Keramet nedir?inanmayan varmı? | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Keramet nedir?inanmayan varmı?

HENGAMe

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
25 Eyl 2009
Mesajlar
1,386
Puanları
0
Yaş
37
kerameti gavsiyeye dahil

Keramet, mucize gibi Cenab-ı Hakkın fiilidir, hediyesidir, ihsanıdır ve ikramıdır; beşerin fiili değildir.
O keramete mazhar olan zat ise, bazan biliyor, bazan bilmiyor, vukuundan sonra bilir.
Keramete mazhariyetini kablelvuku bilen ve ikram-ı İlâhîye ihtiyariyle tevfik-i hareket (Bir şeyin olmasına ve bir nizamın icablarına uygun düşen hareket)
eden kısım, eğer enaniyetten bütün bütün tecerrüd(sıyrılmış)etmişse ve Hazret-i Gavs gibi kudsiyet kesb(kazanmışsa)
Cenab-ı Hakkın izniyle, o kerametin her tarafını bilerek kendisi sahip çıkar, bilir ve bildirir.
 
K

Kaçak

Misafir
Bunu sizmi yazdınız ?
Ne dediniz özetle ?
 

HENGAMe

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
25 Eyl 2009
Mesajlar
1,386
Puanları
0
Yaş
37
Fakat bununla beraber, madem o keramet ikramdır; bütün tafsilatıyla keramet sahibine de meşhud olmak lâzım değildir.
Bu sırra binaen, Hazret-i Şeyh, ilâm-ı Rabbanî ve izn-i İlâhî ile bu asrı görmüş ve hizmet-i Kur'âniyenin etrafında bizleri müşahede edip nazar-ı şefkatiyle bakmış.
O beş satır, sırf bir keramet ve intak-ı bilhak( Cenâb-ı Hakkın konuşturması)
ve bir ikram-ı İlâhî ve veraset-i Nebeviye itibarıyla zuhur ettiğinden, mucizevârî,
kudret-i beşer fevkinde bir şekil almış.
Sun'î, irade-i şeyh ile olduğu değildir.
Çünkü intaktır(Konuşturmadır).
Ruh-u kudsîsi hissetmiş, görmüş.
İrade ve ihtiyar yetişemiyor.
 

HENGAMe

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
25 Eyl 2009
Mesajlar
1,386
Puanları
0
Yaş
37
Akıl ise ruhun harekatını ihata edemez.
Lisan, ne kadar aklın dekaik-i tasavvuratının(düşüncelerin incelikleri) tercümesinde âciz ise,
ihtiyar dahi ruhun dekaik-ı harekatının(düşüncelerin hareketi)
derkinde(idrak etmek anlamak) o derece âcizdir.
 

HENGAMe

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
25 Eyl 2009
Mesajlar
1,386
Puanları
0
Yaş
37
Hazret-i Gavs,
o derece yüksek bir mertebeye mâlik ve o derece harika bir keramete mazhardır ki,
kâfirlerin bir kısmı demiş: "Biz İslâmiyeti kabul edemiyoruz; fakat Abdülkadir-i Geylânî'yi de inkâr edemiyoruz."
Hem evliyayı inkâr eden Vahhâbînin müfrit kısmı dahi Hazret-i Şeyhi inkâr edemiyorlar.
Evliya, onun derece-i celâletine yetişmediği bütün ehl-i tarikatça teslim edilmiştir.
 

HENGAMe

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
25 Eyl 2009
Mesajlar
1,386
Puanları
0
Yaş
37
İşte böyle güneş gibi bir mucize-i Muhammediye Aleyhissalâtü Vesselâm, yüksek ve sönmez bir bârika-i İslâmiyet olan bir zât-ı nuranînin, gayb-âşinâ(Gaybdan haberi olan)nazarıyla asrımızı görüp,
böyle bir keramet izhariyle teselli verip teşci(cesaret vermek) etmek şe'nindendir.(tavrındandır)

Acaba hiç mümkün müdür ki, "Sultanü'l-Evliya" makamını ihraz(nail olmak) etmiş ve
hamiyet-i İslâmiye ile zamanındaki padişahları titretmiş
ve kuvve-i kudsiye ile mazi ve müstakbeli hazır gibi izn-i İlâhî ile görmüş ve mematında dahi hayatındaki gibi dâimî tasarrufu bulunduğu tasdik edilmiş olan bir kahraman-ı velâyet,(velilik kahramanı)
bu asrımıza ve bu asır içindeki kemal-i acz ve zaaf ile Kur'ân'ın hizmetinde çalışan
ve insafsız düşmanların hücumuna mâruz ve teselli ve temine(güvenilirlik)muhtaç biçare,
Kur'ân'ın hâdimlerine ve talebelerine lâkayt kalabilir mi?

Hiç mümkün müdür ki, bizimle münasebettar olmasın?
Sekiz, dokuz, belki on beş kuvvetli delilden kat-ı nazar(itibar etmemek),
ednâ(en adi en aşağı) bir işaret kelâmında bulunsa,
bize baktığına delâlet eder; hafî(gizli) bir işaret etse kâfidir.
Çünkü, makam iktiza ediyor, mutabık-ı mukteza-yı haldir(
Hâlin gereğine uygun)
ve münasebet(İki şey arasındaki uygunluk) kavîdir(kuvvetlidir)
 

HENGAMe

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
25 Eyl 2009
Mesajlar
1,386
Puanları
0
Yaş
37
Ey benimle beraber Hazret-i Şeyhin teveccüh ve duasına mazhar kardeşlerim!
Şu Üstadımız, bizi istikbalde adem zulümatı(
Yokluk ve hiçlik karanlıkları)içinde düşünüp bizimle meşgul olurken,
biz o mâzide mevcud ve nur perdeleri içinde üstadımızı ve üstadımızın üstadı ve ceddi olan
Fahrü'l-âlemin Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimizin teveccühlerinden gaflet etmek,

onlara istinad etmemek lâyık mıdır?
Madem onlar bizi düşünüyorlar; biz de bütün kuvvet ve ruhumuzla onlara itimad edip ve emirlerine bilâ kayd ü şart itâat etmeliyiz.
 

HENGAMe

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
25 Eyl 2009
Mesajlar
1,386
Puanları
0
Yaş
37
Ehl-i dünyanın telsiz, telgraf ve telefonları şarktan garba gittiği gibi,
işte ehl-i hakikatin de mâziden,
dokuz yüz sene mesafe-i azîmeden(
büyük ara) müstakbele böyle mânevi telefonları işleyebilir
ve mânevi teleskopları görebilir.
Malûmdur ki, zayıf emareler(işaretler), içtima(toplandıkça) kuvvet bulur, delil hükmüne geçer.
İncecik ipler, içtima ettikçe kopmaz, halat olur.
Küllî, umumî kayıtlar, içtima ettikçe hususiyet peyda edip taayyün(meydana çıkma) eder.
Bu sırra binaen, Hazret-i Şeyhin bu beş satırında sekiz-dokuz kuvvetli işaretin içtimaında hiç şek ve şüphe bırakmadı ki,
Hazret-i Şeyh, şimdiki Kur'ân-ı Hakîmin şakirtlerine biiznillâh üstadlık ediyor, bihavlillâh şefkati altında himaye ediyor.
 

HENGAMe

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
25 Eyl 2009
Mesajlar
1,386
Puanları
0
Yaş
37
Bunu sizmi yazdınız ?
Ne dediniz özetle ?
risaleinur külliyatı ..
sekizinci lema,üçüncü nokta..müellifi bedizüüzaman said nursi..
kelimeleri elimden geldiğince çıkartmaya ve yazmaya gayret ediorum..
anlaması size kalmış:)
herkes istidadı nisbetinde alır ve anlar..nakıs aklımla sönük fikrimle açıklamaya kalkmıyayım
 

hirahos

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Kas 2006
Mesajlar
35,948
Puanları
83
Yaş
52
Ehli Sünnetin temel ilkelerinden birisi de Velilerin elinden Keramet zuhur edebileceğine inanmaktır.

Keramet, Veliyullah'ın kalbi üzere bulunduğu (varisi olduğu) Peygamberin Mucizesindendir. Haşa, kerameti inkar, Mucizeyi de inkar gibidir.

Ayet-i Kerimelerde Keramet örnekleri bulunmaktadır. Ashab-ı Güzin efendilerimizden ve meşhur Velilerden pek çok keramet nakledilmiştir.

Evet, Mucize ya da keramet körleri görür edebilir, hastayı ayağa kaldırır, mesafeleri kısaltır, zamanı değiştirir, gizli olanı, içte saklananı aşikar edebilir. Hatta güneşi olduğu yere mıh gibi çakıp sabitler. Pek çok çeşidi vardır.

Lakin anlamak lazımdır ki o mucize ya da o keramet her ne kadar bir Peygamberin ya da Velinin elinde görünüyorsa da gerçekte o anda körleri iyi eden, ölümcül hastayı dirilten, mesafeleri kısaltan, güneşi yerine mıhlayan bizzat Allah Tealadır.
 

Yitik Lale

“Men dakka dukka”
İhvan Üyesi
Katılım
3 May 2010
Mesajlar
3,282
Puanları
0
Zaten Risale-i Nurlardan yapılan iktibaslardan kerametlerin ve mucizelerin Allah tarafından verildiği inkar edilmiyorki bilakis Allah'ın fiili olduğunu delillerle açıklıyor...
"Keramet, mucize gibi Cenab-ı Hakkın fiilidir, hediyesidir, ihsanıdır ve ikramıdır; beşerin fiili değildir.
O keramete mazhar olan zat ise, bazan biliyor, bazan bilmiyor, vukuundan sonra bilir."
 

SeTTaR

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2009
Mesajlar
1,142
Puanları
63
Peygamberlerin ümmetlerinin Evliyâsında, âdet dışı meydâna gelen şeylere, Kerâmet denir.
Evliyânın kerâmet göstermesi lâzım değildir. Bunlar, kerâmet göstermek istemez. Allahü teâlâdan utanırlar.
Velî olmayan mü’minlerden meydâna gelen âdet dışı şeylere, Firâset denir.
Fâsıklardan, günâhı çok olanlardan zuhûr ederse İstidrâc denir ki, derece derece,
kıymetini indirmek demektir.Kâfirlerden zuhûr edenlere ise Sihr, yânî büyü denir.
Kerâmet ve istidrâc sâhibi arasında fark şöyledir: Kerâmet sâhibi olan kimse, onunla meşgûl olmaz ve öğünmez. Bilâkis, kendisinden kerâmet zuhûr edince, hâlin istidrâc olabileceği endîşesi ile Allahü teâlâdan korkusu iyice artar. Fakat istidrâc sâhibi olan kimse, bu durum, güzel hâller ve bu amellerin netîceleridir diye zanneder. Kendinde bir olgunluk ve üstünlük olduğu hayâli ile insanlara hakâret nazarı ile bakar. Kötü akîbetten sakınmaz.
Şevâhidün Nübüvve
 

türkü

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 Tem 2007
Mesajlar
4,973
Puanları
113
veli'ye, mü'mine, fasık'a, kafire degişik isimlendirilme ile verilen şey sanki özünde "bilgi" gibi duruyor..ve herbirinin ortak özelligi birşey üzerinde(iyi-kötü tercihine bakılırak) 'derinleşmek' neticesi ortaya çıkan "isteginin karşılıgı" gibi..belki iştiyakının demek daha dogru olur. ben hep böyle anlamışımdır bu işleri :)
 
K

Kaçak

Misafir
Bide biz sizi anlayabilseydik sıkıntı olmayacaktı ama ..
 

ibrahimi

Has Uşak
İhvan Üyesi
Katılım
19 Haz 2006
Mesajlar
23,463
Puanları
0
Yaş
34
anlayamazsın hacı işin özü orada :) sevindim türkü yazdığına,sevindim çağrımıza kulak verdiğine.sağol...
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
42
kerameti sevdiğim kadar korkarım kerametlilerden
 

SeTTaR

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2009
Mesajlar
1,142
Puanları
63
Allah yolunda gidenlerin kerameti dosdoğru yolun bir mucizesidir.
 

eylül

Veled-i kalbî
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
5,223
Puanları
0
veli'ye, mü'mine, fasık'a, kafire degişik isimlendirilme ile verilen şey sanki özünde "bilgi" gibi duruyor..ve herbirinin ortak özelligi birşey üzerinde(iyi-kötü tercihine bakılırak) 'derinleşmek' neticesi ortaya çıkan "isteginin karşılıgı" gibi..belki iştiyakının demek daha dogru olur. ben hep böyle anlamışımdır bu işleri :)
Değil mi? Özetle buna ulaşıyor gibiyiz. İş bilmekte bitiyor, akılda yani. Bu da insanı ferasete götürüyor sanırım. Ama bu her zaman geçerli mi, uğraştığı şey ile insana bir ufuk veriliyor derinleşiyor da bazı insanlar bu hali farkında olmadan yaşıyor ya da onlara farkı olaylar üzerinden daha farklı özellikler bahşediliyor.

iyice karıştırdım sanırım. sustum abla :)
 

Duha

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
13 Ocak 2007
Mesajlar
794
Puanları
0
Web sitesi
www.risaletalim.com
Keramet nedir?

A olayının gerçekleşmesi için B olayı gerçekleşir. Buna iktiran denir. Çünkü, Adetullah böyledir. Bilim dilinde buna holografik dünya adı verilmiş.

İzahı şudur: Mesela; yağmur yağması gerçekleştiğinde bulut vardır. Yani, bulut yağmur ile beraber gelir. Çünkü, adet böyledir. Yağmur yağması için bulut kesindir. Ama, yağmuru bulut yağdırmaz, sadece beraber olurlar.
Yada, Cebrail(a.s) Vahiy ile iktiran eder. Vahiyi getiren Cebrail değildir. Cebrail sadece Vehiy ile mukarenet eder, beraber gelir.

Demek, her bir şey için bir kanun altında hareket eden bir sebeb vardır. Allah dilerse bulutsuz yağmur yağdırır, Cebrail olmadan Vahiy indirir.
...
Karanılıkta ışık için bir ışık kaynağı açarsın. Işık kaynağı sebebtir. Sebeb olan değildir. Kanun icabı ışık kaynağı tercih edilerek açıldığında ışık olur. Açmaz isen karanlıkta kalırsın.

İşte keramet denilen mevhum bu noktada iyi anlaşılabilir.

Mesela, bir Keramet sahibi karanlık bir yere girdiğinde oda ışık kaynağı olmadan aydınlansa şu manaya gelir.

Dedik ya; ışık için ışık kaynağı kanun icabıdır. Adetullahtır.

Ancak o Adetin sahibi dilerse o ışık için kaynağa ihtiyaç duymaz. Kaynak olmadan ışık verebilir.

Burada tasarruf keramet sahibinde değildir. Adet Sahibi olan Allah'tır. Allah dilemiş o adeti o samimi ve ihlaslı kulu için kaldırmıştır.
Bazen bazı keramet sahibleri bunu ihtiyarı ile yapabilmektedir. Bu dahi bir kanunun kaldırabilme tasarrufu değildir. Allah'ın kuluna o tasarrufu kaldırmak için kuluna bağışladığı -dua makamında- bir ihtiyardır. İrade değildir.

Örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Nasıl ki, Mucize Allah'ın Peygamerine bir yardımı, lütfu ve sınavıdır, mucizenin kardeşi olan keramet de Allah'ın Veli kuluna bir yardımı, bir lütfu ve bir sınavıdır.

Nasıl ki, Mucize mana olarak der: Bütün her şey bir emir tahtında bir kanun ile bağlıdır. O kanunun koyan zat muhterem bir kulu için dilerse o kanunun kaldırır.

Zira, Peygamber kanun koyucu gücün Allah olduğunu ıspat etmek dilemektedir. Bunu ıspat etmenin bir yolu mucizedir: Madem kanun koyan Allah olduğunu iddia ediyorsun, o kanunu koyan o kanunu kaldırsın da görelim şüphesini izaledir.

Keramet dahi mucizenin küçük kardeşi olmak hasabi ile böyle bir manayda veya bu manaya yakın olmak lazımdır.
 

türkü

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 Tem 2007
Mesajlar
4,973
Puanları
113
vasıfsız kişiye verilenin de ben birbaşkasının isteginin karşılıgı oldugunu düşünüyorum. sayıca artabilir de.
mesele bence Alah'ın yarattıklarına karşı ne kadar cömert ve adil oldugunu görebilmekte gibi. kafire de verebiliyor olması bunu degersizleştirir biryerde..ama gayretimizi artırmak adına bir "teşvik" gibi düşünülebilir de. giz, sır,uçan-kaçan'dan bir sıyrılabilirsek kerametin veriliş sebebine daha bir yaklaşacagız sanki. ne haddine degil mi kafirin Allah'a yakınlaşma hususunda mesafe katedebilmesi(bilgi Allah'tır sanki)..bu mesela bana hep böyle okutmuştur kendini:)
 
Üst