Ne Olacak Bu Gelin-Kaynanaların Hali?

Meryem

Komplike
İhvan Üyesi
Katılım
6 Tem 2006
Mesajlar
15,309
Puanları
113
Yaş
32
Konumuza bir "Gelin-Kaynana" hikayesiyle başlayalım isterseniz. "Uzun yıllar önce, Çin'de Lili adlı bir kız evlenir ve aynı evde kocası ve kaynanası ile birlikte yaşamaya başlar. Birkaç ay sonra, bitmez tükenmez gelin-kaynana kavgalarından ev, hem onun hem de annesi ile karısı arasında kalan eşi için çekilmez hale gelmiştir.

Bir şeyler yapmak gerektiğine inanan gelin, doğru babasının eski bir arkadaşı olan baharatçıya gider ve derdini anlatır. Yaşlı adam ona, bitkilerden bir zehir hazırladığını ve bunu üç ay boyunca, her gün azar azar kaynanası için yaptığı yemeklerin içine koymasını söyler. Zehir az az verilecek, böylece onu gelininin öldürdüğü belli olmayacaktır.

Yaşlı adam genç kıza, kimsenin ve eşinin şüphelenmemesi için kaynanasına çok iyi davranmasını, ona en güzel yemekleri yapmasını da söyler. Sevinçle eve dönen gelin bunları aynen uygular. Her gün kaynanasına en güzel yemekleri yapar. Ona çok iyi davranarak tabağına azar azar zehri damlatır.

Bir süre sonra kayınvalidesi de çok değişir ve ona kendi kızı gibi davranmaya başlar. Evde artık barış rüzgarları eser. Bu ara gelin, yaşlı kadının artık ölmesini istemez olur ve verdiği zehirlerden pişman bir vaziyette baharatçı dükkanının yolunu tutar.

Yaşlı adama, kaynanasına verdiği zehirleri temizleyecek bir çare için yalvarır. Yaşlı adam, yaşlı gözlerle şöyle konuşur: "Sevgili Lili, sana verdiklerim sadece vitaminlerdi. Gerçek zehir, senin beyninde idi. Sen ona iyi davrandıkça, onunda nefreti sevgiye dönüştü. Böylece siz gerçek bir ana-kız oldunuz. Gül veren elde, gül kokusu kalır." Der.

Gerçekten de öyle, değil mi?

Gerçekten de her şeyde olduğu gibi gelin-kaynana meselesinin en önemli ilaçlarından biridir sevgi.

"Gelin ve Kaynana meselesi" sadece Türkiye’nin değil, neredeyse bütün dünyanın meselesi. Ama bizim ülkemizde biraz daha büyük bir toplumsal bir yara haline gelmiş durumda.


Gelin ile kaynana anlaşmazlığı, fıkraların, esprilerin, şakaların ve dedikoduların en zengin malzemesi görülse bile, gelin-kaynana anlaşmazlığı, -Allah korusun- bazen öylesine ciddi noktalara gelir ki yuvanın yıkılmasına, aile içi düşmanlıklara, onarılmaz sosyal yaraların açılmasına bile neden olabilmektedir.

Aslında, her gelin ve kaynana arasında sorun yoktur. Bazı gelin ve kaynanalar, gayet güzelce anlaşır ve geçinirler. Ama bazı aileler de durum tam tersinedir.

Kaçınılmaz Soru; Kim Suçlu?

Gelin ve kaynana anlaşmazlığında peki suçlu kimdir? Gelinler mi? Kaynanalar mı? Yoksa üçüncü kişiler mi? Yoksa hepsi mi?..

Kimi dinlerseniz, suçlu hep karşıdakidir. Gelinleri dinlerseniz, suçlu kaynanadır. Kaynanaları dinlerseniz suçlu, gelindir. Halbuki meseleyi iyice araştırırsanız, suçlu bazen gelin çıkar, bazen kaynana, bazen de her ikisi birden.

Aslında herkes üzerine düşen görevi yapsa ve adalet, sevgi ve insaf düzeyinde hareket edilse, sanırız ortada hiç bir sorun kalmayacaktır.
Ne yazık ki maneviyatsızlık, cahillik, çekememezlik, bencillik, sorumsuzluk, anlayışsızlık, hürmetsizlik ve insanların birbirini kabullenememesi gibi olumsuz tutumlar, bu meselenin en önemli nedenlerini oluşturur.

Ey gelinler, kayınvalideler! Lütfen bir düşünün…

Allah aşkına neyi paylaşamıyorsunuz? Aç mı kaldınız, açıkta mı kaldınız, soğukta mı kaldınız, çamaşırları ve bulaşıkları elde yıkaya yıkaya elleriniz mi yarıldı?..

Sevgili Peygamberimizin sevgili kızı Hz. Fatıma (radıyallahu anha) gibi taş değirmeniyle un öğüteceğim diye elleriniz kopacak mı hale mi geldi? Tarlalarda ellerinizle mahsul mü topluyorsunuz? Yoksa yüzlerce hayvanı sağacağım diye güneşin altında bayılacak duruma mı geldiniz? Acaba rahatlık, bizi tembelliğe ve naza mı düşürüyor!

Yok efendim, ‘gelin benden izinsiz niye gezmeye gitti?’ Yok efendim ‘kaynanam niye bana karışıyor? ‘Gelin hanım niye erkenden kalkmıyor? Kaynanam niye benim evimde oturuyor? Niye?.. Niye?..
Diye, eften püften meselelerle aileler içinde fırtınalar koparılıyor, evin içinde hakimiyet mücadelesi veriliyor.

Herkes İçin Tavsiyeler

Lütfen, hanımlar! Akıllı olalım, anlayışlı olalım, birbirimizi sevelim. Kayınvalideler gelinlerini öz kızları gibi görüp öyle davransınlar. Gelinler de kaynanalarını anneler gibi görsünler. Bir anne kendi kızının hatasını nasıl örter ve görmezden gelirse, gelinlerimizin de hatalarını, kusurlarını örtelim, görmezden gelelim.

Bir gelin de şöyle düşünsün. Nasıl kendi annemizin sert sözlerine ve uyarılarına alınmıyorsak kayınpeder ve kayınvalidemizin sözlerinden de alınmayıverelim.

Gelin hanımlar! Sizler, hukuken kayınvalide ve kayınpederlerinize bakmak zorunda değilsiniz. Ama diyaneten, vicdanen kocanızın hatırı için onlara elinizden geleni sevgiyi, saygıyı, ilgili, alakayı, yardımı esirgemeyin. Eğer siz büyüklerinize iyi davranırsanız, bilin ki siz de çocuklarınızdan ve gelinlerinden iyi muamele görürsünüz. Etme bulma dünyasında yaşıyoruz. Bunlar tecrübeyle sabit şeylerdir.

Eğer siz kocanızın anne ve babasına iyi davranırsanız, kocanızın duasını alırsınız, rızasını kazanırsınız. Kocasına itaat eden ve razı eden hanımların cennete gireceğini Sevgili Peygamberimiz haber veriyor.

Kaynanalar, kayınpederler! Sizler de gelinlerinize kızınıza davrandığınız gibi davranın. Eve yeni gelen genç gelinin hayat tecrübesi az olabilir. Onun da öğreneceği çok şeyler var.



Kayınvalidelerimiz kendi gelinliklerini düşünsünler. Siz gelinken, kayınvalidenizden nasıl tavır takınmasını beklediyseniz, sizler o tavrı gelinlerinize gösterin.

Gelinlerinize gayet şefkatle, anlayışla yaklaşın. "Kızım, yavrucuğum" deyin. Bir hata yaptıysa "Önemli değil, olur böyle şeyler deyin." Kırılan bir cam bardağını bahane edip onun haysiyetini rencide etmeyin.

Gelininizi kimse kötülemeyin. Oğlunuzla gelininizin arasına girmeyin. Onları başbaşa bırakın. Onların mutluluğuyla siz de mutlu olun. Onları kıskanmayın. Birbirlerine yakıştığını söyleyin. Aralarındaki tatsızlıkları adaletle halletmeye çalışın. Oğlunuzu eşine karşı tahrik etmeyin.

Şunu unutmayalım ki, haklı olmayan sebeplerle gelinine düşmanlık yapan ve oğlunu gelininin üzerine saldırtan kaynana ve kayınpederler, hem oğullarını ve hem gelinlerini kendilerinden soğuturlar, hatta onları kendilerinden uzaklaştırırlar ve yalnız başlarına kalakalırlar.

Biz müslüman insanlarız. Müslüman barış insanıdır. Ailede barış, sokakta barış, ülkede barış, dünyada barış bizim düsturumuzdur. Sevgili Peygamberimiz (sav); "Sevmeyen ve sevilmeyen insanda hayır yoktur." Buyuruyor. Onun için hepimizi insan olarak, kayınpeder olarak, kayınvalide olarak, gelin olarak, damat olarak, bir birey olarak, seven ve sevilen insan olmaya çalışacağız. Şeytan ve nefsimizin oyunlarına gelmemeliyiz.

Kaynanalar, kayınpederler, gelinler, damatlar, görümceler, eltiler… Kim olursak olalım, lütfen kul hakkına girmeyelim. Allah bütün yaptıklarımızı görüyor. Evet kul hakkını ve zulmü Allah'ın affetmeyeceğini iyi bilelim.

Gelin kimsesiz, destekçisi yok diye ona eziyet etmeyelim. Ya da kayınvalide yaşlı-başlı, savunacak kimsesi yok diye, ona da eziyet etmeyelim, hor davranmayalım. Unutmayalım ki Allah, mazlumun ve mağdurun yanındadır. Zalim kim olursa olsun, ister gelin, ister kayınvalide muhakkak Allah o kişinin hasmıdır ve iki alemde de iki yakasını bir araya gelmez.

Gelin, kaynana, kayınpeder, damat, oğul, elti, görümce vs. olarak bize düşen görev; sevgi, saygı, birlik, beraberlik, dayanışma gibi güzel hasletlerin yer aldığı örnek bir aile yuvası tesis etmektir.


Hasan Çalışkan - Gülistan Dergisi
 

ziruh

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Kas 2007
Mesajlar
5,243
Puanları
0
Allah razı olsun

günümüzün yaralarından bir taneside bu...

İnsanları olduğu gibi kabul etmek, hoş görmek, sevmek, saymak...

bu hasletler karşılıklı oldumu geçinmeyecek hiçbirşey yoktur

zira tek taraflı olduğu takdirde insan yıpranıyor, ozamanda sabır gerekiyor

Rabbim kaldıramayacağımız yükler yükleme/z/sin
 

MüGe

Ben, Keyfim ve Kâhyam
İhvan Üyesi
Katılım
22 Ağu 2009
Mesajlar
2,423
Puanları
0
Ben de her zaman şunu savunmuşumdur bu konuda...

Kayınvalide bir zamanlar gelin olduğunu unutmayıp,gelinde bir süre sonra kayınvalide olacağını hatırından çıkarmazsa sorun çıkacağını zannetmem...
 

ıtri

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
30 Ağu 2009
Mesajlar
1,235
Puanları
0
Yaş
32
Eğer gelin ile kaynananın arasını düzeltirseniz efsane çöker, hayat (solcuların dediğine göre) bir kavga olduğuna göre, hayatın tadı kaçar.

Kedi- köpek, kedi -fare , avcı-av vs.vs. arasındaki düşmanlık neyse tarihen sabittir ki gelin- kaynana arasında ki düşmanlık öyledir. Lütfen düzeltmeyelim.

Şaka şaka. Güzel ve gerekli bir yazı. Hayat dersi çıkarabilene ne mutlu.
 
Üst