Rİsalede Ene-benlİk Kavrami…

mustafa

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
8 Haz 2006
Mesajlar
1,972
Puanları
0
RİSALEDE ENE-BENLİK KAVRAMI…

Tılsım-ı kâinatı keşfeden Kur'ân-ı Hakîmin mühim bir tılsımını halleden

OTUZUNCU SÖZ

Ene ve zerre'den ibaret bir elif, bir nokta'dır.

Şu Söz İki Maksattır. Birinci Maksat ene'nin mahiyet ve neticesinden,

İkinci Maksat zerre'nin hareket ve vazifesinden bahseder.

Birinci Maksat

ŞU ÂYETİN büyük hazinesinden tek bir cevherine işaret edeceğiz. Şöyle ki:

Gök, zemin, dağ, tahammülünden çekindiği ve korktuğu emanetin müteaddit vücuhundan bir ferdi, bir veçhi ene'dir.

Evet, ene, zaman-ı Âdem'den şimdiye kadar âlem-i insaniyetin etrafına dal budak salan nuranî bir şecere-i tûbâ ile müthiş bir şecere-i zakkumun çekirdeğidir.
---------------------
ENE-BENLİK, NURLU BİR AĞAÇ ÇEKİRDEĞİ VEYA ZEHİRLİ BİR ZAKKUM ÇEKİRDEĞİ OLABİLİR...
---------------------
Şu azîm hakikate girişmeden evvel, o hakikatin fehmini teshil edecek bir mukaddime beyan ederiz. Şöyle ki:

Ene, künûz-u mahfiye olan esmâ-i İlâhiyenin anahtarı olduğu gibi,
---------------------
ENE-BENLİK, GİZLİ SIRLI HAZİNELER GİBİ OLAN ALLAH'IN İSİMLERİNİ AÇAN BİR ANAHTAR OLABİLİR.
---------------------
kâinatın tılsım-ı muğlâkının dahi anahtarı olarak bir muammâ-yı müşkilküşâdır, bir tılsım-ı hayretfezâdır.
---------------------
ENE-BENLİK, KAİNATIN KAPALI SIRLARINI AÇAN, MUAMMALARI ÇÖZEN HAYRET VERİCİ SIRLI BİR ANAHTARI OLABİLİR.
---------------------
O ene, mahiyetinin bilinmesiyle, o garip muammâ, o acip tılsım olan ene açılır ve kâinat tılsımını ve âlem-i vücubun künûzunu dahi açar.

Şu meseleye dair, Şemme isminde bir risale-i Arabiyemde şöyle bahsetmişiz ki:

Âlemin miftahı insanın elindedir ve nefsine takılmıştır.
---------------------
İNSANIN ELİNDE, ALEMLERİN BÜTÜN SIRLARINI VE KAPILARINI AÇAN ENE-BENLİK ANAHTARI VARDIR.
---------------------
Kâinat kapıları zâhiren açık görünürken, hakikaten kapalıdır.

Cenâb-ı Hak, emanet cihetiyle, insana "ene" namında öyle bir miftah vermiş ki, âlemin bütün kapılarını açar.

Ve öyle tılsımlı bir enaniyet vermiş ki, Hallâk-ı Kâinatın künûz-u mahfiyesini onunla keşfeder.
----------------------
İNSAN, ELİNDEKİ ENE-BENLİK ANAHTARIYLA KAİNATIN BÜTÜN HAZİNELERİNİ AÇABİLİR.
----------------------
Fakat ene, kendisi de gayet muğlâk bir muammâ ve açılması müşkül bir tılsımdır. Eğer onun hakikî mahiyeti ve sırr-ı hilkati bilinse, kendisi açıldığı gibi kâinat dahi açılır. Şöyle ki:
-----------------------
ENE-BENLİK DE KAİNAT GİBİ SIRLI, ESRARLI VE MUAMMALIDIR.
-----------------------
ENE'NİN MANASI, MAHİYETİ, YARATILIŞ GAYESİ BİLİNİRSE, HEM KENDİSİNİN HEM DE KAİNATIN SIRLARI ÇÖZÜLÜR.
-----------------------
Sâni-i Hakîm, insanın eline, emanet olarak, rububiyetinin sıfât ve şuûnâtının hakikatlerini gösterecek, tanıttıracak işârat ve nümuneleri câmi bir ene vermiştir-tâ ki, o ene bir vahid-i kıyasî olup, evsaf-ı Rububiyet ve şuûnât-ı Ulûhiyet bilinsin.
------------------------
İNSANA VERİLEN ENE-BENLİK BİR EMANETTİR.
------------------------
ENE-BENLİK, ALLAH'IN RUBUBİYETİNİN SIFATLARININ VE ŞE'N'LERİNİN (işlerini) HAKİKATLARI ANLAŞILSIN VE GÖRÜLSÜN DİYE VERİLMİŞTİR.
-------------------------
ENE-BENLİK, ALLAH'IN SAFATLARININ İŞARETÇİLERİ OLAN NUMUNELERE SAHİP KILINMIŞTIR.
-------------------------
ENE-BENLİK ALLAH'IN SIFATLARININ BENZERLERİNİ KENDİNDE TOPLAMAKTADIR.
-------------------------
ENE-BENLİK, ALLAH'IN SIFATLARINI VE İCRAATINI TANIMADA BİR VAHİD-İ KIYASİ'DİR, BİR MİHENK VE ÖLÇÜDÜR.
-------------------------
Fakat vahid-i kıyasî, bir mevcud-u hakikî olmak lâzım değil. Belki, hendesedeki farazî hatlar gibi, farz ve tevehhümle bir vahid-i kıyasî teşkil edilebilir; ilim ve tahakkukla hakikî vücudu lâzım değildir.
-------------------------
ENE-BENLİK DIŞARDA GÖRÜLEN ELLE TUTULAN VE HAKİKİ VARLIĞI OLAN MUŞAHHAS-SOMUT BİR VARLIK DEĞİLDİR. FAKAT ONA HAYALİ BİR VARLIK VERİLEBİLİR BİR MİSYON BELİRLENEBİLİR.
-------------------------
EZCÜMLE: ENE-BENLİK ALLAH'IN TANINMASINDA VE VARLIĞIN ANLAŞILMASINDA BİR ANAHTAR VE ÖLÇÜDÜR...

 
Üst