S.Duman :Amerika’nın bizden huylanmasının sırrı | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

S.Duman :Amerika’nın bizden huylanmasının sırrı

cemaliii

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
24 Ağu 2009
Mesajlar
4,610
Puanları
113


Kimse son dış politik gelişmelere bakıp, oralardan sonuç çıkarmasın.. Bunlar tembel işi.. Meselenin üzerine biraz kafa yordun mu Washington’ın gerilmesinin asıl sebebi hemen anlaşılır.. Obama’nın huysuzluğunun nedeni Mahsun Kırmızıgül..

Okumuş yazmış takımından olanların çoğu Mahsun Kırmızıgül’ün hem oynayıp hem yönettiği “Güneşi Gördüm” filmini seyretmemiştir..

Adı geçtiğinde dudak bükmüşlerdir, boş ver mealinde el sallamışlardır..

Haaa! İki milyondan fazla insan bilet alıp o filme gitti.. Kimi sinema eleştirmenleri de Yılmaz Erdoğan’ın, Ata Demirer’in, Cem Yılmaz’ın filmlerine inat, çok beğenmiş gibi yaptı..

“Breh! Breh! Breh! Bir film ancak bu kadar çevrilir yaa!” tadında yazılar da yazdılar..

Filmi öve öve öküz ettiler, boynuzunu dokuz ettiler..


***

Ben Mahsun’un Güneşi Gördüm filmini DVD’sinden seyrettim.. Şimdi “Kardeşim sinema perdesi ile televizyon ekranı bir mi olur?” itirazının geleceğini biliyorum..

Ancak benim televizyonu görmeyen, arada bir fark olduğunu bilemez..

Dokuz bin liralık aleti kampanyadan dört bin dört yüz liraya almışım.. On iki de taksit yapmışlar..

Ekranı, ekran değil bildiğin uçan halının dik duranı.. Film neyim oynadığında karşısına otur, aktristlerin üst dudağındaki istenmeyen tüyleri say..

Diyeceğim o ki teknoloji ve tüketimi fiştikleyen finans sektörü sayesinde ekranımın, sinema perdesinden farkı yok..


GÖRMEZ OLAYDIM

“Güneşi Gördüm..” filmi sinema tarihimizin, gelmiş geçmiş en fazla “mesaj veren” filmi..

Mahsun kardeşimiz, yememiş içmemiş hemen her plâna mümkünse bir mesaj yerleştirmiş..

O filmde verilen mesajları sen, cep telefonu üzerinden bir arkadaşına atsan; operatör şirkete bir ton kontör borçlanırsın.. Çoluğun çocuğun bile ödeyemez..

Film doğu illerimizin kuş uçmaz, kervan geçmez bir mezrasında başlıyor..

Mahsun, ille bir erkek çocuğum olsun diye yırtınan bir baba.. Lakin karısı rolündeki Demet Evgar, senaryonun şey yemesi yüzünden durmadan kız kunnukluyor..

Mahsun da her doğumdan sonra öfkesinden kardeşlerini, yeğenlerini dövüyor..

Bu sırada üç haneli mezraya zırt pırt gelen askeriyenin subayları Mahsun’un ailesine “Buradan çekip gidin, memlekette oturacak başka yer mi yok..” baskısı yapıyor..

Mahsun bu isteklere karşı “İnsanları doğduğu topraklardan ayırmak iyi bir şey değildir..” mesajı veriyor..



***


Bu arada öğreniyoruz ki Mahsun’un bir kardeşi de dağda.. PKK olmuş..

Tabii subaylar o kardeşin dağdan inmesi için Mahsun’un ailesinin baskı yapmasını da istiyorlar.. Mahsun iki arada bir derede kaldığından verecek mesaj bulamıyor..

Kafa zaten karışmış.. Karı yine hamile.. Mahsun çocuğun yine kız olması ihtimaline karşılık B plânı yapıp, ikince eş arayışına giriyor..

Buradan “Bazı durumlarda çok eşlilik iyidir..” mesajını alıyoruz..


KARDEŞE SOPA

Mahsun’un bir başka kardeşi de içinde gizli hisler besliyor.. Çaktırmadan kaşını alıp, dudağını boyuyor.. Hatta bir seferinde Mahsun’a makyaj yaparken yakalanıp, Fatih Ürek sahneden inene kadar dayak yiyor..

Buradan “Evdeki oğlanın telef olmasını istemiyorsan basacaksın sopayı..” mesajını veriyor..

Gerçi daha sonra “Travestinin de hayırlısı..” mesajı gelecek ama o filmin sonuna doğru..

Tembel kadın Demet Evgar nihayet bir erkek bebe kunnukluyor.. Mahsun bebeyi, rugby maçında top kapmış futbolcu gibi göğsüne bastırıp dağın tepesine koşuyor..

Bebeyi Kunta Kinte filminden öğrendiği şekilde güneşe tutuyor..

Halbuki güneş aşağıyı da kavuruyordu.. Ne gerek vardı o bayırı çıkmaya..

Hatırlarsanız filmin burasında sanatçının nasıl bir mesaj verdiği tartışmalara sebep olmuştu.. Kimi eleştirmenler Doğu’nun eski dini Mecusilik olduğundan Zerdüşt’e gönderme yapıyor, diye yazdı..


“Çok seslilik mesajı..”

Kimi de filmin gizli sponsorlarından birinin kırk faktörlük güneşlenme kremi olduğunu iddia etti...



***

Erkek çocuk babası olan Mahsun’un ailesi sonunda resmi politikaya boyun eğip İstanbul’a göç etti..

Yani askeriyenin istediği oldu..

Fakat Mahsun göç ederken subaylarla girdiği diyaloglarda verdiği mesajlarla “bu politika sökmez..” demeye getirip, taşı gediğine koydu..

Ailenin başına İstanbul’da gelmeyen kalmadı..

Dağdaki kardeş öldürüldü..

Kaşını alan, dudağını boyayan diğer kardeş, yeni edindiği aykırı arkadaşların yanında “travestilik stajı” yapmaya başladı..

Ailenin diğer yarısı İsveç’e kaçak göçmeye karar verdi.. Burada arka arkaya “parçalanmış aileler” mesajı yiyip, şoklandık..



SONU GELMİYOR

Mahsun’da mesaj bol ama teknoloji bilinci yoktu..

Daha evde televizyon yokken, çok lazımmış gibi tutup otomatik çamaşır makinesi aldı..

Kurutmalı ve az su harcadığından “çevre dostu” cinsinden olan çamaşır makinesini evin ortasına kurdular..

Çalıştırıp, televizyon niyetine boş dönen silindirini seyretmeye başladılar.. En çok da gözleri görmeyen baba meraklısıydı çamaşır makinesinin.. Karşısından hiç kalkmıyordu..

Mahsun filmin burasında; onlarca özel televizyona “Yaptığınız programlara çakayım.. Benim çamaşır makinesi sizinkilerden çok reyting topluyor..” mesajını sokuşturuyordu..

Ne yazık ki çamaşır makinesinin reytingi anne Demet Evgar’ın hastaneye yatması, ailenin öbür yarısının İsveç’e kaçak gitmesi sonucu düştü..

Bu sırada evin dört küçük kızı, yeni doğmuş bebeyi çamaşır makinesine tıkıp yıkamaya kalkışmasın mı? Oğlan da böyle telef oldu..

Yetkililer de ölüme sebebiyetten dava açtıkları Mahsun’un elinden kızlarını alıp yetimhaneye verdiler..



***

Artık mesajlar yağmur gibi düşmeye başladı..

Ailem parçalanırken devlet neredeydi, mesajı.. İnsanın köyü gibisi yok, mesajı.. Allah kimseyi yavrularından ayırmasın, mesajı..

“Lan arkadaş biz bu travesti kardeşi ne yapacağız?” mesajı..

Not: Mesajların sonu gelseydi biz de yazıyı adam gibi bitirirdik.. Gerisi, derisi bir de Amerika’nın Mahsun’dan huylanmasının sebepleri yarına kaldı..



Selahattin Duman
 

cemaliii

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
24 Ağu 2009
Mesajlar
4,610
Puanları
113
New York’ta Beş Minare filmi Obama’yı korkuttu..



“New York’ta Beş Minare” filmini çekip bitiren Mahsun Kırmızıgül’ün bir önceki filmi “Güneşi Gördüm”ü seyretmeyenler, dış siyasette başımızın niye belâya girdiğini asla bilemezler.. Obama bize karşı neden soğudu? Cevabı Mahsun’un bir önceki filminde..


Dünden özet:

Yazarınız kollarını sıvar.. Amerika’nın dış politikada bize karşı takındığı tavrı anlamakta zorlanan kamuoyuna hizmet için eldeki verileri araştırır..

İzler onu Mahsun Kırmızıgül’ün çevirdiği sondan bir önceki filme “Güneşi Gördüm” filmine götürür..

Verilen mesajların bolluğu, hatta mesaj verilmeyen tek bir konu bile bırakılmaması yazarı işkillendirir..

Son filmi “New York’ta Beş Minare”yi Amerika’da çeken Mahsun Kırmızıgül; sinemaya bakışı ve sanat gücü sayesinde şimdi de Washington’u tedirgin etmiştir..


***

Belirtiler ortadadır..

İstanbul’daki Amerikan Konsolosluğu’ndan bir görevli Kanyon’daki D&R’dan beş adet “Güneşi Gördüm” DVD’si satın alırken istihbaratçılarımızca tespit edilmiştir..

Ayrıca Azerbaycan’a giden ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın Bakü’de kaldığı misafirhanede yatmadan önce “Güneşi Gördüm” filmini ikinci kez izlediği belirlenmiştir..

“New York’ta Beş Minare” filminin çekimleri ise CIA’nın dikkatli gözetiminde yapılmıştır.. (Özel bilgi.. Komşum Cengiz Bey söyledi..)


KURTULUŞ YOK..

Mahsun Kırmızıgül’ün yönettiği filmlerde bolca mesaj vermesi, sinemamızın önlenemez bir gerçeğidir..

Temsil “Güneşi Gördüm” filminin orta yerinde Doğu’daki mezradan çıkıp İstanbul’a gelmeleri yetmiyormuş gibi gözlerine İsveç’i kestiren ailenin durumundan çıkan mesajlar gibi..

Aile İsveç’te polise yakalanır.. Göçmen kampına konur.. (Burada seyirciye “Demek ki polis isterse adam dövmezmiş..” mesajı verilir..)

Aileyi sınır dışı etmek niyetiyle mahkemeye çıkarırlar.. (Mahkeme plânlarında “Bazı toplumlar yargısız infaz yapmıyor, ne iyi..” mesajı verilir..)

Mahkemede siyasi iltica istekleri kabul edilir..

Bu kez aileyi sosyalleştirmeye çalışan İsveç’teki abinin mesajları başlar..

(Nedense buradan verilen mesajların başlangıç tarihi olarak 12 Eylül harekâtı esas alınır..)

Mahsun artık kendini tutamamakta, filmin ilerleyen plânlarında akla gelmedik konularda bile mesaj vermektedir..

Babası ile aile meselesinden tartışır.. “Adam vuracak oğul babasına danışmaz..” mesajı verir..

Babası kör olduğundan onun yanında otururken, boynunu büküp gözlerini kapatarak konuşur.. Böylece “Gittiğin evin sahibi körse sen de bir gözünü kapat..” mesajını verir..

Aklına dağda ölen kardeşi gelir.. Repliği duruma uydurup “Kurt bunalırsa köye iner, kul bunalırsa dağa çıkar..” mesajı verir..

Kız kardeşleri, en küçük bebesini çamaşır makinesinde yıkarken öldürürler..

Mahsun camide “Nazar insanı mezara, davarı kazana sokar..” mesajını verir..

Bebenin cenazesi sessiz sedasız kaldırılırken “Zenginin kabahati, fakirin ölüsü duyulmaz..” mesajı, giderek sarpa saran senaryonun imdadına yetişir..



***

“Güneşi Gördüm” filminin final sahnesinde mezradan çıkıp İstanbul’a geldikten sonra öldürülen travesti kardeşin dramı var ki bence en çarpıcı mesaj buradaydı..

Mahsun ile abisi, travesti olan kardeşlerini Galata Kulesi’nin dibinde sıkıştırdılar..

Kadın kılığındaki kardeşi öldürüp öldürmemek arasında gidip gelen ağabeyi tam cinayetten vazgeçmek üzereydi..

Travesti kardeş, memleketimizde eşcinsellere yapılan baskıları kınayan bir konuşma yaptı ki tamamı mesajdı..

Büyük ağabey ona doğrulttuğu silahı indirdi, yani öldürmekten vazgeçti..


SORUN BİTMİŞTİ

O mesaj yüklü replikler yüzünden “düz cinsel” seyircilerin bile gözleri dolmuştu..

Travesti kardeş az daha bizdeki eşcinsel sorunsalını kökünden çözecekti..

Kısmet değilmiş ki birden sapıttı..

“Erkekleri baştan çıkarırım, cazibeme dayanamazlar..” türünden sapıkça şeyler söyleyip, kalçalarını kıvırmaya başlayınca büyük kardeş zıvanadan çıktı..

Tetiğe asıldı.. Dan dan dan..

Ani bir şuur kaybıyla saçmalayan travesti kardeş yere yıkılınca Mahsun ile ağabeyi başına çöküp ağlamaya başladılar..

“Silah çözüm değildir..” mesajını kafamıza çaktılar..

O sırada güneş doğuyordu.. Travesti kardeş güneşe bakıp son repliğini söyledi:

“Güneşi gördüm..”

Sonra sizlere ömür.. Filmin anlaşılamayan tek mesajı bu son sözler oldu..

Ben dahil, seyircinin derinliği Mahsun’un bu son mesajını deşifre etmeye yetmemişti..

“New York’ta Beş Minare” filmini çeken Mahsun Kırmızıgül’in bir sinemacı olarak eylemlerini takip etmek mümkün değil..

Neden “Bitlis’te Beş Minare” değil de “New York’ta Beş Minare?”

Acaba hükümet adamları vaktiyle bu kadar ihmal etmese, bizim Bitlis de New York gibi olurdu, demeye mi getiriyor?

“Biz de zenci sayılırız, New York’u yadırgamayız..” mı demek istiyor..

New York’ta beş minareli cami yapılması için dernek kurmak mı niyetinde?

O beş minareli camide “gizli Müslüman” olduğu söylenen Obama ile bayram namazı kılmayı mı plânlıyor?

Obama yönetimi de kuşkulu.. “Güneşi Gördüm” filmini gizlice seyredip, Mahsun’un sinemacılığını tarttılar..

O yüzdendir ki “New York’ta Beş Minare” filminin çekilmesine bir mânâ veremeyip, altında başka sebepler arıyorlar..



***

Tahminen filmde, Ermeni lobisine karşılık “Siz de Kızılderilileri dibine kadar bitirdiniz..” mesajı verilecek..

Zenci sorunsalı bizim ahalinin derdi ile özdeşleştirilecek.. Bizim eşcinsellerle onlarınki filmin bir yerinde pişti olacak..

Göçmen sorunu didiklenecek..

Film belki de Michael Jackson’a selam mesajıyla, Mahsun Kırmızıgül’ün yapacağı “Ay Dansı Yürüyüşü” ile bitecek..

Mahsun Amerika’yı, onların bir numaralı propaganda silahı olan sinema ile vurmayı kafasına koymuş.. Obama bunu biliyor..

“Bu filmi durdurun..” demeyi kendi demokrasi anlayışı ile bağdaştıramadığından, dış politikamızı bahane edip huysuzluk çıkarıyor..

İşin aslı budur..



Selahattin Duman
 
Üst