İmam-i Âzam’dan Tavsİyeler | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

İmam-i Âzam’dan Tavsİyeler

kul emir

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
17 Haz 2006
Mesajlar
2,862
Puanları
0
1) Ancak ilmi bir ihtiyaçtan dolayı devlet başkanı ile yakın ilişki içinde ol. Onun yanında ateş içerisinde imiş gibi ol. Çünkü sultan kendisi için istediğini başka hiç kimse için istemez.

2) Devlet başkanı sana bir mesele arzettiğinde, söylediklerini kabul edeceğine kani olmadıkça, o meseleyi çözmeyi kabul etme.

3) Avamın (sıradan seviyesiz ve bilgisiz insanların) arasında, sorulmadan rastgele konuşma.

4) Avamın ve tacirlerin yanında ilme ve dine ait olmayan sözlerden kaçın ki, mala rağbet ve sevgin üzerinde durulmasın.

5) Avam arasında ne gül, ne de tebessüm et, yılışık olma.

6) Gereksiz yere çarşıya - pazara sıkça çıkma.

7) Olgunluğa erişmemiş yeni yetişmelerle çok konuşma, senli benli olma.

8) Sokaklarda, mescidlerde yeyip içme. Yol kenarlarındaki çeşme ve sulardan su içme.

9) Yol ortasında oturma. Yok illâ da oturacaksan hiç olmazsa mescidlerde otur.

10) Dükkanlarda oturma.

11) İpek ve ipek karışımı elbiseleri giyme, ahmaklığa yol açar.

12) Evlilik hayatının tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek duruma gelmedikçe evlenme. Önce ilim taleb et, sonra helâl mal kazan, sonra da evlen.

13) Gençliğinde hep ilimle uğraş. Çünkü gençlik, gönlün ve zihnin boş ve temiz olduğu andır.

14) Her daim Allah'tan kork, emaneti edâ et, seviyeli seviyesiz tüm insanlara nasihat et.

15) Hiç kimseyi küçük görme. Kendi vakarını tanıdığın gibi başkalarının vakar ve haysiyetini de tanı.

16) Bilgisiz kişilerle özellikle dini konularda tartışmaya girme.

17) Tartışma kurallarına uymayanlar ve çıkar elde etmek için tartışanlarla tartışma.

18) Her kim sana soru sorarsa, sadece sorusuna cevab ver. Meseleyi fazla dağıtma.

19) Kazançsız ve azıksız on yıl da kalsan ilimden yüz çevirme. Çünkü ilimden yüz çevirdiğinde maişet derdi, geçim sıkıntısı sana musallat olur.

20) Talebelerine, sanki onlar senin çocuklarınmış gibi eğil ki, onların ilme arzuları artsın.

21) Hakkı söyleme konusunda sultan dahil hiç kimseden korkma.

22) İnsanların hatalarının ardına düşme, aksine onların güzelliklerini gör. Ancak dini konularda hatalarını gördüklerini diğer insanlara bildir ki ondan sakınsınlar ve ona uymasınlar. Bu konuda hiç kimsenin makam ve mevkisinden çekinme ki, hiç kimse dini bozmaya, bidatleri hortlatmaya cesaret edemesin. Çünkü Allah bu konuda senin ve dinin yardımcısıdır.

23) Senden başkalarının yaptığından daha çok ibadet ve taatte bulunmaya çalış ki, ilmin meyveleri üzerinde görülsün.

24) Alimleri bulunan bir yere vardığında orada sadece sen varmış havasına bürünme. Halkı etrafına toplayıp çekip çevirmeye kalkışma. Onların hocalarına dil uzatma. Lüzumsuz ve yersiz tartışmalara girme. Delilsiz, kaynaksız konuşma. Onlardan biri imic gibi ol. Yoksa sana hased ederler.

25) Allah için, hep göründüğün gibi ol. Nasılsan öyle görün.

26) Tartışma anında korkak olma. Yoksa bildiklerini karıştırırsın, dilin tutulur kalır.

27) Çok gülmekten sakın, çünkü o kalbi öldürür.

28) Ancak ağır başlı bir şekilde yürü. Hoppa ve kaypak olma.

29) İşlerinde aceleci olma.

30) Biri arkandan çağırınca ona kulak verme. Çünkü arkalarından ancak hayvanlar çağırılır.

31) Konuşurken bağırıp çağırma. Lüzumsuz yere sesini yükseltme. Sakin ve ağırbaşlı ol.

32) Yalnız kaldığında olduğu gibi insanların yanında da Allah'ı zikret.

33) Namazlardan sonra kendine ait bir virdin (Allah’ı zikir, şükür, Kur’ân tilaveti ve duâ) olsun.

34) Her ay oruç tutacağın belirli günlerin bulunsun. Bu konuda başkaları seni örnek alsın.

35) Mecbur kalmadıkça alış-veriş işleri ile uğraşma. Bu işlerini güvendiğin kişilere gördür.

36) Kendini kontrol et, başkalarını gözet ki, ilmin ile hem dünyan hem de ahiretinden yararlanılsın.

37) Dünyalıklarına ve bulunduğun haline güvenme. Çünkü Allah tüm bunlardan seni hesaba çekecektir.

38) Ölümü çokca hatırla.

39) Hocaların için duâ ve istiğfarda bulun.



40) Kabirleri, ilmi ile amel eden zatları ve mübârek yerleri çokca ziyaret et.

41) Dine dâvetin dışında hevâ ve heves ehli ile düşüp kalkma. Oyun oynama. Sövüp sayma.

42) Ezan okunduğunda hemen mescide koş.

43) İnsanların sırlarını açığa vurma.

44) Seninle isticare edenle sen de isticare et, ancak rastgele insanlarla de il, seni Allah’a yaklaştıracağını bildiğin kişilerle.

45) Cimrilikten sakın. Aç gözlü ve yalancı olma. Saçmalama. Her işinde mürüvvetini, insanlığını muhafaza et.

46) Her halukâda beyaz, açıkrenkli elbise giy.

47) Dünyaya çokca haris olma, gönül zenginliği içinde ol. Fakir olsan bile kanaatkârlığını, gönül zenginliğini ortaya koy.

48) Eşyalarını rastgele insanlara değil, güvendiğin kişilere teslim et. İşlerini de onlara gördür.

49) Şu adinin bayağısı olan dünyayı hep hakir gör, geçici olduğunu aklından çıkarma. Allah katında olanın daha hayırlı ve daha kalıcı olduğunu unutma.

50) Bir toplum seni öne geçirmedikçe, ne namazda ne de başka işlerde onların önüne geçme.

51) İlim meclislerinde kızma, kendini bilgisizlerle ölçme.

52) Bu öğütlerime sarıl ki, Allah'ın izni ile önünde sonunda ondan faydalanasın. Beni de duândan unutma. Ben ancak senin ve müslümanların maslahatları, yararlanmaları için bu tavsiyeleri yaptım.
 
B

BeHReM

Misafir
Allah razı olsun emir hattap
 

kul emir

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
17 Haz 2006
Mesajlar
2,862
Puanları
0
cümlemizden inşallah
 

Samsa

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
5 Eyl 2007
Mesajlar
16
Puanları
0
Yaş
33
İmam-ı Azam’dan nasihatler

Oğlum!
Sana ilk vasiyetim, takvaya riayet etmendir.
Vasiyetler arasında önce takvanın zikredilmesinin sebep ve hikmeti, tatların en üstünü olmasıdır. Takva ile temizlenip tatla süslenirsin.
Cenab-ı Hakk’ın “Allah katında en üstün olanınız, (O’nun yasaklarından) en çok korkanınızdır.” ayeti kerimesiyle, Resûl-i Zîşan’ın “Sen takvaya riayet et, muhakkak takva, bütün güzellikleri cami (toplayıcı) ve önemli bir ibadettir.” mealindeki hadis-i şerifi takvanın değerini göstermiş bulunmaktadır.

Takva, ahirette zararlı olan her türlü kötülükten sakınmaktır. “Ey iman edenler! Allah’tan gereği gibi korkunuz.” ayetinden anlaşılan gerçek takva da budur. Dikenli arazide yalınayak yürüyen kişinin sakındığı gibi, her çeşit günahtan sakınmak gereklidir. Küçük günahları küçümsememek gerekir. Zira görünen büyük dağlar, küçük taşların birikmesiyle bir araya gelmiştir.

Rivayete göre, bir adam Hz. Ali’ye (ra) gelerek; Sana sormak istediğim dört sualim var demiş:

- Vacip nedir? Vacipten evvel vacip nedir?

- Yakin nedir? Yakinden yakin nedir?

- Acayip nedir? Acayipten daha acayip nedir?

- Zor nedir? Zordan daha zor nedir? Hz. Ali (ra) cevaben:

- Tövbe etmek vaciptir, günahları terk ise ondan evvel vaciptir.

- Kıyamet yakındır, ölüm ondan daha yakındır.

- Dünya acayiptir, dünyayı sevmek ise ondan daha acayiptir.

- Kabir zordur, azıksız, amelsiz kabre girmek ondan daha zordur, buyurmuştur.

Oğlum!

Öğrenmek mecburiyetinde olduğun bir meseleyi bilmemeye devam ve ısrar etme. Muhtaç olduğun meseleyi öğrenmek maksadıyla alimlere müracaat ederek öğren.

İnsanlara karışmak bir şey ifade etmez, ancak sermayesi kîl u kâl (dedikodu) olan, hezeyan ve alay ifade eder. Sen insanlarla arkadaşlık yapma, meğer ki ilim öğrenmek veya bir fena durumu ıslah için ola.

Hiçbir şahısla fazla samimi olma, ancak din ve dünya işlerini yerine getirmekte samimi olup görüşebilirsin.

Adaleti önce kendi sözünde, işinde, nefsinde tatbik et, adaletli ol.

Hz. Ali (ra) şöyle buyurdu:

“Adalet güzeldir. Lakin emirlerde daha da güzeldir. Cömertlik güzeldir, lakin zenginlerde daha da güzeldir. Sabır güzeldir, fakirlerde daha da güzeldir. Haya güzeldir, kadınlarda daha da güzeldir.”

Ne bir Müslüman hakkında, ne de bir zimmi Hıristiyan veya Yahudi hakkında, sözünle veya işinle düşmanca muamele etme.

Cenab-ı Hakk’ın sana vermiş olduğu rızka, yaptığı taksimata rıza göster. Sana ayırdığı mal olsun, makam ve mansıp olsun hakkına razı ol.

Darb-ı meselde vârid olmuştur ki: “İnsanların hayırlısı kanaatkâr olanıdır. Fakirliğin en fenası, zenginlere yaltaklık (müdahane) etmektir.”

Elinin altında mevcut olan rızkı, istikbalindeki durumunu nazarı itibara olarak tedbirli harca. Ta ki insanlardan müstağni olasın.

Hiç kimseye muhtaç olmamak ve bu şekilde davranmak, israf etmemekle mümkün olur. Ne israf, ne cimrilik, her ikisi de beğenilmez.

İnsanların tepeden hakaretamiz şekildeki bakışlarını üzerine çekme.
 
Üst