddi şekilde rahatsız oluyorum. Zaten bu kadar farklı gruplara ayrılmamız da hep böyle "ben" merkezli düşünmemizden ileri gelmiyor mu?
Oysa Yüce Allah:
"Eğer bilmiyorsanız zikir ehline (yani ilim sahiplerine) sorun." (Nahl, 16/43) demiyor mu? Ve yine Yüce Allah: "Bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız onu Allah'a ve Peygamber'e götürün. Bu daha hayırlı ve sonuç bakımından da daha güzeldir." (Nisa, 4/59) diye buyurmuyor mu?
Lütfen Allah'ın kitabını ve Resulullah (s.a.s.)'ın sünnetini her zaman ölçü ve terazi olarak kabul edelim ve kardeşlerimiz hakkında insaflı olalım. Bilmeden başkalarının oyunlarına alet olmayalım.




Bakara 207-

Yine insanlardan kimi de vardır ki, Allah'ın rızasına ermek için kendini feda (canını verir) eder. Allah ise kullarına çok merhametlidir.

Hz. Ömer , Hz.Ali ,Abdullah b.Abbas ,Ebu Hureyre ve Hasan-ı basri'den nakledilen görüş :Canını Allah yolunda adayarak cihad eden ve iyiliği emredip kötülükten sakındıran herkesi ifade etmektedir.
Muğire diyor ki :
" Ömer b. El-Hattab , bir ordu gönderip bir kaleyi kuşattı. Becile kabilesinden bir adam , ordunun önüne geçip düşmanla savaştı ve öldürüldü. İnsanlar onun hakkında çokça konuştular ve "Kendisini eliyle tehlikeye attı" dediler. Bu konuşmalar Ömer b. El-Hattab'a ulaştı. O da " Yalan söylüyorlar . Aziz ve Celil olan Allah : “İnsanlardan öylesi de vardırki Allahın rızasını kazanmak için canını verir. Allah kullarına karşı çok merhametlidir” buyurmadı mı ?” dedi .

Ebu Hureyre ‘de , Hişam b. Amirin , düşmanın saflarına hücum ederek onların saflarını yardığı zaman onun hakkında "Kendisini eliyle tehlikeye attı" diyen kimselere karşı da bu ayet-i kerimeyi okumuştur.

Hasan-ı Basri bu ayeti okuduktan sonra şunları söylemiştir :
Bu ayetin kimin hakkında indiğini biliyormusunuz ? Bu ayet şöyle bir Müslüman hakkında inmiştir. O , bir kafirle karşılaşır ve ona “ La İlahe İllallah” de . Bunu söylediğin taktirde , canını ve malını da korumuş olursun . Ancak canın ve malın hakkında cezayı hak etme durumun hariçtir…” der. Kafir ise bu sözü söylememekte diretir. Müslüman da “ Vallahi ben kendimi Allaha satıyorum “ der. İlerler ve onunla öldürülünceye kadar savaşır. İşte bu ayet bu gibi Müslümanlar hakkında nazil olmuştur.

Taberi de ayetin genel ifadesini göz önünde bulundurarak bu son izah şeklini tercih etmiş ve ayetin her iyiliği emredip kötülüğe mani olanları ifade ettiğini , bu itibarla Süheybin ve Rbu Zer’in de burada zikredilen insanlara dahil olduklarını söylemiştir.

Taberi Tefsiri. c:1sayfa 510
 

manifesto

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
23 Ara 2006
Mesajlar
0
Puanları
0
Tamam arkadaşım sen uçakla BİR binanın içine dalıp orada kimlerin olduğunu düşünmeden kadın çoluk çocuk vebelkide içerideki müslüman ahaliyi katletmeyi İSLAMİ saymaya devam et..
Bütün bu izahatlara çarşaf çarşaf yazılara gerek yok..
Ama bu konuda bizlerin bu tür TERÖR eylemlerini meşru göreceğimizi sanma..
 

ANTI_TAGUT

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Ara 2006
Mesajlar
66
Puanları
0
Tamam arkadaşım sen uçakla BİR binanın içine dalıp orada kimlerin olduğunu düşünmeden kadın çoluk çocuk vebelkide içerideki müslüman ahaliyi katletmeyi İSLAMİ saymaya devam et..
Bütün bu izahatlara çarşaf çarşaf yazılara gerek yok..
Ama bu konuda bizlerin bu tür TERÖR eylemlerini meşru göreceğimizi sanma..
Bunu zaten en baştan dedim . said nursi ile ters olduğunuzu konunun en başında söylemiştim .
 

HARIS

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
7 Haz 2006
Mesajlar
406
Puanları
0
Tamam arkadaşım sen uçakla BİR binanın içine dalıp orada kimlerin olduğunu düşünmeden kadın çoluk çocuk vebelkide içerideki müslüman ahaliyi katletmeyi İSLAMİ saymaya devam et..
Bütün bu izahatlara çarşaf çarşaf yazılara gerek yok..
Ama bu konuda bizlerin bu tür TERÖR eylemlerini meşru göreceğimizi sanma..
Öncelikle Konuların Siyak ve Sibakını Bilmek gerekir... Kat-i Deliller ne ise Hükümler Ona göre Uyarlanır... 11 Eylül'ü Kim Yaptı ! Kat-i Delili Olan Var ise Sunsun ? Yok ise Dinlesin Acizane...

İki Bakış Açısı ile Sunalım...

1-) 11 Eylül El Kaide Tarafından Yapılmış ise 1ncisi 11 Eylül Öncesi Abd-İsrail'in Yaptıkları ile Değerlendirilmelidir...

Diyelim ki El Kaide Yaptı ! İslami Şer'i Kurallara göre bir Hıristiyan yahut Yahudi'nin Canı ve Malı Haram olabilmesi için Eman Andlaşması yapması... ! Cizye vermek suretiyle Zimmet Altına Alınması gerekir... İkiz Kulelerdeki İnsanlar Zımmi miydi ?

Zımmi Andlaşmalı kişidir... ''Peygamberimiz Zımmiye Haksızlık edenin Hasmıyım buyurur''... Lakin Zımmi Olmayan ???

Zımmi Olmayan ise Haksız Yere ''Katl'' edilemez... Haksız Yere bir kişiyi öldürmek Bütün İnsanları Öldürmek gibidir !

İkiz Kuleler Bilindiği Üzere Abd Ekonomisinin ve Siyonist Dünyanın Patronudur... Burada Çalışanlar Hükümetlerini desteklemişlerdir... Orada Çalışanlar Ne derece Masumdur ?

Hadiste ''Buyrulduğu Üzere Allah c.c. bir bela gönderirse Herkese isabet eder lakin diriltirken Amellerine göre diriltir'' Batıni Manada Hepimiz biliriz ki ''Atan'da, Katleden'de Allah'tır''(Enfal 16,17,18) Cihada Kaldıranda !

Ortadoğuda Gizli İşkence Merkezlerinden tutunda Bilindiği gibi Pakistan, Ürdün, Suudi Arabistan, Mısır gibi Ülkelerin İktidarları Siyonistlerin Maşalarıdır... Bütün bu Ahval'de Katledilen, Tecavüze Uğrayan, Kaynakları Kurutulan, İşkence gören Halkların İmani İhlasta Saldırısı olarak değerlendirilir... !

Aksi Olursa Ebu Basir r.a.'nı Açıklayamayız ! Ayrıca Zaruret ilkelerini Bilmek gerekir...

2-) Abd Yapmış ise Terörist diyenler doğrudan Gıybet, Tekfir etmiş olurlar ki ! Günahkar, Katil bir Müslüman dahil tekfir edilmez... ! İslam Hükmünde Saf Dereceler tertibinde Günahkar dahi olsa Zulm eden kafire karşı Zulm etse bile Müslüman safıdır ! Maide 51 ve Tefsirini öğreniniz... !
 

HARIS

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
7 Haz 2006
Mesajlar
406
Puanları
0
Bunu zaten en baştan dedim . said nursi ile ters olduğunuzu konunun en başında söylemiştim .
Bunu Bu şekilde söylemekte Acizane yanlıştır... Kişi ve Şahısların İlmi Eksik/Hatalı/Yanlışları Umuma sevk edilemez...

Risale-i Nur'da İmanı-Hakkaniye Misyonunu Güdenler Dahili Cihad ehlidir... Harici Cihad'ı karıştırırlarsa Haddi Aşmış olurlar... Çünkü Bediüzzaman Hazretleri buyurur ;

Bazı ayat-ı kerime ve ehadis-i şerife ahirzamanda gelecek bir müceddid-i ekberi mana-yı işari ile haber veriyorlar. Fakat o gelecek zatın ve cemiyetinin üç vazifesinden en ehemmiyetlisi olan ve zahiren en küçüğü görünen imanı kurtarmak ve hakaik-i imaniyeyi güneş gibi göstermek vazifesini Risale-i Nur ve şakirdlerinin şahs-ı manevisi tam yaptıklarından; o gelecek zata dair haberleri ve işaretleri, Risale-i Nur'un şahs-ı manevisine hatta bazen tercümanına da tatbike çalışmışlar ve Şeriatı ihya ve hilafeti tatbik olan çok geniş dairede hükmeden bu iki mühim vazifesini nazara almamışlar.(Tılsımlar Mecmuası, 168)
 

HARIS

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
7 Haz 2006
Mesajlar
406
Puanları
0
Onların Misyonu Dahili Cihaddır... Harici Cihad'ı Nefyetmiyerek... İki Alanda Diyalog Yapmaları gerekir...

1ncisi İslam Hakkında Deccali Bilgileri Zihinde bulunduran Ehli Kitab'ın Ön Yargılarına Burhanlarla Cevap vermek... Derecesine göre Tevhid Akidesinden başlamak ve İslam'ı Tebliğ etmek...

2ncisi ise Siyasi Alanda Dünyada ve İslam Coğrafyasında Olanları Deccali Şekilde Gösteren Kavramların Ehli Kitap'ın Zihninde oluşturduğu tahribatı söküp atmak ve Hakiki Burhanlar ile İslam Coğrafyasının ve Müslümanların Harici Cihadda Haddi Aşmayan Örneklerini gündemde tutarak Zihinleri Temizleyecek ve Müslümanların Haklı Davalarını derece ile anlatacaktır... !

Diyaloğun 2nci Kısmına gelen bölümü Çağımızda büyük Önemini korumaktadır... Abd başta olmak üzere Dünya Ülkelerinde Hakikatlerin Tebliği ve Diyaloğu ile Müslüman olan ve de Harici Cihad'a katılanların Oranı çok yüksektir... ! Bunu medyalarda görmeniz kolay değildir... !
 
S

SaLtan

Misafir
şehadet eylemlerinde intihar etmek caiz değildir. çünkü bir gemide dokuz tane cani bir tane masum varsa o gemi batırlamaz (lemalar). bu said nursinin dusturudur, kurandaki adalet anlayışın ölçüsüdür.

ayrıca peygember efendimiz (s.a.v) savaşta çocuklara, yaşlılara, kadınlara kısacası masumlara kıymamış, onları sıcak savaşların dışında tutmuştur. zaten hak yolunda savaşanların ; savaşlarını Allah 'ın kurallarına göre yapmaları elzemdeir. kuranın ruhu budur. buna çeçenlerin bir milyon kutsi ruhla Allah yolunda Allah'ın kuralıyla büyük! rusyayı tarumar etmelerini örnek verebiliriz. Filistinlilerin direnişlerinde muvaffak olmamaların sebebi Allah yolunda Allah'ın kuralına göre savaşmamalarıdır. çünkü Allah isterse tüm şartlar aleyhimizde olduğu halde o şartları onların başına yıkar, ve şahadet gülleri açtırır.
 

talib

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Tem 2006
Mesajlar
21,906
Puanları
113
Saltan kardeş ve sair nurcu müctehid abiler risalelerden aldıkları derslerle şehadet eylemlerinin terör olduğunu nazara sunmuşlar ise bize susmak düşer! Samanyolu ve sair TV'ler şehadet eylemlerini masum insanları öldürmek olarak mı gösteriyorlar bilemem ama bazı eylemlerin arkasında amerika, israil ve işbirlikçi taifenin olduğunu unutmamak lazım.

Bu konuda toptancı bir yaklaşımla "şehadet eylemidir" veya "terördür" yakıştırması yapmaktan ise doğru bir şekilde nasıl olabileceği ve neler yapılabileceği gündeme getirilmelidir. Siz TV başında çayınızı yudumlayıp "Yağmurdan Sonra"yı izlerken ümmetin mücahitleri bunları tartışmış ve doğruyu bulup eylemlerine başlamışlardır belki de, ne dersiniz? Kafirler ise sıfatları gereği bunları bize batıl olarak sunmaya devam edeceklerdir...
 

Enes

Paylaşımcı Üye
İhvan Üyesi
Katılım
6 Haz 2006
Mesajlar
14,099
Puanları
113
üstad çok güzel söylemiş...

şehadet eylemi kavramını iyi bellemek lazım...

ben intihar eylemlerine karşıyım ama hangi intihar eylemlerine...

metropollerin göbeğinde masum insanların ölebileceği eylemelere bediüzzaman hiçbir şekilde cevaz vermez zaten oradan öyle bir mana çıkmaz ama mesela afganistanlılar üzerlerine bomba bağlayıp rus tanklarının altına atlamalarını takdir ederim... çünkü din uğruna vatan uğruna sivilleri hedef almayan bir eylemdir bu...

şehadet eylemi gelip sivil insanların içinde olursa bu sefer adı intihar eylemi olur ve büyük günahtır... Allahualem...

anti tagut un amacı toplumda büyük infiale yol açan bu intihar eylemlerine üstadın cevaz verdiğini göstermek içindir... anti tagut üstadın bir gemide dokuz cani bir masum olsa o masumun hatrına o gemi batırılmaz sözünü okumamış değildir ama kullanmak işine gelmez...
 

islamveinsan

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
28 Eyl 2006
Mesajlar
1,360
Puanları
0
Tamam arkadaşım sen uçakla BİR binanın içine dalıp orada kimlerin olduğunu düşünmeden kadın çoluk çocuk vebelkide içerideki müslüman ahaliyi katletmeyi İSLAMİ saymaya devam et..
Bütün bu izahatlara çarşaf çarşaf yazılara gerek yok..
Ama bu konuda bizlerin bu tür TERÖR eylemlerini meşru göreceğimizi sanma. .
Üstad .... cihad a bagy ismi takılmış .. sözü ile bu manaya işaret ediyor...
Dünya yı yöneten ecnebi komiteler önce Kur'an ın manalarına sonra Hadislerin sonrada Risale i nur un manalarına müdahele etmişler... fasid tevil etmişlerdir.

Müslümandan terörist olmaz, teröristden müslüman olmaz sözleri de o komiteye ait dir mümin böyle bir şey söylemez...

Kafirlerin bu güne değin 1.200.000 Bir milyon iki yüz bin müslümanı katletmesine ses çıkarmayan neşr etmeyenlerin bi kaç kafir ölünce masumlar ölüyor çocuklar ölüyor diye ses çıkarmaları hayli düşündürücüdür...

Kebair işlese dahi müslüman kafir olamaz...

Dünyada hiç bir şeyden vazgeçemeyen zavallıların... Canlarından vazgeçen mü minlere söz etmesi beni üzüyor..

Yarın bayram inş...
Bayramları olsun onlar selam olsun ....
Dua ile..
 
S

SaLtan

Misafir
Saltan kardeş ve sair nurcu müctehid abiler risalelerden aldıkları derslerle şehadet eylemlerinin terör olduğunu nazara sunmuşlar ise bize susmak düşer! Samanyolu ve sair TV'ler şehadet eylemlerini masum insanları öldürmek olarak mı gösteriyorlar bilemem ama bazı eylemlerin arkasında amerika, israil ve işbirlikçi taifenin olduğunu unutmamak lazım.

Bu konuda toptancı bir yaklaşımla "şehadet eylemidir" veya "terördür" yakıştırması yapmaktan ise doğru bir şekilde nasıl olabileceği ve neler yapılabileceği gündeme getirilmelidir. Siz TV başında çayınızı yudumlayıp "Yağmurdan Sonra"yı izlerken ümmetin mücahitleri bunları tartışmış ve doğruyu bulup eylemlerine başlamışlardır belki de, ne dersiniz? Kafirler ise sıfatları gereği bunları bize batıl olarak sunmaya devam edeceklerdir...
ne müçtehidi tövbestagfurllah.. terör eylemidir dedikmi. müslüman terör yaparmı?. cebir desen hemen hemen her insanda var bir şekilde.. her şerrin sonunda hayır olacagına inanalradanız Allah a şükür. zorluk karşısında kendimi öldüreceksem işim Allaha kalmış..
 

ANTI_TAGUT

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Ara 2006
Mesajlar
66
Puanları
0
Evvela şunu belirteyim ki islam aleminin ve hacıların Hilalle tesbit etmelerine göre bugünkü kestikleri kurban ve bayramlarını kutlar , Allahtan islamın zaferine giden yolda bu kanları ve takvaları kabul etmesini dua ederim .
Laik ülkelerde beyinleri iğdiş edilerek dinsiz devletin ibadetlerine ve bayramlarına müdahale eden cahiliye toplumunun müslümanları da 1,5 sene önceden basılacan , hilal gözetleme gibi bir problemeleri olmadığından yarın bayram yapacaklardır .
Laik devlet bütün dinlere eşit uzaklıkta demektir. kendi ülkesindeki diğer dinlerin ibadet ve bayramlarını tayin etmezken müslümanları fırkalara ayırmayı ve şeriatın bayramlarını ve ibadet günlerine müdahale ederek Halife pozuna soyunmaktadır.
İzzetli müslümanların kuran sünnete uyarak ibadetlerini belirlemesi gerekir.
Bazıları için burası darul islam yurt olsa da bizler için tam aksidir. !

Gelelim gemideki 99 suçlu 1 masum mevzuuna:

İlk yazıyı okumayıp yada anlamadan hemen yazmaya balıklama atlayanlar böyle trajikomik durumlara düşerler.
said nursi zaten sözünün başında bir topluluk bir cemaat kendilerini kurtarmak için 1 insanı feda edemeyeceklerini zaten biz gösterdik .
Ama bu kendini feda etme işi o 1 kişinin kendi isteğiyle ve Hamiyet namına olması durumunda caiz olacağını söylemiştir . Bu durum gemideki sizin 99 suclu 1 masum örneğinizle ilişiği yoktur.
Bu hepsi müslüman olsa da çoğunluk için 1 kişi dahi olsa feda edemeyeceklerini , çünkü tek kişide olsa hakkı geçer vebaldir demektedir. Bu tek kişi kendi hakkını feragat ederek o müslüman toplumu kurtarmak için kendi iradesiyle böyle bir ameliyetul istişhadi yapmasını ise övmekte , diğerinden farklı olduğunu söylemektedir.

hala anlamayanlar tekrar ilk başlık yazısını okuyup iyice düşünmeye davet ediyorum.
Bir fert dahi, umumun selâmeti için feda edilmez. Cenâb-ı Hakkın nazar-ı merhametinde hak haktır, küçüğüne büyüğüne bakılmaz. Küçük, büyük için iptal edilmez. Bir cemaatin selâmeti için, bir ferdin rızası bulunmadan, hayatı ve hakkı feda edilmez. Hamiyet namına, rızasıyla olsa, o başka meseledir
Alın siz açıklayın bunu


Bunun haricinde Bakara 207- ayeti de bunun delilidir.

"Yine insanlardan kimi de vardır ki, Allah'ın rızasına ermek için kendini feda (canını verir) eder. Allah ise kullarına çok merhametlidir."Bakara 207
 

sadık78

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
28 Ara 2006
Mesajlar
400
Puanları
0
Web sitesi
www.gulturkiye.com
Evvela şunu belirteyim ki islam aleminin ve hacıların Hilalle tesbit etmelerine göre bugünkü kestikleri kurban ve bayramlarını kutlar , Allahtan islamın zaferine giden yolda bu kanları ve takvaları kabul etmesini dua ederim .
Laik ülkelerde beyinleri iğdiş edilerek dinsiz devletin ibadetlerine ve bayramlarına müdahale eden cahiliye toplumunun müslümanları da 1,5 sene önceden basılacan , hilal gözetleme gibi bir problemeleri olmadığından yarın bayram yapacaklardır .
Laik devlet bütün dinlere eşit uzaklıkta demektir. kendi ülkesindeki diğer dinlerin ibadet ve bayramlarını tayin etmezken müslümanları fırkalara ayırmayı ve şeriatın bayramlarını ve ibadet günlerine müdahale ederek Halife pozuna soyunmaktadır.
İzzetli müslümanların kuran sünnete uyarak ibadetlerini belirlemesi gerekir.
Bazıları için burası darul islam yurt olsa da bizler için tam aksidir. !

Gelelim gemideki 99 suçlu 1 masum mevzuuna:

İlk yazıyı okumayıp yada anlamadan hemen yazmaya balıklama atlayanlar böyle trajikomik durumlara düşerler.
said nursi zaten sözünün başında bir topluluk bir cemaat kendilerini kurtarmak için 1 insanı feda edemeyeceklerini zaten biz gösterdik .
Ama bu kendini feda etme işi o 1 kişinin kendi isteğiyle ve Hamiyet namına olması durumunda caiz olacağını söylemiştir . Bu durum gemideki sizin 99 suclu 1 masum örneğinizle ilişiği yoktur.
Bu hepsi müslüman olsa da çoğunluk için 1 kişi dahi olsa feda edemeyeceklerini , çünkü tek kişide olsa hakkı geçer vebaldir demektedir. Bu tek kişi kendi hakkını feragat ederek o müslüman toplumu kurtarmak için kendi iradesiyle böyle bir ameliyetul istişhadi yapmasını ise övmekte , diğerinden farklı olduğunu söylemektedir.

hala anlamayanlar tekrar ilk başlık yazısını okuyup iyice düşünmeye davet ediyorum.
Bir fert dahi, umumun selâmeti için feda edilmez. Cenâb-ı Hakkın nazar-ı merhametinde hak haktır, küçüğüne büyüğüne bakılmaz. Küçük, büyük için iptal edilmez. Bir cemaatin selâmeti için, bir ferdin rızası bulunmadan, hayatı ve hakkı feda edilmez. Hamiyet namına, rızasıyla olsa, o başka meseledir
Alın siz açıklayın bunu


Bunun haricinde Bakara 207- ayeti de bunun delilidir.

"Yine insanlardan kimi de vardır ki, Allah'ın rızasına ermek için kendini feda (canını verir) eder. Allah ise kullarına çok merhametlidir."Bakara 207
İNTİHAR EYLEMCİSİNİN YAPTIĞI EYLEMDE DOKUZ İSRAİL ASKERİ ÖLSE BİR TANE ÇOCUK ÖLSE O EYLEMCİ KATİLDİR.EYELEMCİ SADECE KENDİ CANINI MI FEDA EDİYOR?SİVİL İNSANLARIN CANINI DA FEDA EDİYOR.O SİVİLLER Mİ DİYOR "GEL BENİ ÖLDÜR."BUNU ANLAYAMIYOR MUSUN?BİR MÜSLÜMAN MASUM BİRİNİ ÖLDÜREMEZ.ÖLDÜRÜRSE GÜNAH İŞLEMİŞ OLUR.İSLAM SAVAŞ HUKUKUNDA SİVİL ÖLDÜRMEK VAR MI?

Hz. Hızır kıssasına ne diyorsun?Hz. Musa'nın bilmediği bilgilere sahip?Bu konuya cevap vermemiştin daha önce.
 

ANTI_TAGUT

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Ara 2006
Mesajlar
66
Puanları
0
Farklı mevzuya geçme ,
Önce istişhadi eylemi tartış , sonra sivil d ediğin halktan ölen olursa onun durumu nedir diye sor .
Önce şunu netleştirelim . İstişhadi eylemi yapan kişi , kafir ordusundan sadece askeri öldürse caiz midir ? Önce bunu söyle kabul et. Sonrada sivil de öldüyse onun durumu nedir diye sor.

İsrailde sivil halk diye bir şey yok . Oradaki tüm kadın çocuk savaşa destek veriyor ve savaşması için Likud partisini ısrarla tekrar tekrar seçiyorlar . Bu ingiltere ve amerikada da böyle oldu .
Savaş olduğunu bile bile dünyanın tüm ülkelerinden göç edip filistini işgal edenler , o askerlerini müslümanları öldürmesi için silaha yollayanlar ne masumu ne sivili.
Allahrasulunun seriyye gönderdikleri kervanlardakiler askeri yeşil elbiselimiydiler ? Kim yardım destek veriyorsa onlardandır.
İlk bölümdeki yazıyı okumadınız . Destek veren bile (propaganda , fiili sözlü )yaşlı piri fani de olsa öldürülür .

Hıdır a.s. hakkında evvela müfessirler ihtilaflıdır. Bunun peygamber olduğunu bile söyleyen vardır. Ve sadece kendisine verilmiş bil ilimdir. Bundan dolayı da kuran bu kıssayı anlatır.
kendinizi ve şeyhlerini Hz. Musadan yüksek seviyede mi görüyorsunuz? O'nun Peygamberin erişemediği ilime vakıf mı olduk diyorsunuz ?

Allah gaybı kimseye vermeyeceğini , peygamberlerinden bazılarına dilediği kadar verebilir istisnasını koymaktadır . Kendinizi peygamber mi sayıyorsunuz ? Cin suresi
26- O bütün gaybı bilir. Fakat gaybını hiç kimseye açmaz.

27- Ancak seçtiği elçiye (rasule) açar.
 

sadık78

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
28 Ara 2006
Mesajlar
400
Puanları
0
Web sitesi
www.gulturkiye.com
İsrailli çocuklar öldürülebilirmiş!

Hıdır a.s. hakkında evvela müfessirler ihtilaflıdır. Bunun peygamber olduğunu bile söyleyen vardır. Ve sadece kendisine verilmiş bil ilimdir. Bundan dolayı da kuran bu kıssayı anlatır.
kendinizi ve şeyhlerini Hz. Musadan yüksek seviyede mi görüyorsunuz? O'nun Peygamberin erişemediği ilime vakıf mı olduk diyorsunuz ?

Allah gaybı kimseye vermeyeceğini , peygamberlerinden bazılarına dilediği kadar verebilir istisnasını koymaktadır . Kendinizi peygamber mi sayıyorsunuz ? Cin suresi
26- O bütün gaybı bilir. Fakat gaybını hiç kimseye açmaz.

27- Ancak seçtiği elçiye (rasule) açar.
Kuranı kerimde hiç bir şey boşu boşuna hikaye olsun diye anlatılmaz.Bu anlatılan kıssadan nasıl bir ders çıkaracağız?Boşuna mı Hz. Hızır'ın Hz. Musa'nın bilmediği şeyleri bildiği anlatılıyor?Kendisine verilmiş ilim dediğin şeyin adı ilm-i ledün'dür.Böyle bir ilim vardır.vahiyden üstün değildir.Ama ledün ilmi vardır.

Ne demek orada çocuklar öldürülebilir.Likud'u destekliyorlarmış.Hangi savaşta kim kendi tarafının kazandığını istemez?Bunu istiyor diye çocukları öldüremezsin.İslam hukukuna göre sivilleri öldüremezsin.Çocukları bile sivil kabul etmeyen ,öldürülmesinde sakınca görmeyen bir insan olabilir mi?


 

Enes

Paylaşımcı Üye
İhvan Üyesi
Katılım
6 Haz 2006
Mesajlar
14,099
Puanları
113
anti tagut saptırıyorsun

Ama bu kendini feda etme işi o 1 kişinin kendi isteğiyle ve Hamiyet namına olması durumunda caiz olacağını söylemiştir . Bu durum gemideki sizin 99 suclu 1 masum örneğinizle ilişiği yoktur.
bunu söylememdeki amaç şehir göbeğinde terör estirmek ile savaş meydanında mücadele etmenin ayırt edilmesi içindir...

benim anlamadığım bu üstadın yazdıkları nasıl tezat oluyor...
 

HARIS

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
7 Haz 2006
Mesajlar
406
Puanları
0
bunu söylememdeki amaç şehir göbeğinde terör estirmek ile savaş meydanında mücadele etmenin ayırt edilmesi içindir...
Masumluk Konusu Anlaşılmıyor...

İslam Şeriatinde Asker Sivil AYRIMI Yoktur... !

Savaşan ile Savaşmayan vardır... ! Savaşan, Karşı Tarafa Yardım ve yataklık edende Savaşan Hükmündedir... !

Buna Göre Harici Cihad Alanındaki Er Şahıs Zaruret Şartlarına göre İSTİŞADİYE Eder... Bunun İçin İki Seçenek vardır !

1-) Kafir Ordularına Kullanacak Kuvvetli Silah'ın Mevcut Olmaması...

2-) Amelinin Yalnız İslam Dairesinde Kafir Düşmanları Caydırma, Korkutma, Yıldırma (İrhab) Olmalıdır...

Harici tecavüz ile Darul İslam ve Müslümanlara Saldıran Abd-İsrail-İngiltere Savaşçıları ve Bu savaşa El ile katılıp yardım ve yataklık eden Cia-Mossad-Mi5 Hatta Diğer Unsurlar, Kurumlar, Kişiler de dahildir... !

Bunların Katl-i Vaciptir... Çünkü Harici Tecavüzde(Saldırıda) Bulunan Beldede Savaşmak Belde İnsanına Farz-ı Ayn ! Diğer Müslümanlara Farz-ı Kifayedir... Geniş Manada İlayi Kelimetullah Cihad'ı Farz-ı Ayn olduğuna göre Geniş Manada Tüm Müslümanlara Farz-ı Ayndır... !

Eğer Beldede Yeteri Kadar Müslüman Savaşçı bulunamıyor ise ! Diğer Müslümanlara yani bize Farz-ı Ayn olur !

Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla

ENFAL 15 - ! Toplu halde kâfirlerle karşılaştığınız zaman onlara arkanızı dönmeyin. (Korkup kaçmayın).

ENFAL 16- Tekrar savaşmak için bir tarafa çekilme veya diğer bölüğe ulaşıp mevzi tutma durumu dışında, kim öyle bir günde onlara arka çevirirse muhakkak ki o, Allah'ın gazabını hak etmiş olarak döner. Onun yeri de cehennemdir. Orası, varılacak ne kötü yerdir!

Asli Hükümler Uyarınca Harici Tecavüz ve Saldırıda Müslümanlar Savaşmak Zorundadır... Bu Farz-ı Ayndır... Bu Vesile ile Müslümanlar Zilet içinde Kardeşlerine Silah ve Zekat yardımı yapamıyorlar ! Kitlesel Silahlara, Npalm Bombalarına, Kimyasal Silahlara karşı İçtihad edebilir... ! Zaruret İlkesini Kullanabilir... ! Bu Çok doğaldır... İzzetli Müslüman Yalnız Allah'a Güvenir ve Teslim Olur... Caizdir... !

Diğer Sayfalarda Hükümler verilmiştir... Hucurat Suresi 6 ve 12nci Ayeti Tekrar Hatırlatıyorum Acizane...!
 
Üst