Mektup

Raid_IRON

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
7 Tem 2006
Mesajlar
54
Beğeniler
0
Puanları
0
Web sitesi
www.halidiye.com
#1
SEVGİLİ kardeşim, dünyanın ve ülkemizin durumu hiç parlak değil. Üçüncü Dünya Savaşı’nın ayak sesleri duyuluyor. Sınırlarımızın çok yakınında korkunç yangınlar var. Çeçenistan’da dördüncü liderimizi şehit verdik, Bağdat’ta kan gövdeyi götürüyor. Kafkasya, Ortadoğu, Balkanlar barut fıçısı gibi. Bir kıvılcım...Büyük patlama.

Bu yangınlar, bu felâketler Türkiye’ye sıçramaz zannediyoruz. İnşaAllah sıçramaz, ya sıçrarsa...

Yangınları söndürmenin, savaşları durdurmanın, akan kanları dindirmenin imkânına sahip değiliz. Lâkin yapabileceğimiz birtakım şeyler var. Onlardan birkaçını hatırlatmak istiyorum. Müslümanlar olarak:

(1) İtikadımızı tashih edebiliriz.

(2) Beş vakit namaza başlayabiliriz.

(3) Zaten kılıyorsak, cemaate devam edebiliriz.

(4) Sadaka verebiliriz.

(5) Dua edebiliriz.

(6) Günahlarımıza tövbe edebiliriz.

(7) Faydalı, kıymetli, kalıcı bilgi ve kültür elde edebiliriz.

(8) Çok küçük de olsa birtakım iyilikler, hasenat yapabiliriz.

(9) Fiilen ve lisanla yapamıyorsak, hiç olmazsa kalben emr-i mâruf ve nehy-i münker yapabiliriz.

(10) Müslüman bir kadın ve kızın bu devirde tesettüre riayet etmesi çok büyük bir fazilettir. Sevabı ve ecri çoktur, tesettür için çalışabiliriz.

(11) Namaz ve cemaat için çalışabiliriz.

(12) Müslümana birçok şey yasak, lâkin ağlamak yasak değil. Irak’ta, Çeçenistan’da, Filistin’de ölen, yaralanan, kan kusan Müslümanlar için ağlayabiliriz.

(13) Guantanamo’da dehşetli işkenceler, hakaretler, eziyetler içinde ezilen Müslüman kardeşlerimiz için bir damlacık gözyaşı bile dökemez miyiz?

(14) İslâm’ın temel prensiplerinden biri Allah için sevmek, Allah için buğz etmektir. Bunu lisanen yapamazsak, kalben yapabiliriz.

(15) Çanakkale’ye gidebilir, Gelibolu yarımadasındaki şehitliklerde Kur’ân okuyabiliriz, dua edebiliriz, gözyaşı dökebiliriz. Hani, Beyaz Türklerin “hurafe” dediği şeyleri yapabiliriz. Zaten onlar hurafe diyorlarsa mutlaka bunların bir kıymeti vardır. Onlar boşu boşuna hurafe demezler.

Bu saydıklarım içinde en önemlisi beş vakit namaz kılmaktır. Allah-ü Teâlâ Kur’ân-ı Kerîminde sabır ve namazla kendisinden yardım istememizi öğütlüyor.

Namaz kılmakla kurtulmak arasında ne gibi mantıkî illiyet rabıtaları vardır? Bu soruya rasyonalist akılla, Descartes mantığıyla cevap verilmez. İslâm’ın kendi mantığı vardır. Sen namaz kılarsın, Allah da sana yardım eder.

Namaz kılınacak ama sadece namazla iş bitmez. Adam namaz kılıyor, riba yiyor. Tabii ki o namazdan feyz alamaz. Dipsiz kile, boş ambar...

Nefisle yapılan büyük cihadın temel rükünlerinden biri dilini tutmaktır.Müslüman yalan söylemez. Müslüman gıybet etmez, Müslüman o kimsedir ki, insanlar onun elinden ve dilinden selamette olurlar. Diliyle eşek arısı gibi sokan kimse ne biçim Müslümandır?

Ramazan yaklaşıyor, Ramazan ne demektir? Gündüz oruç tuttuktan sonra, akşam iftar ziyafetinde tıka basa yemek yemek midir?Kesinlikle değil.Çok geç kaldık bu sene de. Ramazan’a hazırlanmamız lazım. Kadınlara, çocuklara, genç kızlara, üniversitelilere, esnafa, dinden uzaklaşmışlara, dindar olup da ne yapacağını bilmeyenlere dağıtılmak üzere kaç çeşit broşür hazırlayacağız?

El-Cezire televizyonu muhabiri Sami El-Haj, beş seneden beri Guantanamo’da feci şartlar altında tutuluyormuş.Kanser olmuş tedavi edilmiyormuş. Suçu belli değil, herhangi bir suçu olsaydı zaten bu beş sene içinde ortaya çıkartılmış olurdu. Amerikalılar, “Bizim için casusluk yaparsan seni serbest bırakırız” demişler, kabul etmemiş. Guantanamo ne kadar uzak mı diyorsunuz? Hiç de uzak değil. Oraya Müslüman taşıyan CIA uçakları, kaç defa, gizlice, sessiz sedasız bizim topraklarımıza inmişler. Allah saklasın, Türkiye de Irak’a dönebilir, nice masum Müslüman Guantanamolara tıkılabilir. Bu ihtimal karşısında titrememiz lazım.

Havalar iyi gidiyor. Yazlığın bahçesindeki çiçekler bir açtılar ki görmeyin. Küçücük vişne ağaçlarında pıtrak gibi meyve var... Hülâgu ordusu Bağdat’a yaklaşırken birtakım gafiller, Dicle kenarında ağaç gölgelerinde keyif çatıyorlardı. Sonra felâket tepelerine kara bulut gibi çöküverdi.

Boğazdan geçen biri nitrat, biri petrol yüklü iki tanker çarpışsa ne olacak?

Hangi ülkeden geldiyse keneler peydah oldu bizde, kaç kişi kene ısırmasından öldü... Göztepe’de masum süt çocukları sebebi anlaşılmayan bir şekilde ölüyorlar. Hastalıklar, felâketler kol geziyor, hiçbirine aldırmıyoruz.

Kral XVI. Lui’yi, gece yarısından sonra yaverlerinden biri yatak odası kapısını vurarak uyandırmış. Kral uyku sersemliğiyle:

-Yine mi iğtişaş (kargaşa)! demiş. Yaver:

-Hayır Haşmetmeab, bu sefer ihtilâl!.. cevabını vermiş.

Haziran bitti sayılır, Temmuz, Ağustos... Ankara’da neler olacak, dünyada neler olacak?
Selâmlar, hürmetler...


Mehmet Şevket EYGİ
 

Bedrin_Aslanı

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
20 Haz 2006
Mesajlar
1,792
Beğeniler
3
Puanları
0
#2
kardeş güzel bir paylaşım Allah razı olsun. Emr-i mâruf yapabilmek için daha çok çalışıp dinimizi öğrenmemiz gerekiyor.
Yoksa emr-i mâruf ekipleri gibi emr-i mâruf' a muhtaç olmayalım. Selametle...
 

HTML

Üst