Islam'da siyasetin yeri ve önemi | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Islam'da siyasetin yeri ve önemi

MÜTEŞEKKÜR

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
17 Ağu 2009
Mesajlar
6,938
Puanları
0
Prof. Dr. Mahmud Es'ad COŞAN Hocaefendi (Rahmetullahi aleyh)

İSLAM'DA SİYASETİN YERİ VE ÖNEMİ



İslam dininin, hiç şüphesiz -her mevzuda olduğu gibi- siyaset, devlet, hükümet, yönetim esasları, idareciler ve idare edenler hakkında da, çeşitli hükümleri, tavsiyeleri, emir ve yasakları vardır; çünkü en kamil ve en tam dindir; hiçbir sahayı ihmal etmez, sağlam ve kusursuzdur; Allah Celle Celalühü'nün razı olduğu, uymayı emrettiği, hak dirdir; ek****iz, noksansız, komple bir sistemdir, pratik ve aktif bir hayat dinidir, ütopist ve hayalperest değildir, gerçektir, gerçekçidir, dipdiridir, hayatiyet doludur, insanoğlunun her meselesiyle ilgilenir, her sorusunu çözer, her müşkilini halleder.
O halde müslümanlar, bu siyasi içtimai (sosyo-politik) konularda da -ibadet ve taatlerde olduğu kadar- dinin ahkamına uymakla, emirlerini tutmakla yükümlü ve sorumludurlar; bu sahalardaki ödev ve görevlerini yapmak zorundadırlar; asla ilgisiz, bilgisiz, etkisiz, renksiz, lakayt, bigane ve pasif kalamazlar; kalırlarsa, mes'ul olurlar, günaha girerler, büyük ve devamlı veballer altında kalırlar, dünyada hor ve zelil, müstaz'af ve esir düşer; ahirette azab görür, perişan olurlar. Din, bir bütündür, bir kısmını yapıp, diğer kısmına sırt çevirmek olamaz. Ülkemizdeki laiklik, müslümanların siyasetle uğraşmamaları demek değildir. Aksine var güçleriyle uğraşmalarını ve siyasi yönden teşkilatlanmalarını ve siyasi yönden teşkilatlanmalarını gerektirir; çünkü yönetim, demokrasi ve rey oyunlarıyla dine karşı grupların eline geçer, inhisarına düşerse bu, müslümanların en tabii haklarının çiğnenmesi, ibadet ve taatlerini dahi yapamama durumuna düşülmesi sonucunu doğurabilir. (Başörtü, Cuma namazı, Ayasofya v.s. konularında olduğu gibi). Müslümanların seçimlere katılmamaları, siyasetle ilgilenmemeleri, devlete talip ve sahip olmamaları, yönetime iştirak etmemeleri, pasif kalmaları, içteki azınlıkların, dıştaki emperyalist güçlerin arzusudur.
Çünkü müslüman halkların uyanmaları, haklarını istemeleri, yönetimi elde etmeleri, onların asırlardır süren mücadelede yenik düşmeleri, istila ve istismarlarının sona ermesi demek olacaktır.
Emperyalistler, sosyal bünyesi zayıf, hakları cahil ve şuursuz, ilim ve teknikte geri ülkeleri ya doğrudan doğruya istila ederek sömürürler; ya da kendi yandaşları ve ajanlarını iktidara getirerek, onları kullanarak yönetirler; o milletin kendi öz vatansever evlatları -ezkaza- herhangi bir yolla iktidarı elde ederlerse hemen onları ihtilallerle, iç ve dış gailelerle bertaraf etmeğe çalışırlar. Bu bakımdan dünyanın her yerindeki müslümanların çok uyanık olmaları, oyuna gelmemeleri, siyaset ve yönetimin dini ve milli menfaatlere uygun yönde çalışmanın, hem en büyük ve en temelli hakları, hem de en ciddi ve önemli görevleri olduğunu asla unutmamaları gerekir. O halde sizler de temiz siyasetle çok yakından ilgilenmelisiniz. Bu sahayı, beceriksizlerin, ahlaksızların, hayalperestlerin, yalancıların, inatçıların, istismarcıların, sahtekarların, düzenbazların, muhterislerin, rüşvetçilerin, hırsızların, ajanların, hainlerin eline terk etmeyin. Parçalanıp, dağılmayın; sevgi ve saygıyla, karşılıklı anlayış ve hoşgörü ile hareket edip, birlik ve beraberliği, galibiyet ve keseriyeti mutlaka sağlayın. İyi bilin ki hizipçiliğe ve inatçılığa devam ederseniz yönetim çok kötü ellere geçebilir. Bu tehlikeleri gördükçe içim yanıyor; bu hayati gerçekleri görmeyen, sorumsuzca hareket eden fanatik, dar kafalı partili ve particilere çok şaşıyor ve çok teessüf ediyorum.
Maddi ve manevi benliğimizi kaybetmeden, haklarımızı çiğnetmeden, yurt zenginliklerimizi, ekonomik ve kültürel varlıklarımızı yağmalatmadan, hürriyet ve istiklalimizi elden kaçırmadan, vatanı böldütmeden, her tür varlığımızı daha da geliştirmeğe, çalışmalıyız; çok dikkatli, çok müteyakkız, çok olumlu, çok sevimli, çok vefakar, çok fedakar, çok vatansever.. (yani özetle: "çok derviş") olmalıyız. Bir taraftan çok dürüst ve idealist, diğer yönden de fevkalade pratik ve pragmatik olmamız gerekiyor. Birlik ve beraberliğe engel olan herşeyi, her ne pahasına olursa olsun aşabilmeli, her müşkili halledebilmeliyiz, küçük pürüzler takılıp kalmamalıyız.
Taşlaşmış taraftarlık duygularıyla lüzumsuz sevgiye haksız bağlılıklarla yersiz düşmanlık ve asılsız çekişme ve çatışmalarla birlik ve beraberliği sabote etmek isteyenlere alet olmadan, ulvi gayemize doğru sarsılmaz adımlarla ilerlemeliyiz.
Çünkü bizim güçlü, kuvvetli ve sağlıklı olmamız tüm insanlık için elzemdir herkes bizden medet umuyor, tüm dış Türklerin, cümle islam aleminin gözbebeği ve en büyük ümidiyiz, bütün soydaşlarımız ve dindaşlarımız bize bel bağlamış, bizi gözlüyor, bizden işaret ve beşaret bekliyor.
Bizim selahımız, felahımız ve muvaffakiyetimiz doğulu-batılı, kafir-mümin cümle insanlığın, dünya ve ahiret saadet ve selametiyle birçok yönden ve çok yakından bağlantılıdır.
Tevfik Allah'tandır.
Allah celle celalüh yardımcımız olsun!
İslâm, Haziran 1990
 

MÜTEŞEKKÜR

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
17 Ağu 2009
Mesajlar
6,938
Puanları
0
İslam'da siyasetin önemi

Bugün milletimiz,bölgemiz,İslam Dünyası ve tüm dünya buhran içinde kıvranıyor.içinde bulunduğumuz sıkıntıdan dolayı inim inim inliyor. Çünkü ahlakı bozulmuş,kültürü dejenere edilmiş,ekonomisi zaafa uğramış,ve siyaseti de çok karışık hale gelmiştir.Bundan dolayı milletimiz kendisine uzanacak kurtarıcı bir el,milli ve güçlü bir iktidar bekliyor. Ne yazık kiyıllardan beri parlak nutuklarla, degişik vaadlerle kendilerini aldatanlar ve kurtarıcı olarak gösterenler,iç ve dış destekle iktidar olmuşlar,milletin sıkıntılarını giderek rahatlatacakları yerde,derdine deva olacaklarıyerde sözlerinde durmamışlar,vaadlerini yerine getirmemişler,milletimizin sıkıntısını iyice artırarak başarısızlıklarını belgelemişlerdir.
Milletin içinde bulunduğu durumdan kurtulması için uyanması ve her söylenene inanmaması gerekir.Top yekün milletin sıkıntıdan kurtulması ancak siyasi iktidarla olur. Siyaset başta Peygamberlerin yürüttüğü kutsal bir meslektir. Siyaset idareciliktir. Milleti idare etme ilim ve sanatıdır.Bunun için milletin görevi yıllardan beri siyasi ekibini hazırlayan,yetiştiren ve her sahada birikimi olan kadroyu iktidara getirmesidir.Aksi taktirde daha uzun zamandertleri ve sıkıntıları artarak devam edecektir. Gariptir ki,bazı cemaatler siyasetin içinde oldukları ve siyasetçiler tarafından idare edildikleri halde “İslamda siyaset yoktur.”diye dindar kesimi millet-devlet idaresinden uzaklaştırmaya çalışmaktadırlar.Şimdi sizlere İslam’da siyasetin nasıl yapılacağı hakkında bir fikir vermeye çalışacağız.

Allah yolunda, O’nun rızası için yapılan çalışmalar ahlaki, kültürel, ekonomik ve siyasi şekillerde de olur.Müslüman bir kişi siyasetle uğraşabilir mi?Uğraşması doğru olur mu?Uğraşması gerekir mi?
İslam Hukukunda siyaseti;”Milletin ahlakını korumak, mal ve can güvenliğini teminat altına almak, insanların yararına olacak şekilde hizmet etmek, mutluluklarını, dünya ve ahrette kurtuluşlarını sağlamak için yapılan çalışmalardır.” diye tarif etmişlerdir.(Ömer Nasuhi Bilmen Hukuku İslamiyye, cilt:3, sayfa:22, madde:159)
O halde yukarıdaki soruları şu şekilde cevaplandırabiliriz:
Yalan söylememek, emanete hıyanet etmemek, sözlerini, vaatlerini yerine getirmek ve rakiplerine karşı mücadele verirken haddi aşmamak, aşırı gitmemek şartıyla Müslüman elbette ki siyasetle meşgul olacaktır.
Siyasi çalışmanın neticesi olan iktidarın önemini anlatan Hac suresinin 41. ayetinin mealini ve kısaca yorumunu, konumuza ışık tutması açısından veriyoruz.
“Onlar ( o müminlerdir ki) eğer kendilerine bir yerde bir iktidar mevkii verirsek dosdoğru namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirmeğe çalışırlar.(Bütün ) işlerin sonu Allah’a varır.”
Bu ayeti kerimede açıkça görülmektedir ki iktidar olmadan Müslümanlar namazı bile tam olarak kılmazlar, zekatı hakkıyla veremezler, doğruyu, güzeli, dini, imanı tam olarak anlatamazlar.Yaygın hale getiremezler.Millet için konulan yasakları ve haramları da uygulayamazlar.
Esasen siyaset; ülkenin yönetim sanatıdır.Ve bir ülkenin yönetimini o ülkedeki siyasi çalışmalar, siyasi gruplar belirlemektedir.
Bu itibarla “Müslümanlar siyasetle uğraşmasın” demek; Müslümanlar hakim değil mahkum, Müslümanlar idareci değil sürü olsun demektir.
Böyle bir durum ise, Müslümanların şeref ve izzetine yakışmaz.
Müslümanlara layık olan; hakim olmak ve ilme, ehliyete hürmet eden, adalete, hakkaniyete riayet eden bir idarenin oluşmasını sağlamaktır.
Ancak dinimizde riya(gösteriş) yoktur.Dini değerlerimizi, sembollerimizi makam ve mevkii için istismar etmek haramdır.
Bundan dolayı mümin kişi namazını, orucunu, ibadet ve taatini siyasette bir vasıta olarak kullanamaz.
Allah için yapılması gereken ibadetler, kullar için, onlar görsün diye yapılır hale gelirse bu bir felakettir, şirktir.Allah korusun.
Siyasi çalışmalar içinde bulunan Müslümanları din ile kendi rey ve kanaatlerini aynı kuvvette şeyler gibi kabul etmemelidirler.
İslam dini noksansızdır.Her türlü yanlışlıktan uzaktır.Ama Müslümanların bir insan olarak hata etmeleri daima mümkündür.
Bu yüzden dinimizde istişare emredilmiştir.Bu yüzden –temelde aynı teferruatta farklı- mezhepler ortaya çıkmıştır.
Bu konuda Hz. Ömer’in (RA) davranışı ne kadar güzel bir örnektir.Bir gün Hz. Ömer bir konuyla ilgili fetva vermişti.Bu fetvanın sonuna katibi de şöyle yazmıştı: “Allah’ın ve Ömer(RA)’in görüşü ise budur.”Bunun üzerine katibine çıkışan Hz. Ömer “Çok fena demişsin.Bu Ömer’in görüşüdür.Doğru ise Allah’tan yanlış ise Ömer’dendir” der ve ona göre düzelttirir.
Ne kadar büyük bir olgunluk.Ne kadar büyük bir sorumluluk duygusu.”Evet bu benim görüşüm ama hatalı olabilir” şeklinde düşünen, bunu açıkça söyleyen, dine zarar vermekten son derece kaçınan bir tavır, ne güzel bir ders.
İşte bu şekilde hareket edilirse, millet birbirine düşmez.Kardeşlik ve birlik devam eder.Ülke kalkınır, herkes huzur ve güven içinde yaşamaya devam eder.
 
Üst