Mesnevi'den ders almak için Bursa'dan İstanbul'a geliyorlar | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Mesnevi'den ders almak için Bursa'dan İstanbul'a geliyorlar

mostar

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
6 Ara 2009
Mesajlar
1,011
Puanları
0
Mesnevi'den ders almak için Bursa'dan İstanbul'a geliyorlar

Mehmet Fatih Çıtlak, Mevlana yılı ilan edilen 2007 yılından bu yana Pendik Belediyesi Yunus Emre Kültür Merkezi'nde Mesnevi okumaları yapıyor. Etkinliğe katılım sadece İstanbul'dan değil. Kocaeli, Yalova, Bursa gibi civar illerden de gelenler var. Çıtlak, ilgiyi İstanbul üslubuna bağlıyor




Mesnevi okumalarınız ne kadar süredir devam ediyor?
Pendik'te dördüncü senemizi doldurduk. 4000 beyiti geçtik. Cumhuriyet tarihinde belediyenin organize ettiği daimi ders ve konuşma olarak bu kadar uzun süren tek program. Bunun sebebi halkın katılımı. Mehmet Akif Kültür Merkezi'nde ayda iki kere olarak başladı. Üç dört ay sonra haftada bire döndü. Oraya sığmadık ve son olarak da 500 kişilik kapasitesi olan Yunus Emre Kültür Merkezi'ne geldik. Burada Mesnevi sohbeti olarak devam ediyoruz. Hiç ara vermiyoruz, Ramazan'da, yaz, kış hep devam ettik.
Bu kadar katılım olmasını neye bağlıyorsunuz?
Mesnevi'yi İstanbul usulü şerh denilen bir üslupta anlatıyoruz. Eskiden İstanbul'un bazı tekkelerinde yapılan Mesnevi şerhlerini uygulamaya çalışıyoruz. Bu üslup çok rağbet görüyor.
Bu üslubun özelliği nedir?
Mesnevi, hayatta tatbik edilmesi gereken hakikatleri anlatır. Günümüzde Mesnevi'yi sadece kelebekten, kuştan ve tilkiden bahseden bir kitap gibi göstermek gibi bir adet başlamış. Hâlbuki Hz. Mevlana her zaman, döneminin siyasi ve toplumsal hadiselerine birebir etkin vaziyette müdahil olmuştur. Yani Hz. Mevlana zannedildiği gibi kendi başına aşk ile dönüp ağlayan bir insan değildi. Cemiyetin her noktasına nüfuz etmişti. İstanbul da medeniyet merkezi olduğu için İstanbul usulü Mesnevi şerhi denildiğinde o temsil ettiği medeniyeti, o ilmi çerçeveyi ve toplumsal işleyişi zikrederek Mesnevi'yi şerh etme ve anlatma usulü anlaşılırdı.
Mesnevi kutsallaştırırken aslında ondan da çok uzak kalınmadı mı?
Her Mesnevi şerhi şu sözlerle başlar, "Sakın ben o Allah'a yakın olmuş kullar gibi olamam deme, kerimlerle iş yapmak çok kolaydır" Mesnevi'nin yaşanılabilir olduğunu her Mesnevi şerhine başlanırken söylenen bu söz anlatmamışsa daha nasıl anlatılabilsin? Ayrıca hayatın birebir gerçekleriyle örtüşmeyen bugünün insanına gerek mümin olsun, gerek inançsız olsun onu içine almayan bir Mesnevi bir şey ifade etmez.
Peki Mesnevi'nin manasını koruyabilen kişiler var mıydı?
Cumhuriyet devrinde mesnevi şerhleriyle aramızdaki kopukluğu önleyen ve Mesnevi'nin yanlış anlaşılmasına en önemli seti çeken kişi Tahir-ül Mevlevi Hazretleri'dir. Bu kişi sadece Mesnevi hususunda değil İslam'da İbadet Tarihi isimli eseriyle ve başka verdiği eserlerle dinin doğru anlaşılması için bulunduğu dönemi aydınlatan münevver olarak karşımızdadır. Günümüzdeki Mesnevi şerhleri eskiyle de buluşuyorsa, eskiden yazılmış bazı şerhler günümüzde artık tez konusu olabiliyorsa bunun en büyük mimarı odur.
Mevlana dünyada geniş kitleler tarafından tanınıyor. Bu algının ne kadarı gerçek ne kadarı suni?
Bunun için önce perspektifimizi değiştirmemiz lazım. Burada şuurlu olduğunu iddia eden herhangi bir Müslümana bakalım. Hz. Mevlana hakkında gazetelerden okuduğundan öte bilgisi var mı, yok mu. Biraz konuşsanız sapır sapır dökülür. Birçok insanın Mesnevi okuduğunu zannetmiyorum. Bu bilgisizlikle bizim Müslüman olmayanlara kızmamız çok saçma olur. Ben okullara konuşmalara gidiyorum. "Şemsi Tebrizi ve Mevlana'nın arasında ne vardı?" diye soruyorlar. Bunu böyle idrak edebilecek, aşkı şehvet zanneden insanlar var. Siz bunları düşünürseniz o zaman Mevlana'yı peygamber yapan da çıkar. Bunlar cehaletten başka bir şey değildir.
Günümüzün âlimlerine çok iş düşüyor o zaman...
Evet. Düşünsenize, bu millete Kuran'ı ve hadisi sevdirmeyi ikinci plana atanlar var. "Dinin aslını yaşmak istiyoruz" deyip de İmamı Azam'ı bile mahalle imamı seviyesine indirgeyenler var. Aslında kapitalist ve materyalist sisteme daha rahat adapte olmak için tatbik edilen, eskilerin tüm birikimlerini ekarte edip, yeni bir Müslüman tipiyle düzenin insanı oluşturan bir tip yapmaya çalışan peygamberini idrak edemeyen insanın Hz. Mevlana'yı anlaması beklenemez. Böylece doğru anlatması da beklenemez.
Peki bütün bunlara rağmen Hz. Mevlana gücünden bir şey kaybetti mi?
Hayır. Ben 1535 kişinin Müslüman olduğunu gördüm ve defterime not ettim. Bu gazete kupürlerinden keserek edindiğim bir bilgi değil. Birebir oturup Müslüman olduğunu gördüm. Bunların 600'den fazlası Mevlana'yı duyarak Müslüman olan insanlardı. Bunların içerisinde hacca birlikte gittiklerim bile var. Mevlana'yı rüyasında görüp gelen var. Nükleer fizikçi, atom profesörü, doktor, üniversitede rektör... Katolik bir insan gelip "Ben hayatımın sırrını burada buldum" diyor
Çözümü?
Çözümü belli. Türkiye'de Mevlana kürsünüz yok ama Londra'da var, Amerika'da 10 tane. Hz. Mevlana'nın kürsüsünü kurmadığın bir yerde Hz. Mevlana'yı yanlış anlaşılıyor deme hakkın yoktur.

ALEVİLER HOSTESLER AVUKATLAR VAR

Sizin Mesnevi'yle uğraşma nedeniniz nedir?
Ben 15, 16 yaşıma kadar kendimi bir numaralı mücahit herkesi de kâfir görüyordum. Ailemi dahi mümin olarak görmüyordum. Bir gün henüz imanın hakikati ve tadına varamadığımı fark ettim. Bu toslamayla beraber hikâye kitabı gibi okuduğum Mesnevi'yi şerh eden zatlarla tanıştım. Kendimle alakalı meseleleri çözdüm ve yanlışlıkların nereden kaynaklandığını çok net gördüm. Önce Mesnevi'yi anlamak üzerine yoğunlaştım. Hiç anlatmak derdinde değildim. Sema eğitimini, Mevlevilik ve diğer tarikatlarla alakalı araştırmalarımı o yaşlarda derinleştirdim. Ve ona olan hayranlığım her geçen gün arttı. İnsanlara bir şey anlatırken de Mesnevi'yi tercih ettim.
Türkiye'deki dergâhları nasıl buluyorsunuz?
Ben birçok yerde dergâhlara girdim çıktım. Asıl olana itibar etmek lazım. Aslı bulmak isteyen için her şey aşikârdır. Benim dönemimde aslı bulmak zor değildi ama insanlar gitmiyorlardı. Mesela, Gönenli Mehmet Efendi Süleymaniye Camii'nde Cumartesi günleri vaaz veriyordu. 10 kişi bile olmuyordu. Fakat vefat ettiğinde trafik tıkandı tabutu omuzlar üzerinde Edirnekapı'ya kadar gitti. Ama hazret göçmüştü. Hayattayken kimse müracaat etmiyor.
Derslere kimler geliyor. Tepkiler nasıl?
Şu andaki gençlik bizim neslimizden çok daha akıllı. Bir tek hataları var, bilmek ile yaşamayı aynı zannediyorlar. Tecrübenin ille de olması gereken bir şey olması gerektiğini bilmiyorlar. Bu noktada ön yargıları var. Buradaki cemaat profilinde ise Aleviler var, kendi eğitimini bile sadece İslam'ı yaşamak için kapatmış olanlar var. Mezhepleri inkâr edenlerden belli tarikatlara mensup olanlara kadar birçok insan geliyor. Hostes, hekim, avukat, hukukçu ve ilkokul mezunu da var. Çocuklar da yaşlı amcalar da geliyor. Buradaki zemin tam bir Türkiye zemini şuanda...
Avrupa Yakası'nda da yapmayı düşünüyor musunuz?
Pendik Belediyesi'nin bu noktada duyarlı olduğu aşikâr... Bunu yaptığı kültür faaliyetleriyle ortaya koydu. Sümbül Efendi'de hafta bir defa bu ders yapılacak. Fakat buradaki ciddiyet yok. Fatih'te nikâh salonunda yapıyoruz ama saatleri düzenli değil. Kültür A.Ş'den henüz sonuç alamadım. Burada 30 kişiyle başladık şimdi 450 kişi olduk. Yalova, Tuzla, Hadımköy, Kadıköy'den gelen var. Talep edilirse üç beş kişi bile olsa gider konuşurum.


BÜŞRA SÖNMEZIŞIK
 

YagmuR

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 Ağu 2006
Mesajlar
2,504
Puanları
0
Yaş
33
Web sitesi
www.gencislam.com
Maşallah Rabbim sayılarını arttırsın, hizmetlerini kabul eylesin, razı olsun...
 

talib

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Tem 2006
Mesajlar
21,906
Puanları
113
Mesnevi'nin zamanı geçmemiş demek ki. Ve hala hidayetlere vesile oluyor.
 

mostar

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
6 Ara 2009
Mesajlar
1,011
Puanları
0
18 BEYİT DİNLE!

Mesnevi’nin yeni bir şerhi
Dün, daha önce şahit olmadığım şekilde bir kitap tanıtım toplantısına katıldım. Bu toplantının diğerlerinden farkı neydi?

31 Ocak 2011 Pazartesi 13:12
(Dün, daha önce şahit olmadığım şekilde bir kitap tanıtım toplantısına katıldım. Bu toplantının diğerlerinden farkı neydi, onu bulmak için çok uğraşıyorum. Yaklaşık üç yüz kişinin bir kitap tanıtım toplantısında hazır bulunması, hayır bu değil. Kârı madde olan kurum ve kuruluşların toplantılar yapmasına alışık olduğumuz türden beş yıldızlı bir otelde, koskocaman bir salonda, şahane bir organizasyonla yapılması, hayır bu da değil. Bir TRT spikerinin sunumu, dervişlerin semaı, müziğin nağmeleri, konuşmaların gevezeliğe yaklaşmayan, ketumluktan uzak dengeleri… Hayır. Düşünerek bulamadığımı, yazarak da bulabilecek değilim galiba. En iyisi haber diline döneyim. )
Hazreti Mevlânâ’nın Mesnevisinin kendi eliyle kaleme aldığı ilk on sekiz beytinin şerhinin yapıldığı “18 Beyit Dinle!” isimli kitabın tanıtım toplantısı 27 Ocak 2011’de Pendik Via Port otelde yapıldı.
Sadık Yalsızuçanlar3 yıldır süren Mesnevi şerhi
2007 yılında Pendik Belediyesi Kültür etkinlikleri kapsamında Mesnevi Okumaları ismiyle Mehmed Fatih Çıtlak tarafından yürütülen programdan derlenen kitabın tanıtım toplantısında Pendik Belediye Başkanı, Pendik Kaymakamı konuşmalar yaptı ve sayıları yirmiyi geçen bakan ve milletvekili tebriklerini gönderdi. Sadık Yalsızuçanlar ve Mehmed Fatih Çıtlak’ın kitap hakkında sohbet etmelerinden sonra Geleneksel Sufi Ayinleri Topluluğu’nun gerçekleştirdiği Sema ayini izlendi.
İkram ile başlayan program TRT spikerlerinden Sabiha Akdemir’in sunumuyla gerçekleşti. Programda Pendik Kaymakamı Cafer Odabaş ve Pendik Belediye başkanı Salih Kenan Şahin kitaba ilişkin konuşma yaptı. Ardından Sadık Yalsızuçanlar ve kitabın müellifi Mehmed Fatih Çıtlak, kitap ve kitabın oluşumu üzerine bir sohbet gerçekleştirdi. Sadık Yalsızuçanlar, “Hocamın huzurunda bulunduğum için heyecanlıyım, lütfen mazur görün.” diyerek söze başladı ve Mesnevi-i Şerîf’in günümüze kadar yapılan şerhleriyle ilgili bilgi verdi. Yurt içinde ve dışında kaleme alınan eserler ve müelliflerinin sıralanmasından sonra “18 Beyit Dinle!” kitabı için Yalsızuçanlar, “Kitabı okudum. Açıkçası Fatih Hocamı kıskandığımı söylemem gerekir. Ben niye böyle yazamıyorum, dedim.” dedi. “Bu kitapta saydığım şerhlerin hepsinin özünü ve Hazreti Mevlânâ’nın dilinden konuşan Fatih Hocamın gönül ayinesinden yansıyanları bulacaksınız.” diyerek sözlerine devam eden Sadık Yalsızuçanlar, kitaptan bazı bölümleri izleyicilere okudu.
Mehmed Fatih ÇıtlakPendik… Uzak ama bereketli…
Söz sırası kendisine gelen Mehmed Fatih Çıtlak ise “Bendeniz Fatih’te doğup büyümüş biriyim. Açıkçası ilk başta Pendik’e gelmek fikri bana uzak geldi. İstanbullular için Pendik, kerhen İstanbul’a katılmış kenarda bir yer gibidir. Bundan dört sene önce Emin Işık Hocam “Pendik’ten Mesnevi dersi istediler, ben de seni söyledim. Çok uzak, ben gidemeyeceğim.” dediğinde, oraya elbette benim gibi biri gider, koskoca hocalarım gidecek değiller ya, diye düşündüm. Ancak Pendik’te öyle bereketli bir cemaatle karşılaştım ki… En arka sırada oturan kardeşimin nazarı ta sahneye kadar geliyor.” dedi. Bir önceki dönemin belediye başkanı Erol Kaya ile bir konuşmalarına değinen Çıtlak, bir gün kendisine usul gereği ama samimi duygularıyla “Bir isteğiniz var mı?” diye sorduğunu Kaya’nın da “Var. Ben burada olsam da olmasam da lütfen bu dersleri bırakmayın.” dediğini söyledikten sonra, “Pendik gerçekten acayip bir yer.” dedi.
Mesnevi okumak ve dinlemek sabır ister

Cumartesi günleri yapılan dersten birkaç gün önce sıkıntıdan rahatsızlanmaya başladığını ifade eden Çıtlak, “Ben oraya çıkıp konuşacak adam mıyım? Nasıl olacak bu?’ diye düşünüyordum ve sonra kolayı seçtim. Kendimi aradan çıkarttım.” sözleriyle konuşmasını sürdürdü. Çıtlak, konuşma yapan Belediye Başkanı Şahin ve Kaymakam Odabaş için, “Nezaketleri için çok teşekkür ederim. Bize burada kavşakları, geçitleri, parkları anlatabilirlerdi isteselerdi. Hakları da. Ama öyle nazikler ki, konunun haricinde bir cümle dahi kurmadılar. Yaptıkları hizmetlerin farkındayız, çok teşekkür ediyoruz.” dedikten sonra teşekkürlerine şöyle devam etti: “İlk önce harçlık parasını hesap ederek minibüse binip gelen öğrenci kardeşlerime teşekkür ediyorum. Onlar, harçlıklarını başka yere harcamayıp, bu derse iştirak etmek için harcettiler. Kendileri onların farkında olduğumu bile bilmiyorlar belki ama 50-60 kadar kişi tespit ettim. Onlar birinci önceliğimdir. İkinci olarak ise bu mânânın kendisine sahip oldukları halde tasdik etmek için gelip beni dinleyen büyüklerime teşekkür ediyorum. Ve kendi zamanlarından feragat eden aileme çok teşekkür ediyorum.” dedi.
Konuşmalardan sonra Geleneksel Sufi Ayinleri Topluluğu tarafından gerçekleştirilen Sema Ayin-i Şerif’i izlendi. Daha sonra ‘Derviş Çeyizi’ isimli, dervişlerin eşyalarının sergilendiği sergi gezildi ve Pendik Belediye’si tarafından bir kültür hizmeti olarak hediye edilen kitaplar Mehmed Fatih Çıtlak tarafından imzalandı.
(Buldum. Ama söyleyemiyorum. Söze gelmeyen gerçeklerden bir gerçek bu. )
Ek Bilgi: Mesnevi Okumaları her Cumartesi 13:30’da Pendik Yunus Emre Kültür Merkezi’nde gerçekleşmektedir. Kitabın orijinalinin birinci cildi, Tehir-ül Mevlevi Şerhi’nin beşinci cildi tamamlanmış, 4011. beyte gelinmiştir.

Fatma Eryılmaz bu sesi ‘dinle’yelim dedi
 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,943
Puanları
113
Cidden güzel okuyor Fatih Çıtlak beyefendi, dinlemeyenlere tavsiye :)
 

cicek demeti

Sükut
İhvan Üyesi
Katılım
7 Ocak 2011
Mesajlar
11,683
Puanları
0
Mehmet Fatih Çıtlak, hocamizla tanismak bu sene ramazanda turkiyemde nasip oldu...cok guzel sohbetleri var..Rabbim razi olsun inseallah...degerli ve saygili bir hocamiz bizimle cok guzel ilgilendi ...
 

semnun

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
24 Ağu 2007
Mesajlar
354
Puanları
0
Allah u teala razı olsun her birinden.....
 
Üst