• Reklamsız versiyon için ÜYE OL

Kaza Namazlari

meftun

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
7 Haz 2006
Mesajlar
246
Beğeniler
4
Puanları
0
#1
Soru

Hanefi ve Şafii mezheplerine göre kaza namazlarının hükmü nedir? Kaza namazlarını bitirmeden sünnet veya nafile namaz kılınamaz mı? Bu konu ile ilgili Hanefi ve Şafii mezhep imamları ne söylemişlerdir? Bir de namaza yeni başlamış ve de geç başlamış bir müslümana "önce …. yıllık kaza namazlarını bitirmen lazım" denildiği takdirde o kişi zaten yeni yeni başlayacak olduğu namaz ibadetinden soğumaz mı? Bu ne derece doğru?

Cevap

İlk sorudan başlayalım

1. Kaza namazı bulunan kimsenin 5 vakit namazın önünden ve arkasından kılınan sünnet (ratibe) namazları kılıp kılmayacağı konusunda Hanefî ve Şafiî mezhepleri farklı görüşler benimsemiştir.

Hanefî mezhebine göre bu durumdaki bir kimsenin sünnet namazları terk etmesi uygun değildir. Hem kazalarını, hem de sünnetleri kılacaktır. Ancak nafile namazlar böyle değildir. Yani nafile namazlarla meşgul olmaktansa, borç olarak zimmetinde durmakta olan namazların kazasını bir an önce yerine getirmesi gerekir.

Şafiî mezhebinde ise kaza borcu bulunan kimsenin, üzerindeki kaza borçlarını bitirene kadar sünnet namazları kılması doğru değildir. Sünnet namazların durumu bu olunca, nafile namazlarla meşguliyeti terk etmesi bu kişiye –Şafiî mezhebine göre– evleviyetle gereklidir.

(Bu konuyla ilgili olarak 11-13 Kasım 2004 tarihlerinde bu köşede yazdığım yazılara bakılabilir. Ayrıca bkz.

http://www.ebubekirsifil.com/index.php?sayfa=detay&tur=gazete&no=258, http://www.ebubekirsifil.com/index.php?sayfa=detay&tur=gazete&no=259)

Burada herkesin kendi özel durumunu dikkate alarak bu mezheplerden birisiyle amel etmesi –Allahu a'lem– en uygun yoldur. Vakit konusunda sıkıntısı olanlar bu meselede Şafiî mezhebinin içtihadıyla amel ederler. Böylece borcu bir an önce ödeyip bitirme konusunda işi daha sıkı tutmuş olurlar. Vakti bol olanlar ise Hanefî mezhebinin içtihadıyla amel ederek bir taraftan kaza borçlarını ödemiş, diğer taraftan da Sünnet namazların sevabından mahrum kalmamış olurlar.

Bu ve benzeri meseleleri gereğinden fazla büyütüp yeni ihtilaf alanları ve ayrılık konuları oluşturmamaya dikkat etmelidir.

2. Namaza yeni başlamış bir kimse eğer namazın ehemmiyetini bütün ağırlığıyla hissederek başlamış ise, günde 15 dakikasını kaza namazlarına ayırmak onun için bir "yük" değil, "zevk" olacaktır. Hayatî bir eksiğini/hatasını telafi etmek insana niye ağır gelsin ki?

Bu durumdaki kimse, kaza namazlarını kılmayı aksatmamaya elinden geldiğince hassasiyet gösterirse Allah Teala ona bu işi kolaylaştırır. Burada önemli olan, insanımıza "namaz şuuru"nun gereği gibi yerleştirilmesidir.

Namaza yeni başlamış bir kimse eğer "kazaları da kılmalısın" dendiğinde gerçekten namazdan soğuyacak gibi ise, namazı tamamen terk etmesindense bu meselede Şafiî mezhebinin içtihadıyla amel etmesi ve kazalarını bitirene kadar sünnet namazları kılmaması uygun olur.

Vallahu a'lem.


Ebubekir Sifil (Milli Gazete - 12 Haziran 2006)
 

Büşra

'ana hura!!
Yönetici
Süper Moderatör
Katılım
18 Ağu 2007
Mesajlar
21,788
Beğeniler
2,739
Puanları
113
#2
KAZA NAMAZI NASIL KILINIR ??

Vaktinde kılamayıp kazaya kalan namazları altı vakti bulan veya daha çok olan bir kimse kaza namazları arasında bir sıra gözetmediği gibi, kaza namazları ile vakit namazları arasında da bir sıra takibi yapmaz. ...Namaz kılmanın mekruh olduğu üç kerahet vaktinin dışında istediği ve müsait olduğu her zaman kılabilir. Çünkü kaza namazları için belli bir vakit yoktur. Meselâ, vaktinde kılınamamış olan bir ikindi namazı yatsıdan sonra, bir yatsı namazı da öğleden sonra kılınabilir.

Kaza namazlarını kılarken vakti belirlemeye gerek yoktur. Bu çok zor olacağından kolay olanı yapmak daha uygundur. Bir kaza namazı şöyle niyet edilerek kılınır:

Meselâ: "Niyet ettim Allah rızası için, vaktine yetişip de kılamadığım ilk öğle namazını" yahut "son öğle namazını kılmaya." Böylece kazaya kalmış olan namazlar, ya ilk kazaya kalmış olanından başlanmış olur veya en son kazaya kalmış olanından başlanmış olur ki, her iki halde de belli bir düzene göre geçmiş namazlar kılınarak azalmış olur.

Daha kolay olması bakımından "Üzerimde olan bir öğle veya ikindi namazını kaza ediyorum" şeklinde niyet etmek de yeterlidir.

Bir vaktin namazı kaza edileceği zaman önce bir ezan okunur, sonra ikamet getirilerek kılınır. Birden fazla kaza namazı kılınacağı zaman da hepsi için bir ezan kâfi gelirken, her farz namazı için ayrı ayrı ikamet getirmek sünnettir.

Kazaya kalmış olan namazların kaç vakit olduğunu kesin olarak bilemeyen kimse, galip tahminine göre hareket eder. Sayı bakımından tam bir tahmin yapamıyorsa, üzerinde kaza namazı kalmadığı kanaatine varıncaya kadar kılar.

Aynı namazları kazaya kalmış olanlar bu namazı cemaatle kılabilirler. Fakat farklı farklı namazları kılmaya kalkanlar tek bir cemaat olamazlar; ayrı ayrı kılmaları gerekir.

Kaza namazlarını, mümkünse evde kılmayı tercih etmelidir. Şayet bu namazlar mazeretsiz olarak kazaya bırakılmışsa bir günah sayılacağından bunu teşhir etmek uygun olmaz. (Mehmed Paksu)




Selam ve dua ile...
 
Üst