Paralel yapının günah galerisi | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Paralel yapının günah galerisi

Son.Fedai

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
12 Şub 2007
Mesajlar
6,367
Puanları
63
Yaş
52
Web sitesi
www.elibolyazilim.com
Paralel yapının günah galerisi



[FONT=pt_sans]PARALEL YAPININ GÜNAH GALERİSİ
20:18 - 22 Kasım 2014+A
-A

[/FONT]

Açıklama: Günah tespiti ve kaydı hiç şüphesiz kiramen katibin meleklerinin işidir.İnsanların günahlarını/ayıplarını araştırma (tecessüs) dinimizde günahtır, Hucurat Suresi 12. ayette yasaklanmıştır.

Son bir yıl içinde teknoloji kullanılarak insanların özeline girildiği, illegal dinlemeler yapıldığı insanların zaaflarının kayıt altına alındığı ve şantaj olarak kullanıldığı hatta bir üst düzey devlet adamının kendi eşi ile yatak odası halinin kameraya alındığını duyduk ve hayretler içinde kaldık. Biz de bu yazı ile aynı hataya düşmüş olur muyuz? Bence olmayız. Zira arada ciddi bir fark var. Onlar, gizli kusurları faş ediyorlar yada kumpas kurarak suç oluşturuyorlar. Bizim yaptığımız ise malumun ilanı kabilindendir. Paralel yapının günahlarını sayıp dökmenin kime ne faydası olacak? Neden böyle bir yazıya gerek duyduk? Bu yapının içinde iyi niyetle yer almış ve hala iyi niyetle hizmet ettiğini sanan kardeşlerimizin gözlerinin açılmasına katkı sağlayabilirsek bu yazımız bu manada önemli bir işlev görmüş olacak. Paralel yapının günah galerisi ana hatları ile tespit edebildiğimiz kadarı ile şöyledir:


1-Paralel yapının lideri emekli vaiz Fethullah GÜLEN,
gençlik yıllarından itibaren istihbarat örgütleriyle hep irtibatlı olmuş, her ahval ve şeraitte kendi ülkesinde ve dış ülkelerde ümmetin kahir ekseriyetinin hilafına bir vaziyet almıştır. Ümmetin kahir ekseriyetinin hilafına aldığı pozisyonda bu güne kadar hiçbir değişiklik olmamıştır, kendine gönül verenleri de bu pozisyonda tutmuştur.

Örnekler:

a) Ülkemizde İslami bilinçlenme mücadelesi veren hiçbir denek, vakıf, cemaat ve partiye destek vermedikleri gibi karşı duruş sergilemişler, laik elitist kesimlerle aynı safta yer almışlardır.

b) Uluslar arası ilişkilerde ABD ve İsrail’i rahatsız edecek en ufak bir girişimleri olmadığı gibi, onların siyasetlerini destekleyici beyanatları olmuştur. 1990 yılında ABD’nin Irak işgali sırasında yüz binlerce Müslüman çocuğun ABD bombardımanı altında öldürülmesini hiç görmemişler ama İsrail’de korkudan titreyen çocukların hali F.Hocayı pek üzmüş, bunu bir vaazında göz yaşı içinde dile getirmiştir.


c) Dış ülkelerde açılan sözde Türk okulları, Türkçe'den çok İngilizceyi ve İngiliz kültürünü öğretmiş, Batı kültürünün ve kültür emperyalizminin gönüllü elçiliği yapılmıştır.


d) İsrail’in Gazze’ye uyguladığı ambargoyu delme amacına matuf yola çıkmış olan Mavi Marmara gemisinin uğradığı vahşi saldırı hakkında, “Onlar da otoriteden izin alsalardı.” diyerek zalim İsrail devletini kollayıcı, iyilik elçilerini suçlayıcı bir pozisyon takınmıştır.


2-Paralel Yapı, kendisini hem mensubu olduğu milletten hem de ümmetten tecrit ederek sosyal alamda ayrılıkçı bir duruş sergilemiştir. Ülkenin yöneticileri, işadamları, diğer dini grupları ile sadece cemaatin çıkarı için ilişki kurulmuş, cemaate çıkar sağlayanlar müspet, sağlamayanlar menfi şeklinde fişlemeler yapılmıştır.


3-Dini cemaat görünümlü bu yapı hiçbir zaman bir Kur'an Kursu açıp çocuklara Kuran öğretmemiş, dersaneye giden öğrenciler İmam Hatip lisesine yönlendirilmemiş, İmam Hatip lisesine gitmek isteyenler, ölü yıkayıcısı mı olacaksınız denilerek caydırılmış, evlerde ve dershanelerde kayda değer bir ahlaki eğitim vermemiştir. Sayısal derslerden yüksek not alan, babası zengin çocuklar her zaman cemaatin gözdeleri olmuştur.


4-Yasadışı yollarla devleti ele geçirmek, koskoca ülkeyi cemaat devleti haline getirmek için her yol mubah görülmüş, metot olarak makyavelist bir yöntem takip edilmiştir. Önlerine çıkan engeli bertaraf etmek için, yalan, iftira, kumpas her yol denenmiştir.


5-Cemaate en az katılım, imam hatip lisesi, ilahiyat ve Diyanet camiasından olduğu için, bu camia daima hor görülmüş, cemaate yaklaşan bir mühendis yada doktor el üstünde tutulurken, cemaate yaklaşan imam hatipliler ve ilahiyatçılar sadaka toplamada işe yarar düşüncesi ile yedekte tutulmuştur.


6-Uydurulmuş hikayeler ve rüyalar, dini duyarlılığı olan kesimler üzerinde uyuşturma ve şartlandırma malzemesi olarak kullanışmış, bu şekilde F.Gülen ve yakın ekibinin ermiş yanılmaz, ulvi kişiler olduğu algısı oluşturulmuştur. Fethullah Gülen bir sohbetinde Peygamberimizle, rüyada değil zahiri alemde bizzat görüştüğünü söylemiştir. Kendi cemaatlerinin, kurtuluşa eren yegane cemaat olacağı varsayılan Fırka-i Naciye olduğu sinsice işlenmiştir.


7-Fethullah GÜLEN’in papaya gösterdiği tazimin bir benzerini her hangi Müslüman bir lidere gösterdiğine biz şahit olmadık. Hırıstıyanlara gösterdikleri ilgi ve alakanın bir benzerini de her hangi bir dini cemaate gösterdiklerini görmedik.Lailahe illallah da ittifakımız var, denilerek hırıstıyanların inanç hali adeta meşrulaştırılmaya çalışıldı, diyalog çalışmaları yapıldı. Kendi soydaş ve dindaşları ile diyaloga sadece cemaatin çıkarı varsa girildi.


8-Fethullah Hoca, 1990’lı yıllarda Anadolunun dini birikimini nitelemek için Anadolu Müslümanlığı diye bir tabir kullandı ve İslamı tarihi kökeninden kopararak millileştirmeye ve yerelleştirmeye çalıştı. Dönemin Diyanet İşleri başkanı Mehmet Nuri Yılmaz da aynı tabiri kullanınca tabir daha masum ve popüler hale geldi. Bu nitelemenin pek tutar tarafı olmadığı anlaşılınca vazgeçildi.


9- Allah’ın emri olan başörtüsü hakkında ince bir kelime oyunu ile “furuattandır” diyerek mugalata yaptı.
Böylece itikadi yönden izahı mümkün ama büyük sosyal ve siyasi sonuçları olabilecek bir çığır açtı. Okullarında hanımların başları, tedbir amacı ile açtırıldı, tavizde sınır tanınmadı, her türlü eşik aşıldı. Din düşmanlarının, laik elitistlerin Müslümanları ehlileştirmek için ürettikleri her projeye müsait bir kitle yetiştirdiler. İslam mücahidi olması gereken gençleri, önce müteahhit sonra da her şeye müsait kişiler haline getirdiler.


10-Müslüman Türk Milletinin ve Anadolu coğrafyasının son üç yüzyıl içinde şahit olduğu en başarılı hükümetine ve sadece Türkiye’nin değil, bütün İslam aleminin ve bütün mazlumların umudu haline gelmiş olan lideri Recep Tayyip ERDOĞAN’ı hırsızlıkla yaftalayarak bütün dünya kamuoyunda ve tarih önünde mahkum etmek istediler. Ben Tayyip Bey’in, Davos’taki “One minut” çıkışından sonra yakında başına bir çorak örerler demiştim ama bu işi Paralel Örgüte havale edeceklerini düşünememiştim. F.Gülen örgütü, Türkiye’ye karşı hesabı olan uluslar arası örgütün gönüllü taşeronluğunu üstlenmekle sadece günah işlemekle kalmamış, mensubu olduğu ülkeye ve millete de ihanet etmiştir.

Bu saydıklarım, Paralel Örgütün işlediği, işlemeye devam ettiği ve çeşitli tevillerle de savunduğu fecaatlardan bir kısmıdır. Bu durumda hala iyi niyetle bu örgüt içinde yer almaya devam eden kardeşlerimiz, kendilerini kuşatan, duygularını istismar eden atmosferden sıyırarak akl-ı selimle düşünmeye başladıklarında gerçekleri görmek pek zor olmayacaktır. Aklını abi ve ablalarının kullanımına vermiş olan iradesizlerin durumu ise peşine takıldığı koyundan farksızdır.

Dün akşam Ülke TV’de İ.Süreyya Sırma Hocamı dinledim. “En günahkar Müslüman, bir kafirden daha iyidir.” Şeklinde bir ifade kullandı. Bu görüşten istifade ettim. Paralelcileri, gayr-i Müslimlerin gafil taşeronu olarak görsem de, Bir Fetullah Gülen’i binlerce Michel ile değişmem. Micheller ve Johnlar aramızdaki bu görüş ayrılığını sıcak çatışmaya dönüştürmek isteyebilirler. Böyle bir oyuna da aklı başında hiçbir müslümanın gelmemesi gerekir. Güne sınırımızda yaşananlardan ibret almamak aptallığın dik alasıdır.



http://www.dinihaberler.com/makale/paralel-yapinin-gunah-galerisi/
 

Son.Fedai

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
12 Şub 2007
Mesajlar
6,367
Puanları
63
Yaş
52
Web sitesi
www.elibolyazilim.com
Paralel yapı savaşı kaybetti

[FONT=pt_sans]22:35 - 27 Ekim 2014+A
-A
[/FONT]

Fethullah Gülen Örgütü'nün 1980’li yıllardan itibaren devlet içinde sözü geçen gayr-ı resmi bir güç olmaya çalıştığı biliniyordu. F.Gülen, kurmaylarıyla yaptığı üst düzey bir toplantıda, kendilerine bağlı elemanların çok dikkatli hareket ederek devletin önemli kademelerine sızmaları istiyordu. Bu tembihatın yapıldığı kasetler devletin elinde mevcuttur.

Paralel yapının hedefe ulaşmak için takip ettiği yöntemlerin başında Makyavelizm geliyordu. Yani, hedefe ulaşmak için her yolu mübah görüyorlardı. Bunun dışında takip ettikleri ve uyguladıkları diğer yöntemleri tespit edebildiğim kadarı ile şunlardır:

1-Örgütlenme: Her şehirde ve kurumda örgütlenmişlerdir. Her şehirdeki ve kurumdaki örgütlenmenin başı, imam olarak nitelendirilir. Onlara göre, şehir imamı, o cemaat nezdinde şehrin mülki amiridir, kurum imamı da müdürüdür. Eğer kurum tamamen ele geçirilmişse kanunlar formalite cemaatin prensipleri asli kanun hükmündedir. Eğer kurumu ele geçirememişseler, yöneticilerini asılsız şikayetlerle yıpratmaya ve itibarsızlaştırmaya çalışırlar. Devlet bu yapılanmayı bu sebeple paralel yapı olarak adlandırmıştır.

2-Tedbir:
Her abi/abla ve eleman ( eleman tabirini kendileri yeni kazanılanlar için kullanıyorlar) üst düzey tedbir uygularlar. Bu bağlamda önce cemaat içindeki adları ve meslekleri değiştirilir. Kendi üzerilerine kayıtlı olmayan bir telefon kullanırlar.

3-Kamuflaj:
Bulundukları yeri/ coğrafyayı, sosyal yapıyı analiz ettikten sonra o yere uygun bir pozisyon geliştirirler. O yörenin dilini, esprilerini, kültürünü ve isimlerini kullanırlar. Eğer sızmaya çalıştıkları yerler üniversite, askeri tesis, adliye vb yerler ise o kurumda kabul görmek için ne gerekiyorsa yapılır. Sızma işini yapan kişi, eşinin başı kapalı ise açtırır, kokteyllere katılır, dans eder, likör bile içer.

4-Yemleme:
Şehrin belli başlı şahsiyetlerine hediyelerle ziyarete giderler, yemeğe davet ederler, İkram ve iltifatlarla hatır gönül bağı kurmaya çalışırlar. Ardından kendi istedikleri bir personelin kurum içinde iyi bir konuma gelmesini ve o kurumun cemaate hizmet etmesini temin etmeye çalışırlar.

5-Reklam:
Cemaatin lokal başarıları abartarak ve olaylara manevi, deruni anlamlar yükleyerek tanıtırlar. Her işi millet için karşılıksız profesyonelce yapan bir imaj oluşturmaya çalışırlar. Seçilmiş süper zekalı bir çocuğun Türkiye derecesi yapması sağlanarak, bütün öğrencilerin bu başarıyı elde edebileceği algısı oluşturulur.

Paralel Yapının Kurumları:


1-Dershane, etüt salonları ve öğrenci yurtları, özel okullar, kolejler, üniversiteler vb eğitim kurumları:
Bu kurumlar cemaate eleman yetiştirmek için birer araçtır. Öğrenciler, yeteneklerine göre değil, cemaatin yurt içi ve yurt dışındaki öğretmen vd kurumlardaki personel ihtiyacına göre yönlendirilir.

2-Sivil Toplum Kuruluşları:
Her yerde mevcut STK’lara paralel kendi STK’larını kurarlar ve alternatif olmaya çalışırlar. STK’larla memur ve öğrenciler dışında sivil vatandaşa ulaşırlar. STK’lar, para toplamak için de bir yasal zemin oluşturur.

3-Medya Kuruluşları:
Zaman Gazetesi, Samanyolu TV, SHaber, Mehtap TV, Yumurcak vb kanallarla kendi adamlarını, kurumlarını ve hizmetlerini tanıtarak kitleselleşmeye, toplumda elde ettikleri zemini genişletmeye ve tahkim etmeye çalışırlar.

4-Holdingler ve Finans Kurumları:
Cemaate mensup yada yakın işadamları tarafından kurulan holdingler hem cemaate kazanç sağlar hem de istihdam oluşturur. Asya Finansı önce katılım bankası olarak kurdular, sonra bankacılığa çevirdiler. Kendi kurumları arası para trafiğini sevk ve idare etmek için bu banka kullanılır.

5-Hayır Kuruluşları:
Ülke genelinde “Kimse yok mu derneği” mahallinde çeşitli vakıf ve derneklerle cemaat yüzyılın en büyük iyilik hareketi olarak tanıtılır, böylece parası olanın parasal desteği, parası olmayanın dolaylı desteği sağlanır.
Bu tür oluşumları her cemaat ve sivil toplum kuruluşu yapıyor ne var bunda? denilebilir. Elbette sadece kamu yararı düşünülerek yapılan bu tür çalışmalar takdire şayandır. Ancak bu tür işler tek bir hedefi gerçekleştirmek, devleti ele geçirerek bir Fethullah Devleti kurmaya çalışırsanız;

a) Sizin bu işlerde hiç de samimi olmadığınız, başka siyasi hesaplar yaptığınız anlaşılır.

b) İnsanın iyi niyetli desteğini sadakasını ve hayırlarını amacı dışında başka yerler kullanarak çok büyük bir vebale girmiş olursunuz. Eğer fakirin hakkı olan zekat, fakire ulaştırılmıyorsa, bir okulun inşaatında kullanılıyorsa bu vebaldir.

Paralel Yapının Mühimmatı:


1-Yasa dışı dinlemeler:
Paralel yapı bu işi o kadar abarttı ki, bir bakanın kendi eşi ile birlikte kaldığı otel odasına dahi kamera koydular ve bunu şantaj aracı olarak kullandılar. Ahlaki zaafı olan kişilerin açıkları tespit edildi yada onlara tuzak kuruldu elde edilen bulgular da şantaj aracı olarak kullanıldı ve bunlardan cemaat lehine kazançlar elde edildi. Yasa dışı dinlemelerle elde ettikleri istihbari bilgileri, uluslar arası istihbarat örgütleri ile paylaşarak ajanlık yaptılar.

2-HSYK, Yargıtay, Emniyet vd kurumların kilit noktalarına yerleştirdiği adamları.

3-Teknolojik aygıtlarla muhalif gördükleri kişi ve kurumlarla ilgili ürettikleri suçlar.

4-Kendilerine bağlı yayın organları,

5-Yabancı istihbarat örgütlerinin dolaylı destekleri.

Demokrasilerde her sivil oluşum, parti kurarak iktidara talip olabilir yada iktidarı denetleyebilir. Peki paralel yapı iktidar olmak için neden böyle bir yolu seçti?


1-Siyasi iktidar geçicidir, bunlar bir süreliğine geçici iktidar olmak yerine devlet içine kök salarak kalıcı olmak istedi.

2-Parti belli bir görüşü temsil eder ve onun muhalifleri olur. Bunlar ise bütün toplumu dönüştürerek kendileri gibi olmasını temin etmeye çalıştılar.

3-Ülkemizde yakın zamana kadar laiklik bahane edilerek dini oluşumların faaliyetleri engelleniyordu. Bunlar da üzerlerine gelen basıları azaltmak için bir yandan her devrin hükümeti ile uyumlu çalıştılar ve de illegal yapılanmaya devam ettiler.

Paralel Yapı neden 7 Şubat’ta savaş ilan etti ve 17 ve 25 Aralık 2013’te topyekun taarruza geçti?


1-Cemaat 40 yıllık bir çalışmanın sonucunda devlet olabilecek bir güce ulaştığını düşündü. Hatta belli yerlerde ve kurumlarda devlet olmanın şımarıklığı görülmeye başlanmıştı. Özel toplantılarda “Ağabeyler, Allaha şükür MİT hariç artık devlete biz hakimiz” sözünü açıkça dillendiriyorlardı. Cemaatin daha fazla beklemeye tahammülü yoktu. Fethullah Gülen’in yaşı ilerliyordu, biraz daha gecikilmesi halinde devletin ruhani lideri olma şansını kaybedebilirdi.

2-2014 Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde bu iş bitirilmeliydi. Zira R.Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasından sonra devlete hakim olmak imkansız hale gelecekti.

3-Savaş 2 Şubat 2012’de başladı fakat hükümet bu işi sessiz sedasız bertaraf edeceğini düşündü. Taarruz 2013’ün Haziran aylarında yapılacaktı fakat bu günlerde gezi olaylarının patlak vermesi, taarruzun 17 Aralık’a sarkmasına yol açtı. Yerel seçimler öncesinde bu iş bitirilmeliydi. Algı operasyonu ile yerel seçimlerde büyük bir hizmete uğrayan Ak Parti’nin, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de başarısız olması planlanıyordu. Her şey istedikleri gibi olsaydı, tuzluğu koysalar vekil seçilecek, tuzluk vekillerle de hükümet kurup devleti idare edeceklerdir.
Gelinen noktada denilebilir ki Fethullah Gülen örgütü, 40 yıldır sinsice ulaşmaya çalıştığı hedefe varamamış, hiç bir stratejik derinliği olmayan hamlelerle yürüttükleri savaşı kaybetmişlerdir. 17 ve 25 Aralık’ta yapmak istedikleri altın vuruşlar, cemaatin intiharı ile sonuçlanmıştır.

Cemaat mensupları şimdilerde çözülmeyi engellemek için birbirlerine, “Cemaat kaybedeceği hiçbir savaşa girmez.” “Her şey zamanla daha iyi anlaşılacak.”Hoca Efendi, Peygamberimizle anlık görüşmeler yapıyor, biraz daha zaman var, bir ağabey rüyasında görmüş AKP’liler helak olmuş, Zaman okurları kurtulmuş vb şeyler söylüyorlar. Bu nasıl bir inanıştır ki, ülkemizde Kuran Kursunda Kur’an okuyan binlerde kişi, hafızlık öğrencisi bile helak oluyor ama sadece Zaman okuru kurtuluyor?
Bu son hurafe bile cemaatin hurafecilikte geldiği noktayı göstermesi açısından oldukça dikkat çekicidir.


Diyorlar ki, hükümetler geçicidir, cemaat ise her daim var olacaktır. Ben de diyorum ki hepimiz geçiciyiz, Baki olan Allah’tır. Gayretullaha dokunanlar helak olurlar. Paralel Yapı da tecessüs yaparak, iftira atarak gayretullaha dokunmuş, Allah da onları devletin gücü ile cezalandırmıştır. Bundan böyle iflah olmaları imkansızdır.

http://www.dinihaberler.com/makale/paralel-yapi-savasi-kaybetti/

 
Üst