Recep ayı... | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Recep ayı...

_ikLiL_

VUSLATA HASRET.....
İhvan Üyesi
Katılım
24 May 2010
Mesajlar
2,117
Puanları
0
Yaş
28
Peygamber efendimiz
Receb ayının hilâlini görünce Selmân-ı Fârisî hazretlerine şöyle buyurdu:
“Ey Selmân
erkek ve kadın mü'minlerden biri Recebde her rek'atında fâtiha-i şerîfeyi bir kere
ihlâs-ı şerîfi ve Kâfirûn sûresini üç kere okuyarak otuz rek'at namaz kılsa
Allahü teâlâ onun günahını elbette magfiret eder ve ona yılın bütününü oruç tutmuş gibi sevab verir. O kimse gelecek yıla kadar namaz kılanlardan olur ve mahşer yerinde susuzluktan emîn olur”.


Selmân-ı Farisi hazretleri bu namazı ne şekilde ne zaman kılayım
diye sorduğunda
Resûlullah efendimiz buyurdu ki: “Ey Selmân Receb ayının birinci günü on rek’at kılarsın. Her rek’atta bir fâtiha
üç ihlâs ve üç kâfirûn sûresini okursun. Selâm verdiğinde ellerini kaldırıp: La ilâhe illâllahü vahdehü lâ şerîkeleh
lehül mülkü ve lehül hamdü
yuhyi ve yümîtü ve hüve hayyün lâ yemûtü biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr
yâ rabbî
sen vermek isteyince kimse engel olamaz
sen ma’ni olunca
kimse berşey veremez” dersin. Sonra ellerini yüzüne sürersin.
Sonra ayın ortasında on rek’at kıl. Her rek’atta bir fâtiha
bir ihlâs ve üç kâfirûn sûresini okursun. Selâm verince iki elini gök yüzüne doğru kaldırıp: “Lâ ilâhe illâllahü vahdehû lâ şerîkeleh lehül mülkü ve lehül hamdü yuhyi ve yümîtü ve hüve hayyün lâ yemûtü biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr. İlâhen vâhiden
ferden
sameden
vitren ve lem yettehız sâhibeten ve lâveleda”
deyip ellerini yüzüne sürersin.
Ayın sonunda da on rek’at kılar
her rek’atta bir kere fâtihayı
üç kere ihlâsı ve üç kere kâfirûn sûresini okur
selâm verdiğinde ellerini kaldırıp: Lâ ilâhe illâllahü vahdehû lâ şerîkeleh
lehül mülkü ve lehül hamdü yuhyî ve yümîtü ve hüve hayyün lâ yemûtü biyedihil hayr ve hüve alâ âlihittâhirîne ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm
” der
her ne istersen duân makbûl olur. Her rek’at için sana milyon rek’at namaz sevâbı verilir” buyurdu.
Selmân-ı Fârisî
bu hedis-i şerifi bildirdikten sonra
ben bu hadîs-i şerîfteki sevab ve sonsuz lütufları ve inâyetleri görünce şükür secdesi yaptım
buyurdu. (Kaza borcu olanların bunun yerine kaza kılmaları lazımdır. Böyle yapılırsa hem borçtan kurtulmuş olur hem de daha çok sevap kazanılmış olur. Kaza borcu olanın nafile namazları kabul olmaz.Teferruatlı bilgi için
Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye
kitabına müracaat edilebilir)

Recep ayında oruç

Bir defasında
Peygamber efendimiz
Receb ayında tutulacak oruçların fazîletini anlatıyordu. Orada bulunanlardan
yaşı ve pîr-i fânî bir zât ayağa kalkıp:
- Yâ Resûlallah
ben Receb ayının hepsini oruçlu geçiremem
dediğinde; Peygamber efendimiz:
- Sen Receb ayının birinci
onbeşinci
sonuncu günleri oruç tut
hepsini tutmuş sevabına kavuşursun. Çünkü sevaplar on misli yazılır. Fakat sen Receb-i şerîfin ilk cuma gecesinden gafil olma ki
melekler o geceye Regâib gecesi demişlerdir. Zîra o gece
gecenin üçte biri geçtikten sonra göklerde ve yerde bir melek kalmaz
hepsi Kâ'be-i muazzama etrafında toplanırlar. Allahü teâlâ onlara hitâben:
"Ey meleklerim dilediğinizi benden isteyiniz." buyurur. Onlar:
"Yâ Rabbî
istediğimiz
Receb ayında oruç tutanları mağfiret etmendir." deyip
isteklerini arzederler. Allahü teâlâ:
"Ben
Receb ayında oruç tutanları mağfiret ettim “
buyurur.
Yine Peygamber efendimiz buyurdu ki:
“Receb ayında bir gün
bir gece vardır ki
bir kimse o gün oruç tutsa
gecesinde namaz kılsa
ibâdete devam eylese
bir senenin bütün günlerini oruç tutmuş
bütün gecelerini ibâdetle geçirmiş sevâbı verilir. O gün Recebin yirmiyedinci günüdür.”

Recep ayına hürmetin karşılığı

Receb ayı
Âdem aleyhisselâmdan beri kıymetli idi. Bu ayda muharebe etmek günah idi. Her ümmet
bu aya saygı gösterirdi.
Îsâ aleyhisselâm zamanında bir genç
güzel bir kıza tutulmuştu. Ona kavuşmak için çırpınıyordu. Nice zaman sonra söz aldı. Bir akşam
bir yerde buluştular.
Genç
pek sevinçli idi. Aylardır bu zamanı bekliyordu. Genç ansızın
pencereden hilâli
yeni ayı gördü. Kıza:
- Bu hangi aydır
dedi. Kız da:
- Receb ayı
diye cevap verdi.
Genç birden toparlandı. Kız bu âni değişikliğe çok şaşırdı:
- Ne oluyorsun
ne oldu sana birden
diye sordu.
Genç
şöyle cevap verdi:
- Babalarımdan işittim. Receb ayında günah işlenmez. Bu aya saygı gösterilir
deyip
özür diledi ve evine gitti.
Allahü teâlâ
Îsâ aleyhisselâma vahy gönderip
olanları bildirdi. "Bu genci ziyâret et! Selâmımı söyle!" buyurdu.
Genç
Receb ayına gösterdiği bu saygı için
büyük bir peygamberin kendine gönderildiğine sevinerek îmân etti. İyi bir mü'min oldu. Receb ayına gösterdiği bu saygı sebebi ile
îmân şerefine kavuştu.
Bu mübârek zamanlarda va'dedilen sevâblara kavuşabilmek için
her şeyden önce i'tikadı düzeltmelidir. İlmihal bilgilerini
ibâdetleri
haramı ve helali öğrenmeli ve yaşayışı bunlara uygun hale getirmelidir. Çok tevbe ve istigfar etmeli
kazaya kalmış oruç ve namazları
bu günleri vesile ederek hemen kaza etmeye başlamalıdır.
Fırsatı
ganîmet bilmelidir. Bu günlere bir daha kavuşup
kavuşamayacağımız belli değildir. Bu günleri fırsat bilerek günahlara istigfar etmeli
Allahü teâlânın affetmesi için yalvarmalıdır. İbâdetleri yapmalı
ömrü zayi etmemelidir.

Hazret-i Ali'nin Duâsı

Hazret-i Hüseyin anlatır:
Recep ayıydı. Babamla beraber Kâ'be-i şerîfteydik. Kâ'bede ağlayıp
sızlayarak Allahü teâlâya duâ eden bir kimsenin sesini işittik. Babam
bu kimseyi çağırmamı söyledi. Hemen gidip o kimseyi buldum. Güzel yüzlü
temiz bir kimseydi. Fakat
sağ yanı felç olmuş
hareketsizdi. Kendimi tanıtıp
babamın kendisini beklediğini söyleyince hemen kalktı. Kendisine yardım ettim. Beraberce babamın yanına geldik. Babam:” Sen kimsin ve bu halin nedir?” diye sorunca adam şunları anlattı:
Ey mü'minlerin emiri
Allahü teâlâ tarafından cezaya çarptırılan kimsenin hali nasıl olur? İsmim Menazil bin Lahık'tır. Ben vaktimi oyun ve eğlence ile geçirdim. Hep nefsimin arzuları peşinde koşardım. Mübârek aylara hürmet etmez
mübârek aylarda ve gecelerde günah işlemeye devam ederdim. Salih bir babam vardı. Beni günahlardan vazgeçirmek için uğraşırdı. Yine bu kıymetli ayların birinde bana dedi ki:
- Allahü teâlânın azabı şiddetlidir. Bir anda kahredebilir. Kötü arkadaşlardan vazgeç! Bu kötü işleri bırak! Zîrâ melekler ve bu aylar senden şikâyet ederler.
Nasîhata hiç tahammülüm olmadığı için
babamın üzerine yürüyüp onu dövdüm ve susturdum. Babam benim bu yaptığıma çok üzülmüştü. Bunun üzerine
yedi gün oruç tutup
Kâ'be-i muazzamaya gitti. Yanında ben de vardım. Burada şöyle duâ etti:” Ey Rabbim! Mazlumların âhını yerde bırakmazsın. Bu mübârek ayda
bu mübârek yerde yapılan duâları reddetmezsin. Benim hakkımı oğlumdan al
oğlumun bir tarafını kurut!”
Daha babam duâsını bitirmemişti ki
sağ tarafım felç olup
kurumuştu.
Baban bu halimi
çok üzüldü
duâsının bu kadar çabuk kabûl edileceğini düşünememişti. Perişan halde beraber geri döndük. Ben yaptıklarımdan çok pişman olmuştum
fakat olan olmuştu. Babam da benim bu halimi gördükçe o da çok üzülüyordu.
Nihayet dayanamayıp
yine Kâ'be-i şerîfin huzurunda benim
iyileşmem
eski halime dönmem için duâ etmek niyyetiyle hayvana binip yola çıktı. Fakat
yolda hayvandan düşüp öldü. böylece artık iyileşme ümidim kalmadı. İşte bu halimle her gün gelip burada cenâb-ı Hakka yalvarıyorum. İnşaallah Rabbim
yine içinde bulunduğumuz şu mübârek aylar hürmetine duâmı kabûl eder de perişan halden kurtulurum.
Hazret-i Hüseyin sonrasını şöyle anlatır:
Babam
adamın bu halini görünce dayanamadı
bu kimseye bir duâyı öğretti. Ertesi gün bizim yanımıza hiçbir şeyi kalmamış olarak geldiğinde
sordum:
- Bu hale nasıl geldin?
- Akşam eve gittiğimde
babanızın öğrettiği duâyı okuyacaktım. O ara uykuya daldım. Rü'yâmda
bana bir ses "Allahü teâlâ sana yetişir. Sen öyle bir duâ öğrendin ki
bu ism-i a'zamdır. Onunla duâ olunduğunda kabûl olunur
onunla istediğin verilir." dedi.
Sevinç içinde uyandım. O arada tekrar bir ağırlık bastı
yine uyudum. Bu defa rü'yâda Resûlullahı gördüm. Halimi kendilerine arzettim. İnci saçılan mübârek dilinden:
- Amcamın oğlu Ali'nin öğrettiği duâyı oku! Sana ism-i a'zamı öğretti. Onunla duâ kabûl olur
istenen şey verilir
buyurdu. Ben de:
- Yâ Resûlallah! Mübârek ağzınızdan da o duâyı dinlemeği arzu ederim
diye yalvardığımda bana o duâyı söyledi. Duâ şöyleydi:
"Allahümme innî es'elüke yâ âlimel hafiyye
ve yâ men-is-semâu bikudretihi mebniyye
ve yâ men-il-erdu biizzetihi mudhıyye
ve yâ men-iş-şemsü vel-kameru binûri celâlihi müşrika ve mudıyye ve yâ mukbilen alâ külli nefsin mü'minetin zekiyye ve yâ müsekkine ra'b-el-hâifîne ve ehl-et-takıyye
yâ men havaicul-halki indehü makdıyye
yâ men necâ Yûsüfe min rıkk-il-ubûdiyye
yâ men leyse lehü bevvâbün yûnâdî velâ sâhibun yağşa ve lâ vezîrun yu'tî ve lâ gayruhu rabbün yud'a ve lâ yezdadu alâ kesretil-havaici illâ keremen ve cûden ve sallallahu alâ Muhammedin ve âlihi ve a'tini süâli inneke alâ külli şey'in kadîr." (67/1)

Ben de onu okuyup hemen uyandım. Kendimi
yakalanmış bulunduğum hastalık ve sakatlıktan
felçli halden kurtulmuş halde buldum.
Hazret-i Ali buyurdu ki: “Bu duâya sımsıkı sarılın. Çünkü o Arş-ı a'zamın hazinelerinden bir hazinedir.” (Gunyetüt-Tâlibîn)
Ayrıca Receb ayında her gün şu duâ okunmalıdır:
“Allahümme bârik lenâ fî Racebe ve şâbane ve belliğnâ Ramazâne” (Allahın
Receb ve Şâbanı bize mübarek eyle
bizi Ramazana yetiştir!)
 

z£LaL

Börtecine
İhvan Üyesi
Katılım
12 Eki 2009
Mesajlar
3,828
Puanları
0
güncelleme
 
Üst