Paradİgmalari Sorgulamak

SERKAN_TUTAROĞLU

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
29 Tem 2006
Mesajlar
18
Beğeniler
0
Puanları
0
Yaş
35
Web sitesi
nofearcanser.tripod.com
#1
Akıllı Tasarım neden var(olmalı)?

Paradigmaları Sorgulamak



Mustafa Ajlan Abudak



Bu makalemizde şu ana kadar sitemizde yayınladığımız makalelerin genel bir özetini yapmak istedik. Neyi neden anlattığımızı siz okuyucularımıza hatırlatmak ve bunu yaparken nerden yola çıktığımızı vurgulamak amacımız. Umuyoruz ki, bu makale okuyucunun AT hareketinini daha iyi anlaması için yardımcı olacaktır.





Bütün boyutlarıyla modern bilimin de, modernizm ve postmodernizmin de dayandığı küllî paradigmalar vardır. Modernist, postmodernist ve bilimcilerin bunlara bağlılığı, bu paradigmalar bir antitez, teori, zan ve iddia olduğu halde ve paradoksal bir biçimde böyle oldukları için dogmatik ve din mensuplarının dine bağlılığından daha katı ve daha dogmatik bir bağlılıktır. İdeolojilerin genellikle sert ve kavgacı olmalarının sebebi de bir bakıma budur.



Bu paradigmaların temelinde, bir antitez olarak gaybı ve manevî her şeyi peşin inkâr, bunları kabulü ise dogmatik bir inanç ve bilimsel olmayan bir tutum kabûl etme yatar. Hedef, maddî açıdan azamî doyum, maddî arzu ve ihtiyaçları kamçılayıp çoğaltma; buna giden yol, daha çok üretim daha çok tüketim döngüsü, dolayısıyla üretim araç ve kaynaklarına sahip olmada mücadele, hayatı bir mücadeleden ibaret görme; mücadeleyi kazanmanın yolu da kuvvettir. Buna insanda bulunan ve mutlaka terbiyesi gereken kuvvet şehveti de eklenince, en kuvvetli olmak, hedef haline gelmektedir. "Bilgi kuvvettir" sözü, bu manada bilgiyi, bilimi kuvvetin emrine vermeyi ifade etmekte, yine "Bilme cesaretini göster," modernizmin temeli olarak, "İnkâr etme cesaretini göster" manasına gelmekte ve mümkün olan azamî gücü elde etme bilimsel araştırmaların gayesi olmaktadır.(1)



Ali Ünan Bey’in harika şekilde özetlediği olgu üniversitelerimizi hakim olan materyalist-darwinist akademik elitlerin kavramsal krallıklarıdır. AT buna karşı en büyük tehlikedir. Neden mi? Çünkü önermeleri ve sorgulamaları bilimseldir. Bilim materyalistlerin tekelindeyken hiçte hoşlanılmayacak bir durum öyle değil mi?Bu sıkıntının ülkemizde ne denli büyük olduğunu gelin Mustafa Akyol’un tespitinden inceleyelim.Ülkemizdeki köklü medya at gözlüğü ile neyin propagandasını yapıyor bakalım;



Hürriyet köşeyazarlarından Özdemir İnce, 4 Ekim tarihli yazısına "Evrim Kuramı Olmadan Bilim Olmaz" diye başlık atmıştı. İçerikte de "Bilim ve Gelecek" dergisinin Darwin'in evrim kuramını savunan ve yaratılış görüşüne veryansın eden makalelerine atıfta bulunuyordu.



Bu konu, "nasıl var olduk" sorusuna vereceğimiz yanıtla yakından ilgili. Dolayısıyla da önemli. Önemli olduğu için de, tek yanlı olarak tartışılmamasına özen göstermek gerekiyor.



Sayın İnce'nin kaynak gösterdiği "Bilim ve Gelecek" dergisinin ise konuyu tek yanlı olarak ele alıyor: Dergide herhangi bir "karşı görüş" yok. Daha çok konuları "tarihsel maddecilik açısından" (ateizm diye de okuyabilirsiniz) ele alan yazarların makaleleri var.



Başka bir açıdan, şunları söylemek gerekiyor:



Öncelikle, Darwinizm bir teoridir ve teoriler "bilimin temeli" olamazlar. Her teori bilimsel verilere uygun görüldüğü sürece kabul görür, çelişkili görüldüğünde de terk edilir. Nitekim Darwinizm'den daha da önemli bir teori olan Newton fiziği yerini kuantum fiziğine terk edince, fizik bilimi yıkılmış olmadı...



"Evrim kuramı" bilimsel bulgularla çeliştiği için reddedilirse, bilim yine bilim olarak kalmaya devam edecek. Kaldı ki Darwin'den önce de biyoloji, anatomi, fosil bilimi, jeoloji vardı. Bilim evrim kuramıyla başlamadığına göre, bu kuram "bilimin temeli" de değil.



Öte yandan "Bilim ve Gelecek" dergisi yazarlarının ve Sayın İnce'nin ikide bir "köktendinci yaratılışçı Hıristiyanlar"ın ABD'deki hukuki yenilgilerinden söz etmeleri pek bir anlam ifade etmiyor. Çünkü bu, 80'li yıllardan kalma bir "bayat haber". Bugün ABD'de Darwin'in evrim kuramına yönelik ciddi itirazlar, "yaratılışçılar"dan değil, "Akılı Tasarım" (Intelligent Design) teorisini savunanlardan geliyor.



Bu teoriyi savunanlar, "köktendinciler" değil, ABD'nin saygın üniversitelerinde çalışan bilim adamları. Yaşamın evrim kuramında ileri sürüldüğü gibi rastlantıyla doğmadığını, bilinçli olarak "dizayn edildiğini" savunurken de, dini kaynaklara değil, bilimsel verilere dayanıyorlar. Discovery Institute adlı önemli bir enstitüleri ve "Origins & Design" (Kökenler Dizayn) adlı bir bilimsel dergileri var. (Bkz: www.arn.org/) (2)



Yukarıdaki açıklamalar azda olsa size yaratılışcılarla AT hareketini neden aynı kefeye konulmak istendiğini açıklamıştır.Şimdi AT'nin bizlere neler anlattığına kısaca bir göz atalım;



Behe’nin Darwin’in Kara Kutusu’nda ispatladığı gibi indirgenemez karmaşık bir sistem küçük, başarılı bir öncü sistemin değişiklikleriyle üretilemez.(Örneğin Göz )Çünkü herhangi bir öncü sistemde biyolojik yapılarda indirgenemez karmaşıklığın bir parçasının eksik olması o öncü neslin hayatta kalmasını engelleyerek işlemez bir sistem oluşacaktır.(Evrim için olmazsa olmaz bir kuralın işlevselliğinin sorgulanması)



Hâlbuki doğal seçilim sadece işleyen sistemleri seçebilmektedir. Böylece eğer bir biyolojik sistem zamanla yavaş yavaş bir bütün halinde işleyen bir şekilde ortaya çıkıp üretilemeyecekse, bir başarısız çuvallamada, doğal seçilimin etki edebileceği bir şeyde doğal olarak olamayacaktır. İndirgenemez karmaşıklıkta bir sistem, işlev sadece tüm parçalar aynı anda birlikte olduklarında elde edilebilir. Eğer doğal seçilim indirgenemez karmaşıklıkta bir sistem üretecekse, bu sistemi bir kerede, bir anda üretmek zorundadır yada üretemeyecektir.



Bu sistemler basit olduklarında problem çıkaracak gibi gözükmemektedir, ama öyle değildirler; indirgenemez karmaşık biyokimyasal sistemler Behe’nin düşündüğü gibi çok sayıda farklı proteinden oluşan protein makineleridir, her biri işlevlerinin devamı ayrılamaz bütünlerdir, birlikte bu sistemler doğal seçilimin tek bir nesilde bir araya getirebileceklerinin ötesinde makinelerdir.



Organizmanın işlevi birçok sebeple özelleşmiş bir yapıya kavuşur. Arno Wouters bunu “tüm organizmaya uygulanabilirlik” terimiyle açıklar. Michael Behe ise biyokimyasal sistemlerde“asgari işlev” terimiyle bunu ifade eder. Hatta Richard Dawkins(Blind Watchmaker'da) bile hayatın işlevsel olarak özelleşip donatıldığını kabul eder. Onun için bu terim genlerin yeniden üretilmesidir. Böylece Kör Saatçi’ de Dawkins “karışık şeyler belirli bir niteliğe sahiptir, gelişmiş şekilde özelleşmişlerdir der. Bu tek başına rast gele şans yoluyla elde edilmesi bilimsel olarak olasılık dışı bir şeydir.(Probablity of Miracles adlı makalemize bakınız)



Bu AT nin Metafizik ve yahut din bilim (teoloji)olmadığını göstermez mi?.Her ne kadar anlatımla basit mantıksal bir sunumda bulunamamaktasada istatiksel bir doğrulama başarısıyla zorlayıcı bir uzlaşma neo-Dawincilerce denenmiştir.Oysaki Rakamlar ve veriler insanın beşeri görüşlerinden daima daha tutarlı ve nesneldir. Bu kıstaslar yani indirgenemez karmaşıklık (yada yapıların evrim içersinde farzi oluşum olasılıkları) biyoloji ile ilgilidir. Ne zaman kompleks bilgi zengini biyolojik yapılara uygulanırsa, tasarım apaçık ortaya çıkar.Çünkü bilginin kaynağı ancak başka bir bilgi olabilir.Olmayan bir yapıdan üst yapı türetilemez.



Martin Heideger “Olmak ve Zaman” adlı yapıtında belirttiği gibi “Bilimin gelişme seviyesi bilimin temel kavramlarının içersindeki bir sorunun yeterlilik kapasitesinin büyüklüğünce belirlenmektedir” diyerek bu yeterliliğin Evrim teorisi için uzak bir söylem olduğu ortaya koymaktadır..Bilim son bir yüzyıldır bu uygun olmayan temel kavramlar ve kanunlarla işlemiştir, kesinlikle bilgi çağında ve de kesinlikle tasarımın deneysel olarak saptanabildiği bugünkü bir çağ içersinde değil. Bilim temel kavramlarınca oluşturulan bir krizle yüzleşmektedir. Bu krizden tek çıkış yolu tasarımın bilime dâhil edilerek bilimin genişlemesidir.



Bilimin amacı asla gerçeği şu yâda bu şekilde, bizi ilahi yada ilahi olamayan bir nedene bağlamak değildir. Bilim sadece gerçeği arar ve ortaya koyar. Bu gerçeğin yorumu tamamen onu yorumlayan kişiye özgü yorumlardır ve onu bağlar asla salt gerçeğin üstüne bir şey koymaz yâda eksiltmez. Tabii ki bir İsviçre kantonunda el emeği ile yapılan Zenith marka kol saatinizin kör bir yapımcının elinde çıktığını iddia etmek en doğal hakkınızdır.(Richard Dawkins) Ama tüm insanların buna inanması ve bu inancı sizle paylaşmasını beklemek sadece propagandadır.



Akıllı tasarımın bilim içersindeki rolü sadece gerçeği ortaya koymaktır. Her geçen gün tasarımın daha da artan kanıtlarını bilim dünyasıyla paylaşmak ve bilime katkıda bulunmaktır.Asla bilime yön vermek yâda bir inanç veya bir dogma haline gelmek değildir. Tabii ki buradaki fikirler, bilimsel veriler sonucu ortaya çıkan kanaatlerdir. En nihayetinde fikir kendisini üretenin bağlar, paylaşıp paylaşmamak kişinin kendi hür seçimidir. Ancak ortaya çıkan aşağıdaki bilimsel veriler sanki hiç bulunmamış, ortaya bile çıkmamış gibi davranmak ve canlılarda ki tasarımı ısrarla sadece kendi bilimsel fikrince açıklanabileceğini diretmek ve diğer açılımları yok saymak olsa olsa bilimsel bir ayıptır.



Yine tekrarlamakta yarar gördüğüm ve materyalistlerin ısrarla anlamadığı şey şudur;“Tasarımın olduğu yerde elbette bir Tasarımcı yâda Tasarımcılar olmalıdır. Fakat bu noktada bilinçli tasarım teorisyenlerinin bilimsel görevi sona erer. Onlar yasayan canlıların moleküler seviyedeki bilimsel gerçeğini aramış, imkânlar ve teknoloji el verdiğince ona yaklaşmış yâda bulmuş ve sonuçları ortaya koymuşlardır. Burada Tasarımcı yâda Tasarımcıların ne, kim yâda nerede oldukları tamamen kişisel bir sorgulamadır. AT ile dinsel inanışla bütünleşik bir hareket olarak değil aksine seküler bir hareket olarak ortaya çıkmış ,dini inanış teoriyi destekleyen bilim adamlarının kendi dünya görüşlerinden ibaret kalmıştır.Amaç;bir dini ,bir inancın yılmaz savunuculuğunu yapmak değil,elde edilen bilgilerle Darwinci Evrimi sorgulamaktır.AT'nin çıkarımlarının dinle uyuşması din için geçerli olabilir AT için bir anlam ifade etmez. Sırf dini inanışı formülize etmek gibi beyhude bir çabası olmamıştır. Bu yüzden olsa gerek binlerce Teist AT hareketine açık destek vermez, zaten verilen destek ise AT 'yi değil ona desteği veren kişilerin seçimidir ve onları bağlar. AT’nin ortaya koyduklarını sadece kişisel anlamda inanışı daha anlamlı yada akli kılar bilimsel olarak ortada duran ise tasarımdır. Sorun bunu rastlantıya yâda bir bilince atf etmektir. Sorun seçiminizdir.”



Kaynakça;



1.Ali Ünal

2.Mustafa Akyol
 

HTML

Üst