• Reklamsız versiyon için ÜYE OL

|Mevlânâ'dan Bediüzzaman'a Uzanan Çizgi|

  • Konbuyu başlatan Murat Sâki
  • Başlangıç tarihi
M

Murat Sâki

Misafir
#1
Ben Hıristiyan bir ülkede, hattâ Hıristiyanlığın merkezi olan Roma'da doğdum; ama, bir orientalist, bir doğubilimci olarak yeryüzündeki diğer dinleri de tanıma fırsatını buldum.

Üniversite yıllarımda Hint felsefesi sınavını büyük bir merakla hazırladığımı ve klâsik dinlerle ilgili kitapları nasıl ilgiyle okuduğumu hâlâ hatırlıyorum. Daha o zaman, değerli hocalarımın eğitimi doğrultusunda dinler arasında bir bağ, bir mânevî köprü arıyordum ve hepsinde, hattâ pagan dinlerde bile tek bir Allah'ın izlerini bulma arzusunu içten duyuyordum

...Hangi dilde dua edilirse edilsin, hangi kıbleye doğru durulursa durulsun, insanın küçüklüğü tek bir Allah'ın büyüklüğünü tanımalıdır. Bu da Müslümanların mübarek 'Kelime-i Tevhid' huriyetini candan seviyorum.

Ruhumun gözü ile bir aynada sizin pırlanta yüzlerinizi görüyorum, Mevlânâ ve Yunus Emre'yi görüyorum, Bediüzzaman Said Nursi'yi görüyorum, yeni elektrik santrallarını, Boğaz'ı ve Anadolunun dumanlı dağlarını, kubbeleri, minareleri, şehirleri ve köyleri görüyorum ve benim sevgi ve kardeşlik, bu barış arzum hayal değil, bu büyük ustalarımızın bana öğrettikleriyle, sizin de bunu yıllardır gösterdiğiniz sevgiyle gerçekleşiyor.
 
M

Murat Sâki

Misafir
#2
Üç düşmana karşı mücadele blink();


Daha önce de söylediğim gibi, son yıllarda, dünyada dinler arası diyalogdan bahsediliyor.

Beni affedin, ama ben diyalog kelimesine pek inanmıyorum. Bence bir ayrılık söz konusu olduğunda diyalog gündeme geliyor, savaş yelleri estiğinde de barıştan bahsediyorlar.

Bir bilim adamı olarak biliyorum ki, Musevi, Hıristiyan ve İslâm dinleri gibi tek tanrılı dinler, yüzyıllardır, insanlığın medeniyet yolunda ilerlemesine etki eden kültür alışverişlerine rağmen, kapalı kalelerde yaşıyorlardı.

Bazen din kisvesi altında siyasi ve ticari çıkarlar uzun müddet Hıristiyan ülkelerini Müslüman ülkelerden ayırmıştır. Özellikle de Akdeniz'imizde, güzel Gırnata'nın düşmesinden sonra, tarih, Hıristiyan ve Müslüman ülkeler arasındaki, daha doğrusu Hıristiyan Avrupa ile Osmanlı İmparatorluğu arasındaki ayrılığa şahit oldu.

İşte madalyonun öbür yüzünü de bilen Avrupalı tarihçinin acısı buradadır. Gençliğimden beri, geçmiş yüzyıllarda benim Roma'mın benim İstanbul'umla dini ve çok ticari amaçlarla çarpışmalarını kabullenemezdim.

Ben, yirminci yüzyıl sonunda şu kelimelerin anlamlarının unutulması gerektir, diyorum: savaş, dini hoşgörüsüzlük, ırkçılık, açlık, cahillik. Evet, ben Türk hoşgörüsünün bir talebesiyim. Bunun için Said Nursî'nin bir cümlesi, bir emrine bayılıyorum. Kendileri buyurdular ki:

'Bizim düşmanımız; cehalet, zaruret, ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı sanat, marifet, ittifak silâhıyla cihad edeceğiz.'

Gençliğimde, ailemle beraber ilk Türkiye'ye geldiğim dönemlerde, Türklere din hakkında birlerce soru yönelttiğimde, kimse bana 'Sen Hıristiyan mısın, Müslüman mısın?' diye sormuyordu.

Türkiye'yi sevip sevmediğimi, Mevlânâ ve Yunus Emre mısralarını, Itrî'nin müziğini bilip bilmediğimi, İstanbul'a Bağdat köşkünden, Çamlıca'dan, Rumeli Hisarı'ndan, Galata Köprüsünden baktığımda mutlu olup olmadığımı soruyorlardı. Sonra dinden konuşuluyordu ve ben birçok Müslümanın, Kur'ân-ı Kerimden başka, İncil ve Tevrat'ın sözlerini bildiklerini görüyordum. Halbuki bizde Kur'ân'ı bilen Hıristiyan çok az idi. O da benim için büyük bir ders idi.

Sizlere güzel bir anımı anlatmak istiyorum: Güneş batımından şafak vaktine kadar süren sohbetlerin birinde bazı dindar Müslüman arkadaşlarım hiçbir yanlış yapmadan İncil'den cümleler söylediler.

İtiraf edeyim ki, yeni bir din sohbetine hazırlanabilmek için ertesi gün bütün şehirde bir İncil aradım.

Her zaman hoşgörüye susadım. Bu hoşgörüyü Türk Müslüman tarihinde buldum ben. Osmanlı İmparatorluğunun bütün milletlere, bütün gayrimüslimlere dillerini, âdetlerini ve bilhassa dinlerini koruma imkânını veren hoşgörüsünü gördüm.

Bazı yalancı tarihçilerin ne dedikleri beni ilgilendirmez. Meselâ, çok iyi bilirim ki, bugün Yunanlı, Ermeni, Süryani ve Balkan milletlerinin bir kısmı Müslüman Türklerin hoşgörüsü sayesinde yine Hıristiyandırlar, yine ana dillerini konuşabiliyorlar.

Ama dinî hoşgörünün en güzel yanını Anadolu'nun büyük ustalarından öğrendim. Yüzyıllardır bütün dünyaya seslenen Mevlânâ'dır: ' Gel, yine gel, ne isen öyle gel'. Yunus Emre'dir: 'Dağlar ile taşlar ile çağırayım Mevla'm Seni' Aynı tasavvuf ruhu ile Bediüzzaman Said Nursi, 'Kâinatın mayası muhabbettir', 'Meşrebimiz muhabbettir' diyor.
 
M

Murat Sâki

Misafir
#3
'Madem imanı var o noktada kardeşimizdir' blink();
Daha önce de söylediğim gibi, bildiklerimin büyük bir kısmını sizlerden ve sizin ustalarınızdan öğrendim.

Türkiye'de her şeyin anlamı derindir ve Nasreddin Hoca fıkralarının derin espri anlayışı, halkı güldürmesi de Türk hoşgörüsünün diğer bir sembolüdür. İnşaallah ilerde bu mühim konuda daha bilgili bir araştırma hazırlayıp sizlere takdim edeceğim.

Kara günlerde, diğer ülkelerden gelen haberler insanların yüreğini yaraladığı zaman, Hıristiyan ve Müslümanlar arasında bir diyalog oluşturduğunu duyduğumda, diğer yandan dünyanın öbür yanında insanların öldürüldüğünü öğrendiğimde, ben, bir damla bal tanesine ihtiyaç duyuyorum. Ve bu balı buldum.

Geçtiğimiz günlerde, şair Feyzi Halıcı ile Said Nursî Hazretlerinin eserlerinden bahsederken, şu cümlesi aklıma geldi: 'Kim olursa olsun madem imanı var, o noktada kardeşimizdir.'

Bu güzel bal damlasında Mevlânâ'nın aynı felsefesini bulabiliriz.

Fikrimce, bu gerçek imandır, hoşgörüdür.

Gerçek diyalog dilde değil, gönüldedir.

...Kabul ederseniz, her zaman söylediğim bir şeyi tekrar etmek istiyorum:

Türkiye'yi sevmek sizin için kolay. Türkiye'de doğdunuz ve daha çocukluğunuzdan itibaren Türk kültürünü, Türk cumhuriyetini ve şanlı, güzel bayrağınızı sevmeyi öğrendiniz. Ben sizin sevdiğiniz şeyleri uzun yıllar çalışarak, okuyarak, sohbet ederek öğrendim. Türkiye tarihi beynime işledi. Şimdi Türkiye adı kalbimdedir.
 
M

Murat Sâki

Misafir
#4
Yazar Hakkında: 1934'de Roma'da dünyaya geldi. Roma Edebiyat Fakültesi'nde yüksek tahsilini tamamladı. İtalyanca ve Latince dilleri yanında Doğu dillerinden Arapça, Farsça, İbranice ve Türkçe'yi öğrendi. 1968 yılında Roma Üniversitesi Şarkiyat Enstitüsü'nde Türkçe öğretmenliğine başladı. Bu arada sık sık Türkiye'yi ziyaret ederek Türk kültür ve folkloru ile yakından ilgilendi. Bir Türk hayranı olan Anna Masala 1972'de Roma Üniversitesinde profesör, 1982'de ordinaryüs profesör oldu.

2004-08-06
Ord. Prof. Dr. ANNA MASALA
blink();

 

melde

helina_roje
İhvan Üyesi
Katılım
7 Haz 2006
Mesajlar
2,238
Beğeniler
21
Puanları
0
#5
çok güzel bir derleme teşekkürler zınar
 
M

Murat Sâki

Misafir
#7
sayın; uyarıcı bu yazınızın kaynağı nedir acaba nerden alıntı yaptınız bizde faydalanalım kaynağınızdan.
 

RaBiA

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
8 Haz 2006
Mesajlar
448
Beğeniler
1
Puanları
0
Yaş
31
#8
gerçekten çok ağır ithamlar bunlar.kaynağını çok merak ediyorum
 

aklınyoluislamda

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
16 Haz 2006
Mesajlar
18
Beğeniler
0
Puanları
0
#11
:yn:

Edit lütfen iftira atıp büyük bir cemaatı be alimi zan altında dahası yazışmalarda bulunmayın!

islam alimlerimize ve eserlerine laf atttırmıyoruz!
 
M

Murat Sâki

Misafir
#12
Allah aşkına siz mesneviyi okdunuzmu yapmayın lütfen şu anda değişik dillere tercüme edilen bir alimin eserine bilmeden etmeden çamur atmayın eğerki sizde mevlana kadar ilim irfan var ise ve 27 bin beyitlik mesneviyi okumuş yanlışlar bulmuş iseniz tebrikler ama daha okumamış ve o kadar ilim sahibi değilseniz vaz geçin bu su-i zanlardan.
 

muvahhid

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 Haz 2006
Mesajlar
20
Beğeniler
0
Puanları
0
#13
Zinar

zınar' Alıntı:
Allah aşkına siz mesneviyi okdunuzmu yapmayın lütfen şu anda değişik dillere tercüme edilen bir alimin eserine bilmeden etmeden çamur atmayın eğerki sizde mevlana kadar ilim irfan var ise ve 27 bin beyitlik mesneviyi okumuş yanlışlar bulmuş iseniz tebrikler ama daha okumamış ve o kadar ilim sahibi değilseniz vaz geçin bu su-i zanlardan.

SEN OKUDU İSEN BANA YAZ İSTERSEN MSN DE YAZ FARK ETMEZ EĞER BEN YAZDIKLARIMI MESNEVİDE İSPAT ETMEZSEM HEPİNİZDEN ÖZÜR DİLEYECEĞİM TAMAMMI! AMA EĞER ORADA BUNLAR YAZILIYSA SİZ BENDEN ÖZÜR DİLEYECEKMİSİNİZ!DÜRÜSTCE CEVAP VERİN DAHA BU ZAMANA KADAR BANA CEVAP VEREN OLMADI . ÇÜNKÜ BU CİLVE YAPMAYA BENZEMİYOR KIZLAR....
HADİ BANA İSBAT EDİN İFTİRA ATTIĞIMI BEKLİYORUM SİZE 3 GÜN MUSADE CEVAP BEKLİYORUM HADİ.....
 

yasinerbu

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
8 Haz 2006
Mesajlar
188
Beğeniler
0
Puanları
0
#14
muvahhid' Alıntı:
SEN OKUDU İSEN BANA YAZ İSTERSEN MSN DE YAZ FARK ETMEZ EĞER BEN YAZDIKLARIMI MESNEVİDE İSPAT ETMEZSEM HEPİNİZDEN ÖZÜR DİLEYECEĞİM TAMAMMI! AMA EĞER ORADA BUNLAR YAZILIYSA SİZ BENDEN ÖZÜR DİLEYECEKMİSİNİZ!DÜRÜSTCE CEVAP VERİN DAHA BU ZAMANA KADAR BANA CEVAP VEREN OLMADI . ÇÜNKÜ BU CİLVE YAPMAYA BENZEMİYOR KIZLAR....
HADİ BANA İSBAT EDİN İFTİRA ATTIĞIMI BEKLİYORUM SİZE 3 GÜN MUSADE CEVAP BEKLİYORUM HADİ.....


Bana bak muvahhid adın ın anlamı bire inanan, birleyen yani birleştiren.Ama sen mü'minler arasına nifak sokuyorsun.
Ve de terbiyeni muhafaza et. ne demek cilve yapmak. yöneticileri ikaz ediyorum. bu adamı banlayın.
 

kaanaksoy

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
6 Ocak 2007
Mesajlar
1
Beğeniler
0
Puanları
0
Yaş
38
#15
Sayın uyarıcı,

Son derece yerinde tespitler yapmışsınız. Tebrik ediyorum. ancak ilginç olan kimsenin size cevap vermemiş olması. Ya kabul ettiler size katılıyorlar. Ya da körü körüne bir inatla yanlışın peşinden gitmeye devam ediyorlar.
 

ORHANCAN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
2,536
Beğeniler
80
Puanları
0
#16
GÜNÜMÜZDE BİNLERCE ORYANTALİST VE MÜSTEŞRİK DENİLEN

İNSANLAR HER ALANDA BULUNMAKTADIR..

Gerçekleri saptırarak özellikle bilgi dağarcığı eksik olan saf insanlarımızı İSLAMİYETİN güzelliklerini YANLIŞ analamk ve yorumlamak amacıyla çalışmaktadırlar..

Bazen müslüman kisvesi altında en iyi üniversitelere bitirerek -el ezher gibi- kitaplar yayınlamakta ve saptırıcı kelime ve görüşlerini yaymaktadırlar..

BENCE bu alınan bilgiler de bu şekildedir..özellikle ALLAH (CC) dostları üzerinde oynanan oyunlar ve onları karalama kampanyaları bu şekilde olmuştur... saf ve herşeye inanan insanlarda bu bilgileri alarak yaymakta ve ALET ve MAŞA olarak görevlerini yerine getirmektedirler...

İŞİN GERÇEĞİNİ orjinal suretlerden bakarak öğrenebilmemiz mümkün iken bu alıntılara itibar gösterilmemelidir...

UNUTMAYALIM Kİ KUR-AN-I KERİM haricindeki diğer KUTSAL KİTAPLAR bile bozulmuş veya bozdurularak TAHRİF VE TAHRİP edilmiş ve gerçek MESAJLARI yanlış anlaşılmıştır.....


..
 
Üst