MUMiN - TEVEKKUL | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

MUMiN - TEVEKKUL

zebih

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Ara 2006
Mesajlar
4,033
Puanları
63
Mü'min demek, tevekkül eden = Allah'a dayanan demektir.

Gayretini harcar, çalışıp kazanır. Ama bununla beraber rızk az gelirse, Rabb'ini mahluka şikayet etmez, kanaat eder, Allah'ın verdiğine razı olur, israftan sakınır, yemekte, içmekte ve giymekte aza kanaat eder. Allah da onu doyurur.

Nitekim hadisi şerifte

" Mü'min bir tek bağırsaktan yer. Kafir ise yedi bağırsaktan yer. " buyrulur. Buhari h.n. 5048=20, Müslim h.n.2060-2062

Bu hadisi şerif, mü'min ve kafirin yemekte dahi birbirinden çok farklı olduğunu beyan eder. Diğer bir hadisi şerifte :

" Zenginlik, mal çokluğuyla değildir; gerçek zenginlik, ancak nefsin zengin = kanaatkar olmasıdır. " Müslim h.n1051=121, Buhari h.n.6060 = 22

Başka bir hadisi şerifte:

" Mü'minde iki huy bir arada bulunmaz: Cimrilik ve fena ahlak. " buyrulmuştur Buhari Edeb-ul Müfred h.n.282 Tirmizi: h.n 2373 Cimrilik , insanı kötü ahlaklara sevk eder demektir.

El-Mü'min ismi, iman eden ve eminlik sahibi = güvenilir olan demek ise de, delâlet-ul-iltizam yoluyla bu hasletleri de kuşatır demek olur. İman ve eminlik, bütün iyi ahlakları, itikad, hal ve hareketleri kuşatmaktadır. bu eminliği yıkan, gayretsizlik, cimrilik, kanaatsizlik gibi zehirli hastalıklardır. Şu hadisi şerife kulak verelim :

" Sen din kardeşinde şu üç hasleti gördüğün zaman ona itimadla ümidini bağla :
(a) Haya',
(b) Eminlik = Allah'a ve kula karşı güvenilir olmaklık,
(c) Gizli ve aşikârda sadakat ve doğruluk. Bunları görmediğin zaman da ona asla itimad etme = güven bağlama. " İbnu Adî el-Kamil fî Duafâi-r-Rical c.3 s.149, el-Cerh vet'Ta'dil c.5 s.290 isim no: 1383 Feyz-ul Kadir c.1 s.355 h.n 630

İktibas Tek Çare Dilara yayınları
 

zebih

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Ara 2006
Mesajlar
4,033
Puanları
63
Dünya sonuna doğru gidiyor. Bir sel akıyor ve önüne ne gelirse içine çekiyor. Kurtuluş için ne yapmak lazım?

Sele kapılınca, ' aman canım, ne yapalım, yapacak bir şey yok ' demek var mıdır?

Ya da;

Selin sürüklediği bir ineğin kuyruğuna, bir köpeğin boynuna mı sarılmak lazımdır?

Bunlar çare değildir. İnek dürter, köpek ısırır, sel boğar. Çare:

Yüzmeyi öğrenmektir.

Yüzme bilen selde en azından nefes almayı becerebilir ve selin gayesine yardımcı olmaz.

Yüzmek demek, Rasulu Muhterem aleyhisselam ve şerefli ashabının ve onların ardınca gidenler ne yaptılarsa onu yapmak demektir.

Bugun bizim evimizin önünde dört, içinde ise bir köpek vardır. Evimize giremiyoruz bu sebeble. Bu köpeklerden dışarda olanlar:

Acizlik köpeği,
Korkaklık köpeği,
Tembellik köpeği ve
Borç istemek köpeğidir.
İçerde ise şeytan köpeği vardır.


Bütün bu köpeklerin sahibi ise Allah Teala'dır. Tasmaları Allah Teala'dadır. Bu köpekler havlayınca ya da ısırınca O'na sığınmak ve köpekleri O'na şikayet etmek gerekiyor.

Bu sığınışın keyfiyeti hadis kitablarında dualar olarak kaydedilmiş olup, kavlen dua ile, fiilen de bu köpeklerden uzak durmayla Allah Tela'ya sığınacağız.
 

zebih

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Ara 2006
Mesajlar
4,033
Puanları
63
Fakirlik birisinin kapısından içeri girdi mi mutlaka dünyada huzursuzluğu meydana getirir. Eğer fakir kimse sabırsız da olursa fakirliği ahiret azabına da sebeb olur.

Çocuklar babalarının yuvasında yeteri kadar yemek, içmek ve giymek hülâsa hayat hayat levazımlarını bulamadıkları takdirde haliyle kalblerinde hased, ihtiras ve oburluk arzusu fiile geçer. Artık geçimsizlikle semerelenir. Bu manaya işareten hadîs-i şerîfte:

"Az kaldı fakirlik küfür ola." diye buyrulmuştur.

İşte bu fakirlik cehaletten olursa tedavisi ilmi öğrenmektir. Bu fakirlik maldan olursa tedavisi zenginlerin zekat, karz-i hasen gibi mâlî yardım etmeleridir. Bedende olursa iş tabiblere düşer.

Teşhisle tedavi...

Umum mana itibarıyla fakirliğin tedavisine şu hadîs-i şerîf işaret etmektedir:

"Mü'min kardeşimin ihtiyacını gidermem bana (nazarında) Mescid-i Haram içinde bir ay oruç tutmam ve itikafetmemden daha sevimlidir." buyrulmuştur. Bu hadîse binaen ulemâ dediler ki:

Zengin tabakaların zayıf ve fakirlere yardım etmeleri bu sünneti ihyâ etmekten ibarettir. Amma bu sünneti ihya etmek son derece sevablıdır. Zaten bu yardım devletten sonra ulemâ, zengin ve tabibler zümresine yüklenir. Bu yardım bazan da farz olur.

İşte cihad da bu üç zümrenin fedakarlığına bağlanmaktadır. Eğer bunların fedâkarlıkları varsa cihad yapılıyor demektir. Aksi takdirde bunlara asla icabet edilmez. Üç zümre ve üç yardım...

Bu fakirliğin tedavisinde Rasûl-u Muhterem ashâb-ı kirâmı meniha usûlüne teşvik etmiştir. Meniha, asıl lugatta bağış demek ise de ilm-i ahlaka göre üç zümrenin yardımında kullanılır.

Mesela meniha, araziyi yahud bir koyun veya deveyi mahsulünden, sütünden, yününden istifade etmek şartıyla meccânen mü'min kardeşe vermektir. Omalı alan aldığı arazi, koyun ve deve ile ihtiyacını giderir, ihtiyacını giderdikten sonra sahibine tekrar iade eder.

Fakirlik çıbanının bundan başka sûretlerle tedavisi mümkün degildir.

Meniha usûlü... Bu usûlü tatbik etmek için Rasûl-u Muhterem şöyle buyurur:

"Biriniz yerini (deve veyahud koyununu) din kardeşine meniha olarak vermesi, onun karşılığında muayyen bir ücreti almasından daha da hayrlıdır."

Ne ismi, ne resmi cemiyetin kalbinde ve dimağında kalan meniha... Bu meniha...

Bu meniha usûlü olmadığı için gittikçe varlıklılar daha kuvvetli oluyorlar. Meniha yerine insafsızca erbab-ı ihtiyaca faiz yüklüyorlar. Adı yardımmış. Bilakis yardım değil soygunculuk...

Faiz soygunculuğunu kaldrmak için meniha usûlü üstün bir çaredir.

Ey müslümanlar! Tâ orta çağda papazların, kilise tâbi'lerini, fakirleri soydurmak için icad ettikleri faiz sisteminden dönün. Meniha usûlünü tatbik edin.

İşte insancılık kavramı meniha usûlünde mi yoksa faiz sisteminde mi? Vicdana havale...

İhtiyac sahiblerinin ihtiyacının karz-ı hasen, meniha usûlü, zekat ve hediyelerle giderilmesi mümkündür. Bunun dışında kalkınma, hâkimiyeti elde etmek, çalışmak ve cihad serabdır.


iktibas: Mufassal Medeni Ahlak Dilara Yayınları
 
Üst