Îsâ Aleyhisselâm | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Îsâ Aleyhisselâm

EHLİ-SUNNET

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
10 Eki 2006
Mesajlar
384
Puanları
0
Web sitesi
www.islamlehrer.de
Îsâ Aleyhisselâm

İSÂ aleyhisselamın DOĞUMU
Cebrail, Meryem’in rahmine üfledi, ruh Meryem’in ağzından girdi. İsâ’ya hamile kaldı. Kocası olmadan hamile kaldığından dolayı, insanların onu kötülemesinden korktuğu için tenha bir yere giderek oradan uzaklaştı.

Sonra kuru bir hurma ağacının altında doğum sancısı tuttu. İnsanlardan utandığından dolayı ölmeyi temenni etti. Cebrail, Meryem’i rahatlamak için, Allâh-u Teâlâ, ona ağcın altında küçük bir nehir yarattığını bildirdi. Bir de Meryem’den hurma ağacından hurma düşmesi için sallamasını, Allâh’ın verdiği rızıktan yiyip içmesini, gözlerinin sevinçle dolmasını istedi ve hamile halini soran insanlara da, ben hiçbir insanla konuşmayacağıma dair çok merhametli olan Allâh’a yemin ettim demesini istedi.

Meryem, İsâ’yı doğurduktan sonra, onu alıp kavmine götürdü. İsâ aleyhisselamın hakkında soru soranlara eliyle İsâ’ya işaret ederek onunla konuşulmasını istedi. Allâh-u Teâlâ 40 günlük İsâ’yı konuşturdu. Allâh-u Teâlâ “Meryem” sûresinin 30, 31, 32, ve 33. âyetlerinde İsâ’nın şöyle dediğini bildiriyor:

قَالَ إِنِّي عَبْدُ اللهِ ءَاتَانِي الْكِتَابَ وَجَعَلَنِي نَبِيّاً وَجَعَلَنِي مُبَارَكاً أَيْنَ مَا كُنْتُ وَأّوْصَانِي بِالصَّلاةِ وَالزَّكَاةِ مَا دُمْتُ حَيّاً وَ بَرّاً بِوَالِدَتِي وَلَمْ يَجْعَلْنِي جَبَّاراً شَقِيّاً وَالسَّلامُ عَلَيَّ يَوْمَ وَلِدْتُ وَيَوْمَ أَمُوتُ وَيَوْمَ أُبْعَثُ حَيّاً
Anlamı : ” Ben Allâh’ın kuluyum. O, bana Kitab’ı verdi ve beni Peygamber yaptı. Nerede olursam olayım, O beni mübarek kıldı, yaşadığım sürece bana namazı ve zekatı emretti. Beni anneme saygılı kıldı, beni bedbaht bir zorba yapmadı. Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kabirden kalkacağım gün selam üzerime olacaktır.”

Allâh-u Teâlâ, İsâ’yı bu sayılı kelimelerle konuşturmuştur. İsâ aleyhisselamın konuşmasındaki hikmet, Zekeriyye aleyhisselam, Meryem ve yakınlarının üzerlerindeki eziyeti hafifletmek içindir. Çünkü Meryem, Zekeriyye aleyhisselamın himayesi ve riayeti altındaydı. Meryem hamile kalınca, Meryem’i zina ile itham edip Zekeriyye aleyhisselam hakkında da kötü düşünceye kapılmışlardı.
Bundan başka hikmetler vardır. Bunlardan biri de İsâ aleyhisselamın gelecekteki yeri için önemli bir hazırlıktır. Çünkü Allâh-u Teâlâ, İsâ aleyhisselamın çocukluk yıllarını geçtikten sonra ona vahiy ineceğine ve insanları, ortağı olmayan ve tek ilâh olan Allâh’a iman ve kendisinin de Allâh’ın kulu ve Resulü olduğuna iman için davet edeceğini biliyordu.


İSÂ aleyhisselamın Daveti
Allâh-u Teâlâ’nın, İsâ aleyisselamı kundaktayken insanlarla konuşturmasını onun geleceğin, yani ilerde diğer Peygamberler gibi Allâh’a davet etmesinin bir başlangıcı olarak yaptı. İsâ aleyisselamın konuştuğu lisân normal insanların konuştuğu lisândır, fakat o sayılı kelimeleri konuştuktan sonra eski bebeklik haline dönmüştür. Normal çocukların konuşma yaşına gelinceye kadar başka hiçbir şey konuşmamıştır. Allâh-u Teâlâ her şeye kâdirdir. O’nu hiçbir şey aciz kılmaz.

İsâ aleyisselema iman edenler İslâm dini üzerinde idiler. Ortağı olmayan ve tek olan Allâh’a iman ediyorlar, İsâ aleyisselamın Allâh’ın kulu ve Resulü olduğuna iman ediyorlardı. Namaz kılıyorlar ve oruç tutuyorlardı. Kıldıkları namaz da rüku ve sücud vardı ve abdestli bir şekilde namaz kılıyorlardı. İsâ aleyisselamın göğe kaldırıldığı andan itibaren 200 yıl onun örettiği, onun yolunu ve onun dinini, yani İslâm dini üzerinde yaşadılar. Daha sonra aralarına sapık görüşlüler girmeye başlamıştır. İsâ aleyisselama iman eden kişilerin sayısı yavaş yavaş azalmaya başladı. Bunun karşısında İsâ aleyisselama ibadet eden kişilerin sayısı çoğalmaya başlamıştır.

Daha sonra Kıstantin adında bir putperest geldi. Hak dinden sapmış olan dine girdi. Girdikten sonra daha kötü sapık fikirler ekledi ve bu sapık olan dini yaymaya başlattırdı. Hatta memleketinin birçok yerinde Allâh’tan başkasına tapmışları açıkça gösteriyorlardı.

İsâ aleyisselam’a tâbi olup İslâm dininin üzerinde kalan kişiler çok kötü duruma düştüler. Hatta şehri bırakıp dağlara sığındılar. Zulmedip küfre ve sapıklığa düşen şehir halkından kaçarak her biri yaşamak için kendine bir baraka yaparak ya da bir mağaraya sığınarak ağaçların yapraklarından veya yer otlarından yiyerek yaşamaya başlamışlardır.
Peygamber efendimize Peygamberlik görevi gelmeden önce, o müminlerden hiç kimse kalmamıştır.

İsâ aleyhisselama vahyin inmesi
Meryem, İsâ aleyhisselam ile beraber Mısır’a gitmişti. Orada İsâ aleyhisselam 12 yıl yaşamıştır. Okumayı ve yazmayı orada öğrenmiş. Ondan sonra ikisi de Mısır’a geri döndüler.

Daha sonra İsâ aleyhisselama vahiy inmiştir. İnsanlara şöyle demeye başladı : ” Ey insanlar! Sadece Allâh’a ibadet ediniz, O’na asla ortak koşmayınız ve benim de Allâh’ın Resulü olduğuma iman ediniz.” İsâ aleyhisselama ‘Havariler’ adı verilen 12 kişi iman etmiştir. İsâ aleyhisselam o kişileri çeşitli yerleşim birimlerine gönderip insanları sadece Allâh’a tapmaya ve O’na ortak koşmamaya davet için emretti.

İsâ aleyhisselam yaklaşık olarak 30 yıl yaşamıştır. Bütün günleri insanları İslâm’a davet etmek için yeryüzünde dolaşarak geçirmiştir. İşlenmemiş koyun postunu giyerdi, yerden biten yeşil bitkileri pişirmeden yerdi ve ne zaman akşam olursa bulunduğu yerde, ya mescitte ya da çölde yatardı.

Günün birinde kolların üzerinde tabutta götürülen krallardan birini diriltmek için Allâh’a dua etmiş, Allâh da onu diriltmiştir. Doğuştan kör olan bir kişiye o mübarek elini gözlerine sürdükten sonra görmeye başlamıştır. Baras adında bir hastalığa yakalanan bir kişiyi de iyileştirmiştir.

Yahudiler, bütün bu şeyleri gördükten sonra ve doğru olduğuna inandıkları halde inat ve kibirlenerek bu mucizeleri reddetmişlerdir. Bazıları önceden mü’min idi ancak İsâ aleyhisselamı yalanlamalarından dolayı küfre düşmüşlerdir.

İsâ aleyhisselamın Göğe Çıkarılması
Yahudiler, İsâ aleyhisselamı öldürmek için birbiriyle anlaştılar. Fakat onlar, ona ulaşmadan önce Allâh, İsâ aleyhisselama, kendisini göğe yükselteceğini vahiy ile bildirmiştir. Bu şekilde kâfirlerin eziyetinden İsâ aleyhisselamı kurtaracaktır. Yahudiler, İsâ aleyhisselamın yanına gelmeden, İsâ aleyhisselamın yanında Müslüman öğrencilerinden 12 kişi vardı.
İmam Nesai ve imam İbnu Ebi Hatim’in rivayet ettiklerine göre İbnu Abbas şöyle diyor : ” İsâ aleyhisselam 12 talebesiyle bir evde bulunuyordu ve onlara dedi ki : ” Sizlerden bazılarınız bana iman ettikten sonra küfre düşecektir. ” Daha sonra tekrar dedi ki : ” Sizden kim bana benzetilip ve yerime öldürülüp Cennet’te benim arkadaşım olmak ister? ” Aralarında en genç olan ayağa kalkıp dedi ki : ” Ben ”. ” Otur ” dedi. İsâ aleyhisselam ve aynı şeyi tekrarladı. Aynı kişi tekrar kalktı. İsâ aleyhisselam tekrar “otur” dedi. İsâ aleyhisselam aynı şeyi bir daha tekrarladı .Aynı kişi tekrar kalktı. İsâ aleyhisselam ” O sensin ” dedi. O genç İsâ aleyhisselama benzetildi. İsâ aleyhisselam evde bulunan tavan deliğinden göğe yükseltildikten sonra, Yahudiler İsâ aleyhisselama benzeyen o genci gelip aldılar; Onu öldürüp, astılar. Bu Müslüman ve mü’min olan genci öldürdüler. Ondan sonra insanlara İsâ aleyhisselamı öldürdüklerini söyleyince bazı insanlar da onlara inandı. Allâh-u Teâlâ “En-Nisâ’ ” sûresinin 157. âyetinde şöyle buyuruyor:
وَمَا قَتَلوُهُ وَمَا صَلَبوُه ُوَلَكِنْ شَبِّهَ لَهُمْ
Anlamı : ” Halbuki onu ne öldürdüler ne de astılar, fakat onlara İsâ aleyhisselam gibi gösterildi.”

Hakikaten İsâ aleyhisselam ne öldürüldü ne de asıldı; o halen göklerde yaşamaktadır.Kıyamet kopmadan önce yeryüzüne inecek ve kırk yıl yaşayacaktır. İndikten sonra İslâmiyeti bütün dünyaya yayacaktır. İsâ aleyhisselam, Peygamber efendimizin şeriatı olan Kur’an’la hükmedecektir. Allâh-u Teâlâ “Ez-Zuĥruf “ sûresinin 61. âyetinde şöyle buyuruyor:
وَإِنَّه ُلَعِلْم ٌلِلسَّاعَةِ
Anlamı : ” Şüphesiz ki O (İsâ aleyhisselam) kıyametin alametidir.”

Peygamber efendimiz bu âyeti İsâ (aleyhisselam) kıyametten önce inecektir diye tefsir etmiştir.

İsâ aleyhisselam Zamanında Ona Tâbi Olmanın Farz Olması
İsâ aleyhisselamın göğe yükseldikten 300 yıl sonra İsâ aleyhisselamın dinini saptıran kişiler çoğalmış, İsâ aleyhisselamın dininin üzerinde olanların sayısı açık bir şekilde azalmıştır. 500 küsur yıl sonra bu Müslümanlardan da hiç kimse kalmamıştır.


Musâ aleyhiselemın kavmi, Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselamın ümmeti gibi İslâm dinine bağlı kalmadılar. Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselamın ümmeti 1400 yıldan fazla ve şimdiye kadar İslâm dinine bağlı kaldılar. Musa aleyhiselamın kavminin büyük bir çoğunluğu birkaç yüzyıl sonra küfre düşmüşlerdir. İsâ aleyhisselam gelince Onu yalanlayarak İslâm dininden çıkmışlardır.

Kulların bir peygamberden sonra gönderilen diğer peygambere inanmaları gerekir. İnanmış oldukları peygamberden sonra gelen peygambere : ” Biz senden önceki Peygambere iman ettik, seni tanımıyoruz” demeleri caiz değildir. İsâ aleyhisselam geldiğinde ve onlara mucizeleri gösterdiği zaman ona tâbi olmak zorundaydılar.

Peygamberler birbirlerini yalanlamazlar, her biri insanların diğer Peygamberleri doğrulamalarını emrediyorlardı. Fakat Müslümanların kendi zamanlarındaki Peygamberin şeriatına tâbi olmaları gerekir.

Allâh’ın indirmiş olduğu din birdir, akide de birdir; o da Allâh’a , Allâh’ın göndermiş olduğu Resule, meleklere, Ahiret gününe, bazı Peygamberlere indirilen semavi kitaplara iman ve kaderin hayrına ve şerrine iman etmektir. Kaderin hayrına ve şerrine iman etmek, yani bu alemde hayır olsun şer olsun her şey Allâh’ın takdiriyledir. Hayır, insanların yaptığı şeylerden olup Allâh’ın rızasıyla ve sevgisiyle olur. Şer ise yine insanların yaptığı şeylerdendir ama Allâh’ın rızasıyla ve sevgisiyle değildir. Her şeyi yaratan Allâh’tır. Yaratmış olduğu hiçbir şeye benzemez. Bütün bu hükümleri her Müslümanın tasdik edip iman etmesi farzdır.


İsâ aleyhisselamın Vasiyetlerinden
İsâ aleyhisselamın kendine tâbi olanlara vasiyetlerinden birinde dedi ki : ” Benden sonra adı Ahmed olan bir Peygamber gelecektir, O’na iman ediniz, eğer zuhur ederse ona tâbi olunuz.” Bu vasiyeti duyanlardan Müslüman olan bir cin vardı. Bu cin, Peygamber efendimizin dünyaya adı daha tam olarak yayılmadan önce, Yemen’den çıkan bir gruba Peygamber efendimizin haberini iletmiştir. Bu gurup bir yerde akşam konaklamışlardı. Gecenin sonunda onlardan biri adı Caad b. Kays olan bir cini görmeden sesini duymuştur. Bu cin şöyle diyordu:

Ey geceleyin gidenler selamımızı iletin
Eğer Hatim (Mekkeh’de bir yer) ev zemzem de durmuşsanız

Gönderilen Muhammed’e bizden selam olsun
Nereye giderse gitsin selamımız ona varsın

O’na deyiniz ki “biz seni destekleyeniz
Meryem’in oğlu İsâ bize böyle vasiyet etti.”

Bu cin mü’min idi. İsâ aleyhisselam göğe yükseldikten sonra önce onun kelamını duymuş ve İslâm dinine girmişti. Dünya işleri için Yemen’den çıkıp Mekkeh’ye doğru yola çıkan o insanlar Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselamı görmeden önce , o cin Peygamber efendimiz İsâ aleyhisselam’ı görmüş ve ona iman etmiştir.

Fakat cinin sesini duyan kişi Mekkeh’ye girdikten sonra Peygamber efendimizi sormuş, onunla tanışıp görüştükten sonra iman edip müslüman olmuştur.
 

!!!_YµSµF_!!!

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
28 Ocak 2007
Mesajlar
1,077
Puanları
0
Paylaşimin Için Tşkler
 
Üst