Matrix'in özü tasavvuftur | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Matrix'in özü tasavvuftur

ozti

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
19 Ağu 2006
Mesajlar
468
Puanları
0
Yaş
36
[FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]'Matrix'in özü tasavvuftur'

Neo önce kendini sorguluyor, bulunduğu âlemin farkında değil

Tasavvuftaki aşk denilen ikinci aşamada Neo kendini araştırıyor:
Tasavvuftaki 'rehber', yani Morpheus ile karşılaşıyor.

Morpheus, iki hap çıkarıyor, tasavvufta esma aşaması gerçekleşiyor,
Hakikatleri görme rengi tasavvufta kırmızı. Neo da kırmızı hapı alıyor
Morpheus yani rehber, Neo'yu mürşide yani Kâhin'e yönlendiriyor

Tasavvuftaki rüya halinin yerini 'Matrix'te simülasyon almış

Tasavvuftaki Kaf Dağı'nın ardı Matrix'te Zion

Neo kendi benliğini yendiğinde bekabillah aşamasını geçiyor

---------------------
Fatih Çıtlak, 'Matrix'i kare kare analiz edip tasavvuftaki yansımalarıyla Tempo'ya değerlendirdi.


1999 yapımı 'Matrix', 460 milyon dolar hasılat, 4 Oscar ödülü, oyun, DVD ve çeşitli gadget'lerin yarattığı muhteşem bir ciroyla sinema tarihine geçmiş, kısa sürede kült filme dönüşmüştü. Devamı niteliğindeki 'Matrix Reloaded'ın koparacağı gürültü, çok daha büyük olacağa benziyor. 2003 sinema sezonunun en çok beklenen yapımı, gösterime girdiği ilk günlerde rekorları altüst ederken; sadece sinema izleyicileri ve eleştirmenlerinin değil, fizikçilerin, filozofların, ilahiyatçıların da gündemini oluşturuyor.


Herkes Matrix'i tartışıyor. Çekim harikalarını, felsefesini, kuşağını... Andy e Larry Wachowski Kardeşlerin trilojisinin ikincisi için, 'metafiziksel bir gerilim', 'siber uzay döneminin bir kara sinema örneği', 'felsefi bir yapım' tanımları yapılırken, İslam tasavvufu uzmanı Fatih Çıtlak, ciddi bir iddiada bulunuyor. İtalyan yönetmen Alberto Rondalli'nin Kapadokya'da çektiği 'Derviş' isimli filmin Mevlevi sanat danışmanı, aynı zamanda 'Matrix' hayranı Çıtlak'a göre, 'Matrix' kesinlikle tasavvuftaki tüm aşamaların aynen filme taşınmasıyla oluştu. Bunu film yapımcıları da bilerek yaptılar. Çıtlak'a göre filmde Budist felsefeden izler olsa bile, 'Matrix'in dayandığı temel felsefe, kesinlikle tasavvuftan alınmış. Hatta Fatih Çıtlak, 'Matrix'i kare kare analiz edip tasavvuftaki yansımalarıyla Tempo'ya değerlendirdi.


- 'Matrix'le tasavvuf arasında nasıl bir ilişki kuruyorsunuz?



Tasavvuf, İslam'ın muhabbetle hayata tatbik edilmesi. Kişinin kendi egolarından muhabbetle vazgeçmesi. Bu merhaleleri 7 bölümde incelemişlerdir. İlk başta mürşide intisap, mürşit bir aynadır, aynayla olan irtibatı, kendini düzeltmesi, yeniden âleme doğuş ve orada yaşadığı hakikatlerle beraber kemalata doğru gider. 4. ve 5. adım arasında kişi artık 'ben' dediği bütün şeylerden sıyrılmak durumundadır. Tasavvufu diğer mistik görüşlerden, mesela Budizm'den ayıran en temel özelliği budur. Yok olmakla iş bitmez. Yok oluştan sonra yeniden o yokluk ve hiçlik bilgeliğiyle var olma safhası vardır. Zaten bu bölümleri şöyle bir göz önüne getirirsek, o yüzden rahatlıkla diyebiliyoruz ki, 'Matrix'in anlattığı aşamalar tesadüfi aşamalar değildir. Tipik bir tasavvufi merhaleleri anlatan risaleden farksızdır 'Matrix'.

Ben o yapımcılarla, senaristlerle oturup konuşmayı çok arzu ederdim. Halihazırda da bu imkânı araştırıyorum.

Çünkü ben 'Matrix' filmini seyrettiğimde filmin son sahnesinde artık dayanamadım ayağa kalktım ve "Bu kadar benzerlik olamaz" dedim. Hiçbir filmden ben bu kadar etkilenmedim, 'Çağrı' dahil. Hatta üzülüyorum görsel efektler filmin mistik, felsefi yönünü biraz örtermiş gibi duruyor. Halbuki bence film aksiyonla değil, tabanında barındırdığı fikirlerle ilki başardı. Bizim bilgilerimizi olduğu gibi almışlar, kendileri işlemişler.

- Biraz ayrıntıları konuşalım mı? Tasavvuftaki aşamalar filmde nasıl tezahür ediyor?

Bir kere tasavvuftaki o merhalelerden yola çıkarsak, ilk önce bulunduğu âlemin farkına varmayan, kendi benliğini bilmeyen ve eşya dediğimiz değişik sıfatlarda gözüken şeyi de bilememe hali var. İlk baştaki sahnede bu var. Neo, bir yandan kendi bulunduğu iş yetmiyor, gayri meşru bazı işlere kalkışıyor, fakat bu korsan şeyleri yaparken, sistemin açıklarıyla beraber, bu sistemin bu kadar açıkları olmasını, kendi aklıyla sorgulamaya başlıyor. "Bu kadar mükemmel sistem içerisinde ben bunu yapabiliyorsam, ben neyim, bu sistem neyin nesi, ne kadar gerçek, ben ne kadar gerçeğim" diye sorgulama safhası var. Zaten bunu yaptığı işle uğraşırken görüyoruz. Mesela bilgisayar program yazılım hususunda çok ileri seviyede.

Tasavvuf da bunu söyler, "Hangi iş olursa olsun, bir işi çok güzel yaparsan, altından Hak gözükür" der. "Onun faniliğini anlarsın, onun gerçek yapıcını bulma hali zuhur eder" der.

Aynen tasavvufta da böyledir. Sonra hayal mi, gerçek mi diye kestirirken, kendini araştırma hadisesi başlıyor. Tasavvufta buna aşk denir. Kendini araştırma duygusu zevke dönüştüğü zaman buna aşk denir. Ve araştırmaya başlıyor, ondan sonra şüpheyle karşılayacağı bütün hayatını değiştirebilecek bir sorgulamayla, tasavvufta rehber dediğimiz, mürşide kişiyi ısmarlayan, bazen mürşidin de halifesi olan rehber dediğimiz kişi, yani Morpheus ile karşılaşıyor. Ve siyahi. Siyah renksizliktir. Siyah bir renk değildir. Morpheus ile karşılaşıyor ve ona bir şeyler söylüyor, sonra 2 tane hap çıkarıyor Morpheus. Tasavvufta biz buna esma diyoruz. İlaç tesiri.

Tasavvufta verilen esmaların her birinin ayrı bir rengi var. Çok enteresandır. Hakikatleri ayırt edemeyeceğin, aldığın esmayla artık hakikatleri görmeye başladığın esmanın renkleri farklıdır.

- Nedir onlar?

"Mavi renk alırsan hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam edeceksin"diyor. "Fakat kırmızı renkli hapı alırsan artık bunun dönüşü bir daha yok" diyor. Şimdi sıkı durun, tasavvufta da o her şeyi fark edebilme ve geriye dönememe esmasının rengi kırmızıdır. Yani buna hiç kimse tesadüfi diyemez. Çünkü bunlar literatürlerde yazılı. Biz her şeyde olduğu gibi, kendi kültürümüze yabancı kalmışız. Sonra hemen karşımıza ayna çıkıyor. Kendi benliğini bulma. Aynaya mı bakıyorum, ben mi aynadayım derken kendisi ayna oluveriyor. Ben 5-6 kez bu filmi izledim. Benim için 'Matrix' seyretmek ayrıcalık.

Esmayı aldıktan sonra, buna intisap denir tasavvuf literatüründe, ne olur biliyor musunuz, yeniden doğulur. İnsanlar arasındasındır fakat başka bir âleme doğmuşsunuzdur.

Aynen 'Matrix' te olduğu gibi. Aynadan sonra bir doğuş vardır, kendi kabından çıktıktan sonra bakar, daha kendi kozasını yırtamamış varlıklar görür milyonlarca. Bir anda şaşırır, 'Ben nereye doğdum, meğer yaşadığım dünya neymiş' diye. Zaten bilgelik buradan itibaren başlar. Artık ondan sonra öğrendiği her şey çok farklıdır.

Çünkü ayrı bir âlemden konuşuyordur. Bu âleme ait değildir artık. Fakat bu âlemin içyüzü hakkında devamlı eğitimler alır. Tasavvufta bir öğrencinin merhaleleri ve merhalelerde karşısına dikilebilecek tehlikeleri, onu tehdit eden hadiseleri nasıl öğrendiğini sorsam, nasıl yanıt verirseniz? Belki 'Matrix' ten ipucu bulacaksınız, ben söyleyeyim, rüyayla. Bunun yerini orada simülasyon almış. Tamamen rüya âleminde eğitim alır öğrenci. Rüyayla aldığından dolayı kendine özel bir eğitim alır, bir üçüncü şahıs, dervişle mürşit arasındaki ilişkiyi çözemez. Mümkün değildir bu. Bunu simülasyonla yapıyor.

Artık rüya âleminde yaşayış öyle bir hale geliyor ki, hani o düştüğü sahneyi hatırlayın. Ne zaman düşüyor? 'Ben' dediği zaman düşüyor. 'Ben başarabilirim' dediği zaman o benlikle arasındaki bizim himmet dediğimiz alakayı kesiyorlar. Yere düşüyor. Manada, rüya âleminde yaşatılan bu öğreti, o kadar gerçekçi ki, o âlemde yaşamasına rağmen ağzından kan gelecek şekilde kalkıyor. Birebir bir öğreti. Hayal mahsulü ütopik bir öğreti değil. Burayı da yüzde yüz işlemişler.
...
Nihal Bengisu/Zaman Gazetesi Yazarı

11/2/2006
[/FONT]
 
S

SaLtan

Misafir
ilginç bilgiler. fakat tümüyle islam tasavvuffundan esinlenildiği söylenemez. yansımalarıda öyle.. film biraz daha cihanşumul. herkesin arayışına katkıda bulunmuş. batı insanı arayışını genelde maddede arar. şöyle diyim matrix filminde kastedilen öz deki potansiyel enerjinin (tasavvufun) nihai amaç lar için takviye güç olduğudur. burdaki nihai amaç kendini tanıma içi dışı bir olma, gücünün farkında olma ve yoluna devam etme.. ile açıklanabilir.

matrix filminden enstanteneler:

Hiç gerçek olduğundan emin olduğun bir rüya gördün mü? Ya bu rüyadan hiç uyanamasaydın o zaman gerçek dünya ile rüya arasındaki farkı nasıl ayırt ederdin? - (Laurence Fishburne)

Başlangıcı olan herşeyin bir sonu vardır. - Oracle (Gloria Foster)

Ne olduğunu düşünme. Ne olduğunu bil! - Morpheus (Laurence Fishburne)

Bu açıklanamaz, ama hissedersin. Hayatın boyunca dünyayla ilgili bazı şeylerin yanlış olduğunu hissetmişsindir. Ne olduğunu bilmezsin, ama o ordadır; beynine saplanmış bir kıymık parçası gibi... Seni deli eder... (Morpheus)

Niçin burada olduğunu biliyorum, Neo. Ne yaptığını biliyorum... Niye uyuyamadığını biliyorum, niye yalnız yaşadığını ve niye her gece, bilgisayarının başında oturduğunu biliyorum. Onu arıyorsun. Biliyorum, çünkü geçmişte ben de onu aramıştım. Ve o beni bulduğunda, bana aslında onu aramadığımı, bir cevap aradığımı söyledi. Bizi harekete geçiren, bir soruydu, Neo. Seni buraya getiren soru. Soruyu biliyorsun, benim gibi. (Trinity)

Gerçeği nasıl tanımlarsın ? Eğer hissedebildiğin şeylerden bahsediyorsan, koklayabildiğin, tadabildiğin ve görebildiğin, o zaman gerçek, basitçe beynine iletilen elektronik sinyallerdir. (Morpheus)

Matrix bir sistemdir, Neo. Bu sistem bizim düşmanımız. Ama sistemin içindeyken ne görüyorsun? İş adamları, öğretmenler, avukatlar, marangozlar. Kurtarmaya çalıştığımız insanların zihinleri. Ama biz başarana kadar, bu insanlar da sistemin bir parçası ve bu da onları düşmanlarımız yapıyor. Şunu anlamalısın: Bu insanların çoğu serbest bırakılmaya hazır değil. Ve büyük bir kısmı o kadar içine girmişler, sisteme o kadar bağımlı hale gelmişler ki, onu korumak için savaşabilirler... Beni dinliyor musun, yoksa kırmızı elbiseli kadına mı bakıyorsun? Tekrar bak. Dondur! Matrix'de değil miyiz? Bu sana bir şeyi öğretmek için dizayn edilmiş bir program. Eğer bizden biri değilsen, onlardan birisindir. (Morpheus)

Sizinle, bir süredir kafamı meşgul eden bir düşüncemi paylaşmak istiyorum. Bu düşünce aklıma sizin türünüzü sınıflandırmaya çalışırken geldi ve anladım ki sizler aslında memeliler sınıfına dahil değilsiniz. Bu gezegendeki tüm memeliler, yaşadıkları çevre ile içgüdüsel olarak bir denge kuruyorlar. Ama siz insanlar öyle değilsiniz. Bir bölgeye yerleşiyorsunuz ve çoğalıyorsunuz, tüm doğal kaynakları tüketene kadar çoğalıyorsunuz. Canlı kalabilmenizin tek yolu başka bir bölgeye yayılmak. Bu gezegende bu şekilde yaşamını sürdüren bir organizma daha var. Ne olduğunu biliyor musunuz? Virüsler. İnsanlar hastalıktır. Bu gezegenin kanserleri. Sizler vebasınız. Ve bizler de bunların ilacıyız. (Ajan Smith)

Orada olduğunuzu biliyorum. Sizi hissedebiliyorum. Korktuğunuzu biliyorum. Bizden korkuyorsunuz. Değişimden korkuyorsunuz. Gelecekte ne olacağını bilmiyorum. Size nasıl biteceğini söylemek için gelmedim. Nasıl başlayacağını söylemek için geldim. Telefonu kapatacağım. Ve sonra bu insanlara, sizin, onların görmesini istemediğiniz şeyi göstereceğim. Onlara bir dünya göstereceğim sizin olmadığınız bir dünya. Kuralların, kontrolün, sınırların ve sınırlamaların olmadığı bir dünya. Her şeyin olabileceği bir dünya. Buradan nereye gideceğinizi size bırakıyorum. (Neo)


Neo: Matrix nedir ?
Trinity: Cevap oralarda bir yerlerde, Neo. Seni bekliyor. Ve seni bulacak, eğer sen de istersen.



Neo: Bunun gerçek olmadığını sanıyordum.
Morpheus: Aklın bunu gerçek yapıyor.


Neo: Matrix'in içindeyken ölürsen, burada da mı ölüyorsun ?
Morpheus: Vücut zihni olmadan yaşayamaz.


Çocuk: Kaşığı eğmeye çalışma. Bu olanaksızdır. Bunun yerine sadece gerçeği anlamaya çalış.
Neo: Ne gerçeği ?
Çocuk: Kaşığın olmadığı gerçeği.
Neo: Kaşık yok mu ?
Çocuk: O zaman eğilenin kaşık olmadığını anlayacaksın. Eğilen yalnızca sensin.
Matrix
ile ilgili daha fazla bilgiye Vikipedi'den
 

&Ta-Ha&

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
18 Ağu 2006
Mesajlar
1,044
Puanları
0
Yaş
36
Web sitesi
hayattanizler.spaces.live.com
ben de bir matrix hastasıyım diyebilirim belki 6-7 kez izledim... tasavvufla benzetmelerimi daha izlediğim zaman yapmıştım... mesela neo ikinci yaşamına geçtikten sonra artık yemekleri de çok kötü oluyor az yiyorlar sadece yaşayacak kadar ve gerekli vitaminleri alıyorlar...aynı tasavvuftaki riyazete benziyor yani yaşamak için ve yeteri kadar yiyorlar...zahiren çok kötü bir hayat yaşıyorlar diğer sistemin içindekiler çok şaşalı zenginlik içinde yaşıyor... daha pek çok şey var... yazı hislerime tercuman olmuş...
 

AşK_€r

arabeskçi
İhvan Üyesi
Katılım
20 Kas 2006
Mesajlar
3,711
Puanları
0
Yaş
41
matrix filmini bende defalarca izledim.çok güzel ve gerçeklere değinmiş bence.
sadece tasavvuftan değil,budizmdende alıntılar yapmış
 

Bedrin_Aslanı

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
20 Haz 2006
Mesajlar
1,792
Puanları
0
Matrix tasavvufla değilde, başka şeylerle alakalı olmasın.
Birde şuradan düşünün: Neo Hz. İsa yani kurtarıcı beklenen kişi(yahudilerce.)
Onlar gerçek nsanlar bizler ise onlar için yaratılmış haşa köle. gereksiz varlıklarız. Neo filmde yaratıcıyla konuşur bilmem ne... İnsanların yaşadığı şehirin ismi zion size bişey çağrıştırmıştır muhakkak...
 
M

Murat Sâki

Misafir
Matrix'i izleyipte beğenen ve seven arkadaşlar Matrix felsefesinin ve bu filmin Allah'ın varlığına karşı çıkmaya kalkışacak kadar sapıkça birşey olduğunu biliyormu!Yok eğer her zamanki gibi "Ameller niyetlere göredir" kamuflajına sarılacaksanız bana sadece susmak düşer.Ayrıca "banane verdiği mesajdan ben zevk alıyormuyum gerisi hikaye" diye düşünen arkadaşlarada birşey söyliyim.Dünya Sinema Eleştirmenleri Konsürsiyumu'nun kendi tanımlama literatüründe izleyici kelimesi için tanımı şu : "Bir filmi görmek için değil yaşamak için izleyen"....Bu durumda "Matrix'i görmek" için izliyorsanız bu izleyici tanımına uymuyorsunuz.Yok eğer "Matrix'i yaşamak" için izliyorsanız bu izleyici tanımına uyuyorsunuz.Velakin Müslüman tanımına uymuyorsunuz. Nitekim Müslümanlığın temel şartlarından birisi "Allah'ın varlığına ve birliğine inanmaktır".Matrix'te Allah'ın varlığına karşı çıktığına göre dahada bişey demeye gerek yok sanırım.Bir insanı ayıplamak yahut hata görmek değil maksat.Sadece kardeşçe ve dostça bir uyarı.Beynimiz yıkanmasın daha fazla.

Tasavvuf'un özü matrixdir diyen cahillik etmiş olur.Belki bir nevi küfre bile düşmüşde olabilir -Allah en doğrusunu bilendir-

Fi emanillah.
 

MiHRiMaH

Son gülen... :/
İhvan Üyesi
Katılım
6 Ara 2006
Mesajlar
2,752
Puanları
0
Ben de film içerisinde birçok çarpıklıklar olduğu kanaatindeyim... Yani matrix adlı filmin genel maksadı bence de hiç masum değil... Matrix bence çok övüldü, çok beğenildi ancak bu kadar övgüyü hakedecek niteliklere sahip olduğunu düşünmüyorum... Zaten şuna inanmışımdır her zaman çok fazla konuşma, içerisinde tehlike barındırır... Onlarda devamlı felsefi yaklaşımlarda bulunuyorlardı, ancak tehlikeli söz ve sahneleri vardı...
 

müttaki

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
20 Kas 2006
Mesajlar
2,773
Puanları
48
filmde ki çoğu sahne ve konuşmalar hakikatle ilgili... tabi biraz içinde siyonizm katkısı var...

Allahı tasvir etmek zor olduğundan makinelerle mücadele edilmiş...
meleklerde bir nevi meleke makine gibi değil mi...

deccal... Ajan smith bire bir benzetme... her dokunduğunu kendine benzetiyor ufacık imansızlığı olanı deccal kandıracak demezler mi...

yeniden doğuş.. boşa geçmiş hayal alemlerinde yaşanmış yıllar.. ve gerçeğin ne kadar kabullenilmesi zor olduğu...

ve İnsanların nasıl sistemlerin koyunları olduğu... savunduklarını gerçeği duymaya hazır olmadıklarını...

Matrix'i ufak ayrıntılar dışında yaşamak mümkündür.. tabi 100 kişiyle dövüşüp uçamazsınız :) ya da zion diye bir şehire gitmezsiniz..

ama bu beden de ki hayali olan yaşantınızdan kurtulup içinizde uyutulan A'demi hayata döndürebilirsiniz...

o zaman gerçek sandıklarınızın bir hayal... ve bir hayal olarak inandığınız inançların ne kadar gerçek olduğunu da anlayabilirsiniz..

gerçek nedir.. dokunmak görmek ya da kokusunu almak mı... bunlar beyne gelen dalgalanmalardan başka birşey değil... asıl gerçek olan A'demiyettir..

gerçek... her zaman Var olandır... Allahın ruhundan ruh verdiği A'demdir..

dokunduğumuz yada gördüğümüz herşey son bulucu ise gerçek diyebilirmiyiz

teferruat alemi... çokluk alemi bizi uyuttu...

neyse matrix filmini seyrettikçe kendi evvelimi ve bugünlerimi seyrediyorum.. arada ki çatışmaları ve uçuşları çıkarırsanız eğer... .
 
Üst