• Reklamsız versiyon için ÜYE OL

Ruhul furkan 11.cild...

ukubat

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
9 May 2007
Mesajlar
1,875
Beğeniler
96
Puanları
48
Web sitesi
www.ukubatdavasi.blogcu.com
#1
ruhu'l furkan tefsiri 11.cild
BİSMİHİ TEALA

ruhu'l furkan tefsiri 11.cild




لَا تُدْرِكُهُ الْأَبْصَارُ وَهُوَ يُدْرِكُ الْأَبْصَارَ وَهُوَ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ

ENAM SURESİ 103.AYET-İ KERİME


Gözler O'nu İdrak edemez (O'nu kavrayacak şekilde göremez). Halbuki O, gözleri idrak eder (kuşatacak şekilde görür) ve O, Lâtif (en ince şeyleri bile pek iyi bilen) dir. Habîr (her şeyden ziyade haberdâr olan) dır.


İZAHAT

Bika'î (Rahimehullahın) ın beyanına göre; bundan evvelki ayet-i celile'ler, ALLAH'ın (Celle celaluhu) herşeye kadir olup, O'ndan gayrisinin âciz olduğunu açıklamıştı.

Çocuk ve ortağa ise, âciz ve fakir olanlar muhtaç olur. Güçlü ve zengin olanın âciz ve fakire muhtaç olması, olmayacak bir şeydir. Her baba ve ortak, oğluna ve ortağına bir şekilde mutlaka hemcins olması gerektiğinden, ALLAH (Celle celaluhu), makamın iktiza ettiği tenzih vasfını açıklamak üzere, "Gözler O'nu idrak edemez." buyurmuştur ki bu, şu demektir:

"İsa, Uzeyr (Aleyhimesselâm), putlar, yıldızlar, karanlık ve nur gibi ALLAH'a (Celle celaluhu) evlat veya ortak kabul ettiğiniz şeylerin hepsi, gözlerle idrak edilebilen varlıklardır ki, ALLAH (Celle celaluhu), gözlerle idrak edilemediğinden bu yaratıklarla hiçbir yönden benzerliği yoktur.

Çünkü gözle idrak edilmek, sonradan yaratılanların alâmetlerinden olduğu için, gerçek ilaha yakışmaz. Onlar hakikî ilah olsalardı, elbette gözlerden perdeli olurlardı.

Melekler ve cinler (bilinene göre, her zaman herkes tarafından) görüle-miyorlarsa da, onlara tapanlara şöyle sorulur: Siz onların ALLAh'ın (Celle celaluhu) çocukları olduğuna neye göre hükmettiniz?

Eğer görerek bu kanaate vardıysanız, demek onlar da geridekiler gibi görülen varlıklardır ki, bu durumda görülemeyen ALLAH (Celle celaluhu) ile hiçbir şekilde soy bağları olamaz.

Yok eğer aldığınız haberlere dayalı olarak bu hükme vardıysanız, onların yaratılışları hakkındaki haberler, size veya başkalarına peygamberler dışında kimseden gelmemiştir.

Peygamberlerin hepsi de, onların diğer yaratıklar gibi ALLAH'ın (Celle celaluhu) çocukları değil, kulları olduğunu ye ALLAH'ın (Celle celaluhu) ortak ve evlattan münezzeh olduğunu bildirmişlerdir.

İşte onların kitapları ve sahih haberleri buna şahitlik etmektedir
Herşeyden öte, onlar az da olsa gözlerle idrak edilebilecek niteliktedir. İdrakleri hepten de imkansız değildir. (Nitekim müşrikler, sahralarda ve çöllerde cinlerin kendilerine belirdiğini iddia ediyorlardı.
Ayrıca Yahudilerden aldıkları bazı telakkilere göre, meleklerin bazı insanlara zuhur ettiği vehmine sahiplerdi.)

Azîz olan ilâh'a gelince; O, başkalar gibi gözle görülüpde bir idral ile anlaşılabilecek bir Zat değildir ki, O'nu gören, düşünüp, taşınıp ta ferasetini kullanarak, birtakım alâmetlerin belirtisiyle O'nun hakkında muhakeme yapsın ve böylece rıza ve gazap gibi hallerinden haberdar olabilsin. Çünkü O, ihata olunmaktan çok yücedir."

Tabi ki bu mana, umum-u selb (idrakin nefyinin genel kabul edilmesi) yolu üzere verilmiştir. Fakat selb-i umum (herkes hakkındaki genel mananın nefyedilmesi) kastediliyorsa o zaman mana:

"ALLAH (Celle celaluhu), herkesin göremeyeceği kadar Azîz'dir. Bilakis dilerse seçkin kullarına perdeyi açıp görme sebeplerini yaratır da, onlar O'nu görebilirler." demek olur. Nitekim müminlere ahirette bu sebepleri yaratacaktır.

Vahidî, Ebû Hayyan ve Âlusî tefsirlerinde zikredildiğine göre;

ayet-i celile'de geçen (YUDRİK ), (İDRAK ) kelimesinin cemisi olup, Rağıb(Rahimehullah) in da beyan ettiği üzere lügat olarak iki manaya gelmekteyse de, burada birkaç manaya gelebilir:


1- Göz uzvunun kendisi,

2- Göze konan görme gücü ki, ilm-i kelamla uğraşanların ekserisi bu ayet-i celile'deki (YUDRİK) mefhumunu, görme gücünün yeri olması itibarıyla göz uzvunun kendisi olarak değerlendirmişlerdir.

Zâdü'l-mesîr tefsirinde zikredildiğine göre, Cumhûr'un görüşü de bu doğrultudadır.

3- Basiret ki bu, kalbin anlayış gücünden ibarettir, Ebû Bekr-i Sıddık (RadıyALLAHu Anh) dan rivayet edilen şu söz bu manaya uygun düşmektedir:

1- "Ey O Zat ki, O'nu bilmenin son noktası, tam bilinemeyeceğini itiraf etmektir." Çünkü O'nu bilmenin zirvesi, bütün yaratıkları tanıyıp, O'nun, onlardan hiçbiri olmadığı gibi, eşyadan hiçbirine de benzemediğini, bilakis idrak edilen şeylerin tümünün yaratıcısı olduğunu bilmekdir.

(Rağıb ei-îsfahanî, Müfredat, Sh:189)

4- Akıllar ve vehimlere işaret olabilir ki, bu manayı, Abdurrahman ibni Mehdî (Rahimehullah), Ebû Husayn el-Karî (Rahimehullah) dan nakletmiştir.

(lbn-i Ebî Hatim, No:7739,4/1363)






2 - Hazreti Ali (RadıyALLAHu Anh) ın: "Gerçek tevhid, ALLAH'ı (Celle celaluhu) tevehhümde bulunmaman (öz Zatı itibarıyla hayaline getirmemen) dir."

(Rağıb el-İsfahanî, Müfredat, Sh:59)


"İdrak edebildiğin herşey, ALLAH'dan (Celle celaluhu) başkadır." (Rağıb, ei-isfahanî,Müfredat, Sh:59)

şeklindeki beyanları bu manaya münasip düşmektedir.

Ayet-i celile'de geçen, "Gözler O'nu idrak edemez", cümlesine üç türlü mana verilmiştir:

1- "Gözler O'nu ihata edemez." Burada "İdrak", "Ru'yet (görme)" nin dışında olan bir mana ifade etmektedir. Çünkü, "Onu gördü ama idrak edemedi." sözü doğru bir sözdür.

Taberî (Rahimehullah) in da beyanı veçhile; kişi bazen bir şeyi idrak eder fakat göremez.

Nitekim Mevlâ Tealâ, Firavun hakkında:



حَتَّى إِذَا أَدْرَكَهُ الْغَرَقُ

"...Boğulma, ona idrak edince (ulaşınca)..." (Yunus Sûresi:90'dan)

buyurarak, boğulmanın Firavunu idrak ettiğini açıklamıştır ki, Firavunun, kendisine idrak eden (ulaşan) boğulmayı gördüğü söylenemez.

Çünkü boğulma denen mefhum görülebilen bir şey değildir.

Demek ki, bazen bir şey idrak edilip te görülemiyor, bazen de görüldüğü halde idrak edilemiyor.

Nitekim Firavunun kavmi, Musa (Aleyhisselâm) in kavmini görüp, çok yanaştıklarında, Musa (Aleyhisseiâm) in ümmeti korku ve telaş içinde:



إِنَّا لَمُدْرَكُونَ

"Muhakkak biz idrak olunduk (erişildik)." (Şuara Sûresi:61 'den)

dedikleri vakit, Musa (Aleyhisselâm), iki kavim arasında birbirlerini görme durumu sabit olduğu halde:



كَلَّا

"Hayır!" (Şuara Suresi.62'den)

buyurarak, idraki nefyetmiştir.

Mevlâ Tealâ da evvelce ona:



...أَنْ أَسْرِ بِعِبَادِي فَاضْرِبْ لَهُمْ طَرِيقاً فِي الْبَحْرِ يَبَساً لَّا تَخَافُ دَرَكاً وَلَا تَخْشَى ..

"Kullarımla birlikte geceleyin yola çık ta, yetişilmekten korkmaksızın ve (boğulmaktan) endişe etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç!" (Taha Sûresi:77'den)

buyurarak, düşmanlarının, kendisini ve kavmini idrak edemeyeceklerini vahyetmişti.

Demek oluyor ki, "Ru'yet" ve "İdrak" tabirlerinden her biri diğeriyle birlikte bulunabileceği gibi onsuz da mevcut olabilir. O halde, "Gözler O'nu idrak edemez." kavl-i şerifine, "Gözler O'nu göremez." manasını vermek çok uzak düşmektedir.

Dolayısıyla buradaki "İdrak"; bir şeyin derinliklerine ulaşıp, bütün cihetleriyle onu kuşatıp, künhünü ve hakikatini (öz zatını ve gerçek yüzünü), kendisinden bir şey gizli kalmayacak şekilde kavramaktır ki, böyle bir ihatanın dünyada ve ahırette ALLAH'a (Celle celaluhu) tealluk etmeyeceği aşikârdır.

Çünkü ALLAH'ı (Celle celaluhu), bir şeyin kendisini ihata etmesiyle vasıflamak caiz değildir. "ALLAH (Celle celaluhu) görülür, fakat idrak edilemez." kaidesinin bir nazîri de, "ALLAH (Celle celaluhu) bilinir fakat ilmen ihata edilemez." kuralıdır


Demek oluyor ki "Gözler, ALLAH'ı (Celle celaluhu) görebilirse de, ihata edemez." Nitekim "Kalpler de O'nu tanır fakat ihata edemez."



خَلْفَهُمْ وَلَا يُحِيطُونَ بِهِ عِلْماً

"İlmen O'nu ihata edemezler (O'nu tam manasıyla bilemezler)." (Taha Sûresi:110'dan) ayet-i celile'siyle,



اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ لَهُ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلَّا بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُحِيطُونَ بِش

"O'nun dilediği müstesna, ilminden hiçbir şeyi ihata edemezler." (Bakara Sûresi:255'den)

kavl-i şerifini birlikte değerlendirecek olursak, ALLAH'ın (Celle celaluhu), kendi diledikleri dışında mahlukatınm bir şey bilemiyeceğini ifade buyurması, müsaade ettiği kadar da bilemeyecekleri anlamına gelmez.

"İdrak" tabirini bu mana ile tefsir edenler arasında, İbn-i Abbas, Katade, Atıyye el-Avfî, İbn-i Müseyyeb, Zeccac (RadıyALLAHu Anhum) gibi büyük müfessirler bulunmaktadır.
 

ukubat

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
9 May 2007
Mesajlar
1,875
Beğeniler
96
Puanları
48
Web sitesi
www.ukubatdavasi.blogcu.com
#2
Buna göre şu hükme varabiliriz ki,

"ALLAH (Celle celaluhu) görülür fakat idrak edilemez."

Çünkü "Görülen şeyi çepeçevre kuşatıp, kavrama" manasına gelen bir idrak, ancak hududu belli olup, yönlere sahip olan bir varlık hakkında düşünülebilir.

Dolayısıyla bu ayet-i kerime, ALLAH'ın (Celle celaluhu) görülemeyeceğini ifade etmemektedir. Çünkü Miraç Gecesi Resulullah (Sall
u Aleyhi ve Seiiem) in Mevlâ Tealâ'yı gördüğü sahih olarak rivayet edilmiştir.

Hafız İbni Kesir (Rahimehullah):

"Müminlerin, ahiret yurdunda, arasat meydanında ve cennet ravzalarında ALLAH'ı (Celle celaluhu) görecekleri"ne dair, Ebû Said, Ebû Hureyre, Enes, Cerir, Bilâl, Suheyb gibi birçok sahabeden (Radıyaliahu Anhum) mütevatir bir hayli hadis ve haber varid olduğunu, bu ayet-i kerime'nin tefsirinde nakletmiştir. Ehl-i Sünnet'in, ehl-i ilmin ve ehl-i hadisin mezhebi budur.

Ru'yetin isbatıyla, idrakin nefyedilmesi arasında bir çelişki yoktur. Çünkü kavramak, görmekten çok özel bir mefhumdur ki, ziyade hususi bir mananın nefyedilmesiyle, çok genel bir mananın ortadan kalkması gerekmez.

Sonra âlimler burada nefyedilen idrakten ne kastedildiği hakkında iki görüş üzere ihtilaf etmişlerdir:

a) ALLAH'ın (Celle celaluhu) hakikatini bilmektir. Çünkü müminler ahirette O'nu göreceklerse de, kendisinden başka kimse O'nun hakikatini bilemez.

Nitekim ay'ı gören kimse, onun künhü ve mahiyeti itibarıyla hakikatini idrak etmiş değildir. Yüce Mevlâ, hakikati bilinmeme bakımından herşeyden evladır, en yüce sıfatlar O'na mahsustur.

b) Bazılarına göre ise, bu idrakten maksat, ihatadır ki, ALLAH'ı (Celle celaluhu) tam manasıyla kavrayamamak, görülmemesini icap ettirmez.

Nitekim:



خَلْفَهُمْ وَلَا يُحِيطُونَ بِهِ عِلْماً

"İlmen O'nu ihata edemezler (O'nu tam manasıyla bilemezler)." (Taha Sûresi:110'dan)

ayet-i celile'sinden, "ALLAH'ı (Celle celaluhu) hiç bilemezler." manası çıkmaz

Yine böylece Aişe (RadıyALLAHu Anha) dan rivayet edilen:

"...Ben sana övgüyü sayıp bitiremem. Sen, kendini övdüğün gibisin."

(Müslim, Salât-Ai,No:486, 1/352, Tirmizî, De'avât:76, No:3493, 5/524, lbn-i Mace, Dua:3, No:3841, 2/1263)

hadİS-İ şerifinden, Resulullah (SALLAHlahu Aleyhi ve Sellem) in Mevlâ Tealâ'ya hiç senada bulunmaması gibi bir mana çıkarılamayacağı gibi, burada da durum aynıdır.

Bir kere Ikrime (RadıyALLAHu Anh) a, bu ayet-i kerime okunarak, sanki ALLAH (Celle celaluhu) görülemez gibi bir mana îma edilince,

o, karşısındakine: "Sen göğü görmüyor musun?" diye sordu.

O: "Evet!" deyince,

Ikrime (RadıyALLAHu Anh):

"Peki göğün tamamını mı görüyorsun?" diyerek, ALLAH'ın (Celle celaluhu) da görülebileceğini fakat ihata edilemeyeceğini açıklamış Oldu.

(ibn-i Ebi Hatim, No:7737,4/1363)

Taberî (Rahimehullah) burada şu izaha yer vermiştir:

Eğer bir kişi bize, "Bu ayet-i kerime'nin, ALLAH'ın (Celle celaluhu) görülemeyeceği manasına geldiğini niçin kabul etmiyorsunuz?" diye soracak olursa, biz ona şöyle cevap veririz:

Biz, bu manayı kabul edemeyiz.

Çünkü ALLAH (Celle celaluhu), kitabının diğer bir yerinde:"O gün birtakım yüzler parlaktır. Rabblerine nazırdırlar." (Kıyamet s'ûresi:22-23) buyurmuştur ki,

bu ayet-i celile, gözlerin ALLAH'ı (Celle celaluhu) göreceğini açıkça ifade etmektedir.


ALLAH'ın (Celle celaluhu) kitabının ayetleri birbirini tasdik ettiğine göre, bu ayeti tevile kalkışmak caiz olmaz.

Ayrıca bu iki ayetten, birinin diğerini neshetmiş olması da düşünülemez. Çünkü nesh, ancak hükümlerde mevzu bahis olup, haberlerde caiz olmaz.

Ayrıca Kur'an-ı Kerim'i bize en iyi şekilde tefsir eden Resulullah (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) de, ümmetine, kıyamet günü Rab'lerini göreceklerini müjdelemiştir.

Nitekim:

4 - Cerîr (RadıyALLAHu Anh) ŞÖyle demiştir:

Bizler, Peygamber (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) in yanında bulunuyorduk. Peygamber (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) bir gece; yani ayın ondördü olan bedr gecesi aya baktı da, şöyle buyurdu:

"Sizler şu ayı, görülmesinden hiç biriniz mahrum olmaksızın (yahut birbirinize gösterebilmek için sıkışıp üst üste yığılmanıza hacet kalmaksızın) hepiniz zahmetsizce görüyor olduğunuz gibi, Rabbinizi de muhakkak öylece göreceksiniz.."

(Buharı, Mevâkîtü's-Salât:15, No:529, 1/203, Müslim, Mesacid:37, No:633, 1/439, Ebu Davud, Sünnet.20, No:4729,2/646, Tirmizî, Sıfatü'l-Cennet:17, 2554,4/688, ibni Mace, Mukaddime:13, No:177,1/63, Ahmed İbni Hanbel, Müsned, No:19211, 7/62)

ALLAH (Celle celaluhu) kitabında, ahirette görüleceğini bildirmiş, Resulullah (SALLAHlahu Aleyhi ve Sellem) de ümmetine bunu müjdelemişken, biz bu ayet-i celile'yi Kıyamet Sûresi'nin ayetlerine ters düşen bir mana ile nasıl tefsir edebiliriz?


Zaten ifade-i celile'de nefyedilen, ru'yet değil, idraktir.

Dolayısıyla ALLAH'ın (Celle celaluhu) iki surede de indirdiği ayetleri, aralarında çelişki olmayacak şekilde değerlendirip, bütün haberlerinde ALLAH'ı (Celle celaluhu) tasdik etmek üzere vereceğimiz hüküm:

"Cennet ehli, kıyamet günü, ALLAH'a (Celle celaluhu) gözleriyle bakacaklar fakat O'nun hakikatini idrak edemeyeceklerdir." şeklinde olmalıdır.

2- Ikrime (RadıyALLAHu Anh) ın İbn-i Abbas (RadıyALLAHu Anhuma) dan rivayet ettiği diğer bir mana ise:

"ALLAH (Celle celaluhu), gözleri gideren öz Zatının nuruyla tecellî ettiği vakitte, gözler O'nu göremez." şeklindedir. Bu manaya göre idrak, ru'yet (ALLAH'ın (Celle celaluhu görülmesi) anlamına gelir ki, cennette de olsa durum böylecedir.

Çünkü ALLAH'ın (Celle celaluhu) azamet ve celâlinin, hakkıyla müşahedesi ne dünya ne de ahirette hiç kimse için imkan dahilinde değildir.

Nitekim:

5 - Ikrime (RadıyALLAHu Anh) şöyle demiştir:

Bir kere İbni Abbas (RadıyALLAHu Anhuma) nın: "MUHAMMED (SALLAHlahu Aleyhi ve Sellem) Rabbini gördü." dediğini işittiğimde,

"ALLAH (Celle celaluhu), 'Gözler O'nu idrak edemez, O, gözleri idrak eder.' buyurmuyor mu?" deyince, o:

"Yazık sana! O (gözlerin ALLAH'ı (Celle celaluhu) görememesi), hususi nuru olan nuruyla tecellî ettiği zamandır. O, öz nuruyla tecellî ettiği vakit hiçbir şey O'nu İdrak edemez." buyurdu.

(Tirmizî, Tefsir:54, No:3279, 5/395, İbn-i EM Hatim, No:7738,4/1363)

Bu gerçekten böyledir. Nitekim ALLAH (Celle celaluhu), manevî hicabından az bir şey açıp dağa tecellî buyurduğunda, koca dağ, o tecellîye dayanamayarak, yere batmış ve paramparça olmuştur.

İşte bu anlayış, İbni Abbas (RadıyALLAHu Anhuma) nın eşsiz anlayışından ve üstün zekasından naşîdir.

Nasıl böyle olmasın ki, ALLAH'ın (Celle celaluhu) ona, tevil ve tefsir ilmini öğretmesi için Resulullah (SALLAHlahu Aleyhi ve Sellem) dua buyurmuştur.
 

ukubat

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
9 May 2007
Mesajlar
1,875
Beğeniler
96
Puanları
48
Web sitesi
www.ukubatdavasi.blogcu.com
#3
6 - Ebû Musa el-Eşarî (Radıy
u Anh) dan rivayet edilen: "...Hicabı, nurdur (ALLAH (Celle celaluhu) öz Zatının nuruyla kullarına tecellî etmez).

Eğer onu (nur perdesini cemalinden) açacak olsaydı, vechinin sübuhatı (Zatının nurları) basarının (görüşünün) ulaştığı bütün yaratıklarını elbette yakardı."

(Müslim, iman:79, No:179,1/162, îbn-i Mace, Mukaddime:13, No:195,196,1/70, 71) hadİS-İ şerifinde geçen "Nur"dan maksat ta budur.


7 - Ebû Zerr (RadıyALLAHu Anh) Resulullah (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) e bir keresinde:


"Rabbini gördün mü?" diye sorunca, Resulullah (Salhilahu Aleyhi ve Sellem): "O bir nurdur. O'nu nasıl görebilirim?"

(Müslim, İman:78, No:178, 1\161, Tirmizi, Tef-sir:54, No:3282, 5/396, Ahmed ibni Hanbel, el-Müsned, No:21450, 8/90) buyurmuştur ki, Ebû Abdillah-i Mazirî (RadıyALLAHu Anh) in beyanına göre bunun manası:


"Işıklar gözleri kaplayarak, bakanla görmek istediği şeyi idrak etmesi arasına girip engel teşkil ettiği gibi, ALLAH'ın (Celle celaluhu) nuru da benim, O'nun öz Zatını görmeme mani oldu." demektir.

Burada görülemeyeceği ifade edilen nur, öz Zatın nurudur ki, buna kimsenin tahammül edemeyeceği aşikârdır.

İşte, Mesruk (RadıyALLAHu Anh) in:

"Ey Anneciğim! Muhammed (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) Rabbini gördü mü?" sorusuna,

Aişe (RadıyALLAHu Anha) nın:

8 - "Senin bu sorundan tüylerim diken diken oldu. Kim sana MUHAMMED(SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) in, Rabbini gördüğünü söylerse, muhakkak yalan söylemiştir...."

(Buharî, Tefsir.338, No:4574, 4/1840) şeklindeki cevabından sonra bu ayet-i kerime'yi delil olarak okuması:

"Resulullah (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) in, ALLAH'ın (Celle celaluhu), gözleri gideren nurunu gördüğünü söyleyen büyük bir iftira yapmıştır." manasına hamledilmektedir.

Nitekim geride zikredilen sahih hadis-i şerifin, öz Zatın nurunun görülmesini nefyetmesi, ALLAH'ın (Celle celaluhu) kıyamet günü mümin kullarına dilediği şekilde tecellî buyurup görünmesine zıt düşmez.

Aişe (RadıyALLAHu Anha), cennette ALLAH'ın (Celle celaluhu) görüleceğini kabul etmekle birlikte, bunun dünyada vukuunu reddederken bu ayet-i celile'yi delil getirmiştir ki, onun reddettiği idrak, öz Zatın azamet ve celâlinin hakikatini görmektir.

Zaten bunun ne bir beşer, ne bir melek, ne de hiçbir canlı için kabil-i imkan olmadığı zahirdir.

Fakat yine Ebû Zerr (RadıyALLAHu Anh) dan gelen şu rivayet, gözleri gidermeyen nurun görülebileceğini isbat etmektedir.

Nitekim bir kere Abdullah ibni Şakik (RadıyALLAHu Anh):

9 - EbÛ Zerr (RadıyALLAHu Anh) a, "Resulullah (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) i bir görseydim, ona (bir şey) sorardım." dediğinde,

Ebû Zerr (RadıyALLAHu Anh): "Neyi sorardın?" dedi. O:

"Ona, Rabbini gördün mü diye sorardım?" deyince, Ebû Zerr (RadıyALLAHu Anh) cevaben şöyle dedi: "Ben sordum, o,'Nur gördüm.' buyurdu."

(Müslim,İman:78, No:l 78/292,1/161)
 

ukubat

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
9 May 2007
Mesajlar
1,875
Beğeniler
96
Puanları
48
Web sitesi
www.ukubatdavasi.blogcu.com
#4
Âlûsî (RahimehuLLAh)ın da beyanı veçhile; ALLAH'ın (Celle celaluhu) nurunda tecellîsi (nuruyla görünmesi) iki kısımdır:

a) Gözlerin görme gücünü gideren nuru ki, "Sahih-i Müslim'de geçen hadis-i şerifte işaret edilen nur, bundan ibarettir.

b) Gözleri gidermeyen nurudur ki, o, Resulullah (SallALLAHu Aleyhi ve sellem) in gördüğünü söylediği nurdur.

İbni Hacer (Rahimehullah) m beyanına göre, Nevevî (Rahimehullah) diğer bazı âlimlere tabi olarak şöyle demiştir:

Aişe (RadıyALLAHu Ariha), Resulullah (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) in, Miraç Gecesi Rabbisini gördüğünü, bildiği bir hadise dayanarak inkâr etmemiştir.

Yanında böyle bir rivayet olsaydı elbette onu açıklardı.

Onun bu görüşü, bu ayet-i kerime'nin zahirî ifadesinden çıkarttığı bir istinbata (içtihada) dayanmaktadır ki, diğer sahabeler bu görüşünde ona muhalif olmuşlardır.

Sahabeden biri bir söz söyler de, yine onlardan bir başkası bu hususta ona muhalefet açıklarsa o söz ittifakla "Hüccet" kabul edilmez.

Ayet-i celile'de nefyedilen "İdrak" tabiri de "Görme" manasında olmayıp, "İhata (kavrama)" anlamına geldiğinden, zaten bu ayet-i kerime'de ru'yete münafî bir delil yoktur.

İbni Huzeyme (Rahimehullah) "Sahih"indeki "Tevhid Kitab"ında şu açıklamayı yapmıştır:

Bir şeyin yok olduğunu söylemek o hususta bir bilgiye dayanmayı gerektirmez.

Aişe (RadıyALLAHu Anha), "Resulullah (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) bana Rabbisini görmediğine dair bir haber verdi." dememiş, ancak bu ayet-i kerime'yi tevil ederek bu kanaate varmıştır.

(İbni Hacer, Fethu'l-Bârî, Necm Sûresi tefsiri, No:4855, 8/473, Buharı, Tefsir:338, No:4574,4/1840)
 

ukubat

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
9 May 2007
Mesajlar
1,875
Beğeniler
96
Puanları
48
Web sitesi
www.ukubatdavasi.blogcu.com
#5
3- Tefsir ehlinden bir cemaat, bu ayet-i kerime'de nefyedilen görmeyi dünyaya tahsis ederek, "Gözler O'nu dünyada göremez." manası vermişlerdir.

Bu mana, Ebû Salih'in, İbni Abbas (RadıyALLAHu Anhuma) dan rivayeti olup, İmam-ı Hasen ve Mukatil (RadıyALLAHu Anhuma) nın da görüşüdür.

Ayet-i celile'nin dünyaya mahsus oluşunun delili:



وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاضِرَةٌ

إِلَى رَبِّهَا نَاظِرَةٌ

"O gün birtakım yüzler parlaktır. Rabbisine nazırdır." (Kıyamet Sûresi-22-23) kavl-i şerifidir ki,

ALLAH (Celle celaluhu), kullarının kendisine bakmasını kıyamet günüyle kayıtlamıştır.

Bu ayet-i celile'de ise görülmemesini mutlak bırakmıştır.

Mutlak ise, mukayyede hamledilir.

10 - İbni Abbas (RadıyALLAHu Anhuma) dan gelen şu rivayet te bu mananın doğruluğuna delil teşkil etmektedir:

Bir kere Resulullah (Saliaüahu Aleyhi ve Sellem), Musa (Aleyhisselâm) ın:

"Ey Rabbim! Bana (kendini) göster de sana bakayım." (A'raf'Sûresi:143'den) sözü geçen ayet-i kerime'yi okuduktan sonra,

Mevlâ Tealâ'nın, Musa (Aleyhisselâm) a hitaben şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

"Ey Musa! Asla beni göremezsin. Hangi diri beni görse, mutlaka ölür, hangi kuru beni görse mutlaka yuvarlanır, hangi yaş beni görse mutlaka dağılır. Beni ancak gözleri ölmeyen ve cesetleri çürümeyen cennet ehli görecektir."

(Hakîm-i Tirmizî, Nevâdiru'l-Usûl, Bab:104,2/45, Ebû Nu'aym, Hılye,10/235, İbn-i Kesir, 2/150)
 

ukubat

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
9 May 2007
Mesajlar
1,875
Beğeniler
96
Puanları
48
Web sitesi
www.ukubatdavasi.blogcu.com
#6
Demek oluyor ki, "Ru'yet" ve "İdrak" tabirlerinden her biri diğeriyle birlikte bulunabileceği gibi onsuz da mevcut olabilir. O halde, "Gözler O'nu idrak edemez." kavl-i şerifine, "Gözler O'nu göremez." manasını vermek çok uzak düşmektedir
 

MECZUP

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
5 Ağu 2010
Mesajlar
888
Beğeniler
179
Puanları
0
#7
Rabbim tesiirini halk eylesin inşALLAH ... Okuyalım da gözlerimiz nurlansın ..Sağolasınız ...
 

alihoca19

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
10 Ara 2006
Mesajlar
28
Beğeniler
0
Puanları
0
Yaş
54
#11
esselamualeykum zahmetin karşılığı rahmettir vesselam sav...
 

ramazan_17

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
29 Kas 2013
Mesajlar
2,236
Beğeniler
43
Puanları
0
#12
ruhul furkanı okumaya başladım, 1.cldini bitirmek üzereyim..ne söyleyeceğimi bilemiyorumm Allah cc mahmut efendiden milyar kere razı olsunn..muhteşem bir eser muhteşem..
 

Hattabi

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
24 Ara 2013
Mesajlar
2,435
Beğeniler
20
Puanları
0
#13
ruhul furkanı okumaya başladım, 1.cldini bitirmek üzereyim..ne söyleyeceğimi bilemiyorumm Allah cc mahmut efendiden milyar kere razı olsunn..muhteşem bir eser muhteşem..
Kardeş 1.cildi galiba internete atmışlardı , ama indirmek caiz mi acaba? Telif hakkı mı oluyor
 

ramazan_17

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
29 Kas 2013
Mesajlar
2,236
Beğeniler
43
Puanları
0
#14
Kardeş 1.cildi galiba internete atmışlardı , ama indirmek caiz mi acaba? Telif hakkı mı oluyor

ben internetten indirmedim, ilim yayma cemiyeti derneğinden kitap olarak aldım,zaten ücretsiz olarak veriyorlar okuyoruz ve iade ediyoruz.. o yüzden konu hakkında bir bilgim yok hocam..eğer mahmut efendi cematına bağlıysan derneğinizden kolaylıkla alabilirsin bildiğim kadarıyla...
 

Havas

Kısıtlı Erişim
İhvan Üyesi
Katılım
19 Ocak 2012
Mesajlar
4,432
Beğeniler
71
Puanları
0
#15
bu tefsirde masalda çok.onu bil..
 

Havas

Kısıtlı Erişim
İhvan Üyesi
Katılım
19 Ocak 2012
Mesajlar
4,432
Beğeniler
71
Puanları
0
#17
biliyorum evet ama senin bu işlerde nasibin olmadığını biliyorum..:)
nakşilikle kafayı yemiş,bastonla cihad oyunları oynayan adamdan ne nasibim olabilrki?:)
gerçek islam düşünürü olsa youtubda kıralgiden süperge sakallı cübbelisinin şirk necasetlerini temizlerdi..
kanaat önderiymiş

peh!

islam bunlara kaldıysa vay bizim halimize!:eek:leyo:
 

38gayseri

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
23 Eki 2010
Mesajlar
168
Beğeniler
4
Puanları
18
#18
nakşilikle kafayı yemiş,bastonla cihad oyunları oynayan adamdan ne nasibim olabilrki?:)
gerçek islam düşünürü olsa youtubda kıralgiden süperge sakallı cübbelisinin şirk necasetlerini temizlerdi..
kanaat önderiymiş

peh!

islam bunlara kaldıysa vay bizim halimize!:eek:leyo:
Evet,vay senin haline...
 

ramazan_17

Yasaklı
İhvan Üyesi
Katılım
29 Kas 2013
Mesajlar
2,236
Beğeniler
43
Puanları
0
#19
nakşilikle kafayı yemiş,bastonla cihad oyunları oynayan adamdan ne nasibim olabilrki?:)
gerçek islam düşünürü olsa youtubda kıralgiden süperge sakallı cübbelisinin şirk necasetlerini temizlerdi..
kanaat önderiymiş

peh!

islam bunlara kaldıysa vay bizim halimize!:eek:leyo:

islam alimlerine hakaret var bu adamın süresiz olarak ceza alması gerekir..yönetime duyurulur..bu adam ceza almaz ise bu forumdan ayrılıyorum...
 

Havas

Kısıtlı Erişim
İhvan Üyesi
Katılım
19 Ocak 2012
Mesajlar
4,432
Beğeniler
71
Puanları
0
#20
islam alimlerine hakaret var bu adamın süresiz olarak ceza alması gerekir..yönetime duyurulur..bu adam ceza almaz ise bu forumdan ayrılıyorum...
islam alimine hakaret yok!çığırtkanlığda gerek yok .istersen saçmalıklarını tek tek önüne koruz.........
 
Üst