Papatya Falı | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Papatya Falı

meyve

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
15 Eki 2006
Mesajlar
762
Puanları
0

Günlerden bir gün evrenin bir noktasında küçük bir tırtıl gözlerini yaşama açtı. Doğal içgüdüleriyle hemen beslenmeye başladı. Ne bulursa yedi. Bir süre sonra yeterince büyüdüğünde, kendine güvenli bir yer bulup bir koza örmeye başladı. Bu kozanın içinde geçirdiği uzunca bir sürenin sonunda da rengarenk kanatlı bir kelebek olup çıktı.
Minik kelebek, uçabiliyor olmanın da verdiği mutlulukla uçmaya başladı. Dağlar tepeler aştı, ormanın her yerini dolaştı. Derken rengarenk çiçeklerin bulunduğu vadiye geldi. Çevresine şaşkın şaşkın bakarken vadinin öbür ucunda bir papatya gördü. İçinden “Ne muhteşem bir çiçek” diye geçirdi. Zaman kaybetmeden yüzlerce renkli, hoş kokulu çiçeğin üzerinden geçip doğruca onun yanında aldı soluğu.
“Merhaba” dedi papatyaya, “Sizi uzaktan gördüm ve yanınıza gelmek istedim.”
Nazlı papatya şöyle bir baktı konuğuna ve “Merhaba” dedi, “Ben de yalnızlıktan sıkılmıştım zaten.”
Kelebek, ona yaşama öyküsünü, nerede dünyaya geldiğini, geçtiği ormanı, tepeleri anlattı. Papatya da ona kendinden söz etti.
Gece olunca birlikte yıldızları ve ateş böceklerinin danslarını seyrettiler. Gündüz olunca kelebek kanatlarıyla papatyayı güneşin yakıcı ışınlarından korudu.
Minik kelebek papatyayı çok sevdi. O kadar çok sevdi ki, bir türlü onun yanından ayrılamadı.papatyanın da onu sevip sevmediğini merak ediyordu. Ama cesaret edip de bunu papatyaya söyleyemedi bir türlü. Onu kırmaktan, incitmekten bu yüzden kaybetmekten korktu. Papatya da kelebeği çok sevdi ama o da bir türlü söyleyemedi sevgisini. Duygularının karşılığının olamayacağından ve bu yüzden kelebeği kaybedeceğinden korktu.
Böylece saatler saatleri kovaladı. Günler geçip de kelebek artık zamanı kalmadığını, gücünün tükendiğini anlayınca papatyaya döndü ve “Üzgünüm ama senden ayrılmam gerekecek.” dedi. Papatya buna bir anlam veremedi ve “Neden?” diye sordu. “Yoksa benim yanımda mutsuz musun?”
“Hayır” dedi kelebek. “Sen benim yaşamıma anlam kattın. Fakat biz kelebeklerin ömrü yalnızca üç gündür ve ben de ömrümü tamamladım. Artık kelebeklerin ölmediği bir yere gitmeliyim.”
Papatya bu duruma çok üzüldü ama yapacak bir şey yoktu. Kelebek artık hiç gücünün kalmadığını, daha fazla tutunamayacağını fark ettiğinde, son bir çabayla papatyaya “SENİ SEVİYORUM” diyebildi ancak. Papatya donakaldı. Yalnızca “Ben de...” diyebildi kelebeğin arkasından. Ardından da gözyaşlarına boğuldu. İçinden “Keşke onu sevdiğimi söyleyebilseydim.” diye geçirdi. Papatya, sevdiğinin onu sevdiğini bilmeden geçirdiği günlerin acısına dayanamadı. Bir süre sonra da dökülmeye başladı. Her düşen yaprakta papatya içinden “seviyormuş” diye geçirdi.
İşte o günden bu yana bunu bilen aşıklar, sevgililerine soramadıklarını hep papatyalara sordu. “Seviyor mu, sevmiyor mu?” diye....
 
Üst