Nefse şunlar söylenebilir

dilhuba

Profesör
Katılım
27 Eki 2006
Mesajlar
2,630
Tepkime puanı
20
Puanları
0
Konum
Manisa
Web sitesi
mustafababuroglu.sitemynet.com
Nefse şunlar söylenebilir:

- Ey nefsim, yaptığın bütün işler kendi zararınadır. Niçin nasihat dinlemiyorsun?
- Benim kâr ve zararım nedir?
- Sen bir tüccarsın, kârın ebedî saadet, zararın ise ebedî felaket... Sermayen ise ömründür. Ebedî saadet ömür sermayesi ile kazanılır. Ömür tükenince ticaret kesilir. Şu anda ölmüş olsaydın, sâlih amel işleyebilmek için dünyaya geri gelmek iste mez miydin?
- Elbette isterdim.
- Farzet ki öldün, bir günlüğüne dünyaya geldin. Uzun vadeli işe girmen akıl kârı mıdır?'Bir günde ne yapabilirsen yap!
- Her günü nasıl karşılamalıyım?
- Allah bana bugün de mühlet verdi, diye hareket etmelisin!
- Allah rahimdir, afvedebilir. Fazla çalışmak hoşuma gitmiyor.
- Ey nefsim, afvolurum ümid ve temennisiyle kendini avutma! Afva uğramazsan hâlin nice olur? Sonra afva uğramakherkese nasîb olur mu? Afva müstehak olmanın da şartı vardır.
- O halde ne yapmalıyım?
- Ölümle seni terkeden her şeyi terk et! Dünyada ne kadar sıkıntı çekilirse, âhırette o kadar rahatlık var demektir.
- Ben sıkıntıya gelemem.
- Ey nefsim farzet ki hasta oldun, meselâ şeker hastası.. Kendisine itimat ettiğimiz Gazetemizin mütehassıs doktoru, senin çok sevdiğin tatlıları, balı, baklavayı, sana yasak etse, faydalı olur diye acı ilâçlar verse, hastalığın iyi oluncaya kadar, uzun müddet sevdiğin tatlıları bırakıp acı ilâçları içmeğe devam eder misin?
- Kim etmez?
- Farzet ki, dostlarının yanına gitmek, sevdiklerine kavuşmak için uzun bir yolculuğa çıktın. Varacağın yerde, istirahat edeceğini, gayet rahat olacağını umduğun için yol meşakkatlerine, güç sıkıntılara ister istemez katlanmaz mısın?
- Elbette katlanırım.
- İşte sen bir yolcusun. Varacağın yer âhırettir. Yolcu, yol meşakkatlerine katlanmak mecburiyetindedir. Şayet yoldaki sıkıntılara katlanmayıp, rahat edeyim diye yola devam etmezse ne olur?
- Yolda kalır, sevdiklerine kavuşamaz, helak olur.
- O halde ba'zı sıkıntılara katlanmak lâzımdır. Bu sıkıntılar görünüşte çok acı ise de, bunların birer nimet olduğunu unutmamalıdır. Nasıl şeker, şeker hastası için bir zehir ise, dünya tamahı da şekerle kaplanmış bir zehirdir.
- Ya'ni mal toplamayalım mı? Şirketin Müdürü olacaktım vaz mı geçeyim?
- Hayır, malın kendisi değil, mala muhabbet kötülenmiştir. Mal, Allahü teâlânın verdiği bir ni'mettir. Ahıreti kazanmak mal ile olur. Bir çok dini vazife mal ile olur. Sıhhat ve namus mal ile korunur. Mal, helâl yolda kullanılırsa, dünyalık değil, âhıretlik olur. Dine hizmet niyyetiyle dünyaya çalışanlar, âhıreti kazanmış olurlar.
- Sapıklarla mücadele etsem çok sevâb alır mıyım?
- Hayır, onların hatası sana zarar vermez. Bunca kendi kusurun varken, elin hatâlarını, araştırma!
- Ben çok merhametliyim, bu sapıkların Cehenneme gitme* sini istemiyorum. Ne pahasına olursa olusn onlarla mücadele etmek istiyorum.
- Üstünde akrep olan bir kimse, o akrebi üstünden atmağa, onu öldürmeğe çalışmayıp da, başkasının yüzüne konan sinekleri kovalamağa çalışması ahmaklık değil mi?
- Evet
- O halde her biri zehirli akrepten daha fena olan bir çok kötü huyun mevcutken başkaları ile mücadele etmen uygun olur mu?
- Olmaz, ama sapıkların sapıklığını kim bildirecek?
- Bu işi ancak âlimler yapar. Bu âlimlerin sayısız kitapları mevcut, bunların yayılmasına hizmet etmekle emr-i ma'ruf vazifesi yapılmış olur. Yoksa herkes önüne geleni tenkid etmekle hizmet etmiş olamaz.
 

dayi

Profesör
Katılım
15 Kas 2006
Mesajlar
1,918
Tepkime puanı
8
Puanları
0
Yaş
67
dilhuba kardeş..:)

Nefs..nefs deyip duruyoruz..gelin şuna KENDİMİZLE hesaplaşmak..yüzleşmek..kendimizle gerçekten tanışmak..ve kendimizin,kimselerin bilmediği İÇ yüzümüzle dobra dobra konuşmak diye açıklayalım..kendisiyle konuşmayana,kendisiyle küs olana biz Allah Hidayet etsin,de dili çözülsün,kendisiyle konuşsun inşallah diye dua ederiz..:)

Yazıdaki nasihatler gerçekten güzel..emeğine sağlık...

HU..
 
H

hiç

Guest
evey dayi "kendimizle yüzleşmek" demek...:shake2[1]: cesaretimiz yok başta galiba biliyoruz ki sitem,istek ardı arkası kesilmeyecek...:O zor dayim zor gerçekten..:D
esiri olmayalım da bir dizginler onda bir bizde gidiyoruz bakalım Rabbim sonumuzu hayreylesin...:(
 

EL-ALA

Asistan
Katılım
24 Eki 2006
Mesajlar
964
Tepkime puanı
1
Puanları
0
İşte sen bir yolcusun. Varacağın yer âhırettir hepimiz birer yolcuyuz.
 

dayi

Profesör
Katılım
15 Kas 2006
Mesajlar
1,918
Tepkime puanı
8
Puanları
0
Yaş
67
Şöyle bir deneme yapalımmı..lütfen yanlış anlaşılmasın..:)

Sadece üç gün..en pembesinden..en ufağından..en masumundan da olsa hiç bir surette YALAN söylemeden yaşamayı deneyelim..:D..iki yaşında çocuğada olsa yalansız 72 saat..kolay gelsin..:D

HU..
 

Arifane

Profesör
Katılım
27 Kas 2006
Mesajlar
843
Tepkime puanı
15
Puanları
0
Yaş
54
Konum
Bursa
vatandaşın biri ! karar vermiş mürid olmaya bir pire gitmiş bende derviş olucam demiş! olur evlat !demiş pir ne yaparsan yap bana yalan söyleme demiş ! olur efendim demiş ve ayrılmış oradan yeni müridin canı kumar çekmiş kapıya gelir tam girmek üzereyken aklına gelmiş pirim sorarsa nerdeydin nasıl derim kumardaydım utanmış geri dönmüş canı içki, canı şevhet, canı eğlence akla gelebilecek mecazi ne varsa hepsini denemiş ve geri dönmüş ! ve gün gelmiş pirinin yerine geçmiş! dostlar!.............................
 

aHuZaR

Can kayıp can firarda
Katılım
27 Kas 2006
Mesajlar
6,438
Tepkime puanı
23
Puanları
0
Konum
Gönülistan
Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene'. Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun). Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur. Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette yıkıma uğramıştır." (Şems Suresi, 7-10)
 

abla

Doçent
Katılım
21 Kas 2006
Mesajlar
694
Tepkime puanı
16
Puanları
0
Tasavvuf, Kur'ân-ı Kerîm ve hadîs-i şerîflerde bilhassa ifade buyurulan nefsi tezkiye etmek suretiyle insanı olgunlaştırmayı ve böylece ebedî saadete kavuşturmayı hedefler. Bu husus, Cenâb-ı Hakk'ın üst üste yemin ederek dikkat çektiği bir hakîkattir. Şems Sûresi'nde buyurulur:
"Zât-ı ulûhiyyetim hakkı için; Güneş'e ve onun kuşluk vaktindeki aydınlığına, güneşi tâkip ettiğinde Ay'a, onu açığa çıkarttığında gündüze, onu örttüğünde geceye, gökyüzüne ve onu binâ edene, yere ve onu yayıp döşeyene, nefse ve ona birtakım kâbiliyyetler verip de iyilik ve kötülüklerini (fücûr ve takvâsını) ilhâm edene YEMÎN OLSUN Kİ; Nefsini kötülüklerden arındıran (maddî ve mânevî kirlerden temizleyen) mutlakâ kurtuluşa ermiş; onu kötülüklere gömen de elbette hüsrâna uğramıştır." (eş-Şems, 1-10)
Cenâb-ı Hakk'ın yemin etmesi, üzerinde yemin edilen varlıkların kıymet ve şereflerini bildirmekle beraber, aslında o yeminden sonra ifade edilen ilâhî gaye ve muradın yücelik, azamet ve ehemmiyetini göstermek içindir. Bu âyetlerdeki yeminlerde de durum böyledir. Ancak şu farkla:
Cenâb-ı Hak, bu âyet-i kerîmelerde üst üste tam yedi defa yemin etmekte, ardından bir de mânâyı daha çok kuvvetlendirmesi için " " (mutlaka) edatını kullanmakta ve ancak bu güçlü te'kit ve te'yitlerden sonra bildirmektedir ki: "Nefsini arındırıp temizleyen kimse, mutlaka kurtuluşa erecek; aksine onu günah ve masiyetlerle kirleten kimse de muhakkak hüsrâna uğrayacaktır..."
Câlib-i dikkattir ki, Kur'ân-ı Kerîm'de Cenâb-ı Hakk, nefs tezkiyesinden başka hiçbir hususta böyle üst üste yedi defa yemin etmemektedir. Bu gerçek, insanın kurtuluşu için nefs tezkiyesinin ne derecede önemli ve zarûrî olduğunu ifadeye kâfîdir.

O. N. TOPBAŞ

 

dayi

Profesör
Katılım
15 Kas 2006
Mesajlar
1,918
Tepkime puanı
8
Puanları
0
Yaş
67
Yedi Meratip..yedi yemin..:)

İNSAN olabilmenin ne kadar zor olduğunu anlatıyor...

HU..
 
Üst