Mehmet Aycı Şiirleri

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
40
1971 yılında Adana/Saimbeyli'de doğdu.
Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi'nden(1996) mezun oldu. Ankara'da yaşıyor. Ulaştırma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği görevini yürütüyor.
Mürekkep Ten adlı kitabıyla TYB'nin 2007 yılı yılın en iyi yazarı ödülünü aldı…

Kitapları:
Şiir: Mor Kitap (Kırağı Yayınları, 1997), Aşk Bir Deniz Rüyası (Beyan Yayınları,1999), Yakı (Ebabil Yayınları, 2. Baskı 2008), Derin (Ebabil Yayınları, 2008)

Deneme: Serkisof Ahbabım Olur (Elips Kitap, 3. Baskı. 2006), Mürekkep Ten (Elips Kitap, 2007), Zehirli Ağaçlar Albümü(Elips Kitap, 2007)
İnceleme- Araştırma: Nasreddin Hoca (Semerkand Yayınları, 3.Baskı 2006), Demiryoluna Hızlandırılmış İnfaz(Kim Yayınları, 2004), Nasrettin Hoca Fıkraları(Ş.Çağlar'la birlikte; Elips Kitap, 2005)

Antoloji: İçinden Tren Geçen Şiirler((‘Mehmet Saim Değirmenci' adıyla, Kül Sanat Yayınları, 2005)



 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
40
Çoğalan

-babama ve amcama-


insan bir yorgunluktur sevgili babacigim
bunu sen soylemedin, kimseler soylemedi
bir sabah
bas ucumda kitaplar, masamda siirlerim
gonlumde genc sevdalarin haylaz kirginliklari
eldivenlerim icinde kimildayan gullerle
ben yazdim hayatimin sagir duvarlarina.

ben yazdim
dikenli, uzun yollardan dolastirdim sozleri
binlerce dudak degmis tilsimli kelimeler
kul etti giysilerimi avucumdan dagildi
sonra bir bahar gecti kuflu kaldirimlardan
sahi, bir bahar miydi o yagiz ergenligim
kiralik pencerelerden gokyuzune baktigim
icime konan serceler, kitaplardaki efsun
balkonuma uzanan dal, sahi bir bahar miydi?

annem
sutten bir ikon gibi hayat damarlarimda
ogluna uzun bir agit oldugunu soyluyor
manasiz buluyorum butun ayinlerimi
gozlerimi afyon gibi icime cekiyorum
rahibeler goruyorum meryem guzelliginde
agir ta$ merdivenlerde bahari gozluyorlar
bir kapi aralaniyor badem ciceklerinden
kucuk bir tufan aliyor cicekleri, bahari
annem bir ruya oluyor, benimle konusuyor.

bir ressam anlamayacak benim bildiklerimi
cunku ben
golgeleriyle oynayan buyumus bir cocugum
renklere kan veren damar benden alindi cunku
gozlerime `cerceveli` bir gozluk gecirildi
korelmis bir hancerle kestim duygularimi
yemis caldim bahcelerden acligim bastirinca
urkutup yalnizligi `zeytin gozlu yar` caldim.

bir irem hirsiziyim
sabik bir muntehirim sevgili babacigim
annemin bir meryem gibi sukunla emzirmesi
senin siyah saclarimda defineler araman
gun gectikce agirlasan yorgunlugum icindi
aradim mevsimleri bahari bulamadim
-insan bir yorgunluktur sevgili babacigim-
bunu sen soylemedin
ben yazdim duvarlarima kulden avuclarimla
kapandim yazilara
ellerini aradim.
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
40
Zeval

her gün bir dag büyütürüm acinin kundaginda
daglari tutusturur,yaktigim ateslere
yanarak çagiririm esmer büyücüleri
o zaman gizli kalan anlasilir ne varsa
yakaran dudagimda beyaz el, beyaz asa
Musa, ey Musa
daglansam da varamam senin vardigin yere
bekleme, tahrif olmayan bir sözün kaldi ise
söyle ogullarina...
üç bin yillik zeytinlerin rengi aciya çalar
ay vurulur ay kanar kana keser yeryüzü
kana kana içmedigim çevrili sular kanar
kuslar kanar,çiçekler, körpe uykular kanar
benim kekeme yüzümü çokça savuran rüzgar
çocuk alinlarina gelincikler birakir
menekse dudaklara melek elleri konar
Musa, ey Musa
senin aci ülkeye getirdigin çocuklar
ayet ayet Tevrat’i, suyu, topragi yakar

namlulari gül eden bir el ol, yed-i beyza
tanklari, uçaklari yutuveren bir asa
Musa, ey Musa..böyle çagirir miydim seni
Tanri’nin ol kitabi sana varid olmasa
çik gel, tahrif edilmemis bir sözün kaldi ise
söyle çocuklarina..
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
40
İyi Akşamlar

sen akşamla gelince
yüzyıllık ağrıları atıyorum omzumdan
tafrasını tarihin, günün ağırlığını
yüzünün ince, narin yağmurları alıyor,
veremli yanlarımı, ince
derin sızılarımı
öylece kurtuluyor ruhum kabuklarından
senin gülümseyişin
şairin kaçmak için tutulduğu tek zindan

sen gülümseyince, sular
beni müşfik annelerin eline bırakıyor
bilmediğim uzaklara çekiyor gençliğimi
yine bilemediğim
her yanımda tenimi takdis eden kuğular…

gözlerinde bir şarkı,
benim şarkım diyorum, benim sürgün kaderim
kimi zaman dokunaklı, kimi zaman uçarı
sonra gülümsüyorsun, aşkım,
sihirli bir el değiyor, yani elin değiyor
sırlı bir testi oluyor canımın kırıkları

gülmesen
yüzünde çiçeklenmese babil'in bahçeleri
gün tanımayacak benim esmer yalnızlığımı
doğuya çalan yüzümü gece kavramayacak
sana gelmeden önce
böylesine bilmezdim özlemeyi…

bende kalan sesinden bohçalar dikiyorum
bohçalar
yani serin saraylar ve incir bahçeleri
sesinden tanıyorum kendimi
bana hayat, bana ayna, bana ırmak oluyor,
sesinin resimleri…

diyorum,
periler, doğunun bilge rahibeleri,
senden öğrenecekler acının dağlarına
aşkla yaslanarak gülümsemeyi
ve ben hiçbir zamanda bu kadar istemedim
tanrının ellerinden
tebessümünü anlatan bir sözcük dilenmeyi…

her akşam çekiliyor,
iyice çekiliyor, yalın ayaklarıyla
herkesin evine dönmesi gibi, aramızdan
sular da çekiliyor
iyi akşamlar, virgül
yalnızlığımın kalbine bıçaklar gül dalından
yalnız yalın halinle bahçelerime dökül…

Mehmet Aycı
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
40
Günce

dağ alacası/
hangi dua yükselirse dağların ellerinden
senin dudaklarına güneş çağırmak için
ara/
gözüm seni seçiyor karanlık ağaçlarda
yalnız seni seçiyor seviştiğim serinlik
derinliğimde sular, orucu bozan uyku
her tılsımlı kapıdan seninle geçiliyor

sabah/
dünyanın çocukları biraz daha uyusun
dünyanın kadınları ince geceliklerde
boyunlarından inen gelincik ırmakları
dünyanın kızlarında oğul veren ergenlik
dünyanın oğlanları kızamık ormanları
sabaha dökülüyor kımıldayan bir deniz
adem, havva ve perhiz…

kuşluk/
haydi göçe hazırlan bu yurt yalnız seslerden
çıkmak için alnında bin güneşle öğleye

öğle/
işte hayat saçını tam ortadan ikiye
böyle oluyor dünya, yaşarsın ve uyursun
beni annem avutsun bin yıllık çeşmelerden
seni annen bin yıllık çeşmelerinde yusun

ikindi/
güz mevsimi ihtiyar, tene dokundu rüzgâr
ah gençlik, hangi dağda boz yılan kıvrılması
bilmem hangi camide müteakip namazı
tanıdık biri için cenaze namazı var…

akşam/
mezarlıklarda serin masallar uyumada
masallar uyanmada mezarlıklarda serin
ölüm diyorum belli, kör olsun, unuturum
her şeyi unutturur serin, mavi gözlerin

yatsı/
nefesin isa mıdır, nergisten asa mıdır
dokunursun dirilir, şair ertesi güne

Mehmet Aycı
 
Üst