Mevlanadan İncİler | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Mevlanadan İncİler

B

.BeYzA.

Misafir
Sermâyesi kanaat olan kişinin; her yaptığı iş, tâ’at olur, ibâdet sayılır. Onun yemesi, içmesi, uyuması, Hakk’ın emrini tutması, yerine getirmesi içindir.
Sakın Hak’tan başkasını dost edinme! Çünkü halkın dostu olmak, halkın gözüne girmek ömürsüzdür, ancak yarım saat sürer.




Şu tenimiz ruhumuzun bir köşküdür. Orası bir tepe, bit yıkık yer değildir. Ruhumuz bizim biricik dostumuz, yârimizdir. O, bize hiçbir zaman yabancı olmaz. Gönül yolu, korkunç bir çölden geçer. Yürekli bir er, Rüstem gibi bir yiğit olmayan oraya nasıl varabilir?
Oraya varacak kişi, bir pehlivan gibi hasmını yere vuran, çeşitli gıdalarla bedenini besleyen, kuvvetli, güçlü kişi değildir. Oraya varacak kişi, nefsini yenen, kendi benliğini yıkıp alt eden, dünya âşığı değil, Allah âşığı olan kişidir. Böyle bir kişinin bedeni mezara girince; mezarın toprağı ile örtülünce, o bedenden tohum nasıl başverir yücelirse, tıpkı onun fini Hak tarafından kabul edilmiş ağacı yükselir, boy atar. Nurlu bir gönül erinden başka, o nura âşık olan kimdir? Aşk mumu, pervanenin gönlünden başka neyi yakar?




Ezel sofrası üzerinde her ne kadar halk kavgadaysa da, yediler ve yerlerse de, sofra yine o sofradır,ondan hiçbir şey eksilmez. O olduğu gibi durur.
Bir kuşu bir dağın üstüne konsa, sonra uçup gitse, dağda bir fazlalık veya bir eksiklik görünür mü?




Pişman olmayı kendine âdet edinirsen boyuna pişman olur durursun! Nihayet bu pişmanlığa da daha ziyade pişman olursun! Ömrünün yarısı perişanlıkla geçer, öbür yarısı da pişmanlıkla heder olur gider! Bu fikri, bu pişmanlığı terk et de, daha iyi bir hâl,
daha iyi bir dost ve daha iyi bir iş ara!




Ey benim canım, şu toprak perdesinin ötesinde, gizli bir zevk, gizli bir mutlu yalayış vardır. Her şeyi gizleyen bu örtünün altında, yüzlerce güzel Yusuflar vardır. Bu ten, bu görünen beden ortadan gidince, asıl varlığın olan ruhun kalkar.
Ey sonsuz olan ruh, ey fani olan ten! Bu halin nasıl olduğunu anlamak istersen, her gece kendine bak. Uykuya dalınca tenin ölmüş gibidir. Ruhunsa cennet bahçelerine kanat çırpmaktadır.




Mutlu olmanın sırrını Peygamber Efendimiz’den öğren de, Allah sana ne verirse ona razı ol. Başına gelen derde, balaya razı olur da, ses çıkarmazsan, o anda hemen sana cennet kapısı açılır. Eğer gam elçisi sana gelirse, tanıdık bir dost gibi karşıla, onu kucakla.
Zaten o sana yabancı değildir, onunla aşinalığın vardır. Sevgiliden gelen cefaya karşı sakın suratını asma, onu neşe ile karşıla, merhaba, hoş geldin de. Onu güler yüzle, tatlı sözle karşıla ki gönül alıcı o eşsiz varlık hoşa gitmeyen çarşafını üstünden atsın da güzelliği ortaya çıksın.




Mânâların aşk burakı, aklımı da, gönlümü de aldı, götürdü.”Nereye götürdü?” diye den bana sor. Aklımı da, gönlümü de senin bilmediğin o tarafa, ötelere götürdü. Ben öyle bir revâka, öyle bir kemer altına ulaştım ki, orada ne ay gördüm, ne de gök.
Öyle bir dünyaya eriştim ki, orada dünya da, dünyalıktan çıkar, dünyalığını kaybeder.




Gel, gel, daha yakın gel, bu yol vuruculuk ne zamana kadar sürüp gidecek? Madem ki sen, bensin, ben de senim. Artık bu senlik ve benlik nedir?
Biz Hakk’ın nuruyuz, Hakk’ın aynasıyız. Şu halde kendi kendimizle, birbirimizle ne diye çekişip duruyoruz? Bir aydınlık bir aydınlıktan neden böyle kaçıyor?
Biz hepimiz, bütün insanlar, tek bir vücut halinde olgun bir insanın varlığında toplanmış gibiyiz. Fakat neden böyle şaşıyız?
Aynı vücudun birer uzvu olduğumuz halde neden zenginler, yoksulları böyle hor görürler? Aynı vücutta bulunan sağ el, ne diye sol elini hor görür? Her ikisi de madem senin elindir, aynı tende uğurlu ne demek, uğursuz.




Sende bulunan beş duygu ışığını, gönül nuruyla aydınlat. Duyguları beş vakit namaz gibi bil. Gönlünse yedi âyetten ibâret olan Fatiha Sûresi’ne benzer.
Her sabah göklerden bir ses gelir, gönlünden dünya sevgisini atabilirsen o sesi duyar, hakikat yolunun izini bulur, yol alır gidersin.




Haydi şu benlikten kurtul, herkesle anlaş, herkesle hoş geçin.
Sen kendine kaldıkça, bir habbesin, bir zerresin fakat herkesle birleştin, kaynaştın mı, bir ummansın, bir madensin! Bütün insanlarda aynı ruh vardır, ama hepsinde de aynı yağ bulunmaktadır. Dünya da çeşitli diller, çeşitli lügatler var, fakat hepsinin da anlamı birdir, çeşitli kaplara konan sular, kaplar birleşirler, bir su hâlinde akarlar.
Tevhidin ne demek olduğunu anlar da, birliğe erersen, gönülden sözü, mânâsız düşünceleri söküp atarsan, can, mânâ gözü açık olanlara haberler gönderir, onlara gerçekleri söyler.



Kötü huy kılavuzun oldukça mutlu olacağım sanma! Sen sabaha kadar gaflet uykusundasın, ömürse kısadır. Korkarım ki, sen bu uykudan uyanınca gündüz olur.




Şöhret âfettir; şöhret peşinde koşmak, iyi tanınmak için uğraşmak, insanlığa yakışmaz.
Eğer sen hakikati, aşk incisini arıyorsan, görünüşten kurtulman, deniz dalman, derinliklere inmen gerek! Yoksa şöhret, gösteriş, deniz kıyısına düşen köpüktür.




Bir adamın birçok hüner, fen, bilgi sahibi olduğuna bakma! Verdiği sözde duruyor mu?
Vefâsı var mı? Ası ona bak! Hakla ettiği sözleşmeyi yerine getiriyorsa, insanlara verdiği sözde duruyorsa, vefâlıysa onu istediğin kadar öv! Onun iyi vasıflarını bir bir say!
O, senin övgünden, saydığın meziyetlerden daha üstün bir kişidir.
 

yosun

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
17 Ara 2006
Mesajlar
278
Puanları
0
hamdım, piştim, yandım
 

tuuba_53_

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
28 Eki 2006
Mesajlar
46
Puanları
0
Yaş
34
[/SIZE]
Ölüm günümde tabutum yürüyüp gitmeye başladımı bende bu dünyanın gamı var, dünyadan ayrıldığıma tasalanıyorum sanma bu çeşit bir şüpheye düşme. Benim için ağlama "yazık yazık !!" deme; şeytanın ayranına düşer düzenine kapılırsan yazık olur, yazık yazık demenin sırası gelir. Cenazemi görünce "ah ayrılık, ayrılık!" demeye kalkışma; kavuşup buluşmam o zamandır benim için. Beni kabre indirip bırakınca "elveda elveda" deme; çünkü kabir can topuluğunun bir perdesidir. Batmayı gördün ya doğmayı da seyret; güneşe, aya batmadan ne ziyan gelir ki?? Sana batmak görünür amma doğmaktır o; mezar hapis gibi görünür amma canın kurtuluşudur o. Hangi tohum kuyuya salındıda dolu dolu çıkmadı; can can Yusuf'u, ne diye kuyudan feryad etsin? Bu yanda ağzını yumdun mu aç, o yanda artık senin hay huyun, mekansızlık aleminin havalarındadır..

Rahmanın has kulları onlardır ki; yer yüzünde tevazu ile yürürler ve kendini bilmez kimseler onlara laf attığında SELAM!! der geçerler...

Ulusal ve uluslararası düzeyde hakkında toplantılar düzenleyip engin fikirlerinden istifade ettiğimiz büyük mürşid HZ. MEVLANA'yı rahmet ve minnetle anıyoruz...
zaman/15118. sayı
 

keskinbey06

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
15 Eki 2006
Mesajlar
468
Puanları
0
AllahÜ Alem Razi Olsun
 

can üstadım

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Ara 2006
Mesajlar
64
Puanları
0
Yaş
37
Ah Mevlana Hazretleri

Öncelikle büyük hasretimi bildireyim Mevlana diyarına...
Ama bayramdan sonra inşaallah gidiyorum:dancing:

Arkadaşlar Mevlana ile ilgili çok güzel bir eser tavsiye edeyim izninizle...
Vehbi Vakkasoğlu -Aşk Çağlayanı Mevlana-

selametle...
 
B

.BeYzA.

Misafir
ben de mevlanayı çok iyi anlamış ve onun sayesinde İslamla tanışmış olan bi hanımefendinin kitabını tavsiye etmek istiyorum hayatını okuyunuz mutlaka

islamın güleryüzü= prf. dr. Eva de Vitray
 
Üst