Mekteb-i İrfan | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Mekteb-i İrfan

hirahos

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Kas 2006
Mesajlar
35,948
Puanları
83
Yaş
52
Adı İlgi Çekmeyen Fakülte...

Mahmud Sâmi Hazretleri, Daru'l-Fünûn Hukuk Fakültesi'ni yeni bitirmişti. Onun güzel hâlini ve tertemiz sîretini pek beğenen bir Allâh dostu:

"Evlâdım, bu tahsîl de güzeldir ama, sen asıl tahsîli ikmâl etmeye bak. Seni irfân mektebine kaydedelim, orada da gönül ilimlerini ve âhiret sırlarını öğren." dedi. Ardından ekledi:

" Evlâdım, o mektebde nasıl eğitim yaparlar, ne öğretirler bilemem. Ama bildiğim bir şey var ki bu tahsîlin ilk dersi incitmemek, son dersi de incinmemektir..."

(alıntıdır)

***

Bir Allah dostuna sordular:

"Güzel ahlak nedir?"

"Kimseyi incitmemek ve kimseden incinmemektir.. İncitmemeyi çoğu başarabilir ama incinmemek çok çok nadirdir ve yalnızca Allah Erlerine mahsustur.."


(Konuyu, önce "Mekteb-i İrfan" diye açmıştım pek ilgi çekmedi zannedersem.. Bi de böyle yazdım bakalım özellikle üniversite adayı gençlerin ilgisini çekebilecek mi? :D )
 

serdAR-

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 Kas 2006
Mesajlar
86
Puanları
0
kardes dahasini yokmu... :)
 

Arifane

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
27 Kas 2006
Mesajlar
843
Puanları
0
Yaş
53
hirahos kardeş aynısını şems tebrizi mevlana hzlerine benden istediğin ilmin sende vakıf olmasını istıyorsan kafandaki kütüphaneyi boşaltman lazım yoksa dolu testi dolmaz boşaltmak lazım.dedi.
 

talib

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Tem 2006
Mesajlar
21,906
Puanları
113
Hisse kısmını da yolun başındaki Zattan alalım:

HİSSE:

İncitmemek, nispeten kolaydır. Ama incinmemek elde değildir. Zîrâ o, bir gönül işidir. Dolayısıyla incinmemek, ancak fânîlerden gelen ve kalblere saplanan zehirli okların tesirsiz kalması ile mümkündür. Bu da, nefs tezkiyesi ve kalb tasfiyesinin kemâlindeki seviye nisbetindedir. Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Tâif'te taşlanıp hakâret gördüğünde melekler:

"- Ey Allâh'ın Rasûlü! Dilersen şu iki dağı birbirine çarpıp buranın zâlim halkını helâk edelim." demişlerdi.

Ancak o âlemlere rahmet olarak gönderilmiş olan yüce Peygamber, meleklerin bu teklifini kabul etmediği gibi şefkat ve merhamet duyguları içerisinde mübârek yüzünü Tâif tarafına çevirdi ve ahâlisinin hidâyet bulmaları için duâ eyledi.

Bir Peygamber âşığı olan Hallâc-ı Mansûr da taşlanırken:

"- Allâh'ım! Bunlar bilmiyorlar, benden evvel onları affet!" diye duâ etmiştir.

Bu, gerçek tahsîl ile, yâni mânevî terbiye neticesinde elde edilen kalb-i selîme âit bir hâldir.

Ebu'l-Kâsım el-Hakîm'e, kalb-i selîmin sıfatlarını sorduklarında şunları söylemiştir:

"Kalb-i selîmin üç vasfı vardır:

Birincisi incitmeyen bir kalb,

İkincisi incinmeyen bir kalb,

Üçüncüsü de iyiliği Allâh'ın rızâsı için yapıp karşılığını beklemeyen bir kalb...

Zîrâ bir mümin, Cenâb-ı Hakk'ın huzuruna, hiç kimseye eziyet etmeyince verâ ile; kalbini Rabbe yöneltip kimseden incinmeyince vefâ ile; yaptığı sâlih amellere herhangi bir fânîyi ortak etmeyince de ihlâs ile gelir..."

Şâir ne güzel söyler:

Cihân bâğında ey âşık budur maksûd-i ins ü cin;
Ne kimse senden incinsin ne sen bir kimseden incin!
 

hirahos

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Kas 2006
Mesajlar
35,948
Puanları
83
Yaş
52
Amenna abi, temel Tasavvufi eserlere baktığınızda benzer tavsiyeleri hemen hepsinde bulursunuz..

"Kabın dolması için önce boşalması ve aynı cihetle temizlenmesi.."

Kabdan mana kalbdir..

Çok kıymetli olan ilmin nefisde yol açtığı nakışlardan; mesela ilim benliği, ilim varlığı, kendini beğenme, ilimden dolayı kendini üstün görme ya da kurtulmuş addetme gibi nakışların da kalbden silinmesi ve nefsin bunlardan da arınması gerekiyormuş..

Mürşid-i Kamil olmadan göğüsün bunlardan boşalması ise hayal.. O yüzden, Mürşid-i Kamil olmazsa olmaz demişler..

Hatta İmam Rabbani Hazretleri de sık vurgular:

"Tam fena hali olmadan yol alınamaz.. Tam fena için de göğsün her tür nakıştan temizlenmesi; hatta ilimden de boşalması gerekir.."

Olsaydı Mevlana o varlıktan kendi başına kurtulmanın bir yolunu bulur; Şems'e de gerek kalmazdı!

Çünkü gelmiş geçmiş en büyük Alimlerimizden biridir Mevlana Celalleddin Rumi Hazretleri.. Sayılı kimselerden yani.. Yine de ilmin nakışlarından kendi başına sıyrılamamıştır..

Bu bahsi bilmeyenler yanlış anlayıp "ilim"i küçük ve gereksiz gördüğümüzü sanmasınlar..
 

abla

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
21 Kas 2006
Mesajlar
694
Puanları
0
soğuk suyu çok severim.yazın su içerken hep rasulullahın şu duası aklıma geliyordu;"rabbim sana olan sevgimi sıcak günde soğuk suya olan sevgimden daha fazla eyle".
sonradan iç bi mana keşfettik. su ilimdir. her ne kadar sıcak günün hararetini söndürsede,ilme sevgi,Allah sevgisine perde olmamalı. çok önceleri imam gazalinin aşıkların tedavisiyle ilgili bir yazısını okumuştum. diyordu ki mübarek ;"tedavisi yoktur ama ilme yönlendirilip,ilimle meşgul edilirse düzelebilir".
ne dersiniz kalple beyinbirbirinden ayrı olduğunda sıkıntı sebebimi acaba?.tek başına kalp meczup,tek başına akıl kısır.............
ikisi bir arada olunca mı işimize yarıyor.iki kanat takıyor. ama o dengeyi bulmak ,asıl zor olan belkide....
 

Arifane

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
27 Kas 2006
Mesajlar
843
Puanları
0
Yaş
53
ablam derinden çıkartıyorsun sözleri ilimsiz hiç bir şey olmaz. allah dostları müşidi kamiller bizlere ilim verirler sözler bize gönlümüze ulaşıncaya kadar ruh halini alır ve bizleri de ruhlandırırlar.
 

dayi

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
15 Kas 2006
Mesajlar
1,918
Puanları
0
Yaş
66
İLİMve HAL..yani İLMUHAL..İlmini hale çeviremediysen..kendi İmi-halini okumamışsın okuyamamışsındır..o okudukların hep arif abilerin ve kamil abilerin İlmuhali dir..hiç çaresi yok genç insanlar..kendi İLMUHALİNİZİ okuyacaksınız..KENDİ HAKİKATİNİZE vakif olacaksınız,ki..size şah damarından yakın olanın hakikatine varabilesiniz..Akıl gönülün gözüdür..gözsüz gönül olurmu..görmeden neyi sevecek..:D
HU..abla bu sanaydı..:)
 

EbuMahir

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
7 Ara 2006
Mesajlar
286
Puanları
0
Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil

Bir gönülü yaptın ise
Er eteğin tuttun ise
Bir kez hayır ettin ise
Binde bir ise az değil

Yol odur ki doğru vara
Göz odur ki Hak'kı göre
Er odur alçakta dura
Yüceden bakan göz değil

Erden sana nazar ola
İçin dışın pür nur ola
Beli kurtulmuştan ola
Şol kişi kim gammaz değil

Yunus bu sözleri çatar
Sanki balı yağa katar
Halka matahların satar
Yükü gevherdir tuz değil
Yunus Emre
 

EbRu

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
10 Haz 2006
Mesajlar
336
Puanları
0
Allah razı olsun çok güzel bilgiler...
 

abla

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
21 Kas 2006
Mesajlar
694
Puanları
0
İLİMve HAL..yani İLMUHAL..İlmini hale çeviremediysen..kendi İmi-halini okumamışsın okuyamamışsındır..o okudukların hep arif abilerin ve kamil abilerin İlmuhali dir..hiç çaresi yok genç insanlar..kendi İLMUHALİNİZİ okuyacaksınız..KENDİ HAKİKATİNİZE vakif olacaksınız,ki..size şah damarından yakın olanın hakikatine varabilesiniz..Akıl gönülün gözüdür..gözsüz gönül olurmu..görmeden neyi sevecek..:D
HU..abla bu sanaydı..:)

dayı siz ne gördünüz?
 

dayi

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
15 Kas 2006
Mesajlar
1,918
Puanları
0
Yaş
66
İNSAN..:D

Siz ne arıyorsunuz görmek için :D..

HU..
 

dayi

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
15 Kas 2006
Mesajlar
1,918
Puanları
0
Yaş
66
Ablam hepimize abla burada..çoook uzun yılları var bu yolda..elbette imtahan edecek arada sırada..:)..

Gördüysek bir İNSAN biz benzeyeceğiz Ona..:D

HU..
 

abla

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
21 Kas 2006
Mesajlar
694
Puanları
0
dayı ablam bilerek mi soruyor yoksa imtihan mı! sahi dayı bu insanın neye benzer bize mi benzer yoksa biz mi ona.

arifane abi;
kimseyi imtihan edecek liyakatimiz yoktur.
benzeme konusuna gelince;insana benziyorsak yeter bize.darısı insan olmaya.....
 

Arifane

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
27 Kas 2006
Mesajlar
843
Puanları
0
Yaş
53
ablam allah cc. 99 ismi vardır. 33 fiiline 33 sıfatına 33 zatına etti 99 yüzüncü isminide sen söyleyiver be ablam bakalım kim çıkıyor karşımıza!
 

muhabbet

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
26 May 2007
Mesajlar
494
Puanları
0
İncitmemek, incinmemek
Peygamber Efendimiz'in müezzinlerinden Abdullah bin Ümm-i Mektûm -radıyallâhü anh- zaman zaman Rasûlullâh Efendimiz'in yanına gelir:
"-Yâ Rasûlallâh! Allâh'ın sana öğrettiklerinden bana da öğret!" diye yalvarırdı.
Peygamber Efendimiz de; o temiz yürekli sahâbîsini kırmaz, tatlılıkla bütün sorularına cevaplar verirdi.
Birgün Kureyş'in ileri gelenlerinden birkaç kişi Peygamberimiz'in yanında bulunuyorlardı. Hazret-i Peygamber de: "Belki bu Kureyş'in ileri gelenleri imana gelirler de mâhiyetindekiler de hidâyet bulurlar." ümidi içindeydi. Bu sırada doğuştan âmâ olan müezzin Abdullah ibn-i Ümm-i Mektûm yine geldi. Âmâ olduğu için Rasûlullâh'ın yanında kimlerin bulunduğunu bilmiyordu. Bundan dolayı her vakitki ricasını tekrarladı. Misafirler yanında bu yersiz suâlden Hazret-i Peygamber üzüldü ve sıkıldı. Başını öte tarafa çevirdi. Alâka göstermedi. Bu durumdan Abdullah ibn-i Ümm-i Mektûm'un gönlü hafifçe incindi. Bunun üzerine Abese Sûresi'nin başında bulunan iki ayet nazil oldu:
"Rasûlullâh, âmâ geldi diye yüzünü buruşturdu ve başını çevirdi."
Bu hadiseden sonra Rasûlullah Efendimiz Abdullah ibn-i Ümm-i Mektûm'u ne zaman görse:
"-Ey kendisi için Rabbimin bana sitem ettiği zat, merhaba!" diye buyururlardı.
Hiç şüphesiz bu hâdise, ümmeti irşâd için Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem'in şahsında sergilenmiş bir ilâhî örnektir. Bununla, bütün ehl-i îmâna böyle mevzûlarda takip etmesi gereken istikamet gösterilmiştir. Dolayısıyla Hak dostları, bu mesele üzerinde, yâni incitmeme hususunda titizlikle durmuşlar ve gönülleri birer nazargâh-ı ilâhî, yâni bir bakıma mânevî kâbetullâh olarak addetmişlerdir. Zîrâ kim gönül kâbesine zarar verirse, hakîkatte onun sahibini incitmiş olur. Bu itibarla denir ki:
"Allâh, gönlü kırıklarla beraberdir."
Hadîs-i şerîfte buyurulur:
"Mûsâ -aleyhisselâm- Cenâb-ı Hakk'a bir ilticâsında:
"- Yâ Rab! Seni nerede arayayım?" dedi.
Allâh Teâlâ buyurdu ki:
"- Beni, kalbi kırıkların yanında ara."
Osman Nuri Topbaş Hoca Efendi
 

sufi7007

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
24 Nis 2007
Mesajlar
1,161
Puanları
38
Mahmud Sâmi Hazretleri, Daru'l-Fünûn Hukuk Fakültesi'ni yeni bitirmişti. Onun güzel hâlini ve tertemiz sîretini pek beğenen bir Allâh dostu:

"Evlâdım, bu tahsîl de güzeldir ama, sen asıl tahsîli ikmâl etmeye bak. Seni irfân mektebine kaydedelim, orada da gönül ilimlerini ve âhiret sırlarını öğren." dedi. Ardından ekledi:

" Evlâdım, o mektebde nasıl eğitim yaparlar, ne öğretirler bilemem. Ama bildiğim bir şey var ki bu tahsîlin ilk dersi incitmemek, son dersi de incinmemektir..."
İrfan mektebine kayıt olmak için hiçbir sınır yok... (ölümden gayrı)
 
Üst