kul/kül olmak

yusufsaid

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
17 Şub 2011
Mesajlar
873
Puanları
63
...hiçbirşey istemez, kul olmaklıktan dolayı dua eder, istediği şeyin gerçekleşmesi için değil, kulluğun gereği olarak...Cemal'den gelene de Celal'den gelene de kayıtsız, hissiz...Cemal ile Celal'i gönlünde cem eden!
ne kahkahaları vardır, ne de çaresiz gözyaşları. Gönlünden süzülür gözünden akan, secdeye düşürdüğü dahi rıza içindir. İçindeki isteme hissizliği iç kemiren bir hal değil, elinde olan ya da bilerek yaptığı da değil, ama boyun büktüğü. Kendinden gafil bir halde, bazen sayıklama halinde, bazen tamamen ölerek kucak açar Aradığına. Amacı meraklı ve hırslı bir bulmak değildir. Aramak için... yaratıklığının bilincinde, ancak öz ruhunun kuyusuna daldırıp çıkardıkça kanar, kandıkça yanar, susuzluğa susamak, sessizliğe susmaktır her an..Basitçe tecellilerin hikmetlerine kimi zaman aşina, kimi zaman hayran ve hayretli bakışlar atmaktadır. Kendine yücelikler izafe etmek, 'mışçasına' davranmak, takdir toplamak, hatta O'nun katında en yükseğe erişmek değildir amacı..Sadece ama sadece mesleğini ifa etmek, ellerini önünde kavuşturup, boyun büküp, halden sual etmemek, Temaşa Eden ne dilemişse bu dileğin yerine gelmesinde rolünü oynamak.. Parıltıların Bakan'ın buğulu nazarının nuru olduğunu anlamak...​
 

yusufsaid

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
17 Şub 2011
Mesajlar
873
Puanları
63
...satır aralarında aranan Söz!
...kul oldu, sayfalar/kitaplar/alemler içinde Seni süzüyor/özlüyor...
...ilacı, sayfa(gönül) hışırtıları(heyecanları)...
...yalnızlıkta kulluğu, kullukta Küll'ü bulmak amacı...​
 

Yüzde bir

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
18 Haz 2011
Mesajlar
691
Puanları
63


küll bulununca mı kul olunur ...
yoksa kul olunca mi küll bulunur ...
hem küll kayıp mıdır ki arar durulur ...
önemli olan O değil midir ki ...
cümle eşya O nun değil mi ...
ki kul eliyle işlenir değil mi ...
özge bir padişah ki ...
kendine izafet ederek abdi ...
dediği, kul da bilmem nasıl olur ki ...
 

yusufsaid

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
17 Şub 2011
Mesajlar
873
Puanları
63
...sonsuzluğu bir ucu eksi sonsuza diğer ucu artı sonsuza giden ortasında ise sıfır olan bir doğrusallık üzerinde tanımlamaz kul..
...kul için sonsuzluk aslında o artı sonsuz ve eksi sonsuz dediği iki ucun birbirine kavuşmasıdır, böylece ne orta ne de uç kalır, sonsuzun sonu yine sonsuza başlar ve devam eder...
...kul bilir ki bu sonsuzluk algısı kendisi için hep hayrete ve heyecana sebep olacaktır...
...Onu hakkıyla bilemediğini bizim dilimizden ve bizim için ifade eden Peygamberi yansılayacaktır dili: Seni tam manasıyla asla bilemeyeceğimi bile bile, Seni, sonsuzluğuna eş sonsuz bir aşkla arayacağım...
...kulluğunun yegane amacı budur işte...
...bu manada, evet, kulun biricik yitiği, Küll'dür; bilir ki Onu arayanın adı kul'dur, bulanın değil...
...o yüzden zirveleri müşehade eden keskin gözler, aslında sadece ne kadar aşağıda olduklarını görerek 'katıksız kulluk'u keşf ve seyrederler, ve artık kul olmanın diğer tüm titrlerden daha evla olduğuna şehadet ederler...​
 

Yüzde bir

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
18 Haz 2011
Mesajlar
691
Puanları
63


eyvallah güzel, teşekkür ederiz ...

sonsuzluk ağır dava anladığım ...
özünde elif okuduk ötürü kelamıdır ...
bir bilenin anlattığında anladığım ...
 

yusufsaid

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
17 Şub 2011
Mesajlar
873
Puanları
63

özünde elif okuduk ötürü kelamıdır ...
...ne latif ne hoş...
...Onun elifi...zamana ve mekana kayıtsızlığına vurulmuş mühür, uçları sonsuzluğa incelir, gözün gördüğünden çok daha incedir, gönüle eğrilir...
...Adının başıdır, Allah'ın ilk hecesi, 'elif'le başlayıp 'he' de bitmez, 'he'nin kıvrımlarında yine 'elif'e döner...​
 

yusufsaid

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
17 Şub 2011
Mesajlar
873
Puanları
63
…matematiğe sayıları tanıyarak başlarız, sayıları tanıdıkça sayılar arasındaki ilişkilere bakarız; bölme çarpma, sıralama vs. koşarak gitmekten vazgeçemediğimiz mahalle bakkalına varınca nefes nefese üç ekmek ver deriz, artık boğumlarından daha sevimli bir şey bilmediğim minik parmaklarımızla gösterebildiğimiz yegane sayı ya da söylemekten en çok hoşlandığımız sayı olduğu için değil, gerçekten üç ekmeğin manasını bilebildiğimiz için... Bildiğini gösterme sancısı, baş parmak ile serçe parmağın birleştiği bu anda başlar, öğrenmenin ve bilmenin gizemi… Sonra türeviydi integraliydi... Bir bakmışız dünyayı yaratmaya -haşa- yelken açmış bir bilgiç gemisi oluvermişiz… Derken, örneğin 1 ve 2 arasında sonsuz reel sayı olduğunu haykırır ve kendimize mal ederek uzun uzun konuşuruz, 2’nin 2’ye eşit olmadığını ispatlayacak denklemler ararız şüpheli dimağlarda... Bu hırçınlık ve ukalalık ‘nasıl’ ve ‘neden’lerle tanışıncaya kadardır; onunla el sıkışmak sonra hadi eyvallah deyip gitmek mümkün müdür bir kez tanıyınca? İşte sonsuz ve sonsuzun diğer sayılarla ilişkisini öğrenince ya da asla öğrenemeyeceğini kavrayınca, her ilmin gelişimindeki ve gösterdiği gerçeklikteki ortak noktalar kalabalık duraklar olur aklımızda; karışık, tıklım-tıkış duraklar… çocukluğa geri dönme özlemi, beyin hücrelerinin birbirini itip kakmadığı, sağ lobun kroşeleri sol lobun seyirtişleri… üç denince herkesin aynı şeyi anladığı ya da birleşince baş ve serçe parmağı… elma derse çık armut derse çıkma, o kadar basit… Ya artık gereksiz bulduğu sayılarla birlikte anlamsızlığı ve tesadüfiliği seçerek, Varlığının varlığı, Yokluğunun yokluğu olduğu ve ne emeklerle ulaştığı sebep sonuç ilişkisini bir çırpıda anlamsız ve isimsiz ve hayal-meyal uçurumlara iter elceğiziyle… Ya da bir sabah, diğer sabahlardan farklı olarak akıl erdiremediğine uyanır, onu kucaklar, sımsıkı sarılır….

Edebiyat da... Saçma seslerle başlarız, su yerine bu, mama-dada, adda... Mavi önlükler dudaklardan dökülecek harf bileşimlerine gebedir; her gün usanmadan sıraya girmeyi öğrendiğimiz gibi, harfleri de sıraya dizmeyi öğreniriz. Tam bir anlam bütünlüğü oluşturmuşken, bu sefer -bilmem gıcıklığına mı yapılır- özene bezene harfleri dizerek oluşturduğumuz kelimeleri hecelerine ayırma zamanı gelir... Zamanla düz yazı şiir derken, her söz bir kuş gibi cıvıldarken ya da bir çocuk gibi hıçkırırken... Kafiyenin sarışınlığı ya da devrik cümlenin beyaz teninde kaybolur, yazdıkça yazarız…sonra anlarız ki, aşkı zahirde değil daha ötede, anlamlar ülkesinde ve öz medeniyetinde aramalıymışız… Meğer demenin güzelliği kadar denilendeki manaya da vurgunmuş yüreklerimiz… Böylece coşkun bir nehir olup dudaklardan dökülür anlam ve arayış şelaleleri… Az daha beklersek, bir bakmışız, harflerin, cümlelerin, kafiyelerin, derin kelamların koridorlarında, yapayalnız kalmayı ve sessizliği, içinden demeyi ya da hiç dememeyi, ‘öz’den dinlemeyi yeğlemişiz. İşte bu yalnızlık içinde tüm sözlerin Onu söylediğini ve Ondan gayrı kelam eden olmadığını, tüm cümlelerin ayçiçeği gibi Ona döndüğünü ve sessizlikte dahi Ona vuslat çığlıkları attığımızı, ama hakikatte yankılanan bir seda olduğumuzu...
Güneş içimi ısıtıyor… ışığı kendinden bi haber sonsuza varıyor, ışıyan, o olmadığını biliyor; ama gayr da değil, hep güneşin ateşinden bir parça taşıyor, ısıtıyor, ışıtıyor...

Sonsuza yol alırken, Güneşe dönüp şöyle dedi ışık: Hiç bilmediğim cisimlere, üşüyen beşere Senle yansıyacağım, tüm sıcaklığımla/içtenliğimle… Ve belki bir gün bir prizmaya çarparım, bendeki renkleri bir o anlar, rengahenk ışıklarımız olur, sonsuza kadar bizden tecelli edecek mührümüz, kulluğumuz…​
 

cemaliii

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
24 Ağu 2009
Mesajlar
4,536
Puanları
113
kaç çeşit kulluk vardır? aralarındaki fark nedir?
 

cemaliii

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
24 Ağu 2009
Mesajlar
4,536
Puanları
113
kaç çeşit kulluk vardır? aralarındaki fark nedir?
cevabı soran versin.:sweatingbul:

3 çeşit kulluk vardır.

1-zorunlu kulluk -istesende istemesende,inansanda ateiestte olsan ne olsanda kulsun,kurutuluşun yok.allahın kulusun farketsende etmesende. allah dilerse kafirdende dinine hizmet ettirir gereğince olan zorunlu kulluk.

2-kulluk yapıyorum zannı- günümüzün büyük kısmının kulluğu. (zandan ibarettir.çok ibadet ediyorum BEN iyi kulum zannından kaynaklanır.

3-gerçek kulluk.seyri süluk tamama erdikten sonraki kulluktan başlar velayetin son derecesine kadar devam eder.son makamdır buradaki KUL makamı.mevlana bu mertebeye geldiğinde oynamıştır.görenler neden oynuyorsun dediklerinde KUL oldum demiştir. işte buradaki kul olmak o makama ermek en zor iştir.

herkes evliya olma peşinde
allah cemaliyi kulu eyleye
 

yusufsaid

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
17 Şub 2011
Mesajlar
873
Puanları
63
..hırçın dalganın hükümsüz köpüğü..
..ıssız bir kumsalda kum tanesi..
..göklerde avare bulut..
..alemde kayan yıldız..
..unutulmuş viranenin ıslak duvarında antika saat,
tik tak tik tak...​
 

yusufsaid

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
17 Şub 2011
Mesajlar
873
Puanları
63
..kün inde'n-nasi ferden mine'n nas..
..insanlar içinde insanlardan bir insan ol..
..kul ol..​
 

yusufsaid

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
17 Şub 2011
Mesajlar
873
Puanları
63
..aşk ağlatır, dert söyletir mi?..
..gözünden akan, dilinden geçen şikayet mi?..
..halbuki kul...
..sevdi derdini, dertle bildi Derman Vereni..
..bildi aşkını, aşkla sevdi Maşukunu..
..dert etmedi aşkını, derdine aşık oldu..
..ne ağladı aşktan ne dertten dem vurdu..
..kalbi durdu, dili tutuldu, sustu..
..hamdı, pişti, yandı, kul/kül oldu..​
 

cemaliii

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
24 Ağu 2009
Mesajlar
4,536
Puanları
113
kül olunca kul olursun
kul oluncada kül olursun.

not:her iki külden kastım.bildiğimiz küldür.yokluk manasına teşbih edilerek yazılmıştır.
 

yusufsaid

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
17 Şub 2011
Mesajlar
873
Puanları
63
...düşünüyorum; öyleyse yokum!
varlığınla varlığımı diriltme
müsait bir yerde
beni hiçliğimde bırak
kulağıma deyen sesinle
hayalime sen girince
bir mum yanar varlığıma
söndür alevini mumun
senle yaktığın bana püfff de
illaki arayacaksan
bul beni ademde
varlığında kül değil
yokluğumda kulum...
 

yusufsaid

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
17 Şub 2011
Mesajlar
873
Puanları
63
..kalın bir kitap olmayı geç
uzun cümlelerden atla
üç harfe gel, kendini bul..
...kul..
 

spesifik

'ana hura!!
İhvan Üyesi
Katılım
18 Ağu 2007
Mesajlar
23,927
Puanları
113
Hakkaniyetten hakikati çağlayandır kül
Hakka ,hak için hakiki şahsiyete bürünendir kul

Büşra Betül
 
Üst