Oruç faydalıdır... | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Oruç faydalıdır...

bulut_bey79

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
28 Eki 2006
Mesajlar
12,118
Puanları
0
Web sitesi
3422unitedstates.spaces.live.com
Oruç faydalıdır...
15.08.2010

Oruç tutmak, insan sağlığı için zararlı değil, aksine çok faydalıdır. Çünkü Allahü teâlâ, kullarına, zararlı bir şey emretmez. Peygamber efendimiz de; (Oruç tutunuz, sıhhat bulunuz) buyurmuştur.

Oruç tutmak, mide rahatsızlığına sebep olmadığı gibi, aksine midenin sıhhati için çok faydalıdır. Bu husûs, bugünkü modern tıp mütehassısları tarafından, kesin bir şekilde isbat edilmiştir. Çeşitli yabancı dillerde, mütehassıs doktorlar tarafından yazılmış tıp kitaplarında, birçok hastalıkların perhiz yapmakla tedâvî edilecekleri, yâhut perhiz yaparak tedâvînin kolaylaşacağı bildirilmektedir.

Oruç, bir sene boyunca durmadan çalışan mide ile berâber bütün sindirim sisteminin istirâhate sevk edilmesi ve insan vücûdunun bir tasfiyeye tâbi tutulmasıdır. Böylece, sindirim sistemi dinlendirilmiş olur.

İnsanlarda en çok görülen râhatsızlık, sindirim bozukluğudur. Bu hâl, şişmanlık, kalb, damar, şeker hastalıklarına ve tansiyon yüksekliğine sebeb olmaktadır. Oruç, bütün bu hastalıklara karşı, koruyuculuk vazîfesi yaptığı gibi, bir de tedâvî vâsıtasıdır.

Oruç tutmakla, insanın güçlü bir irâde kuvveti kazanacağı şübhesizdir. Bu sebeple alkol, uyuşturucu gibi, kötü alışkanlıklardan oruç vesîlesi ile kurtulanlar çok görülmektedir. Şâh Veliyyullah-ı Dehlevî hazretleri buyuruyor ki:
“İnsanın nefsi bâzan taşkınlık yapar. Bunun için de insanın, bâzı çârelere başvurması gerekir. Oruç, bu hususta en güzel çâredir. İnsan, şehvetini oruç tutmak sûretiyle kırar. Oruç, insanın kötü isteklerini zayıflatır. Rûhun parlaması, şehvetin ve kötü arzuların kırılmasında, oruçtan daha tesirli bir çâre yoktur. Kişi oruç tutmak sûretiyle şehvet ve kötü arzularından ne kadar sıyrılabilmişse, oruç o derece günahlarına kefâret olur.”

Oruç, vücûttaki karbonhidrat, protein ve bilhassa yağ depolarının harekete geçirilmesini sağlar. Oruç sâyesinde madde süzmekten kurtulan böbrekler, bir revizyona, tamire girerek, dinlenme ve yenilenme imkânı bulurlar.

Bütün bu bildirilenler, oruç tutmanın insan sağlığına zarar verir diyenlerin yalan ve iftirâlarını yüzlerine çarpmaktadır.

Oruç, aynı zamanda nefse hâkim olmayı da sağlar. Oruç tutma zamanı, Kamerî aylara göre tâyin edildiğinden, her sene, şemsî sene hesâbıyla önceki seneye göre 10-11 gün evvel gelir. Bu sebepten, yaklaşık otuz üç sene içinde her mevsimde oruç tutmak mümkün olur.

Seyyid Burhâneddîn Tirmizî hazretleri, talebelerine şöyle nasihat ederdi:
“Karnınız aç olsun! Bunun için de çok oruç tutunuz! Çünkü oruç, hikmet hazînelerinin anahtarıdır. Oruç tutmak, kalbin rikkate gelmesine sebeb olur ve oruçlunun duâsı, Allahü teâlâ indinde makbuldür. Eğer Allahü teâlâya tâatte bulunamazsanız, hiç olmazsa oruç tutun. Karnınızı aç tutmaya ve acı çekmeye önem verin. Çünkü oruç tutmaktan daha iyi bir tâat yoktur. Allahü teâlâya ulaştıracak, oruçtan daha iyi bir binek yoktur. Oruç ehlinin duâlarına karşılık verilir ve kabûl edilir. Orucun Allahü teâlâ katında büyük değer ve önemi vardır. Oruç, hikmet hazînelerinin anahtarıdır. Bir kimse, bütün kulluk vazîfelerini yerine getirse, fakat mîdesini doldursa hiçbir yere ulaşamaz. Orucu gereğince tutsa, başka kulluk vazîfelerinde kusur olsa bile, yine bir yere erişir. Oruca yavaş yavaş alışmak gerekir ki, sıhhate ziyan gelmesin, insanı işten alıkoymasın...”

Netice olarak oruç, insan için zararlı değil, her bakımdan faydalıdır. Zira oruç tutanlarda, gündüz kan hacminin, doku suyunun azaldığı ve sonuçta, küçük tansiyonun düştüğü, kalbin rahatladığı tetkikler sonucu anlaşılmıştır.

Oruç tutan kişinin sinir sistemi de, bir rahatlama içindedir. Bir ibâdeti yerine getirme mutluluğu, gerginlikleri, sıkıntıları azaltır, yok eder. Ayrıca Muhammed Bâkî-billah hazretlerinin buyurduğu gibi:
“Oruç tutmak, Allahü teâlânın sıfatıyla sıfatlanmaktır. Zîrâ Allahü teâlâ, yemekten ve içmekten münezzehtir.”
osman ünlü makale
 

ıtri

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
30 Ağu 2009
Mesajlar
1,235
Puanları
0
Yaş
35
Orucun faydaları pek çok.
Yalnız bütün bu faydaları esas gaye yapmamak gerekiyor.
Yoksa ihlasta bir zedelenme olabilir.

Bu arada;
Ramazan tebrikleşmesinin özel bir sayfası yok sanırım.
Onun için bütün ihvan ın Ramazan-ı şerifini kutlarken,
Bütün islam alemine hayırlar getirmesini dilerim.
Dua beklerim.
 

ArZu

GülenAy
İhvan Üyesi
Katılım
7 Haz 2006
Mesajlar
30,610
Puanları
0
Web sitesi
www.arzuzum.blogcu.com
var var öyle bir sayfa dur linki vereyim hemen...
buyur :)

Ramazanı en güzel amellerle geçirmek istemez misiniz ?



Ramazan-ı Şerifinizi kutluyor ülkemiz, milletimiz ve insanlık âlemi için hayırlara vesile olmasını yüce Mevlâdan niyaz ediyorum…
Eğer geçirmek istiyorsanız, o zaman aşağıdaki maddeleri okumalısınız.


1-Ramazana başlamadan önce hilalin görünüp görünmediğini sormalıyım, araştırmalıyım.
2-Ramazan orucumu Allah’ın rızasını kazanmak için tutmalıyım.
3-Ramazan ayında, namaz kılmalı, dua etmeli, kuran okumalı, iyilikte bulunmalı, kötülükten sakındırmalıyım.
4-Ramazanda, teravih namazlarıma ve teheccüd namazıma itina göstermeliyim.
5-Ramazanda, mahallemde bulunan küçüklere ve büyüklere kuran okumasını öğretebilirim.
6-Ramazanda, kuran okumasını bilmiyorsam kuran okumasını bir bilenden öğrenebilirim.

7-Ramazan ayında, sabah-akşam-uyku öncesi sünnetle sabit olan duaları okuyarak sevap kazanabilirim.
8-Ramazanda,küfür-şirk-haram-fahşa olan amellerden ve mekanlardan sakınmalıyım ve kendimi onlardan kurtarmalıyım.
9-Ramazan ayında beş vakit namazlarımın vaktine itina etmeli ve vaktinde namaz kılmalıyım.
10-Ramazan ayında, bidat ameller değil sünnet ameller işlemeli ve bu sünnetleri yaymalıyım.
11-Ramazanda, işgal altındaki müslüman topraklarını ve müslümanları unutmamalı, onlara bol bol dua etmeliyim.

12-Ramazanda, yılda sadece 1 aylık müslüman gözükmeye çalışan medyadan uzak durmalıyım.

13-Ramazanda, sövmekten, hakaret etmekten, gıybetten, kinden, düşmanlıktan uzak durmalıyım.

14-Mali gücümün yettiğince sadaka vermeli, fitre sadakamı verecek yeri iyi bilmeliyim.

15-Zamanımı boş şeylere değil de kuran okumaya, sünnetle sabit olan dualar etmeye, tebliğ etmeye ayırmalıyım.

16-Ramazanda iftarımı erken açmaya çalışmalıyım.

17-Ramazan ayında Allah dininin anlatıldığı sohbetlere katılmalı ve ilmimi artırmalıyım.

18-Ramazanda İslam’ı bilmeyenlerin evlerine giderek onlara İslam’ı tebliğ edebilirim.

19-Ramazanda Tevhide-sünnete-salih amelelere davet eden vaizleri-hocaları dinlemeliyim.

20-Zekatım varsa onu ayırmalı ve onu vermekte gecikmemeliyim.

21-Ramazanda sahura kalkmalı ve onun bir bereket olduğunu doğrulamalıyım.

22-Ramazanda sahur vaktinin hava aydınlanıncaya kadar sürdüğünü çok iyi bilmeliyim.

23-Ramazan ayı içinde olan Rasulullah ve ashabının gazvelerini çok iyi okumalıyım ve ders almalıyım.

24-Ramazanın açlık ve susuzluk çekmek demek olmadığını Allah ve Resulünün emrettiği salih bir ibadet olduğunu bilmeliyim.

25-Ramazan ayında açık ve saçık giyinmekten ve giyinenlere bakmaktan utanmalı ve korkmalıyım.

26-Ramazan ayının kuran ayı olduğunu bilerek bol bol kuran okumalıyım ve okutmalıyım.

27-Ramazanda 20 rekat acele acele namaz kılmak yerine daha sahih delillerle gelen 8 rekat teravih kılmalıyım.

28-Ramazanda camilerde işlenen bidatlere asla uymamalıyım.

29-Teravih namazında oynayan çocuklara ağır sözler söyleyen hacılara “ cami güvercinlerine lütfen karışmayın” demeliyim.

30-Ramazanda dinimi anlatması gerekenlere, İslam’ı öğreten dersler hazırlamasını istemeliyim.

31-İftar vaktinde öncelikle dualarımı kendime, aileme, ve tüm müslümanlara dönük yapmalıyım.32-İslam’a düşmanlık edenlere, müslüman topraklarını işgal edenlere ve destekleyicilerine karşı beddua etmeliyim.

33-Müslümanların kafirler önünde izzetli olmaları ve galip gelmeleri için dualar etmeliyim.


alıntı...
 

bulut_bey79

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
28 Eki 2006
Mesajlar
12,118
Puanları
0
Web sitesi
3422unitedstates.spaces.live.com
Oruç tutan sıhhat bulur...

Rabbimiz, bize neyi emretmişse, neyi yapmamızı buyurduysa mutlaka onda bizim maddi ve manevi faydalarımız vardır. Hangilerini haram kılmışsa, şüphesiz onlarda da pek çok zararlarımız vardır. Bugün anlamasak bile yarın, gün geçtikçe daha iyi anlayacağız. Biz bilemeyiz, o bilir...
Bizleri yaratan ve yaşatan, annemizden daha çok bize şefkati olan Rabbimizi dinlersek, emirlerini yapar, yasaklarından kaçınırsak; dünyada da, kabirde de, ahirettede de huzur ve saadet içinde oluruz. Aksi takdirde her üç hayatımız da sıkıntı ve üzüntülerle geçer.

ÇALIŞAN UZUVLAR YIPRANIR...
Oruçta, sayılamayacak kadar çok faydalar vardır. Fakat biz orucu bu faydalar için değil, dinimizin emri olduğu için tutuyoruz. Oruç tutarsak sıhhat buluruz.
(Oruç tutunuz sıhhat bulursunuz) hadis-i şeriftir. Oruç tutan sıhhat bulur. Bütün gün çalışan ve yorulan organlarımızı gece uyurken dinlendiriyoruz. Dinlenemeyen, istirahat edemeyen bazı organlar var; midemiz, bağırsaklarımız ve sindirim sistemimiz... Bunlar sürekli çalışırlar, dinlenmek nedir bilmezler. Tıka basa yiyip yatsak da, uyandığımızda acıktığımızı görürüz. Biz uyumuş kendimizden geçmişiz ama sindirim sistemimiz uyumamış, hep çalışmışlardır. Bu sürekli çalışma onları yıpratır ve yorar.
Uyurken gözümüz, kulağımız, elimiz, ayağımız ve beynimiz hep dinlenirler. Dinlenemeyenleri de hiç olmazsa senede bir ay yalnız gündüzleri olsa bile, oruç tutarak dinlendirme imkânını sağlamış oluruz...
Sıhhat yönünden bir diğer faydası da, karaciğerimizdeki gıda stoklarının erimesidir. Doktorların dediğine göre karaciğerimiz bir nevi zahire ambarıdır. Vücudumuzun muhtaç olduğu gıdaları ihtiyaç oldukça otomatik olarak, gerektiği kadar veriyor. Oruç tutmayanlar bu ihtiyaçlarını aldıkları gıdalarla sağladıklarından ciğerdeki stok gıdalara dokunulmuyor. Onlar da kala kala bayatlıyorlar, ihtiyaç duyulduğunda da pek iyi netice elde edilemiyor.
İlim ilerledikçe, oruç tutmanın sıhhatimiz için ne kadar iyi olduğu daha iyi anlaşılacak ve doktorlar reçetelerine ilaçlarla beraber ‘oruç’ da yazacaklardır...
Sabretmeyi emir ve teşvik eden 70’ten fazla ayet-i kerime var, en büyüğü; (Rabbimiz sabredenlerle beraberdir) müjdesidir.
Sabretmek, insanlara mahsustur. Melekler sabretmezler, çünkü onlar yemez, içmez ve hasta olmazlar. Hayvanlarda da sabır söz konusu değildir. Çünkü onlarda akıl yoktur, mükellef de değiller.
İnsanoğlu bu iki varlık arasındadır. Aklı var, melekler gibi, nefsi var hayvanlar gibi. Aklını üstün tutarsa melekleşmeye doğru yükselir, hatta onları da geçer. Çünkü melekler ister istemez iyidirler, ama insanlar nefsi ile mücadele sonunda yükselebilmiştir. Nefsi galip gelirse bu defa hayvanlaşmaya doğru alçalır, onlardan da daha aşağı iner. Çünkü hayvanlar sorumlu değillerdir.
Rabbine itaat etmeyen, haramlardan sakınmayanlar kıyamet günü, cehenneme sevk edildikleri zaman diyecekler ki: “Keşke biz dünyaya insan olarak gelmeseydik; yılan olarak, akrep olarak gelseydik de bu şiddetli azaba uğramasaydık. Yanmak çok zor şeydir, yanmayan bilmez...”

İYİLER EBEDÎ SAADETE...
Sabır üç türlüdür: Bir, ibadetleri yaparken karşılaşılan zorluklara sabır. Namaz kılarken, oruç tutarken bazı sıkıntılarla karşılaşabiliriz. Bunlara sabredeceğiz. İki, günah işlememek için sabretmek. Günah işlememek için sabretmek ateşte yanmaya sabretmekten daha kolaydır. Üç, hastalıklara, musibetlere, belalara karşı sabırdır.
Hastalık, bela istenmez, gelirse kurtulmaya çalışmak lazım, tadavi olmak lazım, fakat bütün bunlar netice vermezse, sabretmekten başka çaremiz kalmaz. Bu üç sabrın da mükafatı ölçüsüzdür.
Oruç tutmakla imtihanı kazanmış oluruz. Biz, dünyaya bunun için geldik, hepimiz imtihan salonundayız. Rabbini tanıyan, emirlerine değer veren, haramlardan sakınanlarla, kendisini yaratan ve yaşatan zatı tanımayan, emir ve yasaklarına kulak asmayanların birbirlerinden ayrılmaları gerekir. Kişi, yaptıklarının karşılığını görecektir, iyiler ebedi saadete, kötüler de layık oldukları azaba kavuşacaklardır...
HAFTANIN SOHBETİ
M.SAİD ARVAS
 
Üst