İslamiyete göre ırkı inkar etmek gerekir mi?

ziruh

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Kas 2007
Mesajlar
5,243
Puanları
0
İnsanların başka ırk ve milletlere düşmanlık beslemeden kendi akraba ve yakınlarını, ırk ve kabilesini sevmesi, onlara şefkat etmesi, bu anlamda maddî-mânevî hizmetlerine koşması, fıtrîdir, meşrudur, mâkuldür.

Elbette ırk, kabile, akraba sevilecektir. Amma İslâm dininde, ırkını ve akrabasını sevmek demek; ırkındaki insanların kalbine, başta Allah korkusu ve Allah sevgisini yerleştirmek demektir. Onları, Allah'ın yasak kıldığı her türlü haramlardan muhafaza etmek, onların emir dairesinde hareket etmeleri için gayret göstermektir. Ve onların duygularına, düşüncelerine, vicdanlarına; adalet, iffet, haya, namus, cömertlik, hikmet gibi yüksek ahlak ve meziyetleri hedef göstermektir. Onlara Allah’ın hakkı ve kul haklarını yeterince anlatıp, millete, vatana karşı sorumluluk duygularını geliştirmektir.

Bu Gerçeklere göre Cenâb-ı Hak, Resûlüllah (S.A.V) Efendimize hitaben: "Önce en yakın akrabalarını korkut. Sana uyan mü'minleri kanatlarının altına al; Sana baş kaldırırlarsa, 'Yaptıklarınızdan uzağım' de"( Şûra sûresi, 214-215-216) buyurarak emretmiştir.

Görülüyor ki; İslâmî ölçüler çerçevesinde fertlerin, yaratılışında var olan yakınlarını ve ırkını sevmesi, değil yasaklanmak tam tersine emredilmiştir. Ancak; zulmederek, diğer ırkları aşağılayarak ve küçük düşürerek, ayrılıkları ateşlendirecek, Müslümanları birbirine düşürecek, toplum hayatını altüst edecek ırkçılığı, İslâmiyet kesinlikle yasaklamıştır. Hattâ zulme, haksızlığa, ayrılığa sebep olabilecek her türlü bölgecilik, kabilecilik, aşiretçilik ayrımını da reddetmiştir.

Irk Gerçeği Ve İslam Kardeşliği hakkında bilgi almak için tıklayınız

Mehmet Kırkıncı

 

Duha

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
13 Ocak 2007
Mesajlar
794
Puanları
0
Web sitesi
www.risaletalim.com
Allah razı olsun kardeşim:

İslam'da ırk meslesini şöyle düşünüyorum.

Ayet insanları farklı milletlerde yaratmış ki taki tanışıp kaynaşsın. Yoksa biribirilerini bel' etmek, yutmak için değil.

Mesela, Kürt ırkında cesaret ve kalb galibtir. Güya bedevi ve vahşidir. Türk ırkında akıl ve adalat galibtir. Güya medenidir.

Bu halde her iki ırk eksiktir. Biri taassub, biri sefil ve hain olmak ihtimali kavidir.

Demek, Türk, Kürt'ün cesaret ve kalbini alacak, talim edecek ve istifade edecek. Kürt ise Türk'ün aklını akıl yapacak ve adaletine sığınacak. Medenyetinden istifade edecek.

Evet, sair ırklardaki eksikliklerin hikmeti budur. Yoksa o eksiklikleri kusur gibi görüp nefret etmek için değildir.
İşte "tanışıp, kaynaşmak" mealindeki ayetin kaidesinin numunesi budur.

Evet, Türkün aklı, Kürtün cesareti ve sevgisi, Mısırın zekası, Hind'in ticari kabiliyeti, İran'ın siyaseti, Arabı'ın şecaati ve parası, Kafkasın harb tecrübesi, Boşnak'ın diploması kabiliyeti ve hakeza bir havuza künk ile doldurulsa, sonra her bir ırk o havuza künk atıp o havuzun kemalatından istifade etse mi daha iyidir, yoksa her bir unsur sayısız eksiklikleri ile kendinde bir nevi uluhiyet, üstünlük dava edip kardeşlerine minnetsizlik etse ve 6 yönünü sarmış düşmanlara tek başına mücadele etse mi daha iyidir?

Irkçıların aklına şaşmamak mümkün değil!
 
Üst